Amerika
Çin tartışması nedeniyle Trump’ın güvenlik stratejisi ertelendi

Trump yönetiminin küresel güvenlik stratejisini ortaya koyan belgeler, Hazine Bakanı Scott Bessent’in Çin ile ilgili ısrar ettiği değişiklikler nedeniyle haftalardır erteleniyor.
Ulusal Güvenlik Stratejisi ve Ulusal Savunma Stratejisi belgelerinin bu sonbaharın başlarında yayınlanması bekleniyordu. Her ikisi de şu anda neredeyse tamamlanmış durumda ve muhtemelen bu ay yayınlanacak.
POLITICO’ya konuşan kaynaklar, Ulusal Güvenlik Stratejisi’nin yakında yayınlanacağını doğruladı.
Bu kişiler, Bessent’in Pekin ile devam eden ticaret müzakerelerinin hassasiyeti ve Batı Yarımküre’nin önceki yönetimlere göre daha yüksek bir öncelik haline gelmesi nedeniyle Çin’i tartışmak için kullanılan dil üzerinde daha fazla çalışma yapılmasını istemesinin ardından stratejilerin birçok kez revize edildiğini söyledi.
Ulusal Güvenlik Stratejisi, ardışık yönetimler tarafından iktisadi alandan müttefikler ve düşmanlarla ilişkiler ve askeri pozisyon alışa kadar genel stratejik önceliklerini belirlemek için kullanılageldi.
Taslak, bir dizi okuma ve kabine yetkililerinin yorum dönemlerinden geçer ve böylece yönetimin vizyonunun genişliğini yakalamak ve tüm yönetimin başkanın en önemli konularında aynı yönde ilerlemesini sağlamak amaçlanır.
Yönetim, gümrük vergileri ve çeşitli ticaret konuları hakkında aylarca Pekin ile hassas ticaret görüşmeleri yürüttü ama Pentagon, Çin’in ABD’nin en büyük askeri rakibi olduğu yönündeki tutumunu sürdürdü.
Trump ve yeni ulusal güvenlik stratejisi: ‘Monroe Doktrini’ izleri
Bessent’in taleplerinden sonra değişikliklerin boyutu hâlâ belirsiz ama kaynaklar, bakanın Çin’in faaliyetleriyle ilgili bazı ifadeleri yumuşatmak istediğini, bununla birlikte daha fazla ayrıntı vermekten kaçındığını söylediler.
Bir belgede yapılan herhangi bir değişiklik, diğerinde de benzer değişiklikler yapılmasını gerektirecek, çünkü bu belgeler birleşik bir cephe oluşturmak için birbiriyle uyumlu olmak zorunda.
Hazine Bakanı ve diğer kabine yetkililerinin, yeni bir stratejinin hazırlanması ve tartışılması sürecinde görüşlerini belirtmeleri yaygın bir uygulama; çünkü çoğu yönetim, her dönem sadece bir Ulusal Güvenlik Stratejisi yayınlar.
Hazine Bakanlığı yaptığı açıklamada, Bessent’in “Çin ile ilişkileri en iyi şekilde yönetme konusunda, bu yönetimdeki diğer herkes gibi, Başkan Trump ile yüzde 100 aynı görüşte olduğunu” belirtti.
Savunma Bakanı Pete Hegseth’in cuma günü Kaliforniya’nın Simi Valley kentindeki Reagan Kütüphanesinde, “Çin’in meydan okumasına yanıt vermek” için Pentagon’un silah üretimini hızlandırma çabaları hakkında bir konuşma yapması bekleniyor.
Aynı zamanda Hegseth, Çinli mevkidaşı Amiral Dong Jun ile birlikte, Hint-Pasifik bölgesinde anlaşmazlıkların veya “yanlış anlamaların” istenmeyen çatışmalara dönüşmesini önlemek amacıyla bir ABD-Çin askeri iletişim sistemi kurmak için çalışıyor.
