Diplomasi
Trump’ın Britanya gezisi başlıyor

ABD Başkanı Donald Trump’ın, salı günü başlayacak ziyaretinde zor günlerden geçen Britanya Başbakanı Keir Starmer’a karşı “yumuşak” davranması bekleniyor.
Başbakanın “zor durumda” olduğunu anlayan Trump’ın şefkatinin odağındaki Starmer, Britanya’nın ABD elçisi Lord Mandelson’ın Jeffrey Epstein ile olan dostluğu hakkında neyi ne zaman bildiği konusunda yoğun bir inceleme sürerken, istifa etmeyeceğini vurguladı.
Başbakan, ABD büyükelçisini görevden aldıktan sonra ilk kez kamuoyuna açıklama yaptı ve Başbakanın Soruları oturumunda onu savunmadan önce, İşçi Partisi üyesi ve Epstein arasındaki e-postalarla ilgili medyanın yaklaşımından haberdar olduğunu itiraf etti.
Starmer, “Geriye dönüp baktığımda, Peter ile ilgili ayrıntılı iddiaların Başbakanın Soruları oturumundan önce bana sunulmuş olması daha iyi olurdu,” diyerek danışmanlarını suçluyor gibi göründü.
Epstein tartışmalarının odağındaki Mandelson’un Palantir bağı
İşçi Partili Lord Peter Mandelson, Starmer hükümetinin Trump ile yakın ilişki kurması için görevlendirdiği önemli isimlerden biriydi. Mandelson’ın kurduğu lobi şirketi Global Counsel, Palantir’i müşterisi olarak sayıyor.
Palantir’in kurucusu Peter Thiel, Trump’ın ilk destekçilerinden biriydi ve Starmer, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jonathan Powell ve Mandelson şubat ayında Palatir CEO’su Alex Karp ile bir araya geldi.
Mandelson atanmadan önce Global Counsel’dan istifa etmiş, fakat ocak ayı sonlarında şirkette hâlâ hissesi olduğu bildirilmişti.
Seyahat öncesinde, Beyaz Saray ile yakın ilişkisi olan iki eski ABD yetkilisi The Telegraph gazetesine, iç siyasi baskı nedeniyle Trump’ın Başbakana karşı “yumuşak” davranacağını söyledi.
Eski bir yetkili, “Bu seyahat Windsor Kalesi’nin ihtişamı, askerlerin teftişi ve büyük ziyafetle ilgili olacak. Bu onun için çok önemli. Plan da bunu böyle tutmak,” dedi.
Kanaklar, Trump’ın zor durumda olan müttefikleri için keskin bir siyasi sezgiye sahip olduğunu ve Starmer’ın “zor durumda” olduğunu bildiğini de eklediler.
Trump, Starmer’a “yumuşak” davranacak
Trump’ın eski baş stratejisti Steve Bannon, “Başkanın bunun günlük siyaseti aştığını bildiğini düşünüyorum; bu Amerika ve Anglosfer ile ilgili özel bir ilişki. Bunu, özellikle de gelenek ve görenekleri sabırsızlıkla bekliyordu,” diye konuştu.
Görüşmelerin konuları hakkında sorulan bir soruya, üst düzey bir ABD yetkilisi, ifade özgürlüğünün yönetim için önemli olduğunu, fakat gündemde yer almasının kesin olmadığını söyledi.
Yetkili, “Bu kesinlikle üzerinde düşündüğümüz bir konu. Bunun Başbakan ile yapılacak ikili görüşmede nasıl bir rol oynayacağı veya oynamayacağı henüz bilinmiyor,” dedi.
Yetkililerden biri, Trump’ın Starmer ile görüş veya politika farklılıkları konusunda yüzleşmeyi planlamadığını, ama böylesine öngörülemez bir başkanla planların hızla değişebileceğini söyledi.
Başkan çarşamba günü Windsor Kalesi’nde ağırlanacak, perşembe günü ise Chequers’da Starmer ile görüşecek. Bir dizi ticaret açıklaması hazırlandı.
Trump, Windsor Kalesi’nde kral ile birlikte top atışı ve at arabası geçit törenine katılacak. Ayrıca, devlet resepsiyonu öncesinde Kraliçe II. Elizabeth’in mezarına çelenk bırakacak ve resepsiyonda kral ile birlikte konuşma yapacak.
