Bizi Takip Edin

Amerika

Senatör Rand Paul: ABD İran savaşı sonrasında daha kötü bir durumda

Yayınlanma

ABD Senatörü Rand Paul, Donald Trump yönetimi tarafından şubat ayı sonlarında başlatılan İran savaşının başarısızlıkla sonuçlandığını ve ülkenin savaş öncesine kıyasla daha kötü bir noktaya gerilediğini savundu. Hürmüz Boğazı’nın askerileştirilmesine ve artan petrol fiyatlarına dikkat çeken Paul, devam eden askeri harcamaların bütçe açığını büyüterek seçmende huzursuzluk yarattığını belirtti.

ABD askerlerinin İran ile yaşanan askeri çatışmadan çekilmesini öngören karar tasarılarına defalarca destek veren Cumhuriyetçi Kentucky Senatörü Rand Paul, Washington’daki Kongre binasında gazetecilere açıklamalarda bulundu.

Paul, ABD’nin, Başkan Donald Trump’ın şubat ayı sonlarında başlattığı İran savaşından bu yana her bakımdan daha kötü bir duruma gerilediğini vurguladı.

İran savaşının bir başarı getirmediğini belirten Paul, sürece başından beri karşı çıktığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Objektif herhangi bir ölçütle bakıldığında, savaştan önceki durumumuza kıyasla daha kötü bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Hürmüz Boğazı’nın askeri bir alana dönüştürülmesine bakarsanız, böyle bir durum daha önce hiç yaşanmadı. Boğazı yeniden askerden arındırmanın kolay bir yolu da yok. Bu açıdan bakıldığında daha kötü bir durumda olduğumuza inanıyorum.”

Paul, Trump’ın İsrail ile ortaklaşa başlattığı hava saldırılarının, mevcut yönetimi ve ülkeyi zor bir pozisyona soktuğundan endişe eden ve sayıları giderek artan Cumhuriyetçi milletvekillerinden biri olarak öne çıkıyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik tehditleri küresel enerji piyasalarını da doğrudan etkiledi. Brent petrolün varil fiyatı 100 dolara yaklaşırken, ABD’deki ortalama benzin fiyatı galon başına 4 doların üzerine çıktı.

Trump’ın, Hürmüz Boğazı’ndan geçen taşıt gemilerine yönelik olası İran saldırılarına misilleme olarak İran’daki sivil hedefleri vurabileceğini açıklamasının ardından Temmuz vadeli Brent petrol fiyatları perşembe günü yaklaşık yüzde 5 oranında yükseldi.

Küresel petrol arzı üzerindeki baskı, Husilerin Kızıldeniz’deki Suudi petrol tankerlerini tehdit etmesiyle daha da katmerlendi.

Mevcut duruma dair diplomatik bir değerlendirmede bulunan Paul, “Askeri olarak onları mağlup ettiğimiz için elimizde bazı kozlar olduğunu ve bunun daha iyi bir müzakere sonucu getirebileceğini savunabilirsiniz. Ancak şu ana kadar bu avantajın müzakerelere yansıdığını görmedik” dedi.

Savaş masraflarını karşılamak üzere Kongre’nin ek bütçe ayırmasına seçmenlerin nasıl tepki vereceğinin sorulması üzerine Paul, kamuoyunun esas olarak hayat pahalılığından rahatsız olduğunu kaydetti.

Enflasyonun büyük ölçüde eski Başkan Joe Biden dönemindeki bütçe açıklarından kaynaklandığını savunan Paul, bununla birlikte bir kısmının da savaşla bağlantılı olduğunu kabul etti.

Paul, tutumunu şu sözlerle özetledi: “Savaşa pek çok düzeyde karşıyım ama aynı zamanda bütçe açıklarının artmasına da karşıyım. Bunu, ailesini doyurmak için çabalayan ve zor durumda olan vatandaş üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendiriyorum.”

