Bizi Takip Edin

Ortadoğu

Doğu Kudüs’teki Hristiyan okulları grevde

Yayınlanma

Doğu Kudüs’teki birçok Hristiyan özel okulu, İsrail’in 70’den fazla öğretim görevlisinin giriş izinlerini yenilemediği bildirildikten sonra bir sonraki duyuruya kadar greve gitti.

Kudüs Hristiyan Eğitim Kurumları Genel Sekreterliği, bu kararın, İsrail’in önceden herhangi bir uyarıda bulunmaksızın giriş izinlerini yenilememesi ve bu durumun yeni eğitim-öğretim yılının başlamasını imkansız hale getirmesi üzerine alındığını belirtti.

Açıklamada ayrıca, personel eksikliği nedeniyle eğitim, idari ve sağlıkla ilgili okul faaliyetlerinin yanı sıra temizlik hizmetleri ile güvenlik ve emniyet prosedürlerinin düzgün bir şekilde yürütülememesi nedeniyle öğrencilerin öğrenim görebilecekleri “güvenli ve istikrarlı” bir ortamdan mahrum kaldıkları vurgulandı.

Doğu Kudüs’teki Ir Amim örgütünün verilerine göre, grevdeki okullar yaklaşık 15.000 öğrenciye hizmet veriyor.

Açıklamada şunlar söylendi:

“Bu krizin bir an önce çözülmesini, bu tür önlemlerin sona ermesini ve gelecekte tekrarlanmamasını diliyor ve umuyoruz. Böylelikle eğitim kurumlarımızın istikrarı korunacak, öğrencilerin düzenli ve güvenli eğitim alma hakkı garanti altına alınacak ve okullarımızın özgün eğitim, pedagojik ve insani misyonlarını sürdürmeleri mümkün olacaktır.”

Filistin Yönetimi tarafından yönetilen WAFA’ya göre grev, Doğu Kudüs’teki birinci sınıftan yedinci sınıfa kadar 45.000 öğrenciye İsrail müfredatının dayatılması planlarına ilişkin endişeler üzerine gerçekleşti.

İsrail, 1967’deki Altı Gün Savaşı’ndan sonra kendi müfredatını uygulamaya koymaya çalışmış olsa da bu girişim büyük tepkiyle karşılanmış ve planlar nihayetinde rafa kaldırılmıştı.

Daha yakın zamanda alınan önlemler, Filistinlilerin İsrail eğitim sistemi ve kamu hizmetleri sistemlerinde İsrail eğitimi almadan çalışma imkânlarını kısıtladı.

2018 yılında İsrail Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kudüs Üniversitesi de dahil olmak üzere Filistin kurumlarından alınan sosyal hizmet diploması tanınmasını iptal etti.

Ocak 2026’da Knesset, Filistin üniversitelerinden mezun olanların, İsrail akreditasyonu olmadan İsrail ve Doğu Kudüs’teki okullarda öğretmenlik yapmasını kısıtlayan bir yasa kabul etti.

Bu grevler, Filistin eğitim sektörünün zorluklarla boğuşmaya devam ettiği bir dönemde gerçekleşiyor.

Filistin Yönetimi’ne bağlı okullar, finansman sorunları nedeniyle dersleri haftada sadece üç güne indirmek zorunda kalırken, İsrail ise Doğu Kudüs’teki UNRWA faaliyetlerini durdurdu.

Ortadoğu

Irak, ABD güçlerinin kalış süresini uzatma önerisini reddetti

Yayınlanma

Irak hükümeti, Washington’ın bazı uluslararası koalisyon güçlerinin 30 Eylül’den sonra ülkede kalmasına yönelik talebini reddetti. Bağdat yönetimi ayrıca Şii silahlı grupların silah teslimini iki yıl erteleme ve faaliyetleri dondurma teklifini de kabul etmedi. Hükümet Sözcüsü Haydar el-Abudi, silahların devlet denetimine alınması sürecinin kararlılıkla sürdüğünü açıkladı.

Irak hükümeti, uluslararası koalisyon bünyesindeki bazı ABD güçlerinin 30 Eylül tarihinden sonra da ülkede kalmasını öngören Washington merkezli öneriyi reddetti.

Irak Hükümet Sözcüsü Haydar el-Abudi, Başbakan Ali Zeydi’nin direniş gruplarının silahsızlandırılması süreciyle bağlantılı olarak sunulan bu talebi geri çevirdiğini 31 Ağustos’ta düzenlediği basın toplantısında duyurdu.

Devlet medyasında yer alan bilgilere göre Abudi, Başbakan Zeydi’nin uluslararası koalisyona bağlı bazı askeri unsurların belirlenen tarihten sonra da Irak’ta kalması teklifini kabul etmediğini kaydetti.

