Bizi Takip Edin

Amerika

ICE’ın favori şirketleri ara seçimler öncesinde 12 milyon dolardan fazla bağış topladı

Yayınlanma

ICE’ın faaliyetlerinden en çok kâr eden şirketlerden bazıları olan CoreCivic, Palantir, GEO Group, NANA Regional ve CSI Aviation ile bağlantılı toplam 12 milyon dolarlık bağış tespit edildi.

Emancipator tarafından yürütülen bir araştırma, Başkan Donald Trump’ın Oval Ofis’e geri dönmesinden bu yana yapılan harcamaları kapsıyor.

Bu şirketler, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza’nın (ICE) göçmenleri hedef almak için kullandığı yazılımı geliştiren şirketler.

Göçmenleri diğer ülkelere sınır dışı etmek için kullanılan uçakları ayarlayan da, göçmenlerin tutulduğu büyük gözaltı merkezlerini işleten de bu şirketler.

Burada belirtilen bağışlar yasal görünüyor. Yasa gereği, federal yükleniciler siyasi kampanyalara doğrudan bağış yapamazlar. 

Fakat kendileri için çalışan kişiler ve bağlı siyasi eylem komiteleri (PAC’ler) aracılığıyla seçim kampanyalarını yine de etkileyebilirler.

Daha önceki haberlerde, bu şirketlerin birçoğunun ICE harcamalarını destekleyen yasa tasarıları için lobi faaliyetlerinde bulunduğu belirtilmişti.

Emancipator, bu şirketlerin büyük ölçüde Cumhuriyetçileri desteklemek için bağışta bulunurken, Demokratlara da para aktardığını ortaya çıkardı.

Bazı durumlarda, bu para akışı, Kongre ve Senato seçimlerinin çekişmeli geçtiği ve şirketlerin gözaltı merkezlerine sahip olduğu ya da faaliyet gösterdiği eyaletlerde gerçekleşti.

Emancipator siyasi para akışını izlemek için, The Project on Government Oversight’ın önceki haberlerine dayanan bir şirket listesi kullandı.

Ardından, şirket yöneticilerine ait bağlı PAC’leri ve federal seçim bağış verilerini bağımsız olarak inceledi.

Emancipator’ın bulgularına göre, ICE ile bağlantılı şirketlere bağlı en az 10 yönetici (aralarında bazı eski yöneticiler de bulunuyor) 2025 yılından bu yana 9,7 milyon dolardan fazla siyasi bağış yönlendirdi.

Örneğin, CSI Aviation’ın CEO’su Allen Weh, 250.000 dolardan fazla bağışta bulundu. Bu şirket, ICE’ın sınır dışı etme uçuşlarının çoğunun arkasındaki özne.

Weh’in bağışları, Cumhuriyetçi Ulusal Komite ve Cumhuriyetçilere yakın süper PAC “Our Values” gibi kuruluşlara aktarıldı.

Ayrıca Weh, Ohio’daki Jon Husted ve Arkansas’taki Thomas Cotton gibi Cumhuriyetçi Senato adaylarının kampanyalarına da bağışta bulundu.

ABD’nin en büyük özel gözaltı şirketlerinden biri olan ve 23 ICE tesisini işleten CoreCivic’ten son iki yılda 2,5 milyon dolardan fazla paranın aktarıldığı ortaya çıktı.

Bu para, bir siyasi eylem komitesi (PAC) ve şirkete bağlı yöneticiler adına kampanya finansmanı makbuzlarında ve 527 bildirimlerinde belirtilen siyasi harcamaları temsil ediyor.

Bir 527 beyanına göre, CoreCivic son iki yıl içinde Cumhuriyetçi Valiler Derneği’ne 675.000 dolar aktardı. Aynı yıllarda CoreCivic, Demokrat Valiler Derneği’ne de 330.000 dolar aktardı.

Valiler, gözaltı merkezleri ve eyalet yasaları üzerinde önemli bir yetkiye sahip ve bu gruplar, kendi partileriyle aynı çizgide olan valilere destek gönderiyor.

CoreCivic, ülke çapında eyalet düzeyindeki Cumhuriyetçi politikacıları destekleyen en büyük kuruluş olan Cumhuriyetçi Eyalet Liderlik Komitesi’ne 135.000 dolar aktardı.

CoreCivic’in PAC’ı aracılığıyla 200.000 dolardan biraz fazla bir meblağ aktarıldı.

PAC, en fazla bağışı, izleme verilerinin gösterdiği üzere bir ICE tesisini işlettikleri Georgia, yedi tesisi işlettikleri Teksas ve şirketin genel merkezinin bulunduğu Tennessee gibi yerlere gönderdi.

CoreCivic’in PAC’ı, Montana, Virginia ve Arizona’daki hem ABD Senatosu hem de ABD Temsilciler Meclisi seçim kampanyalarına izin verilen en yüksek tutar olan 5.000 dolarlık bağışlarda bulundu.

PAC’ın bağış aldığılar arasında Kuzey Carolina’daki Michael Whatley’in Senato kampanyasının yanı sıra, Ulusal Cumhuriyetçi Senato Komitesi, Fund for America’s Future ve Texas First gibi Cumhuriyetçi eğilimli PAC’ler de yer aldı.

CoreCivic, Maine eyaletinden Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in kampanyasına 5.000 dolar bağışladı.

Maine eyaleti kısa süre önce eyalet düzeyinde “ICE Out of Maine” yasasını yürürlüğe koymuş olsa da Collins göçmenlik konusunda sert eleştirilere maruz kaldı.

CoreCivic yöneticileri de adaylara bağışta bulundu.

CoreCivic’in şu anki CEO’su Lucibeth Mayberry, yeniden seçilmeye aday olan Alaska Cumhuriyetçi Senatörü Dan Sullivan’ı desteklemek amacıyla 500 dolarlık küçük bir bağış gönderdi.

Öte yandan, şirketin eski CEO’su Damon Hininger, 1 milyon dolardan fazla bağışta bulundu. Hininger, son iki yıl içinde Cumhuriyetçi Ulusal Komite’ye yaklaşık 660.000 dolar ve Ulusal Cumhuriyetçi Senatörler Komitesi’ne 100.000 dolardan fazla bağış gönderdi.

ICE’nin ülke genelinde kullandığı bir veri platformu sağlayıcısı olan Palantir, yönetici harcamaları ve siyasi eylem komitesi (PAC) aracılığıyla, siyasi yelpazenin her kesiminden ve ülkenin dört bir yanından milletvekillerine yaklaşık 8,3 milyon dolarlık bir kaynak aktardı.

Bu siyasi harcamaların büyük bir kısmı (8 milyon dolardan fazla) şirketin yöneticilerinden geldi.

Federal seçim kayıtlarına göre, son birkaç yıl içinde Palantir’in kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanı Peter Thiel, Cumhuriyetçi eğilimli seçim kampanyalarına, adaylara ve siyasi eylem komitelerine 3,2 milyon dolardan biraz fazla bir miktar bağışta bulunmuş.

CEO Karp da çoğunlukla Cumhuriyetçi adayları desteklemek amacıyla toplamda 1,9 milyon dolardan fazla bağışta bulunsa da Demokratların seçim fonlarına da katkıda bulunmuş.

Abigail Spanberger’in Virginia valiliğine seçilmesinden birkaç hafta önce, Palantir’in CEO’su Karp, Virginia Demokrat Partisi’ne 10.000 dolar bağışlamış.

Özel hapishaneler ve gözaltı merkezlerini işleten GEO Group, Teksas, Georgia ve Kaliforniya gibi eyaletlerde 28 ICE tesisi işletiyor.

Bu tesislerden en az ikisi, Michigan ve Pensilvanya’daki çekişmeli eyaletlerde bulunuyor.

Şirketin üst düzey yöneticileri ve şirkete bağlı bir siyasi eylem komitesi (PAC), Trump’ın ikinci görev süresi boyunca şu ana kadar ülke genelinde yaklaşık 1,5 milyon dolarlık para transferi gerçekleştirdi.

