Rusya
AB, Güney Kore’nin Rusya ile “yakınlaşmasından” endişeli

Financial Times’a konuşan Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya ile yakınlaşmasından ve Seul’ün ortak olarak güvenilirliğinden endişe duyuyor. Güney Kore gemisinin Kuzey Deniz Yolu’nu kullanması ve Rusya’ya 176 bin tondan fazla yakıt gönderilmesi kaygıları büyüttü.
Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya’ya yaklaşmasından endişe duyuyor ve Seul’ün güvenilir bir ortak olup olmadığını sorguluyor.
Financial Times (FT) gazetesinin Avrupalı yetkililere ve analistlere dayandırdığı haberine göre, Avrupa Birliği (AB) başkentlerinde Seul’ün Moskova ile kurduğu temaslar yakından izleniyor.
Rahatsızlığın ilk somut işaretlerinden biri, Güney Kore bandıralı PanStar Acro konteyner gemisinin Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca uzanan Kuzey Deniz Yolu üzerinden yaptığı ilk sefer oldu.
Gazetenin aktardığına göre AB, bu seferi “Seul’ün Moskova’ya doğru diplomatik ve ticari yatışı” olarak değerlendiriyor.
Üstelik gemi ekim ayında Güney Kore’ye döndüğünde, mürettebatı bizzat Devlet Başkanı Lee Jae-myung karşıladı.
Arktik Okyanusu’ndan geçen Kuzey Deniz Yolu, Avrupa ile Asya-Pasifik bölgesini birbirine bağlayan en kısa deniz güzergahı. Bu rota, Süveyş Kanalı geçişine kıyasla Avrupa yolculuğunu yaklaşık on gün kısaltıyor. Ancak FT’nin işaret ettiği üzere, bu hattı kullanmak Moskova ile sıkı bir işbirliği gerektiriyor.
Avrupalı diplomatların kaygılarını artıran bir diğer gelişme de yakıt sevkiyatı haberleri oldu. Temmuz ve ağustos aylarında Güney Kore’den Rusya’ya çoğu dizel olmak üzere 176 bin tondan fazla yakıt gönderildiği bildirildi.
Seul’de görev yapan ve adı açıklanmayan bir Avrupalı diplomat, gazeteye yaptığı değerlendirmede iki taraf arasındaki bakış farkını şu sözlerle özetledi:
“Güney Koreliler aslında bizimle tam anlamıyla aynı kafada değil. Ukrayna’daki çatışmanın sonsuza dek sürmeyeceği varsayımıyla hareket ediyorlar ve çatışma biter bitmez Rusya ile işbirliğine bir an önce dönmek istiyorlar.”
İstihbarat bağlantılı enstitüden Moskova açılımı
Hankuk Yabancı Diller Üniversitesi Uluslararası Politika Profesörü Mason Richey’ye göre, Moskova ile Seul arasındaki ilişkiler geçen yılın sonbaharından beri “sessiz sedasız” iyileşiyor.
Ülkenin istihbarat teşkilatıyla bağlantılı Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü (INSS), Kasım 2025’te Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi ile kapalı kapılar ardında bir konferans düzenledi. Haziran ayında ise INSS Başkanı Kim Sung-bae, Rus temsilcilerle stratejik diyalog yürütmek üzere Moskova’yı ziyaret etti.
Başkanlık sarayındaki kadro tercihleri de bu yönelimi destekliyor. Lee, ekim ayında iktidardaki Demokratik Parti’nin eski lideri Song Young-gil’i barış diplomasisi özel danışmanlığına atadı.
Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini savunan Song’un bu göreve getirilmesini değerlendiren Richey, bu yaklaşımı benimseyenlerin devlet başkanı üzerindeki nüfuzunun arttığını, Batılı ortaklarla işbirliğine odaklanan bazı yetkililerin ise güç kaybettiğini belirtiyor.
Avrupa’da asıl hoşnutsuzluk yaratan başlıkların başında, Seul’ün bilgisayarlı sayısal kontrol (CNC) tezgahlarına yönelik ihracat kısıtlamalarını “yeterince sıkı” uygulamaması geliyor.