Cumhuriyetçilerin kasım ayındaki seçimlerde bir seçmen tepkisiyle karşılaşıp karşılaşmayacağına ilişkin soruya ise “Muhtemelen” yanıtını verdi.

Konuya ilişkin görüşü sorulan Beyaz Saray cephesi ise Trump’ın misilleme kararlarının arkasında durdu.

Bir ABD’li yetkili perşembe günü The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Şu anda Başkan, İran’ın Mutabakat Zaptı ihlallerinin ve Hürmüz Boğazı’nda devam eden terör eylemlerinin bedelini ödemesine odaklanmış durumdadır. Ayrıca Başkan, son dönemde hayatını kaybeden ABD askerlerinin hesabını da İran’a soracaktır” değerlendirmesinde bulundu.

İdari yetkili açıklamasına şöyle devam etti: “Başkan aksi bir karar verene kadar bu yıkıcı darbeler sürecektir; ancak ülkelerimiz arasındaki temaslar da devam etmektedir. Başkan Trump tüm kozlara ve imkânlara sahiptir.”

Amerika

ABD’de parazit salgını: Neler biliyoruz?

Yayınlanma

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), marul kaynaklı önceki salgınlardan farklı olarak 72 kişide tespit edilen yeni bir cyclospora paraziti salgını hakkında inceleme başlattı. Soruşturma yürütülen altı aktif salgından beşinin kaynağı henüz belirlenemezken, tespit edilen vaka sayılarının gerçek durumun altında kaldığı bildirildi. Uzmanlar, parazitin tespiti zor genotiplendirme süreçleri gerektirmesi nedeniyle laboratuvar onaylarının zaman aldığını kaydediyor.

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), önceden toplatılan marullarla ilişkisi bulunmayan yeni bir cyclospora salgını hususunda inceleme başlattı.

Şiddetli ishale yol açan parazitle bağlantılı 72 vaka, kurumun çarşamba günü güncellediği aktif soruşturmalar listesine dâhil edildi.

FDA yetkilileri, salgının kaynağının henüz tespit edilemediğini ancak geriye dönük izleme çalışmalarının sürdüğünü duyurdu.

Kurumun elinde şu anda altı aktif cyclospora salgını soruşturması yer alıyor. Bu salgınlar arasında kaynağı kesinleşen tek odak, göbek marulla ilişkilendirilen ve ülke genelinde 11 binden fazla kesinleşmiş veya şüpheli vakaya yol açan süreç oldu. Sırasıyla iki ve sekiz kişiyi etkileyen diğer iki salgının ise sona erdiği bildirildi.

Cyclospora enfeksiyonunun neden olduğu cyclosporiasis vakaları, ABD’de genellikle her yıl mayıs ile ağustos ayları arasında ivme kazanıyor.

Hastalık, ülke dışına seyahat eden kişilerce gıda ve su yoluyla alınabileceği gibi, yurt içindeki vakalarda doğrudan tarım ürünleriyle ilişkilendiriliyor.

Geçtiğimiz yıl en az 69 kişinin hastalanmasına yol açan bir başka salgının kaynağının maydanoz olduğu açıklanmıştı.

Salgınların kökenini belirlemek her zaman mümkün olmuyor. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) Gıda, Su ve Çevre Kaynaklı Hastalıklar Bölümü Direktör Yardımcısı Gwen Biggerstaff, cyclospora soruşturmalarının ciddi zaman aldığını kaydetti.

Belirtilerin ortaya çıkmasının iki gün ile iki hafta arasında değişebildiğini vurgulayan Biggerstaff, parazitin takibinin son derece güç olduğunu belirtti.

Organizmanın DNA’sını inceleyen tüm genom dizileme yönteminin cyclospora türünde uygulanamadığını aktaran Biggerstaff, bu durumun araştırmacıların salgını doğrudan belirli bir ürünle eşleştirmesini engellediğini bildirdi.

