Rusya
Rusya, Arktik koridoru için 10 trilyon rublelik yatırım hedefliyor

Rusya Devlet Nükleer Enerji Şirketi Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Lihaçev, Arktik projelerinde 2030-2035 dönemine kadar 200 bin kişilik istihdam ihtiyacı doğabileceğini açıkladı. Lihaçev, bölgeye çalışan çekmek için yalnızca yüksek maaşların değil, gelişmiş kentsel altyapı ve sosyal imkanların da zorunlu olduğunu belirtti.
Rusya Devlet Nükleer Enerji Şirketi (Rosatom) Genel Müdürü Aleksey Lihaçev, Rusya’nın Arktik bölgesindeki projeleri için 2030–2035 yıllarına kadar 200 bin kişilik personel ihtiyacı oluşabileceğini açıkladı.
Expert dergisine mülakat veren Lihaçev, insanları Arktik’e çekmek için dönüşümlü çalışma modelinin ve yüksek maaşların tek başına yeterli olmadığını; gelişmiş bir şehir ortamı, okullar, sağlık hizmetleri, spor tesisleri ve mesleki gelişim fırsatlarının sağlanması gerektiğini vurguladı.
Lihaçev, ünlü bir Rus şarkısına atıfta bulunarak, “İnsanlar bu topraklara sadece ‘sisin ve tayganın kokusu için’ gitmiyor. Gelecek için gidiyorlar. Dönüşümlü çalışma için insanları romantizm ve yüksek maaşla çekmek halen mümkün olabilir” ifadelerini kullandı.
Arktik’in kalkınmasının altyapı inşasıyla eş zamanlı yürütülmesi gerektiğine dikkat çeken Lihaçev; limanların, demir yollarının ve filonun eş güdümlü geliştirilmesinin ve uygun sezonda kargo taşımacılığının garanti altına alınmasının önemine işaret etti.
Transarktik Koridoru için 10 trilyon rublelik bütçe
Lihaçev, Transarktik Ulaşım Koridoru’nun (TUK) finansal ve ekonomik modeli hakkında da bilgi verdi.
Projeler için 2030 yılına kadar yaklaşık 5 trilyon rubleye, takip eden beş yılda ise bir 5 trilyon rubleye daha ihtiyaç duyulacağını belirten Rosatom Genel Müdürü; finansman kaynaklarının özel sektör ve devlet bütçesinin yanı sıra kredi fonları ile uluslararası yatırımlardan oluşması gerektiğini ifade etti.
Lihaçev, söz konusu kaynağın kullanımına ilişkin olarak, “Bu parayla ulaşım altyapısı genişletilecek, filo köklü biçimde yeniden donatılacak. Burada mesele yalnızca buz kırıcılar değil, bu enlemlerdeki görevleri yerine getirmek için gerekli olan buz sınıfı ticaret gemileridir. Ancak şunu anlamak önemli: Bu para ‘donmuş toprağa gömülen’ bir kaynak değildir. İş dünyası için farklı bir gelir seviyesi, bütçe için farklı bir gelir seviyesidir” dedi.
Transarktik Ulaşım Koridoru altyapısı için gereken yatırımların 5 trilyon rubleyi aşacağı, daha önce Rusya Uzak Doğu ve Arktik’i Geliştirme Bakanı Aleksey Çekunkov tarafından da dile getirilmişti.
Çekunkov, Rus Arktik bölgesindeki madencilik ve hammadde projelerine yapılacak toplam yatırım hacminin 30 trilyon rubleyi geçeceğini, altyapı harcamalarının ise kaba bir hesapla bu tutarın yaklaşık yüzde 15’ine karşılık gelebileceğini açıklamıştı.
Kuzey lojistiğine Çin ve Ortadoğu merkezli yatırımcıların da ilgi gösterebileceğini belirten Çekunkov, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in daha önce Çinli denizcilik şirketlerine Kuzey Deniz Rotası üzerinden taşınan kargo hacmini 2030’a kadar 20 milyon tona çıkarma hedefi koyduğunu hatırlattı.
