Avrupa
Sol Parti Merkel’in Rusya ile arabulucu olmasını istedi

Almanya Sol Parti Eş Genel Başkanı Jan van Aken, eski Şansölye Angela Merkel’in Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerde Avrupa Birliği arabulucusu olmasını önerdi. Van Aken, Merkel’in hem Moskova hem de Kiev tarafından ciddiye alınacak bir isim olduğunu belirtti.
Almanya Sol Parti Eş Genel Başkanı Jan van Aken, eski Şansölye Angela Merkel’in Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakerelerde Avrupa Birliği’nin olası arabulucusu olması yönünde bir teklif sundu.
Spiegel’in aktardığı habere göre van Aken, konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Donald Trump Ukrayna’yı kurtarmayacak” diyerek, Avrupa Birliği’nin müzakerelerde ve diplomatik çabalarda daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiğini ifade etti.
Van Aken, Merkel’in uzlaştırıcı bir taraf olarak hareket edebileceğini, Avrupa Birliği’nin perspektiflerini dikkate alma kapasitesine sahip ciddi bir müzakereci olduğunu ve hem Moskova hem de Kiev’de ciddiye alınacağını belirtti.
Müzakerelerin bu yıl içinde gerçekleşeceğini öngören siyasetçi, “bunu yalnızca Avrupa’nın ileriye taşıyabileceğine” olan inancını dile getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise daha önce yaptığı açıklamada, Avrupa tarafında diyalog için en çok tercih ettiği müzakereci adayının eski Şansölye Gerhard Schröder olduğunu söylemişti.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz bu açıklamaya yanıt olarak, kendi adına kimin konuşacağına Avrupa’nın kendisinin karar vereceğini belirtti.
Aynı dönemde Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, eski Şansölye Schröder’in tarafsız bir figür olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı.
Daha sonra Politico gazetesinin üç Avrupalı diplomata dayandırdığı haberinde, Avrupa Birliği’nin Rusya ile yapılacak müzakerelerde olası arabulucular olarak Almanya eski Şansölyesi Angela Merkel, Finlandiya Cumhurbaşkanı Alexander Stubb ve İtalya eski Başbakanı Mario Draghi’yi değerlendirdiği aktarıldı.
Merkel, müzakereler için olası bir aday olarak defalarca önerilmesine rağmen, bu çağrılara kendisi şüpheyle yaklaştı. Merkel, geçtiğimiz mayıs ayında yaptığı açıklamada durumu şu sözlerle değerlendirmişti:
“Görev sürem boyunca Fransa Cumhurbaşkanı ile birlikte ‘Normandiya formatında’ 2015 Minsk anlaşmalarına arabuluculuk yaptım. Şimdi birinin bana ‘Bunu yapmak ve Putin ile konuşmak ister misiniz?’ diye soracağını hiç hayal edemezdim. Görev sürem boyunca bunu zaten yapmıştım.”
Kremlin ise diyaloga açık olduğunu defalarca vurguladı. Putin, Avrupa’nın “barış gündemine sahip olmadığını” ve “savaşın tarafında” yer aldığını ifade etmişti.
Avrupa
Avrupa Komisyonu savunma ve dijital kadrolarını genişletiyor

Avrupa Komisyonu, savunma sanayii ve dijital politika birimlerini genişletme kararı aldı. Bu kapsamda yeni bütçe döneminde 2 bin 400 ek personelin istihdam edilmesi ve stratejik birimlere kurum içi transferler yapılması planlanıyor.
Politico’nun kaynaklara dayandırdığı habere göre, Avrupa Komisyonu savunma ve dijital departmanlarının kadrosunu genişletme kararı aldı. Kurumun, gelecek dönemde personel sayısını toplamda yaklaşık 2 bin 400 kişi daha artırmayı planladığı bildirildi.
Avrupa Komisyonu, Savunma Sanayii ve Uzay Genel Müdürlüğü (DG DEFIS) ile Dijital Politika Genel Müdürlüğü’nün (DG CONNECT) kadrolarında artışa gitmeyi hedefliyor. Kaynaklar, resmi atamaların bu hafta içinde duyurulmasının beklendiğini aktardı.
DG DEFIS’teki genişlemenin, “SAFE” kredilerinin dağıtılmasına yönelik yeni görev tanımlarıyla ilişkili olduğu belirtildi. Birimin yönetim düzeyinde de güçlendirilmesi öngörülürken, AB diplomatik biriminde halihazırda yönetici direktör olarak görev yapan Alman bürokrat Benedikta von Seherr-Thoss’un üst düzey bir pozisyona geçme ihtimalini değerlendirdiği ifade edildi.
DG CONNECT tarafındaki personel artışının ise Yapay Zeka Yasası (AI Act) dahil olmak üzere kapsamlı düzenleyici yasaların hayata geçirilmesi gerekliliğinden kaynaklandığı bildirildi.
Söz konusu değişikliklerin yıllık rotasyon prosedürünün bir parçasını oluşturduğu kaydedildi. Mevcut kurallara göre, Avrupa Komisyonu personelinin yaklaşık yüzde 1’inin, yani yaklaşık 330 kişinin, iş yükü yüksek olan departmanlara kurum içinde transfer edilmesi gerekiyor.
Çok yıllı bütçe kapsamında 2 bin 400 yeni istihdam planlanıyor
Politico, Avrupa Komisyonu’nun uzun vadeli bir genişleme öngördüğünü ve bir sonraki çok yıllı bütçe çerçevesinde yaklaşık 2 bin 400 yeni personeli istihdam etmeyi planladığını belirtti.
AB Bütçe Komiseri Peter Serafin, bu önlemlerin savunma ve güvenlik alanındaki görevlerin yerine getirilmesi için gerekli olduğunu vurguladı. Mevcut personel düzenlemelerinin, 2014-2020 dönemindeki kadro daralmalarının ardından çalışma verimliliğini artırmayı amaçladığı kaydedildi.
Brüksel’in bu planları Avusturya’nın tepkisini çekti. Avusturya Avrupa İşleri Bakanı Claudia Bauer, ulusal hükümetlerin personel kesintisine gitmek zorunda kaldığı bir dönemde Avrupa Komisyonu’nun idari harcamalarını artırmaması gerektiğini ifade etti.
DG DEFIS, AB üyesi ülkeler arasında savunma araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemenin yanı sıra birliğin Ukrayna’ya yönelik askeri yardım faaliyetlerini koordine ediyor.
Avrupa
Renault savunma cirosuna yüzde 5 sınırı getirmeye hazırlanıyor

Financial Times’ın haberine göre Renault, askeri projelerden elde edilen gelirleri toplam cirosunun yüzde 5’i ile sınırlandırma kararı aldı. Şirket, Ukrayna için insansız hava aracı üretimine başlamasına rağmen savunma sanayii odaklı bir yapıya dönüşmekten ve yatırımcı ilişkilerini riske atmaktan kaçınıyor.
Fransız otomobil üreticisi Renault, insansız hava araçları (İHA) üretimi ve diğer askeri projelerden elde edeceği gelirleri toplam cirosunun yüzde 5’i düzeyinde sınırlandırma kararı aldı.
Financial Times’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, otomobil devi savunma sektörüne yönelik adımlarını temkinli bir şekilde atıyor.
Gazetenin paylaştığı verilere göre Renault, savunma sanayii alanına giriş yaparken bir askeri teknoloji şirketine dönüşmek istemiyor.
Kaynaklar, grubun sivil araç üreticisi kimliğini ve itibarını korumayı önceliklendirdiğini bildirdi.
Şirketin bu yaklaşımının temelinde, yatırımcıların çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerine uyum sağlama ve bu standartları ihlal etmeme isteği yatıyor. Haberde ayrıca, Fransız devletinin Renault’nun ana hissedarlarından biri olduğu hatırlatıldı.
Renault, geçtiğimiz Ocak ayında Fransız Turgis Gaillard firması ile Kiev yönetimi için İHA üretmek üzere bir anlaşma imzalamıştı.
Söz konusu ortaklık kapsamında yıl sonuna kadar ayda 600 adet insansız hava aracı üretim kapasitesine ulaşılması hedefleniyordu. Moskova yönetimi ise Kiev’e yönelik bu askeri yardımları kınadığını daha önce açıklamıştı.
Financial Times, Renault’nun Belçikalı John Cockerill ve zırhlı araç üreticisi Arquus ile de muhtemel İHA üretimi projeleri üzerine görüşmeler yürüttüğünü aktardı. Ancak bu müzakerelerin kesin bir anlaşmayla sonuçlanmayabileceği de belirtildi.
Geçtiğimiz yılın Haziran ayında Fransa Savunma Bakanı Sebastien Lecornu, “büyük bir Fransız otomobil üreticisinin” Ukrayna’da İHA üretimine başlayacağını duyurmuştu.
Kısa bir süre sonra Franceinfo radyosu, bahsi geçen üreticinin Renault olduğunu teyit etti. Bu gelişmenin ardından Rusya tarafında tepkiler yükselmiş, Devlet Duması’nda Renault logosunun Ukrayna’da üretime başlanması durumunda faşist sembollerle eşdeğer tutulması önerilmişti.
Rusya hükümeti, Ekim 2025 tarihinde Renault’yu askeri-teknik iş birliği alanında faaliyet gösteren ve aleyhinde özel ekonomik önlemler uygulanan tüzel kişiler listesine dahil etti. Şirket, bu kararla birlikte Rusya’nın yaptırım uyguladığı kuruluşlar arasında yer aldı.
Avrupa
AB, Ukrayna için iki üyelik senaryosu üzerinde çalışıyor

Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın birliğe katılımı için değerlendirilen üç teorik senaryodan birinin üye ülkeler tarafından reddedildiğini açıkladı. Kos, AB ile Ukrayna’nın şu anda kademeli ve sektörel entegrasyonu öngören ikinci model üzerinde çalıştığını belirtti.
Avrupa Birliği’nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın birliğe katılımı konusunda iki senaryonun gündemde olduğunu, bunlardan birinin alışılmışın dışında bir model içerdiğini açıkladı.
Avrupa Birliği, Ukrayna’nın üyeliği için üç teorik yaklaşımı değerlendirdi.
Ancak Ukrayna’nın gerekli süreçleri tamamlamadan “avans” niteliğinde bir üyelik elde etmesini öngören seçenek, üye ülkelerin temsilcileri tarafından reddedildi.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Ukrayna için “ortak üyelik” önerisini değerlendiren Kos, bunun şu aşamada yalnızca bir fikir olduğunu ve konuya ilişkin tartışmaların sürdüğünü söyledi.
Kos, aday ülkeler ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin üç farklı model çerçevesinde şekillenebileceğini belirtti. İlk model, mevcut kurallara dayanıyor ve aday ülkenin ancak tam üyelik sonrasında birliğin yapısına entegre olmasını öngörüyor.
İkinci model ise kısmi ve sektörel entegrasyona dayanıyor. Bu yaklaşımda aday ülke, gerekli koşulları yerine getirdikten sonra AB’nin belirli politika alanlarına katılıyor. Kos, Norveç ve İsviçre’nin bazı alanlarda bu tür bir işleyişe sahip olduğunu ifade etti.
Üçüncü model olan “ters üyelik” ya da “ters genişleme” seçeneği ise ülkenin önce tam üye kabul edilmesini, ardından entegrasyon sürecinin aşamalı biçimde tamamlanmasını öngörüyordu. Kos, bu fikrin reddedildiğini söyledi.
AB Komiseri, Avrupa Birliği ile Ukrayna’nın şu anda ikinci senaryo üzerinde çalıştığını da kaydetti.
Merz, mayıs ayında Ukrayna’ya Avrupa Birliği’ne tam üyelik öncesinde ara bir statü olarak ortak üyelik verilmesini önermişti. Alman Başbakan, bu modelin Ukrayna’nın tam üyelik elde etmeden önce birlikle daha fazla bütünleşmesini sağlayacağını belirtmişti.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ise bu öneriyi “adil değil” sözleriyle değerlendirmiş, Kiev’in Avrupa’yı “yarım önlemlerle değil, bütünüyle” savunduğunu ifade etmişti.
Ukrayna, haziran 2022’den bu yana Avrupa Birliği’ne aday ülke statüsüne sahip. Zelenski daha önce ülkesinin 2027 yılına kadar tam üyelik için “teknik olarak hazır” hale geleceğini açıklamıştı.
Buna karşılık Marta Kos, şubat 2026’da yaptığı değerlendirmede mevcut prosedür çerçevesinde Ukrayna’nın 2027 yılında Avrupa Birliği’ne katılmasının mümkün olmadığını belirtmişti.
Friedrich Merz de Kiev’in 1 Ocak 2027’de birliğe katılma ihtimalini dışlamış, 1 Ocak 2028 tarihini de gerçekçi bulmadığını söylemişti.
Avrupa Komisyonu şubat ayında Ukrayna’nın üyelik sürecini hızlandırmak amacıyla “ters genişleme” modelini önermişti.
Bu plan, ülkenin önce tam üyeliğe kabul edilmesini, ardından entegrasyonun aşamalı biçimde tamamlanmasını ve sürecin 2027’ye kadar sonuçlandırılmasını öngörüyordu.
Ancak teklif Avrupa Birliği içinde kuşkuyla karşılandı ve 4 Mart’ta üye ülkelerin büyükelçilerinin toplantısında reddedildi.
Görüş7 gün önceXi liderliğinde yükselen Çin diplomasisi: Bütün yollar Pekin’e çıkıyor
Görüş1 hafta önceÇok kutupluluğun çift yönlü asimetrisi: Yeni dünya dengesini nasıl bulacak?
Dünya Basını1 hafta önceABD’li iktisatçı Wolff: Küresel güney artık yeni bir dünya düzeni kuruyor
Görüş2 hafta önceBüyük Güç Rekabetinden Stratejik İstikrara: Çin-ABD İlişkilerinde Yeni Yönelim
Dünya Basını2 hafta önceKomünizme karşı siper olarak Siyonizm
Görüş6 gün önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 1
Diplomasi5 gün önceErmenistan ve ABD, Trump koridoru projesi için anlaşma imzaladı
Asya2 hafta önceQUAD ülkeleri kritik mineral ortaklığını başlatıyor










