Diplomasi
G20 bakanlar zirvesine Amerikan ekonomi gündemi damga vurdu

G20 maliye bakanları, küresel faiz oranlarının yükselişi ve devasa borç yükü karşısında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde bir araya geldi.
Daha güçlü büyüme arayışı zirvenin ana gündemi olsa da, bu konudaki ayrıntılar ülkeden ülkeye farklılık gösteriyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, iktisadi büyümeye odaklanarak G20 maliye gündemini sadeleştirdi.
Maliye toplantısının açılış konuşmasında Bessent, yıllardır süren “görev sapması”nın grubu asıl amacından uzaklaştırdığını savundu.
Bu yılki gündemde, son yıllarda G20 toplantılarının ana gündem maddeleri olan iklim değişikliği ve eşitsizlik konularına ayrılan yer büyük ölçüde azaltıldı.
Bu durum, özellikle Avrupa delegasyonlarını büyük ölçüde tedirgin etti.
Bunun yerine ABD, deregülasyon, özel sektör yatırımları, küresel (ticari) dengesizlikler ve devlet borçlarına odaklandı.
ABD’li yetkililer, G20 üyelerinin büyümeye odaklanılması gerektiği konusunda Bessent ile büyük ölçüde hemfikir olduklarını belirtiyorlar.
Bununla birlikte, bir ekonomide işe yarayan bir şeyin, başka bir ekonomide aynı sonucu vermeyebileceğini kabul ediyorlar.
Örneğin Hazine Müsteşarı Erin Browne, konferansın kenarında Axios’a verdiği röportajda, “Bence Bakan Bessent’in ortaya koyduğu ilkeler; bunlar iyi anlaşılmış ve üzerinde uzlaşılmış ilkeler,” dedi ama ekledi:
“Fakat farklı ekonomilerin farklı zorlukları var. Burada Afrika Birliği’nden üyelerimiz var ve örneğin Almanya’dan çok farklı zorluklarla karşı karşıyalar.”
Browne, yurtdışı ticaret ve yatırımlardan gönderdiklerinden daha fazlasını alan ülkelere atıfta bulunarak, “Yeterli yatırım talebiniz olmadığı için fazla veren bir ülke olabilirsiniz ya da yeterli tüketim talebiniz olmadığı için fazla veren bir ülke olabilirsiniz,” dedi.
Fed Başkanı Kevin Warsh da açılış konuşmasında benzer bir noktaya değinerek “küresel ekonomide yaşanan muazzam değişim”den bahsetti ve “Hepimiz bunu biraz farklı şekilde yaşıyoruz,” dedi Warsh.
İklim değişikliği gündemde yer almamasına rağmen, Avrupalı yetkililer toplantı aralarında bu konunun hâlâ bir öncelik olduğunu belirttiler.
Avrupa Komisyonu Üyesi Valdis Dombrovskis gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu, iktisadi büyüme ve iktisadi dayanıklılıkla ilgili sorunun bir parçası,” dedi ve giderek daha fazla aşırı hava olayı gördüklerini, bunların da ekonomi ile kamu maliyesine zarar verdiğini savundu.
Dombrovskis şöyle devam etti:
“İran savaşından kaynaklanan bu yeni enerji açığı, fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltma ve yeşil üretimi güçlendirme ihtiyacını bir kez daha ortaya koyuyor.”
Bu arada, Çin’in ihracat patlaması, Avrupa’nın büyüme modeline ABD’ninkinden çok daha fazla baskı uyguluyor.
“Çin şoku 2.0”, Almanya’nın imalat sektörünü mahvediyor ve yetkilileri daha sert önlemler almayı düşünmeye zorluyor.
Nitekim Ekonomi ve Üretkenlik Komiseri Dombrovskis, “Analizden eyleme geçmek önemli,” dedi.
ABD’nin uyguladığı gümrük vergileri, Çin mallarının bir kısmının diğer pazarlara yönelmesine katkıda bulundu.
Bessent, “Gelişmiş dünyanın geri kalanına ve gelişmekte olan ülkelerin üst düzeylerine, ABD’nin gümrük vergisi duvarını diktiğinde Çin’den gelen fazla malların onların kıyılarına ulaşacağı konusunda uyarıda bulunmuştum. Ve ne yazık ki haklı çıktım,” dedi ve şöyle devam etti:
“Bu, ABD hariç G7-plus-plus’ın bir sorunu. Biz önlemlerimizi aldık… ve şimdi bu malları alan ülkelerin bu konuda bir şeyler yapması gerekiyor.”