Geçen yılın şubat ayında iki Güney Koreli girişimci, Rusya’ya 5,5 milyon dolar değerinde CNC tezgahını yasadışı yollarla ihraç etmekle suçlandı.
Yargılama sonucunda girişimcilere birer yıl ertelenmiş hapis cezası verilirken, şirkete yalnızca 30 bin dolar para cezası kesildi.
Güney Kore Dışişleri Bakanlığı ise Moskova ile aşırı yakınlaşma iddialarını reddetti. Bakanlık, “Bazı çevrelerde dile getirilen, Güney Kore’nin Rusya tarafına fazlasıyla meylettiğine dair endişeler gerçeği yansıtmıyor” açıklamasını yaptı.
Seul yönetimi, Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesi ve barışın yeniden tesisi için yürütülen uluslararası çabaları desteklediklerini de vurguladı.
Esir asker krizi Seul ile Kiev’i kopma noktasına getirdi
Moskova ile temasların arttığı bu dönemde, Güney Kore ile Ukrayna arasındaki ilişkiler Kuzey Koreli savaş esirleri yüzünden bozuldu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, esir alınan iki Kuzey Kore askerinin Seul’e teslim edildiğini duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung ise bu bilginin açıklanmasının esirlerin ailelerinin güvenliğini ve Kore Yarımadası’ndaki istikrarı tehlikeye attığını belirterek Kiev’i gizlilik mutabakatını ihlal etmekle suçladı.
Lee, 2 Ekim’de Ukrayna’yı uyardı ve Kiev’in mutabakat ihlalini kabul edip özür dilememesi halinde misillemede bulunacaklarını açıkladı.
Seul daha sonra Ukrayna’dan özür mesajı ulaştığını doğruladı ama bunu yeterli görmedi.
Kiev yönetimi ise herhangi bir anlaşmayı ihlal ettiği iddiasını reddediyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhiy Tıhıy, anlaşmazlığın gizlilik şartlarının farklı yorumlanmasından kaynaklandığını söyledi.
Tıhıy’ın anlatımına göre, Kuzey Korelileri kendi anayasası uyarınca vatandaşı sayan Güney Kore, esirlerin kendilerine verilmesini bizzat talep etti; Ukrayna tarafı da iyi niyet göstergesi olarak bunu kabul etti.
Kriz kısa sürede diplomatik temsiliyetin daralmasına yol açtı. Güney Kore 8 Ekim’de Ukrayna’daki büyükelçisini geri çağırdı; ardından Kiev’in sorunu çözmek için olumlu adım atmadığını ve hava saldırısı tehdidini gerekçe göstererek diplomatik misyon personelini daha da azaltmaya karar verdi.
Dışişleri Bakanı Cho Hyun, 27 Ekim’de Ukrayna’dan sekiz diplomatik personelin geri çekildiğini duyurdu. Büyükelçilik şu anda geçici maslahatgüzar yönetiminde çalışmalarını sürdürüyor.
Gerilim bununla da sınırlı kalmadı; Dışişleri Bakanı Cho Hyun, önceki gün yaptığı açıklamada anlaşmazlığın daha da tırmanması halinde Ukrayna ile diplomatik ilişkileri kesebileceklerini söyledi.
Meclis Dışişleri ve Birleşme Komisyonu toplantısında konuşan Bakan, “Gerilim tırmanmaya devam ederse, sanırım böyle bir ihtimal de var” dedi.
Rusya
Rus iş dünyasından ABD yaptırımlarına karşı geçici muafiyet adımı

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği, Washington’ın uyguladığı yaptırımların en azından geçici olarak askıya alınması için lisans başvurusunda bulunmaya hazırlanıyor. Girişim, ABD Hazine Bakanlığının Rus dizeli işlemlerine olanak sağlayan geçici lisansının ardından gündeme geldi.
Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP), ABD yaptırımlarının en azından geçici olarak kaldırılması amacıyla Washington yönetimine başvurmaya hazırlanıyor.
Açıklamayı yapan RSPP Başkanı Aleksandr Şohin, bu yöndeki bir adımın ikili ilişkilerin seyrine olumlu yansıyacağını savundu.
Şohin, kurum içi değerlendirmeyi aktarırken meslektaşlarına lisans başvurusu yapma zamanının geldiğini söylediğini belirtti.
