Bizi Takip Edin

Avrupa

AB, 15 milyar avroluk teknoloji finansman paketi açıklayacak

Yayınlanma

Avrupa Yatırım Bankası (EIB), bugün AB başkentleri ve özel yatırımcılarla birlikte Avrupa teknoloji şirketlerinin büyümesine destek olmayı amaçlayan 15 milyar avroluk bir girişimi duyuracak.

Kıtadaki startup’lar, on yıllardır Atlantik’in bu yakasında büyümek için gerekli olan büyük ölçekli finansman turlarını toplamakta zorlanıyor ve genellikle genişledikçe ABD’li yatırımcılara başvuruyor ya da yurtdışına taşınıyor.

EIB Başkanı Nadia Calviño, “Arayı kapatıyoruz. Şimdi hızlanmamız gerekiyor,” dedi.

EIB, mevcut Avrupa Teknoloji Şampiyonları Girişimi kapsamında, AB genelinde yüksek büyüme potansiyeline sahip şirketlere yatırım yapan fonlar kurmak üzere altı AB hükümetiyle halihazırda kaynaklarını birleştirmişti.

Calviño, girişimin “çok başarılı” olduğunu belirterek, Alman yapay zeka çeviri şirketi DeepL de dahil olmak üzere değeri 1 milyar avronun üzerinde olan 12 Avrupalı “unicorn” şirketi desteklediğini söyledi.

Banka şimdi, programı orijinalinin neredeyse dört katı büyüklüğünde yeni bir aşama ile genişletiyor.

Santander ve Danske Bank gibi özel yatırımcıların yanı sıra yirmi beş AB hükümetinin de programa katılması bekleniyor.

Bu ilk 15 milyar avro, 80 milyar avroya kadar yatırımın harekete geçirilmesini amaçlıyor. Calviño, bu tahminin önceki programlar kapsamında elde edilen çarpan etkilerine dayandığını belirtti.

Bu çabaların bir parçası olarak EIB, muazzam sermaye havuzlarını yöneten ama tarihsel olarak ABD’li muadillerine kıyasla teknoloji yatırımlarına daha az kaynak ayıran Avrupa emeklilik fonlarını da çekmeyi hedefliyor.

Calviño, yeni fonlamanın yanı sıra EIB’nin, Avrupa Komisyonu’nun Scaleup Europe Fund’ı, Fransa’nın Tibi girişimi ve Almanya’nın Win girişimi dahil olmak üzere mevcut Avrupa ölçekli büyüme girişimleri için tek bir erişim noktası sağlayan bir platform oluşturacağını belirtti.

Avrupa

KNDS, AB’ye “tankları unutmayın” dedi

Yayınlanma

KNDS, Avrupa’nın silahları seri üretim yoluna sokma çabasının, gelişmiş askeri yeteneklerin aleyhine olmaması gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

AB Savunma Komiseri Andrius Kubilius, birkaç aydır Avrupalı silah üreticilerini “haute couture” (yüksek moda) sistemlerinden vazgeçmeye ve bunun yerine üretimi artırmak için “yeterince iyi” teçhizata odaklanmaya çağırmıştı.

Fakat KNDS’nin Uluslararası Gelişimden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Marcel Grisnigt, salı günü NATO Zirvesi Savunma Sanayii Forumu’nun kenarında Euractiv’e verdiği demeçte, her şeyin uygun maliyetli ve seri üretilebilir olamayacağını savundu.

Silahlı kuvvetlerin her zaman bazı sofistike sistemlere ihtiyaç duyacağını belirten Grisnigt, örnek olarak cephede insansız hava araçlarını ve araçları izleyen ve kontrol eden savaş tankları ile topçu sistemlerini gösterdi.

Grisnigt ayrıca, “Neyin yeterince iyi olduğuna karar verecek tek bir kişi var, o da sahada bu ekipmanlarla çalışmak zorunda olan askerlerdir,” dedi.

Silah üreticisi, Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana yeni fabrikalar açtı ve Alstom’un Görlitz’deki demiryolu fabrikası gibi mevcut üretim hatlarını yeniden tasarladı.

Ukrayna, hava ve insansız hava aracı savunmasında giderek artan bir şekilde entegre bir yaklaşım benimsedi ve farklı üreticilere ait önleme sistemlerini tek bir komuta ve kontrol yazılımı aracılığıyla birbirine bağlayarak bunları insansız platformlarla entegre etti.

