Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, Avrupa’daki asker sayısını azaltacak

Yayınlanma

Pentagon, Avrupa’da konuşlanmış ABD askerlerinin sayısını, Ukrayna savaşından önceki seviyelere indireceğini duyurdu.

ABD Savunma Bakanlığı, kıtadaki tugay sayısını dörtten üçe indirme kararının, “ABD’nin Avrupa’daki askeri duruşuna odaklanan kapsamlı ve çok katmanlı bir sürecin sonucu” olduğunu belirtti.

Bu, Trump yönetiminin Avrupa müttefiklerini askeri savunma konusunda daha fazla sorumluluk almaya zorlamak için attığı son adım olsa da, eleştirmenler bunun Rusya’ya karşı NATO’nun caydırıcılığını zayıflatacağı konusunda uyarıda bulundu.

Bu açıklama, ABD’nin Polonya’ya gönderilmesi planlanan 4.000 askerin rotasyonunu aniden iptal ederek Varşova’daki yetkilileri hazırlıksız yakalamasının ardından yaşanan bir haftalık kargaşanın ardından geldi.

Pentagon sözcüsü Sean Parnell salı günü yaptığı açıklamada, Polonya’ya yapılacak konuşlandırmanın ertelenmesinin geçici olduğunu ve Avrupa’daki Tugay Savaş Ekiplerinin toplam sayısını azaltma kararının bir sonucu olduğunu söyledi.

Parnell, ABD kuvvetlerinin “nihai konuşlandırılmasının”, “ABD’nin stratejik ve operasyonel gereksinimlerinin daha ayrıntılı analizine ve müttefiklerimizin Avrupa’nın savunmasına kuvvet katkısı sağlama kapasitesine” dayalı olacağını belirtti.

Rutte: ABD’nin Avrupa’daki asker azaltması savunmayı etkilemez

ABD, 2014 yılında Rusya’nın Ukrayna’nın Kırım yarımadasını ilhak etmesinin ardından Avrupa’ya ek askerler konuşlandırmış ve 2022 yılında savaşla birlikte daha fazla asker göndermişti.

Obama yönetimi döneminde Avrupa ve NATO politikasından sorumlu Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Jim Townsend, bu konuşlandırmaların “Avrupa’ya yönelik tehdit algımıza ve Rusları caydırmak için ABD’nin Avrupa’da kuvvet yapısı açısından üstlenmesi gereken role dayandığını” söyledi ve “Eğer askerleri gelişigüzel, bu kargaşalı geri çekilmeyle çekersek, bu ne tür bir mesaj verir?” diye sordu.

Donald Trump’ın ikinci döneminde, ABD’li yetkililer NATO ittifakında köklü bir revizyon yapılmasını talep ederek, Avrupalı liderleri kıtanın savunması konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye çağırdı.

Başkan Yardımcısı JD Vance salı günü, ABD’nin 4.000 askerin nihayetinde Polonya’ya gönderilip gönderilmeyeceğine henüz karar vermediğini söyledi.

Vance, “Bu askerler Avrupa’nın başka bir yerine gidebilir. Onları başka bir yere göndermeye karar verebiliriz,” dedi.

Pentagon, bu ayın başlarında, Friedrich Merz’in Trump hakkındaki eleştirel yorumlarının ardından Almanya’dan askerlerini çekmeyi planladığını açıklamıştı.

Fakat Beyaz Saray Salı günü, bu gerginliklere rağmen Trump’ın haziran ayında Fransa’da yapılacak G7 liderler toplantısına katılmayı planladığını doğruladı.

NATO’nun en kıdemli askeri yetkilisi olan ABD’li General Alex Grynkewich salı günü yaptığı açıklamada, ABD’nin Avrupa’daki varlıklarından 5.000’den fazla askeri hemen çekmesini beklemediğini söyledi.

Polonya’ya gönderilmesi planlanan 4.000 askerin yanı sıra, Pentagon bu ayın başlarında Almanya’ya uzun menzilli füzelerle donatılmış bir taburun planlanan konuşlandırılmasını kısıtladığını açıklamıştı.

Bazı Avrupa başkentlerinde, Washington’un Avrupa’daki Amerikan güçlerini daha önemli ölçüde azaltmaya karar verebileceğine dair endişeler artıyor. Trump, Avrupa ülkelerinden kıtayı savunmak için daha fazla sorumluluk almalarını defalarca talep etti.

Vance salı günü yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Avrupa’daki tüm Amerikan askerlerini geri çekmekten bahsetmiyoruz. Amerikan güvenliğini en üst düzeye çıkaracak şekilde bazı kaynakları yeniden dağıtmaktan bahsediyoruz. Bunun Avrupa için kötü olduğunu düşünmüyorum. Bu, Avrupa’yı daha fazla sorumluluk almaya teşvik ediyor.”