RSPP Başkanı, “ABD tarafından RSPP’ye uygulanan yaptırımların en azından geçici olarak kaldırılması amacıyla lisans talebinde bulunma zamanı geldi. Eğer bu gerçekleşirse, dizel anlaşmasının yakın gelecekte ilişkilerimizdeki tek olumlu gelişme olarak kalmayacağına dair iyi bir işaret olacak” ifadelerini kullandı.
Rus dizelinin ABD ve dünya pazarlarına sevkiyatına ilişkin uzlaşma, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki telefon görüşmesinin ardından 9 Ekim’de duyurulmuştu.
ABD Hazine Bakanlığı, Rus dizeliyle bağlantılı işlemlerin yürütülebilmesi için 7 Nisan 2027 tarihine kadar geçerli geçici bir genel lisans yayımladı.
RSPP Ağustos 2023’ten bu yana yaptırım listesinde
RSPP, ABD’nin yaptırım listesine Ağustos 2023’te dahil edildi. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), birliğe yönelik kısıtlamaların gerekçesi olarak bünyesindeki yapıların “ithal ikamesini, teknolojik bağımsızlığı ve teknolojik kalkınmayı desteklemesini” ve yaptırımlara karşı alınan önlemlerle bağlantılı olmasını gösterdi.
Öte yandan The New York Times gazetesinin haberine göre Trump yönetimi, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) üzerindeki yaptırımların kaldırılması olasılığını da ele alıyor.
Gazete, Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev’in yönettiği fona yönelik kısıtlamaların kaldırılması talebinin, Rus dizelinin ABD’ye ulaştırılmasında fonun rol almasına dair kapsamlı müzakereler çerçevesinde gündeme geldiğini öne sürdü.
Amerikalı bir yetkili gazeteye yaptığı açıklamada, yönetimin RDIF başvurusunu standart prosedür kapsamında değerlendirdiğini bildirdi.
Habere göre fonun listeden çıkarılması için, başlangıçta getirilen yaptırım gerekçelerinin artık geçerli olmadığını kanıtlaması gerekiyor.
RDIF ve Dmitriyev, ABD yaptırımları kapsamına Şubat 2022’nin sonunda alındı. Washington yönetimi o dönemde fonu Rus ekonomisine yabancı yatırım çekme aracı olarak nitelendirdi ve faaliyetlerini Kremlin’in çıkarlarıyla ilişkilendirdi.
Suçlamaları karalama olarak nitelendiren RDIF ise haklarını ve itibarını mahkemeler dahil olmak üzere hukuki yollarla koruyacağını açıkladı.
Batı yaptırımlarını hukuka aykırı saydığını belirten Moskova yönetimi, kısıtlamaların meşruiyeti bulunmadığını savunuyor.
Rusya Devlet Başkanı Putin, ülkeye yönelik 30 binden fazla kısıtlama kararı alındığını, bu sayının dünyadaki diğer tüm devletlere yönelik yaptırımların toplamının neredeyse iki katı olduğunu dile getirdi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da 2025 yazında yaptığı açıklamada, Rus ekonomisinin kısıtlamalara uyum sağladığını ve yaptırım baskısına karşı “belirli bir bağışıklık” geliştirdiğini söyledi.
Rusya
Putin, doğalgaz krizine karşı yaptırımların kalkmasını istedi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel gaz piyasasındaki arz açığı ve yüksek fiyatlar karşısında yaptırımların kaldırılmasını ve çatışmaların durdurulmasını istedi. Avrupa’nın Rus gazını keserek kendi sanayisini vurduğunu savunan Putin, ABD ile Kuzey Kutbu’nda ortak projeler yürütme ihtimalini değerlendirdiklerini söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’da düzenlenen Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF) zirvesinde küresel enerji piyasalarındaki sarsıntıyı değerlendirdi.
Tedarik zincirlerindeki aksamalar, değişen sevkiyat güzergahları ve teknolojiye erişim engellerinin sektörü derinden etkilediğini belirten Putin, piyasayı yatıştırmak için çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılması çağrısında bulundu.
Dünyanın önde gelen gaz üretim merkezlerinden birinde tırmanan gerilimin tabloyu ağırlaştırdığını ifade eden Putin, Avrupa’ya uzanan Rus doğalgaz boru hatlarına yönelik terör eylemlerini hatırlattı.
