Bizi Takip Edin

Avrupa

AB Ticaret Komiseri, Çin stratejisiyle ilgili olarak CEO’larla buluşacak

Yayınlanma

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, 18 Eylül’de Avrupalı şirketlerin CEO’larıyla bir araya gelerek Çin stratejisini görüşecek.

Komiserin, Avrupa Komisyonu’nun kritik tedarik zincirlerini Çin’den uzaklaştırarak çeşitlendirme çabalarına ilişkin şirketlerin görüşlerini alması bekleniyor.

Komisyon, alternatiflerin mevcut olduğu durumlarda şirketleri hammadde gibi kritik ithalatları en az üç farklı tedarikçiden temin etmeye teşvik etmek amacıyla bir “çeşitlendirme aracı” önerdi.

Fakat AB yürütme organı, böyle bir önlemi resmi olarak önermeden önce sektörün desteğini almak ve ilgili maliyetler göz önüne alındığında şirketlerin Çin’e olan bağımlılıklarını azaltmak için ne kadar ileri gitmeye hazır olduklarını anlamak istiyor.

Bu girişim, Brüksel’in Asya devi ile olan günlük 1 milyar avroluk ticaret açığını azaltmaya çalışırken, Komisyon’un yaz boyunca Çinli yetkililerle temaslarını yoğunlaştırmasının ardından geldi.

Toplantı, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in, Çin’in AB’nin sanayi tabanına oluşturduğu tehdit konusundaki endişeleri ele alması beklenen, tarihi öneme sahip “Birliğin Durumu” konuşmasını yapmasından iki gün sonra gerçekleşecek.

Pekin ile teknik görüşmelerin ardından Šefčovič, Eylül ortasında Çinli mevkidaşı Wang Wentao ile video konferans yoluyla görüşecek ve ardından Ekim başında Pekin’e gidecek.

Bu görüşmelerden sonuç çıkmaması halinde, ulusal liderler Kominsyon’u, Ekim ortasındaki zirveye kadar Çin’in endüstriyel kapasite fazlasıyla mücadele etmek için yeni yollar bulmaya çağırdı.

Etkinliğe yakın iki kaynağın verdiği bilgiye göre, 18 Eylül’deki toplantıda makine, elektrikli bileşenler, otomotiv ve kimya sektörlerinden CEO’lar bir araya gelecek.

Šefčovič geçen hafta POLITICO’ya şunları söylemişti:

“İş dünyası liderlerinin bile … çeşitlendirmenin maliyetinin kesintinin maliyetinden daha düşük olduğunu fark ettiğini artık daha sık duymaktan memnunum. İşte bu mantığı daha da geliştirmek istiyorum. Önemli paydaşları özel bir foruma davet ediyorum.”

Šefčovič, bu tür tartışmaların, Komisyon’un böyle bir aracın nasıl işleyebileceğine dair düşüncelerini şekillendirmeye yardımcı olduğunu belirtti.

Cevabı istenen soruları arasında, “Öncü şirketlerimizin iktisadi liderliğinin desteğini alabileceğimiz, böyle bir aracın en iyi tasarımı ne olabilir?” de yer alıyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

BSW’den iki koşul: Başbakan Batı Alman veya siyonist olmamalı

Yayınlanma

BSW’nin baş adayı Claudia Wittig, Saksonya-Anhalt’ta başbakan adayı olabilecek bir kişi Batı Alman ve siyonist olmaması gerektiğini söyledi

AfD, Saksonya-Anhalt’taki eyalet seçimlerini rekor bir sonuçla kazandı. Fakat bu, tek partili bir hükümet kurmak için yeterli değil.

Şimdi anahtar rol BSW’ye düşebilir. Sahra Wagenknecht’in partisi, “partili olmayan bir başbakan” savunuyor ve bunu AfD ile de görüşmek istiyor.

AfD ile koalisyona kapıları kapatan ama olaylar ve yasalar bazında ortaklıklar kurulabileceğini söyleyen Wittig’in bu mülakatı Compact’ın YouTube kanalında yayınlandı.

Sahra Wagenknecht, daha önce kendi siyasi müttefiklerinin de sağcı Compact dergisi ile ilişkilenmesine tepki göstermişti.

Şubat 2023’te, o dönem Sol Partili (Die Linke) olan Diether Dehm, dergiye bir röportaj vermişti.

Bir Spiegel muhabiri, X’te bu duruma dikkat çekince Wagenknecht o zaman, “‘Compact’a röportaj veren herkes aklını kaçırmış demektir,” diyerek yanıt vermişti.

BSW’nin Compact’a yönelik tutumu değişmiş görünüyor. Wittig’in dergiye kapsamlı bir röportaj vermesinin yanı sıra, Wagenknecht de daha sonra Compact TV’ye konuştu.