Pentagon, bu azaltmanın “NATO müttefiklerini Avrupa’nın konvansiyonel savunması konusunda birincil sorumluluk almaya teşvik edeceğini” söyledi ve Varşova ile “yakın temas” halinde olduğunu ekledi.

Polonya Başbakan Yardımcısı Władysław Kosiniak-Kamysz salı günü sosyal medyada, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bir telefon görüşmesinde ABD’nin “Polonya’nın savunma ve güvenliğine olan bağlılığının değişmediğini” teyit ettiğini yazdı.

Kosiniak-Kamysz, Pentagon’un Avrupa genelinde Amerikan kuvvetlerinin konuşlandırılmasına yönelik yeni bir plan hazırladığını da sözlerine ekledi.

Kosiniak-Kamysz, “ABD ordusu kuvvetlerinin ve varlıklarının Avrupa’da yeniden konumlandırılması süreci devam ediyor ancak Polonya’daki Amerikan askeri kapasitesinin azaltılmasına yönelik herhangi bir karar alınmadı” dedi.

Diplomasi

Almanya, Mercosur bloğuyla ilişkilerini geliştiriyor

Yayınlanma

Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Mercosur ile ilişkileri güçlendirerek ve Arjantin’in doğal kaynaklarına yeni erişim imkânları elde ederek, Alman ekonomisi için ABD ve Çin’e alternatifler arıyor.

Salı günü Wadephul, önce Paraguay’da düzenlenen Mercosur zirvesine katıldı; ardından Çarşamba günü Arjantin’e geçerek, Alman şirketlerinin lityum da dahil olmak üzere ülkenin doğal kaynaklarına daha geniş erişim imkânı elde etmeleri için müzakereler yürüttü.

Bugün (3 Temmuz) Wadephul görüşmelerine Mercosur’un iktisadi açıdan en güçlü ülkesi olan Brezilya’da devam ediyor.

Berlin, ABD’ye yapılan ihracata olan bağımlılığını azaltmak amacıyla Güney Amerika bloğuna yapılan ihracatı artırmayı umuyor. 

Öte yandan Trump yönetimi şu anda Latin Amerika’yı daha sıkı bir şekilde kontrolü altına almak için çalışıyor. Bu amaçla, Brezilya’daki Flávio Bolsonaro gibi seçimlerdeki sağcı adayları destekliyor.

Ayrıca, uyuşturucu kartelleri ve çetelerle mücadele bahanesiyle, bu kıtaya yönelik askeri kontrolünü genişletiyor.

Almanya için alternatif pazar

German Foreign Policy’nin aktardığına göre Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul bu hafta Paraguay, Arjantin ve Brezilya’ya gitti ve Paraguay’da Şili Cumhurbaşkanı José Antonio Kast ile Dışişleri Bakanı Francisco Pérez Mackenna ile de görüştü.

Gezisinin ana odağı, AB’nin çeyrek asırdan fazla süren müzakerelerin ardından serbest ticaret anlaşması imzaladığı Güney Amerika ticaret bloğu Mercosur ile ilişkileri güçlendirmekti.

Avrupa Parlamentosu, 21 Ocak’ta hukuki inceleme amacıyla anlaşmayı askıya almış olsa da, Avrupa Komisyonu’nun kararı uyarınca anlaşmanın ticaret hükümleri 1 Mayıs’tan bu yana geçici olarak uygulanıyor.

Salı günü Wadephul, Paraguay’ın başkenti Asunción’da düzenlenen Mercosur zirvesine katıldı; bu zirvede üye ülkeler arasında çeşitli anlaşmazlıklar gün yüzüne çıktı.

Örneğin, AB ile yapılan serbest ticaret anlaşması kapsamında Mercosur’a tahsis edilen tarım ürünleri ihracat kotalarının nasıl dağıtılacağı hâlâ belirsizliğini koruyor.

Ayrıca, Arjantin’in şubat ayında tek başına ABD ile bir serbest ticaret anlaşması imzalamış olması da hoşnutsuzluk yaratıyor. Bu durum Mercosur’un ilkeleriyle çelişiyor ve konfederasyonun dengesini bozma tehlikesi yaratıyor.

Almanya ve AB için Mercosur, ABD’ye yapılan ihracata kısmen bir alternatif olarak görülüyor; blokla olan ilişkilere büyük önem veriliyor.

Alternatif hammadde tedarikçisi olarak Mercosur

Mercosur ile ticaretin genişletilmesinin yanı sıra bir diğer önemli odak noktası da Almanya’nın hammadde tedarikini genişletmek.

Arjantin, dünyadaki en büyük lityum rezervlerine sahip ülkelerden biri. Çarşamba günü Wadephul, Alman şirketlerinin Arjantin hammadde kaynaklarına erişimini kolaylaştırmayı amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı.

Lityum sektöründeki en büyük yatırımcı Avustralya ve bu ülke, Arjantin’de ABD ve Birleşik Krallık’tan şirketlerle işbirliği yapıyor. Çin de Arjantin’in lityum sektöründe güçlü bir varlığa sahip.

Almanya şu anda, Wadephul’un çarşamba günü yaptığı gibi, Arjantin’de işleme kapasitesinin oluşturulmasına yardımcı olacağına söz vererek rakiplerinden ayrılmaya çalışıyor.

Javier Milei yönetiminde, Arjantin ekonomisi odak noktasını büyük ölçüde hammadde ihracatına kaydırırken, sanayi sektörü zor günler yaşıyor.

Bu kaynakların işlenmesinin genişletilmesi, durumu bir ölçüde hafifletebilir. Wadephul’a gezisinde Alman emtia endüstrisinin temsilcileri de eşlik ediyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD, suikast tehdidi nedeniyle İranlı müzakerecilere uyarı iletmiş

Yayınlanma

The New York Times gazetesinin haberine göre ABD, Tahran ile yürütülen müzakereler sırasında İsrail’in İranlı başmüzakerecilere yönelik suikast hazırlığında olduğundan şüphelendi. Washington’ın diyaloğun çökmesini önlemek amacıyla İran makamlarını uyararak güvenlik önlemlerini artırmalarını sağladığı belirtildi.

The New York Times gazetesinin konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ABD’li yetkililer İran ile yürütülen diplomatik temaslar sırasında İsrail’in Tahran’ın başmüzakerecilerine yönelik suikast hazırlığı içinde olduğundan şüphelendi.

Hedefteki isimlerin İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf olduğu kaydedildi.

Kaynaklar, Washington’ın bu isimlerin ortadan kaldırılmasının Tahran ile yürütülen diyaloğu tamamen sona erdirmesinden endişe duyduğunu ve güvenlik önlemlerinin artırılması amacıyla İran makamlarını olası bir suikast girişimi hakkında uyardığını aktardı.

Nisan ayında Muhammed Galibaf’ın İslamabad’da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ile bir araya gelmesi planlanmıştı. Suikast tehdidi nedeniyle Galibaf’ı taşıyan İran uçağına gidiş ve dönüş yolculuğunda Pakistan savaş uçakları eşlik etti.

Ancak kaynakların aktardığı bilgilere göre dönüş yolunda İran istihbaratı, İsrail’in saldırı hazırlığında olduğuna dair veriler tespit etti ve bu sırada iki İsrail savaş uçağının İran hava sahasına girdiği belirlendi. Bu gelişme üzerine İran uçağı Meşhed kentine acil iniş gerçekleştirdi, heyet ise Tahran’a kara yoluyla ulaştı.

ABD ve İran, 18 Haziran gecesi savaşı sonlandırma hedefi taşıyan bir mutabakat zaptı imzaladı.

Belge, çatışmaların durdurulmasını, nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin 60 gün içinde yürütülmesini, ABD yaptırımlarının aşamalı olarak kaldırılmasını, Hürmüz Boğazı’nın ulaşıma açılmasını ve İran’ın nükleer programının ele alınmasını öngörüyor.

Bu mutabakatın ardından ABD, 27 ve 28 Haziran tarihlerinde İran’daki bazı hedeflere yönelik askeri operasyonlar düzenledi. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı, bu operasyonların Tahran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki ticari gemilere yönelik eylemlerine karşılık olarak gerçekleştirildiğini duyurdu. İran Dışişleri Bakanlığı ise Washington’ın saldırılarının mutabakat zaptını ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı ihlal ettiğini açıkladı.

El Arabiya televizyonunun haberine göre bu gelişmelere rağmen taraflar müzakerelere devam etme kararlılığı taşıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, CNBC kanalına verdiği mülakatta Tahran’ın ihtiyaç duyulan hemen her konuda uzlaşıya vardığını belirtti.

Trump, çatışmada kısa sürede askeri bir başarı elde ettiğini iddia ederek şu ifadeleri kullandı:

“Vietnam’da 19 yıl kaldık, Afganistan’da yaklaşık on yıl geçirdik, Kore Savaşı’nda ise bir asır geçirdik. Ben orada yalnızca dört aydır bulunuyorum. Ve ne yaptım? Onları askeri açıdan mağlup ettim.”

