Rusya
Rusya’nın Taliban’ı terör listesinden çıkarması ne anlama geliyor?

Rusya Yüksek Mahkemesi, Başsavcı İgor Krasnov’un talebi üzerine Taliban’ın ülkedeki faaliyet yasağını askıya alarak örgütü terör listesinden çıkardı. Karar derhal yürürlüğe girerken, Rusya Dışişleri Bakanlığı bunun Afganistan ile tam teşekküllü ortaklığın önünü açtığını belirtti. Uzmanlar, kararın Rusya için sembolik, Taliban için ise meşruiyet açısından önemli olduğunu ve terörle mücadele işbirliğini artırabileceğini ifade ediyor.
Rusya Yüksek Mahkemesi, Başsavcı İgor Krasnov’un 17 Nisan tarihli talebi üzerine Taliban‘ın Rusya’daki faaliyet yasağını askıya aldı.
Yargıç Oleg Nefedov, örgütün terör örgütleri sicilinden çıkarılmasına yönelik kararın derhal yürürlüğe gireceğini açıkladı.
Taliban’dan bahsedilirken “terör örgütü olarak tanınan ve faaliyetleri Rusya Federasyonu topraklarında yasaklanan” şeklindeki ifadenin kullanılması 22 yıldır zorunluydu.
Yüksek Mahkeme, 14 Şubat 2003 tarihinde yine Başsavcılığın talebi üzerine bu yönde bir karar almıştı.
Başsavcılık o dönemde, Federal Güvenlik Teşkilatı’nın (FSB) sunduğu belgelere dayanarak, Taliban’ın Çeçenistan Cumhuriyeti’nde faaliyet gösteren yasa dışı silahlı gruplarla bağlantılarını sürdürdüğünü, terör yöntemleri kullandığını ve Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan’da İslamcı hareketlerin iktidarı ele geçirmesi için fırsat aradığını belirtmişti.
Yasağın askıya alınmasına ilişkin mahkeme oturumu kapalı oturumda gerçekleştirildi.
Krasnov’un mahkemeye başvurmasının hukuki dayanağını, Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından 28 Aralık 2024 tarihinde imzalanan yasa oluşturdu.
Bu yasayla İdari Yargılama Usulü Kanunu ve “Terörle Mücadele Hakkında” federal yasada değişiklikler yapıldı.
Değişiklikler, bir örgütün terörü yayma, meşrulaştırma ve destekleme veya Rusya’nın çıkarlarına karşı terör bağlantılı suçlar işleme faaliyetlerini durdurması hâlinde, söz konusu örgüte yönelik yasağın askıya alınmasına olanak tanıyor.
Taliban, Amerikan askerlerinin ülkeden çekilmesinin ardından 2021 yılında Afganistan’da iktidarı tamamen ele geçirdi (dönemin Devlet Başkanı Eşref Gani ülkeden kaçmıştı).
Rusya Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü’nden araştırmacı Muhammed Ömer Nessar, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte, Rusya’nın, resmi olarak tanımamasına ve örgütün terör listesinde bulunmasına rağmen son birkaç yıldır Taliban hükümetiyle aktif etkileşim yürüten ülkeler arasında yer aldığını hatırlattı.
Nessar, buna rağmen Moskova ve Kabil arasındaki işbirliğinin daha çok “seçici” nitelikte olduğunu ifade etti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Taliban’ın terör örgütü statüsünün kaldırılmasının, “iki ülke halklarının çıkarları doğrultusunda Afganistan ile tam teşekküllü bir ortaklık kurulmasının yolunu açtığı” belirtildi.
Nessar, Moskova’nın Afganistan’daki altyapı projelerini yakından takip ettiğini ifade etti. Araştırmacıya göre, 2024 yılında özellikle IŞİD kaynaklı terör tehditlerine karşı koyma meselesi öncelik kazandı ve bu durum potansiyel işbirliğinin diğer alanlarını bir ölçüde geri plana itti.
Ancak Nessar, artık resmi düzeyde IŞİD’e karşı ortak mücadelenin, iki ülke arasındaki etkileşimin ana teması hâline geleceğini öngördü.
Nessar, “Rusya için Taliban’ın yasaklı ve terör örgütleri listesinden çıkarılması büyük ölçüde sembolik bir adım olsa da, iç meşruiyet konusunda ciddi eksiklik yaşayan Taliban için bu son derece önemli bir siyasi adımdır,” dedi.
Nessar, “bu adımın, açıkça Taliban’ın terörle mücadele alanında işbirliğine yönelik belirli adımlar attığı bir dönemde, Kabil’deki mevcut yönetimin siyasi tanınırlığının eksikliğini telafi etmeyi hedeflediğini” de sözlerine ekledi.
Rusya Bilimler Akademisi Dünya Ekonomisi ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IMEMO) Orta Asya Sektör Başkanı Stanislav Pritçin ise, bir yandan Orta Asya genelinde Taliban ile ilişkileri geliştirme eğiliminin yaygın olduğunu dile getirdi.
Pritçin, Kırgızistan ve Kazakistan’ın hareketi zaten terör listesinden çıkardığını, Özbekistan’ın ise Taliban ile ekonomik ve siyasi etkileşim konusunda en aktif ülke olduğunu kaydetti.
Diğer yandan Pritçin, terör statüsünün kaldırılmasının Moskova’nın bölge ülkeleriyle ilişkilerinde bazı incelikler barındırdığını ifade etti.
Uzman, örneğin Rus askeri üssünün bulunduğu Tacikistan’ın, söylem düzeyinde Taliban’ı hâlâ tehdit olarak gördüğünü, ancak Duşanbe’nin fiiliyatta Kabil ile etkileşimde bulunarak elektrik tedarik ettiğini belirtti.
Pritçin, Yüksek Mahkeme kararının ardından Rusya için Trans-Afgan demiryolu dâhil büyük projeler için fırsatlar doğduğunu, hatta 2010’lu yıllarda planlanan ancak daha sonra rafa kaldırılan TAPI (Türkmenistan–Afganistan–Pakistan–Hindistan) doğalgaz boru hattı projesinin bile mümkün olabileceğini de sözlerine ekledi.
BGP Litigation adlı avukatlık firmasının ortağı Sergey Glandin ise, Yüksek Mahkeme’nin kararına rağmen Rusya’nın, “Özel Ekonomik Tedbirler ve Zorlayıcı Tedbirler Hakkında” yasaya uygun olarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) henüz 1999 yılında Taliban’a karşı kabul ettiği zorlayıcı tedbirler rejimine uymak zorunda olduğunu kaydetti.
Glandin, bu kapsamda Rusya’nın, BM’nin ilgili konsolide yaptırım listesinde yer alan kişilerin varlıklarını dondurması, bu kişilerin ülkeye girişini (istisnasız olarak) yasaklaması ve bu kişilere silah ve askeri yardım tedarikini engellemesi gerektiğini belirtti.
Rusya
İsviçre, Nestle varlıklarının iadesi için Rusya ile temasa geçti

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kararıyla gıda devi Nestle’nin ülkedeki varlıklarına kayyum atandı. İsviçre hükümeti, kararın iptali için Moskova nezdinde diplomatik kanallardan harekete geçtiğini duyurdu. Nestle ise mülkiyet haklarını korumak adına tüm hukuki seçenekleri inceliyor.
İsviçre hükümeti, gıda devi Nestle’nin Rusya’daki işletmelerine kayyum atanmasının ardından kararın iptali için Moskova nezdinde diplomatik girişim başlattı.
İsviçre Ekonomik İşler Devlet Sekreterliği ile Federal Dışişleri Bakanlığı, Neue Zürcher Zeitung (NZZ) am Sonntag gazetesine yaptıkları açıklamada şirketle temas halinde olduklarını duyurdu.
Bern yönetimi, kayyum kararının geri çekilmesini sağlamak ve Nestle’nin pozisyonunu Rus yetkililere iletmesine yardımcı olmak amacıyla sürece diplomatik kanallardan müdahale ediyor.
Merkezi İsviçre’de yer alan şirket ise gelişmeleri yakından incelediğini ve haklarını korumak adına gerekli tüm adımları atacağını belirtti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 17 Eylül tarihli kararnamesiyle Nestle’nin ülkedeki varlıklarına kayyum atadı. Karar, “Nestle Rossiya” ve “Nestle Kuban” şirketlerini kapsıyor.
Söz konusu yapılar, Auchan, Lemana Pro ve FM Logistic şirketlerinin ana operasyonlarıyla birlikte kayyum olarak belirlenen “L.E.V. Management” şirketine devredildi.
Kararın hemen ardından Rusya’daki birimden müşterilere, iş ortaklarına ve çalışanlara taahhütlerin süreceği yönünde açıklama yapıldı. Açıklamada, yeni kayyum yönetimiyle kurulacak işbirliğinin operasyonel verimliliği artıracağı savunuldu.
İsviçre’deki merkez yönetim ise bu beyanların kendileriyle koordine edilmediğini vurguladı. Şirket merkezi, Rusya’daki yapılar adına yapılan açıklamaların yalnızca atanan kayyum idaresinin tutumunu yansıttığına dikkat çekti.
Yeni görevlendirmeyle birlikte L.E.V. Management, Nestle Rossiya adına işlem yapmaya yetkili tek tüzel kişi haline geldi. Daha önce bu yetkiyi taşıyan Genel Müdür Denis Voytyuk ise yürütme kurulu direktörlüğü görevine kaydırıldı.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, kararın gerekçesini şirket sahiplerinin Rusya tarafından “dost olmayan” kategorisine alınan ülkelerde yer almasıyla açıkladı.
Mülkiyetin tamamen devredilmediğini savunan Peskov, şu aşamada yalnızca kayyum mekanizmasının devrede olduğunu ve varlıklar hakkında başka bir karar verilmediğini ileri sürdü.
Rusya’da Nisan 2023’ten bu yana uygulanan kayyum mekanizması, Rus mülklerine el koyan ülkelerle bağlantılı varlıkları hedef alıyor. Bu sistemde atanan kayyum, malı tamamen satma veya devretme yetkisi hariç olmak üzere mülk sahibinin bütün haklarını elinde tutuyor.
Viyana Uluslararası Ekonomik Çalışmalar Enstitüsü uzmanı Vasiliy Astrov, Nestle’nin Rusya pazarındaki geleceğinin Danone örneğine benzeyebileceği ihtimalini dile getirdi.
Fransız gıda üreticisi Danone’un Rusya birimine Temmuz 2023’te Rusya Federal Mülkiyet Yönetim Ajansı kayyum olarak atanmış ve şirketin başına Çeçenistan Başbakan Yardımcısı ile Tarım Bakanı Yakub Zakriyev getirilmişti.
Şirket Mart 2024’te kayyum idaresinden çıkarıldı ve Mayıs ayında yaklaşık 17,7 milyar ruble tahmini bedelle Vamin R firmasına satıldı.
Alman-Rus Dış Ticaret Odası verilerine göre, 2023 yılından bu yana 27 yabancı şirkete kayyum atandı. Ancak satış süreci Danone ve Carlsberg gibi sınırlı sayıda işletmeyle kısıtlı kaldı.
NZZ gazetesi, Rusya pazarından ayrılma niyetini beyan etmemiş olan Nestle için satışın kesin bir son teşkil etmeyebileceğini kaydetti.
Buna karşılık Rus birleşme ve satın alma piyasasındaki kaynaklar, kayyum uygulamasının şirketi satış kararı almaya zorlayabileceğini belirtiyor.
INFOLine-Analitika Genel Müdürü Mihail Burmistrov, Nestle’nin Rusya’daki iş hacmini nakit varlıklarıyla birlikte 160 ila 170 milyar ruble arasında değerlendiriyor. Nestle Rossiya’nın cirosu 2025 yılında 258 milyar rubleye ulaşmıştı.
Kommersant gazetesinin aktardığına göre, lojistik sektöründe faaliyet gösteren KS Logistika şirketi 2026 yazında Putin’e başvurarak Nestle varlıklarına kayyum atanmasını talep etmişti.
Şirket, talebine gerekçe olarak Nestle’nin üretimi genişletme planı taşımamasını ve Rusya’dan ürün ihracatını sonlandırmasını göstermişti.
Rusya
Rusya parlamentosunda sandalye dağılımı netleşti: İktidar partisi rekor kırdı

Rusya Merkezi Seçim Komisyonu, Devlet Duması seçimlerinin kesin sonuçlarını onaylayarak meclisteki sandalye dağılımını ilan etti. İktidardaki Birleşik Rusya Partisi 349 milletvekili kazanarak 25 yıllık tarihinin en yüksek parlamento temsiline ulaştı. Seçimi ikinci sırada tamamlayan Rusya Federasyonu Komünist Partisi ise 37 sandalyede kaldı.
Rusya Federasyonu Merkezi Seçim Komisyonu, 18-20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen parlamento seçimlerinin kesin sonuçlarını onaylayarak Devlet Duması’ndaki nihai sandalye dağılımını açıkladı.
Resmi verilere göre iktidardaki Birleşik Rusya Partisi, 9. Yasama Dönemi’nde 349 milletvekiliyle parlamentoda temsil hakkı kazandı. Bu sonuçla parti, Devlet Duması’ndaki 25 yıllık tarihinin en geniş parlamento grubunu oluşturacak.
Parti Başkanı Dmitriy Medvedev, Birleşik Rusya’nın yeni dönemdeki milletvekili sayısının bir önceki döneme kıyasla 25 kişi arttığını söyledi.
Birleşik Rusya ayrıca yeni yasama döneminde parlamentodaki 35 komisyondan 20’sinin başkanlığını üstlenecek.
Merkezi Seçim Komisyonunun federal liste ve tek sandalyeli seçim bölgelerindeki nihai oy sayımına göre, seçimleri ikinci sırada tamamlayan Rusya Federasyonu Komünist Partisi (KPRF) 37 sandalye elde etti.
Liberal Demokrat Parti (LDPR) 23, Yeni İnsanlar Partisi 19, yüzde 5’lik seçim barajını az farkla aşan Adil Rusya Partisi ise 17 milletvekili çıkardı. Dört milletvekilliği bağımsız adaylara giderken, Rodina (Vatan) Partisi de parlamentoya tek bir temsilci gönderdi.
Rodina adına parlamentoda yer alacak isim Parti Lideri Aleksey Juravlyov oldu. Juravlyov’un kazandığı bu sandalye, partiye gelecekteki seçimlere imza toplama zorunluluğu olmadan doğrudan katılma hakkı sağlıyor.
Muhalefetteki Yabloko Partisi’nin federal seçim listesi, daha önce Rodina Partisi’nin açtığı dava neticesinde seçim yarışından çıkarılmıştı. Merkezi Seçim Komisyonu başlangıçta Yabloko’nun listesini tescil etmiş, ancak sonrasında partinin adaylığı iptal edilmişti.
Seçimlerin ardından Birleşik Rusya’nın parlamento yönetim kadrosu da şekilleniyor. Dmitriy Kobılkin’in partinin Devlet Duması grup başkanlığına aday gösterildiği bildirildi.
Vedomosti gazetesinin kaynaklarına göre, Devlet Duması Birinci Başkanvekilliği görevi için İrina Yarovaya değerlendiriliyor. Yarovaya’nın bu makamda Aleksandr Jukov’un yerini alabileceği aktarılıyor.
Beş yıl boyunca görev yapacak olan 9. Yasama Dönemi Devlet Duması milletvekilleri karma seçim sistemiyle belirlendi. Toplam 450 sandalyeli parlamentoda 225 milletvekili, yüzde 5’lik barajı geçen partiler arasında federal çaptaki oy oranlarına göre nispi temsil yöntemiyle paylaştırıldı.
Kalan 225 milletvekili ise dar bölge esasına dayalı tek sandalyeli seçim çevrelerinde en yüksek oyu alan adaylar arasından seçildi.
Üç güne yayılan oylama sürecinde Rusya genelinde toplamda 2 bin 200’den fazla seçim kampanyası yürütüldü ve yaklaşık 20 bin 700 sandalye ile kamu görevi için sandık kuruldu.
Parti listeleri üzerinden yarışa Birleşik Rusya, LDPR, Doğrudan Demokrasi Partisi, Yeşiller, Adil Rusya, Rodina, KPRF, Emekliler Partisi, Rusya’nın Komünistleri ve Yeni İnsanlar olmak üzere on siyasi parti katıldı.
Devlet Başkanı Vladimir Putin, seçim sürecinin tamamlanmasının ardından Rus halkına hitaben bir konuşma yaptı.
Rusya
Rusya’dan notlar: Siperler, kuryeler ve 9. Duma seçimleri

Orduyla kontrat imzalayan bir piyade adayına ödenen toplam ikramiye 1,6 milyon ruble. Bölgedeki ortalama aylık gelirin yaklaşık 23 bin 400 ruble (kabaca 280 dolar) olduğu hesaba katıldığında, tek bir imzanın bedeli yerel ortalama gelirin tam 68 katına karşılık geliyor.
Bu başlık altında uzaktan, basına veya resmi beyanlara yansıyanlardan anladıklarımı ve orada kendi şahit olduklarımı mukayese etmek istiyorum. 18-20 Eylül tarihlerinde gerçekleşen 9. Duma seçimleri vesilesiyle seçim gözlemcisi sıfatıyla Moskova ve Rostov-na-Donu’nda şahit olduklarım, bu rakamın alelade bir askeri teşvik bordrosu olmadığını gösteriyor. Karşımızdaki tablo, Batı yaptırımları altındaki Rusya Federasyonu’nun hem yeni sınıfsal tabanını hem de bu tabanı ayakta tutan finansal tahkimatı özetliyor.
Duma seçimleri, Merkezi Seçim Komisyonu’nun açıkladığı ve sandıkların yüzde 58,42’sinin sayıldığı geçici tablonun işaret ettiği üzere, herhangi bir sürprize kapı aralamadı: Birleşik Rusya (Yedinaya Rossiya), yüzde 57,88 ile ipi göğüslerken, 225 tek sandalyeli bölgenin 201’inde önde giderek parlamentonun alt kanadında anayasal çoğunluğu (450 sandalyenin üçte ikisinden fazlasını) yeniden cebe koydu. Komünist Parti (KPRF) yüzde 13,81 ile ikinci sıradaki yerini korurken, Jirinovski sonrası LDPR yüzde 8,67, kentli sağın adresi “Yeni İnsanlar” (Noviye Lyudi) yüzde 7,84 ve Adil Rusya yüzde 5,10 ile barajı aştı. Yüzde 57’ye dayanan katılım oranı, 1993, 2016 ve 2021 seçimlerinin belirgin biçimde üzerinde kaldı.
Seçim sürecinde teknik şeffaflık genel hatlarıyla tesis edilmiş görünüyordu; fakat dijital altyapının genişliği ile internet erişimindeki kısıtlamalar arasındaki çelişki hemen göze çarpıyordu. Yalnızca sekiz federal bölgede uygulanan ve blockchain mimarisiyle işletilen Uzaktan Elektronik Oylama (DEG) platformunda katılımın yüzde 90’ı aşması, devlet aygıtının yurttaşla kurduğu teknolojik bağı tahkim ettiğini belgeliyor. Batı basınının beklediği türden bir “çözülme” ya da kriz manzarası sahada yoktu; tam aksine, savaş koşullarında kurumsallaşmış pürüzsüz ve teknokratik bir konsolidasyon işliyordu.
Sandıktan çıkan bu istikrarı yalnızca idari tedbirlerle ya da propaganda aygıtıyla izah etmek de yanlış olur. Asıl mesele, sandığın altına serilen ve Rusya toplumunun alt katmanlarını dönüştüren iktisadi hareketlilik ile bu hareketliliği finanse eden mekanizmanın niteliği.
Billboard’lar, kuryeler, parlak şehirler
Rusya’da 2022 başında Ukrayna’ya askeri müdahale başladığında, uluslararası finans çevreleri ve liberal iktisatçılar gayrisafi yurtiçi hasılada çift haneli çöküşler, sermaye kaçışıyla felç olan bir bankacılık sistemi ve sokakları saracak bir yokluk öngörmüştü.
Oysa bugün karşılaştığımız manzara, beklenmedik bir nakit patlaması.
Savaş harcamaları, Sovyetler Birliği’den bu yana ilk kez Rusya’nın en yoksul hinterlandına kontrolsüz bir likidite akıttı. Soğuk Savaş yıllarında güvenlik gerekçesiyle taşraya taşınan ve 1991 sonrası talan furyasında atıl kalan devasa savunma tesisleri, bugün 7/24, üç vardiya halinde çalışıyor. Savunma sanayiine son iki yılda dahil olan 500 bini aşkın yeni işçi, yüzde 20 ila 60 arasında ücret artışları gördü. Cephedeki askeri personelin taban maaşının 200 bin rubleye (yaklaşık 2 bin 200 dolar) sabitlenmesi ve buna eklenen astronomik bölgesel primler, Rusya’nın çevre bölgelerinde yaşayan yoksul kitleler için savaşı eşi görülmemiş bir “sosyal asansör” haline getirdi.
Bu da, reel ücretlerin ülke genelinde yüzde 14 civarında artmasına ve tüketici harcamalarında yüzde 25’lik bir sıçramaya yol açtı. Mavi yakalıların, kamyon şoförlerinin, dokumacıların ve Sibirya’daki bir belediye otobüsü şoförünün gelirinin ayda 100 bin rubleyi aşması, Rusya’nın otuz yıllık bağımsızlık dönemi boyunca hiçbir kalkınma programının başaramadığı bir gelir dağılımı düzeltmesini -ironik bir biçimde savaş vasıtasıyla- üretti. 2021’de ayda 100 bin rubleden fazla kazananların payı yüzde 5,7 iken, bu oran 2023’te yüzde 10’a fırladı; hiçbir maddi sıkıntısı olmadığını beyan edenlerin oranı ise yüzde 1-2 bandından yüzde 5 seviyesine çıktı.
Moskova sokaklarında dolaşırken insanın hissettiği duygu da Batılı yaptırımlarla hırpalanmış bir başkentin kasveti değil; bilakis, petrol zengini körfez emirliklerini ya da City of London’ı andıran aşırı parlak ve steril bir atmosfer. Yaptırımlar nedeniyle servetlerini Londra veya Kıbrıs off-shore hesaplarına transfer edemeyen Rus zenginlerinin, sermayeyi yurt içinde tutmak zorunda kaldıkları yönündeki bilgi doğruymuş. Bu da, Moskova ve St. Petersburg’da muazzam bir lüks tüketim dalgasını tetiklerken, kenti düşük gelirliler için bir yaşam alanı olmaktan çıkardı. Yurt dışına seyahat imkanlarının daralmasıyla geceliği binlerce dolarlık lüks tatil köyleri türerken, Rusya’nın KFC’si konumundaki Rostic’s gibi zincirlerin bu yıl 100 yeni şube açma planı, harcama patlamasının yaygınlığını gösteriyor.
Ancak şunu da es geçmemek lazım; tabandan gelen bu nakit tufanı üretken bir sanayi birikimine dönüşmekte zorlanıyor; ülke, devasa bir tüketim çılgınlığı ve hizmet sektörü hegemonyası içine sürüklenmiş vaziyette. Ozon ve Wildberries (WB) gibi e-ticaret tekelleri ve lojistik ağları, ülkenin en ücra noktalarına kadar yerleşmiş. Her köşe başında bir teslimat noktası, her caddede bir kurye ordusu…
Belki, yaptırımların ve savaş maliyetlerinin ortasında bu devasa tüketim ve harcama dalgasını sırtlayan finansal mekanizmanın işleyişine biraz daha yakından bakmak faydalı olabilir.
Rusya’da kamu bankacılığı nasıl işliyor?
Liberal iktisat doktrininin Rus bankacılığına dair ezberi bellidir: Kamu ağırlığının yüksek olduğu bir finans sistemi hantaldır, kaynak tahsisini bozar, piyasayı verimsizleştirir ve kaçınılmaz olarak kriz üretir. Rusya mevcut resim bu ezberi tam ortasından çatlatıyor.
Evvela kavramsal bir ayrımın altını çizmek lazım: “Devlet bankası” ile “devletin doğrudan sahip olduğu banka” kesinlikle aynı şey değil. Hukuken esas mesele bankanın doğrudan kamu mülkiyetinde bulunması değil; sermaye payları vasıtasıyla devletin kontrol sahibi olması. Rusya’da bu kontrol yalnızca doğrudan hazine veya merkez bankası eliyle yürütülmüyor; başka bir devlet bankası, bir kamu işletmesi veya Rusya’ya mahsus “devlet korporasyonu” üzerinden dolaylı biçimde, birkaç katlı şirket piramitleri halinde işletiliyor. Dolayısıyla yalnızca doğrudan kamu payına bakarak Rus bankacılığını analiz etmeye kalkanlar, buzdağının suyun altındaki devasa gövdesini ıskalıyor. 2022 sonrasında kamuyu aydınlatma bilgilerinin kısıtlanması da bu kontrol zincirlerinin tespitinde kör inançları değil, ihtiyatlı bir yaklaşımı zorunlu kılıyor.
Sayılar ile iktisadi ağırlık arasındaki uçurum meselenin özünü oluşturuyor. Rusya’da faal banka sayısı 300 sınırına kadar gerilemiş durumda. Devlet bankaları sayıca bu toplamın yalnızca yaklaşık onda birine denk geliyor. Ancak bu onda birlik çekirdek, toplam bankacılık aktiflerinin yüzde 70’inden fazlasını elinde tutuyor. Hanehalkı mevduatlarının yarıdan fazlası, şirket mevduatlarının ve menkul kıymet portföylerinin ise yaklaşık yarısı doğrudan bu kamu blokunda toplanmış vaziyette.
Dahası, “kamu mülkiyeti yatırımları ve büyümeyi köreltir” iddiası Rusya verilerinde karşılık bulmuyor. Ayrışma, toplam kredi miktarında değil; vadesinde ve yöneldiği alanda ortaya çıkıyor. En büyük üç devlet bankası, Rusya’daki bütün uzun vadeli şirket kredilerinin yüzde 60 ila 70’ini tek başına sağlıyor; diğer kamu bankaları eklendiğinde bu oran yüzde 85’e yaklaşıyor. Başlıca devlet bankalarının aktifleri içinde uzun vadeli kredilerin payı yüzde 20 bandına otururken, bu oran yerli özel bankaların ve yabancı iştiraklerin katbekat üzerinde seyrediyor. Yani özel sermayenin riskinden kaçtığı uzun vadeli sabit sermaye yatırımlarını, altyapıyı ve savaş sanayiini bizzat bu kamu kredi makinesi finanse ediyor. Küçük ve dolaylı devlet bankaları kâr güdüsüyle özel bankalar gibi davranırken, çekirdek kamu bankaları stratejik planlamanın finansal kalkanı haline geliyor.
Batı’nın beklediği finansal çöküşün gerçekleşmemesi de bu yapıyla doğrudan bağlantılı. 2004 ile 2020 yılları arasında Rusya Mevduat Sigorta Kurumu tarafından tasfiye edilen 523 bankanın istisnasız tamamının özel bankalardan oluşması manidar. Kırılganlık ve batak kamu mülkiyetinde değil, özel sektörün spekülatif iştahında yuvalanmıştı. Devlet bankaları kriz anlarında krediyi kesmek yerine, piyasaya likidite pompalayarak ve faizleri sübvanse ederek tampon işlevi görmüş.
Sahada gördüğümüz 9. Duma seçim neticeleri, savaş, Moskova’daki şatafatlı tüketim patlaması ve taşradaki sükunet, birbirinden kopuk olgular değil; birbirini besleyen tek bir devasa yapının parçaları.
Bir yanda, cephe hattında aldığı astronomik ikramiyelerle taşrada ev tadilatı yapan, borçlarını kapatıp araba alan ve taşra bankalarındaki mevduatları şişiren Rusya’nın geleneksel yoksulları ve ordu gönüllüleri; diğer yanda silah siparişleriyle üç vardiya çalışan sanayi işçileri ve bu nakit sirkülasyonunun komisyonunu toplayan Ozon-WB tüccarları yer alıyor. Birleşik Rusya, kamu kaynaklarının ve savaş gelirlerinin tabana aktarılmasını sağlayan siyasi dağıtım merkezi rolünü üstlenerek anayasal çoğunluğu tescilliyor. Bu çarkın arka planında ise, aktiflerin yüzde 70’ine hükmeden ve uzun vadeli finansmanı sırtlayan devlet kontrollü bankacılık omurgası duruyor.
Fakat bu tablo, çelişkisiz bir gelecek vaat etmiyor. Rusya ekonomisi teknolojik egemenlik ve derinlikli bir üretken sanayileşme hamlesine muhtaç; tabanda oluşan yapı, tüketimi kamçılayan, finansallaşmış ve hizmet sektörünün asalaklığına teslim olmuş bir rant döngüsünü besliyor.
Seçimler bitti; Birleşik Rusya anayasal çoğunluğunu tazeledi ve makam sahipleri DEG ekranlarındaki yüksek katılım yüzdelerini bir başarı belgesi olarak kayda geçirdi. Haklılar da.
Son bir notu da eklemem lazım, buradaki anlatım bile aceleci olabilir, belki biraz daha uzun kalmak iyi olabilirdi. Rusya, “tatilci” için iyi bir rota olmasa da savaş veren bir ülkenin nasıl ayakta kalabileceğine kafa yoranlar için iyi bir laboratuvar.
Asya2 hafta önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik
Rusya2 hafta önceFransa, Rus milyarder Usmanov için AB yaptırımlarının kalkmasını istedi
Avrupa2 hafta önceWolfgang Streeck: Oyun zamanı sona erdi, durum ciddi
Amerika2 hafta önceBannon ile Sanders, yapay zekaya karşı bir araya geliyor
Rusya2 hafta önceRusya, Ermenistan’a doğalgaz iletimini 10 gün süreyle askıya alıyor
Asya2 hafta önceSingapur, bürokraside “liyakat” için siyasetçilere milyonlar ödüyor
Asya2 hafta önce“İran ABD üssünü vurmadan önce Çin’den uydu görüntüsü aldı”