Finansal İstikrar Kurulu’na başkanlık eden İngiltere Merkez Bankası Başkanı Andrew Bailey, toplantılar öncesinde G20 bakanlarını uyararak, İran savaşının enerji enflasyonunu ve faiz oranlarının yükselmesini tetikleyen “önemli bir arz şoku”na yol açtığını söyledi.
Bessent ise uzun vadeli iktisadi riski önemsiz göstermeye çalışarak, “Bu İran çatışmasının üstesinden geleceğiz ve dünya bu sayede daha iyi bir yer haline gelecek,” dedi.
Çin, G20 bildirisine karşı çıktı
Bessent Salı günü yaptığı açıklamada, “piyasa ekonomisi olmayan ülkelerin bitmek bilmeyen ucuz ihracat akışını sürdürmesinin sürdürülebilir olmadığı” yönündeki ortak bildirgeye karşı çıkan tek G20 üyesi ülkenin Çin olduğunu belirtti.
Bessent, diğer G20 üyelerinin “önümüzdeki günler, haftalar veya aylar içinde” “bu sürdürülemez dengeye ilişkin bir çözüme ulaşmak” için harekete geçeceğini belirtti.
Salı günü ilerleyen saatlerde Hazine Bakanlığı tarafından yayınlanan bildiride, Çin’in, 19 üyenin “ülkelerin dengesizlikleri şiddetlendiren piyasa dışı politika ve uygulamaları ortadan kaldırmak için adımlar atması gerektiği” konusunda mutabık kaldığı bir paragrafa itiraz ettiğini belirten bir dipnot yer alıyor.
Söz konusu paragrafta, “Özellikle, aşırı ve kalıcı dış fazla veren ülkeler, iç tüketimi kısıtlayan ve büyüme için ihracata aşırı bağımlılığa yol açan çarpıklıkları ortadan kaldırmalıdır,” deniyor.
Hazine Bakanlığı, Çin’in ayrıca, İran’ın ABD ile sürdürdüğü savaş kapsamında fiilen engellediği hayati bir petrol nakil yolu olan Hürmüz Boğazı’ndaki devam eden deniz taşımacılığı aksaklıklarına ilişkin endişeleri dile getiren bir paragrafa da itiraz ettiğini belirtti.
Çin ayrıca, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) “küresel dengesizliklere yönelik gözetimini” öven ve “dış borcunun önemli bir kısmını G20 üyelerine borçlu olan ülkeleri” özellikle vurgulayan paragraflara da karşı çıktı.
Bessent basın toplantısında, “Bugün oybirliğiyle kabul edilmiş bir ortak bildiri açıklayabilmeyi umuyordum,” derken, diğer 19 üyenin mutabakatının “sorunun ne kadar büyük olduğunu gösterdiğini” vurguladı.
Bessent ayrıca İran ve Çin meselesine dair şunları söyledi:
“İran konusunda Çin ile aramızdaki ortak noktalar, farklılıklarımızdan daha fazla. Çin, İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağı konusunda hemfikir. Çin, Hürmüz Boğazı’nda serbest deniz ticaretinin olması gerektiği konusunda da hemfikir. Çin, enerjisinin yüzde 50’sini Körfez’den temin ediyor. Bu nedenle, bir çözüm bulmak için çaba göstermenin Çin’e bağlı olduğunu ya da Çin’in sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Bunu nasıl hayata geçireceklerini göreceğiz.”
Avrupa ve Kanada’dan Çin konusunda karışık sinyaller
Dombrovskis bir basın toplantısında, Çin’in iktisadi dengesizliklerin başlıca kaynağı olduğunu belirtirken, ABD ve Avrupa’nın da bu dengesizliği gidermede üstlenmeleri gereken roller olduğunu söyledi.
