Bizi Takip Edin

Avrupa

Tuna’da rekor kuraklık bölgeyi vurdu: Nükleer santraller durdu

Yayınlanma

Tuna Nehri’ndeki rekor kuraklık nedeniyle Romanya, Cernavodǎ Nükleer Santrali’ne soğutma suyu yönlendirmek amacıyla nehirdeki kayaları askeri patlayıcılarla havaya uçurdu. Komşu Macaristan ise tek nükleer santralindeki üretimi yarıdan fazla düşürdü. Aşırı sıcaklar ve kuraklık, bölge genelinde ciddi bir enerji krizini tetikledi.

Romanya deniz kuvvetleri, kuraklığın vurduğu Tuna Nehri’nden ülkenin çalışan tek nükleer reaktörüne hayati önemdeki soğutma suyunu yönlendirebilmek amacıyla kontrollü bir patlatma operasyonu gerçekleştirdi.

Komşu Macaristan ise ülkenin tek nükleer santralinden yalnızca iki gün daha elektrik üretebileceğini açıkladı.

Tuna Nehri’ndeki su seviyelerinin tarihi dip noktaya gerilemesi, bölge genelinde enerji krizi endişelerini tırmandırırken Macaristan ve Romanya, nehir sularıyla soğutulan nükleer reaktörlerini ilk kez kapatmak zorunda kaldı.

Romanya, Cernavodǎ Nükleer Santrali’nde reaktör kapatılmasına yol açan düşük su seviyeleri ve elektrik üretimindeki düşüş nedeniyle ağustos ayı boyunca ülke çapında olağanüstü hal ilan etti.

Adevărul gazetesinin aktardığına göre askeri operasyonda 180 kilogram patlayıcı kullanıldı.

Su akışını engelleyen dev bir kayanın havaya uçurulduğu patlama sırasında nehirde metrelerce yükseklikte su sütunu oluştu.

Romanya Savunma Bakanı Radu Miruțǎ, 3 Ağustos 2026 Pazartesi günü yaptığı açıklamada “Nükleer santralin çarşamba veya perşembe gününden sonra çalıştığı her gün bir kazançtır. Santralin tek bir gün dahi çalışması, bu operasyonun maliyetinden üç kat daha verimlidir” diye konuştu.

Uzmanlar, gerçekleştirilen kontrollü patlatmanın yetkililere geçici bir set kurma imkanı tanıyacağını, böylece Cernavodǎ’da aktif kalan tek reaktöre giden kanala daha fazla su aktarılacağını belirtti.

Her iki ülkenin tek nükleer santrallerinin kapasite düşürmesi nedeniyle Macaristan ve Romanya, sıcak dalgasının elektrik talebini artırmasıyla birlikte pahalı elektrik ithalatına yöneldi. İki ülke de reaktör soğutma sistemi için Tuna Nehri’nin suyunu kullanıyor.

Macaristan’da SSCB döneminden kalan 44 yıllık Paks Nükleer Santrali’nde de üretim düşürüldü. Normal şartlarda ülke elektriğinin neredeyse yarısını sağlayan santral, şu anda kapasitesinin yarısından daha düşük bir seviyede çalışıyor.

Yetkililer daha önce Paks santralini pazar günü kapatmak zorunda kalabileceklerini duyurmuş, ardından tesisin pazartesi veya salı gününe kadar düşük kapasiteyle çalışabileceğini açıklayarak enerji arzında kısa süreli bir rahatlama sağlamıştı.

Macaristan Başbakanı Péter Magyar, santralin önümüzdeki hafta tamamen kapatılmasının beklendiğini bildirdi. Tuna Nehri’ndeki su seviyesinin reaktör soğutma sistemleri için yetersiz kalacağı tahmin edildiğinden, kapatma kararının birkaç hafta sürebileceği ifade edildi.

Magyar, X hesabından yaptığı paylaşımda “Pazartesi gününden itibaren bir enerji krizi durumu ortaya çıkabilir. Daha ağır sonuçların önüne geçmek için koordineli adımlara ve tasarrufa ihtiyaç duyulacak. Herkesin desteğini bekliyoruz!” ifadelerini kullandı.

Açıklamasını sürdüren Magyar, “Bugün ve belki yarın 240 megavat üreten son türbin çalışmaya devam edebilir. Tüketimin en yüksek olduğu günlerden birinde santralin tamamen durmasının önüne geçilmesi çok iyi bir haber” dedi.

Magyar, şirketlerin ve halkın gönüllü kısıntıları sayesinde pazar günü elektrik talebinin 700 megavat azaldığını ve şebeke üzerindeki baskının hafiflediğini belirtti.

Gönüllü kısıntılara katılan ilaç şirketi Richter, önümüzdeki üç hafta boyunca elektrik tüketimini yüzde 50’den fazla azaltacağını duyurdu.

Sırbistan’da da Tuna Nehri’ndeki rekor düşüş ülkenin ana hidroelektrik santralini yüzde 20 kapasiteyle çalışmaya zorladı. Başbakan Djuro Macut, pazartesi günü enerji sorunlarına odaklanan acil bir toplantıya başkanlık etti.

Önemli bir yağış beklenmediği için Tuna Nehri’ndeki su seviyelerinin önümüzdeki günlerde veya haftalarda yükselmesi öngörülmüyor.

Toplam 10 ülkeden geçen nehrin bazı kesimlerinde su seviyesi tarih boyunca kaydedilmiş en düşük noktalara geriledi.

Çekilen nehir suları kayaları, gemi batıklarını, İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir bombayı ve bir mamut fosilini ortaya çıkardı.

Tarih öncesi döneme ait kemikler, Bulgaristan’ın kuzeyindeki Ryahovo köyü sakini bir kişi tarafından ortaya çıkan nehir yatağında bulundu.

Yakındaki Rusçuk kentinde bulunan bölge tarih müzesinden uzmanlar inceleme yapmak üzere bölgeye sevk edildi.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English