Avrupa
AB, özel mesajları gözetlemek istiyor: Yeni ‘sohbet kontrolü’ yasasında neler var?

Avrupa Birliği (AB) Konseyi’nin çocuk cinsel istismarı materyallerinin (CSAM) dağıtımını engellemek amacıyla hazırladığı sohbet denetimi yasa taslağı Konsey, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu arasındaki üçlü müzakerelere giriyor.
Taslak, daha önceki zorunlu gözetim planından vazgeçiyor. Bunun yerine WhatsApp ve Signal gibi mesajlaşma servislerinin otomatik sohbet izleme yazılımını “gönüllü” olarak kurmasına izin verilirken, bu izlemenin kapsamı daha da genişletilebiliyor.
Berliner Zeitung‘un haberine göre taslak aynı zamanda kullanıcıların CSAM içerdiğinden şüphelenilen sohbetleri bildirmesini kolaylaştırmayı ve kullanıcılar için zorunlu yaş doğrulaması getirmeyi hedefliyor.
Avrupa Komisyonu, çocuk cinsel istismarıyla mücadele düzenlemesini 2022 yılında başlattı. Fakat üye ülkeler arasında henüz bir fikir birliğine varılamadı. Komisyon verilerine göre yalnızca 2023 yılında 3,4 milyondan fazla görsel ve video içeren 1,3 milyondan fazla çocuk cinsel istismarı raporu kayda geçti.
Bu yasal belirsizlik, özellikle Apple gibi marka kimliğini mahremiyet vaatleri üzerine kuran ve Avrupa pazarında şifreli mesajlaşma hizmetleri sunan teknoloji şirketleri için ciddi bir zorluk yaratıyor.
Şirketler yakın gelecekte yasalara uyum ile temel güvenlik ilkeleri arasında imkânsız seçimler yapmak zorunda kalabilir. Avrupa Parlamentosu, orijinal taslağın en kapsamlı kısımlarını ciddi ölçüde daraltan adımlar attı. Buna rağmen mevcut müzakere metinleri, şifreli iletişimin çalışma biçimini temelden değiştirecek hükümler içeriyor.
Uçtan uca şifreli mesajlaşma platformları aracılığıyla metin mesajlarının taranması, şifrelemenin korumayı amaçladığı özün kendisine bir müdahale anlamına geliyor.
Teklif, tüm e-posta ve mesajlaşma sağlayıcılarının, içerikleri kullanıcıların cihazlarında şifrelenmeden önce yapay zekâ kullanarak incelemesini ve çocuk cinsel istismarı materyallerini tespit etmesini zorunlu kılıyor. Bu, yalnızca bir tarama değil, mesajların iletim için güvenli hale getirilmeden önce denetleneceği bir ön şifreleme analizi anlamına geliyor.
Öte yandan 27 üye ülke arasında altı ülke tedbirlere karşı çıkarken, altı ülke kararsız. Fransa, İspanya ve İtalya gibi büyük oyuncuların da aralarında bulunduğu on beş ülke ise tasarıyı destekliyor.
AB Konseyinin önceki gün yaptığı yazılı açıklama şöyle:
“AB, çocuk cinsel istismarıyla mücadele çabalarını artırıyor. Bugün üye ülke temsilcileri, çocuk cinsel istismarını önleme ve bununla mücadele etmeye yönelik bir düzenleme konusundaki Konsey pozisyonu üzerinde anlaştı.
Yeni yasa kabul edildiğinde, dijital şirketlere çocuk cinsel istismarı materyallerinin yayılmasını ve çocukların ayartılmasını önleme yükümlülükleri getiriyor. Yetkili ulusal makamlar, şirketleri içeriği kaldırmaya ve erişimi engellemeye veya arama motorları söz konusu olduğunda arama sonuçlarını listeden çıkarmaya zorlama yetkisine sahip olacak. Düzenleme ayrıca, üye ülkelere ve çevrim içi sağlayıcılara yasanın uygulanmasında destek olmak üzere yeni bir AB kurumu olan AB Çocuk Cinsel İstismarı Merkezini kuruyor.