Bazı devletlerin doğalgaz sektörü için ekipman ve teknoloji alımına getirdiği kısıtlamaların piyasadaki belirsizliği tırmandırdığını dile getirdi.
Bu gelişmeler nedeniyle küresel doğalgaz fiyatlarının hızla fırladığına dikkat çeken Rus lider, maliyetlerin aynı hızla eski seviyesine dönebileceği uyarısını yaptı. Putin’e göre bütün bu etkenler bir araya geldiğinde, uluslararası doğalgaz piyasasındaki öngörülemezlik giderek derinleşiyor.
Sektörün önündeki en büyük engeli yakıt sevkiyatındaki kesintiler olarak tanımlayan Putin, çok kısa bir zaman diliminde piyasadan yüklü miktarda arzın çekildiğini söyledi.
“Üstelik talep hiçbir yere kaybolmadı” diyen Rus lider, doğalgaza yönelik küresel talebin ilerleyen dönemde artmayı sürdüreceğini vurguladı.
Sorunun çözümü için mevcut taşıma güzergahlarının gözden geçirilmesini ve yeni sevkiyat hatlarının planlanmasını önerdi.
Bu süreçte enerji ihracatçısı ülkelerin coğrafi konumlarının ve kendi aralarındaki karşılıklı takas ya da ticaret imkanlarının mutlaka hesaba katılması gerektiğini dile getirdi.
Üretici ülkelere de piyasaya yeterli arz sağlama ve tedarik istikrarını koruma çağrısı yaptı.
Novak açıkladı: Rusya ABD’ye dördüncü dizel tankerini gönderiyor
Piyasaların yeniden dengeye kavuşması ve güvenilir enerji akışının sağlanması için siyasi engellerin temizlenmesi gerektiğini kaydeden Putin, “Süren çatışmaları sona erdirmeyi ve yaptırım rejimlerini kaldırmayı düşünmeliyiz” diye konuştu.
Yaptırımların genellikle haksız rekabet aracı olarak devreye sokulduğunu öne süren Rus lider, bu tür kısıtlamaların eninde sonunda bütün piyasa aktörlerine ağır faturalar çıkardığını ve en büyük zararı bizzat bu kararları alan devletlerin gördüğünü belirtti.
Avrupa ülkelerinin Rus enerji kaynaklarını reddederek kendi sanayilerine ve toplumsal refahlarına darbe vurduğunu ifade eden Putin, Avrupa’nın enerji tercihlerine yönelik değerlendirmesini “Başkasına kuyu kazan kendi düşer” atasözüyle özetledi.
Avrupa Birliği kanadı ise Rus gazı konusundaki mesafesini koruyor. AB Enerji Komiseri Dan Jørgensen, 27 Ekim günü yaptığı açıklamada, Rusya ile Ukrayna arasında olası bir barış anlaşması imzalansa dahi birliğin yeniden Rus gazı almaya niyetli olmadığını duyurmuştu.
Avrupa ile köprülerin atıldığı bir dönemde Putin, Moskova’nın Washington ile temas arayışında olduğunu paylaştı.
Rusya’nın Kuzey Kutup bölgesindeki sahaları işletmek isteyen ülkelerle aktif temas kurduğunu belirten Putin, ABD ile Arktik bölgesinde ortak projeler yürütme olasılığını değerlendirdiklerini açıkladı.
Daha önce sahalarında Avrupalı ve Çinli ortakların kendileriyle birlikte faaliyet gösterdiğini hatırlatan Rus lider, “Şimdi de Amerikalı ortaklarla birlikte çalışma imkanını ele alıyoruz” dedi.
Rusya
Novak açıkladı: Rusya ABD’ye dördüncü dizel tankerini gönderiyor

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, ABD’ye dördüncü dizel tankerinin 28 Ekim’de sevk edildiğini duyurdu. Avrupa’ya gaz arzını sürdürmeye hazır olduklarını belirten Novak, AB’nin alımı durdurması halinde LNG ve boru hattı sevkiyatının yeni pazarlara kaydırılacağını söyledi.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Moskova’da düzenlenen Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu 28. Bakanlar Toplantısı kapsamında küresel enerji ticaretine dair açıklamalarda bulundu.