Beyaz Saray, İngiltere’nin yeni çevrimiçi güvenlik yasalarını eleştirdi. Başkan Yardımcısı JD Vance, İngiltere’de ifade özgürlüğü haklarının saldırı altında olduğunu defalarca dile getirdi.
Temmuz ayında İngiltere’ye yaptığı son ziyaretinde, Trump, Turnberry golf kulübünde düzenlenen basın toplantısında İngiliz enerji politikasını ve yenilenebilir enerji kaynaklarına bağımlılığını eleştirmiş ve aynı zamanda, partisi Reform UK anketlerde önde giden Nigel Farage ile olan dostluğunu da öne çıkarmıştı.
İngiltere ve ABD finansal bağları güçlendirme sözü verdi
Trump’ın ziyaretinden önce ABD ve İngiltere, sermaye piyasalarının daha yakın uyumunu araştırmak da dahil olmak üzere finansal bağları güçlendirme sözü verdi.
Financial Times’a (FT) göre Starmer, Trump’ın ziyaretini İngiltere’yi “iç yatırım” merkezi olarak tanıtmak için kullanmak istiyor.
ABD’li özel sermaye şirketi Blackstone, önümüzdeki on yıl içinde İngiliz varlıklarına 100 milyar sterlin yatırım yapma sözü verdi.
Blackstone, Avrupa genelinde 500 milyar dolarlık daha geniş bir yatırım hamlesinin parçası olarak İngiltere’ye olan taahhüdünü yerine getiriyor.
Şirketin kurucu ortağı Stephen Schwarzman, FT’ye verdiği demeçte, bu yatırımın ekonomik reformlardan ve büyümenin canlanmasından kâr elde etmeyi amaçladığını söyledi.
Schwarzman ve başkan Jonathan Gray gibi Blackstone’un üst düzey liderleri, uzun süredir İngiltere’yi 1,2 trilyon dolarlık varlık yatırım grubu için kilit bir pazar olarak görüyor ve Downing Street ile güçlü bağlara sahip.
Blackstone, dijital altyapı ve e-ticaret depolarına milyarlarca dolarlık yatırım yaparak, halihazırda İngiltere’nin en büyük yabancı yatırımcılarından biri konumunda.
Ayrıca, Legoland’ın sahibi Merlin Entertainments gibi büyük kurumsal yatırımları da bulunmaktadır ve geçen yıl hisselerini tamamen elden çıkarana kadar Londra Borsası’nın ana şirketinin büyük hissedarıydı.
Gümrük vergileri konusunda henüz netlik yok
ABD’li yetkililer, teknoloji sektöründe en az 10 milyar dolarlık yatırım anlaşmaları, nükleer işbirliği anlaşması ve “önde gelen finans merkezlerimiz arasındaki derin bağların gelecekte nasıl sürdürülebileceği”nin araştırılması olacağını söylediler.
Trump, mayıs ayında Starmer ile İngiliz çelik ihracatını ABD gümrük vergilerinden muaf tutmak için anlaşmaya varmış olsa da, bu anlaşmayı henüz kesinleştirmedi.
İngiliz çelik ihracatı, diğer ülkelere uygulanan %50’lik gümrük vergisine kıyasla %25’lik daha düşük bir gümrük vergisinden yararlanıyor.
İngiliz yetkililer pazartesi günü Washington’da ABD ticaret yetkilileriyle acil görüşmelerde bulunarak, İskoç viskisini diğer İngiltere ihracatına uygulanan %10’luk gümrük vergisinden muaf tutacak bir anlaşma imzalamaya çalıştılar.
Üst düzey bir ABD yetkilisi, Beyaz Saray’ın viski üzerindeki ABD gümrük vergilerini düşürme yönünde herhangi bir açıklamayı “takip etmediğini” söyledi, bu da bir anlaşmanın olası olmadığını gösteriyor ama yetkili, bu konunun tartışılabileceğini ima etti.
Londra, finansal piyasaları ABD ile daha uyumlu kılmak istiyor
Ziyaret öncesinde salı günü Downing Street’te Britanya Maliye Bakanı Rachel Reeves ve ABD Hazine Bakanı Scott Bessent arasında daha yakın finansal işbirliği konusunda görüşmeler yapılacak.