Bu tutarın yarısından fazlası şirketin siyasi eylem komitesi (PAC) aracılığıyla, yaklaşık çeyrek milyonu ise yöneticiler aracılığıyla aktarıldı.

GEO Group’un CEO’su ve kurucusu George Zoley’in elinde, çeşitli Cumhuriyetçi seçim kampanyalarına toplam 210.000 dolar bağışladığını gösteren birkaç düzine seçim makbuzu bulunuyor.

Alaska yerlisi bir şirket olan NANA Regional Corporation, ICE’a güvenlik hizmetleri satarak kâr elde ediyor.

Bu grup en az para harcayan şirket. Son birkaç yıl içinde, NANA’nın siyasi eylem komitesi (PAC) politikacılara ve siyasi gruplara sadece 50.000 doların biraz üzerinde bir miktar gönderdi.

Şirket yöneticilerinin ve 527 numaralı hesapların kayıtlarında ise kayda değer bir harcama görülmedi.

Amerika

Yapay zekaya aşırı güvenen şirketler kovdukları çalışanlarının peşinde

Yayınlanma

Yapay zekayla kadro azaltan şirketler, teknolojinin tecrübeli çalışanların yerini dolduramaması üzerine personeli yeniden işe almaya başladı. İsveçli Klarna’dan Ford’a kadar uzanan bu geri dönüş, uzmanlar tarafından “yapay zeka bumerangı” olarak adlandırılıyor.

Yapay zeka sistemlerini devreye soktuktan sonra personel tasarrufuna giden bazı şirketler, teknolojinin beklentileri karşılayamaması üzerine eski pozisyonlara yeniden insan çalışan almaya başladı.

Associated Press (AP) haber ajansının insan kaynakları şirketi Robert Half verilerine ve iş gücü piyasası uzmanlarıyla yapılan görüşmelere dayandırdığı habere göre, iş dünyasında yaşanan bu geri dönüş “yapay zeka bumerangı” olarak adlandırılıyor.

Söz konusu eğilimin ne kadar yaygın olduğu henüz netlik kazanmadı.

Robert Half tarafından görüşü alınan finans, pazarlama, hukuk ve sağlık sektörlerindeki işe alım yöneticileri, şirketlerinin öncelikle yapay zeka veya otomasyon gerekçesiyle kadroları lağvettiğini, ardından aynı ya da benzer görevlere yeniden insan çalışan istihdam ettiğini belirtti.

Geri adım atılmasındaki en yaygın nedenler arasında teknolojinin tahmin edilenden daha sıkı bir denetim gerektirmesi ve çalışanların kurum içinde biriktirdiği operasyonel tecrübeyi kopyalayamaması öne çıkıyor.

Robert Half üst düzey yöneticisi Bill Driscoll konuya dair, “Eleştirel düşünce, işbirliği, yaratıcı yaklaşım ve kurumsal bilgi gerektiğinde yapay zeka bunları kesinlikle taklit edemiyor. Bence şirketler tam da bu noktada ‘Bizim bu işi yürütmek için gerçekten insana ihtiyacımız var’ gerçeğini fark etmeye başlıyor.” dedi.

AP, geri dönüşe örnek olarak 2025 yılında müşteri hizmetleri birimine yeniden personel almaya başlayan İsveç merkezli ödeme servisi Klarna’yı gösterdi.

Klarna CEO’su Sebastian Siemiatkowski, Bloomberg ile yaptığı söyleşide giderleri kısmak için yapay zeka sohbet robotuna güvenme konusunda çok ileri gittiklerini itiraf etti.

Otomotiv devi Ford ise kalite kontrol süreçlerinde kullanılan yapay zeka araçlarının beklenen sonuçları vermemesi üzerine haziran ayında 350 deneyimli mühendisi işe aldığını veya terfi ettirdiğini duyurdu.

AP’ye konuşan bir Ford temsilcisi, yapay zeka ile çalışanların teknik uzmanlığının bir arada kullanılmasının kaliteyi artırmaya yardımcı olduğunu kaydetti.