Irak resmi haber ajansı INA’nın aktardığı açıklamada Abudi, “Hükümet; silahların devletin kontrolü altına alınması, bulundurulması ve kullanımının düzenlenmesi ve karar alma mekanizmasının birleştirilmesiyle ilgili prosedürleri ve taahhütleri tamamlamayı sürdürüyor. Devlet, toplumun işlerini yönetmek için yasal yetkisini kullanıyor” dedi.

Abudi, silahlı gruplarla yürütülen diyalog takviminin düzenli biçimde ilerlediğini, kararların ulusal çıkarlar doğrultusunda alındığını ve bölgesel gelişmeleri yakından takip eden Irak’ın herhangi bir çatışmanın tarafı olmayacağını vurguladı.

Grupların iki yıllık dondurma planına ret

The New Arab’ın haberine göre Iraklı silahlı gruplar, silahlarını doğrudan devlete teslim etmek yerine kendi depolarına kaldırmayı ve askeri faaliyetlerini iki yıl süreyle askıya almayı önerdi.

Şii öncülüğündeki ve söz konusu yapılarla bağlantılı Koordinasyon Çerçevesi’ne yakın kaynaklar, Bağdat yönetiminin bu teklifi de geri çevirdiğini bildirdi.

Iraklı üç siyasi kaynak, hükümete yakın zamanda sunulan tasarıda ismi açıklanmayan grupların silahlı operasyonlarını durdurmayı ve cephanelerini iki yıl boyunca belirlenen depolara yerleştirmeyi öngördüğünü, ancak kontrolü güvenlik güçlerine devretmeyi kabul etmediğini belirtti.

Habere göre Ketaib Hizbullah’ın da dahil olduğu gruplar, bu adımı ABD güçlerinin ülkedeki geleceğine bağladı ve liderlerinin hedef alınmayacağına dair güvence talep etti.

Silahsızlanma takviminde son durum ne?

ABD ve Suudi Arabistan’ın son dönemde Irak’ta Haşdi Şabi unsurlarını hedef alan hava saldırıları can kayıplarına ve yaralanmalara yol açmıştı.

2014 yılında IŞİD ile mücadele amacıyla kurulan ve zamanla resmi güvenlik mimarisiyle bütünleşen Haşdi Şabi, ülkedeki silahlı direniş gruplarıyla yakın temasını koruyor.

Hükümetin ABD askerlerinin kalışına yönelik olumsuz kararı, Ketaib Hizbullah’ın Bağdat’a karşı “sabrın tükenmekte olduğu” uyarısının ardından geldi.

Örgüt yetkilileri bu ay başında Irak güvenlik güçlerinin operasyonlar düzenlediğini ve üst düzey isimleri gözaltına aldığını açıklamıştı.

Bağdat yönetimi, ABD yönetiminin baskısı doğrultusunda geçen ay sonunda tüm silahlı grupların silahsızlanması için 30 Eylül’ü son tarih olarak belirlemişti.

Bazı örgütler silah teslimini kabul ederken Ketaib Hizbullah ve Nüceba Hareketi’nin aralarında bulunduğu yapılar bu karara karşı çıktı.

Gruplar, Washington ile Bağdat arasında varılan ve muharip güçlerin danışmanlık rolüne geçmesini öngören kademeli geçiş modeli yerine ABD güçlerinin Irak’tan tamamen çekilmesini talep ediyor.

Bu yıl İran’a yönelik ABD-İsrail savaşı sürecinde Iraklı gruplar, ülkedeki Amerikan unsurlarını hedef almıştı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Şeybani: İsrail ile diplomatik çözüm peşindeyiz

Yayınlanma

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani, Şam’ın ABD’nin arabuluculuğuyla İsrail ile “diplomatik bir çözüm” arayışında olduğunu belirtti.

Şeybani, Şam’ı ziyaret eden Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, “Saldırılar hâlâ devam ediyor. Yalnızca Temmuz ayında 65, Ağustos ayının ilk 18 gününde ise 52 sınır ihlali tespit ettik,” dedi.

“Kuneytra vilayetinde ve Şam kırsalında evlere yönelik baskın kampanyasını” kınayan Şeybani, Suriye makamlarının bu yıl İsrail işgal güçleri tarafından gözaltına alınan Suriyelilerin sayısını 147 olarak kaydettiğini ve “bunlardan 49’unun hâlâ gözaltında olduğunu” belirtti.

Şeybani şöyle devam etti:

“Bu zorluklara rağmen, hâlâ diplomatik bir çözüm seçeneğine bağlıyız ve bunu başarmak için ciddi bir şekilde çalışıyoruz. Amerika Birleşik Devletleri’nin arabuluculuğunda müzakereler yürütüyoruz.”