Grisnigt, bu düzenlemenin operatörlerin insansız hava araçlarını, sensörleri ve savunma sistemlerini daha verimli bir şekilde koordine etmesini sağladığını ve bir hedefi etkisiz hale getirmek için gereken atış sayısını azalttığını belirtti.

Ukrayna, 2022 yılından bu yana insansız hava araçlarının kullanımı ve üretiminde öncü rol oynuyor.

Fakat Grisnigt, insansız hava araçlarının tam anlamıyla otonom olabilecek kadar olgunlaşmadığını ileri sürdü.

KNDS yöneticisi, “İnsansız hava araçları, insanlı sistemlerin, ana muharebe tanklarının veya piyade araçlarının yakınında kalmalı,” dedi.

Silah üreticisi, bu yeteneklerin daha uygun maliyetli hale gelmesinin bir yolunun, ABD’nin “Modüler Açık Sistem Yaklaşımı” kapsamında yapıldığı gibi, standardizasyonu ve modüler, birbiriyle uyumlu bileşenlerin kullanımını artırmak olduğunu öne sürüyor:

“Leopard tankı asla dünyadaki tek tank olmayacak. Örneğin şasi veya fırlatıcılardan başlayarak akıllı bir standardizasyon, birlikte çalışabilirliğe hizmet eder ve tüm tedarik zinciri boyunca ölçek ekonomisinden yararlanılmasını sağlar.”

Yöneticiye göre açık mimariler, tedarik zincirindeki parçaların standartlaştırılması için bir ön koşul.

Öte yandan Grisnigt’e göre bu strateji, nihai ürün için de geçerli:

“Hayalim, Avrupa sistemlerinde Amerikan füzelerini kullanabilmemiz ve bunun tersinin de mümkün olması.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Ukrayna’nın Patriot üretimi yıllar alacak

Yayınlanma

ABD’den Patriot hava savunma sistemi füzeleri üretmek için lisans alan Almanya ve Japonya’nın yaşadığı üretim zorlukları, benzer bir izin almayı bekleyen Ukrayna için uyarıcı bir örnek teşkil ediyor. Almanya aradan geçen zamana rağmen henüz tek bir füze bile üretemezken, Japonya’nın yıllık üretimi oldukça sınırlı bir düzeyde kalıyor.

Almanya ve Japonya daha önce ABD’den Patriot hava savunma sistemleri için füze savar üretme lisansı aldı ancak Berlin henüz bu süreci başlatamadı, Tokyo ise son derece düşük hacimlerde mühimmat üretiyor.

The New York Times (NYT) gazetesi, bu durumun benzer bir izin verilmesi planlanan Kiev yönetimi için “uyarıcı bir hikaye” olması gerektiğini yazdı.

Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre ABD, eski Amerikan Başkanı Joe Biden yönetiminin Ukrayna’daki askeri operasyonların başlaması nedeniyle Avrupa’nın füze savunma kapasitesine ilişkin endişeleri üzerine, Berlin’e lisansı 2022 yılında verdi. Almanya bu lisans kapsamında Patriot için füze savar üretecek bir fabrika kurma hakkı elde etti.

Bu iznin ardından 2024 yılı için bir sözleşme imzalandı. Sözleşmeye göre Alman fabrikasının bizzat Federal Almanya Cumhuriyeti ordusunun yanı sıra İspanya, Hollanda ve Romanya’ya 1000 adede kadar füze teslim etmesi gerekiyordu.

NYT, Schrobenhausen kentinde bulunan tesiste şu ana kadar henüz tek bir füze bile üretilmediğini açıklıyor. Tesisin füze savar üretimine ancak gelecek yıl başlaması bekleniyor.

Japonya ise lisansı çok daha önce, 2005 yılında aldı. O dönemde Japon hükümeti, Kuzey Kore’nin nükleer ve füze programlarının gelişmesi karşısında ülkenin savunma sistemlerinin yeterince etkili olmamasından endişe duyuyordu.

Japon üreticiler bu noktadan itibaren Amerikan savunma şirketleri Raytheon ve Lockheed Martin ile ortaklık içinde Patriot füze savarları olan PAC-3’leri üretebiliyordu.