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB, Ermenistan’a yeni ticaret ve mali destek paketi açıkladı

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB’nin Ermenistan ihracatının yaklaşık yüzde 80’i için gümrük vergilerini kaldırmayı planladığını açıkladı. Plan kapsamında Ermenistan’a 52 milyon avroluk mali destek sağlanacak ve ihracatın Avrupa pazarına yönelmesini kolaylaştırmak için uzman ekipler görevlendirilecek.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Erivan’da Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile yaptığı görüşmenin ardından Avrupa Birliği’nin (AB), Ermenistan ihracatının yaklaşık yüzde 80’i için gümrük vergilerini kaldırmayı planladığını açıkladı.

Bloomberg’in aktardığına göre von der Leyen, yeni ticaret tedbirlerinin Ermeni ürünlerinin büyük bölümüne AB pazarına gümrüksüz erişim sağlayacağını söyledi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Avrupa Parlamentosu ile AB üyesi ülkelerin onayı gerekiyor.

Yeni düzenleme kapsamında taze meyve ve sebzeler, bitkiler, içecekler ve sert alkollü ürünler gümrüksüz erişimden yararlanacak.

AB ayrıca Ermenistan’a 52 milyon avro mali destek sağlayacak ve yerel üreticilerin AB ülkelerine ihracatını artırmalarına yardımcı olmak amacıyla uzman ekipler görevlendirecek.

Von der Leyen, bu tedbirlerin Ermenistan’ın ihracatının önemli bölümünü Rusya pazarından Avrupa pazarına yönlendirmesine yardımcı olacağını ve Moskova’nın uyguladığı ticaret kısıtlamalarının etkilerini azaltmayı amaçladığını ifade etti.

Von der Leyen ile 2 Temmuz’da düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Paşinyan ise Ermenistan’ın 2029 yılına kadar AB ile vize serbestisi anlaşmasına ulaşmayı umduğunu söyledi.

Avrupa Komisyonu Başkanı da Erivan’ın kaydettiği ilerlemeye işaret ederek, AB’nin yeni değerlendirme misyonunun sonbaharda Ermenistan’a gideceğini açıkladı.

Ermenistan son yıllarda AB ile ilişkilerini kademeli olarak güçlendiriyor. Ülke parlamentosu 2025’te Avrupa bütünleşme sürecinin başlatılmasına ilişkin yasayı kabul etti.

Bununla birlikte Ermeni yetkililer, Avrasya Ekonomik Birliği’nden (AEB) ayrılmayı bu aşamada planlamadıklarını, çünkü AEB üyeliğinin ülke ekonomisi açısından önemini koruduğunu birçok kez dile getirdi. Paşinyan ise AB üyeliğini ülkesinin stratejik hedefi olarak tanımlıyor.

Ermenistan’ın AB ile bütünleşme sürecinin hız kazanmasıyla birlikte Rus yetkililer, ülkenin AEB üyeliği konusunda soru işaretleri dile getirmeye başladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ermenistan’a AB ile AEB arasında mümkün olan en kısa sürede tercih yapması çağrısında bulundu. Putin, böyle bir durumda “yumuşak ve medeni bir ayrılığın” mümkün olabileceğini söyledi.

Mayıs ayında AEB üyesi dört ülkenin, Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan’ın liderleri de Ermenistan’a, AB ile AEB arasında tercih yapılmasına ilişkin referandumu en kısa sürede düzenleme çağrısı yaptı.

Rusya son aylarda Ermenistan’dan ithal edilen çeşitli ürünlere de kısıtlamalar getirdi. Bu önlemler taze sebze ve meyveler, çiçekler, balık, alkollü içkiler ve diğer bazı ürünleri kapsıyor.

Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Denetim Servisi’nin (Rosselhoznadzor) Başkanı Sergey Dankvert, bunun nedeninin “siyasi değil”, üretim sistemindeki yapısal aksaklıklar olduğunu söyledi.

Dankvert, ülkede çok sayıda küçük çiftçinin faaliyet gösterdiğini ancak etkili bir kooperatif yapısı ile yeterli iç denetim mekanizmalarının bulunmadığını belirtti.

Avrupa Komisyonu ise Rusya’nın bu uygulamalarını “ekonomik baskı” olarak nitelendirdi ve Ermenistan’a yönelik destek paketi ile Ermeni ürünlerinin Avrupa pazarına erişimini genişletecek tedbirler hazırladığını açıkladı.

Reuters’ın aktardığı resmi Ermenistan istatistiklerine göre 2025 yılında ülkenin dış ticaretinin yaklaşık yüzde 35’i Rusya ile yapılırken, Avrupa Birliği’nin payı yaklaşık yüzde 11 oldu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English