Danimarka Dışişleri Bakanı dün Şam’daki büyükelçiliği açtı. Danimarka, Suriye’deki büyükelçiliğini yeniden açan ilk AB ülkelerinden biri.

Suriye ve Danimarka, iki ülke arasındaki işbirliğine kurumsal bir çerçeve sağlamak üzere ikili bir ortaklık anlaşması hazırlama konusunda mutabık kaldı.

İki bakan ayrıca, Şam ile Kopenhag arasında 21 Eylül’de başlayacak olan direkt uçuşların, Danimarka’daki Suriyeli topluluğa hizmet edecek ve iki ülke arasındaki bağları güçlendireceğini duyurdu.

Tişrin Sarayı’nda düzenlenen ortak basın toplantısında Şeybani, tarafların Suriye-Danimarka İş Konseyi’ni ilke anlaşmasından pratik işbirliği için işleyen bir mekanizmaya dönüştürmeyi görüştüklerini söyledi.

Rasmussen, Danimarka iş dünyasının Suriye’ye yatırım yapmaya hazır olduğunu ve iki ülkenin, ekonomik ve güvenlik işbirliği de dahil olmak üzere karşılıklı çıkarlar temelinde kapsamlı bir ortaklık kurmayı hedeflediğini belirtti.

Danimarka Dışişleri Bakanı, ülkesinin Şam’daki Danimarka Enstitüsü’nü de en kısa sürede yeniden açacağını söyledi.

Rasmussen, Danimarka’nın tarım alanında önemli bir uzmanlığa sahip olduğunu ve bu sektörün geliştirilmesi konusunda Suriye’ye destek vermeye hazır olduğunu belirterek, Suriye’nin bölgenin “tahıl ambarı” haline gelme potansiyeline sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

İki taraf ayrıca, daha geniş kapsamlı iktisadi işbirliği ve Danimarka’nın Suriye’deki yatırım fırsatlarını da ele aldı.

Bakanlar, Danimarka’daki Suriyelilerin durumunu ve gönüllü geri dönüşü ele aldılar.

Şeybani, Suriye’nin kapılarının istisnasız tüm vatandaşlarına açık olduğunu ve Şam’ın onların güvenli ve gönüllü geri dönüşünü desteklediğini belirtti.

Rasmussen ise Danimarka’nın vatanlarına dönmek isteyen Suriyelileri desteklemek için planlar hazırladığını söyledi.

Şeybani, Suriye savaşı yıllarında Danimarka’nın sağladığı insani yardımı övdü ve Danimarka Mülteci Konseyi’nin mayın temizleme, su temini ve tarım ile geçim kaynaklarının desteklenmesi alanlarındaki çalışmalarını vurguladı.

Ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye’nin birliğini ve bağımsız ulusal karar alma sürecini destekleyen Danimarka’nın tutumunu memnuniyetle karşıladı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

İsrail’den Türkiye’ye karşı donanma hazırlığı

Yayınlanma

Jerusalem Post’un haberinde İsrail Donanmasının, Türkiye’nin denizlerdeki adımlarını caydırmak ve yeni bölgelere yönelmesine karşılık vermek amacıyla harekete geçtiği öne sürüldü. İsrail ordusunun Türkiye kaynaklı olası hamlelere karşı yüksek alarm durumunda olduğu iddia edilirken somut bir adıma dair ayrıntı paylaşılmadı.

İsrail Donanmasının, Türkiye’nin denizlerdeki “saldırganlığını” caydırmak ve Türk donanmasının İsrail açısından stratejik önem taşıyan yeni bölgelere yönelmesine karşılık vermek üzere harekete geçtiği iddia edildi.

İsrail merkezli Jerusalem Post gazetesinin haberinde, İsrail Donanmasının Türkiye’ye “Donanmasını istediği gibi hareket ettirebileceğini düşünüyorsa bunu yeniden değerlendirmek zorunda” mesajını iletmek istediği kaydedildi. Bununla birlikte haberde, donanmanın bu çerçevede attığı somut herhangi bir adıma yer verilmedi.

Gazetenin iddiasına göre İsrail ordusu, Türkiye’nin denizden, karadan veya havadan gelebilecek her türlü hamlesine karşı yüksek alarm durumuna geçti.

Olası senaryolar kapsamında Yunanistan ve Güney Kıbrıs yakınlarındaki bölgelerin yanı sıra Suriye ve Gazze’nin de değerlendirildiği öne sürüldü.

İsrail ordusunun Türk donanmasının askeri kapasitesini göz ardı edilemeyecek bir güç olarak gördüğü belirtilirken, İsrail kuvvetlerinin ne tür bir hazırlık yürüttüğü veya hangi somut kararları aldığı haberde açıklanmadı.