CDC Yetkilisi, bunun yerine tespit için yararlı olan ancak tüm genom dizilemesi kadar hızlı ve hassas sonuç vermeyen hedefli genotiplendirme yöntemini kullanmak zorunda kaldıklarını ifade etti.

Sürdürülen en büyük salgın soruşturmasında FDA, hafta sonu alınan bir hatalı pozitif test sonucuna rağmen odağını Meksika’nın orta kesimlerinden tedarik edilen Taylor Farms markalı göbek marullarda tutmayı sürdürüyor.

Ürünlerin toplatılması kararı onlarca eyaleti kapsarken, salgınla doğrudan bağlantılı vakaların en az beş eyalette yoğunlaştığı bildirildi.

Federal yetkililer çarşamba günü itibarıyla 41 eyalette 4 binden fazla kesinleşmiş cyclosporiasis vakasının bu büyük salgınla bağlantılı olduğunu duyurdu.

Henüz laboratuvar doğrulaması tamamlanmamış 7 bin 400’ü aşkın ilave vakalığın da aynı odakla ilişkili olabileceği değerlendiriliyor.

Cyclosporiasis vakalarının gerçek sayısı, hastalanan bireylerin her zaman semptom göstermemesi veya hastaneye yatış gereksinimi duymaması sebebiyle resmi kayıtlara sıklıkla eksik yansıyor.

CDC, standart dışkı örneği testlerinin de bu paraziti tespit etmekte yetersiz kaldığına dikkat çekiyor.

Öte yandan uzmanlar, cyclosporiasis hastalığının kişiden kişiye doğrudan bulaşma ihtimalinin düşük olduğunu vurguluyor.

Bulaş riskini azaltmak isteyen tüketicilere; taze meyve ve sebzeleri yemeden, kesmeden veya pişirmeden önce iyice yıkamaları tavsiye ediliyor.

Soyulmuş, doğranmış ya da pişirilmiş ürünlerin vakit kaybetmeden buzdolabında muhafaza edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, meyve ve sebzelerin zedelenmiş veya çürümüş kısımlarının da kullanılmadan önce kesilip atılmasını öneriyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Kongresinde İran ayrışması: Temsilciler Meclisinden onay, Senatodan ret

Yayınlanma

ABD Kongresinin iki kanadı, Başkan Donald Trump’ın Ortadoğu’da tırmanan İran savaşına yönelik askeri yetkilerini kısıtlamayı hedefleyen tasarılarda farklı kararlar aldı. Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi üyelerin desteğiyle kısıtlama kararı alırken, Senato benzer bir adımı yetersiz oy nedeniyle geri çevirdi.

ABD Kongresi, Ortadoğu’da çatışmaların yeniden tırmandığı bir dönemde, Başkan Donald Trump’ın İran savaşına yönelik tutumuna ilişkin bölündü.

Kongrenin alt kanadı Temsilciler Meclisi ile üst kanadı Senato, askeri harekâtın durdurulmasını hedefleyen ve çekişmeli geçen iki ayrı oylamada farklı yönlerde karar verdi.

Temsilciler Meclisindeki Demokratlar, bazı Cumhuriyetçi temsilcilerin de desteğini alarak Trump’ın askeri müdahale yetkisini kısıtlamaya dönük karar tasarısını ikinci kez kabul etti.

Ancak bu adımdan saatler sonra Senatodaki Cumhuriyetçi çoğunluk, Demokratların savaşı kısıtlama yönündeki benzer bir girişimini gerekli oy sayısına ulaşılamaması sebebiyle reddetti.

Birbiriyle çelişen bu kararlar, beşinci ayına giren çatışmaları durdurmak ve başkanı sınırlandırmak isteyen milletvekillerinin karşılaştığı hukuki ve siyasi engelleri görünür kıldı.

