Bizi Takip Edin

Avrupa

Berlin, Filistin yanlısı protestolara katılan AB vatandaşlarını sınır dışı etmek istiyor

Yayınlanma

Berlin göçmenlik bürosu yetkilileri, İsrail’in Gazze’deki saldırılarını protesto eden üç AB vatandaşı ve bir Amerikalıya “antisemitizm ve terörizme destek” suçlamaları nedeniyle Almanya’yı terk etmelerini emretti.

İkisi İrlandalı, biri Polonyalı ve biri de ABD’li olan dört aktivist, Filistin yanlısı sloganlar atmak gibi suçlamalarla 21 Nisan’a kadar ülkeyi terk etmeleri ya da sınır dışı edilmeleri gerektiğinin kendilerine bildirilmesinin ardından Alman başkentinin yetkililerinin “göç yasasını silah olarak kullandığını” iddia etti.

Grup salı günü yaptığı ortak açıklamada sınır dışı edilmelerinin “Filistin yanlısı sesleri ve siyasi muhalefeti susturma” girişiminin bir parçası olduğunu söyledi. Kendilerine yapılan muameleyi, Trump yönetiminin Filistin yanlısı gösterilere katıldığı için gözaltına alınan ve sınır dışı edilmekle tehdit edilen Suriye doğumlu Columbia Üniversitesi mezunu ve ABD yeşil kart sahibi Mahmoud Khalil gibi aktivistlere yaptığı muameleyle karşılaştırdılar.

Berlinli protestoculardan ikisini temsil eden ceza ve göç avukatı Alexander Gorski, daha önce Staatsräson kavramının (İsrail’in güvenliğinin Almanya’nın ulusal çıkarlarının merkezi bir parçası olduğu fikri) kararlarının gerekçelerinin bir parçası olarak kullanıldığı bir sınır dışı davası görmediğini söyledi.

FT’nin aktardığına göre avukat, “Temel olarak, Alman Staatsräson’u nedeniyle, Alman göç hukukunun bildiği en ağır eylemi gerektirdiğini savunuyorlar. Daha önce [sınır dışı etme gerekçesi olarak] bu kadar siyasi bir ifade görmemiştim,” dedi.

Şehrin göçmenlik bürosundan sorumlu olan Berlin İçişleri ve Spor Bakanlığı, dört aktiviste oturma izinlerinin iptal edildiğini bildirdiğini doğruladı.

Bakanlık, bu kararın Ekim 2024’te Berlin Özgür Üniversitesi’nde “şiddet yanlısı, maskeli bir grubun” binaya girerek “grafiti de dahil olmak üzere önemli maddi hasara” yol açtığı protestolarla bağlantılı olduğunu söyledi.

Cezai kovuşturmanın devam ettiğini söyleyen avukat Gorksi, bu suçlamaların ülkeyi terk etmeleri istenen dört kişi için geçerli olup olmadığını belirtmedi.

Gorksi, dört kişinin o sırada tam olarak ne yapmakla suçlandıklarının belirsizliğini koruduğunu söyledi ve “Polis müvekkillerimizin üniversiteyi işgal etme girişimine katıldıklarını iddia etti. Fakat polis dosyayı savcılığa teslim etmedi. Bize dosyalara erişim izni verilmedi,” dedi.

Berlin şehir yönetimi veri korumasını gerekçe göstererek daha fazla bilgi vermeyi reddetti.

Gorski, Alman makamlarının göç yasasını “toplumsal hareketlere karşı bir baskı aracı” olarak ilk kez kullanmadığını söyledi. Gorski, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği Aksa Tufanı operasoynundan bu yana bir model gözlemlediğini söyledi.

Gorski, Filistin yanlısı mitinglere katıldıkları ya da terörü destekledikleri düşünülen sosyal medya paylaşımları nedeniyle mülteci statüleri ya da oturumları iptal edilen bir düzineden fazla Filistinli ve diğer Arap vakasıyla karşılaştığını söyledi.

Davayı ilk olarak haberleştiren araştırmacı haber kuruluşu The Intercept, dört kişiden ikisinin oturma eylemleri sırasında tutuklamaları önlemek amacıyla polis memurlarının ya da diğer protestocuların kollarını tutmakla da suçlandığını söyledi. Diğer durumlarda ise “Özgür Filistin” ve “Nehirden denize, Filistin özgür olacak” gibi sloganlar atmakla suçlandıkları belirtiliyor.

Gorski, bu sloganların haksız bir şekilde ABD, AB ve İsrail tarafından “terörist” bir örgüt olarak kabul edilen Hamas’a dolaylı destek olarak yorumlandığını söyledi.

Suçlamalardan sadece biri, 29 yaşındaki İrlanda vatandaşı Shane O’Brien’ın bir polis memuruna “faşist” dediği iddiası, ceza mahkemesine taşındı. O’Brien beraat etti.

Dört kişiden hiçbirinin daha önce herhangi bir mahkumiyeti bulunmuyor. Yetkililer, protestocular tarafından temyize götürülen kararlarını, yabancı uyrukluların toplum için tehlike arz etmeleri halinde sınır dışı edilmelerine izin veren bir hükme dayandırıyor.

Berlin şehir yönetiminden yapılan açıklamada, “Herhangi bir cezai mahkumiyet, ilgili değerlendirmede dikkate alınacaktır. Fakat bunlar uygun tedbirlerin uygulanması için bir ön koşul teşkil etmemektedir,” denildi.

Avrupa

Polonya doğu sınırında uçuş kısıtlaması getirdi

Yayınlanma

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını duyurdu. Belarus ve Ukrayna sınırındaki özel bir bölgeyi kapsayan kısıtlamalar, yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşlar için geçerli olacak.

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı, ülkenin doğu sınırındaki hava sahasında 10 Haziran ile 9 Eylül tarihleri arasında uçuş kısıtlamaları uygulanacağını açıkladı.

Alınan karara göre kısıtlamalar, Belarus ve Ukrayna sınırına yakın özel bir bölgede yürürlükte olacak. Belirlenen kısıtlamaların yaklaşık 3 kilometre yüksekliğe kadar olan uçuşları kapsayacağı, bu irtifanın üzerinde seyreden yolcu uçaklarının ise yeni düzenlemeden etkilenmeyeceği belirtildi.

Uygulama kapsamında, kısıtlama getirilen bölgede gece saatlerinde uçuşlar tamamen yasaklanacak. Bu yasağın dışındaki istisnaların yalnızca askeri havacılık unsurları ile önceden koordine edilmiş belirli uçuşlar için geçerli olacağı aktarıldı. Gündüz saatlerinde ise askeri uçaklar, ambulans uçaklar, arama kurtarma ekipleri ve bazı insansız hava araçlarının uçuş yapmasına izin verilecek.

Polonya Hava Seyrüsefer Hizmetleri Ajansı yetkilileri, söz konusu tedbirlerin devlet güvenliğini sağlamak amacıyla alındığını bildirdi. Kısıtlama bölgesinin, Polonya’nın doğu sınırından yaklaşık 20 ila 50 kilometre mesafedeki alanı kapsayacağı kaydedildi.

Ajans ayrıca, kuralların ihlal edilmesi durumunda bu durumun ülkenin havacılık kanunlarının ihlali olarak kabul edileceği uyarısında bulundu.

Polonya, Ukrayna topraklarındaki patlamalar nedeniyle son bir ay içinde birkaç kez savaş uçaklarını havaya kaldırmıştı.

Bununla birlikte Polonya Silahlı Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada, gerçekleştirilen son önleme uçuşundan önce Polonya hava sahasına yönelik herhangi bir ihlalin tespit edilmediği bilgisi verilmişti.

Rusya Savunma Bakanlığı ise 2 Haziran tarihinde bir açıklama yaparak, Ukrayna’nın savunma sanayisi tesislerine, yakıt altyapısına ve askeri havaalanlarına yönelik kitlesel bir saldırı düzenlendiğini bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.

Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.

Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.

Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.

Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.

Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.

Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.

Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.

Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.

Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.

Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Yayınlanma

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.

Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.

Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”

İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.

Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.

Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.

Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.

Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.

Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.

Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.

Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.

Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English