Daha doğrudan ifadelerle, Almanya Maliye Bakanı Lars Klingbeil, ABD ve İsrail öncülüğündeki İran savaşının, devam eden ABD gümrük vergisi anlaşmazlıklarıyla birlikte, küresel ekonomiyi frenleyen belirsizliğin başlıca nedenleri olduğunu söyledi:
“Belirsizlik, iktisadi büyüme için zehirdir. ABD’nin sürdürdüğü gümrük vergisi çatışmaları, örneğin Kanada ile şu anki anlaşmazlık gibi, güveni yok ediyor.”
İngiltere, dengesizlikleri azaltmaya çalışmanın hassas bir konu olduğunu belirterek, Çin ile pragmatik bir ticaret ilişkisi sürdüreceğini açıkladı.
Yıl başından bu yana Çin ile daha yakın iktisadi bağlar kuran Kanada’nın Maliye Bakanı Francois-Philippe Champagne, ülkesinin diğer G7 ülkeleriyle aynı şekilde ve “net sınırlar” çerçevesinde Çin ile ilişkiler kurduğunu belirtti.
IMF Genel Direktörü Kristalina Georgieva, Reuters’a yaptığı açıklamada, Çin’in harekete geçmesi gerektiğini fark ettiğine inandığını, fakat Çin’in daha çok, aşırı ithalat talebine katkıda bulunan artan mali açıklarını azaltması gibi, ABD gibi diğer ülkelerle koordineli bir eylem çağrısında bulunduğunu belirtti.
Pazartesi günü geç saatlerde bir açıklama yapan Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama, G20’daki meslektaşlarına kritik minerallere yönelik keyfi ihracat kısıtlamalarının küresel ekonomiye zarar verdiğini ilettiğini söyledi.
Bu konu, G20 başkanının açıklamasına da dahil edildi.
Açıklamada, “Küresel tedarik zincirlerinin normal şekilde işleyişini sürdürmesini sağlamak için ülkeleri gereksiz ihracat kısıtlamalarından kaçınmaya çağırıyoruz,” denildi.
Pekin, ABD Başkanı Donald Trump’ın uyguladığı ve ABD dışındaki şirketleri de etkileyen gümrük vergilerine yanıt olarak, Nisan 2025’te nadir toprak elementlerine ihracat kısıtlamaları getirerek kritik minerallerin işlenmesindeki hakimiyetini de kullanmıştı.
ABD’den yapay zeka baskısı
ABD, Salı günü Kuzey Carolina’da düzenlenen ve sektörün önde gelen isimleri ile ticaret bakanlarının katıldığı bir toplantıda, G20 üyelerine yapay zeka düzenlemeleri konusunda müdahaleci olmayan bir yaklaşım benimsemeleri ve bu teknoloji için yeni kurallar getirmekten kaçınmaları yönünde baskı uyguladı.
ABD’nin hedefleri, neredeyse tamamı Amerikan olan dünyanın en büyük yapay zeka şirketlerinin düşünceleriyle büyük ölçüde örtüşüyor.
Bu şirketler, hızla büyüyen işleri için dünya çapında daha az düzenleme yapılmasını ya da kuralların kendileri tarafından şekillendirilmesini istiyor.
Federal hükümetin getireceği şartlar, yeni modellerin piyasaya sürülmesini yavaşlatırsa veya şirketleri güvenlik endişelerini gidermek için ürünlerinin işleyişini değiştirmeye zorlarsa, sektörün kârını olumsuz etkileyebilir.
İki günlük toplantıya eş başkanlık eden ABD teknoloji danışmanı Michael Kratsios, ülkelerin “Carolina İlkeleri”ni benimsemelerini savundu.
Kratsios, toplantıda G20 yetkililerine yaptığı açıklamada, bu ilkeleri imzalayan ülkelerin yapay zeka ile ilgili kurallar oluştururken “yeni düzenlemeleri yalnızca yeni hususlara ayırmayı” kabul ettiklerini söyledi.
Ayrıca bu ülkelerin, “keşifleri hızlandırmak için temel araştırmalara” yatırım yapacaklarını ve yeni teknolojiler için ticari fırsatları güçlendireceklerini de sözlerine ekledi.
Kratsios, “Politika yapıcılar her yeniliği tek başına ele almak zorunda değiller ve ortaya çıkan her teknolojiyi türünün ilk örneği olan bir politika sorunu olarak görmemelidirler,” dedi.
Büyük Teknoloji yöneticileri G20 bakanlarına seslenecek
SpaceX CEO’su Elon Musk, Salı sabahı Avrupa Birliği’nin teknoloji düzenlemelerini eleştirerek, AB’nin politikasının şirketler için “ilerlemeyi engellediğini” belirtti.
Ayrıca, Çin dışındaki liderleri veri merkezlerine enerji sağlamak üzere yeni enerji kaynakları geliştirmeye çağırdı.
ABD Ticaret Bakanlığı sözcüsü, Meta CEO’su Mark Zuckerberg’in, daha önce konuşma yapmayı planlayan şirket başkanı Dina Powell McCormick’in yerine video konferans yoluyla bakanlara hitap edeceğini söyledi.
Google sözcüsü Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Google DeepMind’ın kurucu ortağı Demis Hassabis’in de bakanlara video konferans yoluyla hitap edecek konuşmacılar listesine eklendiğini belirtti.
Reuters daha önce, OpenAI CEO’su Sam Altman ve Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın Çarşamba günü, toplantıya ev sahipliği yapan Ticaret Bakanı Howard Lutnick ile birlikte delegelerin karşısına ayrı ayrı çıkacaklarını bildirmişti.
Bir Beyaz Saray yetkilisi, G20 teknoloji toplantısında ABD’nin üye ülkelere, yapay zeka gelişimini denetlemek üzere yeni düzenleyici kurumlar kurmamaları konusunda baskı yapacağını söyledi.
Diplomasi
Çin’den Orta Doğu’daki çatışmalarda diyalog çağrısı

Çin’den Afrika ve Orta Doğu’da diplomatik ataklar yükselirken, üst düzey İranlı yetkili, Tahran’ın egemenliğini koruyacağını söyledi.
Çin’in en üst düzey diplomatı Wang Yi, pazartesi günü Pekin’de üst düzey İranlı yetkiliyle yaptığı görüşmede, Orta Doğu’daki çatışmaların siyasi yollarla çözülmesi gerektiğini bir kez daha vurgulayarak silahlı çatışmanın bir çıkış yolu olmadığını belirtti.
Çin devlet haber ajansı Xinhua’nın aktardığına göre Wang, İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Ali Bagheri Kani’ye, Orta Doğu’daki çatışmaları çözmenin yolunun diyalog ve müzakereden geçtiğini belirtti.
Wang ayrıca Çin’in, egemenliğini ve güvenliğini koruma konusunda İran’ı desteklediğini ifade etti.
Wang Yi, “Orta Doğu’daki çatışmalar uzadıkça ve daha geniş bir bölgeye yayılma riski arttıkça, diyalog ve müzakereler ileriye dönük tek uygulanabilir yol olmaya devam ediyor” dedi.
Wang, “Tüm taraflar, yeniden silahlı çatışmaya başvurmak yerine akılcı ve pragmatik bir anlayışla siyasi çözüme odaklanmalı” ifadelerini kullandı.
Çin Dışişleri Bakanlığına göre Kani, bölgesel duruma ilişkin İran’ın tutumunu aktararak Tahran’ın baskı ve tehditler karşısında güvenliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü kararlılıkla koruyacağını, bununla birlikte tüm taraflarla müzakerelere açık olmaya devam edeceğini söyledi.
Çin’den Orta Doğu ve Afrika’ya diplomatik seferberlik
Çin, yine pazartesi günü yaptığı açıklamada, üç özel temsilcisinin Orta Doğu, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu bölgesindeki ülkelere bir dizi ziyaret gerçekleştireceğini duyurdu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Orta Doğu Özel Temsilcisi Zhai Jun’un kasım ayının başı ile ortası arasında İran, Umman ve Suudi Arabistan’ı ziyaret edeceğini bildirdi.
Afrika İşleri Özel Temsilcisi Liu Xianfa da Etiyopya, Cibuti ve Mısır’a gidecek. Afrika Boynuzu İşleri Özel Temsilcisi Hu Changchun ise kasım ayı başında Eritre’yi ziyaret edecek.
Mao, “Çin’in özel temsilcilerinin bölge ülkelerine eş zamanlı ziyaretleri, barış görüşmelerini teşvik etmeyi, gerilimi azaltmayı ve bölgesel barış ile istikrarın korunmasında yapıcı bir rol oynamayı amaçlıyor” dedi.