Novak, ABD’ye dördüncü dizel tankerinin sevk edilmesinden Avrupa’ya doğalgaz ihracatına, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) pazarından Çin ile yürütülen müzakerelere kadar birçok başlığı değerlendirdi.
Novak’ın paylaştığı bilgilere göre, Rus dizel yakıtını ABD’ye taşıyacak dördüncü tankerin 28 Ekim’de yola çıktı. Halihazırda üç dizel tankeri Rus limanlarından ayrılarak seyrine başladı.
Vedomosti gazetesinin aktardığına göre Başbakan Yardımcısı, Demokratların baskısına rağmen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki genel mutabakatın hayata geçirildiğini bildirdi.
Sürecin öncesinde Demokrat Partili senatörler ve Temsilciler Meclisi üyeleri, olası bir soruşturma ihtimaline karşı bankalara ve limanlara mektup göndererek Rusya ile yapılan işlemlere ait kayıtların saklanmasını istemişti.
Novak, ABD’deki bu siyasi muhalefeti eleştirerek, “Genel olarak bakıldığında, ABD halkının çıkarları doğrultusunda konuşmayan, hatta bu çıkarlara aykırı hareket eden Demokratların tutumu elbette şaşırtıyor” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa Birliği’nin uygulamaya koyduğu ithalat yasağına da değinen Novak, Rus LNG’sinin dünya pazarlarında talep görmeye devam edeceğinden emin olduklarını söyledi.
Tüketimini hızla artıran ülkelerin varlığına işaret eden Başbakan Yardımcısı, Rusya’nın Avrupa ülkelerine gaz arzını sürdürmeye de hazır olduğunu dile getirdi.
Moskova’nın her zaman güvenilir bir tedarikçi olduğunu belirten Novak, “Biz kendi adımıza hazırız. Avrupa satın almazsa gazımızı satacak başka yerlerimiz var” diye konuştu.
Gaz açığı yaşayan Avrupalı tüketicilerin daha pahalı olan LNG için fazladan ödeme yaptığını ifade eden Novak, daha önce mart ayında yaptığı açıklamada da Rusya’nın Avrupa’ya giden LNG sevkiyatının bir kısmını Asya-Pasifik bölgesine yönlendirmeyi planladığını hatırlatmıştı. Bu kapsamda Hindistan, Tayland, Filipinler ve Çin potansiyel alıcılar arasında yer alıyor.
Kuzey Akım ve Kuzey Akım 2 boru hatlarının geleceğine ilişkin beklentilerini de paylaşan Novak, bu hatların stratejik açıdan uzun vadede yeniden talep göreceğini öne sürdü.
Başbakan Yardımcısı 17 Ekim’de yaptığı açıklamada, hatlardan gaz akışını yeniden başlatmanın teknik açıdan mümkün olduğunu belirtmişti.
Dört boru hattından biri sevkiyat için elverişli kalmayı sürdürse de gaz akışının fiilen başlaması Avrupalı tüketicilerin tutumuna bağlı görünüyor.
Novak, Pekin yönetimiyle süren enerji diyaloğuna da temas ederek Çin’in boru hattı yerine LNG ithal ettiği için fazladan maliyete katlandığını kaydetti.
Ekonomik açıdan bakıldığında gaz ve ucuz enerji kaynaklarının yetersizliği nedeniyle bu durumun Çin için çok daha masraflı olduğunu söyleyen Novak, 14 Ekim’de Rusya’nın yeni doğalgaz boru hatları konusunda Çinli ortaklarıyla görüşmeleri sürdürdüğünü açıklamıştı.
Amerika1 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi3 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını6 gün önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Ortadoğu2 hafta önceINSS: ABD gerileyen bir güç; artık etnik Yahudi kimliği demokratik normları önceliyor
Ortadoğu1 hafta önceMısır parlamentosu, Suudi Arabistan’a asker gönderme oylamasını erteledi
Ortadoğu2 hafta önceForeign Policy: Trump Ortadoğu’da mezhep hatlarını yeniden açıyor
Dünya Basını6 gün önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar










