Bizi Takip Edin

Diplomasi

Hindistan’daki Rosatom nükleer projesinde inşaat süresi üç yıl uzadı

Yayınlanma

Rusya devlet şirketi Rosatom’un Hindistan’da inşa ettiği Kudankulam Nükleer Güç Santralinin dört yeni ünitesinin maliyeti gecikmelerin ardından yüzde 55 arttı. Projenin toplam maliyetinin yaklaşık 14,4 milyar dolara ulaşmasıyla birlikte ilk ünitenin devreye girme tarihi Haziran 2027’ye ertelendi. Yapım sürecinde yaşanan yaklaşan üç yıllık gecikmede Ukrayna’daki savaş, salgın koşulları ve yaptırımların etkili olduğu bildirildi.

Rusya devlet kuruluşu Rosatom’un Hindistan’da sürdürdüğü Kudankulam Nükleer Güç Santrali projesinde yer alan dört yeni güç ünitesinin inşaat maliyeti, yaşanan gecikmelerin ardından 2024 yılından bu yana yüzde 55 oranında artış gösterdi.

Bloomberg’in aktardığına göre, her biri 1 gigavat kapasiteye sahip dört yeni reaktörün güncellenmiş toplam inşaat bedeli 1,38 trilyon Hindistan rupisine (yaklaşık 14,4 milyar dolar) ulaştı.

Hindistan hükümetinin verilerine göre, 3 ve 4 numaralı güç ünitelerinin inşaat maliyetinde yüzde 73’lük bir artış gerçekleşirken, 5 ve 6 numaralı ünitelerin maliyeti ise yüzde 40 oranında yükseldi.

Rusya, 3 ve 4 numaralı güç ünitelerinin inşası için daha önce Hindistan’a 4,2 milyar dolarlık devlet kredisi tahsis etmişti.

Projenin uygulama takvimindeki toplam gecikme süresi yaklaşık üç yıla ulaştı. Bloomberg, bu gecikmenin temel nedenlerinden birinin Ukrayna’daki savaşın yarattığı sonuçlar olduğunu belirtti.

Hindistan makamları ise gecikmede Kovid-19 pandemisinin etkilerine, belirli malzeme ile ekipmanların tedarikinde yaşanan güçlüklere ve yüklenici kuruluşların karşılaştığı sorunlara işaret etti.

Jeneratör ve ekipman tedarik süreçlerine değinen AO Atomstroyexport’un Hindistan projelerinden sorumlu başkan yardımcısı Andrey Lebedev, “Yaptırımlar çalışma temposunu etkiledi ancak riski yüzde 98 oranında bertaraf ettik” değerlendirmesinde bulundu.

Tamamlanma hedefi 2030 yılına ertelendi

Hindistan Atom Enerjisinden Sorumlu Devlet Bakanı Jitendra Singh, güncellenen çalışma takvimine ilişkin ayrıntıları paylaştı.

Singh’in verdiği bilgilere göre, dört yeni güç ünitesinden ilkinin Haziran 2027’de işletmeye alınması öngörülüyor.

Bakan Singh, dört reaktörün tamamındaki inşaat çalışmalarının ise Mart 2030 tarihine kadar bitirilmesinin planlandığını bildirdi. Hindistan makamları daha önce yaptıkları açıklamalarda, Kudankulam Santrali’ndeki tüm yeni güç ünitelerinin 2027 yılına kadar tamamlanacağını ifade etmişti.

Kudankulam Nükleer Güç Santrali, Rusya ile Hindistan arasında 1988 yılında imzalanan hükümetlerarası anlaşma çerçevesinde Rosatom katılımıyla inşa ediliyor. Her biri 1 gigavat kapasiteli ilk iki güç ünitesi 2013 ve 2016 yıllarında işletmeye alınmıştı.

Rusya projenin hayata geçirilmesi amacıyla Hindistan’a devlet kredisi sağlamayı sürdürüyor. İnşaat maliyetlerindeki bu yükselişin Yeni Delhi yönetimi üzerindeki mali yükü artırdığı ve üretilecek elektrik enerjisinin birim fiyatında artışa yol açabileceği kaydediliyor.

Diplomasi

ABD Dışişleri, Türkiye’nin F-35 şartlarını sağlamadığını açıkladı

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarını teslim etme sözüne rağmen Ankara’nın anlaşmanın hukuki şartlarını henüz yerine getirmediğini duyurdu. Bakanlığa göre Türkiye’nin uçakları alabilmesi için Rusya’dan satın aldığı S-400 hava savunma sistemlerinden vazgeçmesi ve yeni alım yapmama taahhüdünde bulunması gerekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye Amerikan F-35 savaş uçaklarının verileceğine ilişkin sözlerine rağmen ABD Dışişleri Bakanlığı, Ankara’nın anlaşmanın hukuki şartlarını henüz yerine getirmediğini açıkladı.