Ukrayna, Patriot füzelerinde sıfırı tüketti

Japon Öz Savunma Kuvvetlerinin PAC-3 sistemlerinin ilk başarılı testini gerçekleştirmesi üç yıl sürdü. NYT, mevcut tahminlere göre Japonya’nın şu anda yılda yalnızca 30 kadar Patriot füzesi ürettiğini belirtiyor.

Yayınlanan verilere göre, Patriot hava savunma sistemleri için füze savar üretim aşaması, izin alan ülkeler için büyük zorluklar yaratıyor. Bunun nedeni, bir ülkenin üretim sürecinin çeşitli aşamalarında yer alan yaklaşık yirmi tedarikçiyi bulmak ve bunları lisanslamak zorunda olmasıdır.

NYT, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna lideri Volodimir Zelenski ile yaptığı görüşmede Washington’ın Kiev’e lisans sağlayacağını açıklamasının ardından, hızlı bir şekilde Patriot üretimine başlama kabiliyeti konusunda güven beyan eden Ukrayna yönetimi için bu durumun “uyarıcı bir hikaye” olduğunu özetliyor.

Daha önce Bloomberg ajansı da Ukrayna’da füze üretiminin kurulmasının yıllar alacağı konusunda uyarılarda bulunmuştu.

Zelenski, 7 Temmuz’da yaptığı açıklamada Ukrayna’nın füze savunma araçlarından “son derece yoksun” olduğunu belirtmiş, mayıs sonunda ise ABD’den Patriot füzeleri üretimi için lisans talep etmişti. Ukrayna lideri nisan ayında da sistem için kritik düzeyde füze sıkıntısı yaşandığını dile getirmişti.

ABD ile Avrupa’nın “NATO 3.0” sınavı

Okumaya Devam Et

Avrupa

Almanya, ABD’den Tomahawk satın alacak

Yayınlanma

Şansölye Friedrich Merz Perşembe günü yaptığı açıklamada, Almanya’nın ABD’den Tomahawk seyir füzeleri satın alacağını ve bunları Alman topraklarında konuşlandıracağını belirtti.

Bu adım, planlanan ABD konuşlandırmalarından uzaklaşarak Almanya’nın kendi uzun menzilli saldırı kapasitesine yöneldiği anlamına geliyor.

Merz, milletvekillerine Ankara’da düzenlenen NATO zirvesi sırasında ABD hükümetiyle anlaşmayı sonuçlandırdığını söyledi ve salı ile çarşamba günleri yapılan görüşmelerin beklentilerini aştığını ekledi.

Şansölye, “Savunmamızdaki kritik bir stratejik boşluğu kapatırken, aynı zamanda kendi Avrupa sistemlerimizi geliştirip bunları Avrupa’da konuşlandırmak için çalışıyoruz,” dedi.

Alman hükümet kaynaklarına göre, Washington salı günü imzalanan bir niyet mektubunda, Almanya’nın Tomahawk füzeleri ve bunlara ait karadan fırlatılan Typhon fırlatıcılarını tedarik etmesine ağustos ayında onay vermeyi taahhüt etti.

Almanya’nın satın almayı planladığı füze ve fırlatıcıların sayısı, gizli bilgi olduğu için açıklanmadı.

Planlanan satın alma, ABD Başkanı Donald Trump’ın Avrupa müttefiklerinin, örneğin ABD silahları satın alarak kendi güvenlik masraflarını karşılamaları yönündeki baskısıyla uyumlu görünüyor.

Tomahawk tedarikinin akıbeti, Trump’ın mayıs ayında Almanya’daki ABD askeri varlığını azaltacağını açıklamasının ardından belirsiz hale gelmişti.

Bu durum, önceki yönetim döneminde Almanya’ya uzun menzilli Tomahawk füzeleriyle donatılmış bir ABD taburunun konuşlandırılmasına yönelik planın iptal edilmesi olarak değerlendirildi.

Bu plan, Avrupalılar bu tür silahların kendi versiyonlarını geliştirirken Rusya’ya karşı güçlü bir caydırıcı işlevi görecek geçici bir çözüm olarak tasarlanmıştı.

Almanya, kendi seyir füzesi olan Taurus’u üretiyor; fakat bu füzelerin yaklaşık 311 mil olan menzili, Tomahawk füzelerinin menzilinden üç ila beş kat daha kısadır.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English