Diplomasi
Kishida enerji arzını güvenceye almak için Körfez turunda

Japonya Başbakanı Fumio Kishida, Ukrayna savaşıyla kızışan enerji rekabetinin ortasında enerji arzını güvence altına almaya ve Japon yeşil teknolojisini sunmaya odaklanan Körfez turunun ikinci durağı için pazartesi günü Birleşik Arap Emirlikleri’ne geldi.
Devlet haber ajansı WAM, Kishida’nın Abu Dabi’ye indikten sonra Emirlik Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayed el-Nahyan ile bir araya geldiğini ve iki liderin BAE ile Japonya arasında “kapsamlı bir stratejik ortaklığı” tartıştığını bildirdi. WAM, farklı sektörleri kapsayan çeşitli anlaşmalar imzaladıklarını da ekledi.
Kishida ayrıca, salı günü büyük gaz üreticisi Katar’a gitmeden önce BAE-Japonya iş forumuna katıldı.
Japonya aktif olarak yenilenebilir enerji teknolojilerini geliştiriyor ve 2050 yılına kadar karbon nötr olmayı hedefliyor. Kasım ayında Dubai’de yapılacak iklim zirvesi öncesi Kishida’nın “Japon bilgi birikimini teşvik etmeye” çalışacağı belirtildi.
Daha önce devlet petrol devi Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi, Japonya’nın ham petrolünün yaklaşık %25’ini BAE’den ithal ettiğini ve bunun da onu ADNOC’un en büyük uluslararası petrol ve gaz ürünleri ithalatçısı yaptığını söyledi.
BAE devlet haber ajansı WAM tarafından pazar günü yayınlanan bir yazıda Kishida, “BAE’den gelen güvenli enerji arzı, Japonya’nın ekonomik büyümesini yıllardır destekledi” denildi.
BAE ziyareti ise, Riyad’ın Japonya’ya petrol arzını güvence altına almaya kararlı olduğunu ve temiz hidrojen, amonyak ve geri dönüştürülmüş karbon yakıtları konusunda Tokyo ile işbirliğini sürdüreceğini söylediği pazar günkü Suudi Arabistan ziyaretinin ardından geldi.
Suudi Arabistan ile 26 anlaşma imzalandı
Suudi devlet haber ajansı SPA’nın pazartesi günü bildirdiğine göre, Kishida ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Salman, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin net sıfır geçişlerine ulaşmalarına yardımcı olacak “Manar” girişimini başlatma konusunda anlaştılar.
Japonya Dışişleri Bakanlığı tarafından pazartesi günü yayınlanan açıklamaya göre, Tokyo ve Riyad ayrıca dışişleri bakanı düzeyinde yeni bir stratejik diyalog başlatmaya hazırlanıyor.
Açıklamada, “Her iki lider de iki ülke arasındaki siyaset, diplomasi ve güvenliği kapsayan alışverişleri daha fazla canlandırma konusunda anlaştılar” denildi.
Kishida ayrıca, Suudi Yatırım Bakanı Halid el-Falih ile bir araya geldi.
Bakan Falih, imzalanan anlaşmalar ve protokollerin iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkileri güçlendirmeye katkı sağlayacağını, ortaklığı genişleteceğini söyledi.
Yapılan 26 anlaşma ve protokolün temiz enerji alanlarında yoğunlaştığını kaydeden Bakan Falih, bunların yenilenebilir enerji, hidrojen enerjisi, uzay, teknoloji, tarım, eğlence, yapay zeka gibi bir alanı kapsadığını belirtti.
Falih, “İki ülke arasında imzalanan anlaşmalar gelecek dönemde ekonomik ortaklığı yeni düzeylere taşıyacaktır” dedi.
Japonya Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili de bu hafta gazetecilere verdiği demeçte, Kishida’nın gezisi sırasında enerji piyasalarını tartışmayı planladığını ve aynı zamanda net sıfıra geçiş için Japon teknolojileri sunmayı hedeflediğini söyledi.
Katar ile LNG işbirliği
Japon liderin salı günü ise dünyanın en büyük LNG (sıvılaştırılmış doğalgaz) ihracatçısı Katar’a geçmesi bekleniyor. Doha ziyareti öncesi Katar Haber Ajansı’na (QNA) konuşan Kishida, Katar’ı Japonya için “önemli bir ortak” olarak nitelendirerek, Japonya ve Katar’ın ilişkilerini sadece enerji sektöründe değil, çeşitli alanlarda da istikrarlı bir şekilde geliştirdiğini söyledi.