Bessent çarşamba günü New York Times Dealbook zirvesinde, Çin’in Şubat 2026’ya kadar 12 milyon metrik ton soya fasulyesi satın almak da dahil olmak üzere, ABD-Çin ticaret anlaşması kapsamında verdiği taahhütleri yerine getirme yolunda ilerlediğini söyledi.
Bessent, “Çin, anlaşmanın her bir parçasını yerine getirme yolunda ilerliyor,” dedi.
Her yönetim tarafından yayınlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi, Biden yönetiminde yayınlanan (2022) belgeden bu yana güncellenmedi.
Bu belge üç temel konuyu vurguluyordu: Çin ve Rusya ile stratejik rekabet; yenilenen yatırımlar ve yerli sanayi politikasına odaklanma; ve iklim değişikliğinin ulusal güvenliğin tüm yönlerini etkileyen merkezi bir sorun olduğu kabulü.
Yeni stratejinin, Orta Doğu, terörle mücadele, Çin ve Rusya’ya odaklanan önceki stratejilerden daha fazla “Batı Yarımküre”ye ağırlık vermesi bekleniyor.
Bunların yanı sıra “ABD anavatanını korumak amacıyla” göç, uyuşturucu kartelleri ve Latin Amerika ile ilişkiler gibi konulara da odaklanması bekleniyor.
POLITICO daha önce de, yeni Ulusal Savunma Stratejisinin “ABD’nin anavatanını ve Batı Yarımküre’yi korumaya” daha fazla önem vereceğini duyurmuştu.
Her iki belgenin ardından, ABD’nin askeri varlıklarının dünya çapında nasıl konumlandırıldığını inceleyen ve Almanya’dan Güney Kore’ye kadar, on binlerce ABD askerinin bulunduğu ve başka yerlere taşınabilecek müttefikler tarafından heyecanla beklenen “küresel duruş incelemesi”nin yapılması bekleniyor.
Amerika
ABD, Venezuela’nın petrol gelirlerinin 13 milyar dolarına “çöktü”

Trump yönetimi bu yıl Venezuela’nın petrol satışlarından 13 milyar dolardan fazla “gelir” elde etti fakat bu paranın akıbeti konusunda neredeyse hiçbir açıklama yapmadı.
Financial Times (FT), nakliye ve veri analizi platformu Kpler tarafından derlenen, ocak ayından bu yana ülkeden yapılan ham petrol sevkiyatlarına ilişkin verileri kullanarak Venezuela’nın muhtemel petrol gelirini hesapladı.
FT, Venezuela’da üretilen ekstra ağır bir ham petrol türü olan Merey ham petrolünün yanı sıra, daha az yaygın iki Venezuela ham petrol türü olan Boscan ve Hamaca’nın fiyatları için fiyatlandırma ajansı Argus Media’nın fiyat tahminlerini kullandı.
Fiyat verileri, Venezuela petrolünün tüm türlerini kapsamıyor ve yalnızca şubat ayından itibaren başlamış.
Ocak ayından bu yana sevk edilen ve doğrudan fiyat tahminleri bulunan varillerin değeri şu anda yaklaşık 11,5 milyar dolara ulaşıyor.
Fakat geçmiş fiyat eğilimlerine göre, fiyatı belirlenmemiş varillerin bu toplam tutarı 13 milyar doların üzerine çıkardığı tahmin ediliyor.
Venezuela hükümeti, ABD tarafından yönetilen petrol satışlarından elde edilen geliri takip etmek için bir web sitesi kurdu, ancak sitede tek bir kayıt bulunuyor: Mart ayında yapılan 300 milyon dolarlık bir transfer.
ABD, ocak ayında Nicolás Maduro’yu kaçırıp Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez’i lider olarak göreve getirdikten sonra, Venezuela’nın petrol ihracatının kontrolünü ele geçirdi ve bazı yaptırımları askıya aldı.
Petrol gelirleri, Venezuela’nın GSYİH’sinin yaklaşık dörtte birini oluşturuyor ve yaptırımların hafifletilmesinin, geçen ay meydana gelen yıkıcı depremlerden önce bile krizde olan ekonomiye önemli bir ivme kazandırması bekleniyordu.