Suriye ve Gazze başlıkları gerilimin merkezinde

Haberde, İsrail ile Türkiye arasındaki gerilimde en kritik sahanın Suriye olduğu aktarıldı. İsrail’in, Türkiye’nin radar sistemi veya ilave askeri unsurlar yerleştirerek İsrail ordusunun bölgedeki hareket serbestisini kısıtlamasını engellemek gerekçesiyle Suriye’deki bir hava üssünü hedef aldığı hatırlatıldı.

Bunun yanı sıra İsrail’in, Gazze’de kurulması planlanan Uluslararası İstikrar Gücü’ne (ISF) Türkiye’nin katılmasına kesin bir dille karşı çıktığı biliniyor.

Gazetenin aktardığı İsrail ordusu değerlendirmelerinde, Ankara’nın Suriye politikasında dini saiklerin, Gazze yaklaşımında ise bölgesel nüfuz arayışının belirleyici olduğu öne sürüldü.

İsrail, Türkiye’ye karşı Mısır ile ortak zemin arayışında

Jerusalem Post, 26 Temmuz tarihli haberinde, Türkiye ile Mısır arasında süregelen yakınlaşma sürecine rağmen İsrailli savunma yetkililerinin Ankara’nın denizlerdeki hedeflerini dengelemek amacıyla Kahire ile işbirliği fırsatları gördüğünü yazdı.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısının, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de benzer bir güç konumuna gelmesini engelleme konusunda İsrail ile Mısır’ı birbirine yaklaştırabileceği savunuldu. İki ülkenin donanmaları uluslararası tatbikatlarda birlikte görev alsa da bu ortaklığın Akdeniz’de henüz kapsamlı bir sınamadan geçmediğine dikkat çekildi.

Mısır Savunma Bakanı Eşref Selim Zahir’in 13 Temmuz’da Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ise farklı yorumlara yol açtığı kaydedildi.

Bazı gözlemciler, bu temasın Türkiye ile Mısır’ın İsrail aleyhine yakınlaşabileceğine işaret eden yapısal bir değişimin göstergesi olduğunu savundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi arasındaki ikili ilişkiler, Müslüman Kardeşler konusundaki görüş ayrılıkları sebebiyle on yılı aşkın bir süre gergin kalmıştı.

Ankara ile Kahire arasında askeri işbirliği

Gazetenin aktardığına göre, son dönemde ivme kazanan ikili ilişkiler her iki tarafa da yeni imkânlar sağladı.

Mısır, Batılı aktörlerin müdahalesi olmadan Türkiye’nin gelişmiş askeri teknolojilerine erişim sağlarken; Ankara ise denizlerdeki hedeflerini tahkim edecek bölgesel bir ortak kazandı.

Askeri temasların diplomatik sınırları aşarak operasyonel uyuma dönüştüğü ifade edildi. Anadolu Kartalı tatbikatında Mısırlı pilotların Türk unsurlarıyla birlikte eğitim aldığı, ardından icra edilen Altın Kartal tatbikatında ise özel kuvvetlerin müşterek harekât kabiliyetinin sınandığı aktarıldı.

Uzmanlar, söz konusu adımları rutin tatbikatların ötesinde, bölgenin en güçlü iki ordusunun doktrinlerini yakınlaştırma süreci olarak değerlendirdi.

Jerusalem Post’a konuşan üst düzey İsrail Donanması kaynakları, Kahire ile Ankara arasındaki normalleşmeye rağmen Mısır’ın Türkiye’nin denizlerde hâkimiyet kurmasından rahatsızlık duyduğunu iddia etti.

Kaynaklara göre, Libya başta olmak üzere iki ülkenin bölgesel çıkarlarının ayrıştığı alanlar İsrail açısından yeni işbirliği zeminleri sunabilir.

Mısır’ın Türkiye’yi dengelemek amacıyla İsrail’in yanı sıra Yunanistan ve Güney Kıbrıs ile ortak hareket edebileceği öne sürüldü.

Bu kapsamda Yunanistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Dimitrios-Eleftherios Kataras’ın haziran ayı sonunda İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirdiği ve iki donanma arasındaki ortak koordinasyon mekanizmalarının geliştirildiği belirtildi.

Haberde, bir yanda İsrail, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve bazı Avrupa ülkelerinin, diğer yanda ise Türkiye ve Mısır’ın bulunduğu karşıt blokların oluşabileceği ihtimaline işaret edildi.

Kahire-Ankara hattındaki gelişmelerin seyrinden bağımsız olarak İsrail’in bölgedeki mevcut ittifak yapılarını koruduğu vurgulandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English