Risk değerlendirmesi ve azaltılması
Yeni kurallar kapsamında çevrim içi hizmet sağlayıcıları, hizmetlerinin çocuk cinsel istismarı materyallerinin yayılması veya çocukların ayartılması amacıyla kötüye kullanılma riskini değerlendirmek zorunda kalacak. Bu değerlendirmeye dayanarak, söz konusu riske karşı azaltıcı tedbirleri hayata geçirmeleri gerekecek. Bu tedbirler arasında kullanıcıların çevrim içi çocuk cinsel istismarını bildirmesini, kendileri hakkında paylaşılan içerikleri kontrol etmesini sağlayan araçların sunulması ve çocuklar için varsayılan gizlilik ayarlarının devreye sokulması yer alabilir.
Üye ülkeler, bu risk değerlendirmelerini ve azaltıcı tedbirleri incelemekten sorumlu ulusal makamları (‘koordinatör ve diğer yetkili makamlar’) belirleyecek; bu makamlar sağlayıcıları azaltıcı tedbirler almaya zorlayabilecek. Kurallara uyulmaması durumunda sağlayıcılar para cezalarıyla karşı karşıya kalabilir.
Risk kategorileri
Konsey, çevrim içi hizmetler için üç risk kategorisi getiriyor. Bir hizmet, bir dizi nesnel kritere (örneğin türüne) dayanarak yüksek, orta veya düşük riskli olarak sınıflandırılacak. Yetkililer bu sınıflandırmaya dayanarak, yüksek risk kategorisinde sınıflandırılan çevrim içi hizmet sağlayıcılarını, hizmetleriyle ilgili riskleri azaltacak teknolojilerin geliştirilmesine katkıda bulunmaya zorlayabilecek.
Mağdurlara yardım
Çevrim içi şirketler, kendilerini gösteren çocuk cinsel istismarı materyallerinin kaldırılmasını veya bu tür materyallere erişimin engellenmesini isteyen mağdurlara yardım sağlamak zorunda. Mağdurlar bu amaçla AB Merkezinden de destek talep edebilir. AB Merkezi, örneğin ilgili şirketlerin bir mağdurun kaldırılmasını istediği ögeleri kaldırıp kaldırmadığını veya bunlara erişimi engelleyip engellemediğini kontrol edecek.
Sağlayıcıların gönüllü faaliyetleri
Konsey ayrıca, şirketlerin hizmetlerini çocuk cinsel istismarına karşı (gönüllü olarak) taramasına izin veren ve şu anda geçici olan bir tedbiri kalıcı hale getirmek istiyor. Mevcut durumda örneğin mesajlaşma hizmeti sağlayıcıları, platformlarında paylaşılan içerikleri çevrim içi çocuk cinsel istismarı materyalleri açısından gönüllü olarak kontrol edebilir, bunları raporlayabilir ve kaldırabilir. Bu durum, elektronik haberleşme sektörüne özgü belirli kurallardan sağlanan bir muafiyet sayesinde mümkün oluyor. Bu muafiyetin süresi 3 Nisan 2026’da dolacak olsa da Konsey pozisyonuna göre uygulanmaya devam edecek.
AB Merkezi
Yeni yasa, düzenlemenin uygulanmasını desteklemek amacıyla yeni bir AB kurumu olan AB Çocuk Cinsel İstismarı Merkezinin kurulmasını öngörüyor.
AB Merkezi, hizmetlerde tespit edilen çocuk cinsel istismarı materyalleri hakkında çevrim içi sağlayıcılar tarafından sunulan bilgileri değerlendirip işleyecek ve sağlayıcılar tarafından kendisine iletilen raporlar için bir veri tabanı oluşturup bunu yönetecek. Merkez ayrıca, hizmetlerin çocuk cinsel istismarı materyallerini yaymak için kullanılma riskini değerlendirme konusunda ulusal makamlara destek verecek.
Merkez, şirketlerin bilgilerini Europol ve ulusal kolluk kuvvetleriyle paylaşmaktan da sorumlu. Ayrıca, şirketlerin gönüllü faaliyetlerinde kullanabileceği bir çocuk cinsel istismarı göstergeleri veri tabanı oluşturacak.
