Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de “Çin casusu” ve “Rusya’dan para alan influencerlar” tartışması

Yayınlanma

ABD’de geçen hafta, Çin Komünist Partisi (ÇKP) adına casusluk yapmakla suçlanan bir New York eyaleti çalışanı ile Rusya’dan para alarak propaganda yaptıkları ileri sürülen “influencerlar” meselesi büyük gündem oldu.

ABD’de hazırlanan bir iddianameye göre, New York eyalet yönetiminin üst düzey bir çalışanı olan Linda Sun, Pekin için gizli bir ajan olarak lüks bir yaşam tarzının tadını çıkarırken, Çin hükümetinin Covid-19 ile ilgili resmi bir çağrıya erişmesine gizlice yardımcı oldu.

İddianameye göre Sun, yaklaşık 14 yıllık bir süre içinde yükselerek New York Valisinin özel kalem müdür yardımcısı oldu.

Fakat federal savcılara göre 41 yaşındaki Sun, Tayvanlı diplomatların eyalet hükümeti ile temas kurmasını engellemek ve iç belgeleri Pekin’le gizlice paylaşmak da dahil olmak üzere pozisyonunu Çinli yetkililere yardım etmek için kullandı.

Bunun karşılığında Çin’in Sun ve kocası Christopher Hu’ya New York’ta 4,1 milyon dolarlık bir ev satın almalarına yardımcı olan milyonlarca dolarlık komisyon ve “eve özel tuzlu ördek” teslimatları gibi avantajlar sağladığı iddia ediliyor.

İddianameye göre çift ayrıca Honolulu, Hawaii’de 2,1 milyon dolarlık okyanus manzaralı bir apartman dairesi ve aralarında 2024 model Ferrari Roma spor otomobilin de bulunduğu lüks araçlar satın aldı.

Sun’ın hakkındaki suçlamalar

Çift salı günü Brooklyn federal mahkemesinde yabancı acenta olarak kayıt yaptırmamaktan vize dolandırıcılığına ve kara para aklamaya kadar bir dizi suçlamayı kabul etmedi.

Salı sabahı federal ajanlar çiftin Long Island’daki evine girerek onları 10 suçtan gözaltına aldı.

ABD yasaları, yabancı ülkeler ya da siyasi partiler adına ya da çıkarları doğrultusunda hareket eden kişilerin yabancı acenta olarak kayıt yaptırmalarını gerektiriyor.

Savcılara göre Çin doğumlu ve vatandaşlığa kabul edilmiş olan Sun, Çin hükümet yetkilileri ve temsilcilerinin “emri, talebi ya da yönlendirmesiyle hareket ettiğini aktif olarak gizlemiştir.”

Savcılar, 2020 yılında Covid-19 salgını eyalete yayılırken, Sun’ın Çinli konsolosluk yetkililerinin New York liderlerine erişim sağlamaları için yollar bulduğunu iddia ediyor.

Savcılara göre, Sun bir keresinde Çinli bir yetkiliyi virüse karşı halk sağlığı müdahalesiyle ilgili özel bir eyalet hükümeti görüşmesine gizlice eklemişti.

New York’un Tayvan ile ilişki kurmasını engellediği öne sürülüyor

Sun hakkındaki iddianamede, Tayvanlı temsilcilerin ABD hükümetindeki üst düzey yetkililerle iletişim kurmasını ya da görüşmesini engellemek için çalıştığı durumlar sıralanıyor.

Sun’ın 2016 yılında Çinli bir konsolosluk yetkilisine gönderdiği bir mesajda, New York’lu üst düzey bir siyasetçiyi Tayvan’ın ev sahipliği yaptığı bir etkinlikten başarıyla uzaklaştırdıktan sonra, “Her şey tatmin edici bir şekilde halledildi,” diyerek övündüğü söyleniyor.

Sun’ın, Tayvan’ın başkanı 2019’da New York’a gittiğinde, ziyarete karşı Pekin yanlısı bir protestoya katılırken görüntülendiği de öne sürülüyor.

Valiye Çin’den “konuşma talimatları” gitti iddiası

Çinli yetkililer valinin bir Ay Yeni Yılı videosu çekip çekemeyeceğini sorduklarında, Sun hangi “konuşma noktalarını” istediklerini sordu. 

Çinli yetkililer ise karşılığındai “Çoğunlukla tatil dilekleri ve dostluk ve işbirliği umudu. Çok siyasi bir şey yok,” cevabını verdiler.

Sun daha sonra başka bir Çinli yetkiliye, Bayan Hochul’un konuşma yazarıyla tartışarak valinin sözlerinin bir taslağından “Uygurların durumu” ifadesinin çıkarılmasını sağladığını söyledi.

2023 yılında New York Çalışma Bakanlığı’nda çalışırken Sun, Vali Kathy Hochul’dan çerçeveli resmi bir Yeni Ay Yılı bildirisi aldı ve bunu Çinli bir yetkiliye sundu.

İddiaya göre bildiri olağan kanalların dışında ve hatta Hochul’un ofisinin izni olmadan hazırlanmıştı.

Sun’ın ayrıca Çinli politikacıların ABD’ye seyahat etmeleri için sahte davet mektupları hazırladığı ve New York valisinin Asyalı Amerikalılar danışma konseyine bir vatandaşını eklemek için yetkisiz bir istihdam mektubu yazdığı öne sürülüyor.

Çin’e bilgi karşılığında ekonomik çıkar

Savcılar, tüm bunların karşılığında Sun ve Hu’nun “[Pekin] temsilcilerinden önemli ekonomik ve diğer faydalar elde ettiklerini” öne sürüyor.

Hediyeler arasında tüm masrafları karşılanan Çin seyahatleri; en iyi gösterilere, konserlere ve spor etkinliklerine biletler; Sun’ın kuzeni için Çin’de istihdam ve Çinli bir hükümet yetkilisinin kişisel aşçısı tarafından hazırlanan Nanjing usulü tuzlanmış ördeklerin eve teslimatı yer alıyordu.

İddianameye göre, tuzlu ördek teslimatı Sun’ın evine en az 16 farklı vesileyle yapıldı.

İkili kefaletle şimdilik serbest

Sun’ın avukatı Jarrod Schaeffer AP haber ajansına yaptığı açıklamada, “Bu suçlamaları mahkemede ele almak için sabırsızlanıyoruz. Müvekkilimiz bu suçlamalardan dolayı anlaşılabilir bir şekilde üzgün,” dedi.

Bir yargıç ikiliyi kefaletle serbest bıraktı fakat üç ABD eyaletine seyahatlerini sınırladı ve Sun’a New York’taki Çin konsolosluğu veya misyonundan temsilcilerle herhangi bir temastan kaçınmasını emretti.

Sun ve eşi Hu suçsuz olduklarını savunurken, avukatları suçlamaların “aşırı agresif soruşturmaların bir sonucu” olduğunu söyledi.

Rusya’nın “etki ajanlarına” yönelik soruşturma

Çarşamba günü hazırlanan başka bir iddianamede, aralarında Tim Pool, Dave Rubin ve Benny Johnson gibi tanınmış şahsiyetlerin de bulunduğu altı muhafazakâr influencer ile bağlantılı bir medya şirketinin Rusya tarafından fonlandığı öne sürülüyor.

İddianamede Kremlin’in Ukrayna’daki savaş gibi “Rus çıkarlarına karşı ABD’nin muhalefetini zayıflatmak” için, “ABD’nin iç bölünmelerini güçlendirmeye olan ilgisi” olan İngilizce videolar yayınlamak amacıyla Rus devlet medya çalışanları tarafından gizlice finanse edildiği iddia ediliyor.

ABD Adalet Bakanlığı, bazılarına şirketin finansman kaynağı hakkında yanlış bilgi verildiğini söylediği influencerların herhangi bir suç işlediğini iddia etmiyor.

Bunun yerine, bir Rus devlet medya şirketi olan RT’nin iki çalışanını, Rusya dostu içerik için Tennessee merkezli bir içerik oluşturma şirketine yaklaşık 10 milyon dolar aktarmakla suçluyor.

Kostiantyn Kalashnikov ve Elena Afanasyeva kara para aklamak için komplo kurmak ve Yabancı Ajanlar Kayıt Yasasını ihlal etmekle suçlanıyor.

İnfluencer çabuk döndü: Putin bir pisliktir, şan olsun Ukrayna’ya!

İddianamelerin açıklanmasının ardından hem Pool hem de Johnson sosyal medya üzerinden Rubin’in de retweet ettiği açıklamalar yaparak iddia edilen suçların mağduru olduklarını ve yanlış bir şey yapmadıklarını söylediler.

Pool, “Bunlar sadece iddialar olduğu için neyin doğru olduğunu hâlâ bilmiyoruz. Putin bir pisliktir,” dedi.

Pool, bir başka paylaşımında da, Ukrayna milliyetçileri tarafından kullanılan “Slava Ukraine!” (“Şan olsun Ukrayna’ya!”) sözünü tweet olarak attı.

Johnson paylaşımında, bir yıl önce kendisinden bir “medya girişimine” içerik sağlamasının istendiğini yazdı. Avukatlarının daha sonra feshedilen “standart, mesafeli bir anlaşma” müzakere ettiğini ileri sürdü.

İsim verilmese de odakta şirket Tenet Media

İddianame Tennessee merkezli şirketin adını vermese de, ayrıntılar “Batılı siyasi ve kültürel konulara odaklanan heterodoks yorumculardan oluşan bir ağa” ev sahipliği yapmakla övünen bir çevrimiçi medya şirketi olan Tenet Media ile birebir örtüşüyor.

Tenet’in web sitesinde Pool, Johnson, Rubin, Lauren Southern, Tayler Hansen ve Matt Christiansen dahil olmak üzere içerik sağlayan altı influencer listeleniyor.

Tenet Media’nın altı ana influencerının YouTube’da 7 milyondan fazla abonesi ve X’te 7 milyondan fazla takipçisi bulunuyor.

İddianame, bazı influencerlara çalışmaları karşılığında yüklü miktarda ödeme yapıldığını gösteriyor. Kimliği açıklanmayan bir influencerın sözleşmesinde aylık 400.000 dolar ücret, 100.000 dolar imza bonusu ve ek bir performans bonusu yer alıyor.

Tenet Media’nın son aylardaki programlarında Cumhuriyetçi Ulusal Konvansiyonu eş başkanı Lara Trump, eski Cumhuriyetçi başkan adayı ve Trump destekçisi Vivek Ramaswamy ve ABD Senatosu adayı Kari Lake gibi yüksek profilli muhafazakâr konuklar yer aldı. 

Savcılar, şirket tarafından yayınlanan yaklaşık 2.000 videonun sadece YouTube’da 16 milyondan fazla izlendiğini söyledi.

İnfluencerlar Trump destekçisi

İlk olarak Occupy Wall Street protestolarını canlı yayınlayarak kamuoyunun dikkatini çeken gazeteci kökenli YouTuber Pool, bu yılın başlarında Trump’ı podcast’inde ağırlamıştı.

Açık sözlü bir Trump destekçisi ve internet kişiliği olan Johnso ise, başka çalışmalarından intihal yaptığına dair kanıtlar bulunması üzerine BuzzFeed’den kovulmuştu.

Rubin daha önce liberal haber yorum programı “The Young Turks”ün bir parçasıydı fakat o zamandan beri kendisini “liberteryen” olarak tanımlıyor.

Tenet’in influencer listesindeki en büyük YouTube takipçisine sahip ve “The Rubin Report” adlı bir programa ev sahipliği yapıyor.

Tenet Media Başkanı Liam Donovan, Tenet Media’nın çeşitli videolarında konuk olarak yer alan Kanadalı bir influencer olan Lauren Chen’in kocası.

Chen muhafazakâr gençlik örgütü Turning Point USA ile bağlantılı ve sağcı ağ Blaze Media için programlar sundu.

Chen’in RT’nin web sitesinde de 2021 ve 2022 yıllarında çeşitli fikir makalelerine katkıda bulunduğu belirtiliyor.

Amerika

ABD’de TPS kararının ardından Haitililer için sınırdışı süreci yaklaştı

Yayınlanma

ABD Yüksek Mahkemesi’nin Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) kaldırma kararının ardından 330 binden fazla Haitili sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldı. Karar Cumhuriyetçi Parti içinde derin bir bölünmeye yol açarken, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) Haitilileri çağırmaya başladı. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler uygulamanın insanı kriz yaratacağını savunarak karara tepki gösterdi.

ABD Yüksek Mahkemesi’nin haziran ayında aldığı kararın ardından, yasal statülerini kaybeden 300 binden fazla Haitilinin sınırdışı edilme süreci ABD siyasetini böldü.

Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimler sınırdışı adımlarını memnuniyetle karşılarken, diğer üyeler esneklik gösterilmesi çağrısında bulundu.

Yüksek Mahkeme kararı, mahkemelerin ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) koruma statüsünü iptal etme kararlarını inceleme yetkisi olmadığına hükmederek hem Haitililer hem de Suriyeliler için Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) sona erdirdi.

Pazartesi gününden itibaren statüleri sona erebilecek 330 binden fazla Haitili TPS sahibi, rakip çetelerin kontrolünde olan ve devlet başkanı 2021’de suikasta uğradığından bu yana istikrarlı bir hükümeti bulunmayan ülkelerine geri gönderilme riski taşıyor.

Kararın yürürlüğe girdiği geçen pazartesi günü Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Lauren Boebert sosyal medyada, “Kutlayan herkesin Ulusal Haitilileri Gönderme Haftası kutlu olsun!” mesajını paylaştı.

DHS Baş Hukuk Müşaviri James Percival ise karara atıfta bulunarak Semisonic grubunun 1998 yılına ait şarkısından alıntı yaptı ve “Yüksek Mahkeme’de TPS davalarını kazandığımızda nettik. ‘Kapanış saati geldi. Eve gitmek zorunda değilsiniz ama burada kalamazsınız'” ifadelerini kullandı.

Bakanlık ayrıca Haitililere yönelik “Amerika ücretsiz denemeniz sona erdi” yazılı bir görsel hazırladı.

Kongre’deki Demokratlar ve Haitili toplum liderleri ise karara tepki gösterdi. Senatör Chris Murphy, “Trump yönetimi, onlarca yıl önce TPS programını ilk başlattığımızda Kongre’de var olan partiler üstü uzlaşıyı çiğniyor. Bu programın amacı, menşe ülkeleri büyük bir tehlike alanına dönen insanların ABD’de güvende kalmasını sağlamak ve onları yeniden tehlikenin içine itmemektir” dedi.

Murphy, eylemi “vicdansızca” olarak niteledi.

İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin yayınladığı videoda Haitilileri ülkeyi terk etmeye teşvik ederek, “Geçici koruma statüsü. İlk kelimeye vurgu yapayım: Geçici. Eğer Trump yönetiminin geçmesini bekleyeceğinizi düşünüyorsanız, bu işe yaramayacak” ifadelerini kullandı.

Programın savunucuları ise koşullar değişmediği sürece korumanın uzatılması gerektiğini savundu.

Temsilciler Meclisi Üyesi LaMonica McIver, “Mahalle sakinleri, iş yeri sahipleri ve aileler; hepsi ABD hükümeti tarafından ‘ziyaret etmek için çok tehlikeli’ kabul edilen bir ülkeye sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya” değerlendirmesinde bulundu.

Haiti, TPS programına ilk olarak 200 bin ila 300 bin kişinin öldüğü tahmin edilen 2010 yılındaki 7,0 büyüklüğündeki depremin ardından dahil edilmişti.

Ülke, 2021 yılında Devlet Başkanı Jovenel Moïse’in suikasta uğramasıyla yeni bir krize girdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Haiti’yi “Seyahat Etmeyin” kategorisinde Seviye 4 olarak listeliyor ve çetelerin başkent Port au Prince’in yüzde 85’ini kontrol ettiğini belirtiyor.

Tüm bunlara rağmen ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sınırdışı işlemlerine başladı.

Haitian Bridge Alliance kurucusu Guerline Jozef, Ohio eyaletinin Springfield kentinde yaşayan 50 Haitilinin ICE ofisine çağrılarak ayak bileklerine elektronik kelepçe takıldığını aktardı.

Jozef, “ICE strateji değiştiriyor. Mahallelere baskın yapmak yerine insanları çağırıp kelepçe takıyorlar ve kendi istekleriyle gitmezlerse bir ay içinde tekrar çağrılacaklarını söylüyorlar” dedi.

Süreç Cumhuriyetçi Parti içerisinde de görüş ayrılıklarına neden oldu. Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Lawler, Haiti için TPS’yi 18 ay uzatacak tasarıya destek verdi ancak tasarı Senato’daki Cumhuriyetçilerin itirazı nedeniyle takıldı.

Temsilciler Meclisi Üyesi Nicole Malliotakis, “TPS’nin uzatılması yönünde oy kullanan az sayıdaki üyeden birçoğu bölgelerindeki işverenlerden endişe duyuyor” diyerek tarım, sağlık ve hizmet sektörlerinin çalışan kaybına uğrayacağını kaydetti.

Ohio Valisi Mike DeWine da Springfield’daki Haitililerin durumuna dikkat çekerek, “Haiti şu an bir cehennem. İnsanları kelimenin tam anlamıyla cehenneme geri gönderiyorsunuz. ABD bile Port au Prince’e ticari uçuşları yasakladı çünkü çeteler uçaklara ateş açıyor. Bu karar bir hatadır; ne ABD’ye ne de Ohio eyaletine faydası var” şeklinde konuştu.

Haitililere yönelik uzatma ve vatandaşlık yolu açan iki ayrı yasa tasarısı ise Missouri Cumhuriyetçi Senatörü Eric Schmitt tarafından engellendi.

Schmitt, Senato’da yaptığı konuşmada, “Demokratlar geçici koruma statüsünü kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Amerika bir ulustur; küresel bir bekleme salonu veya mülteci kampı değildir. Göçmenlik yasalarımız Amerikan halkına hizmet etmek için vardır” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Beyaz Saray kritik yapay zeka planını tamamladı

Yayınlanma

Beyaz Saray, gelişmiş yapay zeka modellerinin nasıl inceleneceğine ilişkin denetim çerçevesini tamamladı. Yönetim, ABD’nin önde gelen yapay zeka geliştiricileriyle bu kapsamda Kritik Ulusal Siber Direktörlük Ofisi çatısı altında bir araya geliyor.

Beyaz Saray, gelişmiş yapay zeka modellerinin inceleme süreçlerini belirleyen denetim çerçevesine son şeklini verdi. Sürece ilişkin bilgi veren bir yönetim yetkilisi planın tamamlandığını aktardı.

Beyaz Saray, çalışmanın detaylarını paylaşmadı ve metnin kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağını belirtmedi.

İç görüşmeleri aktarmak amacıyla isimlerinin gizli tutulmasını isteyen konuya vakıf beş kaynak, Politico’ya yaptıkları açıkalamada, yapay zeka şirketlerinin salı günü Ulusal Siber Direktörlük Ofisi (ONCD) ile yapılacak toplantıda taslağı incelemesinin beklendiğini ifade etti.

Söz konusu çerçeve, en gelişmiş modeller kullanıma sunulmadan önce ve sunulduktan sonra federal hükümetin ülkenin önde gelen yapay zeka geliştiricileriyle nasıl çalışacağını belirleyecek.

Düzenleme, Trump yönetiminin teknolojiye genel olarak esnek bir hukuki denetim anlayışıyla yaklaşırken, olası güvenlik ve ulusal güvenlik risklerini ele alma çabası kapsamında geliyor.

Şirketlerle temas sürüyor

İç politika değerlendirmelerini aktarmak için isminin açıklanmasını istemeyen bir Beyaz Saray yetkilisi, “2 Haziran tarihli başkanlık kararnamesinde anahatları çizilen gönüllü çerçeve, belirlenen son tarihe kadar tamamlandı” ifadesini kullandı.

Yetkili ayrıca, “Sektör temsilcileriyle atılacak sonraki adımlara ilişkin görüşmeler devam ediyor” dedi.

Geçtiğimiz birkaç hafta boyunca çerçevenin sınırları üzerinde Beyaz Saray ile yakın işbirliği içinde çalışan sektöre henüz metin sunulmadı. Çerçevenin kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Başkanlık kararnamesi bu konuda açık bir zorunluluk getirmiyor.

Ancak düzenlemenin gönüllülük esasına dayanması, metnin geniş çapta yayımlanmaması halinde Beyaz Saray tarafından bilgilendirilmeyen şirketlerin sisteme nasıl dahil olacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Kararnameye göre çerçevenin tamamlanması için son tarih, kararnamenin imzalanmasından 60 gün sonra olan 1 Ağustos olarak belirlenmişti.

Kaynaklardan dördü; Anthropic, Google, Meta ve OpenAI şirketlerinin Ulusal Siber Direktörlük Ofisi’ndeki toplantıya katılacak kurumlar arasında yer aldığını söyledi.

Google, OpenAI ve Anthropic Temmuz ayı sonlarında bir taslağı ortaklaşa inceleyerek değişiklik önerilerini sundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Demokrat eyaletler Trump yönetimini refah verisini göçmenlik için kullanmakla suçluyor

Yayınlanma

Demokratların yönetimindeki eyaletler, Trump yönetiminin Muhtaç Ailelere Geçici Yardım (TANF) alıcılarının kişisel verilerini göçmenlik makamlarına açacağı gerekçesiyle pazartesi günü dava açtı. Davacılar, federal gizlilik yasalarının ihlal edildiğini ve yoksullukla mücadele programının göçmenlik uygulamalarına alet edildiğini iddia ederken, yönetim veri paylaşımını dolandırıcılıkla mücadele için gerekli görüyor.

ABD’de Demokratların liderliğindeki eyaletler, Trump yönetiminin Muhtaç Ailelere Geçici Yardım (TANF) programı alıcılarının kişisel verilerini yakında göçmenlik makamlarının erişimine açacağı endişesiyle dava açtı.

Bu hamle, yönetimin refah alıcılarına ilişkin veri toplamak amacıyla federal gizlilik yasalarını ihlal ettiğini öne süren en son hukuki girişim oldu.

Trump yönetimi, veri paylaşımını dolandırıcılıkla mücadele için gerekli bir adım olarak savunurken, eyaletler bunun programı hedef alma ve göçmenlik uygulamalarına destek olma çabası olduğunu belirtiyor.

Dava dilekçesinde, “Bu yönetim, davalı eyaletlerin yoksullukla mücadele programlarını (TANF dahil) hedef almak için elindeki her türlü aracı kullandı, federal gizlilik korumalarını aşındırdı ve temelsiz ‘dolandırıcılık’ iddialarını devreye soktu” ifadeleri yer aldı.

Gizlilik ihlali ve yetki aşımı iddiası

1996 yılında federal yoksullukla mücadele programlarının kapsamlı bir reformuyla oluşturulan TANF, çocuklu düşük gelirli ailelere yardımcı olmak üzere eyaletlere her yıl milyarlarca dolar sağlıyor.

Eyaletler bu hibelerin dağıtımında esnekliğe sahip.

Açılan dava, federal hükümetin TANF verilerini nasıl kullanabileceğini genişleten 23 Haziran tarihli yasal bildirime itiraz ediyor. Eyaletler bu bildirimi “aşırı yetki iddiası” ve Sosyal Güvenlik numaraları ile diğer hassas bilgilere göçmenlik makamlarının erişmesine yol açabilecek “ağır bir kişisel gizlilik ihlali” olarak nitelendirdi.

Davacılar, söz konusu düzenlemenin hükümetin kişisel verileri nasıl paylaşabileceğini sınırlayan çok sayıda yasayı ihlal ettiğini savundu.

“Yoksullukla mücadele programını silaha dönüştürüyorlar”

Davaya, Kaliforniya, New York ve Washington D.C. başsavcılarının öncülüğünde yaklaşık yirmi Demokrat kontrolündeki eyalet katıldı.

New York Başsavcısı Letitia James yaptığı yazılı açıklamada, “Bu yönetim, artan yaşam maliyetiyle boğuşan ailelere yardım etmek yerine, yoksullukla mücadele programlarını hizmet etmesi gereken insanlara karşı kullanmaya çalışıyor” dedi.

James şöyle devam etti: “TANF fonları, ailelerin sofralarına yemek koymaları, güvenli barınma bulmaları ve geçimlerini sağlamaları için kritik bir destek sunuyor; ancak bu yönetim TANF’i silah haline getirerek milyonlarca insanın en mahrem kişisel bilgilerini yasa dışı biçimde kullanıyor.”

Demokratların kontrolündeki eyaletler daha önce de yönetimin Medicaid ve Ek Beslenme Yardımı Programı (SNAP) ile ilgili veri paylaşımı çabalarına karşı hukuki mücadele başlatmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English