Uzmanlar görev tanımına yazılmayan görünmez emeğe işaret ediyor

Forrester baş analisti Betsy Summers, işverenlerin resmi görev tanımlarında görünmeyen katkıları küçümseyebileceğine dikkat çekti.

Summers, iş arkadaşlarının duygu durumunu sezmek, ekip içindeki güven ortamını korumak ve kendiliğinden fazladan çaba göstermek gibi insani kabiliyetlerin bu kapsamda yer aldığını ifade etti.

Georgetown Üniversitesi yönetim bilimi profesörü Brooks Holtom, kurumların otomasyona geçmeden önce şirket içi iş akışlarını yeterince titiz incelemediğini dile getirdi.

İngiliz teknoloji şirketi SHL’in kıdemli başkan yardımcısı Lucy Beaumont ise işverenlerin çalışanları yapay zekayla değiştirme kararından vazgeçtiklerini kamuoyuna her zaman açıkça itiraf etmediğini aktardı.

Öte yandan AP, işten çıkarıldıktan sonra kuruma güveni sarsılan çalışanları geri döndürmenin şirketler için kolay olmadığını vurguladı.

Beaumont, geri dönüş teklifi alan çalışanların daha yüksek ücret talep edebileceğini ve yapay zekanın gelecekteki görevlerini nasıl şekillendireceği konusunda netlik arayabileceğini söyledi.

İşten çıkarmaların sürdüğü büyük teknoloji devlerinde ise farklı yaklaşımlar göze çarpıyor.

Amazon, 2025 sonbaharında 14 bin kişiyi işten çıkarmasının ardından Ocak 2026’da dünya çapında yaklaşık 16 bin çalışanın daha işine son verdi.

Amazon Kıdemli Başkan Yardımcısı Beth Galletti söz konusu adımı kişisel sorumluluğun artırılması ve bürokrasinin ortadan kaldırılmasıyla açıkladı.

Amazon CEO’su Andy Jassy, bu süreçten önce yapay zekanın yaygınlaşmasının önümüzdeki yıllarda şirket kadrolarında küçülmeye yol açacağı yönünde uyarıda bulunmuştu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Seçim kaygısı yaşayan Trump İran savaşında günah keçisi arıyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Kasım ara seçimlerinin ardından İran’a yönelik yeni bir askeri saldırı dalgası başlatmayı ve savaşın faturasını kesebileceği danışmanları görevden almayı planlıyor. Seçenekler birkaç saatlik vurucu operasyonlardan nükleer tesisleri de kapsayan haftalar sürecek bir harekata kadar uzanıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İran’ı müzakereye zorlamak amacıyla 3 Kasım’daki Kongre ara seçimlerinin hemen ardından yeni bir saldırı dalgası başlatmayı planlıyor.

The Atlantic dergisinin yönetimde yer almayan ancak Trump’a yakın iki danışmana dayandırdığı habere göre Trump, aynı zamanda savaşın başarısızlığına gerekçe gösterebileceği isimleri belirlemeye çalışıyor.

Trump’a, 28 Şubat’ta İsrail’le birlikte başlattığı savaşın ara seçimlerden çok önce zaferle tamamlanacağı güvencesi verilmişti.

Savaşın Cumhuriyetçilerin seçim şansını zedelediğini düşünen Trump, kendisine hızlı ve kesin bir zafer vadeden danışmanlarına öfke duyuyor.

Trump, yönetim dışındaki yakın çevresine Savaş Bakanı Pete Hegseth ile Genelkurmay Başkanı General Dan Caine’in performanslarını soruyor.

ABD Başkanı’nın personel değişikliklerine gitmeden önce bu çevrenin görüşünü alması iki ismin geleceğini tartışmaya açsa da henüz görevden alınmalarına dair kesinleşmiş bir karar bulunmuyor.

İran savaşı konusunda Trump’ın başlıca danışmanları arasında yer alan Hegseth ve Caine, çatışmanın ilk döneminde kamuoyu önünde en iyimser değerlendirmeleri yapan isimler olmasına karşın mayıs ayından bu yana basın toplantısı düzenlemedi.