Konsey pozisyonu, AB Merkezinin yerini belirlemiyor; buna ayrı bir prosedürle Avrupa Parlamentosu ile birlikte karar verilecek.
Sonraki adımlar
Konsey, bugünkü anlaşma temelinde nihai düzenleme üzerinde uzlaşmak amacıyla Avrupa Parlamentosu ile müzakerelere başlayabilir. Avrupa Parlamentosu kendi pozisyonunu Kasım 2023’te belirlemişti.”
Mevcut AB metinleri, “zorlayıcı rıza” anlamına gelen mekanizma sunuyor. Bu mekanizma, kullanıcıları zor seçimler yapmaya itiyor. Şifreli mesajlaşma hizmeti kullanıcılarının, görsel içeriklerin ve bağlantıların CSAM için taranmasını kabul etmesi gerekecek. Bu da mahremiyetin temel iletişim işlevlerini sınırlayan bir lüks özellik haline geldiği, kullanışsız bir durum yaratıyor.
Özellikle Apple’ın iMessage hizmeti için teknik uygulama zorlukları oldukça büyük. Mesele iMessage, WhatsApp ve Signal gibi şifreli hizmetleri kapsıyor ve Apple’ın, şifrelemesinin çalışma şeklini temelden değiştirecek istemci tarafı tarama veya diğer ön şifreleme analiz yöntemlerini uygulamasını gerektirebilir.
“Avrupa’nın gizliliğe karşı savaşı”
Bunun yanı sıra Avrupa’nın önde gelen siber güvenlik akademisyenlerinden 18’inin imzaladığı açık mektup, taslağın “çocuklar için net faydalar sağlamaksızın toplum için yüksek riskler” oluşturduğu uyarısında bulundu. Akademisyenlere göre bu risklerin ilki, belirsiz “tuzağa düşürme” (grooming) davranışlarını tespit etmek için yapay zeka kullanan otomatik metin analizi de dâhil olmak üzere, “gönüllü” taramanın kapsamının genişletilmesi.
Uzmanlar bu yaklaşımın temelden kusurlu olduğunu ifade ediyor. Mevcut yapay zeka sistemleri, masum sohbetler ile istismarcı davranışları birbirinden doğru şekilde ayırt etme kapasitesine sahip değil. Uzmanların açıkladığı üzere yapay zeka destekli istismar tespiti, çok sayıda normal ve özel sohbeti geniş bir tarama ağına sürükleme, soruşturmacıları hatalı tespitlere boğma ve mahrem iletişimleri üçüncü taraflara ifşa etme riski taşıyor.
İtalyan gazeteci Thomas Fazi, Unherd sitesinde kaleme aldığı makalede şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yeni uzlaşı teklifinin, sağlayıcıların ‘tüm uygun risk azaltma tedbirlerini’ uygulamasını şart koşan 4. Maddesi’nden başka endişeler de doğuyor. Bu madde, temel güvenlik modellerini zayıflatsa dahi, yetkililerin şifreli mesajlaşma hizmetlerine taramayı etkinleştirmeleri için baskı yapmasına olanak tanıyabilir. Pratikte bu durum, WhatsApp, Signal veya Telegram gibi sağlayıcıların, mesajları şifreleme uygulanmadan önce kullanıcıların cihazlarında taramasının zorunlu kılınması anlamına gelebilir.