Reeves, İngiltere standartlarını ABD ile daha yakından uyumlu hale getirerek, dünyanın en derin ve en likit finans piyasalarına erişimi artırmanın yanı sıra, İngiltere’ye daha fazla Amerikan yatırımı çekmeyi umuyor.
Bu girişim, şirketlerin Atlantik’in diğer tarafında daha yüksek değerlemeler arayışında olması nedeniyle Londra Borsası’nda işlem gören şirketlerin New York Borsası ve Nasdaq’a taşınmasıyla ilgili yoğun siyasi endişelerin yaşandığı bir dönemin ardından geliyor.
Trump, OpenAI’den Sam Altman ve Nvidia’dan Jensen Huang gibi büyük teknoloji şirketlerinin önde gelen isimlerini heyetine dahil ederken, Rolls-Royce, GSK ve Microsoft gibi şirketler Chequers’da düzenlenecek iş dünyası yuvarlak masa toplantısına katılacak.
Diplomasi
Bloomberg uyardı: Dünyayı yeni gıda krizi dalgası vurabilir

Dünya, küresel çatışmalar ve aşırı hava koşullarının kıskacında yeni bir gıda fiyatı artışı dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Karadeniz’deki savaş ve İran gerilimi tedarik zincirini vururken, Avrupa’dan Avustralya’ya kadar uzanan aşırı sıcaklar rekolteyi tehdit ediyor. Asya’da ise El Nino iklim olayı ve eksik muson yağmurları pirinç üretimini krizin eşiğine getirdi.
Dünya küresel boyutta yeni bir gıda fiyatı artışı dalgası tehdidiyle karşı karşıya. Bloomberg’in haberine göre, silahlı çatışmalar ve zorlu hava koşulları dünyanın en kritik tarım bölgelerini kıskaca almış durumda.
Savaşın sürdüğü Karadeniz bölgesinde Ukrayna’dan yapılan sevkiyatlar büyük aksamalarla karşılaşıyor.
Dünya buğday pazarının dörte birinden fazlasını, ayçiçeği yağı ihracatının yaklaşık üçte ikisini ve mısır tedarikinin onda birini tek başına Rusya ve Ukrayna karşılıyor. Buğday fiyatları temmuz ayında yüzde 10’dan fazla artış gösterdi.
Bu da 2024 yılından bu yana görülen en büyük aylık sıçrama olarak kayıtlara geçebilir.
Odessa limanlarında sevkiyat kilitlendi
The Economist dergisi bu hafta yayımladığı haberde, Rusya’nın Odessa bölgesindeki liman altyapısına düzenlediği saldırılar nedeniyle Ukrayna’nın tarım ihracatının felç olabileceğini yazdı.
Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yüzde 90’ı bu bölgeden geçiyor. Ülke bu yıl 81 milyon tonluk rekor bir tahıl ve yağlı tohum rekoltesi bekliyor. Aksamalar nedeniyle Danimarkalı denizcilik şirketi Maersk, gemilerinin tahliye noktasını Çornomorsk’tan Romanya’nın Köstence Limanı’na kaydırdığını duyurdu.
Odessa merkezli Trident Maritime şirketinin direktörü Oleksiy Smolyar ise dev denizcilik şirketlerinin Ukrayna limanlarına uğramayı durdurduğunu açıkladı.
Ukrayna Tahıl Konfederasyonu (UAK) temmuz ayında yaptığı açıklamada sevk rakamlarını paylaştı. Kremlin’in 2023 yazında Türkiye ve BM arabuluculuğunda kurulan tahıl koridoru anlaşmasından Rusya ile ilgili şartların yerine getirilmediği gerekçesiyle çekilmesinin ardından kapasitenin düştüğü kaydedildi.
Anlaşma yürürlükteyken Odessa, Çornomorsk ve Pivdennıy limanlarından ayda 6 milyon tona kadar ürün gönderilebilirken, günümüzde aylık sevkiyat ortalama 4 milyon metrik tona geriledi.
Financial Times’ın haberine göre Ukraynalı tüccarlar, Odessa limanlarındaki kesintiler nedeniyle tahıl ihracatının bir kısmını Tuna Nehri ve Romanya üzerinden alternatif rotalara kaydırmayı planlıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ise Ukrayna limanlarındaki hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini defalarca rapor etti.