Haberde Hegseth’in Beyaz Saray genelinde benimsenmediği, Trump’a yakın bazı isimlerin de bakanı sırf başkanı memnun etmek adına savaşın gidişatına dair aşırı iyimser bir tablo çizmekle suçladığı aktarılıyor.

Kaynaklardan biri dergiye, “Hegseth, başkana sadece duymak istediği şeyleri söylemekte başarılı.” dedi.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell ise Hegseth’in Trump’a ve Beyaz Saray’ın üst düzey yöneticilerine operasyonların bütün boyutlarını aktardığını belirterek eleştirileri geri çevirdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly de Trump’ın ve Beyaz Saray’daki herkesin Hegseth ile Caine’e “tam güven duyduğunu” açıkladı.

İki danışman ve bir yönetim yetkilisine göre siyasi mesajlarının seçmene ulaşmadığından yakınan Trump, içine düştüğü tabloda İran savaşının da payı olduğuna inanıyor.

Beyaz Saray’da Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisindeki çoğunluğu kaybedebileceği, Senatodaki üstünlüğün de tehlikede olduğu görüşü ağırlık kazanıyor.

Kendi sorumluluğunu üstlenmeyen Trump’ın, özellikle savaşın kısa süreceğini savunan isimler arasından bir günah keçisi aradığı kaydediliyor.

Beyaz Saray’a sunulan yeni askeri harekat planları

Hegseth ve Caine, geçen hafta Trump ile Başkan Yardımcısı JD Vance’a yeni askeri seçenekler sundu.

Görüşmelere ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper da katıldı.

Planları bilen mevcut ve eski savunma yetkililerine göre seçenekler, birkaç saatlik nokta operasyonlardan birkaç haftalık geniş kapsamlı bir harekata kadar uzanıyor.

Trump, İran’a uygulanan deniz ablukasını sürdürerek saldırı tehdidini masada tutmayı veya yeniden savaşa girmekten tamamen vazgeçmeyi de tercih edebilir.

Yeni bir askeri harekatı savunanlar, ekonomik baskının sonuç verdiğini ve ek saldırıların Tahran’ı müzakereye zorlayacağını öne sürüyor.

Uzun süreli bir harekatta İran’ın savunma sistemleri ile altyapısının hedef alınabileceği, ABD’nin de bu tesislerin sivil ve askeri amaçlarla ortak kullanıldığını savunacağı belirtiliyor.

Uzmanlar ise sivillerin büyük risk altında kalacağına ve saldırıların uluslararası insancıl hukuku çiğneyebileceğine dikkat çekiyor.

Seçenekler arasında İran’ın nükleer programına yönelik, günlerce sürecek yoğun saldırılar da yer alıyor.

Ağır bir saldırı dalgasının dahi Tahran yönetiminden taviz koparmaya yetmeyebileceği ifade ediliyor.

Şubat sonunda başlayan saldırıların ardından düzenlenen daha kısa harekatların Tahran’ın tutumunu sertleştirdiği, ABD hedefleri ve müttefiklerine yönelik misillemelere yol açtığı ve Amerikan ordusunun mühimmat stoklarını tükettiği vurgulanıyor.

Stimson Merkezinden Michael Cohen, “Onları vurmaya devam ediyorsunuz ve geri adım atmıyorlar. O zaman ne yapacaksınız? Sürekli tırmandıracak mısınız?” diyerek askeri gücün sınırlarına işaret etti.

Yönetimdeki birçok yetkili, seçimlerin ardından koltuğu sallantıda olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da yeni saldırıları destekleyeceğini düşünüyor.

Netanyahu’nun, savaşın iktidarını korumasına yardımcı olacağına inandığı belirtiliyor.

Masadaki askeri seçeneklerin, Yemen’de Suudi Arabistan’ı vuran Ensarullah başta olmak üzere İran’ın müttefiklerinden kaynaklanan tehditleri bertaraf etmediği kaydediliyor.

