Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

9 yıl sonra 12 dakika

Yayınlanma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’de hükümeti kurmakla görevlendirilen Likud Partisi Genel Başkanı Binyamin Netanyahu ile 2013’ten bu yana ilk kez telefonda 12 dakika süren bir görüşme yaptı.

İki liderin telefon görüşmesi, Netanyahu’nun İsrail seçimlerindeki zaferinden birkaç hafta sonra gerçekleşti. İsrail basınına göre görüşme, 12 dakika sürdü. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, İsrail’de hükümeti kurmakla görevlendirilen Binyamin Netanyahu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı telefonla arayarak, İstanbul’daki terör saldırısı nedeniyle başsağlığı diledi. Binyamin Netanyahu ayrıca Türkiye’nin Rusya-Ukrayna arasındaki arabuluculuk çabalarının dünya için önemli olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Binyamin Netanyahu’ya taziye için araması dolayısıyla teşekkür ederek, iki gün önce Batı Şeria’da yaşanan olayın da kendilerini üzdüğünü dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail’deki seçim sonuçlarının ülke ve bölge için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu. Türkiye ile İsrail ilişkilerinde iki tarafın da sergilediği güçlü irade sayesinde yeni bir döneme girdiklerini belirten Erdoğan, ilişkileri karşılıklı çıkarlar temelinde hassasiyetlere saygı göstererek devam ettirmenin ve sürdürülebilir bir zeminde güçlendirmenin ortak menfaat olduğunu ifade etti.

Ne olmuştu?

Türkiye-İsrail ilişkileri 2009’daki Davos Zirvesi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘One Minute’ çıkışından sonra bozulmuş, 2010’daki Mavi Marmara baskını da diplomatik ilişkilerin tamamen kopmasına yol açmıştı. Netanyahu’nun, dönemin ABD Başkanı Obama’nın baskısıyla Erdoğan’dan özür dilediği telefon görüşmesi iki liderin bugüne kadarki son teması olmuştu. Bu görüşmeden sonra karşılıklı büyükelçiler atanmış ancak Ankara, ABD’nin 2018’de büyükelçiliğini Kudüs’e taşımasını protesto eden Filistinlilere İsrail askerinin ateş açarak 60 kişinin ölümüne yol açması nedeniyle büyükelçisini geri çağırmış ve İsrail’den benzer bir adım atmasını istemişti.

Bu tarihten beri diplomatik temasın olmadığı iki ülke arasında geçen yıl başlayan ‘normalleşme’ girişimleri İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un Mart ayında Türkiye’yi ziyaret etmesi ile ete kemiğe bürünmüş ve iki ülke karşılıklı büyükelçi atamıştı.

DİPLOMASİ

Azerbaycan ile AB arasında “kısa vadeli sözleşme” gerilimi

Yayınlanma

Azerbaycan, AB’yi, ülkesinden bloğa yakıt ihracatını artırmasını istemesine rağmen sadece kısa vadeli gaz anlaşmaları yaparak ülkesine bir “itfaiyeci” gibi davranmakla suçladı.

Azerbaycan’ın AB Büyükelçisi Vaqif Sadiqov Financial Times’a (FT) yaptığı açıklamada, Bakü’nün Hazar Denizi’ndeki gaz üretimini artırmak ve AB’nin ek talebini karşılamak için gerekli finansmanı sağlamak amacıyla uzun vadeli sözleşmelerin kesinliğine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Sadiqov, “Sadece üç ila altı aylığına gaz gönderen bir itfaiyeci olamayız. Hazar Denizi’nin derinliklerinde sondaj yapmak üzere finansman için bankalara gidebilmemiz için sözleşmelere ihtiyacımız var,” dedi.

2022 yılında Brüksel ve Bakü, Azerbaycan’ın AB’ye yıllık gaz ihracatını 2027 yılına kadar geçen yılki 11,8 milyar metreküp seviyesinden 20 milyar metreküpe çıkarmak için bir anlaşma imzaladı. 

Avrupa Komisyonu ile hedefe nasıl ulaşılacağı konusunda “derin tartışmalar” yapılmasına rağmen Sadiqov, AB operatörlerinin, bloğun fosil yakıt tüketimini azaltma ve 2050 yılına kadar net sıfır sera gazı emisyonuna ulaşma çabası nedeniyle uzun sözleşmeler imzalamaya isteksiz olduklarını söyledi.

