Bizi Takip Edin

AVRUPA

AB, ithalata karbon vergisi uygulamasına geçiyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, dünyada ithalata karbon vergisi uygulamasında ilk olmaya hazırlanıyor.

AB Karbon Sınır İntibak Mekanizması (CBAM) adı verilen düzenleme ile birlikte bloğa AB dışından satılan mallarda sıfır karbon hedefine uygun olmayan mallara vergi getirilecek.

Düzenleme ilk etapta demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen ithalatı için geçerli olacak. Karar, G7 ülkelerinin “uluslararası iklim kulübü”nü kurdukları açıklamasının ardından geldi.

CBAM, AB’de sıfır karbon hedeflerine uyumlu dönüşüme uğrayan sanayiyi, dışarıdan gelen ucuz ve sıfır karbon hedefi ile uyumlu olmayan mallar karşısında korumayı da amaçlıyor.

Avrupa Parlamentosu milletvekili ve AB’nin baş müzakerecisi Mohammed Chahim, CBAM’ın AB’nin ticaret ortaklarını da kendi sanayilerini “dekarbonize” etmeye teşvik edeceğini savundu. 

CBAM, tam anlamıyla 1 Ekim 2023 tarihinde yürürlüğe girecek. O döneme kadar bir test döneminden geçilecek.

2021’de hazırlanan ve vergiye tabi tutulacak kalemler listesinde yer almayan hidrojen, AB dışı ülkelerde kömürden üretildiği için yeni düzenlemede yer aldı.

AVRUPA

Macaristan ve Slovakya’dan Ukrayna’ya Lukoil tepkisi

Yayınlanma

Ukrayna yönetimi, Rus enerji şirketi Lukoil’i yaptırım listesine alınca sevkiyatların durmasına neden oldu.

Slovakya Başbakanı Robert Fico 20 Temmuz Cumartesi günü Ukraynalı mevkidaşıyla yaptığı telefon görüşmesinde karara tepki göstererek, Slovakya’nın Ukrayna-Rusya ilişkilerinin “rehinesi” olmayacağını söyledi.

Slovakya ve Macaristan, Ukrayna’nın geçen ay Rus enerji şirketinin kaynaklarının kendi toprakları üzerinden geçişine yasak getirmesinin ardından bu hafta kilit tedarikçi Lukoil’den petrol almayı durdurduklarını açıkladı.

Slovakya için bu durum, Macar petrol ve gaz grubu MOL’un sahibi olduğu Slovnaft rafinerisi için bazı tedariklerde kayıp anlamına geliyordu.

Slovakya hükümetinden cumartesi günü yapılan açıklamada Fico’nun Ukrayna Başbakanı Denis Şmıhal ile telefonda görüştüğü ve Slovakya’nın “Ukrayna-Rusya ilişkilerinin rehinesi olma” niyetinde olmadığını söylediği belirtildi.

Hükümet, Slovnaft’ın işlemek için ihtiyaç duyulandan %40 daha az petrol alacağını, bunun da Slovak pazarlarını vuracağını ve Slovnaft’tan Ukrayna’ya giden dizel tedarikinin durmasına yol açabileceğini söyledi.

Fico’nun ofisinden yapılan açıklamada, “Lukoil’in yaptırım listesine dahil edilmesi, Rusya Federasyonu’na değil ama esas olarak bazı (Avrupa Birliği) üye ülkelerine zarar veren anlamsız yaptırımların bir başka örneğidir ve bu kabul edilemez,” denildi.

AB halihazırda Rus ham petrolüne yaptırım uygularken, Slovakya gibi bazı ülkeler alternatif kaynaklara geçişte daha fazla zamana sahip olmak için muafiyetlere sahip.

Macaristan ve Slovakya AB’den arabuluculuk istedi

Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó 22 Temmuz Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Kiev’in Rus Lukoil grubunu yaptırım listesine alarak iki ülkeye petrol sevkiyatını durdurmasının ardından Macaristan ve Slovakya’nın Avrupa Komisyonu’ndan Ukrayna ile istişare prosedürüne aracılık etmesini istediklerini söyledi.