Lavrov’dan NATO’ya Kuzey Kutbu uyarısı: Çatışma riski artıyor
Kuzey Deniz Rotası (KDR), Arktik denizleri üzerinden geçen ve ağırlıklı olarak Rus hammaddelerinin Asya pazarlarına ihraç edilmesinde kullanılan bir ulaşım koridoru niteliği taşıyor.
2018 yılının sonundan itibaren rotanın operatörlüğüne Rosatom getirildi. Devlet şirketi güzergahın kapsamlı geliştirme planını hazırlarken, bünyesindeki Atomflot ise rota üzerindeki buz kırıcı eskort hizmetlerinden, yeni nükleer buz kırıcıların inşasından, Arktik limanlarının sularındaki tarama faaliyetlerinden ve diğer alanların koordinasyonundan sorumlu.
Rosatom yönetimi, söz konusu rotayı başta Süveyş Kanalı olmak üzere geleneksel lojistik yollara transit bir alternatif haline getirme hedefini sıklıkla yineliyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 2025 yılında hükümete ve Rosatom’a; Kuzey Deniz Rotası’nın yanı sıra Arktik limanlarına bağlanan demir yolu ve nehir hatlarını da kapsayan Transarktik Ulaşım Koridoru için kapsamlı bir kalkınma planı hazırlama talimatı vermişti.
Rusya
Rosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü

Milletlerarası Ticaret Odası Uluslararası Tahkim Mahkemesi, Finlandiya merkezli Fennovoima şirketinin Hanhikivi-1 Nükleer Güç Santrali inşaat sözleşmesini tek taraflı feshini hukuka aykırı buldu. Tarafların tahkim sürecinde karşılıklı milyarlarca avroluk tazminat talepleri yer alırken projenin toplam maliyeti 7 ila 7,5 milyar avro düzeyindeydi.
Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) Uluslararası Tahkim Mahkemesi, Finlandiya merkezli Fennovoima şirketinin Hanhikivi-1 Nükleer Güç Santrali’nin inşasına ilişkin sözleşmeyi tek taraflı feshini hukuka aykırı buldu.
Strana Rosatom yayın organının Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu (Rosatom) Genel Müdürü Aleksey Lihaçov’un açıklamasına dayandırdığı habere göre mahkeme, feshin gerçekleştiği tarih itibarıyla projenin dinamik biçimde ilerlediği ve Rosatom bünyesindeki şirketlerin santralin inşaat lisansını alma yolunda somut ilerleme kaydettiği sonucuna vardı.
Kararı değerlendiren Lihaçov, “Bugünkü zafer önemli fakat nihai bir nitelik taşımıyor. Farklı yargı mercilerinde Finlandiya projesine ilişkin haklılığımızı savunmayı sürdüreceğiz. Aynı zamanda şunu da eklemek isterim ki şayet mahkemelerde davalaşmak yerine projeyi ortaklaşa hayata geçirmeye devam etseydik Finlandiya en modern nükleer güç santraline kavuşacak, bununla birlikte ucuz ve yeşil elektrik elde edecekti” ifadelerini kullandı.
Rosatom temsilcileri, Finlandiya tarafından tahsil edilecek nihai tazminat ve alacak tutarlarının tamamlanan tüm yargı süreçlerinin ardından netleşeceğini bildirdi.
Rosatom ile Fennovoima, Hanhikivi-1 Nükleer Güç Santrali’nin inşasına yönelik sözleşmeyi 2013 yılında imzaladı.
Finlandiya’nın kuzeyinde kurulması planlanan tek reaktörlü santral projesinin toplam maliyetinin 7 ila 7,5 milyar avro seviyesinde gerçekleşeceği öngörülüyordu.
Finlandiya resmi makamlarının inşaat iznini verme süreci birkaç yıl gecikti. Fennovoima ise 2022 yılının ilkbaharında sözleşmeyi feshettiğini duyurdu.
Nükleer güç santrali inşaatının siparişçisi ve ana işvereni konumundaki şirket, Ukrayna’daki askeri harekatın proje risklerini tırmandırdığını ve lojistik tedarik zincirlerinin çoğunun kesintiye uğradığını gerekçe gösterdi.
Sözleşmenin feshine yönelik hukuki bir zemin görmediğini kaydeden Rosatom yetkilileri ise tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiklerini vurgulayarak Finlandiya tarafına fatura çıkaracaklarını ilan etti.
Yürütülen tahkim yargılaması kapsamında iki şirket karşılıklı olarak milyarlarca avroluk tazminat talebinde bulundu. Süreçte Fennovoima yaklaşık 2 milyar avro talep ederken Rosatom’un karşı talepleri 3 milyar avroyu buldu.
Rosatom, 2023 yılında uluslararası tahkim mekanizması üzerinden yeni bir adım atarak Finlandiya’daki Hanhikivi-1 Nükleer Güç Santrali’nin siparişçisine sağlanan 920,5 milyon avro tutarındaki kredinin vaktinden önce geri ödenmesini talep etti.
Genel Müdür Lihaçov, geçen yılın mayıs ayında yaptığı açıklamada nükleer santral projesindeki işbirliğinden çekilme sebebiyle oluşan zararları yargı yoluyla Finlandiya’dan tazmin ettirme niyetinde olduklarını kaydetmişti.
Lihaçov, söz konusu dönemde yaptığı değerlendirmede “Finlandiya hükümeti projeden sürekli kaçındı, Finlandiya iş dünyasının ise bu projeyi savunacak gücü ve imkanları yetmedi” diye konuşmuştu.
Rusya
Rusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı

Rusya hükümeti, Putin ile Trump arasındaki görüşmelerin ardından dizel yakıt ihracatındaki yasağı kısmen kaldırdı. İlk aşamada küresel pazara 500 bin ton dizel sevkiyatı yapılacağı açıklanırken, ABD yönetimi de Rus dizel operasyonlarına yönelik kısıtlamaları geçici olarak askıya aldı.
Rusya, Ukrayna krizi ve enerji piyasalarına yönelik atılan adımlar kapsamında kısmi olarak yürürlükten kaldırdığı dizel ihracat yasağı çerçevesinde küresel pazara 500 bin ton dizel yakıt sevkiyatı yapacağını duyurdu.
Rusya hükümetinden yapılan açıklamada, söz konusu kararın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasında varılan mutabakatlar uyarınca hayata geçirildiği bildirildi.
10 Ekim itibarıyla yürürlüğe giren karar doğrultusunda ilk aşamada dünya piyasasına 500 bin ton dizel yakıt tedarik edileceği belirtildi.
Hükümet açıklamasında, “İptal edilen kararın ardından Rus petrol şirketleri, hükümetle koordinasyon içinde yabancı iş ortaklarıyla dizel yakıt tedarik sözleşmelerini imzalamaya derhal başlayacaktır” ifadelerine yer verildi.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, alınan kararın Rus tüketicilerin çıkarlarını etkilemeyeceğini vurguladı.
Dizel yakıtın Rusya’daki rafinerilerde Rus petrolünden üretildiğini kaydeden Novak, üretim hacimlerinin hem iç piyasanın tüm ihtiyaçlarını eksiksiz karşılamaya hem de belirtilen miktarlarda dünya pazarına sevkiyat yapmaya elverişli olduğunu bildirdi.
Rusya’da dizel yakıt ihracatına yönelik yasak ilk olarak 31 Ocak 2026 tarihinde yalnızca üretici olmayan şirketleri kapsayacak şekilde yürürlüğe konulmuştu.
Hükümet, 9 Temmuz itibarıyla kısıtlamaları doğrudan üreticileri de kapsayacak şekilde genişleterek sertleştirmişti. Daha önce ekim ayı sonuna kadar uzatıldığı duyurulan yasak, güncel gelişmeler doğrultusunda kısmen esnetildi.
Vladimir Putin ve Donald Trump, 9 Ekim tarihinde bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Bu görüşmenin ardından ABD Başkanı Trump, Rus dizelinin tedariki konusunda anlaşmaya varıldığını duyurmuştu.
Trump, Rusya’nın ilk etapta Amerikan ve dünya piyasalarına 300 bin tondan fazla, kasım ayında 500 bin ton ve bu dönemin ardından 1 milyon ton yakıt göndermeyi kabul ettiğini açıklamıştı.
Trump ayrıca ilerleyen süreçte 3 milyon tonluk ilave sevkiyatın daha yapılabileceğini ve bu anlaşmanın dizel yakıt fiyatlarını hızla düşürmesini beklediklerini ifade etmişti.
Görüşmenin ardından ABD Hazine Bakanlığı, Trump’ın talimatıyla yaptırımlar nedeniyle daha önce yasaklanan Rus dizel yakıtı operasyonlarını ve ABD’ye sevkiyatları 7 Nisan 2027 tarihine kadar muaf tutan geçici bir genel lisans yayımladı.
Putin ise görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, Rusya’nın Amerikan ve küresel pazarlara petrol ile petrol ürünleri tedarik etmeye hazır olduğunu teyit ederek bunun küresel ekonomiye olumlu yansıyacağını belirtti.
Putin ayrıca iki liderin Ukrayna’daki çatışmanın çözümüne yönelik ihtimalleri, İran çevresindeki durumu ve ikili ilişkileri ele aldığını, başkanlık iddiaları, istihbarat teşkilatları ve diğer kurumlar aracılığıyla temasların sürdürülmesinde mutabakata varıldığını kaydetti.
Görüşmenin ardından Novak’ın ofisinden yapılan açıklamada, Rusya’nın ekim ayı içinde ABD’ye dizel sevk etmeye hazır olduğu bildirildi.
Novak, kasım ve aralık aylarında rafinerilerin bakım çalışmalarından çıkmasıyla birlikte ihracat hacminin artırılabileceğini belirtti.
Novak ayrıca Moskova’nın, Washington’ın küresel enerji piyasasının istikrara kavuşturulması ve enerji ticaretinin normalleştirilmesi yönündeki adımlarını olumlu değerlendirdiğini aktardı.
Rusya
Telegram kanalı Rıbar’ın kurucusu Mihail Zvinçuk Karadağ’da gözaltına alındı

Rus Telegram kanalı Rıbar’ın kurucusu Mihail Zvinçuk ve ekibi, Karadağ’da AB entegrasyonu belgeseli çekme şüphesiyle yürütülen polis operasyonunda gözaltına alındı. Operasyonun Risan kentinde düzenlendiği ve Zvinçuk’un eşi dahil beş kişinin alıkonulduğu aktarılırken, ABD Dışişleri Bakanlığı daha önce proje yöneticileri hakkında 10 milyon dolarlık bilgi ödülü duyurmuştu.
Rusya merkezli “Rıbar” (Rybar) adlı Telegram kanalının kurucusu Mihail Zvinçuk ve beraberindeki çalışanlar Karadağ’da gözaltına alındı.
Karadağ’da yayımlanan Vijesti gazetesinin güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Zvinçuk, ülkenin Avrupa Birliği (AB) ile entegrasyonu ile bu sürecin Karadağ turizmi ve ekonomisi üzerindeki etkilerine dair çekim yaptığı şüphesiyle alıkonuldu.
Haberde, Rıbar temsilcilerinin Karadağ’ın vize politikasını AB standartlarına uyarlama kararı üzerine bir belgesel çekmeyi planladığı kaydedildi.
