Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD-Çin ticaret savaşında ateşkes gelecek mi?

Yayınlanma

ABD’nin üst düzey ekonomi yetkilileri, küresel piyasaları sarsan, tüketici güvenini sarsan ve süper güçler arasındaki mal sevkiyatlarını keskin bir şekilde azaltan gümrük vergisi savaşını görüşmek üzere İsviçre’de Çinli meslektaşlarıyla bir araya gelecek.

Bu, ABD Başkanı Donald Trump’ın şubat ayında Çin’e gümrük vergilerini artırmaya başlamasından bu yana iki ülke arasında bilinen ilk üst düzey görüşme olacak.

Hızlı misilleme döngüsü, nisan ortasına kadar ABD’nin Çin mallarına uyguladığı gümrük vergilerini %145’e çıkarırken, Pekin de Amerikan ürünlerine %125 gümrük vergisi uyguladı. Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, yaklaşan görüşmelerin “somut” ve “dostane” geçmesini beklediğini ve gümrük vergilerinin düşeceğini ima etti.

Trump, gazetecilere “Daha fazla artamaz” dedi ve ekledi: “145’te, yani düşeceğini biliyoruz.”

Bu, anlaşmanın yaklaştığı anlamına mı geliyor? Yoksa gümrük vergileri konusunda uzlaşma hala uzak mı?

Nikkei Asia, konuyla ilgili merak edilen beş başlığı derledi:

Washington neden şimdi Çin ile gerilimi azaltmak istiyor?

Trump, 2 Nisan’da Çin ve birçok ülkeye “karşılıklı” yüksek gümrük vergileri uyguladığını açıkladığı ve “Kurtuluş Günü” olarak adlandırdığı günden bu yana artan siyasi ve ekonomik tepkilerle karşı karşıya.

İlk olarak, ABD finans piyasaları, yatırımcıların Amerikan varlıklarına olan güveninin sarsılmasıyla ABD hisse senetleri, tahviller ve doların olağan dışı bir şekilde satılmasıyla ciddi bir darbe aldı.

Trump 9 Nisan’da Çin hariç çoğu gümrük vergisini 90 gün süreyle askıya aldığında hisse senetleri toparlandı. Birçok Wall Street bankası, Trump’ın gümrük vergisi politikasının ülkeyi bu yıl resesyona sürükleme riski taşıdığı uyarısında bulundu. J.P. Morgan, bu olasılığı önceki %40 tahmininden %60’a yükseltti.

Piyasalar bir miktar istikrar kazanmış olsa da, Amerikan alıcıların siparişlerini askıya almasıyla Çin ve ABD arasındaki mal akışı son birkaç hafta içinde keskin bir düşüş yaşadı. CBS News’e göre, Walmart ve Target gibi büyük perakendeciler, Trump ile özel toplantılarda mal kıtlığı ve fiyat artışları konusunda uyarıda bulundu.

Pekin ise meydan okuyan bir tavır sergiledi ve uzmanlar bu tavrın Washington’u stratejisini revize etmeye zorladığını düşünüyor.

Şanghay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi’nde kıdemli araştırmacı Gao Jian, “Şu ana kadar Trump ekibinin Çin’e yönelik tüm gümrük vergisi politikaları önceden belirlenen stratejik hedeflerine ulaşamadı” dedi ve ekledi: “Şu anda ABD ile yeniden müzakereye başlamak dünya ekonomisinin istikrarına katkı sağlayacaktır. Bu, Çin’in ekonomik çıkarlarına da uygundur.”

ABD ve Çin gümrük vergilerini ne kadar ve ne kadar sürede indirecek?

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent nisan ayı sonunda “çok yakın bir gelecekte” gerilemenin olacağını beklediğini söylerken, analistler sürecin uzayabileceği uyarısında bulunuyor.

Singapur’daki ISEAS-Yusof Ishak Enstitüsü’nün kıdemli misafir araştırmacısı Stephen Olson, Bessent’in İsviçre’de Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng ile yapacağı toplantının “ABD ve Çin arasında kaçınılmaz olarak uzun ve zorlu bir müzakere sürecinin sadece ilk adımı” olduğunu söyledi.

Her iki taraf da, manşetlere taşınan gümrük vergisi oranlarından geri adım atmadan bir ölçüde taviz verdi.

