Bizi Takip Edin

Avrupa

Ermenistan’da Paşinyan’ın istifasını talep eden 150 protestocu gözaltına alındı

Yayınlanma

Ermenistan’da ‘Vatan Adına Tavuş’ hareketinin Tavuş kasabasından başlattığı yürüyüş sonucunda başkent Erivan’da düzenlediği protesto gösterisi devam ediyor.

News.am‘in aktardığına göre saat 11:00 (Türkiye saatiyle 10.00) itibariyle Başbakan Nikol Paşinyan’ın istifasını talep eden 150 protestocu polis merkezlerine götürüldü.

Daha önce İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Narek Sargsyan, protestocuların yetkililerin yasal taleplerini yerine getirmedikleri için gözaltına alındıklarını iddia etti.

Geçen haftadan bu yana devam eden gösterilerde başkentin çok sayıda caddesi trafiğe kapatılmıştı.

Vatan Adına Tavuş hareketinin lideri Başpiskopos Bagrat Galstanyan, 13 Mayıs sabahı şehri felç edecek genel grev çağrısında bulunmuştu.

Galstanyan, “Eminim ki güven oylaması süreci ve başbakan adayı ile ilgili planlarımız somutlaştığında burada birkaç yüz bin kişi olacağız,” dedi.

Başpiskopos, cuma günü Paşinyan ile bir saat içinde görüşmeye ve istifasının tüm koşullarını tartışmaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Ermenistan ile Azerbaycan arasında sınır belirleme çalışmaları nisan ayı sonunda başlamış, taraflar geçici olarak anlaşmaya vardı.

Bun göre Baganis Ayrum, Aşagi-Askipara, Heyrimli ve Kızıl-Gajılı köyleri Bakü’nün kontrolü altına girecek.

Ermenistan’da ‘Paşinyan’a istifa’ mitingi

Avrupa

Rheinmetall satış tahminlerini düşürdü

Yayınlanma

Rheinmetall, Almanya’nın milyarlarca avroluk bir fırkateyn projesini iptal etmesinin ardından bu yıl 300 milyon avroluk bir satış kaybı beklediğini açıkladı.

Alman silah devi perşembe günü satış tahminlerini aşağıya çekti ve önceki 14 milyar ile 14,5 milyar avro aralığındaki tahmininden gerileyerek, yıl sonu gelirlerinin 13,7 milyar ile 14,2 milyar avro arasında olacağını belirtti.

Şirket, 15 milyar avroluk F126 programının iptal edilmesinin orta ve uzun vadeli etkilerinin “şu anda analiz edildiğini” belirtti.

Berlin’in haziran ayında F126 projesini iptal etmesinin ardından Rheinmetall hisseleri sert bir düşüş yaşadı ve bu yıl yaklaşık dörtte bir oranında değer kaybetti.

Rheinmetall, proje için 15 milyar avroluk bir teklif sunmuş ve yatırımcılara ana yüklenici olacağından son derece emin olduğunu belirtmişti.

Şirket perşembe günü yaptığı açıklamada, iptal edilen projenin 2030 yılına kadar hedeflenen 50 milyar avroluk yıllık ciroya yüzde 3’ten az katkı sağlamasının beklendiğini belirtti.

Bu aksiliklere rağmen Rheinmetall, yılın ilk yarısında toplam satışlarını yüzde 39 artırarak 5 milyar avronun üzerine çıkardı.

Sipariş defteri büyümeye devam ederek, geçen yılın ilk yarısındaki 56 milyar avrodan 80 milyar avronun üzerine çıktı.

Rheinmetall’in, Avrupa’daki savunma harcamalarındaki patlamayı somut kâra dönüştürebileceğini göstermeye çalıştığı için önemli bir gösterge olan faaliyet marjı, bir yıl önceki yüzde 12’den yüzde 15’e yükseldi.

Şirketin hisseleri perşembe günü erken saatlerdeki işlemlerde yüzde 1,6 değer kazandı.

CEO Armin Papperger, şirketin yeni denizcilik bölümünün “geleceğe baktığını” belirterek, “Yüksek düzeyde uzmanlığa sahip güvenilir bir ortak olarak mevcut denizcilik siparişlerimizi yerine getirmek ve uluslararası sahnede yeni siparişler elde etmek için yoğun bir şekilde çalışıyoruz,” diye ekledi.

Düsseldorf merkezli tank, mühimmat ve topçu silahları üreticisi, mart ayında tarihindeki ilk tersaneyi satın aldı.

Naval Vessels Lürssen’in 1,5 milyar avroya satın alınması, kısmen grubun, maliyet artışlarına ve gecikmelere yol açan bir dizi sorunun içine saplanmış olan Hollandalı denizcilik grubu Damen’den altı adet F126 fırkateyni inşa etme projesini devralacağı beklentisiyle gerçekleşti.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, F126 projesini iptal ederek bunun yerine Alman gemi üreticisi TKMS’den en fazla sekiz fırkateyn almayı tercih etti.

Pistorius, bu gemilerin daha ucuza ve daha hızlı teslim edileceğini belirtti.

Projenin iptal edilmesi kararı, Papperger’in Rheinmetall’daki stratejisi ve güvenilirliği konusunda şüpheler uyandırdı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB’nin yeni biyometrik sınır sistemi yaz yoğunluğunda bazı havalimanlarında askıya alındı

Yayınlanma

Avrupa Birliği’nin Nisan ayında tam işlevselliğe kavuşan yeni biyometrik sınır geçiş sistemi, yaz aylarındaki yolcu yoğunluğunun yol açtığı uzun kuyruklar nedeniyle Paris, Amsterdam, Frankfurt, Brüksel ve Milano dahil çeşitli büyük havalimanlarında geçici olarak devre dışı bırakıldı. Politico’nun havayolu şirketlerine ve sınır muhafızlarına dayanarak aktardığı habere göre Avrupa Komisyonu, turizm sektörünün baskısı üzerine 6 Eylül’e kadar geçerli kolaylaştırıcı tedbirler devreye soktu.

Avrupa Birliği’nin yeni biyometrik sınır geçiş sistemi EES (Giriş/Çıkış Sistemi), yaz aylarındaki yolcu yoğunluğunun yol açtığı uzun kuyruklar nedeniyle Paris, Amsterdam, Frankfurt, Brüksel ve Milano başta olmak üzere çeşitli büyük havalimanlarında geçici olarak devre dışı bırakıldı.

Politico, gelişmeyi havayolu şirketlerine ve sınır muhafızlarına dayanarak aktardı.

Air France-KLM, Politico’ya şu açıklamayı yaptı: “Yoğun yaz aylarında kuyruklar oluştuğunda, Paris ve Amsterdam’daki hublarımızda kesintisiz transit akışını sağlamak amacıyla sistemi kapatıyoruz.” Yayın organının aktardığına göre biyometrik kontroller Frankfurt, Brüksel ve Milano’da da askıya alındı.

Avrupa Komisyonu 6 Eylül’e kadar esneklik tanıdı

Avrupa Komisyonu, turizm sektörünün baskısı üzerine 6 Eylül’e kadar geçerli kolaylaştırıcı tedbirleri devreye soktu. Komisyon sözcüsü Guillaume Mercier, “EES tüzüğü, olağanüstü koşullarda biyometrik veri kaydının geçici olarak askıya alınmasına imkân tanıyan bir hüküm içermektedir” dedi.

Sekiz AB üyesi ülke ve İsviçre ise bu esnekliklerin 6 Eylül’ün ötesine taşınması için girişim başlattı.

Kuyrukların temel nedenlerinden biri personel yetersizliği. Yeni sistemde yolcuların usulüne uygun biçimde kayıt altına alınabilmesi için önemli sayıda personel gerekiyor.

Milano Malpensa Havalimanı’ndan edinilen bilgiye göre sınır kontrol ekiplerinde şu anda yaklaşık 35 kişi görev yapıyor; ancak yoğun saatlerde uzun kuyruk oluşturmaksızın EES’in gerektirdiği tüm kontrollerin eksiksiz yürütülmesi için en az 10-15 kişi daha gerekiyor.

Brüksel Havalimanı’nda biyometrik veri toplama askıya alma işlemleri, yaz mevsimi başlamadan önce başladı. Tetikleyen olay, tek bir günde 600 yolcunun uçağını kaçırmasıydı. Belçika polisi ise biyometrinin devre dışı bırakılmasının güvenliği zedelemediğini vurguladı; yolcuların EES’e her koşulda kaydedildiğini ve belge bilgilerini sisteme girdiğini belirtti.

The Economist, AB havalimanlarındaki durumu Temmuz başında “karmaşa” olarak nitelendirerek haberleştirmişti. Avrupa havalimanları birliği ACI Europe’un Genel Direktörü Stefan Schulte, self-servis terminallerinin kararsız çalıştığını belirtti; sıcak havalarda ise parmak izi tarayıcılarının veri okumayı durdurduğunu söyledi.