AB yetkilileri, ticari anlaşmaları yapmanın ulusal hükümetlerden ziyade şirketlere bağlı olduğunu söyleüyor. Daha önce bloğun en büyük tedarikçisi olan Rusya’nın, AB’nin Ukrayna’ya verdiği desteğe misilleme olarak gaz akışını kademeli olarak kesmeye başlamasından bu yana yeni doğal gaz kaynakları bulmak AB için kritik hale geldi.

Büyük ölçüde petrol ve doğalgaz gelirlerine dayanan Azerbaycan, bu yıl kasım ayında BM’nin yıllık COP iklim zirvesine ev sahipliği yapacak.

Bazı diplomatlar ve müzakereciler, ülkenin fosil yakıtlardan nasıl uzaklaşılacağı sorusunu ele alma konusunda isteksiz olduğu yönündeki endişelerini özel olarak dile getirdiler.

Azerbaycan hükümetinin rakamlarına göre ocak ve haziran ayları arasında Azerbaycan AB ülkelerine toplam üretiminin yaklaşık dörtte biri olan 6,4 milyar metreküp gaz ihraç etti. Son üç yılda Azerbaycan AB’ye gaz akışını yüzde 12 oranında artırdı.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev geçen hafta Avrupalı liderlerin katıldığı bir zirvede AB’ye ihracatın bu yıl 13 milyar metreküpe ulaşacağını söyledi.

Aliyev daha önce ülkenin fosil yakıt rezervlerini “tanrıların bir armağanı” olarak nitelendirmişti.

2027 hedefine ulaşmak için Azerbaycan ve Avrupa arasındaki Güney Gaz Koridoru’ndaki (SGC) boru hatlarının da genişletilmesi gerekecek.

Brüksel, 2021 yılında AB bütçesinin fosil yakıt altyapısına harcanmasını engelleyen kural değişiklikleri nedeniyle projeyi finanse edemiyor.

Avrupa Yatırım Bankası da benzer kısıtlamalara sahip. Bir AB yetkilisi, “Azerbaycan’a çok ilginç bir pazar sunuyoruz ama bunu finanse edemeyiz,” dedi.

Güney Gaz Koridoru şirketi, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası’nın (EBRD) potansiyel desteğiyle bir yatırım planı üzerinde çalışıyor. Fakat EBRD, projenin finanse edilebilmesi için 2015 Paris iklim anlaşmasının hedefleriyle uyumlu olması gerektiğini söyledi. 

Azerbaycan’ın devlete ait enerji şirketi Socar, 2025’ten itibaren gaz arzını artırmak için Brüksel ve AB ülkeleriyle “çoklu görüşmeler” yaptığını söyledi.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Harris ve Vance, Netanyahu’nun Kongre konuşmasını dinlemeyecek

Yayınlanma

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmek ve ABD Kongresi’ne seslenmek için Washington’a gitti.

Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in, Netanyahu’nun Kongre’nin her iki kanadında yapacağı ortak konuşmaya katılmayacağı fakat İsrail Başbakanı ile bu hafta Beyaz Saray’da ayrı bir ikili görüşme gerçekleştireceği belirtiliyor.

Politico’ya konuşan bir danışmana göre Harris, Netanyahu ile yapacağı bire bir görüşmede “İsrail’in güvenliğine ve kendini savunma hakkına” olan bağlılığını yinelemeyi planlarken, bunun yanı sıra “İsrail’in güvende olduğu, tüm rehinelerin serbest bırakıldığı, Gazze’deki Filistinli sivillerin çektiği acıların sona erdiği ve Filistin halkının onur, özgürlük ve kendi kaderini tayin hakkından yararlanabildiği bir şekilde savaşın sona ermesinin zamanının geldiği yönündeki görüşünü” iletecek.

Harris’in ofisine yakın bir kişi, başkan yardımcısının hükümetin Netanyahu’ya karşı “daha sert” olması gerektiğine inandığını söyledi. Bu kişiye göre Harris, “uzun vadeli bir barış ve iki devletli çözüm arayışında daha etkin olunması” çağrısında bulundu.

Öte yandan Donald Trump’ın başkan yardımcısı adayı Ohio Senatörü JD Vance de Netanyahu’nun Kongre’deki nutkunu dinlemeyecek.

Trump’ın kampanyasının üst düze danışmanı Jason Miller The Hill’e yaptığı açıklamada Vance’in “Cumhuriyetçilerin Başkan Yardımcısı adayı olarak yerine getirmesi gereken görevleri” olduğunu söyledi. 

Miller, “Senatör Vance, vatanlarını savunmak, terör tehditlerini ortadan kaldırmak ve rehin tutulan vatandaşlarını geri getirmek için verdikleri mücadelede kararlılıkla İsrail halkının yanındadır. Fakat Başbakan Netanyahu’nun Kongre’de yapacağı konuşmaya katılmayacaktır,” dedi.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Ukrayna, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını erteledi

Yayınlanma

Ukrayna, özel alacaklılarıyla borç geri ödemelerini ertelemek üzere bir anlaşma yaptı.

Anlaşma uyarınca, aralarında BlackRock, Amundi ve Amia Capital’in de bulunduğu dünyanın önde gelen yatırım fonlarından bazıları, mevcut tahvillerini 12 yıla kadar vadeli yeni tahvillerle değiştirerek 23,4 milyar dolarlık alacaklarının büyük bir kısmını fiilen silecek.

Yeni tahviller, Ukrayna’nın önümüzdeki yıllarda karşı karşıya kalacağı ödemelerin büyük kısmını erteleyecek şekilde yapılandırıldı.

Böylelikle 2033 yılına kadar geri ödemesi gereken miktar yüzde 75 oranında azaltılmış oldu.

Politico‘nun haberine göre Ukrayna Maliye Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Anlaşma, önümüzdeki 3 yıl içinde 11,4 milyar dolar ve 2033 yılına kadar 22,75 milyar dolar net borç servisi tasarrufu sağlayacak. Bu da savunma ve sosyal harcamalara yönlendirilebilecek hayati mali kaynakları serbest bırakacak,” ifadelerine yer verildi.

Rusya’nın askeri müdahalesinin hemen ardından ilan edilen dış borç ödemelerinin dondurulması kararının ağustos ayı başında sona erecek olması nedeniyle iki taraf bir anlaşmaya varma baskısı altındaydı.

Temerrüt riskinin, Ukrayna’nın Batılı devletlerle ve Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilişkilerini kötü bir şekilde karmaşık hale getirme ihtimali bulunuyordu.

Anlaşma şu ana kadar bir ‘Prensip Anlaşması’ niteliğinde ve hukuki olarak yürürlüğe girmesi için tahvil sahiplerinin üçte ikisi tarafından onaylanması gerekiyor.

Buna göre, Ukrayna’nın özel alacaklıları yüzde 37’lik nominal bir ‘saç tıraşını’ kabul edecek ve Ukrayna’nın borç stokunun 8,5 milyar dolardan fazlasını silecek.

Anlaşma aynı zamanda tahvil sahiplerine, Ukrayna ekonomisinin şu anda beklenenden belirgin bir şekilde daha iyi olması halinde uzun vadede daha yüksek bir iyileşme imkanı sunuyor.

Buna ek olarak Batılı hükümetler, kendi vergi mükelleflerinin parasına dokunmadan Ukrayna’ya mali desteği artırmanın yeni yollarını arıyor.

G7 maliye bakanları, çarşamba günü bir araya gelerek Rusya’nın dondurulan varlıklarından elde edilecek gelirle Ukrayna’ya 50 milyar dolar daha kredi verilmesini karara bağlayacak.

Ancak Kiev’in de kendi payına düşeni yapması gerekiyor. Geçtiğimiz hafta hükümet, zaten zor durumda olan halkın vergilerini 140 milyar grivna (3,4 milyar dolar) artıracak yasayı parlamentoya sundu.

Ukrayna hükümeti, halihazırda iç gelirinin büyük bir kısmını askeri ihtiyaçlara yönlendirirken, emeklilik ve kamu sektörü maaşları gibi kalemlerdeki cari harcamaları ödemek için Batı’dan gelen parayı kullanıyor.

Ekonomi Bakan Yardımcısı Tetyana Berejna’ya göre ülkenin 2021 yılında 11,5 milyon kayıtlı sivil işgücü vardı; şimdi bu rakam dokuz milyona geriledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English