Göreve başlamasından bu yana ülkeye yaptığı ilk ziyaretin önemini vurgulayan Kishida, mevcut ziyaretin, işbirliğini genişletme potansiyeli olan iki ülke arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesini tartışmak için harika bir fırsat olacağını da sözlerine ekledi.
Uzun yıllardır Katar’dan gelen istikrarlı LNG ve petrol arzının Japonya’nın ekonomik büyümesini desteklediğini ve Japonya ile Katar’ın istikrarlı bir şekilde karşılıklı yarar sağlayan bir ilişki geliştirmesine izin verdiğini söyleyen Kishida, 1990’lardan beri Japon şirketlerinin, Katar’da tam ölçekli LNG tesislerinin inşasına katkıda bulunduğunun altını çizdi:
“Katar’ın refahının mihenk taşı olarak görülen Kuzey Sahası Genişletme Projesi’nde, Şubat 2021’de bir Japon şirketi ile LNG tesislerinin geliştirilmesi ve inşası için sözleşme imzalandı. Ayrıca Japon şirketleri, Katar’daki önemli altyapının inşasına katkıda bulundu. Doha Metrosu ve Hamad Uluslararası Havalimanı’nın inşası gibi. Japon yüksek teknoloji şirketlerinin Katar’ın daha da gelişmesine katkıda bulunmaya devam etmesinden çok memnunum.”
Japonya Başbakanı, ayrıca Katar’ın 11 Mart 201’deki büyük deprem sırasında 4 milyon tonluk ek LNG tedariki ve 100 milyon $’lık destek fonunu içeren cömert yardımı için takdirini yineledi.
“Yeşil bir toplumun gerçekleştirilmesine yönelik küresel hareket hızlanırken, Japonya’nın Ekim 2020’de duyurduğu 2050 yılına kadar karbon nötr ve karbondan arındırılmış bir topluma ulaşma hedefinden” bahseden Kishida, nispeten düşük çevresel etkiye sahip bir enerji kaynağı olan LNG’yi kullanırken, enerji tasarrufu, hidrojen ve amonyak dahil olmak üzere temiz enerji alanındaki işbirliğinin önemini vurguladı. İki ülkenin temiz enerji alanındaki işbirliği kapsamında Katar’daki ilk büyük ölçekli güneş enerjisi üretim projesine bir Japon firmasının katıldığına dikkat çekti.
Bölgede ve dünyada barış, istikrar ve refahı sağlamak için “Özgür ve Açık Hint-Pasifik” vizyonunu savunduklarını öne süren Kishida, bu kapsamda Katar’la daha yakın çalışmayı arzu ettiklerini vurguladı.
Katar ile Japonya arasındaki ilişkinin enerji işbirliğinin ötesine geçtiğini kaydeden Kishida, Ortadoğu’da, Körfez’de barış gündemini, “Çin ve Kuzey Kore gibi Doğu Asya meseleleri” konusunda da görüş alışverişinde bulunduklarını ifade etti.
Japonya Başbakanı, “Uluslararası arenada, Afganistan’daki durum da dahil olmak üzere uluslararası toplumdaki durumun istikrara kavuşturulması ve gerilimlerin hafifletilmesinde hayati bir rol oynayan Katar ile yakın bir şekilde çalışmak niyetindeyim” dedi.
Tokyo’da LNG Konferansı
Japonya, yarın Tokyo’da LNG Üretici-Tüketici Konferansı 2023’e ev sahipliği yapacak.
Bilgi sahibi kaynaklara göre hükümet, bu konferansta, Uluslararası Enerji Ajansı (UEA) üyesi ülkeler için bir gaz stoklama çerçevesi oluşturulmasını önerecek.
Japonya sunacağı gaz stoku önerisinin şubat ayında yapılacak UEA bakanlar toplantısının gündemine dahil edilmesini hedefliyor.
UEA halihazırda ABD ve Japonya gibi üye ülkelerin acil durumlarda en az 90 günlük net ithalata eşdeğer bir acil durum petrol rezervine sahip olmasını şart koşuyor ve Japonya’nın önerisi gaz için benzer bir strateji oluşturmayı hedefliyor.