Schulte, yazılım aksaklıkları nedeniyle yolcuların zaman zaman kayıt işlemini baştan tekrar yapmak zorunda kaldığını da ekledi. Lufthansa Genel Direktörü Karsten Spohr ise biyometrik kontrollerdeki gecikmeler yüzünden bazı yolcuların aktarma uçuşlarını kaçırdığını açıkladı.

Haberde ayrıca biyometrik kontrollerin kimlik sahteciliği vakalarını tespit etmeye olanak tanıdığı belirtiliyor; bu tür vakaların biyometri olmadan “büyük olasılıkla fark edilmeyeceği” kaydediliyor.

Pek çok havalimanı, liman, sınır kapısı ve demiryolu istasyonunun yeni gereksinimlere uyum sağladığı, ancak yoğun turistik noktalar başta olmak üzere bazı yerlerde saatlerce süren kuyrukların oluştuğu aktarılıyor.

Sistemin geçmişi

2017 yılında kabul edilen EES, sınır hizmetlerinin hazırlıksızlığı gerekçesiyle birkaç kez ertelendi. Sistem, geçen yılın Ekim ayında aşamalı olarak işletime girdi.

EES, AB dışından gelen yolcuların pasaportlarına basılan mühürlerin yerini elektronik kayıt yöntemiyle aldı.

Schengen bölgesine ilk girişte yolcuların pasaport, yüz ve parmak izi taratması gerekiyor; sonraki seyahatlerde bu veriler kimlik doğrulama amacıyla kullanılıyor.

Sistem, Nisan ayında tam kapasitede çalışmaya başladı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya adım adım zorunlu askerliğe gidiyor

Yayınlanma

Almanya’da Aile Bakanlığı, zorunlu askerlik hizmetinin yeniden getirilmesi için Anayasa’nın öngördüğü zorunlu bir ön koşul olan alternatif sivil hizmetin yeniden canlandırılması üzerinde şimdiden çalışmaya başladı.

Federal hükümet, zorunlu askerliğin geri getirilmesi durumunda yeni bir sivil hizmet sisteminin uygulanması için önlemler alıyor.

Federal Aile Bakanlığı, geçtiğimiz aylarda 23 büyük dernek ve kuruluşa, zorunlu askerlik hizmetinin yeniden getirilmesi durumunda askerlik hizmetini reddedene ne tür imkanlar sunabilecekleri konusunda anket yapıldığını doğruladı.

Bir bakanlık sözcüsü, “23 dernekten 22’si, askerlik yükümlülüğünün yeniden yürürlüğe girmesi durumunda altyapılarının ve görev yerlerinin prensipte hazır olduğunu ve askerlik yerine sivil hizmet yapanlara çok çeşitli imkanlar sunabileceğini belirtti,” dedi.

Federal Meclis’teki Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hıristiyan Sosyal Birliği (CSU) Grup Başkanı Thorsten Frei, yeni bir sivil hizmetin olası olarak yürürlüğe girmesi ihtimaline karşı önlemler alınmasını “çok akıllıca ve doğru” buluyor.

CDU’lu siyasetçi, RTL ve ntv kanallarıyla yaptığı görüşmede, askerlik hizmetine geri dönüş konusundaki tartışmalarda şu anda yeni bir gelişme olmadığını belirtti.

Almanya’da zorunlu askerlik sistemine geri dönüş sinyali

Fakat Frei, “Her ihtimale karşı, kararların hızlı bir şekilde alınması gerekebileceğini asla göz ardı edemeyiz. O zaman bunun doğuracağı sonuçların da net olması gerekir,” diye vurguladı.

Muhalefetten, zorunlu sivil hizmetin yeniden getirilmesi olasılığına yönelik eleştiriler geliyor.

Sol Parti lideri Ines Schwerdtner, “Devletin gençlere hayatlarının bir yılını nasıl geçireceklerini dikte etmemesi gerektiğini” vurguladı. Bu durum, zorunlu askerlik için olduğu kadar zorunlu sivil hizmet için de geçerli.

Schwerdtner’e göre gençler, “federal hükümetin yıllardır tasarruf politikalarıyla mahvettiği bir sosyal devletin boşluklarını doldurmak için” kullanılmamalı.

Parti başkanı, Funke Medya Grubu’na verdiği demeçte, bakım hizmetleri, acil yardım hizmetleri ve sosyal kurumlarda “devlet tarafından zorunlu kılınan ucuz işgücüne” ihtiyaç olmadığını vurguladı.

FDP Genel Sekreteri Martin Hagen, Federal Aile Bakanlığı’nın hazırlıklarını, CDU-SPD koalisyon hükümetinin başarısızlığını kabul etmesi olarak görüyor.