Nikkei Asia’nın haberine göre, ABD’nin akıllı telefonlar ve elektronik ürünleri %145’lik vergiden kısmen muaf tutmasını takiben, Çin de son haftalarda çiplerden ilaçlara ve uçak motorlarına kadar %125’lik vergiden muaf tutulacak ürünlerin sessizce bir listesini hazırladı.

New York merkezli yatırım danışmanlığı şirketi 22V Research’ten Michael Hirson ve Houze Song, Trump’ın önemli ön koşullar olmadan gümrük vergilerini geri almaya istekli olması halinde Pekin’in de aynı şekilde karşılık vereceğini söyledi. Alternatif olarak, ABD’nin Çin’den önce taviz vermesini talep etmesi halinde Pekin’in bekleyebileceğini de eklediler.

Hirson ve Song, her iki taraf da taviz vermeyi reddederse, ekonomik sıkıntıları yönetmek için yüksek gümrük vergilerinden hedefli muafiyetler uygulamaya devam edebileceklerini ekledi. “Bu, gümrük vergilerinin daha geniş çaplı geri alınmasının daha da uzamasına neden olabilir ve muhtemelen ihracat kontrolleri gibi gümrük vergisi dışı önlemlerle karşılıklı misillemelerin devam edeceği anlamına gelir” değerlendirmesini yaptılar.

Bazı ekonomistler, görüşmelerin başlamasıyla birlikte gümrük vergilerinin kademeli olarak geri alınacağı konusunda daha umutlu.

Morgan Stanley’in Asya Baş Ekonomisti Chetan Ahya, “ABD ve Çin’in kapsamlı bir anlaşma isteyeceğini düşünüyoruz” derken, “görüşmelerin karmaşık olacağını ve tamamlanmasının zaman alacağını” da kabul etti.

Ahya, ABD’nin Çin’e uyguladığı ticaret ağırlıklı gümrük vergilerini haziran sonuna kadar %60’a düşürdükten sonra, fentanil sorunuyla ilgili %20’lik gümrük vergilerini kaldırarak yıl sonuna kadar %34’e indirebileceğini öngörüyor. Ancak bu durumda bile, Çin’e uygulanan gümrük vergileri diğer ülkelerin çoğunun uyguladığı %10’luk karşılıklı vergilerin üzerinde kalacak ve ticaretin büyük bir kısmını engelleyebilir.

Çin ve ABD arasında “büyük bir anlaşma” masada mı?

Trump’ın başkanlık kampanyasından bu yana, bazıları onun sayısız farklılıkları ele alan kapsamlı bir anlaşma ile ABD-Çin ilişkilerini temelden yeniden şekillendirmeyi amaçlayabileceğini düşünüyor. Ancak birçok uzman, bunun şu aşamada olası olmadığını söylüyor. Tayvan üzerindeki gerilimler veya Trump yönetiminin Çin hisselerini ABD borsalarından çıkarma girişimi gibi konular gündemden düşebilir.

Araştırma şirketi Gavekal Dragonomics’in kurucu ortağı Arthur Kroeber’e göre, herhangi bir önemli anlaşma için Washington’un Çinli şirketlerin ABD’deki iş ve teknolojiye erişimindeki kısıtlamaları kaldırması ve bu şirketlerin ülkede büyük ölçekli yatırımlar yapmasına izin vermesi gerekiyor.

Kroeber, “ABD ile Çin arasındaki ilişki şartlarını önemli ölçüde değiştiren gerçek bir anlaşma, Çinli şirketlerin ABD’ye doğrudan yatırımda önemli bir rol oynayabileceğini kabul eden bir anlaşma olacaktır” dedi. Kroeber, Washington’un Çin’e ilişkin genel söylemi nedeniyle bu senaryonun çok olası olmadığını düşünüyor.

Daha gerçekçi bir senaryo olarak, ABD ve Çin’in “esas olarak kozmetik” bir anlaşma yapabileceğini ve bu anlaşmada her iki tarafın da bir tür kontrollü ticaret karşılığında gümrük vergilerinde indirim elde edeceğini öne sürdü.

Anlaşmanın önündeki en büyük engeller neler?

Birçok gözlemci, Çinli yetkililerin Trump yönetiminin gerçekte ne istediğini ve karşılığında ne sunabileceklerini hala bilmediklerini düşünüyor.

Singapur Ulusal Üniversitesi Doğu Asya Enstitüsü Direktörü Bert Hofman, ABD’nin gündeminin netleşmesinin Pekin için olumlu bir sonuç olacağını söyledi. Trump yönetimi, Çin’den tamamen kopmaktan, Çin’e karşı diğer ülkelerle ittifaklar kurmaya ve ikili ticaret açığını sona erdirmeye kadar çeşitli hedefler ortaya koydu.

İsviçre görüşmeleri öncesinde Bessent, ABD ve Çin’in “ortak çıkarları” olduğunu ve ABD’nin kopmak istemediğini söyledi. “İstediğimiz şey adil ticaret” dedi.

Analistler ayrıca, Trump’ın Bessent ve toplantılara da katılacak olan ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’e ticaret politikasını yönlendirmek için ne kadar yetki verdiğini merak ediyor. Diğerleri ise güvensizlik ve uyumsuz taleplerin herhangi bir çıkış yolunu engelleyeceğini söylüyor.

Washington, son yıllarda Çinli politika yapıcıları, ihracat odaklı büyüme modeline güvenmek yerine iç tüketimi canlandırmaya çağırdı. Pekin, endüstriyel kapasite fazlası hakkındaki uluslararası eleştirilerin çoğunu reddetti.

Washington’daki muhafazakar düşünce kuruluşu Demokrasileri Savunma Vakfı’nın Çin Programı’nın kıdemli direktörü Craig Singleton, “Rekabet temelde çözülmemiş durumda ve her iki taraf da teslimiyet izlenimi vermemek için avantaj elde etmek için manevralar yapıyor” dedi ve ekledi: “Her iki taraf da hala durumu yokluyor ve birbirlerinin ilk hamleyi yapmasını bekliyor.”

ABD, Çin için de bazı hassas noktalara değinebilir. Trump bu hafta bir radyo programında, tutuklu Hong Konglu medya patronu Jimmy Lai’nin davasını ticaret müzakerelerinin “bir parçası” olarak gündeme getireceğini söyledi. Kapatılan haber sitesi Apple Daily’nin yayıncısı Lai, ulusal güvenlik suçları iddiasıyla yargılanıyor.

Geçmişte Lai’yi “%100” hapisten çıkarabileceğini övünen Trump, “Jimmy Lai hakkında konuşmak çok iyi bir fikir” dedi.

Ticaret anlaşmazlığı devam ederse bu dünya için ne anlama geliyor?

ABD ve Çin’in yüksek gümrük vergilerini sürdürmesi halinde dünya ekonomisi şok yaşayabilir.

Dünya Ticaret Örgütü nisan ayında, Çin ve ABD arasındaki etkili ticaret ambargosunun devam etmesi halinde küresel mal ticaretinin %1,5’e kadar azalabileceği uyarısında bulundu. Uluslararası Para Fonu da geçen ay, dünya ekonomisi için büyüme tahminini ocak ayındaki %3,3’ten %2,8’e düşürdü.

Amerikan tüketiciler rafların boşalması ve fiyatların artmasıyla karşı karşıya kalırken, Çin’de ise ABD’ye gönderilmek üzere olan fazla malların ya yurt içinde ya da diğer ülkeler tarafından emilmesi gerekecek. Bu durumun, Çin ekonomisini yıllardır etkileyen deflasyonist baskıyı daha da kötüleştirmesi bekleniyor.

Bazıları ise Çin’in üstün durumda olduğunu ve ekonomik zorluklara daha fazla dayanma kapasitesine sahip olduğunu söylüyor.

Gavekal’dan Kroeber, “Çin’in hesaplaması temel olarak, deflasyonu yönetmenin ABD’nin stagflasyonu siyasi olarak yönetmesinden daha kolay olacağı yönünde” dedi.

Bir çıkmaz durumu diğer Asya ülkeleri için de kötü haber olacaktır. Bu ülkelerin çoğu, özellikle Vietnam ve Kamboçya, ABD’nin talebine ve Çin’den gelen girdilere bağımlı durumda. Natixis’ten Alicia Garcia-Herrero, “Bu, onların iki ateş arasında kaldıkları anlamına geliyor” dedi.