Kishida’nın Körfez ziyaretinin bu önerinin sunulacağı toplantıyla aynı zamanda denk gelmesi dikkat çekti.
Japonya enerji ihtiyacının yüzde 90’nını Ortadoğu’dan karşılıyor.
Ziyaret öncesi Japan Times’a konuşan Japonya Enerji Ekonomisi Enstitüsü Yönetim Kurulu Üyesi Shıji Hosaka, “Gelecekte enerji ithalatı azalmaya devam etse de Japonya’nın 2050’den sonra bile Ortadoğu’dan petrol ve doğal gaz almaya devam edeceğini düşünüyorum” yorumunu yaptı.
Japonya Gaz Birliği Başkanı Takahiro Honjo da bu ziyaretin, LNG ve diğer yakıt türlerinin istikrarlı bir şekilde tedariğinin sağlanmasına yardımcı olmasını beklediklerini belirtmişti.
Diplomasi
Alman Sanayi Federasyonu’nun ‘Çin Şoku 2.0’ uyarısına Çin’de yanıt: Kendi sorunlarınızı dışsallaştırmayın

Alman Sanayi Federasyonu (BDI), Çin’le ilişkilerde giderek büyüyen sorunların Alman sanayisini tüm sektörlerde ağır biçimde etkilediğini ve ülkenin bir “Çin Şoku 2.0” yaşadığını bildirildi. Çinli bir uzman ise Almanya’nın kendi sorunlarıyla yüzleşmesi ve rekabet gücünü artırması gerektiğini belirterek, iç yapısal sorunları dışsallaştırmanın gerçek bir çözüm sağlamayacağını ve Çin ile Almanya arasında kazan-kazan esasına dayalı işbirliğini de geliştirmeyeceğini söyledi.
Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) gazetesi pazartesi günü yayımladığı haberde, BDI İcra Kurulu Başkanı Tanja Gönner’in Alman Basın Ajansı’na yaptığı açıklamada, federasyonun rakip olarak Çin’le ilgili giderek artan sorunlar gördüğünü söylediğini aktardı.
Gönner, Çin’in “kritik ham maddelerde bağımlılık, önemli ölçüde düşük değerlenmiş para birimi ve devlet kaynaklı kapasite fazlası” gibi unsurlar üzerinden sanayi üzerinde büyük bir etki yarattığını ileri sürdü. Gönner’e göre bunlara, Çin’in kilit teknolojilerde küresel pazar lideri olma hedefi de ekleniyor.
Fudan Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü bünyesindeki Çin-Avrupa İlişkileri Merkezi Direktörü Jian Junbo, pazartesi günü Global Times’a yaptığı açıklamada, “Geçtiğimiz 20 yıl boyunca Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinin otomotiv ve makine gibi sektörlerdeki şirketleri, Çin’in açık pazarından, eksiksiz tedarik zincirlerinden ve nispeten düşük maliyetlerinden yararlanarak kâr elde etti,” dedi.
Jian, Çin’in sanayisini geliştirmesi ve elektrikli araçlar ile fotovoltaik gibi alanlarda rekabet gücü kazanmasının ardından Almanya dahil Avrupa ülkelerinin normal piyasa rekabetini “şok” ve “tehdit” olarak tanımlamaya başladığını kaydetti.
Çin Uluslararası Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Akademisi araştırmacısı Zhou Mi ise pazartesi günü Global Times’a verdiği demeçte, “Çin, kritik ham maddeler alanında kesintisiz yatırım ve araştırma-geliştirme faaliyetlerini sürdürdü. Çin’in teknolojik avantajları ve kurallara uygun ihracat kontrolleri birer engel teşkil etmiyor. Bu konuyu abartarak Çin’e kendi yönetim sistemlerinden vazgeçmesi için baskı yapmak makul değildir,” ifadelerini kullandı.
Zhou, döviz kurlarının esas olarak piyasa ve ekonomik temeller tarafından belirlendiğine işaret ederek, “para biriminin düşük değerlendiği” iddiasının daha da dayanaksız olduğunu savundu.