Yeni bir sivil hizmet planlarının şimdiden hazırlandığını belirten Hagen, bunun koalisyon hükümetinin “Bundeswehr’in hedef kadro sayısına gönüllülük yoluyla ulaşma çabalarına hiçbir güven duymadığını” gösterdiğini söyledi.

Hagen, CDU/CSU ve SPD’nin “Bundeswehr’i çekici bir işveren haline getirmeyi ve gençleri askerlik hizmetine heveslendirmeyi” başaramadığı için eleştirdi.

Almanya Sosyal Yardım Derneği (SoVD) de endişelerini dile getirdi ve Sol Parti Genel Başkanı Schwerdtner ile benzer argümanlar öne sürdü.

SoVD Yönetim Kurulu Başkanı Michaela Engelmeier, zorunlu sivil hizmetin devletin gençlerin özgürlüğüne ve yaşam planlarına önemli bir müdahale olacağını söyledi.

O da yeni bir sivil hizmetin, ucuz işgücü elde etmek ve düzenli istihdamı ikame etmek için suistimal edilebileceği konusunda uyarıda bulundu. Bunun yerine, federal hükümetin yeni bir sivil hizmete odaklanmak yerine gönüllü çalışmayı güçlendirmesi gerektiğini belirtti.

junge Welt’e (jW) göre Alman medyası bu adımı alkışlıyor ve bazıları artık sadece gençler için değil, herkes için daha fazla zorunlu hizmet biçimi talep ediyor.

Neue Ruhr Zeitung (NRZ) gazetesinin de kabul ettiği gibi, hükümetin planları “genel askere alma uygulamasının yaklaştığı” anlamına geliyor.

“Rusya’dan gelen tehdit ve NATO’nun değişen hedefleri nedeniyle” bu zorunlu hizmetlerin gerekli olduğu savunuluyor.

Die Rheinpfalz gazetesi, mevcut tartışmada “gönüllü toplum hizmeti yılı”nın “ne yazık ki göz ardı edildiğini” üzülerek belirtiyor ve Alman hükümetinin gerekçesini tekrar ediyor:

“Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik acımasız saldırısıyla Avrupa’da sonsuz barış umudu paramparça olduğundan beri, Almanya’nın yeniden daha fazla askere ihtiyacı var.”

Bu fikrin “bugün her zamankinden daha mantıklı” olduğunu savunan gazete şöyle devam ediyor:

“Herkes okul, mesleki eğitim ve üniversite arasında birkaç ayını topluma adıyor. Elbette bu sürenin orduda mı, yoksa bir hastanede, huzurevinde ya da itfaiye istasyonunda mı geçirileceğine karar vermek her bireye kalmıştır.”

Redaktionsnetzwerk Deutschland’da (RND) bile, yalnızca vicdani retçiler için yeni bir sivil hizmet programını tartışmak yerine, “toplumsal hizmet süresi ya da genel bir zorunlu hizmet yılı konusunda temel ve kapsamlı bir tartışma” başlatılması gerektiği görüşü hakim.

RND’nin Berlin bürosu müdür yardımcısı, zorunlu hizmetin “kamuoyunun kabulünü” gerektirdiğini söylüyor. “Evrensel bir zorunlu hizmet yılının büyük potansiyeli” ve “ülkenin güvenliğine ve istikrarına kişisel olarak katkıda bulunma kesinliği”, Almanya’nın yeni zorunlu askerlik virajına doğru önemli gerekçeler olarak öne çıkıyor.

RND, erkekler ve kadınların yanı sıra gençlerin ve yaşlıların da bu plana dahil olacağını yazıyor ve insanların nihayet “devlet için –ve dolayısıyla kendileri için– bir şeyler yapabileceklerini” söylüyor.

Zorunlu askerlik Temmuz 2011’de askıya alınmıştı; bu, pratikte askerlik ve sivil hizmetin kaldırılması anlamına geliyordu. Sivil hizmetin yerine Federal Gönüllü Hizmeti getirildi.

Bu yılın başından itibaren yeni bir askerlik hizmeti yürürlüğe girdi. Bu düzenlemenin temelini, 2008 ve sonrasında doğan genç erkekler için zorunlu sağlık muayenesi oluşturuyor. Böylelikle, ordunun güçlendirilmesi amacıyla gönüllüler toplanması hedefleniyor.

Hedef aralıklarına ulaşılamaması durumunda, Federal Meclis “ihtiyaç temelli zorunlu askerlik” kararı alabilir.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English