Bizi Takip Edin

Diplomasi

Trump, Britanya’nın Hürmüz krizine tepkisini “berbat” buluyor

Yayınlanma

Başkan Trump, “Birleşik Krallık’tan pek memnun olmadığını” ve İngiltere’nin Hürmüz Boğazı’nı İran saldırılarına karşı korumak için Orta Doğu’ya savaş gemisi göndermeyi reddetmesinin “berbat” olduğunu söyledi.

Başkan, Amerika’nın “en eski müttefiki” olarak İngiltere’nin güvenilirliğini sorguladı ve Başbakan Keir Starmer’ın daha fazla yardımda bulunma konusundaki isteksizliğini eleştirerek, Britanya ve diğer müttefiklerin “coşkuyla bu sürece dahil olması” gerektiğini savundu.

Trump ayrıca, donanmalarını Körfez’e sevk etmeyen ülkelerden ABD askerlerinin çekilebileceğini gündeme getirdi ve Ukrayna’ya askeri desteği çekerek misilleme yapabileceğini ima etti.

Trump, Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, “Birleşik Krallık beni çok şaşırttı, çünkü iki hafta önce ‘Neden birkaç gemi göndermiyorsunuz?’ demiştim. O ise bunu gerçekten yapmak istemedi,” dedi ve şöyle devam etti:

“Dedim ki, ‘Bunu yapmak istemiyor musunuz? Biz sizin yanınızdayız. Siz bizim en eski müttefikimizsiniz. Sizi korumak için NATO’ya ve tüm bu şeylere çok para harcıyoruz.’ Onları koruyoruz. Ukrayna konusunda onlarla birlikte çalışıyoruz. Ukrayna, geniş bir okyanusla ayrılmış binlerce mil uzakta. Bunu yapmak zorunda değiliz. Bence bu berbat. Çok şaşırdım. Ona, ellerinde bulunan iki uçak gemisini talep ettiğimizi söyledim. Ve o bunu gerçekten yapmak istemedi. Sonra savaş fiilen biter bitmez, yani onlar yok edildikten sonra, ‘Uçak gemilerini göndermek isterim’ dedi. Ben de ‘Savaş bitti ve kazandık, onlara ihtiyacım yok’ dedim.”

The Times’a verilen bilgiye göre Starmer, Orta Doğu’ya uçak gemisi göndermeyi teklif etmedi.

Trump ayrıca, başbakanın Kraliyet Donanması’nı Orta Doğu’ya göndermeden önce danışmanlarına danışması gerektiğini söylediği yakın tarihli bir konuşmayı da hatırlattı.

Trump, “Neden birkaç mayın tarama gemisi ya da tekne göndermek için ekibinizle görüşmeniz gerekiyor?” diye sordu.

Bu, Starmer’ın İngiltere’nin “daha geniş bir savaşa sürüklenmeyeceğini” söylemesi ve Trump’ın baskısı karşısında “kararlı duracağını” taahhüt etmesinin ardından geldi. Starmer, Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak için “inandırıcı, uygulanabilir bir planı” olmadığını öne sürdü ve İngiliz donanma gemilerinin konuşlandırılmasının “zor” olacağını söyledi.

Merz’in partisi CDU’da İran çatlakları

Starmer şunları söyledi:

“Kendimizi ve müttefiklerimizi savunmak için gerekli önlemleri alırken, daha geniş çaplı bir savaşın içine çekilmeyeceğiz. Bölgeye güvenliği ve istikrarı geri getirecek ve İran’ın komşularına yönelik tehdidini durduracak hızlı bir çözüm için çalışmaya devam edeceğiz. Bu savaşın bir an önce sona ermesini istiyorum; çünkü ne kadar uzun sürerse, durum o kadar tehlikeli hale geliyor ve buradaki yaşam maliyetleri açısından da o kadar kötüleşiyor.”

Daha sonra Beyaz Saray’da konuşan Trump, Birleşik Krallık’ı müttefiklerin “Rolls-Royce’u” olarak nitelendirdi ve Starmer’ın Kraliyet Donanması’na ait mayın tarama gemilerini Orta Doğu’ya gönderme konusundaki isteksizliğini bir kez daha sorguladı.

Trump şöyle dedi:

“Birkaç gemi gönderirseniz gerçekten çok yardımcı olur derdim; elinizde mayın tarama gemileri varsa –ki var– bu çok yararlı olurdu. Başbakan iyi bir adam. Çok iyi bir adam. ‘Ekibime danışmak istiyorum’ dedi. Ben de ‘Ekip konusunda endişelenmene gerek yok. Başbakan sen isen, karar verebilirsin’ dedim. Bu yüzden çok hayal kırıklığı yaratıyor. Diğer ülkeleri savunmak için NATO’ya trilyonlarca dolar harcıyoruz… bu ülkede daha akıllıca düşünmeye başlamamız gerekecek.”

Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısı, İran savaşı öncesinde günde yaklaşık 150 iken geçen hafta 10’un altına düştü; bu durum petrol fiyatını varil başına 100 doların üzerine çıkardı.

Trump’ın yardım çağrılarına direnen tek ülke İngiltere değil; diğer ülkeler de boğazı yeniden açmak için önerilen ABD liderliğindeki koalisyona katılmayı reddetti.

Almanya, Avustralya ve Japonya, İran’ın ablukasını kırmak için savaş gemisi göndermeyeceklerini açıkladı.

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’in sözcüsü Stefan Kornelius, “Bu savaşın NATO ile hiçbir ilgisi yok. Bu NATO’nun savaşı değil,” dedi.

ABD’nin müttefikleri arasında görülen “coşku” eksikliğini eleştiren Trump, şöyle dedi:

“Bazı ülkelerde, onları tehlikeden korumak için 45.000 askerimiz bulunuyor. ‘Mayın tarama geminiz var mı?’ diye soruyoruz; ‘Şey, biz bu işe karışmak istemiyoruz efendim’ diyorlar. Ben de ‘40 yıldır sizi koruyoruz, siz ise çok önemsiz bir işe karışmak istemiyor musunuz?’ dedim… Ama onlar ‘Karışmak istemiyoruz’ dediler.”

Trump’ın hangi ülkeden bahsettiği belli değil. Japonya’da yaklaşık 54.000, Almanya’da 36.000, Güney Kore’de 28.000, İtalya’da 13.000 ve Birleşik Krallık’ta 10.000 Amerikan askeri personeli konuşlandırılmış durumda.

Geçen yıla kadar ABD’nin Bahreyn’de dört adet Avenger sınıfı mayın tarama gemisi konuşlanmıştı ama bunlar hizmetten çıkarıldı ve ABD filosunda aktif görevde kalan sadece dört mayın tarama gemisi var ve bunların tümü Japonya’da konuşlandırılmış durumda.

Kraliyet Donanması’nın altı adet Hunt sınıfı mayın tarama gemisi varken, Almanya’nın iki mayın tarama gemisi ve on mayın avcısı var.

Sektör uzmanları, İngiltere’nin önümüzdeki iki ay içinde petrol ve doğalgazda “önemli bir arz sıkıntısı” ile karşı karşıya kalacağı ve savaşın devam etmesi halinde bakanların arzı “karneye bağlamak” zorunda kalacağı konusunda uyarıda bulundu.

BP’nin eski strateji başkanı Nick Butler, iki veya üç hafta içinde boğazdan petrol ve gaz akışı yeniden başlamazsa durumun “ciddi” bir hal almaya başlayacağını söyledi.

Robert Gordon Üniversitesi Petrol ve Gaz Enstitüsü direktörü Profesör Paul de Leeuw, İngiltere’nin ithal ettiği petrolün büyük çoğunluğunun ABD ve Norveç’ten geldiğini, fakat ülkenin yine de potansiyel kıtlıklarla karşı karşıya kalacağını söyledi.

Leeuw, “Petrolümüz bitmeyecek, ancak temel hizmetleri ve savunmasız toplulukları korumak ve güvence altına almak için arzı öncelikli hale getirmemiz gereken bir dönem yaşayabiliriz,” dedi.

Pazartesi günü Starmer, evlerini ısıtmak için kalorifer yakıtı kullanan kişilere 50 milyon sterlinin üzerinde destek sağlanacağını duyurdu.

Diplomasi

ABD, Londra’daki Çin elçilik arazisine göz dikti

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi yetkilileri Londra’daki Royal Mint Court kompleksinde bulunan araziyi yeni elçilik binası için satın alma fikrini görüştü. Fikir, Çin’in dev diplomatik tesis inşaat izninin iptal edilmesi olasılığı üzerine gündeme geldi. Washington temsilcileri konuyu aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı ile Londra elçiliği bünyesinde üst düzeyde değerlendiriyor.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi temsilcileri, İngiltere’nin başkenti Londra’daki Royal Mint Court kompleksi sınırları içinde yer alan araziyi yeni Amerikan büyükelçiliği için satın alma ihtimalini masaya yatırdı.

Sürdürülen değerlendirmelerin, Pekin yönetiminin söz konusu alanda kurmayı planladığı dev diplomatik tesis için verilen inşaat izninin iptal edilmesi ihtimaline dayandığı bildirildi.

i Paper gazetesinde yer alan habere göre Kraliyet Darphanesi’nin eski genel merkezi olan Royal Mint Court kompleksi, Londra Kulesi ile finans ve iş merkezi olan Londra Şehri’nin (City of London) yakınında konumlanıyor.

Plan aylardır ABD Dışişleri Bakanlığı bünyesindeki üst düzey yetkililer ile Londra’daki Amerikan Büyükelçiliği personeli arasında ele alınıyor. Bazı Amerikalı yetkililer Londra Kulesi yakınındaki bu alanın, ABD diplomatik misyonunun Nine Elms bölgesinde bulunan mevcut binasına kıyasla stratejik açıdan çok daha avantajlı olduğunu savunuyor.

Projeyi destekleyen yetkililer, olası bir satın almayı Washington’ın Pekin karşısında elde edeceği jeopolitik bir zafer olarak nitelendiriyor. Taraflar arasında resmi müzakerelerin henüz başlamadığı kaydedildi.

Gazeteye konuşan kaynaklar, görüşmelerin Washington’ın Royal Mint Court’taki araziyi devralması karşılığında Nine Elms’teki mevcut Amerikan büyükelçiliği kompleksini Çin’e teklif etme şakasına kadar vardığını belirtti. Böyle bir takasın gerçekleşmesi için birden fazla hükümetin onay vermesi gerekiyor.

Londra Mahkemesi 31 Temmuz günü İngiliz makamlarının Royal Mint Court arazisinde Çin büyükelçiliği kurulmasına onay veren kararını hukuka uygun buldu ve bölge sakinleri derneğinin açtığı davayı reddetti.

The Guardian gazetesi, mahalle sakinlerinin kararı temyize götürmeyi planladığını bildirdi.

İngiltere yönetimi, sekiz yıldır süren değerlendirme sürecinin ardından ocak ayında Çin’in Avrupa’daki en büyük büyükelçilik kompleksini inşa etmesine izin vermişti.

Pekin yönetimi eski Kraliyet Darphanesi arazisini 2018 yılında satın almıştı.

Washington yönetimi, tesisin finans merkezine ve iletişim kablolarına yakınlığının güvenlik riski yaratacağı konusunda Londra’yı uyarmıştı.

İngiliz yetkililer istihbarat servislerinin giderilemeyecek bir risk tespit etmediğini duyurmuş, ancak yerel halk projeyi yargıya taşımıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Washington ile Kiev arasında Patriot teknolojisi pazarlığı sürüyor

Yayınlanma

ABD ile Ukrayna arasında Patriot hava savunma sistemlerinin üretim teknolojilerinin Kiev’e devredilmesi konusunda zorlu müzakereler yürütülüyor. ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Turner, iki ülkenin teknoloji transferi ve yerel üretim için temasları sürdürdüğünü bildirdi.

ABD ile Ukrayna, Kiev’in Patriot hava savunma sistemlerini kendi topraklarında üretmesini sağlayacak teknoloji transferi konusunda zorlu müzakereler yürütüyor.

Açıklama, ABD Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Parti Üyesi Mike Turner tarafından yapıldı.

2023-2025 yıllarında Temsilciler Meclisi İstihbarat Komisyonu Başkanlığı görevini yürüten Turner, CBS News kanalına verdiği mülakatta iki ülkenin istişareleri sürdürdüğünü doğruladı. Turner, “Savunma amaçlı olan Patriot füzeleriyle ilgili durum çok karmaşık” ifadelerini kullandı.

Kongre üyesi, müzakerelerin Ukrayna’ya Patriot teknolojilerine daha geniş erişim sağlanmasını kapsadığını ve bu sayede ülkede söz konusu hava savunma sistemlerinin üretiminin organize edilebileceğini kaydetti.

Turner, Trump yönetimi ile Pentagon’un müzakereleri olabildiğince hızlı bir şekilde tamamlayarak ilgili kararı almasını umduğunu dile getirdi.

Trump teknoloji hırsızlığı endişesini dile getirdi

Turner’ın çıkışı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’ya Patriot füzelerini üretme izni verme vaadinden şüphe duymaya başladığına ilişkin haberlerin ardından geldi.

The New York Times gazetesi, Trump’ın teknolojinin Washington’a karşı kullanılabileceği endişesiyle Ukrayna’nın Patriot füzelerini üretmesine izin verme sözünden vazgeçtiğini yazdı.

ABD Başkanı Trump daha önce Patriot sistemlerinin sırlarını teknoloji devi Nvidia’nın çiplerine benzetmiş ve bu teknolojilerin dışarı sızmasına izin verilemeyeceğini savunmuştu.

Trump, 31 Temmuz’da Camp David’deki başkanlık rezidansında bakanlar kurulu toplantısının ardından CNBC kanalına yaptığı açıklamada, ABD’nin Patriot üretim teknolojisini hiçbir ülkeye devretmediğini, böyle bir şeyin neredeyse imkansız olduğunu fakat bu yönde görüşmelerin yapıldığını söyledi.

Patriot füzelerinin yerel olarak üretilmesi konusu, Kiev yönetiminin hava savunma araçlarındaki yetersizlik beyanlarının gölgesinde aylardır tartışılıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, nisan ayında yaptığı açıklamada ülkesinin çatışmaların başlangıcından bu yana en büyük önleyici füze kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını duyurmuştu.

Zelenskiy, mayıs ayı sonunda Washington’a başvurarak Patriot üretimi için lisans verilmesini talep etmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayı başında ABD’nin Ukrayna’ya söz konusu lisansı vermeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Trump o dönemde Patriot füzelerinin üretiminin “çok karmaşık” olduğunu vurgulamış, ancak Kiev’in bu teknolojide uzmanlaşabileceğine inandığını ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna yardım grubunda ABD dönemi bitiyor: Komuta devredilecek

Yayınlanma

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden güvenlik yardım grubunun liderliğinden çekilme kararı aldı. Almanya’nın Wiesbaden kentinde konuşlu grubun komutası başka bir NATO üyesi ülkeye devredilecek. Devir sürecinin bir yıla kadar sürebileceği açıklanırken yetkililer Ukrayna’ya verilen desteğin kesintisiz süreceğini vurguladı.

ABD, Ukrayna’ya silah sevkiyatını ve Ukrayna askerlerinin eğitimini koordine eden Ukrayna Güvenlik Yardım Grubunun (SAG-U) liderliğini bırakma kararı aldı.

Politico gazetesi, ABD’li bir yetkiliye ve ABD Savunma Bakanlığının planlarına vakıf üç kişiye dayandırdığı haberinde, gruba başka bir NATO üyesi ülkenin liderlik edeceğini duyurdu.

Liderliği hangi ülkenin üstleneceği henüz açıklanmadı.

Yönetim değişiminin bir yıla kadar sürebileceği belirtilirken, kaynaklar Ukrayna’ya desteğin birinci öncelik olmayı sürdürdüğünü ve grubun çalışmalarının kesintiye uğramayacağını vurguladı.

Pentagon yetkilileri, SAG-U’nun en başından beri geçici bir yapı olarak tasarlandığını açıkladı. Bakanlık, liderlik devrinin ittifak içinde yükün yeniden paylaşılması hedefinin bir parçası olduğunu ve ABD’nin yeni savunma stratejisiyle uyum taşıdığını belirtti.

Bir NATO yetkilisi de konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Komutanlığın Avrupalı veya Kanadalı bir subaya devredilmesi, müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlendiğinin bir başka kanıtı olacaktır” dedi.

Komuta devredildikten sonra ABD Avrupa Komutanlığı, gruptaki varlığını Amerikalı bir komutan yardımcısı üzerinden sürdürecek.

2024 yazında Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde kurulan SAG-U’nun karargahı Almanya’nın Wiesbaden kentinde bulunuyor.

Gruba 2024 yılının ortasından bu yana liderlik eden Korgeneral Curtis Buzzard pazartesi günü görevinden ayrılıyor.

Buzzard’ın yerine geçecek olan Korgeneral Guillaume Beaurpere, ABD’nin gruptaki doğrudan rolünü kademeli olarak küçültme sürecini yönetecek.

NATO müttefikleri komuta devrini genel olarak destekledi ve Avrupa’nın rolünün artmasının mantıklı bir adım olduğunu kaydetti.

Ukraynalı yetkililer de bu kararın “ABD’deki siyasi dalgalanmalardan kaynaklanabilecek riskleri azalttığını ve Ukrayna’nın çıkarına olacak şekilde askeri lojistiği kolaylaştırdığını” savundu.

Buna karşın Politico’ya konuşan kaynaklar, NATO’nun karmaşık bürokratik yapısı nedeniyle cephe hattına yapılan sevkiyatların yavaşlamasından endişe duyulduğunu bildirdi.

Ukraynalı bir yetkili de müttefiklerden hiçbirinin “ABD’nin uydu istihbaratı, hedef gösterme ve ağır nakliye havacılığı alanındaki lojistik kabiliyetlerinin yerini dolduramayacağını” vurguladı.

Alınan karar, Beyaz Saray’ın Avrupa’daki askeri varlığını kademeli olarak azaltma ve NATO bünyesindeki liderlik makamlarını müttefiklere devretme politikasıyla örtüşüyor.

ABD, şubat ayında yaptığı açıklamayla Norfolk’taki Müttefik Müşterek Kuvvet Komutanlığının denetimini İngiltere’ye, Napoli’deki komutanlığı İtalya’ya, Hollanda’daki Brunssum Müşterek Kuvvet Komutanlığını ise Almanya ve Polonya’ya devredeceğini duyurmuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English