Bu bölgesel güçleri etkisiz kılmak, Trump’ın savaşın başlangıcında ilan ettiği temel hedefler arasında yer alıyordu.

Yeni saldırıların petrol fiyatlarını fırlatarak ABD ile ortaklarına ek ekonomik fatura çıkarmasından endişe ediliyor.

Bir yetkili, Trump’ın son dönemde Ukrayna’ya yönelik tutumunu sertleştirmesinde, olası saldırıların küresel piyasalardaki etkisini dengelemek için Rus enerjisinin dolaşımını artırma niyetinin de yattığını aktardı.

Planların bazı bölümlerini inceleyen Demokrat Senatör Chris Murphy ise hazırlıkları “akıl dışı” sözleriyle değerlendirdi.

Murphy, söz konusu planların yıkıcı bir tırmanışa kapı aralayacağını ve hukukun üstünlüğüne bağlılığı ağır biçimde hırpalayacağını savundu.

Trump’ın saldırıları yeniden başlatma emrini henüz vermediği, olası bir kararı son ana kadar dar bir kadro içinde saklayabileceği bildiriliyor.

Beyaz Saray’ın savaştan önce en yakın müttefiklerini bilgilendirmediği; Hürmüz Boğazı’nın İran kontrolüne geçmesinin getireceği maliyetleri hesaplayabilecek Enerji ve Ticaret bakanlıklarına dahi danışmadığı hatırlatılıyor.

Haberde, Cumhuriyetçilerin seçimlerde ağır bir yenilgi almasının yeni harekat ihtimalini bütünüyle ortadan kaldırmayacağı tespiti yapılıyor.

Eski ABD Başkanı George W. Bush da Irak savaşının gölgesinde geçen 2006 ara seçimlerinin ardından Savunma Bakanı Donald Rumsfeld’i görevden almış, iki ay sonra ise Irak’a ek birlik gönderme kararı vermişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Bolsonaro’ya Brezilya’dan kaçısında Mossad eşlik etmiş

Yayınlanma

CNN Brasil, Brezilya’daki devlet başkanlığı seçimini kaybeden Flávio Bolsonaro’nun ABD vatandaşı eski bir Mossad ajanı eşliğinde Arjantin’e geçerek ülkeden ayrıldığını duyurdu. İki minibüsle 27 Ekim’de sınırı geçen Bolsonaro ve ailesi, ertesi sabah Arjantin’den kalkan uçakla Miami’ye indi.

Brezilya’da devlet başkanlığı seçimini kaybeden Flávio Bolsonaro’nun, İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın eski bir ajanı eşliğinde ülkeden ayrılarak Arjantin’e geçtiği ortaya çıktı.

CNN Brasil’in Brezilya makamlarının yürüttüğü soruşturmaya dayandırdığı haberine göre, sonradan ABD vatandaşlığı alan eski İsrail ajanı 19 Ekim’de Brezilya’ya giriş yaptı ve seçim yenilgisinin ardından ülkeden ayrılan Bolsonaro’ya eşlik etti.

Kayıtlara göre eski ajan, 27 Ekim’de Arjantin sınırını geçerken Brezilyalı siyasetçiyle aynı araçta yer alıyordu.

Brezilya makamları, Bolsonaro’nun ülkeden ayrılışının Buenos Aires ve Washington’ın desteğiyle organize edildiği görüşünde.

CNN Brasil’in aktardığına göre Bolsonaro, eşi ve iki kızıyla birlikte iki minibüsle Brezilya’dan Arjantin’e çıkış yaptı.

Siyasetçinin ülkeden ayrılışını soruşturan kurumlar, araçların iki ülke sınırındaki Tancredo Neves Köprüsü’nden geçişinin güvenlik kameralarına yansıdığını tespit etti.

Televizyon kanalı, sürücülerin Arjantin’e girişte pasaportlarını ibraz etmeleri sayesinde kimliklerinin belirlendiğine dikkat çekti.