Seçim kampanyası sırasında Wittig’in Compact tarafından düzenlenen bir yaz festivaline katılacağı duyurulmuştu. Daha sonra katılımı iptal edildi.

BSW, iptal nedeni olarak kendi eyalet şubesinden gelen olumsuz geri bildirimleri ve etkinliğin sorunlu bulduğu temasını gösterdi.

“COMPACT-Magazin GmbH”, Federal Anayasa Koruma Dairesi tarafından aşırı sağcı olarak sınıflandırılıyor ve gözetim altında tutuluyor.

Federal İçişleri Bakanlığı, Temmuz 2024’te bu örgütü yasaklamaya çalıştı fakat başaramadı. Federal İdare Mahkemesi, 2025 yılında bu yasağı bozdu.

Derginin kurucusu, eskiden sol ve komünist çevrelerde adını duyurmuş Jürgen Elsässer.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Kral Charles, yapay zeka toplantısına ev sahipliği yapacak

Yayınlanma

İngiltere Kralı Charles, yapay zeka sektörünün önde gelen isimlerini bu ay gerçekleşecek özel bir etkinliğe davet etti.

Henüz kamuoyuna duyurulmadığı için isimsiz kalmak isteyen ve planlara aşina iki kişiye göre, etkinliğin İskoçya’nın Ayrshire bölgesindeki Dumfries House’da düzenlenmesi planlanıyor. 

Burası, Charles’ın 1990 yılında çevresel ve sosyal konularda hak savunuculuğu yapmak amacıyla kurduğu “The King’s Foundation” adlı hayır kurumunun genel merkezi.

Bu kaynaklardan birine göre, özel toplantının konuk listesinde Nvidia CEO’su Jensen Huang, Google DeepMind’ın İngiliz kurucusu Demis Hassabis ve Vatikan’ın yapay zeka danışmanı Paolo Benanti’nin de yer alması planlanıyor.

Aynı kaynak, yapay zeka sektöründen toplamda yaklaşık 30 tanınmış ismin etkinliğe davet edildiğini belirtti.

Bir Kraliyet yetkilisi POLITICO’ya şunları söyledi:

“Kralın hükümdar ve küresel bir devlet adamı olarak sahip olduğu benzersiz yeteneklerden biri, üst düzey paydaşları bir araya getirme becerisi.”

Yetkili, Kral Charles’ın kendi görüşlerini açıklamayacağını fakat çağın en önemli sorunlarından biri hakkında “toplantı düzenlemek, diyalog kurmak, dinlemek ve tartışmayı teşvik etmek” istediğini vurguladı.

Etkinlik, küresel meseleler üzerine tartışmalar düzenleyen bir hayır kurumu olan Ditchley Vakfı tarafından organize ediliyor ve bakanlar da davet edilecek.

Şu anda DeepMind’ın başkanı olan Hassabis, Temmuz ayında yapay zeka için ABD merkezli bir küresel standartlar kuruluşu kurulması çağrısında bulunmuştu.

Kral Charles da yapay zekanın geliştirilmesi ve düzenlenmesi konusuna ilgi gösteriyor.

Kral, Nisan ayında Washington’a yaptığı ziyaret sırasında Nvidia’dan Huang ve Apple, Amazon ve Google’dan teknoloji yöneticileriyle bir araya gelmiş; bu ziyaret sırasında ABD ile Birleşik Krallık arasında yapay zeka konusunda işbirliğini vurgulamıştı.

Ayrıca geçen Eylül ayında Başkan Donald Trump’ın Birleşik Krallık’a yaptığı ziyaret sırasında Windsor Kalesi’nde bir ziyafet düzenlemiş ve bu ziyafete Huang ile OpenAI CEO’su Sam Altman dahil olmak üzere teknoloji sektörünün önde gelen isimleri katılmıştı.

Trump’ın ziyareti, ABD’li teknoloji firmalarının Birleşik Krallık’ta yapacağı önemli yatırımların duyurulması ve daha sonra ticari anlaşmazlıklar nedeniyle askıya alınan ABD-Birleşik Krallık Teknoloji Refah Anlaşması’nın imzalanmasıyla aynı zamana denk geldi.

Kasım ayında Huang ve yapay zeka alanındaki diğer öncüler Kral Charles’tan bir ödül aldı.

Nvidia CEO’su, kralın kendisine Yapay Zeka Güvenliği Zirvesi’nde yaptığı konuşmanın bir kopyasını hediye ettiğini ve konuşmada şu ifadelere yer verildiğini söyledi:

“Yapay zekanın sayısız faydasını gerçekleştirmek istiyorsak, onun önemli riskleriyle mücadelede birlikte çalışmalıyız.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Macaristan 10 Rus diplomatı sınırdışı etme kararı aldı

Yayınlanma

Macaristan, 10 Rus diplomatı sınırdışı etme kararı aldı. Budapeşte yönetimi, diplomatları Viyana Sözleşmesi uyarınca diplomatik statüyle bağdaşmayan faaliyetler yürütmekle suçladı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Anita Orban, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Rusya’nın Budapeşte Büyükelçisi’nin bakanlığa çağrıldığını duyurdu.

Orban, büyükelçiliğe mensup 10 diplomatın Macaristan topraklarında diplomatik misyonla uyuşmayan eylemlerde yer aldığının Rus temsilciye iletildiğini aktardı.

Orban, “Macar tarafı bu kişilerin Macaristan’ı terk etmesini istedi. Bu karar Macaristan’ın güvenliğini ve egemenliğini koruyor” dedi. Alınan kararın Rusya ile diplomatik ilişkilerin kesildiği anlamına gelmediğini vurgulayan Dışişleri Bakanı, karşılıklı saygı ve kurallara riayet temelinde gerekli diyaloğu sürdürme niyetinde olduklarını kaydetti.

Telex haber sitesinin aktardığına göre Başbakan Péter Magyar, Dışişleri Bakanı’nın açıklamasını meclis kürsüsünden okudu ve hükümetin ülke egemenliğini koruma kararlılığını dile getirdi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, sınırdışı kararına Moskova’nın sessiz kalmayacağını belirterek, “Budapeşte’deki Rus düşmanı lobiye verilecek yanıt sert ve acı verici olacak” ifadesini kullandı.

Anita Orban, selefi Péter Szijjártó’ya kıyasla Moskova ile temaslarında daha mesafeli bir çizgi izliyor.

Orban, bakanlık görevine başlamasının ilk günlerinde, 13 Mayıs’ta Ukrayna’nın Zakarpatya bölgesine bir insansız hava aracının düşmesi üzerine Rusya Büyükelçisi Yevgeniy Stanislavov’u makamına çağırmıştı.

Büyükelçi Stanislavov, görüşme sırasında Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasını Orban’a iletmişti. Metinde Ukrayna ordusunun kullandığı tesislere, yabancı savaşçılara ve silahlı birliklerle bağlantılı noktalara yönelik saldırıların ayrıntıları yer alıyordu.

Stanislavov, Rus eylemlerinin gerilimi tırmandırma amacı taşımadığını, Ukrayna güçlerinin Rus topraklarına düzenlediği saldırılara verilmiş bir karşılık olduğunu savunmuştu.

Eski Başbakan Viktor Orbán döneminde Macaristan yalnızca tek bir Rus diplomatı sınırdışı etmişti. 2018 yılında eski askeri istihbarat (GRU) albayı Sergey Skripal ve kızı Yuliya’nın İngiltere’de zehirlenmesi üzerine Budapeşte, Londra ile dayanışma göstermek amacıyla diğer bazı Batılı ülkeler gibi bir Rus temsilciyi ülkeden göndermişti. Moskova yönetimi ise Skripal vakasındaki tüm suçlamaları reddetmişti.

Nisan ayında gerçekleşen hükümet değişiminde, Rusya ile yakın ilişkileri savunan Viktor Orbán başbakanlıktan ayrılmış, görevi Péter Magyar devralmıştı. Budapeşte bu değişimin ardından yeni bir dış politika rotası çizerek Moskova’yı “tehdit” olarak tanımladı.

Alman Der Spiegel dergisi, Magyar hükümetinin önceki kabinenin yaklaşımından uzaklaştığını yazdı. Orbán yönetimi görev süresi boyunca AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlarını hafifletmeye çalışmış ve Ukrayna’ya sağlanacak destek paketlerini engellemişti.

Başbakan Magyar seçim öncesinde Moskova ile pragmatik bir işbirliği kurmaktan yana olduğunu, koşullar gerektirdiğinde Vladimir Putin ile masaya oturabileceğini dile getirmişti.

İki ülkenin coğrafi konumunun değişmeyeceğini ve Macaristan’ın Rus enerji kaynaklarına bağımlılığının bir müddet daha süreceğini belirten Magyar, Budapeşte’nin Rusya ile “dost” olmayacağını da vurgulamıştı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise NATO ve AB ülkelerinin “radikal militarizasyon” hamlelerini meşrulaştırmak adına “sözde Rus askeri tehdidi” iddialarına sarıldığını öne sürmüştü.

Putin, Batı’nın artık açıkça Rusya ile savaşa hazırlandığını söylediğini ve savunma bütçelerini şişirdiğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English