Fakat ABD’nin fonların kontrolünü ele geçirmesinden altı ay sonra, iktisatçılar Venezuela’da bir toparlanma olduğuna dair kanıtların nispeten zayıf olduğunu belirtiyorlar.
Bu da ABD’nin gelirlerin tamamını Caracas’a geri göndermediğinin potansiyel bir işareti olabilir.
Washington, bu parayla ne yaptığı konusunda çelişkili açıklamalar yaptı; kendi rolünü “sakinlik” olarak tanımlayan bir başkanlık kararnamesinden, Başkan Donald Trump’ın ABD’nin Venezuela petrolünden “çok para kazandığını” söylemesine kadar uzanan bir yelpazede.
Her iki partiden ABD’li Kongre üyeleri, paranın nereye gittiğini ve tahsisi sırasında yolsuzluğu önlemek için ne yapıldığını açıklaması için yönetime baskı yapmaya başladı.
Önde gelen Demokrat Kongre üyesi Joaquin Castro, FT’ye yaptığı açıklamada Kongre’nin “karanlıkta bırakıldığını” da söyleyerek, “Trump’ın Venezuela’ya yönelik müdahalesi en başından beri petrol, iktidar ve yolsuzlukla ilgiliydi; milyarlarca dolarlık Venezuela petrol geliri, şeffaflık ya da güvence olmaksızın Trump yönetimi tarafından kontrol ediliyor,” dedi.
Salı günü yapılan bir oturumda, Güney Florida’dan Cumhuriyetçi milletvekili María Elvira Salazar, “paranın nereye gittiğine dair şeffaflığın önemi” nedeniyle bu fonlara ilişkin raporların kamuoyuna açıklanması çağrısında bulundu.
24 Haziran’da meydana gelen iki yıkıcı depremin ardından, Venezuela’nın petrol gelirlerinin akıbeti daha da acil bir mesele haline geldi. BM, yalnızca binalar ve altyapıya verilen zararın maliyetinin 37 milyar dolar olacağını tahmin ediyor.
Obama yönetimi döneminde Beyaz Saray’da Latin Amerika’dan sorumlu eski üst düzey yetkili Benjamin Gedan, Demokratların kasım ayında Kongre’nin bir veya her iki meclisinin kontrolünü ele geçirmeleri halinde petrol fonlarını soruşturabileceklerini söyledi.
Gedan, “Bu gerçekten cazip bir hedef olabilir. Venezuela petrol gelirlerinin dağıtımıyla ilgili çok sayıda mahkeme celbi ve ifade talebi olacağını tahmin edebilirsiniz,” dedi.
Ocak ayındaki baskından kısa bir süre sonra Başkan Trump, gelirlerin kendi kontrolü altında olacağını söyledi. O zamandan beri yönetim, petrol fonlarının nasıl kullanılabileceğine dair bir dizi açıklama yaptı.
Ocak ayında yayınlanan ilk başkanlık kararnamesinde, fonların Venezuela hükümetine ait olacağı ve “emanet ve resmi sıfatla” ABD hükümeti hesaplarında tutulacağı belirtilmişti.
Öte yandan ABD Enerji Bakanlığı, fonların “Amerikan halkının ve Venezuela halkının yararına dağıtılacağını” belirtmişti.
Haziran ayında Trump, ABD’nin Venezuela’daki askeri operasyonun maliyetini petrol yoluyla “28 kat” geri kazandığını söyledi ve ABD’nin “aynı zamanda çok para kazandığını” da ekledi.
Trump, “O savaşı kazanmak 48 dakika sürdü. Milyonlarca varil petrol çıkardık,” demişti.
Nisan ayında, Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkilisi Michael Kozak, yaklaşık 3 milyar dolarlık petrol gelirinin Venezuela’ya gönderildiğini ve KPMG’nin banka hesaplarını denetlediğini söyledi.