Temsilciler Meclisindeki oylama, barış görüşmelerinin sonuçsuz kalması ve tarafların son haftalarda karşılıklı saldırıları artırması üzerine parlamenterlerin huzursuzluğunun tırmandığını gösterdi.

Gerilimin tırmanması sonucu hafta sonu Ortadoğu’da 4 ABD askeri personeli öldü. Karar aynı zamanda, Cumhuriyetçilerin kasım ayındaki seçimlerde Temsilciler Meclisindeki hassas çoğunluklarını koruma mücadelesi verdiği bir dönemde geldi.

Senatodaki tıkanıklık ise Demokratların ve savaşa karşı çıkan bazı Cumhuriyetçilerin sürecin sonlandırılması konusunda yaşadığı zorlukları ortaya koyuyor.

Hem Temsilciler Meclisi hem de Senato haziran ayında savaşı sona erdirecek yasa tasarılarını onaylamış, ancak Trump bu kararları dikkate almamıştı. Hukuki açıdan henüz sınanmamış olan bu kararlar büyük oranda simgesel nitelik taşıyor.

Temsilciler Meclisinde kabul edilen metin doğrudan başkanın onayına sunulmayacak; bağlayıcı bir yasa tasarısının geçmesi durumunda ise Trump’ın bunu veto etmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Temsilciler Meclisindeki oylamada 4 Cumhuriyetçi üye, partilerinin çizgisinden ayrılarak Demokratların öncülük ettiği savaş yetkileri tasarısına “evet” oyu verdi.

Tasarı 208’e karşı 214 oyla kabul edildi. Bu oylama, Temsilciler Meclisinin yenilenen savaşı kıl payı farkla ikinci kez reddi oldu.

Daha önce de savaşın sona erdirilmesi yönünde oy kullanan Cumhuriyetçi temsilciler Tom Barrett (Michigan), Warren Davidson (Ohio), Brian Fitzpatrick (Pennsylvania) ve Thomas Massie (Kentucky), perşembe günkü oylamada da aynı tutumu sürdürdü.

Senatoda ise Maryland Senatörü Demokrat Chris Van Hollen tarafından sunulan savaş karşıtı tasarı 47’ye karşı 49 oyla reddedildi.

Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins (Maine) tasarıya destek veren tek partilisi olurken, Pennsylvania Senatörü Demokrat John Fetterman tasarıya karşı oy kullandı. Daha önce savaşın bitirilmesini öngören düzenlemelere destek veren Cumhuriyetçi senatörler Rand Paul (Kentucky) ve Lisa Murkowski (Alaska) ise oylamaya katılmadı.

Temsilciler Meclisindeki Demokratlar, azınlıkta olmalarına rağmen yeterli sayıda Cumhuriyetçiyi ikna ederek başkanı zor durumda bıraktıklarını vurguladı.

Demokratlar, ellerindeki sınırlı araçlardan biri olan Savaş Yetkileri Yasası mekanizmasını kullanarak, yaklaşan ara seçimler öncesinde artan benzin fiyatları nedeniyle seçmen tepkisiyle karşılaşan Cumhuriyetçileri tutumlarını açıkça beyan etmeye zorluyor.

Tasarıyı hazırlayan Temsilciler Meclisi Üyesi Demokrat Pramila Jayapal, “Bu sonuç, başkana bu savaşı durdurması yönünde baskı yapmaya devam edeceğimizi gösteriyor. Partiler üstü bir anlayışla hareket ederek tüm Cumhuriyetçilerin Anayasa, vicdanları ve seçmenleri adına tutum almasını istiyoruz” değerlendirmesini yaptı.

ABD ve İsrail tarafından şubat ayında başlatılan savaş beşinci ayını geride bırakırken, kısa vadede sona ereceğine dair bir işaret bulunmuyor.

Nisan ayında ilan edilen geçici ateşkes, bu ayın başlarında ABD ile İran’ın karşılıklı saldırıları ve Trump’ın İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden başlatmasıyla çöktü.

Beyaz Saray, ilan edilen ateşkesin Savaş Yetkileri Yasası uyarınca Kongre onayı olmadan askeri müdahale sürdürmek için tanınan 60 günlük süreyi durdurduğunu savundu.

Başkan Trump, 60 günlük yasal süreci sıfırlamak amacıyla geçen hafta Kongreye bildiride bulunarak ülkenin Tahran ile yeniden savaş halinde olduğunu kaydetti. Eleştirmenler ise ABD’nin ateşkes döneminde dahi deniz ablukası gibi askeri eylemleri sürdürdüğünü belirterek yönetimin yasayı yanlış yorumladığını ileri sürüyor.

Temsilciler Meclisindeki az sayıda fireye rağmen Cumhuriyetçi üyelerin büyük bölümü Trump’ın yanında yer aldı.

Temsilciler Meclisi İlerici Grubu Başkanı Demokrat Greg Casar, az sayıda Cumhuriyetçinin tasarıya destek verdiğini belirterek, “Ancak Cumhuriyetçilerin büyük çoğunluğunun vicdanlarının ve seçmenlerinin sesini dinlemeyerek bu savaşa milyarlarca dolar harcanmaya devam edilmesi yönünde oy kullandığını unutmamak gerekiyor” ifadesini kullandı.

Temsilciler Meclisi Dış İşleri Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Brian Mast ise oylama sonucunun, bazı üyelerin ABD askerlerinin fedakarlıklarını ve İran’ın bölgedeki saldırılarını göz ardı ettiğini gösterdiğini savundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Temsilciler Meclisi’nde teknoloji devlerinin enerji maliyetlerine karşı yasal adım

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu, yapay zeka veri merkezlerinin konut elektrik faturaları üzerindeki baskısını hafifletmeyi amaçlayan “Tüketiciyi Koruma Yasası” tasarımını 52-0 oyla kabul etti. İki partinin desteğini alan düzenleme, eyalet düzenleyicilerini teknoloji şirketlerinin yeni enerji ve altyapı maliyetlerini üstlenmesini öngören standartları değerlendirmeye zorluyor.

ABD Kongresinde yapay zeka altyapısının hızlı genleşmesine yönelik tepkiler artarken, veri merkezlerinin vatandaşların elektrik faturalarına etkisini sınırlamayı hedefleyen yasa tasarısı Temsilciler Meclisinde ivme kazanıyor.

Partiler üstü bir nitelik taşıyan Tüketiciyi Koruma Yasası (Ratepayer Protection Act), eyaletlerin elektrik maliyetlerini bireyler yerine teknoloji şirketlerine yükleyen standartları “değerlendirmesini” şart koşuyor.

Söz konusu yasal düzenleme, Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonundaki oylamada 52-0 oy birliğiyle kabul edildi. Bu sonuç, veri merkezlerinin inşasına yönelik tepkilerin parti sınırlarını aştığını gösteriyor.

Teknoloji devlerinin bu yılın başlarında Beyaz Saray’a verdiği taahhüdü yasalaştırmayı amaçlayan metin, eyalet düzenleyici kurumlarını oturum düzenlemekle yükümlü kılıyor.

Düzenleme, büyük veri merkezlerinin elektrik kullanımları doğrultusunda ihtiyaç duyulan yeni enerji üretimi veya iletim hatlarının masraflarını karşılamasını sağlayacak bir standardın görüşülmesini mecbur kılıyor; ancak eyaletleri bu standartları nihai olarak uygulamaya zorlamıyor.

Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Brett Guthrie, yaptığı açıklamada, “Sektörün tamamı değerlendirildiğinde, elektrik faturalarını ödeyen ailelerin ve toplulukların yanında yer alabilecek tek bir yapının varlığı belirginleşti; o da bu komisyondur ve Kongredeki meslektaşlarımızdır” ifadesini kullandı.