Bolsonaro’yu taşıyan minibüsün direksiyonunda Brezilya’nın Foz do Iguaçu kenti belediye meclisinin eski bir üyesi otururken, eski devlet başkanı adayının ailesini ise bu eski meclis üyesinin oğlu taşıyordu.

Bolsonaro, eşi ve kızlarıyla birlikte Arjantin’in sınır kenti Puerto Iguazú’da Arjantinli havayolu şirketi Baires Fly’a ait uçağa bindi.

Yol üzerinde Ekvador’da yakıt ikmali yapan uçak, 28 Ekim sabahı Miami’ye indi.

Brezilya makamlarının verilerine göre bu operasyon en az iki ülkenin yardımıyla yürütüldü.

Soruşturmayı yürüten yetkililer, Bolsonaro’nun seçimin ikinci turunun son aşamasında destek aldığı kanaatinde.

Brezilya hükümeti temsilcileri, söz konusu desteğin “Arjantin ve ABD hükümetlerinin yardımı” olduğunu söyledi.

Soruşturma makamları, Bolsonaro’nun ülkeden ayrılışının son dakikada organize edilmediğini, bunun “Alba Operasyonu” kod adlı geniş çaplı uluslararası bir operasyon olduğunu düşünüyor.

Brezilya’da yeniden Lula zaferi

Seçim yenilgisi, iptal edilen pasaportlar ve ABD’ye giriş izni

Brezilya’da 25 Ekim’de düzenlenen devlet başkanlığı seçiminin ikinci turunda Bolsonaro, mevcut Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva karşısında yenilgiye uğradı.

Sonuçların açıklanmasının ardından oylama neticesini tanımadığını ilan eden Bolsonaro, Brezilya’yı terk etti.

Bolsonaro, 28 Ekim’de sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı açık mektupta kendisini “seçilmiş devlet başkanı” diye nitelendirdi, ancak daha sonra metnin bu versiyonunu silerek kendisini ülkenin “lideri” ilan ettiği yeni bir metin paylaştı.

Diğer yandan medyada, ABD Başkanı Donald Trump’ın Bolsonaro’yu Brezilya lideri olarak tanımaya sıcak bakmadığına ve Brezilyalı siyasetçiye hızlandırılmış yeşil kart (Green Card) verilmesi ihtimaline ilişkin haberler de yer aldı.

Reuters ajansı ise Bolsonaro’nun ABD’ye gitme kararını, Brezilya Yüksek Mahkemesi yargıcının bütün pasaportlarını iptal etmesinin ardından son anda aldığını yazdı.

Emniyet birimleri, Bolsonaro’nun iki ayrı kara para aklama planıyla olası bağlantısını soruşturuyor.

Reuters’a konuşan bir kaynak, Arjantin’den yapılan uçuşun organize edilmesine Trump’ın danışmanı ve Bolsonaro ailesine yakın bir isim olan Jason Miller’ın yardım ettiğini öne sürdü.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Başkan Donald Trump’a Brezilyalı siyasetçinin ülkeye girişine izin verilmesini tavsiye etti ve Trump bu öneriyi kabul etti.

Böylece Bolsonaro ve ailesine insani gerekçelerle geçici giriş izni verildi.

Marco Rubio ise ABD hükümetinin Bolsonaro’nun Brezilya’dan ayrılışında doğrudan rol aldığı iddiasını reddetti.

Brezilyalı siyasetçinin vizesi olduğunu ve Trump’ın ülkeye girişine izin verme kararı aldığını belirten Rubio, ABD makamlarının seyahatin organizasyonunda yer almadığını savundu.

Flávio Bolsonaro’nun babası olan eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, 2022 seçimlerinde aldığı yenilginin ardından girişilen darbe teşebbüsü davası kapsamında Brezilya’da cezaevinde tutuluyor.

Oğul Bolsonaro, seçimi kazanırsa ilk iş olarak babasını cezaevinden çıkarma sözü vermişti.

Jair Bolsonaro, devlet başkanlığı döneminde “Tropikal Trump” lakabıyla anılıyordu.

Bolsonaro, uyuşturucu skandalına adı karışan bir ismin uçağı ile kaçtı iddiası

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English