Bu koşullar arasında Türkiye’nin Rusya’dan satın aldığı S-400 uçaksavar füze sistemlerinden vazgeçmesi de yer alıyor.

Konuyla ilgili detaylar, ABD Dışişleri Bakanlığının mektubuna dayandırılarak Fox News tarafından aktarıldı.

Kanalın haberine göre ABD mevzuatı, Ankara Rus S-400 sistemlerinden ve bunlarla ilgili ekipmanlardan kurtulana kadar F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye verilmesini yasaklıyor.

Ayrıca Ankara’nın, ABD’nin talebi doğrultusunda bu sistemleri gelecekte de satın almama sözü vermesi ve Kongre tarafından belirlenen kalan sertifikasyon şartlarını karşılaması gerekiyor.

ABD Başkanı Trump, temmuz ayında yaptığı açıklamada Türkiye’nin beşinci nesil Amerikan savaş uçaklarını alacağını söylemişti.

Ankara, Rus S-400 komplekslerini satın almasının ardından 2019 yılında F-35 programından çıkarılmıştı. Washington yönetimi Ankara’ya yaptırım uygularken ABD Kongresi de Türkiye Rus hava savunma sistemlerini elinde tuttuğu sürece savaş uçaklarının satışını yasaklamıştı.

Euractiv sitesinin kaynaklara dayandırdığı haberinde, Türkiye’nin Amerikan F-35 savaş uçaklarını satın alabilmek amacıyla Rus S-400 füze savunma sistemlerini Rusya’ya iade etmek yerine Güney Kore’ye satabileceği iddia edilmişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov ise Türkiye’nin satın aldığı Rus S-400 uçaksavar füze sistemleri konusunu “aşırı hassas” olarak nitelendirmişti. Peskov, “Bu konuda Türk tarafıyla temaslarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’dan ABD’ye İran şartı: Silah karşılığında İHA desteği

Yayınlanma

Ukrayna, ABD ve Basra Körfezi ülkelerine insansız hava araçlarına karşı destek vermeye hazır olduğunu açıkladı. Politico’nun haberine göre Kiev yönetimi, İran’a karşı sağlanacak bu yardımın Washington’dan silah sevkiyatı yapılması şartına bağlı olduğunu bildirdi.

Ukrayna’nın, Washington’dan silah sevkiyatı yapılması şartıyla ABD ve Basra Körfezi ülkelerine önleyici insansız hava araçlarıyla yardım etmeye hazır olduğu bildirildi.

Politico gazetesinin Ukraynalı bir yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Kiev yönetimi Ortadoğu’daki askeri desteğini silah tedarikine bağlıyor.

Gazeteye konuşan Ukraynalı yetkili, “Bizi destekleyenleri desteklemeye hazırız. Ukrayna, dronlarla mücadele sistemleri oluşturmak için muazzam bir deneyime, modern teknolojilere ve uzmanlık bilgisine sahip. Hem Birleşik Devletler hem de Ortadoğu’daki ortaklarımız Ukrayna ile işbirliği yapmaktan çıkar sağlıyor ve bu karşılıklı bir durum” ifadelerini kullandı.

Politico’nun değerlendirmesinde, ABD’nin çatışmayı caydırma veya Hürmüz Boğazı üzerinden petrol sevkiyatını yeniden başlatma konusundaki seçeneklerinin azaldığı kaydedildi. Bazı ülkeler savaşa dahil olmaktan kaçınmaya çalışırken, diğer ülkelerin kendi şartlarıyla sürece dahil olduğu aktarıldı.

Doğu Avrupa ülkelerinden bir yetkili Politico’ya yaptığı açıklamada, ülkelerinin parlamentosunun çatışmaya katılımı onayladığını ancak bu desteğin Washington’a pahalıya patlayacağını belirtti.

Yetkili, “Baltık’ta daha fazla Amerikan askeri istiyoruz; bir tabur yerine en iyi tugayı veya en azından daha fazla taburu ve daha kalıcı bir esasla istiyoruz” dedi.

Yayınlanan haberde, Avrupa Birliği ülkelerinin ise çatışmalarda yer alma konusundaki isteksizlikleri nedeniyle ABD Başkanı Donald Trump’ın tepkisini çekmemek adına “dikkat çekmemeye” çalıştığı kaydedildi.

Finlandiya Dışişleri Bakanlığının eski çalışanı Joel Linnainmaki, “Avrupa’daki temel duygu, ‘Köstebek Vurmaca’ oyununu andıran savaş dinamiğinden duyulan yorgunluktur” değerlendirmesini yaptı.

Linnainmaki, çatışmalar ne zaman dursa iki tarafın da kaçınılmaz olarak yeni bir tırmanma evresine geçtiğini belirterek, Avrupalı liderlerin şu anda Trump’ın Avrupalılara yönelik yeni taleplerinden kaçınmak için fark edilmemeye çabaladığını ekledi.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, mart ayında yaptığı açıklamada Kiev’in Ürdün’deki ABD üslerini korumak amacıyla önleyici dronlar ve insansız hava aracı uzmanları gönderdiğini duyurmuştu.

Zelenski, “Hemen tepki verdik. ‘Evet, elbette uzmanlarımızı göndereceğiz’ yanıtını verdim” demişti.

Aynı ay içinde İran parlamentosunun Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, Tahran’a yönelik operasyonda İsrail’e insansız hava araçlarıyla yardım ettiği gerekçesiyle Ukrayna’nın meşru bir hedef olarak görülebileceği uyarısında bulunmuştu.

Patriot sistemleri için füze eksikliği yaşandığı bir dönemde Zelenski, mayıs ayı sonunda ABD yönetiminden bu füzelerin üretimi için Ukrayna’ya lisans vermesini talep ettiğini açıklamıştı.

Zelenski, ABD’deki mevcut üretim hacimlerinin var olan ihtiyaçları karşılamaya yetmediğini söylemişti.

Zelenski ve Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Hava Kuvvetleri temsilcileri, daha önce de hava savunma sistemleri için füze kıtlığı yaşandığını defalarca dile getirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD Dışişleri Bakanlığı, Afrika haritasındaki tüm ülkeleri yanlış etiketledi

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanlığı, bu hafta Brezilya’da düzenlenen küresel AIDS konferansında yapılan bir sunum sırasında gösterilen Afrika haritasında tüm ülkelerin isimlerini yanlış yazdı.

Reuters’ın OpenAI araçlarıyla hazırlandığını öne sürdüğü haritada Nijerya’nın denize kıyısı olmayan bir ülke olarak gösterilmesi, Mozambik’in Afrika Boynuzu’na yanlış yerleştirilmesi ve Fildişi Sahili’nin kıtanın diğer ucuna taşınması gibi hatalar yer aldı.

Reuters, Rio de Janeiro’da düzenlenen AIDS 2026 konferansında yapılan sunumun bir videosunu izledi.

Videoda, Dışişleri Bakanlığı’nın yeni sağlık anlaşmalarına ilişkin sunumun ortasında hatalı haritanın gösterildiği görülüyor.

Dışişleri Bakanlığı, haritasının yol açtığı “karışıklığı” kabul etti. Bakanlık, ortaya çıkan karışıklık için “tüm sorumluluğu” üstlendiğini ve haritanın, etkinlik öncesinde slayt sunumunu aceleyle değiştiren bir ekip üyesi tarafından hazırlandığını açıkladı.

Bu olay, Trump yönetiminin ABD’nin amiral gemisi niteliğindeki HIV girişimi olan PEPFAR’daki kesintilerinin halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ortaya çıkan raporların yayınlandığı bir dönemde meydana geldi.

Washington, dünyanın en büyük HIV salgınının yaşandığı Güney Afrika’ya yönelik PEPFAR fonlarını geri çekiyor.

Bir AIDS uzmanı, haritanın sadece “saygısız” olmakla kalmadığını, aynı zamanda ABD’nin küresel sağlık stratejisinin “gerçeklerle gevşek ilişkisini” de vurguladığını savundu.

Haritanın ekran görüntüleri ilk olarak AIDS uzmanı Emily Bass’ın Substack’te yayınladığı bir yazıda ortaya çıktı ve LinkedIn’de yaygın olarak paylaşıldı.

Bu paylaşımlardan biri yaklaşık 40.000 kez görüntülendi.

Atlantic Council’da yapay zeka ve jeopolitik konularına odaklanan Matt Petit, yazısında “Bu slaytı hazırlayan ve onaylayan kişi, Afrika’daki ülkelerin nerede olduğunu bilmiyordu ve yaptığı işi kontrol etme zahmetine girmedi,” diye yazdı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English