Bizi Takip Edin

Diplomasi

Xi, ABD iş dünyasını cesaretlendirmeye çalıştı

Yayınlanma

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping bu hafta San Francisco’da büyük Amerikan şirketleri ile görüşmeler yapıyor. Pekin, Çin-ABD arasındaki yapısal gerilimlerin iki ülkenin iş dünyasına yansımaması için çalışıyor.

Çarşamba günü San Francisco’da düzenlenen gala yemeğinde Xi, aralarında Apple CEO’su Tim Cook, Tesla’nın CEO’su Elon Musk ve Salesforce CEO’su Marc Benioff’un da bulunduğu Amerikalı iş dünyası liderlerine Çin’in iş ortamının elverişli olduğu konusunda güvence verdi.

Yemek, Xi ve ABD Başkanı Joe Biden’ın bir yıl sonra ilk kez bir araya gelmelerinden saatler sonra gerçekleşti ve iki taraf uyuşturucu akışını kontrol etmek, askerden askere iletişimi sürdürmek ve yapay zekanın yarattığı riskler konusunda işbirliği yapmak için birlikte çalışma konusunda anlaştı.

Xi yemekte yaptığı konuşmada “Ne kadar çok zorluk varsa, halklarımız arasında daha yakın bir bağ kurma ve kalplerimizi birbirimize açma ihtiyacımız da o kadar büyüktür” dedi.

Xi Jinping Amerikan iş dünyası ile bir araya geldi

İş dünyası etkilendi

Yemeğe katılan Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio Global Times’a verdiği demeçte, bunun gibi “harika bir konuşma ve iletişimin çok yararlı olduğunu” söyledi.

Dalio, şu anda Çin-ABD ilişkileri için en önemli şeyin “önyargılı olmamak, karşılıklı anlayış ve birlikte var olmak” olduğunu söyledi.

Xinhua Haber Ajansı’nın haberine göre, birkaç ay önce Çin’e bir ziyaret gerçekleştiren Tesla’nın CEO’su Elon Musk yemekten sonra yaptığı açıklamada “Çin ve ABD’nin dünyanın daha zengin refahı için birlikte çalışabileceğini umuyorum” dedi.

Davetli listesinde NIKE Yönetim Kurulu Başkanı, Pfizer CEO’su, Qualcomm CEO’su, Mastercard Yönetim Kurulu Başkanı gibi isimler de yer aldı.

Akşam yemeği ABD’li şirket yöneticileri arasında oldukça hareketli geçti. Bloomberg’in konuyla ilgili bilgi sahibi kişilere dayandırdığı haberinde, yöneticilerin Çin Devlet Başkanı ile görüşebilmek için yemekte yer kapma ya da bekleme listesine alınma telaşında oldukları belirtildi.

İsminin açıklanmasını istemeyen ve yukarıda alıntılanan kişi, “Bekleme listesindeki bazı kişiler, Çin Devlet Başkanı ile yemek için son dakikada bir fırsat elde etme umuduyla yemek mekanının dışında bile bekliyorlar” dedi.

İş dünyasından yöneticilerin yanı sıra Çin Devlet Başkanı Xi’nin bir grup “eski dostu” da yemeğe katıldı. Örneğin, 1985 yılında Muscatine’e yaptığı ziyaret sırasında Xi’yi ağırlayan Eleanor ve Thomas Dvorchak ailesinin oğlu Gary Dvorchak da yemeğe katıldı.

Şu anda ABD ve Çin’de iş yapan Gary Dvorchak Global Times’a verdiği demeçte Xi’nin ticaret ve ekonomide açıklık mesajı verdiğini söyledi. Çin hükümetinin kesinlikle yatırım ve ticareti teşvik eden bir politikası olduğunu belirtti. Dvorchak’a göre ailesi Xi’nin 1985’teki ziyaretinden sonra onunla dostluk geliştirdi. Dvorchak, Xi’nin, bu eski dostlarla ‘siyasi olmayan ama onlara samimi bir ilgi gösteren’ aile görüşmelerine katılacak.

Çin ekonomisinde yabancı yatırım ihtiyacı

Xi’nin ABD ziyareti öncesinde Çin son ayların en büyük Amerikan soya fasulyesi alımını açıkladı. Xi’nin ziyaretinden önce Pekin’in dört yıldan uzun bir süredir ilk kez yeni Boeing jetleri için de sipariş verebileceğine dair haberler ortaya çıkmış, ancak anlaşma bu hafta gerçekleşmemişti.

Xi’nin yatırım çekme girişimleriyle ilgili South China Morning Post’a yorum yapan Peterson Uluslararası Ekonomi Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Mary Lovely, “Xi etkileyiciydi, onlara doğru şeyler söyledi ama bunu sahada görmeleri gerekiyor ve bence iş dünyası şu anda çok şüpheci” dedi.

Emlak sektöründeki çöküş, yavaşlayan büyüme, zayıflayan yuan ve artan işsizlik sebebiyle ekonomisi zor günler yaşayan Çin’in yabancı yatırımcılara ihtiyacı var ve Pekin bu hafta San Francisco’daki iş dünyası buluşmasını fırsat olarak görüyor.

Washington’ın korumacı önlemleri sonrası kendi önlemlerini artıran Pekin’in yabancı şirketlere yönelik katı veri yasaları ve Biden yönetiminin baskıları birçok Amerikalı şirketi temkinli davranmaya itti.

Çin’de doğrudan yabancı yatırımlar (DYY), Biden yönetiminin kısıtlamaları sonrası şirketlerin iş olanakları için giderek daha fazla Güneydoğu Asya’ya bakması nedeniyle son zamanlarda düşüş gösterdi. Çin’e gelen doğrudan yabancı yatırım 2023’ün ilk sekiz ayında %5’ten fazla düştü ve Çin kasım ayında doğrudan yabancı yatırım açığı verdi – Çin hükümeti 1998’de veri toplamaya başladığından beri ilk kez ülkeye giren yatırımdan daha fazlasının ülke dışına çıktığını tespit etti.

Teknoloji rekabeti devam edecek

Teknoloji yatırımcısı ve Interconnected web sitesinin kurucusu Kevin Xu, Xi ve Biden arasındaki görüşmenin son aylarda gerginlikle boğuşan ABD-Çin ilişkilerinde bir iyileşmeye işaret etse de, “geleceğin teknolojileri” üzerindeki yoğun rekabetin devam edeceğini söyledi.

Yapay zeka gelişimi için kritik öneme sahip yarı iletken çipler olan grafik işlem birimlerine atıfta bulunan Xu, “Çinli teknoloji şirketlerinin GPU’ları elde etme mücadelesi, yerli çip tasarımı, tedarik zinciri ve yarı iletken üretim kapasitesi oluşturmaya çalıştıkları için devam edecek,” diye ekledi.

Biden yönetimi, Çin’e giden üst düzey çipler üzerinde sıkı ihracat kontrolleri uyguladı ve yapay zeka çip üreticileri Moore Threads ve Biren Technology gibi Çinli teknoloji şirketlerini, listelenen şirketlere yapılan tüm ihracatı düzenleyen bir hükümet kara listesine yerleştirmeye devam etti.

Biden’ın sert teknoloji politikaları, Nvidia ve Intel gibi şirketlerin, Çin’in devasa pazarına belirli ürünlerin satışının sorgulanması nedeniyle karlılıkları konusunda endişelenmelerine yol açtı. Nvidia, 2022 yılı için 27 milyar ABD doları tutarındaki toplam gelirinin 5,8 milyar ABD dolarını Çin’e yaptığı satışlardan elde etti. Bu arada, Intel’in 2022 yılı için 63 milyar ABD doları tutarındaki toplam gelirinin 17,1 milyarı Çin’den geldi.

‘Çin’den ayrışmak imkansız’

Bununla birlikte, bazı teknoloji CEO’ları APEC zirvesinden, haftanın toplantılarından elde edilen bazı olumlu sonuçlar nedeniyle iyimser çıktı.

“Bir meydan okuma olduğuna şüphe yok, bunu kimse inkar etmiyor. [Çin ve ABD başkanları bunu açıkça kabul ediyor. Ancak her iki taraf da çaba sarf ediyor, iletişim kurmaya çalışıyor ve ilişkiyi yönetmeye çalışıyor,” dedi bağımsız içerik yaratıcılarına hizmet veren bir yazılım firması olan Vobile Group’un CEO’su Yangbin Wang.

Şirketi zirvenin kurumsal sponsorlarından biri olan Wang, “APEC ekonomi liderliği, CEO’lar bir araya geliyor, cesaretlendiklerini hissettiler… önlerinde zorluklar var ama cesaretlendiklerini hissettiler” dedi.

Çok uluslu şirketler son yıllarda Washington’ın kısıtlamaları ve Pekin’in karşılık vermesi sebebiyle Çin’deki operasyonları üzerinde baskılar hissediyor.

Bu arada ABD ile yaşanan gerginlikler ve Tayvan konusunda gelecekte yaşanabilecek çatışma ihtimali, bazı şirketlerin Çin’de iş yapmayı geçmişe kıyasla daha riskli görmesine yol açtı.

Vietnam, Endonezya ve Malezya gibi bazı Güneydoğu Asya ülkeleri, kısmen bu dinamikler sayesinde doğrudan yabancı yatırımlarda artış gördü.

Filipin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı George Barcelon, Apec kapsamında düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “Çin’den ayrılan bu firmalardan bazılarını Filipinler’e gelmeleri için teşvik etmek istiyoruz” dedi.

Muhasebe firması PwC’nin Asya-Pasifik ve Çin başkanı Raymund Chao ise, zirvedeki bir sohbet sırasında, tüm Batılı şirketlerin Çin’den hızlı bir şekilde çıkmasının mümkün olmadığını söyledi.

“Çin’in yerine herhangi bir yeri koymak çok zor, hatta imkansız. Bu anlamamız gereken bir gerçek” dedi.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English