Slovakya ve Macaristan geçen hafta Ukrayna üzerinden Lukoil’den petrol alımını durdurduklarını açıkladıktan sonra Kiev üzerindeki baskıyı artırdılar.

Szijjártó, Macaristan’ın Rus gruptan yılda 2 milyon metrik ton petrol aldığını ve bunun toplam petrol ithalatının yaklaşık üçte biri olduğunu söyledi.

Szijjártó Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Dün Ukrayna Dışişleri Bakanı ile görüştüm. Her petrol transferine izin verdiklerini söyledi ama bu doğru değil,” dedi.

İki ülkenin Avrupa Komisyonu ile bir istişare süreci başlattığını belirten Szijjártó, Komisyon’un yanıt vermek için üç günü olduğunu da sözlerine ekledi.

Szijjártó, istişare sürecinin sonuç vermemesi halinde Macaristan ve Slovakya’nın konuyu kendi seçtikleri uluslararası bir mahkemeye götüreceklerini söyledi.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

AB dışişleri bakanları Budapeşte’de değil Brüksel’de toplanacak

Yayınlanma

AB’nin diplomasi şefi Josep Borrell 22 Temmuz Pazartesi günü yaptığı açıklamada, Macaristan’ın Ukrayna konusundaki tartışmalı “tek başına diplomatik çabalarına” bir karşı çıkış olarak, AB’nin gayri resmi dışişleri ve savunma bakanları toplantısının Budapeşte yerine Brüksel’de yapılacağını söyledi.

Pazartesi günü Brüksel’de yapılan dışişleri bakanları toplantısının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada Borrell, “Sembolik de olsa bir sinyal göndermemiz gerekiyor,” dedi ve toplantı yerinin değiştirildiğini duyurdu.

Borrell ayrıca, Macaristan’ın AB birliğine karşı konuşmak için tekrarladığı koordinasyonsuz adımların “bazı resmi sonuçları olması gerektiğini” söyledi.

Diplomasi şefi, “Fakat boykot kelimesini reddediyorum, toplantı gerçekleşecek ve Macaristan orada olacak,” diye ekledi.

Budapeşte’nin “barış diplomasisi” topun ağzında

AB ülkelerinin Macaristan ve Başbakan Viktor Orbán’ı Ukrayna, Rusya, Çin ve Florida’ya (Donald Trump’ın yaşadığı yer) yönelik kendi ilan ettiği “barış misyonları” nedeniyle kınamasının ardından böyle bir Macaristan 31 Aralık’a kadar AB Konseyi dönem başkanlığını yürütecek.

Bu adım, bazı AB üye ülkelerinin Macaristan’ın AB dönem başkanlığı sırasında Budapeşte’de planlanan gayri resmi toplantılara katılımlarını azaltacaklarını açıklamalarının ardından geldi.

Avrupa Komisyonu  geçtiğimiz hafta Komisyon üyelerinden, Orbán’ın Ukrayna konusundaki diplomatik tek başına çabalarını protesto etmek amacıyla Macaristan’ın altı aylık AB dönemi boyunca gayri resmi bakanlık toplantılarına katılmamalarını istemişti.

AB’nin gayri resmi dışişleri ve savunma bakanları toplantısı 28-30 Ağustos’ta yapılacak.

Bazı AB ülkeleri toplantının Kiev’de yapılmasını istemiş

Bazı AB diplomatlarına göre 13 üye ülke toplantının Budapeşte’de yapılmasını isterken, beşi katılmayacağını söyledi ve sekizi de kararı Borrell’e bıraktı. Hatta bazıları Borrell’in toplantıyı Budapeşte yerine sembolik olarak Kiev’de yapabileceği fikrini ortaya atmıştı. Fakat bu fikri destekleyenler azınlıkta kaldı.

Nihayetinde Slovakya ve Macaristan hariç 25 AB ülkesinin Orbán’ın girişiminin kınanmasını desteklemesi üzerine Borrell kararını uygulamaya karar verdi.

Slovakya İçişleri Bakanı Matus Sutaj Estok pazartesi günü Budapeşte’de yapılacak ayrı ve gayri resmi AB içişleri bakanları toplantısı öncesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Macaristan’ı ve barış girişimini tamamen destekliyoruz,” dedi.

Macar Dışişleri Bakanı: Kendimi anaokulunda gibi hissettim

Bazı AB diplomatlarına göre, bloğun üye ülkelerinin çoğunluğu pazartesi günkü görüşmeler sırasında toplantı salonunda Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó’ya yönelik öfkelerini dile getirdiler.

Szijjártó toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “Ne kadar da harika yanıtlar verdiler. Kimsenin duygularını incitmek istemem ama kendimi bir anaokulunda gibi hissediyorum,” dedi.

Borrell toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, Macaristan’ın AB antlaşmalarının 24.3 maddesine bağlı olduğunu ve buna göre tüm üyelerin bloğun dış politikasını “sadakat ve karşılıklı dayanışma ruhu içinde aktif ve kayıtsız şartsız” desteklemesi gerektiğini söyledi. Daha önce de bazı üye devletler tarafından atıfta bulunulan söz konusu maddenin ne “süs” ne de “boş laf” olduğunu sözlerine ekledi.

Orbán’ın eylemlerinin yasal bir ihlal anlamına gelip gelmeyeceği sorusuna cevap veren Borrell, “Bana göre, yaşananların sadık bir işbirliği eksikliği alanına ait olduğu açık,” dedi.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Leeds’teki isyan neden çıktı?

Yayınlanma

Birleşik Krallık’ın Leeds kentinde geçen hafta “göçmen isyanı” olarak nitelendirilen bir eylem dizisi başladı. Eylemlerde bazı polis arabaları da devrilirken, kimi dükkanlarda yangın çıktı, çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Özellikle sosyal medyada, eylem görüntüleri ile birlikte “göçmenlerin İngiltere’yi ele geçirdiğine” yönelik iddialar da gündeme geldi.

Hafta sonu ile birlikte, Leeds’teki öfkenin kaynaklarına ilişkin daha net bilgiler gelmeye başladı. Mirror’da yer alan bir videoda, iki çocuğun polis marifetiyle ailelerinden zorla koparılarak evlerinden alındığı görülüyor.

Mirror, çocukların, çaresiz ebeveynleri onları tutmaya çalışırken evlerinden sürüklendiğini gösteren videonun Leeds ayaklanmalarına neden olabileceğini öne sürdü.

Leeds’in Harehills bölgesinde “çocuk koruma” biriminin eyleminin, bir devriye arabasının tavanı üzerine devrildiği ve bir otobüsün ateşe verildiği bölge sakinleri ve polis arasındaki şiddetli huzursuzluğu tetiklediğine inanılıyor.

Videoda futbol forması giyen ilkokul çağındaki bir çocuk, bir polis onu evden çıkarırken kıvrılarak kurtulmaya çalışırken görülüyor. Çocuk gözle görülür şekilde üzgün görünüyor ve bağırıyor ya da ağlıyor gibi görünüyor. Saniyeler önce genç bir kız da evden alınarak bekleyen bir polis minibüsüne götürülüyor.

Batı Yorkshire Polisi bölgedeki gerginliği yatıştırmaya yönelik bir açıklama yaptı. Emniyet Müdür Yardımcısı Pat Twiggs, “Leeds, Harehills’de gece boyunca yaşanan kargaşanın ardından anlaşılabilir bir şekilde çok sayıda spekülasyon, yorum ve endişe yaşanmıştır. Görevlilerimiz dün saat 17:00 sularında Çocuk Sosyal Hizmetlerinden gelen bir çağrıya yanıt vermiş, sosyal hizmet görevlileri bir çocuk koruma meselesiyle ilgilenirken düşmanca bir tavırla karşılaştıklarını bildirmişlerdir,” dedi.

Duruma müdahale eden memurların saldırıya uğradığını ve Çocuk Sosyal Bakım personelinin güvenli bir yere çekilmesine yardımcı olduklarını kaydeden polis şefi, “Olaylar tırmandıkça araçlara zarar verildi ve birkaç yangın çıkarıldı. Durumu sürekli olarak değerlendirdik ve uzman asayiş memurlarını görevlendirmeye karar verdik ve ardından büyük bir grup tarafından tuğla ve füze yağmuruna tutulduk,” iddiasında bulundu.

Twiggs, “tek hedefin” polis olduğu açıkça görüldüğü için memurların geçici olarak geri çekilmesine karar verildiğini aktardı. Polis şefi bunun ardından durumun yatıştırılması için “daha fazla toplumsal arabuluculuk” yapıldığını kaydetti.

Götürülen çocukların aileleriyle görüşen Mirror, ailenin “çocukların geri verilmesi için yalvardığını” ve babanın “Lütfen çocuklarımı geri getirin. Onları geri istiyorum. Çocuklarımı neden aldınız?” diye ağladığını yazdı.

Şiddet olaylarının ardından “dehşete düşen” bölge sakinleri yardım istedi. Miller Kadiri isimli bir dükkân sahibi, kapısının birkaç metre ötesinde bir otobüs ateşe verilirken yerel halkın dükkânını nasıl koruduğunu anlattı.

Daily Mail ise devlet tarafından götürülen çocukların ailesinin Roman olduğunu yazdı.

Çocukların babası, perşembe günü şehirde yaşanan isyan gecesinin ardından cuma gecesi Roman toplumu üyelerinin aileyle dayanışma için Leeds’te toplanmasının ardından gözyaşlarına hakim olamadı ve çocukların geri verilmesi için yalvardı.

Daily Mail’e konuşan bir aile dostu, babanın perşembe gecesi patlak veren ayaklanmaları durdurmaya çalıştığını ve “sükunet istediğini” söyledi.

Roman toplumu üyeleri cuma günü aileyle dayanışma amacıyla bir araya gelerek barışçıl bir protesto gösterisi düzenledi ve çocukların evden çıkarılması kararına karşı “Lütfen çocukları geri getirin!” sloganları attı.

Polisin çocukları perşembe günü öğleden sonra kırmızı tuğlalı teraslı bir evden çıkardığı, çünkü ebeveynlerinin cumartesi günü onlarla birlikte Romanya’ya uçacakları bildirildi.

Sosyal Hizmetlerin, nisan ayında dokuz aylık bir bebek olan başka bir çocuğun başından yaralandığı olaydan sonra çocukların refahı konusunda endişe duyduğu ileri sürüldü.

Babanın patronu 44 yaşındaki Neculai Tudorache, dokuz aylık bebeğin başka bir çocuk tarafından “yanlışlıkla” kafasının üzerine düşürülmesinin ardından sosyal hizmetlerin uyarıldığını iddia etti.

Baba, Mirror’a yaptığı açıklamada çocuklarına asla zarar vermediğini söylerken, onların geri dönmesini beklemek üzere “açlık grevine” başladı.

Görgü tanıkları, bir polis minibüsüne bindirildiği görülen bir çocuğun götürülmesinin perşembe gecesi isyanı başlatan olay olduğunu söyledi.

Daily Mail’e göre olay Leeds’teki Roman topluluğundan büyük ilgi ve destek gördü ve azınlık etnik gruba yönelik altta yatan önyargılara ilişkin endişeleri yeniden alevlendirdi.

Daily Mirror’a konuşan yerel toplum liderlerinden Stefania Banu, “Anne ve baba çocuklarını geri alana kadar yemek yemeyi reddediyor. Biz onlara tam destek veriyoruz,” dedi.

Banu, “Yetkililerin davayı gözden geçirmeleri halinde bunun düzeltilebilecek bir haksızlık olduğuna inanıyoruz. Ki bunu yapacaklarına söz verdiler,” dedi.

Banu, çocukların evlerinden alınma şeklinin aile için “travmatize edici” olduğunu da sözlerine ekledi.

Bir topluluk lideri Daily Mail’e verdiği demeçte, “Evimizde ve şimdi de burada zulüm görüyoruz. Polis çocukları götürmemeliydi, bu durum ebeveynler, aile ve çocuklar için üzücü,” ifadelerini kullandı.

Perşembe günkü isyandan bu yana Batı Yorkshire kenti sakinleri polis tarafından “zulme uğradıklarını” iddia ediyorlar.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English