Bizi Takip Edin

Avrupa

Orbán FT’ye yazdı: Avrupa’yı yeniden rekabetçi yapmak istiyoruz

Yayınlanma

Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, ülkesinin Avrupa Birliği Bakanlar Konseyi dönem başkanlığını üstlenmesinin ardından Financial Times (FT) için bir yazı kaleme aldı.

“İki dönem başkanlığımız arasında üstlendiğim başbakanlık görevim sırasında, Avrupa’nın rekabet gücünün erozyonuna tanıklık etmek için eşsiz bir bakış açısına sahip oldum,” diyen Macar lider, 1990’larda “Avrupa entegrasyonu”nun mimarlarından Alman lider Helmut Kohl’ün, Avrupa’nın siyasi hayatta kalmasının iktisadi rekabet gücünü korumasına bağlı olduğuna yönelik düşüncesini hatırlattı.

AB’nin rekabet gücünü kaybetmesinin son yıllarda giderek artan bir eğilim haline geldiğini savunan Orbán, bu düşüşü, Brüksel’in “dünya ekonomisinin gerçeklerine ters düşen yanlış yönlendirilmiş kararlarına” bağladı.

Brüksel’in, ilgili sanayilere yeterince danışmadan “kendi ideolojik hedeflerini” dayattığı yeşil dönüşümün bunun başlıca örneği olduğunu öne süren Macar lider, “Enerji fiyatlarının ABD’dekinden üç ila beş kat daha yüksek olması nedeniyle Avrupalı şirketler rekabet güçlerini kaybetmekte ve fonlarını inovasyon yerine elektrik faturalarına ayırmak zorunda kalmaktadır,” dedi.

Macaristan Başbakanı, Avrupa’nın özellikle elektrikli araç geliştirme ve üretimine vurgu yaparak, yeşil endüstride liderliği hedeflemesi gerektiğinin açık olduğunun altını çizdi. Fakat Orbán’a göre, “endüstriyel paydaşları engelleyen ve vatandaşlara yük getiren düzenlemelerin dayatılması artık sürdürülebilir değildir.”

Macar lider, çiftçiler için de üretim maliyetlerinin önemli ölçüde arttığına ve giderek daha karmaşık hale gelen yeşil yükümlülükleri yerine getirmek zorunda olduklarına işaret etti.

İşletmelerin de giderek ağırlaşan vergi yükleriyle karşı karşıya kaldığını savunan Macar lider, OECD’nin küresel asgari kurumlar vergisinin ocak ayında yürürlüğe girmesinin “feci bir başarısızlık” olduğunu, tüm AB üye ülkeleri de dahil olmak üzere yaklaşık 140 ülkenin bu anlaşmaya katılmış olmasına rağmen, ABD, Çin ve Hindistan gibi önemli rakiplerin henüz bu anlaşmayı kabul etmediğini vurguladı.

Orbán, “Avrupa çok daha az cazip bir yatırım yeri haline geldi, hatta Avrupalı şirketleri başka pazarlara taşınmayı düşünmeye sevk etti. Başlıca AB ülkelerindeki ekonomik büyüme bu yıl ancak %1’e ulaşırken, ABD’nin yaklaşık %3, Çin’in %5’e yakın ve Hindistan’ın neredeyse %7 oranında büyümesi bekleniyor. Zaman içinde daha da geride kalacağız,” diyerek “acil bir rota düzeltmesi” çağrısında bulundu.

Macaristan’daki kendi deneyimlerine göre, ekonomik başarının “rekabet ve iş dostu bir ortam” gerektirdiğini savunan Başbakan, hükümetinin yaptıklarını şöyle sıraladı: düz oranlı kişisel gelir vergisi; AB ülkeleri arasında en düşük kurumlar vergisi; ticaret ve yatırım ilişkilerini çeşitlendirerek Asya-Pasifik’teki ortaklar ile teknoloji ve inovasyon işbirliği. Orbán, bu sayede geçtiğimiz yıl Macaristan’a rekor düzeyde doğrudan yabancı yatırım girişi olduğunu yazdı.

