Avrupa
Almanya, AB’nin Ukrayna müzakerelerinde öncü olmasını istiyor

Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Basın Sözcüsü Stefan Cornelius, Avrupa Birliği liderlerinin Ukrayna’daki çatışmanın çözümü için yürütülecek müzakerelerde öncü rol üstlenmeye hazır olduğunu bildirdi. Sürecin Avrupa’da yeni bir ivme kazandığını belirten Cornelius, diyalog isteğinin gösterilmesi ve müzakerelerin başlama koşullarının koordine edilmesi gerektiğini vurguladı.
Avrupa liderleri Ukrayna’daki çatışmanın çözüme kavuşturulması için yapılacak müzakerelerde öncü rol oynamaya hazırlık yapıyor. Politico’nun aktardığına göre konuyla ilgili açıklama, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Basın Sözcüsü Stefan Cornelius tarafından yapıldı.
Müzakerelerin tam anlamıyla yeniden başlamasının haftalar, hatta aylar alabileceği değerlendirmesinde bulunan Cornelius, Avrupa’nın bu an geldiğinde hazır olması gerektiğini ifade etti.
Avrupa Birliği’nin şu anda bir hazırlık ve yeniden yönelim aşamasından geçtiğini belirten Cornelius, konuya ilişkin yaklaşımın gelecek hafta Fransa’nın dağ beldesi Evian-le-Bên’de yapılacak G7 toplantısında ve Brüksel’deki Avrupa Konseyi zirvesinde tartışılacağını bildirdi.
Sürecin Avrupa’da yeni bir ivme kazandığına dikkat çeken Cornelius, “Diyaloğa hazır olduğumuzu göstermemiz ve bu tür müzakerelerin hangi koşullar altında gerçekleşebileceğini koordine etmemiz gerekiyor” dedi.
Almanya Başbakanı Merz de daha önce yaptığı açıklamada, Avrupa’nın Ukrayna’daki çatışmanın çözümü için Rusya ile müzakerelere hazır olduğunu ifade etmiş ve Avrupa Birliği temsilcilerinin müzakere masasında mutlaka yer alması gerektiğini belirtmişti.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Merz, yakın dönemde Londra’da Ukrayna lideri Volodimir Zelenski ile bir araya gelmişti.
Görüşmenin ardından liderler, Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne yönelik koşulları içeren ortak bir bildiri yayımlamıştı. Söz konusu koşullar arasında ateşkes sağlanması, Kiev için güvenlik garantileri, mevcut temas hattının müzakereler için başlangıç noktası kabul edilmesi ve Rusya’nın dondurulan varlıklarının mevcut durumunun korunması yer alıyor.
Kremlin ise İngiltere, Fransa ve Almanya liderlerinin tutumunu tutarsız olarak nitelendirdi. Yapılan değerlendirmede, her üç ülkenin de Ukrayna’da barış çağrısı yaparken aynı zamanda Kiev’e silah sevkiyatını sürdürdüğü kaydedildi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ilk nedenlerin ortadan kaldırılması şartıyla Rusya’nın Ukrayna’daki çatışmayı barışçıl yollarla sonlandırmaya hazır olduğunu defalarca dile getirmişti. Putin, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin, 2022 yılındaki referandumlar sonucunda Rusya’ya katılan Donbass cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden tamamen çekilmesi gerektiğini belirtmişti. Rusya Devlet Başkanı, bu bölgelerin yanı sıra Kırım ve Sivastopol’ün de uluslararası anlaşmalarda Rusya’nın parçası olarak tanınması gerektiğini ifade etmişti. Rusya’nın diğer şartları arasında Ukrayna’nın tarafsız, blok dışı ve nükleer silahtan arındırılmış bir statüye sahip olması, ülkenin askerden ve Nazizmden arındırılması ve Rusya’ya yönelik tüm Batı yaptırımlarının kaldırılması bulunuyor.
Zelenski ise Ukrayna birliklerinin Donbass’tan çekilmesi fikrini reddederek böyle bir senaryoyu Kiev için stratejik bir kayıp olarak nitelendirmişti.
Avrupa
AB, Ukrayna için iki üyelik senaryosu üzerinde çalışıyor

Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın birliğe katılımı için değerlendirilen üç teorik senaryodan birinin üye ülkeler tarafından reddedildiğini açıkladı. Kos, AB ile Ukrayna’nın şu anda kademeli ve sektörel entegrasyonu öngören ikinci model üzerinde çalıştığını belirtti.
Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın birliğe katılımı konusunda iki senaryonun gündemde olduğunu, bunlardan birinin alışılmışın dışında bir model içerdiğini açıkladı.
Avrupa Birliği, Ukrayna’nın üyeliği için üç teorik yaklaşımı değerlendirdi.
Ancak Ukrayna’nın gerekli süreçleri tamamlamadan “avans” niteliğinde bir üyelik elde etmesini öngören seçenek, üye ülkelerin temsilcileri tarafından reddedildi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Ukrayna için “ortak üyelik” önerisini değerlendiren Kos, bunun şu aşamada yalnızca bir fikir olduğunu ve konuya ilişkin tartışmaların sürdüğünü söyledi.
Kos, aday ülkeler ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin üç farklı model çerçevesinde şekillenebileceğini belirtti. İlk model, mevcut kurallara dayanıyor ve aday ülkenin ancak tam üyelik sonrasında birliğin yapısına entegre olmasını öngörüyor.
İkinci model ise kısmi ve sektörel entegrasyona dayanıyor. Bu yaklaşımda aday ülke, gerekli koşulları yerine getirdikten sonra AB’nin belirli politika alanlarına katılıyor. Kos, Norveç ve İsviçre’nin bazı alanlarda bu tür bir işleyişe sahip olduğunu ifade etti.
Üçüncü model olan “ters üyelik” ya da “ters genişleme” seçeneği ise ülkenin önce tam üye kabul edilmesini, ardından entegrasyon sürecinin aşamalı biçimde tamamlanmasını öngörüyordu. Kos, bu fikrin reddedildiğini söyledi.
AB Komiseri, Avrupa Birliği ile Ukrayna’nın şu anda ikinci senaryo üzerinde çalıştığını da kaydetti.
Merz, mayıs ayında Ukrayna’ya Avrupa Birliği’ne tam üyelik öncesinde ara bir statü olarak ortak üyelik verilmesini önermişti. Alman Başbakan, bu modelin Ukrayna’nın tam üyelik elde etmeden önce birlikle daha fazla bütünleşmesini sağlayacağını belirtmişti.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise bu öneriyi “adil değil” sözleriyle değerlendirmiş, Kiev’in Avrupa’yı “yarım önlemlerle değil, bütünüyle” savunduğunu ifade etmişti.
Ukrayna, haziran 2022’den bu yana Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsüne sahip. Zelenski daha önce ülkesinin 2027 yılına kadar tam üyelik için “teknik olarak hazır” hale geleceğini açıklamıştı.
Buna karşılık Marta Kos, şubat 2026’da yaptığı değerlendirmede mevcut prosedür çerçevesinde Ukrayna’nın 2027 yılında Avrupa Birliği’ne katılmasının mümkün olmadığını belirtmişti.
Friedrich Merz de Kiev’in 1 Ocak 2027’de birliğe katılma ihtimalini dışlamış, 1 Ocak 2028 tarihini de gerçekçi bulmadığını söylemişti.
Avrupa Komisyonu şubat ayında Ukrayna’nın üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla “ters genişleme” modelini önermişti.
Bu plan, ülkenin önce tam üyeliğe kabul edilmesini, ardından entegrasyonun aşamalı biçimde tamamlanmasını ve sürecin 2027’ye kadar sonuçlandırılmasını öngörüyordu.
Ancak teklif Avrupa Birliği içinde kuşkuyla karşılandı ve 4 Mart’ta üye ülkelerin büyükelçilerinin toplantısında reddedildi.
Avrupa
AB’nin dijital liderleri, çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin ortak kurallar istiyor

Bazı AB ülkelerini temsil eden başkentlerden oluşan D9+ grubunun dijital bakanları, sosyal medyada çocukların güvenliği konusundaki endişeleri ele almak için ortak bir yaklaşım benimsenmesi yönünde baskı yapıyorlar.
Bildiride, Lüksemburg’un öncülüğündeki 14 AB teknoloji bakanı, Avrupa Komisyonu’nu çocuk güvenliği konularındaki AB kurallarının uygulanmasını koordine ederek “çevrimiçi ortamda çocukları korumak için gerçek anlamda Avrupalı bir yaklaşım” benimsemeye çağırıyor.
Ayrıca, sosyal medyaya erişim için AB çapında bir yaş sınırı uygulamasına atıfta bulunarak, bloğun “AB genelinde dijital çoğunluk için ortak bir yaklaşım” geliştirmesini istiyorlar.
Geçen ay, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, bloğun bu yaz itibarıyla böyle bir yasanın yürürlüğe girmesini değerlendirebileceğini söyledi.
Bildiride bir muhalif ses de yer alıyor: AB’nin sosyal medya kısıtlamalarının önemli bir eleştirmeni olarak öne çıkan Estonya, AB düzeyinde “yatay” yaş kısıtlamalarına itiraz ederek, platformlarda yaş sınırlaması getirilmesine ilişkin hükümleri desteklemediğini belirtti.
Ayrıca, tüm kullanıcıların yaş ve kimliklerini doğrulamasını gerektiren “orantısız” yaş doğrulama önlemlerine de karşı çıktı.
Bununla birlikte, D9+ bloğunun geri kalanı, bildirgede “gizliliği koruyan AB çapında yaş doğrulama”yı destekledi.
Bu, Komisyon’un gizlilik açısından güvenli olduğunu iddia ettiği, ulusal uygulamalarda kullanılmak üzere AB’nin kendi yaş kontrol teknolojisine bir gönderme olabilir.
Ülkeler ayrıca, çevrimiçi platformların kullanıcılarının yaşına ve savunmasızlığına bağlı olarak arayüzlerini uyarlamalarını talep ediyor.
Bu, platformların tasarım açısından güvenli ve varsayılan olarak yaşa uygun hale getirilmesine atıfta bulunuyor.
Ayrıca, Komisyon’un yıl sonuna kadar önermeyi planladığı, çevrimiçi tüketici korumasını güçlendirmek için bir dizi kural olan ve karanlık kalıplar ile bağımlılık yaratan tasarımları ele almayı amaçlayan Dijital Adalet Yasasının (DFA), bloğun daha geniş kapsamlı düzenleyici basitleştirme çabaları bağlamında “hedefli” bir araç olmasını talep ediyorlar.
Bildiri, diğer dijital konulara da değiniyor; özellikle de Komisyon’un geçen hafta önemli bir çip ve bulut önerisini kabul etmesinin ardından AB’nin teknoloji egemenliği konusu öne çıkıyor.
14 dijital bakan, teknoloji egemenliğinin “açık” bir şekilde uygulanmasını talep ediyor ve dijital egemenliğin “sadece AB’ye özgü bir vizyon” olmamasını sağlayacak önlemler alınması için çağrıda bulunuyor.
Bu ifade, D9+ ülkelerinin, yabancı sağlayıcıları dışlayarak korumacı olmakla suçlanabilecek AB dijital altyapı destek önlemlerini reddedeceğini ima ediyor.
Komisyon’un Bulut ve Yapay Zeka Geliştirme Yasası taslağı, yabancı bulut sağlayıcılarına AB ortakları olarak neredeyse en yüksek egemenlik seviyelerinde sertifika almaları için esneklik tanıyor.
D9+ grubunda şu ülkeler bulunuyor: Avusturya, Belçika, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Hollanda, İrlanda, İsveç, Lüksemburg, Polonya.
Avrupa
Sol Parti Merkel’in Rusya ile arabulucu olmasını istedi

Almanya Sol Parti Eş Genel Başkanı Jan van Aken, eski Şansölye Angela Merkel’in Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerde Avrupa Birliği arabulucusu olmasını önerdi. Van Aken, Merkel’in hem Moskova hem de Kiev tarafından ciddiye alınacak bir isim olduğunu belirtti.
Almanya Sol Parti Eş Genel Başkanı Jan van Aken, eski Şansölye Angela Merkel’in Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerde Avrupa Birliği’nin olası arabulucusu olması yönünde bir teklif sundu.
Spiegel’in aktardığı habere göre van Aken, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Donald Trump Ukrayna’yı kurtarmayacak” diyerek, Avrupa Birliği’nin müzakerelerde ve diplomatik çabalarda daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Van Aken, Merkel’in uzlaştırıcı bir taraf olarak hareket edebileceğini, Avrupa Birliği’nin perspektiflerini dikkate alma kapasitesine sahip ciddi bir müzakereci olduğunu ve hem Moskova hem de Kiev’de ciddiye alınacağını belirtti.
Müzakerelerin bu yıl içinde gerçekleşeceğini öngören siyasetçi, “bunu yalnızca Avrupa’nın ileriye taşıyabileceğine” olan inancını dile getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise daha önce yaptığı açıklamada, Avrupa tarafında diyalog için en çok tercih ettiği müzakereci adayının eski Şansölye Gerhard Schröder olduğunu söylemişti.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz bu açıklamaya yanıt olarak, kendi adına kimin konuşacağına Avrupa’nın kendisinin karar vereceğini belirtti.
Aynı dönemde Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski Şansölye Schröder’in tarafsız bir figür olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Daha sonra Politico gazetesinin üç Avrupalı diplomata dayandırdığı haberinde, Avrupa Birliği’nin Rusya ile yapılacak müzakerelerde olası arabulucular olarak Almanya eski Şansölyesi Angela Merkel, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve İtalya eski Başbakanı Mario Draghi’yi değerlendirdiği aktarıldı.
Merkel, müzakereler için olası bir aday olarak defalarca önerilmesine rağmen, bu çağrılara kendisi şüpheyle yaklaştı. Merkel, geçtiğimiz mayıs ayında yaptığı açıklamada durumu şu sözlerle değerlendirmişti:
“Görev sürem boyunca Fransa Cumhurbaşkanı ile birlikte ‘Normandiya formatında’ 2015 Minsk anlaşmalarına arabuluculuk yaptım. Şimdi birinin bana ‘Bunu yapmak ve Putin ile konuşmak ister misiniz?’ diye soracağını hiç hayal edemezdim. Görev sürem boyunca bunu zaten yapmıştım.”
Kremlin ise diyaloga açık olduğunu defalarca vurguladı. Putin, Avrupa’nın “barış gündemine sahip olmadığını” ve “savaşın tarafında” yer aldığını ifade etmişti.
Görüş7 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş1 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Görüş2 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş6 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Diplomasi5 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Asya2 hafta önceQUAD ülkeleri kritik mineral ortaklığını başlatıyor