Haberde ayrıca Karadağ istihbarat birimlerinin proje temsilcilerinin ülkeye gelişinden haberdar olduğu ve ekibi birkaç gün boyunca takip ettiği aktarıldı.
Operasyonun Karadağ polisi ile Ulusal Güvenlik Ajansı işbirliğinde yürütüldüğü bildirildi.
Zvinçuk ve beraberindekilerin 9 Ekim sabahı Karadağ’ın Risan kentinde gözaltına alındığı belirtildi.
Yakalananlar arasında Zvinçuk’un eşi ve projenin çalışanı Valeriya Zvinçuk ile üç kişinin daha yer aldığı kaydedildi.
Rıbar ekibi suçlamaları reddetti
Rıbar ekibi, kurucuları dahil Rus vatandaşlarının gözaltına alındığını doğrulayarak ülkede yasal gerekçelerle kaldıklarını ve yerel yasaları ihlal etmediklerini açıkladı.
Proje temsilcileri, Çetinye Manastırı’nda çekim yapmayı planladıklarını ve bunun için önceden resmi başvuruda bulunduklarını ifade etti. Ekip, Rusya Dışişleri Bakanlığı ile iletişim halinde olduklarını ve gözaltındakilerin serbest bırakılmasını beklediklerini duyurdu.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Karadağ’daki Rusya Büyükelçiliğinin olayın ayrıntılarını araştırdığını bildirdi.
Bünyesinde Telegram kanalı, Rutube kanalı ve VKontakte topluluğu barındıran Rıbar projesi, internet sitesinde hedefini “Basit ve etkili bir şekilde bilgi savaşı yürütmeyi ve Rusya’yı doğru taraftan göstermeyi biliyoruz” ifadeleriyle tanımlıyor.
Şirketleşme adımı Mart 2023’te atılan “Rıbar” limited şirketinin genel müdürü ve kurucu ortağı Mihail Zvinçuk olurken, eşi Valeriya Zvinçuk da üç kurucu ortaktan biri olarak kayıtlarda yer alıyor.
Şirketin ana faaliyet alanı reklam ajansı hizmetleri, gazete basımı ve diğer matbaacılık faaliyetleri olarak belirtiliyor.
ABD ve İngiltere’nin yaptırım listesindeydi
ABD Dışişleri Bakanlığı, Ekim 2024’te Rıbar ile bağlantılı kişilerin tespit edilmesini veya yerlerinin belirlenmesini sağlayacak bilgiler için 10 milyon dolara kadar ödül koymuştu.
Yayımlanan listede Mihail Zvinçuk’un yanı sıra kurumun “kreatif direktör” olarak tanımladığı Valeriya Zvinçuk da yer almıştı. ABD Dışişleri Bakanlığı, projenin “ABD seçimlerine müdahale faaliyetlerinde yer aldığını” kaydetmişti.
İngiltere yönetimi ise 9 Aralık 2025’te Zvinçuk ile Rıbar projesine yönelik yaptırım kararı almış, Temmuz 2026’da kısıtlamaları projenin 10 yönetici ve çalışanını kapsayacak şekilde genişletmişti. Yaptırımlar varlıkların dondurulmasını ve seyahat yasağını kapsıyor.
Diplomasi2 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Görüş2 hafta önceEast-West Forum: Dünyanın artık kaçınamayacağı bir diyalog
Asya2 hafta önceKuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik
Asya1 hafta önceÇin akaryakıt ihracatını durdurdu: Küresel pazarda tedarik daralıyor
Dünya Basını2 hafta önceÇin büyük güç kavramının anlamını nasıl dönüştürmek istiyor?
Asya2 hafta önceJapon iş dünyası heyeti Pekin’i ziyaret ederken Çin ‘tarihten ders çıkarma’ uyarısı yaptı
Dünya Basını2 hafta önceYarım trilyon dolarlık balon: Süper zeka söylemi gerçek zararları gizliyor
Dünya Basını7 gün önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor









