Bizi Takip Edin

Avrupa

AB ve üye ülkeler “Barış Kurulu”na mesafeli

Yayınlanma

Donald Trump bugün (19 Şubat) Washington’da Gazze için yeni örgütü “Barış Kurulu”nu ilk kez toplarken, Avrupa büyük ölçüde kenarda kalmayı tercih ediyor.

İlk oturumun Gazze’nin savaş sonrası yönetimi ve yeniden inşasına odaklanması bekleniyor. Bu girişim ilk olarak eylül ayında Washington’un Gazze için 20 maddelik ateşkes planı olarak ortaya atılmıştı, fakat o zamandan beri uluslararası çatışmaların çözümü için daha geniş bir platform olarak yeniden şekillendirildi.

Avrupa başkentlerinin ilk tepkisi soğuk oldu, ülkeler gözlemci statüsünü tercih etti ve çoğu durumda açıkça şüpheci bir tutum sergiledi.

Sadece Macaristan ve Bulgaristan bu plana tam olarak katılma niyetini açıkladı.

İtalya, Romanya ve Kıbrıs gözlemci olarak katılacak. Danimarka da dahil olmak üzere bazı ülkeler hiç davet almadı.

Avrupa Komisyonu da üyelikten vazgeçti ve bunun yerine yönetim hiyerarşisinde nispeten kıdemsiz bir isim olan Akdeniz Komiseri Dubravka Šuica’yı göndermeyi tercih etti.

Euractiv, AB ülkelerinin tutumlarını derledi.

“Barış Kurulu”: Trump’a Gazze’de diktatörlük yetkileri

Avusturya: Katılma olasılığı düşük. Avusturya Şansölyesi Christian Stocker, ülkesinin üye olma planı olmadığını söyledi ve “Bu tür durumlar için zaten bir organizasyon var, BM… ve ben paralel yapıları desteklemiyorum,” dedi.

Belçika: Katılmıyor ve davet edilmedi. Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Beyaz Saray’ın Belçika’nın geçen ay anlaşmayı imzaladığı yönündeki iddialarını yalanlamak zorunda kaldı.

Ulusal yayıncı RTBF, Amerikalıların Belçika’yı Belarus ile karıştırdığını bildirdi. Prévot, hükümetinin, AB’nin bu konuda ortak bir tutum sergilemesini istediğini söyledi.

Bulgaristan: Katılmayı düşünüyor. Geçici Başbakan Rossen Jeliazkov, geçen ay İsviçre’de girişim resmi olarak başlatıldığında Trump’ın yanında oturdu, fakat karar hâlâ parlamentoda onaylanmayı bekliyor.

Hırvatistan: Katılmayacak. Normalde siyasi rakip olan Başbakan Andrej Plenković ve Cumhurbaşkanı Zoran Milanović, daveti reddetme konusunda aynı görüşte görünüyor.

Kıbrıs: Gözlemci statüsü. Atina ve Lefkoşa, İsrail ve Filistin Yönetimi ile açık kanalları olduğunu söyledi.

Çekya: Katılma olasılığı düşük. Başbakan Andrej Babiš, Prag’ın diğer AB ülkeleriyle koordinasyon içinde olmak istediğini söyledi.

Danimarka: Davet edilmedi. Trump’ın Kopenhag ve Nuuk’a, Danimarka’nın yarı özerk toprağı Grönland’ı terk etmeleri için yoğun baskı uygulamasının ardından ABD ile ilişkiler düşük bir noktaya geldiğinden, Danimarka davet almayan tek İskandinav ülkesi oldu.

Estonya: Davet edilmedi.

Finlandiya: Katılmayacak. Cumhurbaşkanı Alexander Stubb, kurulun “iyi bir girişim” olduğunu belirtti, fakat Finlandiya’nın mevcut haliyle katılmayacağını ekledi.

Geçen ay Fin medyası Yle’ye verdiği demeçte, “Ortak bir Avrupa politikamız var ve buna sadık kalacağız,” demişti.

Fransa: Katılmayacak. Fransa, kurulun BM ile potansiyel çakışmasını, uluslararası taahhütleriyle uyumsuzluğunu ve Gazze dışındaki odak noktasını eleştirerek katılmayacağını belirten ilk ülkeler arasında yer aldı.

Almanya: Katılma olasılığı düşük. Şu ana kadar Alman hükümeti kurula temkinli bir şekilde yanıt verdi. Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Gazze’de barışın sağlanması çabalarını genel olarak desteklerken, BM’nin çatışmaları çözmek için halihazırda kurulmuş bir uluslararası kuruluş olduğunu defalarca vurguladı.

Yunanistan: Gözlemci statüsünde. Yunanistan, BM’nin kenara itilmesinden ve Türkiye ile deniz sınırları konusunda yaşadığı anlaşmazlıkta potansiyel zorluklardan endişe duyarak, kurulun Gazze ile sınırlı kalması gerektiğini savunarak başlangıçta kurula karşı çıktı. Yine de Yunanistan hükümeti, kurulun BM Güvenlik Konseyi kararlarına uyması gerektiğini belirtti.

Macaristan: Katılacak. Donald Trump’ın yakın müttefiki olan Başbakan Viktor Orbán, ülkesinin kurucu üyelerden biri olarak girişime katılacağını, “çünkü Macaristan’ın büyümeye ve gelişmeye devam etmek için barışa ihtiyacı olduğunu” söyledi.

İrlanda: Katılmayacak. İrlanda Başbakan Yardımcısı Simon Harris geçen ay yaptığı açıklamada, bu girişimin “çok ciddi tehlike sinyalleri” verdiğini söylemişti.

Yerel yayıncı RTEye göre Harris, “Putin’in barış kelimesini içeren herhangi bir girişime katılmayı düşünmesi hiç hoş değil,” dedi.

İtalya: Gözlemci statüsünde. Dışişleri Bakanı António Tajani, Kıbrıs’ın da benzer bir karar alarak Konsey’in dönüşümlü başkanlığını üstlendiği için, Roma’nın perşembe günü yapılacak ilk toplantıya gözlemci olarak katılmasının “uygun” olduğunu söyledi. Tajani, toplantıya katılmak için Washington’a gidecek.

Letonya: Davet edilmedi.

Litvanya: Davet edilmedi ve katılmayacak.

Lüksemburg: Davet edilmedi ve katılmayacak. Başbakan Luc Frieden, ülkesinin davet edilse bile muhtemelen katılmayacağını söyledi.

Yerel medya Paperjam’e göre başbakan, Gazze’de barış yaratma girişimini övdü, fakat bu konuyu ele almak için BM gibi mevcut çok taraflı kuruluşları tercih ettiğini söyledi.

Malta: Kararsız. Başbakan Robert Abela, ülkesinin resmi olarak davet edilmediğini, fakat hükümetin “gayri resmi” bir davet aldığını söyledi. Abela ayrıca kurulun formatını eleştirdi.

Hollanda: Davet edildi, katılıp katılmayacağı belli değil. Görevden ayrılan Hollanda Başbakanı Dick Schoof geçen ay ülkesinin girişime katılmak için davet aldığını doğruladı, fakat nihai kararın henüz verilmediğini söyledi. Rob Jetten liderliğindeki yeni hükümet, bu konuda henüz bir açıklama yapmadı.

Polonya: Katılmayacak. Muhafazakâr muhalefet partisi Hukuk ve Adalet’in (PiS) ve Trump’ın müttefiki olan Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, girişime destek verdiğini belirtse de, nihai karar hükümete ait. Başbakan Donald Tusk, Polonya’nın “mevcut koşullar altında” girişime katılmayacağını söyledi.

Portekiz: Odak noktası Gazze’de kalırsa katılacak. Dışişleri Bakanı Paulo Rangel geçen ay, hükümetin henüz daveti kabul etmediğini belirtti, fakat yerel medya Publico’ya göre, ülkesi “Gazze ile sınırlı kalırsa” girişime katılmaya açık olacak.

Romanya: Gözlemci statüsünde. Cumhurbaşkanı Nicușor Dan pazartesi günü Washington toplantısına gözlemci olarak katılacağını duyurdu.

Slovakya: Gözlemci. Dışişleri Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, Slovakya’nın daha önce katılımı reddettiği inisiyatife gözlemci olarak katılacağını doğruladı.

Marco Rubio geçen hafta sonu Slovakya’yı ziyaret etmişti.

Ocak ayında, Başbakan Robert Fico hükümeti, milyar avroluk üyelik ücreti, ABD’nin inisiyatif içindeki statüsü ve BM ile olası çakışmalar dahil olmak üzere, inisiyatifin işleyişine ilişkin endişelerini dile getirmişti.

Slovenya: Reddetti. Başbakan Robert Golob katılmayı reddetti ve ocak ayı sonunda, bunun “geniş uluslararası düzeni ciddi şekilde ihlal ettiğini” ve Gazze’nin ötesine geçen yetkilerinin çok geniş olduğunu söyledi.

İspanya: Reddetti. Başbakan Pedro Sánchez geçen ay, ülkesinin “daveti takdir ettiğini” fakat teklifi reddettiğini söyledi. Bu kararı, İspanya’nın “çok taraflı düzene, BM sistemine ve uluslararası hukuka bağlılığı” ile tutarlı kalmanın bir yolu olarak nitelendirdi.

İsveç: Katılmayacak. İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, diğer AB ülkeleriyle koordinasyon içinde olacağını, fakat ülkesinin “metnin şu anki haliyle” girişime katılmayacağını söyledi.

Brüksel: Avrupa Komisyonu, Akdeniz Komiseri Dubravka Šuica’nın Gazze görüşmeleri için Washington’a gideceğini doğruladı.

Baş sözcü Paula Pinho pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Üye olmuyoruz. Šuica, Akdeniz’den sorumlu komisyon üyesi sıfatıyla orada olacak ve Gazze’de barışın sağlanmasına olan bağlılığımızı temsil edecek.”

AB’nin “gözlemci” olarak katılıp katılmayacağı sorusu üzerine Komisyon, bu terimi benimsemeyi reddetti.

Üst düzey AB yetkilileri, bu girişimle ilgili çekincelerini dile getirdiler. Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, geçen ay yapılan gayri resmi AB liderleri toplantısının ardından, “Kurulun tüzüğünde, kapsamı, yönetimi ve BM Şartı ile uyumluluğu ile ilgili bir dizi unsur hakkında ciddi şüphelerimiz var,” demişti.

Blokun diplomatik servisi de benzer endişeleri dile getirdi. Euractiv‘in gördüğü ve geçen ay hazırlanan Avrupa Dış Eylem Servisi belgesine göre, “Tüzük … AB’nin anayasal ilkeleri açısından endişe yaratıyor.”

Avrupa

Daimler: Savunma yatırımları olumlu yan etkiler yaratacak

Yayınlanma

Daimler Truck’ın CEO’su, savunma sektörüne daha fazla yatırım yapmanın şirketin faaliyetleri için olumlu yan etkiler yaratacağını belirtti.

CEO Karin Rådström, Financial Times’a (FT) verdiği mülakatta, otonom sürüş alanındaki yenilikler ve daha hızlı geliştirme döngüleri gibi konularda kamyon üreticisinin savunma sektöründeki ortaklarından ders alabileceğini söyledi:

“Savunma sektöründe şu anda pek çok yenilik yaşandığını görüyoruz ve bunların sivil sektöre de fayda sağlayacağına inanıyoruz.”

Alman otomotiv şirketleri, büyüme sağlamak ve bazı durumlarda araçlarına olan talebin düşmesi nedeniyle atıl kalan fabrikalarını doldurmak için giderek daha fazla silah sektörüne yöneliyor.

Daimler Truck, haziran ayında savunma ürün yelpazesini genişletmek, daha geniş bir askeri araç yelpazesi geliştirmek ve Avrupa dışına açılmak için yüzlerce milyon avro düzeyinde bir yatırım yaptığını açıklamıştı.

Şirket ayrıca, savunma sektöründen elde ettiği geliri 2028 yılına kadar 1 milyar avroya çıkarma hedefini açıkladı.

Bu, 2025 olarak belirlenen önceki hedeften iki yıl daha erken bir tarih.

Daimler Truck, geçen yıl endüstriyel faaliyetlerinde 45,9 milyar avro satış gerçekleştirdi ama ABD’nin uyguladığı yüksek gümrük vergileri ve Kuzey Amerika pazarındaki yavaşlama nedeniyle kârında düşüş yaşadı.

Rådström, şirketin savunma iş kolunun “beklediğimizden daha hızlı” geliştiğini ve savunma sektörünün geleneksel iş kollarından daha hızlı büyüdüğünü söyledi.

CEO, Daimler Truck’ın, daha küçük hacimlerde üretime alışkın geleneksel savunma sektöründeki oyuncularından daha hızlı bir şekilde üretimi ölçeklendirme kapasitesine sahip olduğunu belirtti:

“Gerçek anlamda endüstriyelleşme kapasitemiz var çünkü, bildiğiniz gibi, şu anda tüm savunma bakanlıklarının ihtiyacı olan şey daha fazla kapasite ve bunu oldukça hızlı bir şekilde elde etmek.”

Ordular, savaş alanında güvenliği artırmak için otonom kamyonları kullanmayı planlıyor.

Rådström, otonom teknolojiye sahip kamyonların çalıştırılması için daha az askeri personele ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

İşgücü talebinin azalması, yeni asker bulmanın zor olduğu uzun süren çatışmalarda da bir avantaj oluşturuyor ve işgücünün diğer alanlarda görevlendirilmesine olanak tanıyor.

Rådström, yüksek riskli çatışma bölgelerinde araçları kullanma ihtiyacının, uzaktan kumandalı sürüşün benimsenmesini ve birkaç kamyonun sürücüsü olan bir öncü aracın arkasında otonom olarak ilerlediği “konvoy sürüşü” gibi yeni özelliklerin geliştirilmesini teşvik ettiğini belirtti.

Aynı teknolojiler sivil alanda da farklı kullanım senaryolarıyla uygulanabilir. CEO, “Savunma amaçlı otonom projelerimizden edindiğimiz deneyimlerin bir kısmı, sivil alanda da geçerli,” dedi.

Kamyon taşımacılığı şirketlerinin maliyetlerinin yüzde 40’ını işgücü oluşturduğundan, otonom teknolojinin lojistik sektörünün kârlılığına katkı sağlayacağını belirtti.

“Maliyetin yüzde 40’ını ortadan kaldırabilir ve kamyonları bütün gece, 24 saat boyunca çalıştırmaya başlayabilirseniz, bu çok büyük bir avantajdır,” diyen Rådström, otonom yeteneklerin eklenmesinin sektörün karşı karşıya olduğu “en büyük değişim” olduğunu da ekledi.

Rådström’e göre şirket, önümüzdeki yıl ABD’deki belirli bölgelerde otonom sürüş yapabilen kamyonların teslimatına başlamayı hedefliyor ve “büyük çaplı piyasaya sürülme” ise 2028 için planlanıyor.

Alman kamyon grubu, otomotiv sektöründeki daha uzun geliştirme sürecine kıyasla, savunma alanındaki startup’ların yeni teknolojileri uygulamaya koyma hızından da ders alabilir.

Savaş alanı, yeni otonom teknolojiler için bir test ortamı oluşturuyor ve bu da yazılım ve donanımın hızlı bir şekilde geliştirilmesine olanak tanıyor, dedi.

Rådström, “Bu döngü, savunma sektöründe şu anda bizim normal iş yapma şeklimize kıyasla çok daha hızlı ilerliyor,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Romanya, nükleer santral soğutması için Tuna’da kontrollü patlama düzenledi

Yayınlanma

Romanya Deniz Kuvvetleri, soğutma işlemine yardımcı olmak amacıyla büyük miktarda suyu Eski Tuna Nehrine ve Cernavodă nükleer santraline yönlendirmek için kontrollü bir patlama gerçekleştirdi.

Adevărul gazetesi, bugün su akışını engelleyen büyük bir kayayı yerinden kaldırmak için yaklaşık 180 kg patlayıcı kullanıldığını bildirdi.

Savunma Bakanı Vekili Radu Miruță, operasyonu bir başarı olarak nitelendirerek, bunun santralin soğutulmasına ve nehirdeki su taşınmasına yardımcı olacağını söyledi.

Aşırı hava koşullarının devam etmesi nedeniyle Cernavodă santralinin bir noktada faaliyetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kalabileceğini ancak santralin bir gün daha çalışmasının, patlatma maliyetinden daha değerli olduğunu belirtti.

Romanya ve Macaristan’ın karşı karşıya olduğu zorluk hakkında bir fikir vermek gerekirse, Tuna Nehri’nin su debisi Romanya’da saniyede 1.500 metreküpe düştü.

Bu rakam, temmuz ayı ortalamasının üçte birinden daha az.

Reuters’ın haberine göre, Avrupa’nın başlıca nehirlerinde kaydedilen rekor düzeyde düşük su seviyeleri, mal taşımacılığını kısıtladı, elektrik üretimini düşürdü ve şirket kârlarını azalttı.

