Amerika
Venezuela’nın BM Temsilcisi uyardı: ABD’nin planı rejim değişikliği

Venezuela’nın BM Daimi Temsilciliği, ABD’nin yaptırım ve tehditlerini “rejim değişikliğini meşrulaştırma girişimi” olarak tanımlayarak, Latin Amerika’da barışın korunması için uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, Amerika Birleşik Devletleri’nin ülkeye ve meşru kurumlarına yönelik “düşmanca eylemlerini” ve devam eden tehditlerini, “Latin Amerika ve Karayipler’in Barış Bölgesi İlanı”nı tehlikeye atan gelişmeler olarak değerlendirdi.
BM üye ülkelerinin dikkatine sunulan açıklamada, Washington’un attığı adımların ciddiyetine işaret edilerek, bu tutumun bölgesel barış, istikrar ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunuldu. Daimi Temsilcilik, bu çerçevede ABD’nin Venezuela’ya karşı uyguladığı yaptırımlar ve askerî tehditlerin kronolojik bir özetini paylaştı.
ABD’nin Venezuela’ya yönelik düşmanca adımları
Venezuela Daimi Temsilciliği, ABD’nin ülkeye yönelik düşmanca adımlarının 2015 yılında dönemin Başkanı Barack Obama’nın Venezuela’yı “olağan dışı ve alışılmadık tehdit” ilan etmesiyle başladığını hatırlattı.
Açıklamada, Donald Trump döneminde ise özellikle petrol sektörünü hedef alan ağır yaptırımların devreye sokulduğu, bu politikaların “rejim değişikliği” hedefiyle yürütüldüğü belirtildi.
2020’de “Gedeon Operasyonu” adıyla düzenlenen ancak başarısız olan işgal girişimine de değinilen bildiride, bu süreçte Devlet Başkanı Nicolás Maduro’ya suikast planları yapıldığı kaydedildi.
Son dönemde ise ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın Venezuelalıların ABD’deki varlığını “ulusal çıkar tehdidi” ilan eden belgeler yayımladığı, Donald Trump’ın 1798 tarihli “Yabancı Düşmanlar Yasası”na dayanarak tüm Venezuelalı göçmenleri hedef alan bir bildiri yayımladığı ve ABD Adalet Bakanlığı’nın Maduro hakkında dava açarak yakalanmasına yönelik ödülü 50 milyon dolara çıkardığı aktarıldı.
Ayrıca Ağustos 2025’te Pentagon’a Latin Amerika uyuşturucu kartellerine karşı askeri güç kullanma yetkisi verildiği ve bu çerçevede Karayipler’e 4.500 asker ile üç savaş gemisinin konuşlandırıldığı bildirildi.
“Uyuşturucu bahanesiyle müdahale planı”
Daimi Temsilcilik, Washington’un Venezuela’ya yönelik uyuşturucu kaçakçılığı suçlamalarını “sahte bir anlatı” olarak nitelendirdi. Açıklamada, bu suçlamaların gerçekte askeri müdahaleyi kolaylaştıracak bir gerekçe üretmeye dönük olduğu ve “rejim değişikliğini meşrulaştırma” amacı taşıdığı savunuldu.
Venezuela’nın uyuşturucu ile mücadeledeki çabalarına da dikkat çekilen belgede, yalnızca 2025 yılı içinde ülke genelinde 52 tondan fazla uyuşturucunun ele geçirildiği, 400’den fazla uyuşturucu bağlantılı uçağın etkisiz hale getirildiği ve çok sayıda kara para aklama ağının çökertildiği kaydedildi.
Uluslararası topluma çağrı
Venezuela Daimi Temsilciliği, ABD’nin “maksimum baskı” stratejisi kapsamında yürüttüğü bu eylemleri uluslararası toplum nezdinde kınadı. Açıklamada, Washington’un uyuşturucu suçlamaları üzerinden sahte bir anlatı oluşturarak askeri müdahaleyi meşrulaştırmaya çalıştığı, bunun da BM Şartı’nın temel ilke ve amaçlarını ihlal ettiği vurgulandı.
Venezuela’nın uyuşturucu ile mücadelede kaydettiği somut başarılara dikkat çekilen açıklamada, yalnızca 2025 yılında 52 tondan fazla uyuşturucunun ele geçirildiği, 400’den fazla uçağın etkisiz hale getirildiği ve çok sayıda kara para aklama ağının çökertildiği bilgisi paylaşıldı.
Daimi Temsilcilik, uluslararası topluma “Latin Amerika ve Karayipler’in barış bölgesi kimliğinin korunması” çağrısında bulunarak, bugün Venezuela’ya yöneltilen tehditlerin yarın başka gelişmekte olan ülkelere de yönelebileceği uyarısında bulundu. Açıklama, BM üyesi devletlere sunulan saygı ve takdir ifadeleriyle sona erdi.
Venezuela Daimi Temsilciliği’nin açıklamasının tamamı şu şekilde:


Amerika
Trump, Exxon ve Chevron’a çattı

ABD Başkanı Donald Trump, yüksek benzin fiyatları nedeniyle Exxon Mobil ve Chevron’a yönelik baskıyı artırdı.
Başkan, Amerikalılar benzin istasyonlarındaki yüksek fiyatlarla boğuşurken, uzun süredir sektörde müttefiki olan bu şirketleri “çok fazla para kazanmakla” suçladı.
Büyük petrol şirketleri, Orta Doğu’daki arz kesintileri nedeniyle yükselen ham petrol fiyatları ve rafinerilerin hızla artan kâr marjlarının desteğiyle rekor düzeyde çeyrek kârları açıkladı.
Bu durum, şirketleri hedef tahtasına oturtmuş durumda; zira Trump yönetimi, ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarını düşürmek için çaba gösterdiğini kanıtlama konusunda artan bir baskı ile karşı karşıya.
Trump, pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bir kıtlığı bahane ederek çok fazla para kazanıyorlar. Bundan hoşlanmıyorum ve bunu söyleyecek en son kişi ben olmalıyım çünkü ben serbest piyasa ekonomisinin en büyük savunucusuyum; benden daha büyük kimse yok.”
Trump, cuma günü her ikisi de güçlü kazançlar açıkladığı için ABD’nin en büyük iki petrol üreticisini isimleriyle özellikle hedef aldı.
Başkan, “Chevron, çok fazla para. Exxon Mobil, çok fazla, çok fazla para. Bunun bir kısmını halka geri vermeliler ve perakende fiyatını, tüketici fiyatını düşürseler iyi olur,” dedi.
ABD’deki ortalama perakende benzin fiyatı, geçtiğimiz hafta boyunca galon başına 4,10 dolar civarında seyretti.
Bu fiyat, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını başlatmasından önce 3 doların altındaydı.
Haziran sonunda Trump, ham petrol fiyatları düştüğü halde benzin fiyatlarını yeterince hızlı düşürmedikleri gerekçesiyle büyük petrol şirketleri hakkında soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na talimat vermişti.
Benzin fiyatları genellikle büyük petrol üreticileri tarafından değil, benzin istasyonlarının sahibi olan ve çoğu zaman tek başına faaliyet gösteren perakendeciler tarafından belirleniyor.
İki şirketin CEO’ları cuma günü yapılan kazanç açıklamalarında, rafineri kapasitesi yetersizliğinin sonbahar boyunca benzin fiyatlarını yüksek tutabileceğini belirtti.
Büyük petrol üreticilerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü’nün sözcüsü Andrea Woods, yaptığı açıklamada, yüksek fiyatların “tek bir şirketten değil, küresel arz, talep ve Hürmüz Boğazı ile diğer kritik nakliye rotaları etrafındaki süregelen belirsizlikten kaynaklandığını” belirtti.
Woods, “Sektörümüz, tüketicilere uygun fiyatlı ve güvenilir enerji sunma hedefini paylaşıyor,” dedi.
Trump ayrıca pazartesi sabahı bir sosyal medya paylaşımında, şirketin rekor kıran çeyreğini kendi yönetiminin politikalarına atfetmemesi nedeniyle Chevron CEO’su Mike Wirth’i eleştirdi.
Trump, “Onun bahsetmeyi uygun bir şekilde unuttuğu tek şey, TRUMP Yönetimi’nin dehası, öngörüsü, gücü ve istikrarı olmasaydı, Petrol Sektörü’nün ve ülkemizin kendisinin ÖLMÜŞ olacağıdır!” diye yazdı ve tüm petrol şirketlerinin “tüketicilerin (perakende!) petrol fiyatlarını HEMEN DÜŞÜRMELERİ” gerektiğini ekledi.
Amerika
ABD’de TPS kararının ardından Haitililer için sınırdışı süreci yaklaştı

ABD Yüksek Mahkemesi’nin Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) kaldırma kararının ardından 330 binden fazla Haitili sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldı. Karar Cumhuriyetçi Parti içinde derin bir bölünmeye yol açarken, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) Haitilileri çağırmaya başladı. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler uygulamanın insanı kriz yaratacağını savunarak karara tepki gösterdi.
ABD Yüksek Mahkemesi’nin haziran ayında aldığı kararın ardından, yasal statülerini kaybeden 300 binden fazla Haitilinin sınırdışı edilme süreci ABD siyasetini böldü.
Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimler sınırdışı adımlarını memnuniyetle karşılarken, diğer üyeler esneklik gösterilmesi çağrısında bulundu.
Yüksek Mahkeme kararı, mahkemelerin ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) koruma statüsünü iptal etme kararlarını inceleme yetkisi olmadığına hükmederek hem Haitililer hem de Suriyeliler için Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) sona erdirdi.
Pazartesi gününden itibaren statüleri sona erebilecek 330 binden fazla Haitili TPS sahibi, rakip çetelerin kontrolünde olan ve devlet başkanı 2021’de suikasta uğradığından bu yana istikrarlı bir hükümeti bulunmayan ülkelerine geri gönderilme riski taşıyor.
Kararın yürürlüğe girdiği geçen pazartesi günü Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Lauren Boebert sosyal medyada, “Kutlayan herkesin Ulusal Haitilileri Gönderme Haftası kutlu olsun!” mesajını paylaştı.
DHS Baş Hukuk Müşaviri James Percival ise karara atıfta bulunarak Semisonic grubunun 1998 yılına ait şarkısından alıntı yaptı ve “Yüksek Mahkeme’de TPS davalarını kazandığımızda nettik. ‘Kapanış saati geldi. Eve gitmek zorunda değilsiniz ama burada kalamazsınız'” ifadelerini kullandı.
Bakanlık ayrıca Haitililere yönelik “Amerika ücretsiz denemeniz sona erdi” yazılı bir görsel hazırladı.
Kongre’deki Demokratlar ve Haitili toplum liderleri ise karara tepki gösterdi. Senatör Chris Murphy, “Trump yönetimi, onlarca yıl önce TPS programını ilk başlattığımızda Kongre’de var olan partiler üstü uzlaşıyı çiğniyor. Bu programın amacı, menşe ülkeleri büyük bir tehlike alanına dönen insanların ABD’de güvende kalmasını sağlamak ve onları yeniden tehlikenin içine itmemektir” dedi.
Murphy, eylemi “vicdansızca” olarak niteledi.
İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin yayınladığı videoda Haitilileri ülkeyi terk etmeye teşvik ederek, “Geçici koruma statüsü. İlk kelimeye vurgu yapayım: Geçici. Eğer Trump yönetiminin geçmesini bekleyeceğinizi düşünüyorsanız, bu işe yaramayacak” ifadelerini kullandı.
Programın savunucuları ise koşullar değişmediği sürece korumanın uzatılması gerektiğini savundu.
Temsilciler Meclisi Üyesi LaMonica McIver, “Mahalle sakinleri, iş yeri sahipleri ve aileler; hepsi ABD hükümeti tarafından ‘ziyaret etmek için çok tehlikeli’ kabul edilen bir ülkeye sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya” değerlendirmesinde bulundu.
Haiti, TPS programına ilk olarak 200 bin ila 300 bin kişinin öldüğü tahmin edilen 2010 yılındaki 7,0 büyüklüğündeki depremin ardından dahil edilmişti.
Ülke, 2021 yılında Devlet Başkanı Jovenel Moïse’in suikasta uğramasıyla yeni bir krize girdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Haiti’yi “Seyahat Etmeyin” kategorisinde Seviye 4 olarak listeliyor ve çetelerin başkent Port au Prince’in yüzde 85’ini kontrol ettiğini belirtiyor.
Tüm bunlara rağmen ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sınırdışı işlemlerine başladı.
Haitian Bridge Alliance kurucusu Guerline Jozef, Ohio eyaletinin Springfield kentinde yaşayan 50 Haitilinin ICE ofisine çağrılarak ayak bileklerine elektronik kelepçe takıldığını aktardı.
Jozef, “ICE strateji değiştiriyor. Mahallelere baskın yapmak yerine insanları çağırıp kelepçe takıyorlar ve kendi istekleriyle gitmezlerse bir ay içinde tekrar çağrılacaklarını söylüyorlar” dedi.
Süreç Cumhuriyetçi Parti içerisinde de görüş ayrılıklarına neden oldu. Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Lawler, Haiti için TPS’yi 18 ay uzatacak tasarıya destek verdi ancak tasarı Senato’daki Cumhuriyetçilerin itirazı nedeniyle takıldı.
Temsilciler Meclisi Üyesi Nicole Malliotakis, “TPS’nin uzatılması yönünde oy kullanan az sayıdaki üyeden birçoğu bölgelerindeki işverenlerden endişe duyuyor” diyerek tarım, sağlık ve hizmet sektörlerinin çalışan kaybına uğrayacağını kaydetti.
Ohio Valisi Mike DeWine da Springfield’daki Haitililerin durumuna dikkat çekerek, “Haiti şu an bir cehennem. İnsanları kelimenin tam anlamıyla cehenneme geri gönderiyorsunuz. ABD bile Port au Prince’e ticari uçuşları yasakladı çünkü çeteler uçaklara ateş açıyor. Bu karar bir hatadır; ne ABD’ye ne de Ohio eyaletine faydası var” şeklinde konuştu.
Haitililere yönelik uzatma ve vatandaşlık yolu açan iki ayrı yasa tasarısı ise Missouri Cumhuriyetçi Senatörü Eric Schmitt tarafından engellendi.
Schmitt, Senato’da yaptığı konuşmada, “Demokratlar geçici koruma statüsünü kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Amerika bir ulustur; küresel bir bekleme salonu veya mülteci kampı değildir. Göçmenlik yasalarımız Amerikan halkına hizmet etmek için vardır” dedi.
Amerika
Beyaz Saray kritik yapay zeka planını tamamladı

Beyaz Saray, gelişmiş yapay zeka modellerinin nasıl inceleneceğine ilişkin denetim çerçevesini tamamladı. Yönetim, ABD’nin önde gelen yapay zeka geliştiricileriyle bu kapsamda Kritik Ulusal Siber Direktörlük Ofisi çatısı altında bir araya geliyor.
Beyaz Saray, gelişmiş yapay zeka modellerinin inceleme süreçlerini belirleyen denetim çerçevesine son şeklini verdi. Sürece ilişkin bilgi veren bir yönetim yetkilisi planın tamamlandığını aktardı.
Beyaz Saray, çalışmanın detaylarını paylaşmadı ve metnin kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağını belirtmedi.
İç görüşmeleri aktarmak amacıyla isimlerinin gizli tutulmasını isteyen konuya vakıf beş kaynak, Politico’ya yaptıkları açıkalamada, yapay zeka şirketlerinin salı günü Ulusal Siber Direktörlük Ofisi (ONCD) ile yapılacak toplantıda taslağı incelemesinin beklendiğini ifade etti.
Söz konusu çerçeve, en gelişmiş modeller kullanıma sunulmadan önce ve sunulduktan sonra federal hükümetin ülkenin önde gelen yapay zeka geliştiricileriyle nasıl çalışacağını belirleyecek.
Düzenleme, Trump yönetiminin teknolojiye genel olarak esnek bir hukuki denetim anlayışıyla yaklaşırken, olası güvenlik ve ulusal güvenlik risklerini ele alma çabası kapsamında geliyor.
Şirketlerle temas sürüyor
İç politika değerlendirmelerini aktarmak için isminin açıklanmasını istemeyen bir Beyaz Saray yetkilisi, “2 Haziran tarihli başkanlık kararnamesinde anahatları çizilen gönüllü çerçeve, belirlenen son tarihe kadar tamamlandı” ifadesini kullandı.
Yetkili ayrıca, “Sektör temsilcileriyle atılacak sonraki adımlara ilişkin görüşmeler devam ediyor” dedi.
Geçtiğimiz birkaç hafta boyunca çerçevenin sınırları üzerinde Beyaz Saray ile yakın işbirliği içinde çalışan sektöre henüz metin sunulmadı. Çerçevenin kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Başkanlık kararnamesi bu konuda açık bir zorunluluk getirmiyor.
Ancak düzenlemenin gönüllülük esasına dayanması, metnin geniş çapta yayımlanmaması halinde Beyaz Saray tarafından bilgilendirilmeyen şirketlerin sisteme nasıl dahil olacağı sorusunu gündeme getiriyor.
Kararnameye göre çerçevenin tamamlanması için son tarih, kararnamenin imzalanmasından 60 gün sonra olan 1 Ağustos olarak belirlenmişti.
Kaynaklardan dördü; Anthropic, Google, Meta ve OpenAI şirketlerinin Ulusal Siber Direktörlük Ofisi’ndeki toplantıya katılacak kurumlar arasında yer aldığını söyledi.
Google, OpenAI ve Anthropic Temmuz ayı sonlarında bir taslağı ortaklaşa inceleyerek değişiklik önerilerini sundu.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya7 gün önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı









