Bizi Takip Edin

Avrupa

Merz’den Fransa’ya soğuk duş: FCAS projesi ihtiyacımızı karşılamıyor

Yayınlanma

Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Fransa ve İspanya ile yürütülen 100 milyar avroluk ortak savaş uçağı projesi (FCAS) için, “artık Almanya’nın askeri ihtiyaçlarını karşılamadığını” söyleyerek soğuk duş etkisi yarattı.

Merz çarşamba günü (18 Şubat) yaptığı açıklamada, Geleceğin Muharebe Hava Sistemi’nin (Future Combat Air System – FCAS) merkezinde yer alan yeni nesil jetin, Bundeswehr’in (Alman Silahlı Kuvvetleri) ihtiyaçlarından çok Fransız ordusunun ihtiyaçlarına daha uygun olduğunu söyledi.

Alman ordusunun “şu anda” nükleer kapasiteli bir savaş uçağına ihtiyacı olmadığını belirten Merz, bunun Paris ve Berlin arasında “siyasi bir anlaşmazlık” değil, teknik bir anlaşmazlık olduğunu vurguladı.

Şansölye, Alman siyasi podcast’i Machtwechsel’e verdiği demeçte şunları söyledi:

“Fransızlar, yeni nesil savaş uçaklarında nükleer kapasiteli bir uçağa ihtiyaç duyuyor, fakat Alman Bundeswehr’in şu anda buna ihtiyacı yok. Şimdi soru şu: Bu iki farklı hedef gereksinim profili için iki uçak mı, yoksa sadece bir uçak mı inşa etme gücümüz ve irademiz var? Fransa sadece bir şey inşa etmek istiyor ve bunu Fransa’nın ihtiyaç duyduğu özelliklere pratik olarak uydurmak istiyor. Ama bizim ihtiyacımız olan bu değil. Bu nedenle bu siyasi bir anlaşmazlık değil, gereksinim profilinde gerçek bir sorunumuz var. Bunu çözemezsek, projeyi sürdüremeyiz.”

Merz’in yorumları, Avrupa savunma işbirliğinin amiral gemisi örneği olarak lanse edilen projenin ciddi sıkıntılar yaşadığının bir başka işareti olup, Paris ve Berlin arasında bir sonraki AB bütçesi ve savunma finansmanı gibi konularda gerginliklerin artmasıyla birlikte geldi.

Almanya, Fransa ve İspanya, planlandığı gibi bir sonraki aşamaya geçip geçmeyeceklerine veya ortak jet unsurunu bırakarak FCAS projesini küçültüp küçültmeyeceklerine karar vermek zorunda.

Proje, jet üzerinde çalışan savunma şirketleri arasındaki güç mücadeleleri nedeniyle de zorda.

Fransız Dassault Aviation ve Almanya merkezli Airbus’ın savunma birimi, karar verme liderliğinin kimde olduğu konusunda tartışıyor.

Berlin büyük ölçüde Airbus’ı desteklerken, Paris Dassault’u orijinal iş paylaşımına sadık kalmaya ikna edemedi.

Cuma günü, Angela Merkel ile birlikte FCAS projesini başlatan Macron, Almanya’ya projeyi olduğu gibi sürdürmesi için çağrıda bulundu.

Macron, Münih Güvenlik Konferansında, “Elimizdeki az sayıdaki ortak çözümü yok edersek, nasıl yeni ortak çözümler oluşturacağımızı anlamakta zorlanıyorum,” demişti.

Merz, FCAS’taki anlaşmazlığı uçak özelliklerindeki farklılıklar nedeniyle pratik bir sorun olarak göstermeye çalışsa da, bu faktörler proje 2017’de duyurulduğunda zaten belliydi.

Fransa her zaman, uçak gemisine inebilecek kadar hafif ve nükleer silahlarını taşıyabilecek çok rollü bir jete ihtiyaç duydu.

Élysée Sarayı, Merz’in yorumlarına yanıt olarak yaptığı açıklamada, “Katılımcı üç ülkenin askeri gereksinimleri değişmedi ve başından beri Fransız caydırıcılığı ve gelecekteki uçağın diğer görevleri de bu gereksinimlerin içinde yer alıyordu,” dedi.

Financial Times ve diğer Avrupa medya kuruluşlarıyla yakın zamanda yaptığı röportajda Macron, jet özellikleri konusunda uzlaşmaz farklılıklar olduğu fikrine de karşı çıkarak, ülkelerin hava kuvvetlerinin bu konuyu çözmek için birlikte çalıştığını söyledi.

Macron, “Bize geri dönüp, evet, yeni nesil bir jete ihtiyacımız var ve evet, aynı ihtiyaçlarımız var dediler,” diyerek, 15 tonluk bir boyut ve ağırlıkta karar kılındığını ekledi:

“Alman ordusu, bu projeye ihtiyaç duyduğunu ve [Fransa ile] aynı formatta bir jete ihtiyaç duyduğunu doğruladı.”

Almanya hava kuvvetlerinin belkemiği şu anda İngiltere, İtalya ve İspanya ile ortak bir girişimle üretilen Eurofighter Typhoon jetlerinden oluşuyor, fakat bunların yerine ABD yapımı F-35’leri satın almayı taahhüt etti.

Teslimatları bu yıl başlaması beklenen F-35’ler muhtemelen onlarca yıl hizmet verecek.

Fransa ise Dassault’un Rafale jetine güveniyor. İşlevselliği artırmak ve rakiplerinin gerisinde kalmamak için güncellenmiş bir versiyon üzerinde çalışılıyor.

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English