Bakanlık son olarak 1 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, Odessa Limanı’nda Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için hazırlanan yakıt ve yağ depolarının vurulduğunu, Mıkolayiv’de ise insansız deniz araçları kullanmak üzere dönüştürülen bir römorkörün hedef alındığını bildirdi.
Aşırı sıcaklar rekolteyi vuruyor
Tahıl üreten diğer ana bölgeler de aşırı hava koşullarıyla boğuşuyor. Çiftçiler, İran etrafındaki gerilim sebebiyle fırlayan akaryakıt ve gübre fiyatlarının baskısı altında üretim yapmaya çalışıyor.
Aşırı sıcaklar, kuraklık ve orman yangınlarıyla boğuşan Avrupa, son on yılların en büyük tahıl rekoltesi düşüşüne hazırlanıyor. Kurak havanın Avustralya’daki buğday rekoltesini de düşürmesi bekleniyor.
Pirinç üretimi yapılan Vietnam’dan Filipinler’e kadar uzanan coğrafyada da Pasifik Okyanusu’ndaki su sıcaklıklarını artıran El Nino iklim olayı nedeniyle kriz derinleşiyor.
Dünyanın en büyük pirinç üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Hindistan ise mevsimlik muson yağmurlarının yetersiz kalması sebebiyle kuraklık tehlikesi yaşıyor.
Diplomasi
FIFA, özelleştirme planlarından şimdilik vazgeçti

FIFA ve Gianni Infantino, ticari ve etkinlik faaliyetlerindeki hisselerini satma planına yönelik yaygın tepkilerin ardından geri adım attı.
Cuma gecesi geç saatlerde yaptığı açıklamada, eleştirilerin hedefindeki FIFA başkanı şunları söyledi:
“Tüm görüşleri dikkatle dinledikten sonra, bu projenin, destek düzeyinden bağımsız olarak, başlangıçta belirlenen hedefin çıkarlarına artık aykırı nitelikte bölünmelere yol açtığı ortaya çıktı. Amacımız her zaman birleştirmek ve iyileştirmek olmuştur ve her zaman da öyle olacaktır. Sonuç olarak, bu teklif hayata geçirilmeyecektir.”
Infantino’nun teklifi, UEFA, CONCACAF ve Asya Konfederasyonu’ndan (AFC) büyük bir muhalefetle karşılaştı.
UEFA, planlar masada kalırsa 55 üyesinin tamamının Dünya Kupaları da dahil olmak üzere FIFA müsabakalarını boykot edeceğini belirtti.
FIFA, açıklamada “kimse futbolu satmıyor” dedi ve “kamuoyunda dile getirilen geri bildirimleri ve endişeleri kabul edip saygı duyduğunu” belirtmekle birlikte, önerileri uygulamaya devam edeceği vurgulandı.
Ayrıca “açık ve demokratik bir istişare sürecine olan bağlılığını yeniden teyit ettiği” de eklendi.
FIFA, Dünya Kupası’nın ticari haklarını özel yatırımcılara satmayı planlıyor
Öte yandan FIFA’nın bu açıklamasını yayınlamasından kısa bir süre sonra AFC, UEFA ve Kuzey ve Orta Amerika Konfederasyonu (CONCACAF) ile dayanışma içinde olduğunu belirten kendi açıklamasını yayınladı.
Ardından Infantino, iki büyük iç darbe aldı.
İlk olarak, danışmanı Carlos Cordeiro görevinden istifa etti ve yaptığı açıklamada planı “FIFA üye federasyonları için kötü bir anlaşma, futbol için kötü bir anlaşma ve oyunun uzun vadeli geleceği için kötü bir anlaşma” olarak nitelendirerek sert bir şekilde eleştirdi.
Ardından FIFA’nın operasyon direktörü Kevin Lamour, Associated Press’e yaptığı açıklamada, personelin Infantino tarafından “aldatıldığını” ve bu konuyu dile getirdikten sonra, “işini kaybetme pahasına olsa bile daha rahat uyuyacağını” söyledi.
Lamour şunları söyledi:
“Bu, tek bir kişinin projesi. Bu projenin devam etmemesi gerektiği bir yana… artık futbol dünyasının siyasi liderlerinin kendilerine doğru soruları sormaları ve doğru kararları almaları zamanı geldi.”
