Bizi Takip Edin

Amerika

ABD füzelerini McDonald’s yöntemiyle üretmeyi hedefliyor

Yayınlanma

İran ile yaşanan savaş sonrasında füze stokları eriyen ABD, savunma sanayisinde köklü bir strateji değişikliğine hazırlanıyor. Washington, karmaşık ve maliyetli silah sistemleri yerine, oyuncak ve otomotiv parçalarının da kullanıldığı, hızlı ve düşük maliyetli yeni bir üretim modelini hayata geçirmeyi planlıyor.

İran ile yaşanan savaş sırasında füze stokları ciddi şekilde eriyen ABD, savunma sanayisinde radikal bir dönüşümün eşiğinde yer alıyor.

Ülkedeki askeri üreticiler, çatışma koşullarında ordu envanterini hızlı, kitlesel ve düşük maliyetle desteklemek amacıyla yeni bir üretim modeline geçiş yollarını arıyor.

İngiliz Financial Times (FT) gazetesinin savunma sektörü temsilcileri ve resmi yetkililere dayandırdığı haberine göre, Washington yönetimi pahalı ve karmaşık silah sistemlerine olan bağımlılığını azaltmayı hedefliyor.

Füze üreticisi Co-Aspire şirketinin yöneticisi Doug Denneny, yeni üretim tesislerinde karmaşık mekanizmaların bulunmadığını belirterek tüm montaj sürecini “McDonald’s modeline” benzetiyor.

Denneny, ürettikleri füzelerin bir kılavuz yardımıyla kolayca monte edilebilecek kadar yalın tasarlandığını ve montaj hattında çalışacak bir personelin sadece bir ay içinde eğitilebildiğini ifade ediyor.

Sürecin basitliğine değinen Denneny, “Bu füzeler bir okulun spor salonunda bile monte edilebilir” şeklinde konuşuyor.

Envanter açığı strateji değişikliğini zorunlu kıldı

Co-Aspire gibi firmaların kurduğu yeni nesil tesisler, ABD savunma sanayisindeki yavaşlık ve yüksek maliyet sorunlarını aşmayı amaçlıyor.

FT, İran ile yaşanan çatışmaların bu eksiklikleri gün yüzüne çıkardığını ve Pentagon’un olası bir askeri harekat sonrasında boşalan depolarını doldurmasının yıllar alabileceği gerçeğiyle yüzleştiğini yazıyor.

Pentagon bünyesinde daha önce savunma inovasyonlarından sorumlu olarak görev yapan Michael Horowitz, konuya ilişkin değerlendirmesinde mevcut durumu şu sözlerle özetliyor:

“Amerikan cephaneliği tamamen maliyeti yüksek, karmaşık ve üretimi zor silah sistemleri üzerine kuruldu. Savaşta yeni bir döneme girdik ve artık ABD’nin de değişmesi gerekiyor.”

Haberde aktarılan bilgilere göre, Co-Aspire’ın yanı sıra Castelion adlı teknoloji girişimi de bu yeni üretim ağında önemli bir rol üstleniyor.

Castelion, beş yıllık bir süre içinde 12 binden fazla hipersonik füze üretmek üzere sözleşme imzaladı. Şirket, New Mexico’daki yeni fabrikasının inşasını tamamladığında, her biri yaklaşık 400 bin dolar maliyetle yılda 6 bin füze üretmeyi planlıyor.

Girişim, üretimi daha da yaygınlaştırmak için farklı bölgelerde de tesis kurma alternatiflerini değerlendiriyor.

Hazır oyuncak ve otomotiv parçaları kullanılıyor

Üretim maliyetlerini düşürmek ve süreci hızlandırmak adına şirketler sıra dışı yöntemlere başvuruyor.

Co-Aspire, füzelerin montajında normal şartlarda uzaktan kumandalı oyuncak uçaklar için tasarlanan hazır parçaları kullanırken, Castelion ise otomotiv sektöründen tedarik edilen parçalardan yararlanıyor.

Amerikan savunma firmalarının bu yeni hamleyle nihai amacı, ABD’nin uzun soluklu savaşları yürütebilme kapasitesini güvence altına almak olarak değerlendiriliyor.

