Bizi Takip Edin

Avrupa

Avrupa, ABD olmadan uzun menzilli silah geliştirecek

Yayınlanma

İngiltere hükümeti, NATO bünyesinde ABD’nin katılımı olmadan yürütülecek yeni bir uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli silah geliştirme programını başlattığını duyurdu. Avrupa ülkelerinin 10 yıl içinde 50 milyar dolardan fazla bütçe ayırmayı planladığı proje, ittifakın ABD askeri desteğine olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.

İngiltere, NATO bünyesinde ABD’nin katılımı olmadan gerçekleştirilecek, uzun menzilli ve yüksek hassasiyetli silahların geliştirilmesine yönelik yeni bir programın öncülüğünü üstleneceğini açıkladı.

İngiltere hükümeti tarafından yapılan açıklamada, Avrupalı müttefiklerin bu program kapsamında 10 yıl boyunca 50 milyar dolardan fazla harcama yapmayı planladıkları belirtildi.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’nde bu girişimi resmen sunacak. Programa ittifak üyesi yaklaşık 12 Avrupa ülkesinin katıldığı bildirildi.

Yeni geliştirilecek sistemlerin en az 300 kilometre, bazı özel durumlarda ise 2 bin kilometrenin üzerindeki mesafelerde yer alan hedefleri vurabilecek kapasitede olması hedefleniyor.

İngiltere hükümetinin verilerine göre bu sistemler, NATO’nun elindeki en modern uzun menzilli silahlar arasında yer alacak.

İngiltere Savunma Bakanı Dan Jarvis, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Milyarlarca sterlinlik yatırıma dayanarak ve en yakın Avrupalı müttefiklerimizle birlikte çalışarak, İngiltere’nin ve NATO’nun güvenliğini onlarca yıl boyunca güvence altına almak amacıyla geleceğin silahlarını yaratıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bloomberg tarafından yapılan değerlendirmeye göre söz konusu program, NATO’nun Avrupalı üyelerinin uzun menzilli silah envanterindeki açığı kapatmayı amaçlıyor. Halihazırda Avrupa ülkelerinin elinde bu sınıfa ait kendi üretimleri olan sadece iki tip seyir füzesi bulunuyor.

Bunlar, 500 kilometreye kadar menzile sahip Alman yapımı Taurus ile İngiltere ve Fransa ortak yapımı olan Storm Shadow/SCALP füzelerinden oluşuyor.

Bu füzelerin bir kısmının Ukrayna’ya gönderilmiş olmasının mevcut stokları azalttığı kaydediliyor. Moskova yönetimi ise Kiev’e yönelik silah sevkiyatlarını kınadığını daha önce defalarca açıklamıştı.

Ajansın aktardığı bilgilere göre, Avrupa’nın kendi uzun menzilli silahlarını geliştirme sürecini hızlandırma ihtiyacı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Amerikan Tomahawk seyir füzelerinin Almanya’ya konuşlandırılmasına yönelik planları iptal etmesinin ardından daha da belirginleşti.

Ayrıca, İran ile yaşanan gerilim sırasında kullanılmaları nedeniyle ABD’nin elindeki Tomahawk füzesi stoklarının da azaldığı belirtiliyor.

Bloomberg, yeni girişimin mevcut Avrupa projelerinin yerine geçmeyeceğini, aksine bu projeleri birleştirmeyi amaçladığını aktardı.

Bu kapsamda, İngiltere ve Almanya ortaklığında yürütülen ve 2 milimetrenin üzerinde değil, 2 bin kilometrenin üzerinde menzile sahip hayalet ve hipersonik silahlar geliştirmeyi hedefleyen Deep Precision Strike programı ile İngiltere, Fransa ve İtalya’nın Storm Shadow füzesinin yerine tasarladığı Stratus projesinin bir araya getirilmesi planlanıyor.

NATO Zirvesi kapsamında müttefikler, 26 milyar doları hava ve füze savunma sistemlerine ayrılmak üzere toplam 54 milyar dolar değerinde savunma sözleşmeleri imzalandığını duyurdu.

Bloomberg’in haberine göre İngiltere ve Hollanda, yeni amfibi çıkarma gemilerinin inşası için 2,4 milyar sterlin (yaklaşık 3,2 milyar dolar) değerinde bir anlaşmaya imza attı.

Bu yeni askeri girişim, Avrupa’nın ABD’nin askeri desteğine olan bağımlılığını azaltması gerektiğine yönelik tartışmaların yoğunlaştığı bir dönemde hayata geçirildi.

Zirve öncesinde Financial Times gazetesi, Avrupalı yetkililerin, Washington’ın aktif katılımı olmadan ittifakın nasıl faaliyet gösterebileceğini giderek daha sık tartıştıklarını yazmıştı.

Gazetenin haberine göre Trump yönetimi, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma seçeneğini değerlendiriyor. Ayrıca ABD Başkanı, müttefiklerini savunma harcamalarının yetersizliği ve İran ile yaşanan gerilim sırasında ABD’ye destek vermemeleri nedeniyle defalarca eleştirmişti.

Zirvede konuyu yeniden gündeme getiren Trump, Washington’ın ittifakın güvenliği için diğer üyelerden çok daha fazla harcama yaptığını belirterek, NATO’nun ABD’ye karşı “haksızlık yaptığını” yineledi.

Avrupa

DGAP, Berlin’de “Hindistan Merkezi” açıyor

Yayınlanma

Alman Dış İlişkiler Konseyi (DGAP), Berlin’de yeni bir Hindistan Merkezi kuruyor ve böylelikle Alman hükümetinin ABD ve Çin dışına açılma çabalarını destekliyor.

German Foreign Policy’nin aktardığına göre bu yılın üçüncü çeyreğinde açılması beklenen yeni merkez, Hindistan’ın jeopolitik ve jeoekonomik konumunun analizi, AB için tedarik zincirinin dayanıklılığının güçlendirilmesi ve inovasyon ile teknoloji alanlarındaki araştırmalar dahil olmak üzere altı “öncelikli alan”a odaklanacak.

Yeni merkezin kurulması, Hindistan’ın geleneksel başlıca müttefiki ABD ile ilişkilerinin bozulduğu bir dönemde gerçekleşiyor.

Hindistan ve AB ise bu yılın başlarında bir serbest ticaret anlaşması imzaladı ve bu anlaşmayı temel alarak çok daha yakın bir işbirliği kurmayı planlıyor.

Buna ek olarak, Alman savunma şirketleri Hindistan ile daha yoğun bir işbirliği arayışında. Hindistan, 2029 yılına kadar silah ihracatını 5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

DGAP’ın yeni Hindistan Merkezi’nin yıllık maliyetinin yaklaşık 500.000 avro olduğu tahmin ediliyor.

Almanya’daki Hindistan algısını değiştirme hedefi

DGAP’de Kıdemli Araştırmacı olarak merkezin kurulma sürecinde görev alan Stefan Halusa “Hindistan Merkezi’nin amacı, Almanya’da Hindistan hakkında kapsamlı, objektif ve güncel bir anlayışın gelişmesine katkıda bulunmak,” diyor.

Daha önce Mumbai dahil olmak üzere Asya’daki çeşitli Alman dış ticaret odalarında görev yapmış olan Halusa, birçok Almanın Hindistan hakkındaki algısının “genellikle modası geçmiş, klişeleşmiş ve parçalı” olduğunu ve “Hindistan’ın jeopolitik ve jeoekonomik bir faktör olarak önemini tam olarak yansıtmadığını” düşünüyor.

Merkezle ilgili bir konsept belgesine göre, Hindistan, “stratejik bağımlılıkların, özellikle de Çin ve ABD’ye olan bağımlılıkların” azaltılması bağlamında Almanya için muazzam bir potansiyel barındıran bir “jeopolitik ve ekonomik ağır toplu” olarak kabul edilecek.

Müdürlük pozisyonunu doldurmak için seçim süreci şu anda devam ediyor. Yeni merkezin kurulması, daha önce Avrupa Parlamentosu Başkanlığı ofisi de dahil olmak üzere çeşitli görevlerde bulunmuş olan gazeteci Leo Wigger tarafından yönetiliyor.

Yeni merkez altı alana odaklanacak

Merkez altı “ana alana” odaklanacak. Birincisi, Hindistan’ın Asya’daki konumu ve Çin ile ilişkilerine odaklanan jeopolitik.

Bunu, Hindistan’ın küresel tedarik zincirlerindeki rolünü ele alan jeoekonomi izliyor.

Üçüncü öncelikli alan, yeşil teknolojilerin geliştirilmesinde Hindistan ile Almanya ve AB arasında potansiyel işbirliğini de içeren yeşil enerji ve iklim koruma.

Dördüncü alan ise tedarik zincirinin dayanıklılığı ve kritik altyapının korunmasına yönelik araştırmaların teşvik edilmesine odaklanan iktisadi güvenlik.

Beşinci olarak, mevcut serbest ticaret anlaşmasının yanı sıra ikili ve çok taraflı ticaret platformlarına özel önem verilerek ticari işbirliği incelenecek.

Altıncı odak (“İnovasyon ve Teknoloji Ekonomisi”), siber güvenlik, yapay zeka geliştirme ve dijital dönüşüm gibi alanlarda Hindistan, Almanya ve AB arasındaki işbirliğini ele alacak.

Merkez, akademik yayınlar hazırlayacak, etkinliklere ev sahipliği yapacak ve Almanya’daki Hindistan Büyükelçiliği ile işbirliği içinde “Hindistan’dan Almanya’ya Tur” gibi faaliyetler düzenleyecek.

Buna ek olarak, bir ağ platformu kurmayı ve diğer uluslararası düşünce kuruluşlarıyla bağlantılar kurmayı hedefliyor.

AB-Hindistan ticaret anlaşması ilişkilerin gelişmesinde kritik önemde

AB, Hindistan’ın en büyük ticaret ortaklarından biri: 2024 yılında mal ve hizmetler alanındaki ikili ticaret hacmi yaklaşık 208 milyar dolara ulaşmıştı.

Bu yılın Ocak ayında, her iki taraf da Hindistan tarihinin en büyük serbest ticaret anlaşması olarak nitelendirilen bir anlaşma imzalamıştı.

AB ihracatını 19,2 milyar dolar artıracağı öngörülen anlaşmanın sonuçlandırılması neredeyse yirmi yıl sürdü.

Hindistan, otomobiller, makineler, alkol ve işlenmiş gıdalar dahil olmak üzere AB ülkelerinden ithal edilen malların yüzde 96’sından fazlasındaki gümrük vergilerini kaldıracak veya azaltacak. 

AB ise ayakkabı, giyim, değerli taşlar, mücevher ve deniz ürünleri dahil olmak üzere Hindistan’dan yaptığı ithalatın yüzde 99,5’indeki gümrük vergilerini düşürecek. 

Fakat anlaşma, sert eleştirilere maruz kaldı. Örneğin, Hindistan’ın önde gelen muhalefet partilerinden biri olan ve yakın zamana kadar güney Hindistan’daki Kerala eyaletinde iktidar partisi konumunda bulunan Hindistan Komünist Partisi (Marksist), anlaşmayı “Hindistan’ın iktisadi çıkarlarının Avrupa Birliği’ne topyekûn teslim edilmesi” olarak nitelendirmişti.

Parti, AB mallarına uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesinin, öncelikle emek yoğun sektörleri etkileyeceği için Hindistan’da geçim kaynaklarının büyük ölçüde yitirilmesine yol açacağı konusunda uyarıda bulunuyor.

Tarım ürünleri ve süt ürünleri, Hintli çiftçilerin baskısı nedeniyle genel olarak anlaşmanın dışında tutulmuş olsa da Yeni Delhi bir dizi tarım ürününü muaf tutmayı ve bunlara uygulanan gümrük vergilerini kademeli olarak indirmeyi kabul etti.

Alman-Hint savunma işbirliği büyüyor

Serbest ticaret anlaşmasına ek olarak, Alman hükümeti son dönemde savunma sektöründe Hindistan ile işbirliğini yoğunlaştırdı.

Örneğin, geçen yılın Haziran ayında Diehl Defence, Hindistan’da hassas güdümlü 155 mm’lik Vulcano mühimmatının üretimi konusunda Hintli savunma şirketi Reliance Defense ile stratejik bir işbirliği anlaşması imzaladı.

Bundan kısa bir süre önce, Rheinmetall ve Reliance, Reliance’ın Rheinmetall için orta ve büyük kalibreli mühimmatlara yönelik patlayıcılar ve itici yakıtlar üreteceği başka bir stratejik ortaklık duyurmuştu.

Bu bağlamda, Rheinmetall önemli hammaddelere erişim elde edecek ve tedarik zincirlerini istikrara kavuşturabilecek.

Bu tür sözleşmeler, Hindistan’ın Rusya’dan silah ithalatına olan ağır bağımlılığını azaltmak için Almanya’nın 2022 yılından bu yana sürdürdüğü çabaların da bir parçası.

Daha 2023 Haziranında, dönemin Savunma Bakanı Boris Pistorius, Hindistan ziyareti sırasında şöyle demişti: “Hindistan’ın uzun vadede Rusya’dan silah teslimatlarına bağımlı kalması Almanya’nın çıkarına değil.”

Ayrıca, Alman savunma şirketleri, Hintli silah üreticileriyle kurdukları ortaklıklar aracılığıyla, Hindistan hükümetinin 2029 yılına kadar 5 milyar dolarlık silah ihracatı hedefinden yararlanmayı amaçlıyor.

Berlin, Washington-Yeni Delhi geriliminden yararlanmak istiyor

DGAP’ın yeni Hindistan Merkezi, Hindistan ile ABD arasındaki ilişkilerin gergin olduğu bir dönemde kuruluyor.

Merkezin kurulmasında görev alan Leo Wigger, kısa süre önce DGAP dergisi Internationale Politik’te şöyle yazmıştı:

“Uzun süredir Yeni Delhi’nin önceliği olan ABD ile daha derin bir işbirliği, kısmen Pakistan’a yönelik Amerikan politikasının yeni öngörülemezliği nedeniyle siyasi açıdan değerlendirilmesi daha zor hale geldi. Avrupa bu fırsatı değerlendirdi.”

Wigger, Hindistan’ın bir “pazar” olarak Alman sanayisini ve hatta Avrupa dış politikasını krizden çıkarma potansiyeline sahip olduğunu ileri sürüyor.

Öte yandan Avrupa ve Almanya perspektifinden bakıldığında “zorluklar” olduğunu da kabul ediyor. Bunlar arasında Rusya’ya yönelik farklı dış politika duruşları, Hindistan’ın kendi ulusal sanayi kapasitelerini güçlendirmeye odaklanması ve Yeni Delhi’nin korumacı önlemleri yer alıyor.

Wigger ayrıca, Alman sanayisinin son yıllarda Hindistan’daki göreceli pazar payını kaybettiğini vurguluyor.

Örneğin, Avrupalı otomobil üreticileri şu anda Hindistan otomotiv pazarının toplamının yüzde üçünden azını oluşturuyor.

Wigger, buna rağmen AB’nin Çin’e olan iktisadi bağımlılığına karşı bir “denge unsuru” olarak Hindistan’a ihtiyaç duyduğunu savunuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB’den Grönland için 200 milyon euroluk yatırım

Yayınlanma

Avrupa Birliği, Grönland ile yürüttüğü ortaklık programları kapsamında adanın altyapısına 200 milyon euro yatırım yapacağını duyurdu. Kaynak iletişim, temiz enerji projeleri ve kritik ham madde sahalarının geliştirilmesine aktarılacak. Taraflar, 2034 yılına kadar mali desteği 530 milyon euroya çıkarmayı hedefliyor.

Avrupa Birliği, Danimarka’ya bağlı özerk bölge Grönland’ın altyapısına ortaklık programları kapsamında 200 milyon euro yatırım yapacak.

Kararı, Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen ile bir araya gelen Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen açıkladı.

Görüşmede AB ile Grönland arasında Ortak İşbirliği Bildirisi imzalandı. Von der Leyen, bu belgenin yalnızca Grönland’ın “AB ile bağlarını güçlendirme tercihini” ortaya koymakla kalmadığını, aynı zamanda Avrupa’nın “Grönland ve Arktika meselelerinde daha fazla yer alma” arzusunu yansıttığını vurguladı.

Açıklanan ortaklık paketi bu yıl ve gelecek yıl adaya aktarılacak 200 milyon euroluk yeni yatırımları kapsıyor. Von der Leyen, kaynakların özellikle iletişim, temiz enerji ve kritik ham maddeler olmak üzere üç stratejik önceliğe yoğunlaşacağını kaydetti.

Bu kapsamda Grönland’da uydu iletişimini geliştirmeye dönük ortak bir proje yürütülüyor.

Proje sayesinde adanın kuzeyindeki yerleşimler yakında hızlı internete erişecek; ekim ayına kadar ise doğudaki uzak yerleşim birimlerine hızlı ve kaliteli internet ulaştırılacak.

Yatırım paketinin bir diğer ayağı adada yeni hidroelektrik santralleri inşasına odaklanıyor. Bunun yanı sıra Brüksel ile Nuuk, Malmbjerg sahasında molibden çıkarılması projesi üzerinde birlikte çalışıyor.

Von der Leyen, söz konusu girişimin Grönland’a yılda 90 milyon euroya kadar ek gelir sağlayabileceğini belirtti ve şu ifadeleri kullandı: “Ayrıca kritik ham maddeler alanında çok mühim bir diğer girişim niteliğindeki Amitsoq grafit madenciliği GreenRoc projesinin hazırlık çalışmalarını finanse ediyoruz.”