ABD ara seçimleri sonrasında İran’a yeni saldırı ihtimali
Bu diplomatik hareketlilik, salı günü yapılacak ABD ara seçimlerinin ardından Washington ile Tahran arasındaki çatışmanın yeniden alevlenme tehdidinin ortaya çıktığı bir döneme denk geliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, seçimlerin ardından İran’a yönelik askeri operasyonların yeniden başlayabileceğini defalarca ima etti.
İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney ise geçen hafta, yeni saldırıların gerçekleşmesi halinde “coğrafi sınırlama olmaksızın derhal ve etkili” şekilde misilleme yapılacağı uyarısında bulundu.
Haberlere göre ABD yönetimi, bazı Körfez Arap ülkelerini ara seçimlerin ardından İran’a karşı düzenlenebilecek “kısa ve yoğun” bir askeri harekâta hazırlıklı olmaları konusunda uyardı.
Bu arada Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler arasındaki çatışma da ciddi biçimde tırmandı. Bu gelişmeler, Kızıldeniz’den geçen hayati önemdeki deniz ticaret yollarını tehdit ediyor.
Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı diplomasinin odağında
Coğrafi açıdan Mısır, Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz’in kuzey girişini kontrol eden stratejik bir konumda bulunuyor. Afrika Boynuzu’ndaki Eritre ve Cibuti ise Kızıldeniz’in güneyinde, Yemen ve Suudi Arabistan kıyılarının tam karşısında yer alan Babülmendep Boğazı’nın iki yanında bulunuyor.
Cibuti, aralarında Çin’in de bulunduğu çeşitli ülkelerin askeri üslerine ev sahipliği yapıyor.
Yaklaşık 138 milyonluk tahmini nüfusuyla dünyanın en kalabalık denize kıyısı olmayan ülkesi olan Etiyopya ise Afrika Boynuzu’nun iç kesimlerinde yer alıyor ve deniz ticaretine erişim konusunda büyük ölçüde Kızıldeniz’e bağımlı.
Kasım ayında gerçekleştirilecek ziyaretler, Pekin’in geçen ay çatışmanın önemli taraflarıyla yürüttüğü yoğun diplomatik temasların devamı niteliğinde olacak.
Bu temaslar kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanlığı Özel Temsilcisi Haldun el-Mübarek ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı Danışmanı Prens Halid bin Bender bin Sultan da Pekin’de görüşmeler gerçekleştirmişti.
İki hafta önce Wang Yi, Cibutili mevkidaşı Abdulkadir Hüseyin Ömer ile bir araya gelmişti. Görüşmede iki ülke, Kızıldeniz, Afrika Boynuzu ve Babülmendep Boğazı üzerinden geçen uluslararası deniz taşımacılığı güzergâhlarının güvenliğinin sağlanması çağrısında bulunmuştu.
Xi Jinping: Orta Doğu büyük güçlerin rekabet alanına dönüşmemeli
Öte yandan Umman Sultanı Heysem bin Tarık, pazartesi günü Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile görüştü.
Xi, görüşmede Orta Doğu’nun “büyük güçler arasındaki rekabetin ve jeopolitik çatışmaların sahnesine dönüşmemesi gerektiği” uyarısında bulundu.
Görüşmenin ardından yayımlanan Çin-Umman ortak bildirisinde Maskat yönetimi, Çin’in Orta Doğu’ya yönelik barış önerilerini desteklediğini ve Pekin’in bölgede kalıcı istikrarın sağlanmasında “daha büyük bir rol” üstlenmesini beklediğini açıkladı.
Diplomasi
Trump, olası seçim yenilgisinin faturasını NATO’ya çıkarabilir

NATO ülkeleri, yarın (3 Kasım) yapılacak ABD ara seçimlerinde en kötü senaryoya karşı hazırlık yapıyor.
POLITICO’ya konuşan beş NATO diplomatına göre, Avrupalı müttefikler, Cumhuriyetçilerin yenilgisinin Başkan Donald Trump’ı ittifaka yönelik saldırılarını önemli ölçüde artırmaya itebileceğinden endişe duyuyor.
Onların endişesi, Trump’ın iç politikada Kongre tarafından kısıtlanması durumunda, ABD ordusunun başkomutanı olarak daha serbest hareket edebildiği dış politika alanında mirasını pekiştirmeye çalışma ihtimali.
Diplomatlardan üçü, bunun Avrupa’dan binlerce askerin daha çekilmesi anlamına gelebileceğini söyledi.
“Genellikle görev süresi dolmak üzere olan başkanların dış politikada sergilediği tutum, hayal kırıklıklarını dışa vurma ile maceracılığın bir karışımıdır,” diyen üst düzey bir Avrupalı savunma yetkilisi, NATO’ya saldırmanın “Trump’ın dünya görüşünün tutarlı bir parçası gibi göründüğünü” ekledi.
Beyaz Saray Basın Sözcüsü Yardımcısı Olivia Wales, POLITICO’ya “Başkan Trump, NATO için herkesten daha fazlasını yaptı” dedi ve müttefiklerin 2035 yılına kadar savunma harcamalarını GSYİH’nin %5’ine çıkarma, Grönland’daki ABD askeri varlığını güçlendirme ve Rusya’nın Ukrayna’daki topyekûn savaşını sona erdirme çabaları konusunda anlaşmalar sağlamadaki başarılarına atıfta bulundu.
Fakat Wales, İran’daki savaş konusunda “Başkan, NATO müttefiklerimizin ABD’nin yanında olması gerektiği konusunda kararlılığını sürdürüyor,” dedi ve şunları ekledi:
“Başkan, Batı’nın kontrollü çöküşünü asla kabul etmeyecek ve yurt içinde ve yurt dışında çıkarlarımızı pişmanlık duymadan savunmaya devam edecek.”
Demokratların Temsilciler Meclisi’ni kazanması ve Senato’da kontrolü ele geçirmesi beklenirken, Trump’ın kişisel onay oranları tarihinin en düşük seviyesine geriledi.
Bu endişeler, ara seçimlerden haftalar önce ABD’nin Ukrayna’ya yönelik Starlink uydu hizmetlerini kesmesi ve Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında yeni bir yakınlaşma yaşanmasının ardından artan transatlantik gerilimleri vurguluyor.
NATO diplomatlarından biri, seçimlerin kaybedilmesi durumunda Trump için, “Çok sinirlenebilir. [O durumda] çok sert davranacaktır,” dedi.
Endişelerin merkezinde, Aralık ayına kadar yapılması beklenen Avrupa’daki ABD kuvvetlerine ilişkin yaklaşan gözden geçirme yer alıyor.
Üç diplomat, Trump’ın yurt içinde yasama faaliyetlerinin engellenmesi durumunda, MAGA tabanını harekete geçirmek için bu geri çekilmenin kapsamını önemli ölçüde artırmaya çalışabileceğini söyledi.
Eski bir NATO yetkilisi ve Britanya merkezli Royal United Services Institute (RUSI) düşünce kuruluşunda seçkin araştırmacı olan Oana Lungescu, başkanın kıtadaki ABD varlığının devamını, Avrupa’nın Ukrayna’da ABD destekli bir barış anlaşmasını kabul etmesine bağlamaya da karar verebileceğini belirtti:
“Tüm bu konuların, yani ABD’nin askeri varlık gözden geçirmesi, Ukrayna, Avrupa güvenlik düzeni… bir şekilde Putin ile yapılacak çok daha büyük bir anlaşmanın parçası olarak ele alınması riski var, bu da Avrupa’nın güvenliği açısından çok tehlikeli bir durum yaratır.”
Diplomatlar, Trump’ın ayrıca ittifakın ortak fonuna yapılan ABD katkılarını azaltma, Ukrayna için NATO destekli PURL silah satın alma programını sınırlama ve Rusya ile ilişkileri daha da derinleştirme yönünde adımlar atabileceğini belirttiler.
Cumhuriyetçilerin seçimlerde büyük bir yenilgiye uğraması, Pentagon’da da büyük değişikliklere yol açabilir ve bu durum, şu anda Pentagon’da hazırlanan tüm planlar üzerinde domino etkisi yaratabilir.
Savunma Bakanı Pete Hegseth, milletvekillerine, özellikle de Demokratlara bütçe ve operasyonlar hakkında düzenli brifingler vermeyi reddetmesi nedeniyle Kongre’de son derece sevimsiz bir figür haline geldi.
Popülaritedeki bu düşüş, Trump’ın seçimlerde ağır bir yenilgiye uğraması halinde Hegseth’in görevden alınabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.
Bunun nedenlerinden biri de, Demokratların çoğunlukta olduğu bir Kongre’nin, Hegseth’e, onlarca general ve amirali sebepsiz yere görevden alması ve İran’la süren ve tıkanma noktasına gelen savaş nedeniyle soruşturmalar açacağı düşüncesi.
Bu duruşmalar ve soruşturmalar, Hegseth ve ekibinin elini kolunu bağlayacak ve yönetim için utanç verici bir durum yaratabilir.
Hegseth görevinden ayrılırsa, Pentagon’da bir geçiş dönemi yaşanacak ve bu da ABD birliklerinin Avrupa’dan çekilmesine ilişkin kararların haftalarca hatta aylarca ertelenmesine neden olabilir.
Teorik olarak, Temsilciler Meclisi ve Senato’da Demokratların çoğunlukta olması, ABD yasaları şu anda Avrupa’daki asker varlığı için 76.000 kişilik bir alt sınır getirmiş olsa bile, Trump’ın manevra alanını dışişleri ve savunma konularında bile kısıtlayacak.
Fakat Defense Priorities düşünce kuruluşunda kıdemli araştırmacı olan Jennifer Kavanagh, “En azından asgari asker sayısının hukuki incelemeye dayanabileceği şüpheli ve her halükarda Trump, mahkemeleri görmezden gelmeye son derece istekli davrandı. Trump yönetimi, Kongre’nin finansman yönergelerini düzenli olarak göz ardı ederek, yasama organının yetki vermediği faaliyetlere para harcadı,” dedi.
Trump daha kapsamlı bir asker çekilmesine karar verirse, Avrupa’nın elektronik harp yetenekleri, hava savunma sistemleri, istihbarat ve keşif desteği, havada yakıt ikmali ve bazı lojistik türleri dahil olmak üzere kaynakları yenilemekte “en büyük zorluğu” yaşayacağını belirtti.
Diğer müttefikler ise Trump’ın NATO’ya ağır darbe indireceği konusunda daha şüpheci.
Karadağ Savunma Bakanı Dragan Krapović, POLITICO’ya verdiği demeçte, “Trump’ın NATO’dan ayrılacağına dair sürekli spekülasyonlar var… fakat bu şimdiye kadar gerçekleşmedi. Avrupa’daki asker sayısının azaltılmasına ilişkin nihai kararı Kongre veriyor,” dedi.
Gelgelelim “Başarı olasılığı yüksek varsayımlarda bulunmak için rasyonel kararlar alan bir inceleme nesnesine ihtiyaç vardır,” diyen altıncı bir NATO diplomatı, Trump ile bu noktaya geldiklerini sanmadığını ekledi.
Diplomasi
Erdoğan, Güney Kore’ye nükleer ve AI ortaklığı teklif edecek

Üç günlük Güney Kore gezisine başlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Asya ülkesi ile nükleer enerji, yapay zeka (AI) ve savunma alanlarında işbirliği yapmak istiyor.
Bugünkü (2 Kasım) ziyaretine başlamadan önce Güney Kore’nin resmi haber ajansı Yonhap’a konuşan Erdoğan, Türkiye’nin planladığı Sinop nükleer santralinin geliştirilmesinde bir ortak olabileceğini söyledi.
Cumhurbaşkanı, devlet kuruluşu Korea Electric Power Corp ile Karadeniz projesinin teknik ve iktisadi şartlarını incelediklerini söyledi.
Erdoğan, Ankara’nın bir ortak seçmeden önce finansman, elektrik maliyetleri ve Türk ekonomisine sağlayacağı faydaları değerlendireceğini de sözlerine ekledi.
Seul ve Ankara, geçen yıl Cumhurbaşkanı Lee Jae Myung’un Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında nükleer enerji alanında işbirliğine ilişkin bir mutabakat zaptı imzalamıştı.
Anlaşma, reaktör teknolojisi, saha değerlendirmesi, ruhsatlandırma, finansman ve iş modelleri alanlarındaki işbirliğini kapsıyor.
Cumhurbaşkanı, “Bu konuyla ilgili Kore ile yürüttüğümüz müzakerelere büyük önem veriyoruz. Koreli dostlarımızın nükleer enerji alanındaki deneyimlerinin farkındayız,” dedi.
Erdoğan, Yonhap’a verdiği mülakatta savunma, yarı iletkenler, yapay zeka ve robotik alanlarını da potansiyel işbirliği alanları olarak belirledi ve Güney Kore’den daha fazla yatırım ve ortak üretim çağrısında bulundu.
Erdoğan, “Amacımız, bu potansiyel fırsatları somut girişimlere dönüştürmek, şirketlerimiz için iş fırsatlarını kolaylaştırmak ve karşılıklı yatırımları artırmak,” dedi.
Ülkelerin 15 milyar dolarlık ikili ticaret hedefi doğrultusunda çalıştıklarını belirten Erdoğan, Güney Kore lehine olan dengesizliğin giderilmesi için çaba gösterilmesi çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı, Güney Kore’nin Türkiye’nin PD170 turbo dizel uçak motoruna gösterdiği ilgiyi memnuniyetle karşıladı ve insansız hava araçları, motor teknolojileri ve elektronik sistemler gibi alanlarda ikili savunma sanayi işbirliğini genişletmek için önemli fırsatlar gördüğünü belirtti.
Erdoğan şöyle devam etti:
“Güçlü üretim altyapısı, nitelikli işgücü ve stratejik konumu ile Türkiye, Koreli yatırımcılara önemli fırsatlar sunuyor. Güney Kore’nin teknoloji ve inovasyon alanındaki uzmanlığını Türkiye’nin üretim gücüyle birleştirerek çok daha büyük başarılara imza atabiliriz.”
Erdoğan, mevcut ikili işbirliğinin örnekleri olarak Hyundai Motor Group’un Türkiye’deki uzun süredir devam eden otomotiv üretim faaliyetlerini ve POSCO’nun çelik sektöründeki yatırımlarını gösterdi.
Aynı zamanda Hyundai’nin İzmit’teki fabrikasında elektrikli araç üretimine başlamasını memnuniyetle karşıladı.
Ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndan geçenler de dahil olmak üzere küresel enerji piyasaları ve ticaret yollarına yönelik ciddi risklere işaret ederek, Güney Kore’nin Türkiye’nin ulaştırma ve lojistik altyapısına daha fazla yatırım yapması çağrısında bulundu.
“Mevcut kriz, uluslararası ticaret için güvenilir alternatif güzergâhlar geliştirmenin ne kadar hayati önem taşıdığını bir kez daha ortaya koydu,” diyen Erdoğan, tarihi Hicaz Demiryolu’nu yeniden canlandırma planları da dahil olmak üzere, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan ulaştırma ve lojistik bağlantılarını genişletmeye yönelik Türkiye’nin çabalarına dikkat çekti.
“Kore şirketlerinin Türkiye’nin bölgesel ulaştırma ve lojistik yatırımlarına daha fazla katılımını arzu ediyoruz,” diyen Erdoğan, Ankara’nın ülkede yatırım yapmak isteyen Kore firmalarını desteklemeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
Erdoğan, iki ülkenin uzun soluklu dostluğunu geleceğe taşımaları çağrısında bulunarak, aralarındaki bağı “kanla pekiştirilmiş” bir bağ olarak nitelendirdi:
“Nesiller boyu aktarılan kardeşlik ve karşılıklı güven bağları, ilişkilerimizin merkezinde yer alıyor. Bu değerli mirası gelecek nesillere daha da güçlü bir şekilde aktarmak bizim sorumluluğumuz. Ziyaretimizin, iki ülke arasındaki işbirliğini daha da ileriye taşımak için somut adımların atılmasına zemin hazırlayacağına inanıyorum.”
Güney Kore ve Türkiye, gelecek yıl diplomatik ilişkilerin 70. yıl dönümünü kutlayacak.
Diplomasi1 hafta önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Amerika2 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Görüş2 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi1 hafta önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını2 hafta önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar
Dünya Basını2 hafta önce“Tescilli aşırı sağcı”: Alman parti sisteminin bumerangı
Asya6 gün önceMao gafı krize yol açtı: Mbappe özür diledi, Çin’de boykot başladı