Tasarı, Senatoda da karşılık buldu. Cumhuriyetçi Senatör Jon Husted, geçtiğimiz hafta düzenlemeyi Senatoya sundu. Husted’ın sözcüsü, senatörün Temsilciler Meclisindeki komisyon onayından ve partiler üstü destekten memnuniyet duyduğunu, yasanın Senato Enerji ve Doğal Kaynaklar Komisyonundan geçerek nihai onaya ulaşması için çalışmayı sürdüreceğini bildirdi.

Mevzuatın ilerleyişi hızlansa da nihai olarak yasalaşıp yasalaşmayacağı belirsizliğini koruyor.

Temsilciler Meclisi Enerji ve Ticaret Komisyonundaki Cumhuriyetçilerin sözcüsü Matt VanHyfte, e-posta yoluyla yaptığı açıklamada, tasarının komisyondan geçmesinin ardından ilerlemeyi sürdüreceğinden emin olduğunu kaydetti.

Citizens Utility Board bünyesindeki “Daha İyi Bir Şebeke İçin Tüketiciler” kampanyasının direktörü Clara Summers, yasanın eyaletlere doğrudan standart kurma zorunluluğu getirmediğini ancak Kongreden gelen bir yönlendirmenin faydalı olduğunu belirtti.

Summers, “Bu meseleyi proaktif biçimde ele almayan eyaletler var. Dolayısıyla Kongrenin ‘Belirlenen zaman dilimi içinde bu konuyu en azından gündeme almalısınız’ mesajı vermesi olumlu bir teşviktir” dedi.

Summers, tasarının eyaletlerin değerlendirmesine sunduğu standartların veri merkezlerini üretim, iletim, dağıtım ve diğer maliyetlerden sorumlu tutacağını ancak aksiyon alıp almama kararının eyaletlere kalacağını vurguladı.

Enerji ve Ticaret Komisyonundaki bazı Demokratlar yasaya destek vermekle birlikte düzenlemeyi kesin bir çözüm değil, “ilk adım” olarak niteledi.

Demokrat Milletvekili Nannette Barragán, tasarının önemli bir ilkeyi tanıdığını ancak yeterli olmadığını belirterek “Aileleri yüksek elektrik maliyetlerinden korurken aynı zamanda sağlık ve çevre üzerindeki etkileri de ele almak için daha fazlasını yapmalıyız” dedi.

Yapay zeka gelişiminin merkezinde yer alan veri merkezleri, teknoloji şirketlerinin yeni sunucu depoları inşa etme ve hesaplama kapasitesini artırma hamleleriyle birlikte yerel halkın direnciyle karşılaşıyor.

Yerel topluluklar; elektrik fiyatları, su tüketimi ve muhtemel kirlilik endişeleri nedeniyle projelere itiraz ediyor. Bazı uzmanlar bu muhalefeti, istihdam kaybı gibi yapay zekaya yönelik genel kaygılarla da ilişkilendiriyor.

Geçen yıla kadar hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler tarafından büyük yatırım fırsatı olarak görülen veri merkezi projelerine kamuoyu desteği geriliyor.

Politico tarafından yayımlanan ankete göre, Amerikalıların yüzde 41’i bölgelerinde bir veri merkezi kurulmasına karşı çıkarken, yüzde 24’ü destek veriyor. Ocak ayında ise projelere karşı çıkanların oranı yüzde 28, destekleyenlerin oranı yüzde 36 seviyesindeydi.

Tasarının sponsorlarından Demokrat Milletvekili Kathy Castor, komisyonun gündemindeki düzenleme paketinin sorunu çözmede yetersiz kaldığını söyledi.

Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçi çoğunluğa işaret eden Castor, “Çoğunluğun, hane halkı elektrik faturalarını düşürmek için şu anda daha fazla adım atması gerektiğine inanıyorum. Partiler üstü tasarılar iyi birer ilk adım ancak enerji enflasyonunun yaşandığı bu dönemde yetersiz kalıyor” dedi.

Castor, federal düzenleyicilerin yeni enerji kaynaklarının şebekeye bağlanmasını hızlandırmasını öngören kendi tasarısının komisyonda görüşülmemesinden üzüntü duyduğunu ekledi.

Buna karşın Castor, yasanın geliştiricilere “Bir şirket veri merkezi kurmak istiyorsa ihtiyaç duyduğu enerji ve şebeke güncellemelerinin bedelini ödemelidir” mesajı vermesini takdir etti.

Biyolojik Çeşitlilik Merkezinden kıdemli iklim ve enerji politikaları uzmanı Camden Weber ise The Hill’e yaptığı değerlendirmede, “Kongrenin fiyat meseleleriyle ilgilenmesi olumlu. Bir erişilebilirlik krizi yaşıyoruz. İnsanlar faturalarını, özellikle de enerji faturalarını ödemekte zorlanıyor. Ancak veri merkezleriyle ilgili kaygılar sadece bununla sınırlı değil. Çevre sorunları, su kıtlığı, hava kirliliği gibi bir dizi mesele var. Bu tasarı niyet itibarıyla iyi görünse de yeterince ileri gitmiyor” ifadelerini kullandı.

Weber ayrıca yasanın eyaletler için bir zorunluluk değil, isteğe bağlı bir mekanizma öngörmesini de eleştirdi.

Buna karşın bazı milletvekilleri bu esnekliği tasarının olumlu bir yönü olarak değerlendiriyor.

Demokrat Milletvekili Troy Carter, komisyon oturumunda yaptığı konuşmada, “Önemli olan, Washington’ın Louisiana’ya dayatmada bulunmamasıdır. Bu tasarı eyalet düzenleyicilerini belirli bir tarife yapısını kabul etmeye zorlamıyor. Eyalet kamu hizmeti komisyonlarının değerlendirmesi için federal bir standart belirliyor; ardından bu standardın nasıl uygulanacağına kendi kararlarıyla yön vermelerini sağlıyor” dedi.

Carter, yerel yetkililerin bölgelerinin ihtiyaçlarını en iyi bilen aktörler olduğunu vurguladı.

Cumhuriyetçi komisyon sözcüsü Ben Mullany, yasanın politikalara etkisine ilişkin soruya e-posta ile yanıt vererek, şebekenin etkin çalışmasını sağlamak amacıyla eyaletler ve kamu hizmeti şirketleriyle ortak hareket ettiklerini kaydetti.

Mullany, “Tüketiciyi Koruma Yasası, özünde Kongreden eyaletlere güçlü bir sinyal gönderiyor. Eyaletlerin bu büyük bilgi işlem yüklerini incelemesi ve konut abonelerinin bu veri merkezleri için gereken elektriğin üretimi ile iletiminin mali yükünü taşımamasını sağlamak adına çalışması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Söz konusu yasal düzenleme teknoloji sektörünün tepkisiyle de karşılaşıyor. Birçok büyük teknoloji firması tarafından desteklenen Data Center Coalition (Veri Merkezi Koalisyonu), tasarıda yapılan ve kapsamı yalnızca veri merkezleriyle sınırlandıran son değişikliklere karşı olduğunu bildirdi.

Veri Merkezi Koalisyonu Başkanı ve Üst Yöneticisi (CEO) Josh Levi, grubun mevzuatın ilk halini ve amacını desteklediğini belirtti.

Levi, “Ancak Enerji ve Ticaret Komisyonunun yaptığı değişiklikler, tasarının kapsamını daraltarak sadece veri merkezi sektörünü hedef alıyor. Bu durum, ABD’deki operasyonlarını genişleten diğer sektörlerin büyük yük artışlarından doğan maliyetleri karşısında vatandaşları savunmasız bırakıyor” açıklamasını yaptı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English