Bizi Takip Edin

Avrupa

Politico: Avrupa, Ukrayna stratejisini değiştiriyor

Yayınlanma

Politico’da yer alan değerlendirmeye göre, Ukrayna’ya yönelik strateji, ABD’nin değişen tonuna uygun olarak Avrupa’da sessizce değişiyor.

Bu değişiklik, “boyun eğmeyen bir destek” vaadinden Kiev’i pazarlık masasına güçlü bir elle getirme çabasına dönüşme eğiliminde.

Bu yeni strateji en açık şekilde bu hafta dünyanın en büyük savunma liderleri toplantılarından Münih Güvenlik Konferansında ortaya çıkacak.

Bu, toplantının ABD ve müttefiklerinin, eski Başkan Joe Biden’ın sık sık söylediği gibi, “ne kadar sürerse sürsün” Ukrayna’nın arkasında olduğunu vurguladığı durumdan dramatik bir sapmaya işaret ediyor.

Avrupa, savaşın üzerinden üç yıl geçmesine rağmen hâlâ Kiev’e desteklemekte ısrar etse de bu hafta sonu yapılacak görüşmeler, zor durumdaki ülkenin geleceğinin ne yönde olacağının sinyallerini verebilir.

Eski NATO genel sekreter yardımcısı Camille Grand, “[Avrupalılar] menüde olmak yerine masada olmak için kendilerini nasıl konumlandıracaklar… Bütün tartışma bu,” dedi.

Avrupalı liderler, Başkan Donald Trump’ın savaşı sona erdirme arzusuna uyum sağladıklarının bir işareti olarak, barış görüşmelerinde öncü bir rol oynayacaklarını göstermek için “sert güç” kimliklerini sergiliyorlar.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ocak ayında Fransız büyükelçisine, “Zayıf ve bozguncu olmaya karar verirsek, Başkan Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri tarafından saygı görme şansımız çok az olur,” demişti.

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Trump’ın göreve gelmesinden günler sonra, ateşkes sağlanması halinde Ukrayna’ya İngiliz barış gücü göndermeye açık olduğunun sinyalini vermişti.

Diğer Avrupalı müttefikler de böyle bir plana açık olduklarını söylüyorlar.

Münih’te ne konuşulacağı hâlâ belirsiz

Trump’ın seçim kampanyasında savaşı bir günde sona erdirme vaadi ve yönetiminin bunu görevdeki ilk 100 gününde gerçekleştirme sözü, Münih’teki konferans için yüksek riskler oluşturuyor.

Planlama konusunda bilgi sahibi iki kişiye göre Başkan Yardımcısı JD Vance’in Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Fakat eski Ohio senatörü Vance, ABD’nin Ukrayna’ya verdiği desteğe şüpheyle yaklaşıyor ve geçen yıl konferansta Zelenskiy ile bir araya gelen iki partili Senato heyetine katılmamış, bunun yerine konferansın son gününü ABD’nin Hint-Pasifik bölgesine odaklanmasında ısrar etmek için kullanmıştı.

Vance Şubat 2024’teki Münih Güvenlik Konferansında, “Ukrayna ve Orta Doğu’yu ve Doğu Asya’daki beklenmedik durumları destekleyemeyiz. Bu hiç mantıklı değil,” demişti.

Öte yandan dönemin Başkan Yardımcısı Kamala Harris, Zelenskiy ile üç kez görüşmek üzere Bavyera’ya gitmişti.

Geçici lider Birleşik Krallık

Avrupalı bir askeri yetkili, “Amerikalılar yapmazsa biz şimdilik liderliği üstleneceğiz,” iddiasında bulundu.

Bu kapsamda Birleşik Krallık, eski ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin’in onlarca ülkenin Ukrayna’ya askeri yardım sağlama şeklini koordine etmek için oluşturduğu Ukrayna Savunma Sözleşmesi Grubunu geçici olarak devraldı.

NATO da ABD’nin desteğini azaltmasına karşı önlem olarak Ukrayna ordusuna ittifak desteğini sağlama alan bir güvenlik ve eğitim misyonu başlattı.

Öte yandan NATO müttefikleri, Kiev’in ne zaman müzakere etmek istediğine kendisinin karar vermesi gerektiğinde ısrar etmeye devam ediyorlar.

Örneğin Kanada Savunma Bakanı Bill Blair, “Ukrayna’nın karar vermesi her zaman önemli olmuştur, çünkü bu onların ülkesi. Ateşkesin sağlanması, barış ve güvenliğin yeniden tesis edilmesi, ancak Ukrayna için daha uzun vadeli güvenlik düzenlemelerinin yapılması için bir yol arıyoruz,” dedi.

ABD ile Ukrayna güvenlik garantilerini görüştü

Müzakereler hakkında bilgi sahibi bir kişiye göre ABD ve Ukraynalılar konferans öncesinde daha uzun vadeli güvenlik garantilerini görüştüler.

Bunlar arasında Avrupalıların sağlayamayacağı silahlar ve uydular gibi istihbarat yetenekleri de yer alıyor.

Trump ayrıca Ukrayna’nın değerli maden kaynaklarının bir kısmının ABD yardımı karşılığında takas edilmesini de gündeme getirdi.

Rusya ve Ukrayna’nın cephe hatları bir yıldan uzun bir süredir büyük ölçüde sabit. Ukrayna, Rusya’nın Kursk bölgesindeki bazı bölgeleri yaklaşık altı aydır elinde tutuyor. Fakat Rusya yavaş yavaş Kiev’in pozisyonunu zayıflatmaya başladı.

Trump ekibinin plandan şüphe duyanları, bir barış anlaşmasının Rusya ordusunun dinlenmesine ve gelecekteki bir işgale hazırlanmasına izin vermediğine ikna etmesi gerekecek.

Zelenskiy ayrıca askerden arındırılmış bir bölgede 200.000 barış gücü askerinin devriye gezmesini istiyor. Bazı yetkililer ise hava savunma sistemlerinin iyileştirilmesi de dahil olmak üzere yeni yardım vaatleri bekliyor.

Zelenskiy’in Halkın Hizmetkarı partisinden Ukraynalı bir milletvekili olan Yehor Çerniyev, “ABD’den silah sevkiyatı olmadan savaş alanında büyük sorunlar yaşayacağımızı düşünüyorum,” dedi.

Konferanstan karar değil, beklentilerin dile getirilmesi bekleniyor

Amerikalı ve Avrupalı yetkililerle saatlerce görüşmelerine rağmen Ukraynalı yetkililer konferans öncesinde haber sızdırmadı.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhii Tykhyi’ye göre başkanlık ofisi başkanı Andriy Yermak hem ulusal güvenlik danışmanı Michael Waltz hem de Trump’ın Rusya ve Ukrayna temsilcisi Keith Kellogg ile görüştü.

Kiev’deki yetkililer Münih’te bir dönüm noktasından ziyade Ukrayna’nın düşüncelerini vurgulamak için bir fırsat bekliyor.

Kiev’de gazetecilere konuşan Tykhyi, “Münih, bazı planların sunulması açısından değil, Ukrayna’nın bu konudaki tutumunu en üst düzeyde aktarmak için bir fırsat olarak çok önemli,” dedi.

Rusya somut öneri bekliyor

Moskova da ihtiyatlı davranmaya devam ediyor. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin yetkililerin Trump yönetiminden somut öneriler beklediğini söyledi.

Galuzin pazartesi günü gazetecilere verdiği demeçte, “Sözlerin Rusya’nın meşru çıkarlarını dikkate alan, krizin temel nedenlerini ortadan kaldırma ve yeni gerçekleri tanıma isteğini gösteren pratik adımlarla desteklenmesi önemlidir. Henüz bu nitelikte spesifik bir teklif alınmadı,” dedi.

Müzakereler hakkında bilgi sahibi bir kişiye göre, yetkililer Trump yönetiminde kimin işe yarayacağını anlamaya çalışırken, Vance ile yapılan toplantılar Ukraynalılar için de bir nabız yoklama seansı olacak.

Çerniyev, “Trump yönetiminin Ukrayna durursa savaşın durmayacağını açıkça anladığını düşünmek istiyorum. Eğer Rusya durursa savaş da sona erer,” iddiasında bulundu.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English