Avrupalı mevkidaşlarını, sağlıklı rekabetin yanı sıra en iyi teknolojilerle işbirliğinin daha fazla büyümeye yol açacağına ikna etmeyi amaçladıklarını söyleyen Orbán, “Özellikle de başlıca sanayi paydaşlarıyla işbirliği içinde yeni bir yeşil sanayi stratejisi öneriyoruz,” dedi.

Avrupa ekonomisinin ana oyuncularının ticaret savaşı yoluyla rekabetten korunmak istemediklerini bildiklerini de söyleyen Macar lider, amaçlarının şirketlerin uygun fiyatlı, güvenli enerjiye erişimini ve asgari idari yüklerle rekabete girebilmelerini sağlayarak “iş dostu bir ortam” oluşturmak olduğuna işaret etti.

Orbán makalesini şöyle bitirdi:

“Açık bir ekonomi ve uluslararası işbirliğini teşvik ederken Avrupa’nın ekonomik genişlemesini yeniden başlatacak yeni bir rekabetçilik anlaşmasını müzakere etmeyi hedefliyoruz. Dış sınırların korunmasının önemini ve bu amaçla AB fonlarının gerekliliğini vurgulayarak, başlıca menşe ve transit ülkelerle yakın bir şekilde çalışarak yasadışı göçü engellemek istiyoruz. Ayrıca, bölgeler arasında daha fazla yakınlaşma sağlamak üzere uyum politikasının geleceğini şekillendirmeye çalışıyoruz. Son olarak, çiftçi odaklı bir AB tarım politikasının temellerini oluşturmayı hedefliyoruz.

Macaristan’ın rekabetçilik stratejisinin Alman-Fransız büyüme ve rekabetçilik gündeminden ilham aldığı bir sır değil. Dolayısıyla Berlin ve Paris’in Roma ile birlikte Macaristan dönem başkanlığının girişimlerini desteklemesi şaşırtıcı değildir. Rekabetçi bir Avrupa’nın tüm üye devletlerin çıkarlarına hizmet edeceğine inanıyoruz. Macaristan son derece aktif bir AB dönem başkanlığı için hazırlanıyor. İdeolojik anlaşmazlıkları bir kenara bırakıp Avrupa’nın motorunu çalıştırmanın zamanı geldi. Gelin Avrupa’yı yeniden rekabetçi hale getirelim.”

Avrupa

Danimarka, Grönland’a ilk kez zorunlu asker konuşlandırıyor

Yayınlanma

Danimarka, Kuzey Kutbu’nda olası güvenlik tehditleri ve Ukrayna’daki savaş gerekçesiyle uyguladığı yeni zorunlu askerlik sistemi kapsamında yaklaşık 1,600 yeni erin 11 aylık hizmet süresini başlattı. Yeni askerlik döneminde erlerin ilk kez Grönland’a sevk edilerek profesyonel ordudan operasyonel görevleri devralması planlanıyor.

Danimarka, Kuzey Kutbu bölgesinde ABD ve Rusya kaynaklı güvenlik riskleri ile Ukrayna’daki savaşın yarattığı ortam gerekçesiyle askeri kapasitesini artırma adımlarını hızlandırdı.

Reuters’ın aktardığına göre ülke, yeni zorunlu askerlik düzenlemesi kapsamında yaklaşık 1,600 yeni eri 11 aylık hizmet süresi için silah altına aldı.

Yeni hizmet dönemi, Danimarka tarihinde ilk kez zorunlu askerlik kapsamındaki erlerin Grönland’a gönderilmesi hazırlıklarıyla eş zamanlı yürütülüyor.

Planlama çerçevesinde 100’den fazla erin Grönland’daki profesyonel askerlerden operasyonel görevleri devralacağı belirtildi.

Yeni silah altına alınan askerler, beş aylık temel eğitimin ardından altı ay boyunca operasyonel hizmet verecek.

Danimarka’da zorunlu askerlik prosedürü, 18 yaşına gelmiş ve sağlık şartlarını taşıyan tüm genç erkekler arasında çekilen kura yöntemiyle yürütülüyor.

Ancak Danimarka ordusunun insan kaynağı büyük oranda gönüllülerden oluşuyor.

Danimarka yönetimi 2024 yılında aldığı kararla dört ay olan askerlik süresini 11 aya çıkardı ve zorunlu askerlik uygulamasını ilk kez kadınları da kapsayacak şekilde genişletti.

Reuters’ın aktardığına göre Kopenhag, 2033 yılına kadar yıllık asker sayısını 5 bin seviyesinden 7 bin 500’e yükseltmeyi hedefliyor.

Zorunlu askerlik uygulaması Danimarka’nın yanı sıra bölge ülkeleri İsveç, Finlandiya ve Norveç ile Baltık ülkeleri Estonya, Letonya ve Litvanya’da da yürürlükte bulunuyor.

Grönland’a yönelik askeri planlama, ABD Başkanı Donald Trump’ın adaya ilişkin açıklamalarının ardından şekillendi. Trump’ın adayı ilhak etme yönündeki ifadeleri Kopenhag ve Nuuk yönetimleri tarafından reddedilmişti.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinde ülkesinin “kendi toprakları dahil” ittifakın her karışını savunmaya hazır olduğunu bildirdi.

Trump’ın Grönland’a yönelik söylemleri bu yılın kış aylarında yeniden yoğunlaştı.

Danimarka’nın Danimarka Krallığı bünyesinde özerk bir bölge olan Grönland’ın güvenliğini sağlayamadığını savunan Trump, adanın ABD’nin ulusal savunması için gerekli olduğunu ileri sürdü.

Trump ayrıca adanın Rus ve Çin gemileriyle çevrili olduğunu iddia etti.

ABD’nin Kopenhag Büyükelçisi Kenneth Howery Mayıs ayında yaptığı açıklamada ABD Başkanı’nın adayı askeri güç kullanarak ele geçirme fikrinden vazgeçtiğini bildirdi.

Fakat Trump Temmuz ayında adaya yönelik talebini yineleyerek Washington’ın Grönland’a ihtiyacı olduğunu ifade etti.

Trump daha sonra Grönland’ın ikinci başkanlık döneminin sonu olan Ocak 2029’a kadar ABD kontrolüne geçebileceğini iddia etti.

Öte yandan Danimarka’nın Grönland’daki Birleşik Arktik Kuvvetleri Komutanı Søren Andersen Ocak ayında yaptığı açıklamada, adadaki Danimarka askeri varlığının ABD’den gelebilecek bir askeri tehdide karşı değil, Rusya’nın olası faaliyetlerine karşı odaklandığını belirtti.

Andersen, Avrupalı NATO müttefiklerinin Grönland’daki misyonunun uzun vadeli amacının “Rusya’yı uzak tutmak” olduğunu ekledi.

Andersen’in işaret ettiği “Arctic Sentinel” (Arktik Muhafızı) adlı NATO misyonu, ittifakın Kuzey Kutup bölgesindeki askeri varlığını güçlendirmeyi, deniz devriyelerini genişletmeyi ve Rusya ile Çin’in bölgedeki faaliyetlerine karşı koymayı amaçlıyor. Daimi nitelikteki operasyonun başlatıldığı 11 Şubat 2026 tarihinde resmen duyurulmuştu.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Söder: AfD’yi öylece ortadan kaldıramazsınız

Yayınlanma

CSU lideri ve Bavyera Başbakanı Markus Söder, Almanya için Alternatif’in (AfD) bir “Avrupa fenomeni” olduğunu söyleyerek, bu partinin “öylece ortadan kaldırılamayacağını” savundu.

Şansölye Friedrich Merz’in üye olduğu CDU’nun kardeş partisi CSU’nun en önemli ismi olan ve Alman ulusal siyasetinde de büyük bir rol oynayan Söder, ARD’ye verdiği mülakatta kendisini “demokrasi stabilizatörü” olarak nitelendirdi.

Mart ayında yapılan Bavyera yerel seçimlerinde, Söder’in liderliğindeki CSU oyların yüzde 32,5’ini aldı. Bu, 1950’lerden bu yana elde ettiği en kötü sonuçtu. CSU, 13 ilçe yöneticisi koltuğunu kaybetti.

Ayrıca son zamanlarda parti içinde de bir huzursuzluk yaşanıyor. Parti içi bir mektupta, CSU Genel Başkan Yardımcısı ve Avrupa Halk Partisi (EPP) Başkanı Manfred Weber, “aidiyet duygusunun eksikliğinden” bahsetti.

Söder ise durumu farklı görüyor. “Diğer tüm demokratik partilerle karşılaştırıldığında, biz açık ara en güçlüyüz,” diyen Bavyeralı, partisinin 2020 seçimlerindeki oy oranına yaklaşık olarak aynı seviyede kaldığını belirtti. Bu yerel seçimlerde CSU, 1,9 puanlık bir kayıp yaşadı.

Eyalet Başbakanı, Söder’in kendi destek oranları da dahil olmak üzere sonuçların pek parlak olmamasına rağmen, CSU’nun “bu çalkantılı zamanlarda istikrarın en büyük dayanağı” olduğunu söyledi.

Pandeminin zirve yaptığı döneme kıyasla, en son ARD DeutschlandTrend’in nisan ayında yaptığı ankette Söder’in destek oranı yüzde 58’den yüzde 27’ye düştü.

AfD, Bavyera’da yüzde 12,2’ye ulaşarak (yüzde 7,5’lik bir artışla) önemli bir ilerleme kaydetmiş olsa da, Söder, “AfD’yi öylece ortadan kaldıramazsınız,” dedi.

Anayasa Koruma Dairesi tarafından “aşırı sağcı” olarak sınıflandırılan partinin, “Avrupa çapında bir olgu” olduğunu kaydeden Söder, AfD ile mücadele etmek için onu taklit etmenin de mümkün olmadığını savundu.

CSU lideri Söder’in bakış açısına göre, sert bir göç politikası, AfD’yi olabildiğince küçük tutmanın yollarından biri.

Almanya’ya gelen göçmen sayısı önemli ölçüde azalmış olsa da, “burada hâlâ aslında ikamet hakkı olmayan çok sayıda insan var.”

Söder, bu kişilerin “geri gönderilmesi” gerektiğini belirterek, daha fazla sınır dışı edilme uygulamasını savundu.

Buna ek olarak, ekonominin canlandırılması gerektiğini kabul ediyor. Söder, BMW’de yakın zamanda açıklanan 8.000 kişilik işten çıkarma kararına rağmen, Bavyera’da bu konuda işlerin iyi gittiğini savundu.

Bavyera’nın “en güvenli, en güçlü ve en yenilikçi” eyalet olduğunu ileri süren Başbakan, eyalet ekonomisini nasıl canlandırmayı planladığını tam olarak belirtmedi.

Bavyera’nın iktisadi açıdan en güçlü eyaletler arasında yer aldığı doğru olsa da gayri safi yurtiçi hasıla açısından Kuzey Ren-Vestfalya, Bavyera’nın önünde birinci sırada. Kişi başına GSYİH açısından ise Hamburg, Bavyera’nın önünde.

Genel rekabet koşullarının iyileştirilmesi gerektiğini söyleyen Söder, “Daha az çalışmalıyız ya da daha erken emekli olmalıyız” gibi önerilerin uzun vadede işe yaramayacağını ileri sürdü.

Daha uzun süre çalışmak ve daha geç emekli olmak konusunda ise herkes aynı fikirde değil. Thüringen, Saksonya-Anhalt ve Saksonya eyalet başbakanları, insanların 45 yıllık prim ödemesinin ardından emekli olmalarına izin verilmesine karşı çıktılar.

Söder, bu öneriyi “biraz şaşırtıcı” olarak nitelendirdi ve Emeklilik Reformu Komisyonu’nun tüm nesiller için “çok uzun vadeli emeklilik istikrarı” sağlayacak planlar sunduğunu belirtti. CSU lideri, tüm emeklilik paketinin şimdi bozulma riski taşıdığını düşünüyor.

Şansölye Friedrich Merz, emeklilik tartışmaları ve her şeyden önce kabinesindeki çalkantılı yeniden yapılanma nedeniyle, kısmen kendi saflarından bile, eleştirilere maruz kaldı.

Fakat CSU lideri Söder, ona destek verdi. Önemli olanın, hükümetin bir bütün olarak sağlam durması olduğunun altını çizen Bavyeralı, hükümetin “çok, çok iyi” bir şekilde ayakta durduğunu, Merz’in de “çok, çok istikrarlı ve güçlü” olduğunu, şu anda ihtiyaç duyulan şeyin “boş laflar değil, birlik” olduğunu söyledi.

Eyalet Başbakanı, Ilse Aigner’in Federal Cumhurbaşkanı olarak değerlendirilmesi yönündeki görüşünü bir kez daha dile getirdi.

Bu sefer bir kadını Federal Cumhurbaşkanı olarak seçmenin “çok iyi bir fırsat” olduğunu söyledi. Nihayetinde, CDU/CSU’nun bunu birlikte tartışması gerekecek. Söder, SPD’den şimdiden “çok olumlu sinyaller” aldığını söyledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Tuna’da rekor kuraklık bölgeyi vurdu: Nükleer santraller durdu

Yayınlanma

Tuna Nehri’ndeki rekor kuraklık nedeniyle Romanya, Cernavodǎ Nükleer Santrali’ne soğutma suyu yönlendirmek amacıyla nehirdeki kayaları askeri patlayıcılarla havaya uçurdu. Komşu Macaristan ise tek nükleer santralindeki üretimi yarıdan fazla düşürdü. Aşırı sıcaklar ve kuraklık, bölge genelinde ciddi bir enerji krizini tetikledi.

Romanya deniz kuvvetleri, kuraklığın vurduğu Tuna Nehri’nden ülkenin çalışan tek nükleer reaktörüne hayati önemdeki soğutma suyunu yönlendirebilmek amacıyla kontrollü bir patlatma operasyonu gerçekleştirdi.

Komşu Macaristan ise ülkenin tek nükleer santralinden yalnızca iki gün daha elektrik üretebileceğini açıkladı.

Tuna Nehri’ndeki su seviyelerinin tarihi dip noktaya gerilemesi, bölge genelinde enerji krizi endişelerini tırmandırırken Macaristan ve Romanya, nehir sularıyla soğutulan nükleer reaktörlerini ilk kez kapatmak zorunda kaldı.

Romanya, Cernavodǎ Nükleer Santrali’nde reaktör kapatılmasına yol açan düşük su seviyeleri ve elektrik üretimindeki düşüş nedeniyle ağustos ayı boyunca ülke çapında olağanüstü hal ilan etti.

Adevărul gazetesinin aktardığına göre askeri operasyonda 180 kilogram patlayıcı kullanıldı.

Su akışını engelleyen dev bir kayanın havaya uçurulduğu patlama sırasında nehirde metrelerce yükseklikte su sütunu oluştu.

Romanya Savunma Bakanı Radu Miruțǎ, 3 Ağustos 2026 Pazartesi günü yaptığı açıklamada “Nükleer santralin çarşamba veya perşembe gününden sonra çalıştığı her gün bir kazançtır. Santralin tek bir gün dahi çalışması, bu operasyonun maliyetinden üç kat daha verimlidir” diye konuştu.

Uzmanlar, gerçekleştirilen kontrollü patlatmanın yetkililere geçici bir set kurma imkanı tanıyacağını, böylece Cernavodǎ’da aktif kalan tek reaktöre giden kanala daha fazla su aktarılacağını belirtti.

Her iki ülkenin tek nükleer santrallerinin kapasite düşürmesi nedeniyle Macaristan ve Romanya, sıcak dalgasının elektrik talebini artırmasıyla birlikte pahalı elektrik ithalatına yöneldi. İki ülke de reaktör soğutma sistemi için Tuna Nehri’nin suyunu kullanıyor.

Macaristan’da SSCB döneminden kalan 44 yıllık Paks Nükleer Santrali’nde de üretim düşürüldü. Normal şartlarda ülke elektriğinin neredeyse yarısını sağlayan santral, şu anda kapasitesinin yarısından daha düşük bir seviyede çalışıyor.

Yetkililer daha önce Paks santralini pazar günü kapatmak zorunda kalabileceklerini duyurmuş, ardından tesisin pazartesi veya salı gününe kadar düşük kapasiteyle çalışabileceğini açıklayarak enerji arzında kısa süreli bir rahatlama sağlamıştı.

Macaristan Başbakanı Péter Magyar, santralin önümüzdeki hafta tamamen kapatılmasının beklendiğini bildirdi. Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin reaktör soğutma sistemleri için yetersiz kalacağı tahmin edildiğinden, kapatma kararının birkaç hafta sürebileceği ifade edildi.

Magyar, X hesabından yaptığı paylaşımda “Pazartesi gününden itibaren bir enerji krizi durumu ortaya çıkabilir. Daha ağır sonuçların önüne geçmek için koordineli adımlara ve tasarrufa ihtiyaç duyulacak. Herkesin desteğini bekliyoruz!” ifadelerini kullandı.

Açıklamasını sürdüren Magyar, “Bugün ve belki yarın 240 megavat üreten son türbin çalışmaya devam edebilir. Tüketimin en yüksek olduğu günlerden birinde santralin tamamen durmasının önüne geçilmesi çok iyi bir haber” dedi.

Magyar, şirketlerin ve halkın gönüllü kısıntıları sayesinde pazar günü elektrik talebinin 700 megavat azaldığını ve şebeke üzerindeki baskının hafiflediğini belirtti.

Gönüllü kısıntılara katılan ilaç şirketi Richter, önümüzdeki üç hafta boyunca elektrik tüketimini yüzde 50’den fazla azaltacağını duyurdu.

Sırbistan’da da Tuna Nehri’ndeki rekor düşüş ülkenin ana hidroelektrik santralini yüzde 20 kapasiteyle çalışmaya zorladı. Başbakan Djuro Macut, pazartesi günü enerji sorunlarına odaklanan acil bir toplantıya başkanlık etti.

Önemli bir yağış beklenmediği için Tuna Nehri’ndeki su seviyelerinin önümüzdeki günlerde veya haftalarda yükselmesi öngörülmüyor.

Toplam 10 ülkeden geçen nehrin bazı kesimlerinde su seviyesi tarih boyunca kaydedilmiş en düşük noktalara geriledi.

Çekilen nehir suları kayaları, gemi batıklarını, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir bombayı ve bir mamut fosilini ortaya çıkardı.

Tarih öncesi döneme ait kemikler, Bulgaristan’ın kuzeyindeki Ryahovo köyü sakini bir kişi tarafından ortaya çıkan nehir yatağında bulundu.

Yakındaki Rusçuk kentinde bulunan bölge tarih müzesinden uzmanlar inceleme yapmak üzere bölgeye sevk edildi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English