Electronic Frontier Foundation, bu yaklaşımın kalıcı bir güvenlik altyapısı oluşturma riski taşıdığını ve bunun zamanla evrensel hale gelebileceğini belirtti. Meta, Google ve Microsoft şifrelenmemiş içerikleri hâlihazırda gönüllü olarak tarıyor; bu uygulamanın şifreli içerikleri kapsayacak şekilde genişletilmesi ise yalnızca teknik değişiklikleri gerektirir. Üstelik platformlar yetkililerle ‘işbirliği’ yapmaları yönünde itibar, hukuk ve piyasa baskısıyla karşılaştıkça, gönüllü bir seçenek olarak başlayan uygulama pratikte kolayca zorunluluğa dönüşebilir. Dahası bu durum sadece AB’deki insanları değil, Amerika Birleşik Devletleri de dâhil olmak üzere dünyadaki herkesi etkiliyor. Platformlar AB’de kalmaya karar verirse, birlik içindeki herkesin konuşmalarını taramak zorunda kalacak. AB’de olmasanız bile orada bulunan biriyle sohbet ediyorsanız, sizin gizliliğiniz de tehlikeye girmiş oluyor.“
“Yeni yasa çocukları korumaz, sahte ihbarları artırır”
Diğer taraftan söz konusu açık mektubun imzacıları arasında yer alan Max Planck Güvenlik ve Mahremiyet Enstitüsü Direktörü Carmela Troncoso, mevcut teklifin pek çok unsurunun CSAM ile mücadeleye çok az yardımcı olacağı ve istenmeyen yan etkilere yol açabileceği konusunda uyarıyor.
Yeni sohbet denetimi teklifi ile önceki versiyonlar arasındaki en önemli farkların ne olduğu sorusuna yanıt veren Troncoso, “Yeni teklifin artık genel bir sohbet izlemesi talep etmemesi çok cesaret verici. Bu, çocukların çevrim içi ortamda korunması ile bu önlemlerin toplumun geneli için oluşturduğu güvenlik ve mahremiyet riskleri arasında bir denge kurma yolunda atılmış büyük bir adımdır” dedi.
Bununla birlikte Troncoso, tasarının bazı unsurlarının çocuklar için somut faydalar sunmadan ciddi riskler oluşturmaya devam ettiğini belirtti.
Troncoso, “Örneğin, izlenebilecek içeriklerin kapsamı önemli ölçüde genişletildi. Daha önce sadece bağlantılar ve görseller taranabilirken, yeni teklif bunu metin mesajları ve videoları da kapsayacak şekilde genişletiyor. Bu durum, temel mahremiyet haklarımızı daha da ihlal edecek ve çok daha fazla yanlış ihbara yol açarak koruyucu önlemlerin etkinliğini baltalayacaktır” diye konuştu.
Tasarı ayrıca iki durumda zorunlu yaş doğrulaması getiriyor: Birincisi, kullanıcılar CSAM dağıtımı veya çocukları grooming açısından yüksek riskli olarak sınıflandırılan mesajlaşma servisleri, sohbet entegreli oyunlar ve X, Bluesky veya Facebook gibi sosyal medya platformlarını indirmek istediğinde; ikincisi ise bu hizmetlere veya içlerindeki belirli özelliklere erişmeden önce.
Sohbet hizmetlerinde CSAM tespitinin teknik olarak nasıl uygulandığını açıklayan Troncoso, mesajlaşma servislerindeki sohbetlerin e-postalardan temel olarak farklı bir şekilde izlendiğini vurguladı.
E-posta servislerinin çoğunun uçtan uca şifreleme (E2EE) kullanmadığını belirten Troncoso, “Bu servisler mesajı yalnızca aktarım sırasında şifreler. Bu, servis sağlayıcının e-posta içeriğini sunucusunda dururken CSAM gibi suç unsuru materyaller için tarayabileceği anlamına gelir ve birçoğu bunu zaten yapıyor” ifadelerini kullandı.
Buna karşılık WhatsApp veya Signal gibi mesajlaşma servislerindeki sohbetlerin uçtan uca şifrelendiğini hatırlatan Troncoso, “Bu, bir mesajın göndericinin cihazında şifrelendiği ve yalnızca alıcının cihazında şifresi çözülene kadar karmaşık kaldığı anlamına gelir. Yetkililerin bu mesajları CSAM için aramasını sağlamak amacıyla teklif, ‘istemci taraflı tarama’ olarak bilinen tartışmalı bir teknolojiye dayanıyor” dedi.
Troncoso, istemci taraflı taramanın veri korumasını neden ihlal ettiğini ise şu sözlerle açıkladı:
“İstemci taraflı tarama ile uçtan uca şifreleme yerinde kalır, ancak temelden işlevsiz kılınır. CSAM’i tespit etmek için içeriğin şifrelenmeden önce göndericinin cihazında kontrol edilmesi gerekir. Tespit yazılımı, sohbet içeriğini taramak ve yasak olarak işaretlenen herhangi bir materyali otomatik olarak kolluk kuvvetlerine iletmek için mesajlaşma uygulamasına veya işletim sistemine yerleştirilir. İçerik, gönderici veya alıcı dışındaki bir tarafın erişimine açıldığında, şifrelemenin sağladığı koruma ortadan kalkar.”