Bu durum, kavurucu sıcaklıkların ve düzensiz yağışların iktsadi ilişkin endişeleri artırdı.

Rotterdam’ın hareketli limanından Sırbistan’daki hidroelektrik santrallerine kadar, su yolları tahıl ve petrol gibi malların taşınmasında ya da milyonlarca insanın evlerini serinletmeye çalıştığı bu dönemde çok ihtiyaç duyulan elektriğin üretilmesinde giderek daha az güvenilir bir yol haline geldi.

Emtia veri ve analiz şirketi Kpler’de enerji analisti olarak görev yapan Alessandro Armenia şunları söyledi:

“Bu durum, geçmişte gördüğümüz gibi tek bir bölgeyi değil, tüm Avrupa’yı etkiliyor. Mevcut dinamikler göz önüne alındığında, bu durum ya elektrik kesintileriyle karşılaşacağımız ya da çok daha fazla yatırım yapmamız gerektiği anlamına geliyor.”

Sırbistan’ın en büyük hidroelektrik santrali olan Djerdap 1’de üretim kapasitenin %20’sine düştü, santralin üretim müdürü Davor Maljoković, bir zamanlar geniş olan yanındaki nakliye kanalının daralarak kum ve çakıl yataklarını ortaya çıkardığını belirtti.

Su eksikliği ayrıca Sırbistan’ın Kostolac kömür santrallerindeki soğutma sistemlerini de aksattı, bu da santralleri üretimi azaltmaya zorladı.

Romanya’nın devlet nükleer enerji üreticisi Nuclearelectrica da aynı nedenden ötürü bu hafta başında iki reaktöründen birini kapatmak zorunda kaldı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB, ABD teknolojisinin yerine başka bir teknoloji kullanabilir

Yayınlanma

Personelin gizlilik konusundaki endişelerini dile getirmesinin ardından, AB yürütme organı yeni bir dijital işe alım aracı için Avrupa menşeli bulut ve yapay zeka alternatiflerini değerlendiriyor.

“İş Eşleştirme Uygulaması” olarak bilinen bu araç, geliştirme sürecinin son aşamalarında bulunuyor.

Euractiv daha önce, uygulamanın Amazon Web Services (AWS) üzerinde barındırılacağını ve ABD merkezli Anthropic şirketinin Claude büyük dil modelini (LLM) kullanacağını bildirmişti.

Bu karar, Euractiv tarafından görülen Avrupa Birliği Adalet Divanı (CJEU) personel komitesinin hazırladığı bir iç memoranduma, adayların hassas kişisel verilerinin işlenmesinde ABD’li bir bulut sağlayıcısının kullanılmasının sorgulanmasının ardından geldi.

Euractiv’in sorusu üzerine bir Avrupa Komisyonu sözcüsü, yürütme organının temel ABD dijital hizmetlerini Avrupa alternatifleriyle değiştirmeyi değerlendirdiğini doğruladı.

Sözcü, “Egemen bulut ihale sürecinin sonucu şimdi yeni fırsatlar sunuyor,” diyerek, AB kurum ve organlarının egemen Avrupa bulut hizmetleri satın almasını desteklemek üzere nisan ayında ihale edilen Komisyon’un 180 milyon avroluk bulut çerçevesine atıfta bulundu.

Sözcü, bunun İş Eşleştirme Uygulaması’nın “dört Avrupa egemen alternatifinden birine” taşınması anlamına gelebileceğini de ekledi.

Çerçeve kapsamında ihaleyi kazanan dört tedarikçi, Almanya’dan StackIT ile Fransa’dan OVHcloud, Scaleway ve S3NS.

Euractiv, dört tedarikçiye da Komisyon’un İş Eşleştirme Uygulaması’nı barındırma konusunda kendileriyle iletişime geçip geçmediğini sordu ama şirketler yorum yapmaktan kaçındı.

Komisyon ayrıca Anthropic’in yapay zeka modelini Avrupa menşeli bir alternatifle değiştirmeyi de değerlendiriyor.

Sözcü şunları söyledi:

“Şu anda Anthropic Claude, kullanılan büyük dil modeli (LLM) konumunda. Fakat Komisyon, Avrupa menşeli LLM alternatiflerini test etmeyi planlıyor… Önümüzdeki aylarda mevcut LLM’nin daha egemen bir çözümle değiştirilmesi mümkün olabilir.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English