Diplomasi

G20 ticaret bakanları açıklamasına tek itiraz Çin’den geldi

Yayınlanma

G20 ticaret yetkilileri bu hafta Milwaukee’de bir araya geldi ve küresel çelik arz fazlasıyla mücadeleye yönelik yeni bir anlaşma duyurdu.

“Milwaukee Çerçevesi”, ülkeleri piyasayı bozan sübvansiyonları kısıtlamaya ve çelik ithalatı ile ticaretin kuralları dışına çıkarılmasının izlenmesini artırmaya çağırıyor.

Ayrıca, olası gümrük vergileri de dahil olmak üzere, kapasite fazlasına karşı “kanıta dayalı önlemleri” destekliyor.

Bu anlaşma, Eylül ayında Kuzey Carolina’nın Asheville kentinde düzenlenen G20 maliye bakanları toplantısında varılan daha geniş kapsamlı bir mutabakatın ardından geldi.

Toplantıda ABD ve diğer neredeyse tüm G20 ekonomileri, büyük ve kalıcı ticaret dengesizliklerinin diğer ülkelere zarar verebileceği konusunda mutabık kaldı.

Büyük ticaret fazlası olan ülkelerden, büyüme için ihracata aşırı bağımlı hale getiren politikalarını gözden geçirmelerini isteyen bir bildirgeyi imzaladılar.

Çin, bu bildirgeye itiraz eden tek G20 üyesi oldu.

Axios’a göre giderek daha fazla ülke, Donald Trump’ın küresel ticaretteki sorunlara ilişkin argümanının temel bir unsurunu benimsiyor. Üstelik bu durum, Trump’ın uyguladığı gümrük vergilerinin dünya ekonomisini sarsmasına rağmen gerçekleşiyor.

On yıllardır hükümetler, aşırı çelik üretimi de dahil olmak üzere küresel ticaretteki dengesizlikler konusunda uyarıda bulunuyorlar.

Değişen şey ise, yerli sanayilere verilen zararı kabul etme ve onları koruma konusundaki istek.

ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, konferansın aralarında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çoğu ülke bu küresel sorunlara katılıyor, insanlar teşhise katılıyor fakat harekete geçmekten çekiniyorlar,” dedi.

Greer’e göre Milwaukee anlaşmasının “2015 yılında gerçekleşmesi” mümkün değildi.

Greer şöyle konuştu:

“Diğer tüm ülkeler, ABD pazarına erişimlerini sürdürmek istiyorlarsa uluslararası sistemi yeniden düzenlememiz gerektiğini biliyorlar. Yaratıcı fikirler, yeni yapılar ve tutarlı planlar ortaya koydukça, onlar da bu sürece katılıyorlar.”

AB Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, salı günü Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezinde Greer ve imalat sektöründen CEO’larla düzenlenen yuvarlak masa toplantısında, yönetimin kapasite fazlası konusuna odaklanmasını olumlu karşıladı.

Greer, “Ticaret komiseri ve diğerleri de dahil olmak üzere Avrupa’daki pek çok kişinin bu konu hakkında oldukça net bir görüşe sahip olduğunu düşünüyorum… Onlar, bizim 10 yıl önce atmaya başladığımız bazı adımları atmaya başlıyorlar,” dedi ve Avrupa’nın kendisinin de küresel kapasite fazlasına katkıda bulunduğuna inandığını ekledi.

ABD’nin ticaret ortakları, Washington ile birlikte çözmeye çalıştıkları bazı sorunları hedef alan gümrük vergileriyle ya da bu vergilerin uygulanma olasılığıyla karşı karşıya kalıyor.

Kanada’nın ABD’ye yaptığı çelik ihracatının çoğu %50’lik bir gümrük vergisiyle karşı karşıya. 

Ülkenin ticaret yetkililerinden biri Milwaukee’ye vardığında, belirli Kanadalı ürünlere yönelik bir ithalat yasağı yürürlüğe girdi.

Greer ayrıca 16 ekonomideki kapasite fazlası ve üretimi de soruşturuyor ve bu soruşturmalar nihayetinde yeni gümrük vergilerinin önünü açabilir.

Greer, yuvarlak masa toplantısındaki gerginliği kabul ederek, ABD ile ticaret ortakları arasında anlaşmazlıklar olabileceğini ama yine de başka yerlerdeki üretim fazlası konusunda ortak endişeleri paylaştıklarını belirtti.

Dış ticaret bakanları dün öğleden sonra, Rockwell Automation’ın Milwaukee’deki genel merkezine 1,5 mil (yaklaşık 2,4 km) uzunluğundaki bir yolculuk için otobüslere bindi ve burada fabrika tesisini gezdi.

Bu “saha gezisi”, Trump yönetiminin teşvik etmek istediği türden ileri düzey yerli üretimi sergilemeyi amaçlıyordu.

Rockwell, bakanlara gezi için çelik burunlu spor ayakkabılar hediye etti (bu ayakkabılar Vietnam’da üretilmişti).

Fabrikalarda kullanılan otomasyon teknolojisi üreten Rockwell, ABD’deki tesislerine, insan kaynağına ve teknolojiye 2 milyar dolarlık yatırım yapıyor. 

Fakat gümrük vergileri de bu üreticinin maliyetlerini artırıyor. Rockwell, yaz aylarında yatırımcılara bazı müşterilerinin projelerini ertelediğini bildirdi.

CEO Blake Moret, şirketin kazanç açıklamasında, “Gümrük vergileri ve enflasyon açısından bu kadar dalgalı bir ortamda, müşteriler iş planlarının maliyet tarafının sağlam olduğundan emin olmak istiyorlar,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Tayvan, Xi-Trump zirvesinin ardından gelen F-16V teslimatını memnuniyetle karşıladı

Yayınlanma

Tayvan, ayrı bir milyarlarca dolarlık silah paketine ilişkin ABD başkanlığı tarafından getirilen askıya alma kararına rağmen, uzun süredir ertelenen iki adet F-16V savaş uçağının teslimatını, ABD’nin askeri desteğinin devam ettiğinin bir göstergesi olarak değerlendirdi.

Cuma günü doğudaki Taitung ilçesindeki Chihhang Hava Üssü’ne ulaşan iki tek kişilik uçak, 1997 yılında orijinal F-16A/B filosunun teslimatlarının başlamasından bu yana adanın aldığı ilk yeni F-16’lar.

Önceki versiyonlarla karşılaştırıldığında, F-16V konfigürasyonu Northrop Grumman APG-83 aktif elektronik taramalı dizi radarını, güncellenmiş aviyonik sistemleri ve geliştirilmiş hedef tespit ve izleme yeteneklerini içermektedir.

Bu iki uçak, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev dönemi sırasında, Ağustos 2019’da Washington tarafından onaylanan 247,2 milyar NT$ (7,76 milyar ABD doları) tutarındaki 66 adet F-16V satışının bir parçası.

İki uçağın, geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in ABD’ye yaptığı devlet ziyaretinden yaklaşık bir ay önce, ağustos ayı sonunda Tayvan’a ulaşması bekleniyordu. Ne Taipei ne de Washington, gecikmeyle ilgili kamuoyuna bir açıklama yapmadı.

Kongre’nin gayri resmi incelemesinden geçen, Taipei’ye yönelik yaklaşık 14 milyar ABD doları değerindeki ayrı bir silah paketi ise başkanın onayı beklenirken askıda kalmaya devam ediyor.

Trump’ın Xi’yi sıcak bir şekilde karşılamasının adada bir miktar belirsizliğe yol açmasının ardından, cuma günkü teslimat Tayvan’ın iktidar partisi Demokratik İlerleme Partisi (DPP) tarafından memnuniyetle karşılandı.

Tayvanlı lider William Lai Ching-te, Tayvan’ın kendini savunmasına yönelik “uzun vadeli desteği” ve iki taraf arasındaki güvenlik işbirliğini derinleştirmeye devam ettiği için Washington’a teşekkür etti. Ayrıca, bu teslimatı bölgesel istikrarla ilişkilendirerek, bunun ABD’nin “güvenliği ilerletmek için Tayvan dahil Hint-Pasifik ortaklarıyla birlikte çalışma” taahhüdünü gösterdiğini belirtti.

Demokrasi İlerleme Partisi (DPP) milletvekili Chen Kuan-ting de, bu teslimatın zirveden bu yana ABD’nin silah satışlarında “yapısal bir değişiklik” olmadığını gösterdiğini belirtti.

Buna karşılık, muhalefetteki Kuomintang milletvekili Ma Wen-chun, uçakların gelmesinin programdaki gecikmelerden dikkatleri başka yöne çekmemesi gerektiğini belirterek, savunma bakanlığını kalan uçaklar için net bir takvim sunmaya çağırdı. “İkisi geldi; kalan 64’ü de zamanında gelmelidir” dedi.

Tayvan Savunma Bakanlığı başlangıçta 66 savaş uçağının tamamını yıl sonuna kadar teslim almayı umuyordu, ancak program planlanan takvimin çok gerisinde kaldı. Tayvanlı yetkililer, takvimi etkileyen başlıca faktörler arasında üretim hattının yer değiştirmesini ve tedarik zincirindeki aksaklıkları gösterdi.

Savunma Bakanı Wellington Koo Li-hsiung cuma günü, yıl sonuna kadar daha fazla F-16V’nin teslim edileceğini söyledi, ancak kesin bir sayı vermedi.

İlk iki savaş uçağının teslim süreci de beklenmedik bir şekilde uzamıştı.

17 Ağustos’ta ABD anakarasından ayrılan uçaklar, Pasifik’i aşan yolculuklarında havada yakıt ikmali yaparak 21 Ağustos’ta Hawaii’deki Pearl Harbour-Hickam Ortak Üssü’ne ulaştı. Uçakların birkaç gün içinde Tayvan’a doğru yola devam etmeleri bekleniyordu, ancak bunun yerine üssünde neredeyse altı hafta kaldılar.

Tayvanlı medya ve askeri gözlemciler, teknik sorunlar, elverişsiz hava koşulları ve yakıt ikmal uçağının bulunmaması gibi çeşitli olası açıklamalar öne sürdü.

Nedeni açıklanamayan bu gecikme, Tayvan’da Washington’un, Xi’nin ABD’ye yapacağı devlet ziyaretinden kısa bir süre önce siyasi açıdan hassas bir teslimatı önlemek istemiş olabileceğine dair spekülasyonlara yol açtı.

Tayvan’ın United Daily News gazetesi, isimsiz bir kaynağa atıfta bulunarak, bu hafta bir ekipman sorununun uçağın Hawaii’de gecikmesine neden olmasının ardından Washington’un, teslimatın Xi’nin ziyareti etrafında daha fazla karmaşıklığa yol açmasını istemediğini bildirdi.

Ne ABD ne de Tayvanlı yetkililer, teslimatın zamanlamasını Xi’nin Washington ziyaretiyle ilişkilendirdi.

South China Morning Post, Xi’nin Washington ziyaretinden önce, yönetimin Tayvan’a yönelik büyük çaplı yeni silah satışlarını ertelemeyi değerlendirdiğini bildirmiş; kaynaklar, Pekin’in Xi’nin gezisi sırasında yeni anlaşmaların onaylanmamasını sağlamak için Washington’a gizlice baskı uyguladığını belirtmişti.

14 milyar ABD doları tutarındaki silah paketi, bu yılın başlarında zaten askıya alınmıştı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Washington’un silah satışlarını değerlendirirken kendi askeri ihtiyaçlarını, üretim kapasitesini ve silah stoklarını yenileme gerekliliğini de göz önünde bulundurması gerektiğini vurgulamıştı.

Geçen hafta Trump ile yapılan zirve sırasında Xi, ABD’nin “Tayvan bağımsızlığına” karşı çıkacağını ve Tayvan meselesini ihtiyatla ele alacağını umduğunu yineledi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, zirvenin ardından Tayvan’a yönelik genel ABD politikasının değişmediğini vurgulamaya çalıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO’nun Kafkasya’daki genişlemesine Fransız-Türk anlaşmazlığı engel oluyor

Yayınlanma

NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan ile işbirliğini güçlendirme çabası, Fransa ile Türkiye arasındaki gerginlik nedeniyle tıkanma noktasına geldi.

POLITICO’ya konuşan üç NATO diplomatına göre, Fransa, bir Fransız vatandaşının tutuklanmasını temel gerekçe göstererek Bakü ile yeni bir ortaklık planını onaylamayı reddetti.

Buna karşılık Türkiye de, yakın müttefiki Azerbaycan’a dayanışma göstermek amacıyla Ermenistan’ın planının yenilenmesini engelledi.

Beş NATO diplomatı, iki Kafkas ülkesinin tatbikatlar, askeri eğitim ve diğer alanlarda NATO ile daha derin bir işbirliği arayışında olduğunu belirtti.

Sonuç olarak, her iki plan da bir yılı aşkın süredir belirsizlik içinde kaldı.

Aylar süren NATO anlaşmazlığı, geçen hafta Fransa’nın Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarının yenilenmesini engellemesinin ardından yeni bir aciliyet kazandı.

Paris, Brüksel’in Rus-Özbek milyarder Alişer Usmanov’a yönelik kısıtlamaları kaldırmasının ardından itirazını geri çekti.

Bu da Azerbaycan’ı, bir Fransız vatandaşı da dahil olmak üzere birkaç tutukluyu serbest bırakmaya sevk etti.

Geçen çarşamba günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in tutukluları serbest bırakmasının ardından Fransa, NATO ile Bakü arasındaki bağların güçlendirilmesine yönelik vetosunu kaldırması yönünde baskı altında bulunuyor.

NATO diplomatlarından biri, “Eğer veto hakkını kaldırmazlarsa, bu ne sağlam bir siyasi hamle olur ne de ittifakın çıkarları doğrultusunda hareket eden bir müttefik olarak kendilerini göstermiş olurlar. Ermenistan için bu çok tehlikeli; onların yakınımızda olmasının iyi olduğunu düşünüyoruz,” dedi.

İkinci bir NATO diplomatı ise şöyle konuştu: “Bir hayal kırıklığı var: İkili meseleler için NATO’yu kullanmayı bırakın.”

Hem Ermenistan hem de Azerbaycan, son yıllarda Rusya ile ilişkilerini soğutmuş durumda ve Avrupa ile bağlarını derinleştirmeye çalışıyor.

Erivan, Moskova liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (CSTO) savunma ittifakındaki üyeliğini askıya aldı, AB üyeliği lehine bir yasa kabul etti ve buna karşılık Moskova’dan ticaret kısıtlamaları ve sert eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

Fransa uzun süredir Ermenistan ile yakın ilişkiler sürdürürken, Bakü ise bölgedeki Rus etkisini dengelemek için Türkiye ile olan yakın ittifakına güveniyor.

Bir Türk yetkili, “Mesele kesinlikle bir Türkiye-Fransa ya da Türkiye-Ermenistan kavgası değil,” diyerek şunları ekledi:

“Her ikisinin de erken onaylanmasını sağlamak amacıyla, Ermenistan ve Azerbaycan’ın ITPP [Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programları] belgelerini birlikte onaylamaya oldukça uzun bir süredir hazırız.”

NATO’nun ITTP ortaklıkları, ittifakın NATO üyesi olmayan ülkelerle siyasi diyalog ve askeri işbirliği için kullandığı başlıca araç.

Bu programlar dört yılda bir yenilenir ve hedeflerinin düzeyi, yararlanıcı ülkelerin ittifakla entegre olma isteğine bağlı.

Üç diplomat, yeni planlara ilişkin müzakerelerin neredeyse sonuçlandırılmak üzere olmasına rağmen, yaşanan gecikme nedeniyle NATO’nun Ermenistan ve Azerbaycan’ın güncelliğini yitirmiş ortaklıklarını geçici olarak uzatmak zorunda kaldığını belirtti.

Yeni planlar, bu ülkelerin ortak askeri tatbikatlara katılımına olanak tanıyacak, ordular arası eğitimi artıracak ve yerel İngilizce derslerinin düzenlenmesine kadar uzanan kültürel işbirliğini yoğunlaştıracak.

Bazıları, Erivan’ın dış politikasını Rusya’dan uzaklaştırmak için aldığı riskler göz önüne alındığında, bu gecikmenin Ermenistan’ın Batı ile yeniden yakınlaşma çabasını da engelleyebileceğinden endişe duyuyor.

“Bu bir endişe kaynağı… Bazı ülkelerde beklentiler yaratıyoruz, sonra da bunları karşılayamıyoruz — bu da daha sonra kızgınlığa yol açabilir,” diyen üçüncü NATO diplomatı, Bakü ve Erivan’ı ittifaka yaklaştırmanın her iki ülke arasındaki kırılgan barışı pekiştirmeye yardımcı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Diplomat, “Artık iki ülke arasında barış olduğu için, bu NATO’nun onları daha fazla kendi tarafımıza çekmesi için iyi bir fırsat,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English