İstemci taraflı taramanın CSAM tespitinde etkili olup olmadığı sorusuna Troncoso, “Kısa cevap hayır” yanıtını verdi.
Araştırmaların, bu tür yazılımları kullanmanın bilinen CSAM’leri tespit etmede etkili olmadığını gösterdiğini söyleyen Troncoso, “Tespit mekanizması, fotoğraftaki birkaç pikseli değiştirerek kolayca atlatılabilir” dedi.
Yapay zekanın bilinmeyen istismar tasvirlerini aramak için kullanıldığında ise tamamen zararsız görüntülerin de sorunlu olarak işaretlenme riskinin çok yüksek olduğunu belirten Troncoso, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunlar arasında sahildeki çocukların fotoğrafları veya ebeveynler tarafından bir çocuk doktoruna gönderilen cilt rahatsızlıklarının görüntüleri olabilir. Mevcut teknoloji, istismar görüntülerini güvenilir bir şekilde tanımlama yeteneğine sahip değil. Bu nedenle, bu yasanın potansiyel faydaları, kullanıcıların mahremiyetine yönelik risklerden daha ağır basmıyor.”
Troncoso, aynı durumun metin mesajları için de geçerli olduğunu vurguladı.
Yeni teklifin, bir failin çocuğu istismar etmek amacıyla duygusal bir bağ kurduğu “grooming” gibi faaliyetler için metin mesajlarını analiz etmek üzere yapay zeka kullanma olasılığını geri getirdiğini belirten Troncoso, “Tespit kusurludur. Ayrıca, ‘grooming’ ile ilgili metin iletişimi, akrabalarla veya yakın arkadaşlarla yapılan sohbetler ya da ilişkiye başlayan gençler arasındaki yazışmalar gibi dostane bir bağlamda tamamen kabul edilebilir diğer etkileşimlere çok benzeyebilir. Bu durum, birçok vaka yanlış yorumlanacağı için sahte suçlamalarda artışa yol açacaktır” dedi.
“Yaş doğrulaması mahremiyet için yeni bir tehdit”
Troncoso, yaş doğrulamasının çocukları daha iyi koruyup korumayacağı sorusuna ise şu yanıtı verdi:
“Yaş doğrulaması, reşit olmayanların belirli içeriklere veya uygulamalara erişmesini engellemeye yardımcı olabilir. Ancak etkinliği garanti değil ve önemli mahremiyet riskleri ile ayrımcılık potansiyeli taşıyor. Doğrulama, kimlik kartı gibi bir belgenin taranmasını gerektiriyorsa, güvenlik ve mahremiyet riskleri açıktır ve orantısızdır. Çünkü bu, bir kişinin yaşından çok daha fazla kişisel bilgiyi ortaya çıkarır.”
Ayrıca, yaş doğrulamasının ne kadar etkili olduğunun belirsiz olduğunu, çünkü kolayca aşılabileceğini ifade eden Troncoso, “Örneğin Birleşik Krallık’ta kullanıcılar, söz konusu hizmetlere erişmek için giderek daha fazla alternatif sağlayıcılara veya VPN’lere yöneliyor. Zorunlu yaş doğrulaması çocukları iletişimlerini alternatif, güvensiz ve hatta şifrelenmemiş kanallara kaydırmaya iterse, bu platformlar onları istismar etmek isteyen kötü niyetli aktörler tarafından işletilebileceği için risklere maruz kalmaları artabilir” uyarısında bulundu.
Çocuk güvenliğini sağlamak için artan internet kontrolüne daha iyi bir alternatif olup olmadığı sorusuna yanıt veren Troncoso, mevcut teklifin öncelikle istismar içeriğini internetten kaldırmayı veya önüne engeller koymayı amaçlayan teknik çözümlere dayandığını, bunun da iletişim güvenliği ve mahremiyet pahasına yapıldığını söyledi.
Troncoso, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Mevcut teknolojinin sınırlamaları göz önüne alındığında, bu yaklaşımın çocuk istismarını önlemeye önemli bir katkı sağlaması olası değil. CSAM’in varlığının, çocuk cinsel istismarının varlığından kaynaklandığını hatırlamak çok önemli. Bu nedenle CSAM’in ortadan kaldırılması, yalnızca dijital dağıtımını önlemeye değil, nihayetinde istismarın kendisine bağlıdır. Güvenliği ve mahremiyeti önemli ölçüde zayıflatan sohbet izleme ve yaş doğrulama gibi etkinliği şüpheli teknolojilere güvenmeye devam etmek yerine, Birleşmiş Milletler gibi kuruluşların önerdiği önlemleri uygulamaya odaklanmalıyız. Bunlar arasında rıza, normlar ve değerler hakkında eğitim, dijital okuryazarlık ve çevrim içi güvenlik ile kapsamlı cinsellik eğitimi ve travma bilgisine sahip ihbar hatları bulunmaktadır.”
Avrupa
Almanya, Rusya’ya karşı binlerce yeni füze almaya hazırlanıyor

Bloomberg’ün haberine göre Almanya, Tomahawk sevkiyatında yaşanan gecikmeler üzerine savunma cephaneliğini binlerce hassas vuruş füzesiyle takviye etmeyi planlıyor. Berlin, Amerikan girişimi Covenant’tan 1,12 milyar doları aşan Anthem füzeleri almanın yanı sıra Ukrayna, Hollanda ve İngiltere ortaklı projeleri değerlendiriyor.
Almanya, savunma cephaneliğini genişletmek amacıyla binlerce hassas vuruş füzesi satın almayı planlıyor.
Almanya ordusunun envanterinde şu anda yalnızca havadan fırlatılan ve yaklaşık 500 kilometre gibi görece kısa bir menzile sahip olan Taurus seyir füzeleri yer alıyor.
Bloomberg’ün konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberinde, Berlin’in Amerikan Raytheon üretimi BGM-109 Tomahawk füzeleri ile Typhon fırlatma sistemlerini tedarik etme planının ise gecikmelerle karşılaştığı belirtildi.
Bu tablonun ardından Almanya Savunma Bakanlığı, çok sayıda üreticiyle binlerce hassas vuruş füzesi almak üzere görüşmelere başladı.
Berlin’in benimsediği strateji, görece düşük maliyetli füzeleri yüksek adetlerle temin ederek nicelik üstünlüğü kurmayı ve olası bir hasmın hava savunma sistemlerini doygunluğa ulaştırarak felce uğratmayı amaçlıyor.
Görüşme yürütülen taraflardan birini Amerikan savunma girişimi Covenant oluşturuyor.
Almanya, bu şirketten 1,12 milyar doları aşan bir maliyetle karadan fırlatılan binlerce Anthem seyir füzesi almayı değerlendiriyor.
Covenant şirketi ABD kökenli olmasına karşın projenin Avrupa ile doğrudan bağı sürüyor. Girişim, bu yıl Almanya’nın Leipzig kentinde bir fabrika açtı.
Fabrikadaki ilk füzelerin 2027 yılının başında üretim bandından çıkması hedefleniyor.
Gelecek yılın sonuna kadar bin adet üretmeyi planlayan şirket, bağımsız Avrupa tedarik zincirlerinden faydalanarak 2028 yılına gelindiğinde yıllık 5 bin füzelik azami kapasiteye ulaşmayı amaçlıyor.
Berlin tek bir tedarikçiye bağlı kalmamak için alternatifleri inceliyor
Berlin yönetimi tek bir şirkete bağımlı kalmaktan kaçınmak için farklı seçenekleri de gündemde tutuyor.
Bu kapsamda Ukrayna ile Bars seyir füzelerinin ortak üretimi ve satın alınması yönünde temaslar yürütülüyor.
Hollanda merkezli Destinus SA şirketinin geliştirdiği Ruta füzeleri de incelenen seçenekler arasında yer alıyor.
Almanya ve İngiltere ortak girişimi olan Hypersonica ile de yüksek hızlı HS1 füzelerinin geliştirilmesi konusu ele alınıyor.
Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki çatışmaların başlamasının ardından geniş kapsamlı bir yeniden silahlanma sürecine girdi.
Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev ise mayıs ayında yaptığı açıklamada Almanya’nın Rusya ile askeri bir karşı karşıya gelişe hazırlandığını öne sürmüştü.
Neçayev, Almanya’nın Ukrayna’daki çatışmalara taraf olmama yönündeki resmi beyanlarına rağmen askeri harcamalarını artırdığını, ordu mevcudunu büyüttüğünü ve silahlanma adımlarını hızlandırdığını savundu.
Avrupa
Avusturya, dört Rus diplomatı sınır dışı etti

Avusturya, üçü büyükelçilikte biri AGİT temsilciliğinde görevli dört Rus diplomatı casusluk şüphesiyle sınır dışı etti. Karara tepki gösteren Rusya Dışişleri Bakanlığı misillemenin kaçınılmaz olduğunu duyururken Viyana’nın 2022’den bu yana sınır dışı ettiği Rus görevli sayısı en az 18’e ulaştı.
Avusturya, dört Rus diplomatı “istenmeyen kişi” ilan ederek sınır dışı etti. Diplomatlardan üçü Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde görev yaparken biri ülkenin Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Daimi Temsilciliğinde yer alıyordu.
Gelişmeyi cuma günü ilk olarak Avusturya dergisi Profil duyurdu; kamu yayıncısı ORF ve Die Presse gazetesi de Dışişleri Bakanlığına dayandırdıkları haberlerle bilgiyi teyit etti.
Bakanlık açıklamasında kararın güvenlik birimlerinden gelen veriler doğrultusunda alındığı belirtildi. Açıklamada, dört Rus görevlinin diplomatik statüleriyle bağdaşmayan faaliyetler yürüttüğü kaydedildi.
Moskova ise karara gecikmeden karşılık verileceğini duyurdu. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Avusturya’nın bu adımına yönelik tepkinin “kaçınılmaz olarak geleceğini” açıkladı.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Viyana’daki Rusya Büyükelçiliğinde toplam 48 diplomat görev yapıyor. 23 Rus vatandaşı da ülkenin AGİT Daimi Temsilciliğinde yer alıyor.
Profil: Rus diplomatlar casuslukla suçlanıyor
Profil dergisi, sınır dışı edilen dört Rus diplomatın casusluk şüphesiyle hedef alındığını aktardı.
Bu isimlerin, araştırmacı yayın organı Agentstvo’nun ağustos başında yayımladığı ve istihbarat servisleriyle bağlantılı olabileceği öne sürülen 21 kişilik diplomat listesinde yer alıp almadığı ise henüz netleşmedi.
Profil, Avusturya Savunma Bakanlığının ağustos ayı ortasında askerlere olası Rus ajan devşirme girişimlerine karşı uyarı yazısı gönderdiğini ve şüpheli temasların bildirilmesini istediğini kaydetti.
Avusturya makamlarının gündemine giren bir diğer başlık ise Viyana sakinlerinin Rusya Büyükelçiliği çatısından gelen seslere yönelik şikayetleri oldu.
İngiliz The Financial Times gazetesi mart ayında kaynaklarına dayandırdığı haberinde, çatıdaki “anten ormanı” aracılığıyla NATO ve diğer uluslararası kuruluşların haberleşmelerinin dinlendiğini öne sürmüştü. Viyana yönetimi bu iddialar üzerine mayıs ayında üç Rus diplomatı sınır dışı etmişti.
Avusturya Dışişleri Bakanlığı eylül ayı ortasında yerel haber ajansı APA’ya yaptığı açıklamada, Rusya Büyükelçiliği temsilcilerinin çatıdaki havalandırma pervanelerinin arızalandığını savunarak gürültü için özür dilediğini bildirmişti.
Şubat 2022’de Ukrayna’da başlayan savaştan bu yana Avusturya, son kararla birlikte Rus temsilciliklerindeki en az 18 personeli sınır dışı etmiş oldu.
Avrupa
Sırbistan’da öğrenci mitinginde yüzbinlerce kişi bir araya geldi

Sırbistan’da öğrencilerin öncülüğündeki hareketin son mitingi için perşembe günü yüz binlerce kişi Belgrad’ın merkezinde bir araya geldi.
25 Ekim’de yapılacak erken parlamento seçimleri öncesinde yapılan mitingin organizatörleri, mitinge en az 200.000 kişinin katıldığını belirtti.
Hareket, Aleksandar Vučić ve Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) 14 yıllık iktidarını sona erdirmeyi ve yaklaşık iki yıldır süren hükümet karşıtı protestoları bir seçim zaferine dönüştürmeyi hedefliyor.
Protesto hareketi, Kasım 2024’te kuzeydeki Novi Sad kentinde bir tren istasyonu kanopisinin çökmesi sonucu 16 kişinin hayatını kaybetmesi ve bunun ülke genelinde öğrenciler öncülüğünde kitlesel yolsuzluk karşıtı protestolara yol açmasının ardından ortaya çıktı.
Göstericiler, felaketin sorumlusu olarak hükümetin yolsuzluğunu gösterdi fakat henüz kimse cezai olarak sorumlu tutulmadı.
Öğrenci Listesi’nden birçok aday kalabalığa hitap etti. Aralarında, yargı ve savcılığın siyasi baskı ve kişisel çıkarların etkisinden arındırılması çağrısında bulunan tanınmış Sırp aktör Tihomir Stanić de vardı.
Stanić, “Hepimiz kanun önünde eşit olmamaktan bıktık. Sırbistan özgürlüğü, adaleti ve hesap verebilirliği hak ediyor,” dedi.
Miting, son iki yıldır öğrenci hareketinin harekete geçirdiği çok sayıda genç de dahil olmak üzere her yaştan insanı bir araya getirdi.
Belgrad’dan 26 yaşındaki Nađa, başından beri öğrencileri desteklediğini ve adalet ve daha iyi bir gelecek için mücadele eden insanların yanında yer almaktan gurur duyduğunu söyledi.
Rapporteur’e verdiği demeçte, “Öğrenci Listesi’nin seçimi kazanmasını bekliyorum fakat iktidar yetkililerinin sonuçları sorgulamak ve itibarsızlaştırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarına inanıyorum,” dedi.
Mitinge, siyasi değişim ve çocukları için daha iyi bir gelecek umduğunu belirten daha yaşlı destekçiler de katıldı.
61 yaşındaki Dragana, Rapporteur’e, “Umarım yeni hükümet, çocuklarımızın Sırbistan’ı terk etmek zorunda kalmadan geleceklerini kurabilecekleri bir ülke yaratır,” dedi.
Seçimler, Vučić’in iktidar partisinin yıllarca kendisiyle kıyaslanabilecek kadar güçlü bir seçim rakibiyle karşılaşmadığı 2012’de SNS’nin iktidara gelmesinden bu yana Sırbistan’da görülen en belirsiz seçimler olarak değerlendiriliyor.
Seçim kampanyası neredeyse bir referandum havasına büründü. Oylama, genel olarak SNS’nin iktidarının devamı ile siyasi değişim umudu arasında bir seçim olarak görülüyor.
Anketler, iktidar koalisyonu ile Öğrenci Listesi arasında başa baş bir yarışa işaret ediyor. Salı günü yayınlanan son ankete göre, kararını vermiş seçmenler arasında SNS liderliğindeki koalisyon %42,9, Öğrenci Listesi ise %42 oy oranına sahip.
Avrupa Parlamentosu heyeti de dahil olmak üzere uluslararası gözlemciler, seçimleri izleyecek.
Seçimlerin nasıl yürütüleceği, seçim koşulları, demokratik standartlar ve hukukun üstünlüğü konusundaki süregelen endişeler nedeniyle, uzun süredir durma noktasına gelen Sırbistan’ın AB üyelik süreci üzerinde önemli etkiler yaratabilir.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceYandex veri merkezine saldırı Rusya’da dijital hizmetleri vurdu