Zhou’ya göre Çin, “kapasite fazlası” meselesine ilişkin birçok kez açıklama yaptı ve konuyu sistematik biçimde izah eden bir beyaz kitap yayımladı: “Sözde kapasite fazlası hükümet tarafından yaratılmış değil. Belirli dönemlerde ve özel piyasa koşullarında arz ile talep arasında geçici bir dengesizlik ortaya çıkabilir. Ancak bu tür dengesizliklerle ticari engeller oluşturarak veya tehditlere başvurarak değil, bilgi paylaşımını güçlendirerek ve şeffaflığı artırarak birlikte mücadele edilmesi gerekiyor.”
BDI, 2019’un başında yayımladığı bir politika belgesinde Almanya’nın Çin politikasının yeniden yönlendirilmesi çağrısında bulunmuştu. Belgede, piyasa ekonomisinin “daha dayanıklı” hale getirilmesi gerektiği belirtilmişti. Çin bir ortak olarak tanımlanmakla birlikte, giderek daha fazla sistemik bir rakip olarak da görülmeye başlanmıştı. FAZ’ın aktardığına göre Alman hükümetinin 2023 tarihli Çin Stratejisi’nde Çin, ortak, rakip ve sistemik hasım olarak tanımlandı.
Jian, Almanya’nın önde gelen sektörlerinde giderek artan bir baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Ancak uzmana göre Alman sanayisinin rekabet gücündeki göreli gerilemenin temel nedeni; yüksek enerji maliyetleri, aşırı düzenlemeler ve inovasyonu pratik sonuçlara dönüştürmedeki düşük verimlilik gibi iç yapısal sorunlarda yatıyor.
Jian, “Bu iç yapısal sorunları dışsallaştırmak, sorunların gerçek anlamda çözülmesine yardımcı olmaz,” dedi.
FAZ’ın haberinde Gönner, Avrupa’nın Çin karşısında daha iddialı olması gerektiğini, ancak kendisini Çin’den tamamen soyutlamaması gerektiğini söyledi.
Gönner, “Kendimizi nasıl savunabileceğimizi değerlendirirken aynı zamanda birçok alanda kurallara dayalı düzeni korumaya çalışmalıyız,” ifadelerini kullandı.
Bloomberg geçen hafta, Almanya’nın Çin’in tedarik zincirindeki kırılganlıkları tespit etmeye çalıştığını ve olası bir Almanya-Çin ticaret savaşında bu bilgileri baskı aracı olarak kullanmayı planladığını bildirmişti.
Jian, Almanya’nın çok taraflılığı ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarını savunduğunu iddia ederken tek taraflı ticaret araçlarına başvurmaya çalıştığını söyledi. Uzman, bunun uzun vadede yalnızca Alman sanayisinin içinin boşalmasını hızlandıracağını belirtti. Çünkü gerçekten rekabetçi şirketler, kaynakların dünya genelinde en uygun şekilde dağıtılabileceği yerleri aramaya devam edecek.
Çin’deki Alman Ticaret Odasının inovasyon raporuna göre, otomotiv sektöründeki şirketlerin yüzde 81’i, araştırma-geliştirme çalışmalarını Çin’de yerelleştirmelerinin son iki yıldaki gelişim hızlarını artırdığını belirtti. Şirketlerin yüzde 79’u Çin’de yerelleştirilen araştırma-geliştirme faaliyetlerinin Almanya’ya kıyasla maliyetlerini azalttığını söylerken, yüzde 70’i Çin’deki inovasyon ortaklıklarının ek maliyet tasarrufu sağladığını ifade etti.
Jian, Çin-Almanya ilişkilerinin uzun süredir kapsamlı stratejik ortaklık çerçevesinde karşılıklı fayda ve kazan-kazan esasına dayalı işbirliği üzerine kurulduğunu, iki ülke arasındaki rekabetin ise piyasa ekonomisinin olağan bir unsuru olduğunu belirtti.
Jian’a göre kilit nokta, ikili rekabeti bir tehdit olarak görmek ve sorunları daha da karmaşık hale getirecek tek taraflı, hedefe yönelik tedbirlere başvurmak yerine, rekabete akılcı ve nesnel bir tutumla yaklaşmak.
Diplomasi
Ukrayna, 2022’den bu yana en zorlu kışına hazırlanıyor

CNBC kanalına konuşan Ukraynalı yetkililer, hava savunma sistemlerindeki eksiklikler ve enerji altyapısına yönelik artan tehditler nedeniyle ülkenin 2022’den bu yana en zorlu kış sezonuna hazırlandığını bildirdi. Kiev yönetimi, Rusya’nın kış aylarında enerji tesislerine yönelik saldırılarını artırmasını beklerken füze mühimmatı temininde ve yerli savunma teknolojilerinde ciddi güçlüklerle karşılaşıyor.
Ukraynalı yetkililer, insansız hava aracı üreticileri ve güvenlik uzmanları, yaklaşan kış mevsiminin çatışmaların başladığı 2022 yılından bu yana ülke için en ağır dönem olabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.
CNBC’nin haberine göre Kiev yönetimi, Rusya’nın kış aylarında Ukrayna’nın enerji altyapısına yönelik saldırılarını artırmasını bekliyor.
Ülkede hava savunma araçlarının, özellikle de ABD yapımı Patriot sistemleri için kullanılan önleme füzelerinin yetersizliği endişe yaratıyor.
Ukraynalı insansız hava aracı üreticisi Fire Point şirketinin başkanı Irina Tereh, CNBC’ye yaptığı açıklamada Ukrayna’nın tehdidin boyutunu gerçekçi biçimde değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
Tereh, Ukraynalı şirketlerin kendi füze savunma teknolojilerini geliştirmek için çalışmaları hızlandırdığını, ancak bu tür sistemlerin oluşturulmasının genellikle onlarca yıl aldığını ifade etti.
Tereh, bu nedenle söz konusu görevin ısıtma sezonu başlamadan tamamlanmasının imkansız olduğunu vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, ABD’ye karşı kullanılma endişesi gerekçesiyle Kiev’e Patriot lisansı verme fikrinden vazgeçtiğini bildirdi.
ABD Temsilciler Meclisi’nin Cumhuriyetçi üyesi Mike Turner ise ABD ile Ukrayna’nın şu anda Kiev’e teknoloji transferi konusunda görüşmeler yürüttüğünü kaydetti.
CNBC’nin aktardığına göre Ukraynalı yetkililer bir yandan enerji tesislerinin korumasını artırırken, diğer yandan yakıt ile ekipman stoku oluşturuyor.
Kiev yönetimi aynı zamanda Avrupa Birliği’nin (AB) 90 milyar euroluk finansal destek programından aktarılacak kaynaklar da dahil olmak üzere Avrupalı ortaklarından ek finansman temin etmeyi hesaplıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, temmuz ayı sonunda vatandaşlara “çok zorlu bir kışa” hazırlanma çağrısında bulunarak, sürecin sonucunun hem Kiev’in adımlarına hem de Batılı müttefiklerin desteğine bağlı olacağını vurguladı.
Zelenski, Serhiy Koretskiy’nin başbakan olarak atanmasını, yeni hükümet başkanının enerji konularına hakim olması ve ülkenin soğuk hava şartlarına hazırlanmasını sağlaması gerekliliğiyle açıkladı.
Gelecek kışın öncekilerden daha ağır geçebileceği yönündeki değerlendirmeler daha önce Başbakan Koretskiy, Enerji Bakanı Denıs Şmıhal ve Çernihiv Bölgesel Yönetimi Başkanı Vyaçeslav Çaus tarafından da dile getirildi.
Yetkililerin açıklamalarına göre Ukrayna’nın 10 gigavattan fazla üretim kapasitesini restore etmesi, yaklaşık 3 gigavatlık yeni merkezsiz üretim tesisi kurması, enerji altyapısının korunmasını güçlendirmesi ve yeraltı depolarındaki gaz stokunu yaklaşık 14,6 milyar metreküpe çıkarması gerekiyor.
Geçen kış Ukrayna’da elektrik ve ısıtma sunumunda kesintiler yaşandı. Bazı bölgelerde elektrik kesintileri günde 12 ila 16 saat sürerken, bazı yerleşim yerleri günlerce ısıtmasız kaldı.
Zelenski, ocak ayında yaptığı açıklamada Ukrayna enerji sisteminin ülkenin ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 60 kadarlık bölümünü karşılayabildiğini, gerekli olan 18 gigavatlık üretim kapasitesine karşılık sistemin yaklaşık 11 gigavat üretebildiğini bildirmişti.
Diplomasi
Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.
Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.
Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.
Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.
Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.
Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi
The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.
Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.
Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.
Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.
Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.
Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.
Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.
Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor
Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.
Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.
Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.
Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’