Washington, Ukrayna ve Ortadoğu’da kullanılan insansız hava araçlarından daha hızlı ve daha isabetli çalışan yüzlerce hassas güdümlü füzeyi her gün fırlatabilecek bir lojistik güce ulaşmak istiyor.

Uzmanlar, bu stratejinin başarıya ulaşması için Pentagon’un yeni silahların isabet oranı ve güvenilirlik seviyesindeki olası düşüşleri kabul etmek durumunda kalacağını belirtiyor.

Uzmanlar, ABD Silahlı Kuvvetlerinin savunma sanayisinden beklentileri konusunda daha esnek bir yaklaşım sergilemesinin kaçınılmaz olduğunu kaydediyor.

Milyarlarca dolarlık THAAD sözleşmesi

Stokların yenilenmesi çabaları sürerken Pentagon, 26 Haziran tarihinde savunma sanayisi şirketi Lockheed Martin ile THAAD hava savunma sistemi füze avcılarının üretimi için 35 milyar dolara varan bir sözleşme imzaladı.

Yedi yılı kapsayan ve yılda yüzlerce önleyici füze üretilmesini öngören bu anlaşmanın henüz “bütçesi tam olarak kesinleşmemiş” statüde bulunduğu, bu nedenle ABD Kongresinden ek finansman onayı alınması gerektiği bildiriliyor.

The Washington Post gazetesinin mayıs ayındaki bir haberine göre ABD, İsrail’i koruma operasyonları sırasında THAAD envanterinin yaklaşık yarısını tüketti.

Kaynaklar, Washington’ın Doğu Akdeniz’deki savaş gemilerinden 200’den fazla THAAD füzesinin yanı sıra 100’ün üzerinde Standard Missile 3 ve Standard Missile 6 füzesi ateşlediğini, bu süreçte bizzat İsrail ordusundan daha fazla hava savunma mühimmatı harcadığını aktarıyor.

Amerika

Google, yapay zeka yönetimini Londra’dan Kaliforniya’ya taşıyor

Yayınlanma

Google, yapay zeka birimlerini kapsamlı biçimde yeniden düzenleyerek geliştirme çalışmalarının denetimini Londra’dan Kaliforniya’daki merkezine taşıyor. Financial Times’a göre değişiklik, Gemini modellerinin geliştirilmesine etkin biçimde katılan kurucu ortak Sergey Brin’in etkisini güçlendirirken Demis Hassabis, Google DeepMind’ın yönetiminden ayrılıyor. Şirket, OpenAI ve Anthropic’e yetişmeye çalışıyor.

Google, yapay zeka birimlerinde kapsamlı bir yeniden yapılanmaya giderek geliştirme çalışmalarının denetimini Londra’dan Kaliforniya’daki merkezine taşıyor.

Financial Times’ın (FT) haberine göre bu değişiklik, Gemini modellerinin geliştirilmesine etkin biçimde katılan Google kurucu ortağı Sergey Brin’in etkisini güçlendiriyor. Şirket, OpenAI ve Anthropic’e yetişmeye çalışıyor.

Demis Hassabis, Google DeepMind’ın yöneticiliğinden ayrılarak operasyonel yönetimi yeni kıdemli başkan yardımcısı Koray Kavukçuoğlu’na devrediyor.

Hassabis, Alphabet’ın baş bilim insanı olarak görevini sürdürecek ve uzun vadeli araştırmalara yoğunlaşacak. Şirket yönetimi, bu düzenlemenin Hassabis’in potansiyelinden daha etkili biçimde yararlanılmasını sağlayacağı görüşünde.

Financial Times’ın kaynaklara dayandırdığı haberine göre görev değişiklikleri yalnızca yöneticilerin yer değiştirmesinden ibaret değil.

DeepMind’ın on yıldır süren araştırma kültürü yerini daha katı bir ticari anlayışa bırakıyor. Google’ın amiral gemisi Gemini modellerinin geliştirilmesi artık Mountain View’da merkezileştirilmiş durumda.

Hassabis yeni görevinde, ticari sorumluluklardan ayrılarak uzun vadeli araştırmalar ile genel yapay zeka (AGI) meselelerine odaklanacak.

Sergey Brin Gemini çalışmalarında daha etkin rol üstleniyor

Uzun yıllar şirketin günlük yönetiminde yer almayan Sergey Brin, OpenAI’ın ChatGPT’yi piyasaya sürmesinden sonra yeniden Google’ın yapay zeka stratejisindeki başlıca isimlerden biri haline geldi.

Brin, Gemini’nin geliştirilmesine etkin biçimde müdahil oluyor. Yapay zeka çalışmalarının denetiminin Kaliforniya’ya dönmesiyle Brin’in etkisi artık kurumsal yapıya da yerleşiyor.

Haziran başında, Google’ı bünyesinde barındıran ABD’li Alphabet Inc.’in 80 milyar dolar tutarında hisse ihraç etmeyi planladığı açıklanmıştı.

Bu kaynağın büyük bölümünün yapay zeka altyapısını güçlendirmek ve hesaplama kapasitesini artırmak için kullanılması planlanıyor.

Reuters’ın aktardığına göre Alphabet, son bir yılda altı para birimi üzerinden 85 milyar dolardan fazla borçlanma sağladı. Bunun sonucunda şirketin toplam borcu 100 milyar doları aştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

FDA, Moderna’nın mRNA grip aşısını onayladı

Yayınlanma

ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA), ilk mRNA grip aşısını onaylayarak, yaygın olarak görülen veya özellikle bulaşıcı virüs suşlarını hızla hedef almayı kolaylaştıracak bir teknolojinin kullanımının önünü açtı.

Moderna tarafından üretilen ve mFLUSIVA adı verilen aşının onaylanması, Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. tarafından yönlendirilen mRNA araştırmalarına yönelik bir dizi darbenin ardından geldi.

Bu darbeler arasında, hükümetin Biyomedikal İleri Araştırma ve Geliştirme Kurumu (BARDA) aracılığıyla mRNA teknolojisiyle aşı geliştirmek amacıyla yürütülen 22 projenin iptali de yer alıyordu.

FDA, bu yılın başlarında Moderna’nın onay başvurusunu incelemeyi bile reddetmişti ama kamuoyundaki tepkilerin ardından hızla kararını değiştirdi.

Grip, her yıl dünya çapında 300.000’den fazla kişinin ölümüne neden oluyor ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’ne (CDC) göre, 2024-25 sezonunda özellikle şiddetli geçerek ABD’de tahmini 45.000 ölüm ile sonuçlandı.

Bu sayının içinde çocuklarda bildirilen en az 297 vaka da bulunuyor.

Yeni aşı, 50 ila 64 yaş arası kişiler için onaylandı. FDA, 65 yaş ve üstü yetişkinler için hızlandırılmış onay verdi.

Bu, aşının yaygın kullanımına olanak tanıyor ve takip çalışmasının sonuçları kabul edilebilir bulunursa tam onaya dönüştürülebilir.

Şirket, aşının 2026-27 solunum yolu virüs sezonu için hazır olmasını beklediğini belirtti.

Moderna CEO’su Stéphane Bancel yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Grip, hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor ve mFLUSIVA, Amerika’daki yaşlılar için önemli bir yeni seçenek sunuyor. Bu onay, mRNA platformumuzun sürekli bilimsel yenilikler yoluyla önemli halk sağlığı sorunlarının çözümüne katkıda bulunma potansiyelini de yansıtıyor.”

mRNA teknolojisi, vücuda bir virüsün bir parçasını üretmesini söyler ve bu da vücudun bağışıklık tepkisini tetikler.

Bu teknoloji, dünya çapında yüz milyonlarca kişiye uygulanan Covid aşılarında kullanılan teknolojiydi.

İki bilim insanı, mRNA teknolojisi alanındaki çalışmaları nedeniyle 2023 yılında Nobel Ödülüne layık görüldü.

2021 yılında bir aşı aktivisti olarak Kennedy, FDA’ya mRNA Covid aşılarının piyasaya sürülmesinden altı ay sonra piyasadan çekilmesi için dilekçe vermişti.

Şirket, 50 ila 64 yaşları arasındaki yaklaşık 41.000 kişiyi, aşının etkili olduğunu ama eski teknolojiyle üretilen bir aşıya kıyasla daha fazla yan etkiye sahip olduğunu ortaya koyan büyük çaplı bir çalışmaya dahil etti.

Çalışmada, yaklaşık 21.000 kişi Moderna aşısını, yaklaşık aynı sayıda kişi ise karşılaştırma aşısını aldı.

Altı ay içinde, Moderna aşısı olanlardan 411’i gribe yakalanırken, diğer gri aşıyı olanlardan 557’si gribe yakalandı. Bu da yaklaşık yüzde 27’lik bir göreceli etkinlik oranına karşılık geliyor.

Fakat Moderna aşısını olanlarda daha fazla yan etki bildirildi: Katılımcıların yaklaşık üçte ikisi enjeksiyon yerinde ağrı, yüzde 45’i yorgunluk ve yüzde 38’i baş ağrısı bildirdi.

Bu oranlar, karşılaştırma grubuna kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksekti.

Araştırmacıların Moderna aşısıyla ilişkili olduğunu değerlendirdiği ciddi olaylar arasında bir bayılma vakası, üç günlük hastaneye yatışa neden olan bir düşük tansiyon vakası ve bir perimiyokardit vakası, yani kalp zarının ve kalp kasının iltihaplanması yer aldı.

FDA’nın Moderna aşısını incelemeyi ilk başta reddetmesi, geniş çaplı ve genel olarak olumlu sonuçlar veren bir klinik deneme gerçekleştirmiş köklü bir şirkete yönelik son derece sıra dışı bir hamleydi.

Bu karar, o dönemde kurumun aşı bölümünün başkanı olan Dr. Vinay Prasad tarafından verildi. 

Dr. Prasad, ilaç şirketleri ve FDA’ya yönelik keskin gözlü bir akademik eleştirmen olarak ün kazanmıştı. Daha sonra Kennedy’nin sesli bir destekçisi haline geldi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Hükümetler, “AI balonu” konusunda tehlikeli bir risk alıyor

Yayınlanma

Yapay zekaya (AI) yönelik yatırımlar hızla sürerken, tahvil piyasalarına hücum ve bu piyasalardaki faiz oranları alarm zillerinin çalmasına neden oluyor.

The Economist’te yer alan analize göre, bu yılki istikrarlı yükselişin ardından, Amerika, Fransa, Japonya ve İngiltere’deki 30 yıllık tahvil faizleri, 2007-09 küresel finans krizinden bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaşmış durumda.

Bu durum, 2022’deki mali panik sırasında kaydedilen en yüksek seviyelerin çoktan geride bırakıldığı İngiltere için özellikle dikkat çekici.

Pandemi sonrasında enflasyon düştüğünde tahvil getirilerinin 2010’lu yılların en düşük seviyelerine geri döneceği düşünülüyordu ama görünen o ki o seviyelere geri dönüş olmayacak.

The Economist’e göre tam aksine, getirilerin daha da yükselme olasılığı yüksek.

Dergiye göre bunun nedenleri arasında enflasyonun tam olarak yenilememesi ve bu durumun merkez bankalarını faiz indiriminden alıkoyması yer alıyor.

ABD’de tahvil getirileri sıçradı, hisse senetleri düştü

Japonya’nın bile, tereddütlü de olsa, gevşek para politikalarını geride bıraktığına işaret eden The Economist, “Zengin ülkelerin devasa bütçe açıklarının anlamlı bir şekilde daralacağına dair pek bir işaret görülmüyor; bu da hükümetlerin nihayetinde merkez bankalarını borçlarını enflasyon yoluyla eritmeye zorlama olasılığını artırıyor,” diye yazıyor.

İran savaşı ve gümrük vergileri gibi jeopolitik çalkantıların, yatırımcıların talep ettiği risk primini artırdığı hatırlatılıyor.

The Economist, tahvil piyasasına özellikle dikkat çekiyor:

“Yüksek tahvil getirileri, borçlu hükümetler için bir sorun. Örneğin, ABD’deki tahvil getirilerindeki her bir yüzde puanlık artış, on yıl içinde yıllık GSYİH’nın %1,3’ü kadar ek faiz ödemesine mal oluyor. Yine de hükümetlerin bu sıkışıklığı telafi etmek için kemerlerini sıkacaklarını ummak giderek zorlaşıyor. Amerika’da her siyasi parti, borç krizi gibi bir sıcak patatesin diğer tarafa düşmesini umuyor gibi görünüyor. Gelecek yıl Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi, aşırı sol ile aşırı sağ arasında bir mücadeleye dönüşebilir. Japonya ise, tuhaf bir şekilde, mali teşvik uyguluyor. Hükümetler ayarlamaları yapmak için ne kadar uzun süre beklerse, bu ayarlamalar o kadar büyük hale geliyor.”

Bu kapsamda hükümetler, faturaları ödemek için giderek daha fazla iktisadi büyümeye bahis oynuyor gibi görünüyor vei bu da günümüzde yapay zekaya (AI) bahis oynamak anlamına geliyor.

The Economist’e göre sorun şu: Normal şartlarda daha hızlı büyüme, yatırımı artırarak genellikle daha yüksek faiz oranları ve daha yüksek tahvil getirileri beraberinde getirir. Bugünlerde ise daha hızlı büyümeden önce piyasa faiz oranları yükseliyor.

Tahvil piyasalarında yapay zeka çılgınlığı

Goldman Sachs tarafından bu yıl 1 trilyon dolar olarak tahmin edilen veri merkezi yatırımlarının muazzam boyutu, sermayeyi kıtlaştırıyor ve tahvil getirilerinin yükselmesine katkıda bulunuyor.

Ne var ki yapay zeka, teknolojinin yaygınlaşmasının tartışmasız en ileri düzeyde olduğu Çin’de bile henüz üretkenliği ölçülebilir bir şekilde artırmış değil.

Dergi, bu artışın gerçekleşmesinin “biraz” zaman alabileceğini kabul ediyor ve elektrik ve bilgi işlem sektörlerinde üretkenlik artışının gözle görülür hale gelmesinin onlarca yıl sürdüğünü hatırlatıyor.

Ayrıca tüm ekonomilerin eşit derecede iyi performans göstermeyeceğine de işaret eden The Economist, “Yapay zeka Amerika’ya daha fazla büyüme getirip küresel faiz oranlarını yukarı çeker fakat eski dünyada katı işgücü piyasaları ve yüksek enerji maliyetleri nedeniyle tıkanırsa, Avrupa’nın mali sıkıntıları daha da kötüleşebilir. Bu, daha fazla büyüme olmaksızın daha pahalı borç anlamına gelir,” diye yazıyor.

Diğer sorun ise istihdamla ilgili. Eğer yapay zekadan kaynaklanan verimlilik artışı, herhangi bir ülkenin mali hesaplamalarını derinden değiştirecek kadar büyükse, “muhtemelen büyük çaplı” bir iş kaybı da yaşanacak ve bu da işsizlere yönelik daha fazla harcama anlamına gelecek. Bu durumda gelir, işgücünden vergilendirmesi daha hafif olan sermayeye de kayabilir.

“Ucuz para dönemi sona erdi”

Yapay zeka bir silahlanma yarışını tetiklerse, ülkelerin savunma harcamalarını da artırması gerekecek. Yapay zeka destekli bilimsel ilerlemelerin beslediği daha uzun yaşam süresi gibi heyecan verici bir olasılık bile, devletin emeklilik harcamalarını artıracak.

Brookings Enstitüsü’nden iktisatçılar, bu faktörlerin yanı sıra yüksek faiz oranlarının, yapay zekanın tetiklediği büyümenin Amerikan bütçe açıkları üzerindeki olumlu etkisini yarıdan fazla azaltabileceğini tahmin ediyor.

Bu kapsamda The Economist, mali açıdan bu kadar “açılmanın” riskli olabileceğine işaret ediyor ve hükümetleri “bütçe açıklarına” karşı uyarıyor:

“Amerika ve İngiltere dahil olmak üzere zengin dünyanın büyük bir kısmının en son bütçe fazlası verdiği dönem, milenyumun başıydı. Bunun için hızlı bir verimlilik artışı gerekiyordu; o dönemde bu artış, bilgisayarlar ve internetin ilk dönemlerinden kaynaklanıyordu. Ancak bütçe açıklarının da azaltılması gerekiyordu. Mali ihtiyatlılık olmadan, tahvillere yatırım yapmak, istikrarsız teknoloji hisselerine bahis oynamak kadar riskli görünen bir yapay zeka bahsidir.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English