Kozak, yönetimin fonlarla ilgili üç aylık raporlar sunacağını belirtti ama Dışişleri Komitesi’ndeki Demokratlar o zamandan beri hiçbir bilgi almadıklarını söylüyor.
ABD’li yetkililer, petrol fonlarının kontrolünün, şu anda kısmen Washington’dan gelen talimatlarla ülkeyi yöneten Rodríguez üzerinde baskı kurmak için kullanıldığını belirtiyor.
Geçen çarşamba günü yapılan bir Kongre oturumunda Kozak, “Bu onların parası ama… bizim iznimizi almaları gerekiyor,” dedi.
Yetkili fonların, devlet memur maaşları ve petrol endüstrisi ekipmanları gibi masrafları karşılamak için kullanıma açıldığını belirtti.
Dışişleri Bakanlığı, bu sistem kapsamında “Venezuela ekonomisine milyarlarca dolar aktarıldığını” belirtti ve “Fonların Venezuela halkının yararına olmasını sağlamak için mali izleme devam ediyor,” denildi.
Ocak ayına kadar ülkenin ABD yaptırımlarını aşmak için uluslararası piyasalarda petrolü önemli bir indirimle satmak zorunda kaldığı göz önüne alındığında, birçok iktisatçı Venezuela’nın bu yıl güçlü bir iktisadi toparlanma yaşayacağını bekliyordu. Hükümet, petrol ve doğalgaz yatırımlarını teşvik etmek amacıyla yeni bir kaynak yasası çıkardı ve üretim bu yıl artış gösterdi.
Fakat Washington’daki Ekonomi ve Politika Araştırmaları Merkezi’nde görev yapan Venezuelalı iktisatçı Francisco Rodríguez, resmi ilk çeyrek büyüme oranının yüzde 2,5 ile son beş yılın en düşük seviyesi olduğunu belirtti.
Rodríguez, “Venezuela, ilk çeyrekte petrol gelirlerinin artmasına rağmen muhtemelen daha hızlı büyümedi, çünkü ABD, artan petrol gelirlerinin tamamını Venezuela hükümetine aktarmadı,” dedi.
Venezuelalı iktisatçı ve eski muhalefet milletvekili José Guerra, petrol gelirlerinin son yıllara kıyasla çok daha yüksek olması gerektiğini söyledi. “Para nerede? Şeffaflık yok ve ABD hükümeti bize bilgi vermiyor,” diye konuştu.
Venezuela üzerine uzmanlaşmış bir danışmanlık şirketi olan Ecoanalítica’nın direktörü Alejandro Grisanti, son iki ayda büyük çaplı dolar girişi olduğuna dair işaretler olduğunu belirtti.
Grisanti, ekonominin yılın dördüncü çeyreğinde hızlanmasını bekliyordu fakat depremin bu süreci muhtemelen gelecek yılın ortasına erteleyeceğini söyledi.
Depremden bu yana Rodríguez, IMF’nin elinde bulunan meblağlar ve bir dava sonuçlanana kadar İngiltere Merkez Bankası’nın muhafazasında bulunan Venezuela’ya ait altın da dahil olmak üzere, ülke dışında tutulan fonlara erişim için lobi faaliyetleri yürütüyor.
ABD, afet yardımı için 386 milyon dolarlık bir yardım paketi ayırdı ve yardım çalışmalarına destek olmak üzere Venezuela’ya yüzlerce asker gönderdi.
Karakas’taki ABD Maslahatgüzarı John Barrett, bu ay yaptığı açıklamada, petrol gelirleri hesaplarından elde edilen paranın da “bu özel yeniden inşa çabası için tahsis edildiğini” belirtti ama miktarı belirtmedi.
ABD’li yetkililer, tahmini petrol gelirleri rakamına madencilik ihracatından elde edilen gelirlerin dahil olmadığını, bu gelirlerin bir kısmının da hükümet tarafından tahsil edildiğini belirtti.
Amerika
ChatGPT, güvenlik testinde kontrolden çıkarak siber saldırı yaptı

Yapay zekâ geliştiricisi OpenAI, gelişmiş modellerine yönelik bir güvenlik testi sırasında otonom bir ajanın kontrol dışına çıktığını ve internete erişerek üçüncü taraf bir şirketin altyapısını hacklediğini duyurdu. Kapalı deney ortamından sıyrılan sistemin açık kaynaklı yapay zekâ platformu Hugging Face’i hedef aldığı belirtilirken, olay siber alanda emsalsiz bir acil durum olarak nitelendirildi.
Yapay zekâ şirketi OpenAI, en gelişmiş modellerine dayanan otonom bir ajanın geçen hafta gerçekleştirilen bir güvenlik denetimi esnasında kontrol dışına çıktığını, internete erişim sağladığını ve üçüncü taraf bir şirketin altyapısına sızdığını açıkladı.
OpenAI tarafından yayımlanan blog yazısında, en gelişmiş modellerinden bazılarının kabiliyetlerinin denetim altındaki bir ortamda test edildiği aktarıldı.
Deneyler esnasında yapay zekâ modeli, kapalı tutulduğu test segmentinin dışına çıkarak küresel ağa erişti ve Hugging Face isimli girişime yönelik bir siber saldırı gerçekleştirdi.
Geliştirici şirket, yaşanan olayı siber alanda emsalsiz bir acil durum olarak tanımladı ve koruma mekanizmalarını güçlendireceğini bildirdi.
Büyük dil modelleri ile açık kaynaklı veri setlerinin barındırılması amacıyla kullanılan Hugging Face platformu, geçen hafta tamamen otonom yapay zekâ ajanları tarafından yürütülen bir siber saldırıya uğradığını duyurmuştu.
Hugging Face kurucu ortağı Clement Delangue, X sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, saldırının yüksek seviyedeki karmaşıklığı sebebiyle sürecin arkasında önde gelen yapay zekâ laboratuvarlarından birinin yer alabileceğinden şüphelendiklerini belirtti.
Delangue, “Öyle olduğu ortaya çıktı. Tüm bunların yapay zekâ tarafından bağımsız şekilde gerçekleştirildiğine inanmak güç” ifadelerini kullandı.
ABD Ulusal Siber Güvenlik Direktörlüğü Ofisi, CISA Dijital Koruma Dairesi ve ABD Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA), konuya ilişkin henüz açıklama yapmadı.
Gelişmenin ardından Teksas eyaletini temsil eden Demokrat Kongre Üyesi Greg Casar, yapay zekâ faaliyetlerini düzenleyen bir yasal çerçevenin bulunmamasını eleştirdi.
Luta Security Yöneticisi Katie Moussouris ise yapay zekâ kaynaklı bu tür siber saldırıların devam edeceğini değerlendirerek, “Günümüz modelleri kelepçe ve zincirlerden kurtulmayı başaran büyük illüzyonistlere benziyor; becerikliler, ısrarcılar ve her yere sızmayı biliyorlar” açıklamasını yaptı.
Amerika
New Jersey’de yazılım hatası 6 bin yabancıyı seçmen yaptı

New Jersey Motorlu Taşıtlar Dairesinin yazılımındaki hata nedeniyle Haziran 2023 ile Haziran 2024 arasında ABD vatandaşı olmayan 6 binin üzerinde kişi seçmen kütüklerine yanlışlıkla kaydedildi. Eyalet yönetiminin ön incelemelerine göre bu gruptaki kişilerden 400’den azı seçimlerde oy kullandı. Durumu geçen hafta öğrenerek derhal soruşturma başlatan New Jersey Valisi Mikie Sherrill, vatandaş olmayan isimlerin kütüklerden çıkarılması talimatını verdi.
New Jersey Valisi Demokrat Mikie Sherrill, eyaletin Motorlu Taşıtlar Dairesindeki bir yazılım hatası yüzünden Haziran 2023 ile Haziran 2024 arasında ABD vatandaşı olmayan 6 binin üzerinde kişinin yanlışlıkla seçmen olarak kaydedildiğini duyurdu.
Eyalet yetkililerinin yaptığı ilk analizlere göre bu grupta yer alan kişilerden 400’den azı sandık başına giderek oy kullandı.
Söz konusu hatanın meydana geldiği dönemde valilik görevinde bulunmayan Sherrill, konunun geçen hafta kendisine bildirilmesinin ardından derhal bir inceleme başlattığını söyledi.
Vali Sherrill, seçmen kütüklerine eklenen ve ABD vatandaşı olmayan tüm kişilerin listeden çıkarılması yönünde talimat verdiğini açıkladı.
Vali Sherrill, ehliyet ve diğer resmi eyalet kimlik başvurularında kullanılan Motorlu Taşıtlar Sistemi formlarında ciddi bir yazılım hatasının yaşandığını aktardı. Formları dolduran 6 bin 600 kişinin ABD vatandaşı olmadıklarını beyan ettiklerini belirten Sherrill, kendi kusurları olmaksızın sistemin bu kişileri otomatik olarak seçmen kaydına geçirdiğini ifade etti.
Sosyal medya platformu X üzerinden bir açıklama paylaşan Sherrill, duruma tepki gösterdi:
“Buna izin veren sorumsuz başarısızlıklardan ve o dönemde yetkili olanların sergilediği şeffaflık eksikliğinden dehşete düştüm.”
Açıklamasına devam eden Sherrill, şunları kaydetti:
“Bu başarısızlık benim görev dönemimde gerçekleşmedi ancak sorumluluk şimdi başlıyor. Gelecekte benzer bir durumun yaşanmasını önlemek ve sorumluların hesap vermesini sağlamak için harekete geçiyorum.”
Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetiminin ara seçimler öncesinde ABD seçim sistemindeki zayıflıklara ilişkin uarılarını yeniden tırmandırdığı bir dönemde yaşandı.
Başkan Trump, geçen hafta yaptığı bir konuşmada, eski Başkan Joe Biden’a karşı kaybettiği 2020 başkanlık seçimlerinde yaygın usulsüzlük yapıldığına dair kanıtlanmamış iddialarını yineledi.
Demokratlar ise Trump yönetimini, kasım ayındaki seçimlerde Demokratların elde edeceği kazanımları hedef almak amacıyla seçim sistemine güvensizlik aşılamaya çalışmakla suçluyor.
Seçim güvenliğini koruma vurgusu yapan Sherrill, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Trump Yönetimi siyasi çıkar sağlamak amacıyla seçimleri silah olarak kullanmaya çalışırken, ben seçimlerimizi korumamızı sağlıyorum.”
Trump’ın dürüstlük söylemini eleştiren Sherrill, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Açık konuşayım: Donald Trump’ın seçim dürüstlüğü konusunda hiçbir inandırıcılığı yoktur. On yılı aşkın süredir meşru seçim sonuçları hakkında yalanlar yayarak, serbest ve adil bir seçimi tersine çevirmeye çalışarak, seçmenlerin iradesini kabul edemediğinde Kongre binamıza yapılan saldırıyı teşvik ederek ve federal düzeyde seçim güvenliğinin finansmanını keserek Amerikalıların seçimlerimize olan inancını sarsmaya çalıştı.”
Beyaz Saray Sözcüsü Abigail Jackson ise The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, New Jersey’deki bu kayıt hatasının, ABD Kongresinin Amerikalı Seçmenlerin Uygunluğunu Koruma Yasası’nı (SAVE America Act) kabul etmesinin mutlak bir zorunluluk olduğunu ortaya koyduğunu savundu.
Oy kullanma sürecine ülke genelinde yeni kimlik doğrulama şartları getirecek olan bu yasal düzenleme, Trump tarafından kendisinin en öncelikli yasama hedefi olarak tanımlanıyor.
Jackson açıklamasında, “Amerikalı seçmenler seçimlerimizin emniyetli ve güvenli olduğuna inanmayı hak ediyor; Başkan Trump bunu sağlamak için mücadelesini asla bırakmayacak ve tüm yurtsever Amerikalılar onun bu çabasına katılmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?