Avrupa Komisyonu Başkanı, 2034 yılına kadar AB’nin Grönland’a ayırdığı fonun iki katından fazla artırılarak 530 milyon euroya çıkarılmasının önerildiğini söyledi.

Von der Leyen, ortaklığın uzun vadeli temeller üzerine kurulmasını istediklerini dile getirdi.

Reuters haber ajansı da von der Leyen’in mesajlarının ABD, Rusya, Çin ve Avrupa gibi büyük güçler açısından Arktika’nın artan jeopolitik ağırlığını yansıttığına dikkat çekti.

Bölgede buzulların erimesi yeni deniz ticareti yolları açarken zengin maden kaynaklarını da daha erişilebilir kılıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Alman polisi elektrik iletim hatlarını hedef alan sabotajcıyı arıyor

Yayınlanma

Almanya’nın Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde elektrik iletim hatlarının yakınında yeni fırlatma düzenekleri tespit edildi. Olay sebebiyle A4 otoyolu geçici olarak trafiğe kapatılırken, yetkililer bölgede 60 kişilik özel soruşturma ekibi oluşturdu. Şebekede kısa devre oluşturmaya çalıştığı belirtilen 48 yaşındaki bir Alman vatandaşı aranıyor.

Almanya’nın batısındaki Kuzey Ren-Vestfalya eyaletinde, elektrik iletim hatlarının yakınında yeni fırlatma düzenekleri ele geçirildi.

Köln polisinin açıklamasına dayanan Dülmener Zeitung gazetesi ve Alman haber ajansı dpa’nın haberine göre, enerji şebekesini hedef alan sabotaj girişimlerinin ardından güvenlik güçleri geniş çaplı arama başlattı.

Yetkililer, Aachen kenti yakınlarındaki Weisweiler Santrali çevresinde şüpheli bir kişinin görüldüğüne dair ihbar aldı. Bu gelişme üzerine bölge güvenlik çemberine alındı; A4 otoyolu Eschweiler-Ost ile Langerwehe kavşakları arasında çift yönlü olarak trafiğe kapatıldı.

Güvenlik önlemleri sebebiyle durdurulan trafik akışı 7 Eylül akşam saatlerinde yeniden sağlandı.

Polis, bölge sakinlerine ve görgü tanıklarına çağrıda bulunarak fırlatma rampalarının kurulmasıyla bağlantılı şüpheli durumların bildirilmesini istedi.

Yapılan resmi duyuruda, alanda çekilmiş güvenlik kamerası veya fotokapan kayıtlarına sahip kişilerin emniyet birimleriyle irtibata geçmesi talep edildi. Soruşturmanın selameti gerekçesiyle operasyonun operasyonel ayrıntıları gizli tutuluyor.

Eş zamanlı olarak Wesel kenti civarındaki bir trafo merkezinin çitlerine verilen hasar da inceleniyor.

Enerji tesisinin çevresinde şüpheli bir şahsın dolaştığı bilgisini alan güvenlik birimleri, 60 kişilik özel bir soruşturma ekibi kurdu.

Ekipler, şüphelinin ülke genelinde farklı suçlarla bağlantısını tespit etmek amacıyla üzerinden çıkan belgeleri incelemeye aldı.

Almanya’da eylül ayı başından itibaren elektrik şebekelerine yönelik peş peşe sabotaj girişimleri kayda geçti. 1 ile 4 Eylül tarihleri arasında Bergheim, Dormagen ve Weisweiler’da elektrik iletim hatlarına hasar veren el yapımı fırlatma düzenekleri tespit edildi.

Benzer patlayıcı ve yakıcı düzeneklerin Saksonya eyaletinde de yer aldığı aktarılırken; polis ekipleri Hamm ve Ganderkesee’deki trafo merkezlerinde de güvenlik kontrolleri gerçekleştirdi.

Söz konusu saldırıların zanlısı olarak Kuzey Ren-Vestfalya eyaletine bağlı Schwelm kenti nüfusuna kayıtlı 48 yaşındaki bir Alman vatandaşı aranıyor.

Şüphelinin farklı noktalarda el yapımı roket düzenekleri kullanarak yüksek gerilim hatlarının üzerinden ince tel geçirmeye çalıştığı, bu yöntemle hatlarda kısa devre oluşturmayı hedeflediği belirtiliyor.

Almanya ise trafo merkezlerine yönelik eylemlerde yabancı güçlerin dahli olup olmadığı ihtimaline şüpheyle yaklaşıyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English