Bu gelişmeler Infantino’yu köşeye sıkıştırdı ve cuma öğleden sonraya gelindiğinde, işlerini korumak için isimsiz kalmak koşuluyla The Athletic’e konuşan organizasyon içindeki pek çok kişi, meselenin artık bağın “koparılıp koparılmayacağı” değil, “ne zaman koparılacağı” meselesi olduğuna inanıyordu.
Joshua Kushner’ın risk sermayesi şirketi Thrive, cuma gecesi itibarıyla anlaşmadan çekilmemişti ama FIFA yönetimi nihayetinde bir açıklama yoluyla projeyi sonlandırmaya karar verince bu durum önemsiz hale geldi.
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek
Joshua Kushner, Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’in kardeşi.
Dünya futbolunun yönetim organı salı günü, Dünya Kupaları ve Kulüpler Dünya Kupası gibi ana etkinliklerini yönetecek yeni bir özel kuruluş olan FIFA Forward Enterprises’ı (FFE) kurmak istediğini ve FFE’deki yüzde 21’lik azınlık hissesini dış yatırımcılara satmayı planladığını duyurmuştu.
Bu satışın 4,2 milyar dolar (3,2 milyar sterlin) gelir sağlaması hedefleniyordu. FIFA, bu tutarın “FIFA Fast-Forward Programı” (FFFP) adı verilen yeni bir finansman akışı kapsamında 211 üye federasyona derhal dağıtılabileceğini belirtmişti.
Plana göre, FIFA’nın toplam kalkınma fonu önümüzdeki dört yıl içinde 10 milyar doları aşacaktı.
Günler geçtikçe artan eleştirilere rağmen, FIFA, üye federasyonların FFE planına karşı çıkması ama teklifin kabul edilmesi durumunda, FFE’deki hisselerin özel yatırımcılara satılıp satılmamasına bakılmaksızın, karşı çıkan federasyonların 2027-30 döneminde her birine 20 milyon dolar (14,9 milyon sterlin) alacağını doğruladı (bunu 2031-34 döneminde 22 milyon dolar ve 2035-38 döneminde 24 milyon dolar izleyecekti).
Ne var ki söz konusu üye federasyon FFE önerisini kabul etmiş olsaydı, 2027-30 döneminde 40 milyon dolar alacaktı ve sonraki ödemeler de aynı kalacaktı.
FIFA’nın planına karşı açıkça tavır alan üç federasyon, 211 FIFA üye federasyonunun 137’sini temsil ediyor.
FIFA, teklifin ilerleyebilmesi için 211 üye federasyonun çoğunluğunun ve Infantino ile sekiz FIFA başkan yardımcısından oluşan 37 kişilik FIFA Konseyi’nin onayı gerektiğini belirtmişti.
Güney Amerika futbol konfederasyonu CONMEBOL, cuma günü yaptığı açıklamada planları reddetmedi fakat mali ve ticari kararların “her zaman futbolun çıkarlarına hizmet etmesi ve asla futbolun özünden öncelikli olmaması gerektiğini” belirtti.
The Athletic’in haberine göre, perşembe günü düzenlenen UEFA ve CONCACAF toplantılarında Infantino’nun FIFA’daki gelecekteki liderliği sorgulandı.
Infantino, Şubat 2016’da Sepp Blatter’in yerine geçerek FIFA başkanlığı görevini üstlenmişti ve Mart 2027’de yapılacak bir sonraki seçimde rakipsiz olarak aday olması bekleniyordu.
Avrupalıların, Infantino’nun karşısına beIN Media’nın Katarlı CEO’su Nasır el-Halifi’yi çıkaracakları da konuşuluyor.
Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, VG’ye verdiği demeçte, “Şu anda edindiğim net izlenim, onun büyük ölçüde güven kaybettiği yönünde. Geçen sefer ona oy vermemiştik ve bu konuda şüpheciydik. FIFA’nın pek çok iyi yanı var fakat yönetim ilkeleri ve kurallarına gevşek bir yaklaşım sergilerseniz, güveni hızla kaybedersiniz,” dedi.
Diplomasi
ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.
Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.
i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.
Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.
Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.
Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.
Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.
The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.
İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.
Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.
Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.
İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü











