Amerika
ABD genelinde 50 eyalette Trump karşıtı erken oy protestoları

ABD’de Kongre ara seçimlerine iki buçuk hafta kala No Kings hareketi öncülüğünde 50 eyalette 3 binden fazla etkinlik düzenlendi. Göstericiler 3 Kasım öncesinde erken oy kullanma çağrısı yaparken, postayla oy yöntemi Trump ile Demokratlar arasındaki anlaşmazlığın odağında kalmaya devam ediyor.
ABD Kongresi ara seçimlerine iki buçuk hafta kala, 17 Ekim Cumartesi günü ülke genelinde Donald Trump yönetiminin politikalarını hedef alan ve seçmenleri sandığa çağıran gösteriler düzenlendi.
“No Kings” (Krallara Hayır) hareketinin öncülük ettiği eylemler kapsamında 50 eyaletin tamamında 3 binden fazla etkinlik yapıldı.
Gösterilere toplam kaç kişinin katıldığına dair henüz resmi bir veri paylaşılmadı.
Organizatörler, “No Kings: Vote Early” (Krallara Hayır: Erken Oy Kullan) sloganıyla yürüttükleri kampanyada yurttaşlara 3 Kasım’daki seçimler öncesinde erken oy kullanma imkanlarından yararlanma çağrısı yaptı.
Eylemler New York, Los Angeles, Chicago, Philadelphia ve Atlanta gibi büyük kentlerin yanı sıra çok sayıda yerleşim birimine yayıldı. Sokaklara çıkan yurttaşlar, ellerinde demokrasiyi savunan ve Trump karşıtı mesajlar taşıyan dövizlerle yürüdü.
Kampanya bazı kentlerde alışılmış miting formatının dışına çıktı. Kalabalık açık hava toplantıları yerine araç konvoyları, konserler ve yerel topluluk buluşmaları organize edildi.
Eylemciler ana hedeflerini, yurttaşların sandığa katılım oranını olabildiğince yukarı çekmek olarak açıklıyor.
Postayla oy kullanma tartışması iki partiyi karşı karşıya getiriyor
ABD’de postayla erken oy kullanma yöntemi, partiler arasındaki siyasi çekişmenin merkezinde duruyor.
Başkan Donald Trump, inandırıcı kanıtlar sunmadan bu yöntemin usulsüzlüklere ve seçim hilesine yol açabileceğini iddia ederek uygulamaya defalarca karşı çıktı.
Demokratlar ise Trump’ın getirmeye çalıştığı sınırlamaların seçmenlerin bir bölümünün oy kullanmasını zorlaştıracağını savunuyor.
Kamuoyu yoklamaları, Demokrat Parti seçmenlerinin postayla oy kullanma sistemine Cumhuriyetçilerden daha sık başvurduğunu ortaya koyuyor.
Kongre’de kontrol dengesi değişebilir
Kuruluşu 2025 yılına uzanan No Kings hareketi, Trump’ı otoriter bir yönetim tarzı benimsemek ve demokratik kurumları zayıflatmakla suçluyor.
Organizatörlerin verilerine göre, hareketin mart ayında düzenlediği önceki büyük çaplı hükümet karşıtı gösteri dalgasına milyonlarca insan katılmıştı.
3 Kasım’daki ara seçimler, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki çoğunluğun hangi partiye geçeceğini belirleyecek.
Son kamuoyu araştırmaları, Demokrat Parti’nin Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu yeniden kazanabileceğine işaret ederken, Senato için yarışın başa baş sürdüğünü gösteriyor.
Prof. Pape: Şiddet içeren popülizm Amerikan demokrasisini tehdit ediyor
Amerika
Milenyum kuşağı tarihin en büyük nostalji dalgasını başlattı

Ekonomik gücün ve karar mercilerinin zirvesine çıkan 30-45 yaş aralığındaki milenyum kuşağı, kendi gençlik kültürünü tüketim pazarının merkezine taşıyor. The Economist dergisinin incelemesine göre sinemada devam filmleri, müzikte stadyum turneleri ve dijital yayınlardaki eski diziler, eğlence endüstrisinin güvenli limanı hâline geliyor.
Bugün 30 ila 45 yaş aralığında olan milenyum kuşağı, gelir ve satın alma gücünün zirvesine doğru ilerlerken yönetim kademelerine de yerleşiyor.
The Economist, bu kuşağın karar verici pozisyonlara gelmesiyle birlikte kendi gençlik kültürünü kaçınılmaz olarak yeniden üretmeye başladığını ve modern kültürü doğrudan şekillendirdiğini aktardı.
Kuşaklar büyüdükçe gençlik dönemlerinin kültürel kodlarını yeniden canlandırıyor. Yaşanan toplumsal ve ekonomik dönüşümler ise süreci daha da hızlandırarak etkisini büyütüyor.
Derginin değerlendirmesine göre, milenyum kuşağı kültürünün girdiği yeni evre, önceki nesillerin canlanma dönemlerinden çok daha geniş bir kitleyi yakalayarak tarihin en güçlü nostalji dalgasına dönüşme potansiyeli taşıyor.
Eğlence sektörü gişe kayıplarına karşı eski serilere sığınıyor
Milenyum kültürünün dönüşünde yaratıcı endüstrilerin temkinli tutumu belirleyici rol oynuyor.
Salgın sonrasında sinema salonlarının doluluk oranlarındaki yavaş toparlanma ve sosyal ağların izleyicilerin zamanını alması nedeniyle sinema sektörü riskleri en aza indirmeye çalışıyor.
Bu eğilim yapımcıları denenmiş ve başarısı kanıtlanmış serilere yönlendiriyor. Yılın başında vizyona giren “Şeytan Marka Giyer 2” (The Devil Wears Prada 2) gişede 2006 tarihli orijinal filmi geride bıraktı; eylülde ise Sandra Bullock ve Nicole Kidman 28 yıl aradan sonra “Aşkın Büyüsü” (Practical Magic) devam filminde yeniden bir araya geldi. Gelecek yıl ise “Sahil Güvenlik” (Baywatch) serisinin yeniden çekilmesi planlanıyor.
Yeniden yapım dalgası küresel pazara ve müzik sahnelerine yayılıyor
Eskiye dönüş eğilimi yalnızca Hollywood ile sınırlı kalmıyor.
Hindistan’da ocak ayında gösterime giren ve 1997 yapımı savaş filminin devamı olan “Sınır 2” (Border 2) yüksek izlenme rakamlarına ulaştı.
Japon anime stüdyoları da milenyum kuşağını hedefleyen “Cehennem Öğretmeni Nube” (Hell Teacher Nube) ve efsanevi samuray animesi “Yaiba” gibi yapımların yeniden uyarlamalarını hazırlıyor.
Video oyun sektöründe ise bu eğilim 2010’lu yılların sonunda Crash Bandicoot ve Resident Evil 2 projeleriyle başlamıştı.
Müzik endüstrisi de canlı konser gelirlerindeki artışla birlikte geniş çaplı bir nostalji dönemine girdi. Büyüyen ve kârlılığı artan stadyum konserleri, sahneyi bırakan müzisyenleri geri dönmeye teşvik ediyor.
1990’larda milenyum kuşağının ilk temsilcilerinin gençlik yıllarına eşlik eden Oasis, 2025 yılının en yüksek hasılat getiren ikinci turnesinin ardından sahnelere dönüşünün ikinci ayağını duyurdu.
My Chemical Romance grubundan Shania Twain’e kadar birçok isim konserlere başlarken, Dixie Chicks grubu da Chicks adıyla yeniden toplandı.
Koleksiyon ürünlerine yönelen yetişkinler pazarı büyütüyor
Eğlenceye, oyuncaklara ve koleksiyon eşyalarına yüksek harcamalar yapan “yetişkin çocuk” (kidult) kitlesi giderek genişliyor. Bu tüketici grubunun harcamaları, nostaljik oyuncak pazarının doğrudan büyümesini sağlıyor.
Teknolojinin sunduğu arşiv erişimi de nostalji dalgasını besleyen temel etkenler arasında yer alıyor.
Dijital yayın platformları sayesinde eski içerikler sürekli erişilebilir kalıyor; “Friends” ve “Gilmore Girls” gibi diziler bu servisler aracılığıyla yeni izleyicilere ulaşıyor. Müzik kütüphaneleri eski albümlere ulaşımı kolaylaştırırken, sosyal medya algoritmaları ve viral içerikler akımların aynı on yıl içinde kaybolup yeniden yayılmasına zemin hazırlıyor.
Moda ve tasarım dünyasında ise akımların her 20 yılda bir geri döndüğü kabul ediliyor. Vogue, kitle kültürünün 1990’ların sonu ve 2000’lerin başını tanımlayan “Y2K” stilini bütünüyle tüketmesinin ardından ilginin 2000’lerin sonuna ve 2010’ların başına kaydığını kaydediyor.
“İnternet Yüzünden Kaybettiğimiz 100 Şey” kitabının yazarı Pamela Paul ise hızlı teknolojik dönüşüme rağmen gençlerin somut deneyimlere yöneldiğini savunuyor.
Paul, gençlerin hiç yaşamadıkları geçmişe ve internetin yok ettiği gerçekliğe nostalji duyduklarını, bunun sonucunda elle tutulur uğraşlara yöneldiklerini ifade ediyor.
Amerika
Senatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor

ABD Senatörü Bernie Sanders, The Atlantic’te yayımladığı yazıda Silikon Vadisi’nin en zengin isimlerinin insandan üstün bir tür yaratmaya yönelik “korkunç bir plan” geliştirdiğini savundu. Sanders’a göre bu kişiler transhümanist fikirlerini hayata geçirmek için trilyonlarca dolar harcıyor.
ABD’li Senatör Bernie Sanders, Silikon Vadisi’ndeki en zengin isimlerin insandan üstün bir tür yaratmak amacıyla “korkunç bir plan” hazırladığını öne sürdü.
Sanders, görüşlerini The Atlantic dergisi için kaleme aldığı makalede paylaştı.
Teknoloji dünyasındaki önde gelen şirketlerin benimsediği yaklaşımların transhümanizme dayandığını belirten Sanders, bu akımın temsilcilerinin teknolojinin insan doğasını aşacağını savunduğunu aktardı.
Bu tasavvura göre hedefin ya yeni bir tür üretmek ya da insanı makinelerle birleştirmek olduğunu ifade eden Sanders, bu yaklaşımın gerekçesini “Yeni ‘post-insanlar’ bizden daha akıllı olacak, hata yapmayacak, yıldızlara gidip evreni fethedecek ve ölümsüzlüğe ulaşacak” sözleriyle özetledi.
Sanders teknoloji liderlerinin açıklamalarını gündeme getirdi
Sanders yazısında OpenAI CEO’su Sam Altman’ın sözlerine işaret etti. Altman’ın 2017 yılında yapay zekanın insanları “kendi soyunu tasarlayabilen ilk tür” haline getireceğini söylediğini hatırlatan Sanders, bu adımın doğuracağı sonuçların belirsizliğini koruduğunu kaydetti.
Altman’ın insanlığın ya dijital zekayı başlatıp “yok olacağı” ya da “makinelerle birleşeceği” yönündeki öngörüsünü aktaran Sanders, OpenAI yöneticisinin bu birleşmenin fiilen başladığına inandığını belirtti.
Anthropic CEO’su Dario Amodei’nin de yapay zeka modellerine haklar tanınması ihtimalini dile getirdiğini anımsatan Sanders, Amodei’nin “Modellerin bir bilinci olup olmadığını bilmiyoruz ama bu ihtimale açığız” dediğini aktardı.
SpaceX yöneticisi Elon Musk’ın insanları bir bilgisayarın işletim sistemini başlatan program koduna benzettiğini belirten Sanders, Musk’ın “Süper zekanın yıldızlara yayılması, biyolojik bir ön yükleyici için harika bir başarı kriteridir” ifadesine dikkat çekti.
Sanders’a göre Musk bu yaklaşımla insanlığı dijital süper zekaya giden yolda “yalnızca bir ara aşama” olarak tanımlıyor.
Palantir’in kurucu ortaklarından Peter Thiel’ın geçen yıl insan ırkının varlığını sürdürmesini isteyip istemediği yönündeki bir soruya tereddütle yanıt verdiğini hatırlatan senatör, Thiel’ın “Şey… Bilmiyorum. Ben… Ben… Burada kastedilen o kadar çok soru var ki” dediğini aktardı.
“Trilyonlarca dolar yönlendiriyorlar”
Transhümanist fikirlerin gençler arasında konuşulması halinde “buna gülünüp geçilebileceğini” dile getiren Sanders, meselenin dünyanın en etkili insanlarının inançları haline gelmesinden ve bu kişilerin söz konusu hedeflere trilyonlarca dolar yönlendirmesinden kaygı duyduğunu kaydetti.
Sanders, bu yatırımların sonuç vermeye başladığını savunarak “Makineler gerçekten de bizi ikame etmeye başlıyor. Oligarkların savunduğu gelecek tasavvurları giderek daha korkutucu bir hal alıyor. Bu saçma ve sorumsuzca. Üstelik Silikon Vadisi dışındaki neredeyse hiç kimse böyle bir gelecek istemiyor” ifadelerini kullandı.
Yapay zekanın küresel etkileri konusunda farklı kurum ve isimler de uyarılarda bulunuyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, yapay zekanın tüm dünyada benimsenmesinin kaçınılmaz hale geldiğini, riskleri yönetebilmek için bu sürece hazırlık yapılması gerektiğini açıklamıştı.
Ağustos ayı sonunda Anthropic CEO’su Dario Amodei, yapay zeka ajanlarının belirlenen sınırları aştığı olaylara işaret ederek teknolojinin kontrolünü kaybetmemek adına gelişimin yavaşlatılması çağrısı yaptı.
Amodei’nin bu çağrısına OpenAI CEO’su Sam Altman ile xAI yöneticisi Elon Musk da destek verdi.
“Yapay zekanın vaftiz babası” olarak anılan Nobel Fizik Ödülü sahibi Geoffrey Hinton da kontrol kaybı riskine dikkat çekti. Hinton, şirketlerin insan zekasını açık ara geride bırakan bir yapay sistem olan “süper zekayı” güvenli biçimde geliştirme imkanına şu an sahip olmadığını belirtti.
Amerika
Ödenek Komisyonu Demokratların eline geçiyor: İran savaşı ve ICE denetime girecek

ABD’de Demokratlar kasımda Temsilciler Meclisi çoğunluğunu kazanırsa Ödenek Komisyonu’nun başkanlığı Rosa DeLauro’ya geçecek ve federal kurumların bütçeleri Demokratların denetimine girecek. Komisyon üyeleri İran savaşının maliyetini, ICE’a yönelik sınırlamaları, Adalet Bakanlığı kesintilerini ve milli park fonlarının yönlendirilmesini inceleyeceklerini söyledi.
ABD’de kasım ayındaki seçimlerde Meclis çoğunluğunu geri alırsa Demokrat Parti, federal harcamalar üzerindeki yetkisini Başkan Donald Trump’ın gündemine karşı en güçlü araçlarından biri olarak kullanmayı hedefliyor.
Çoğunluk Demokratlara geçerse Temsilciler Meclisi Ödenek Komisyonu’nun başkanlığı Rosa DeLauro’ya (Connecticut) kalacak. Komisyon, federal kurumları ve programları finanse eden yıllık harcama yasalarını yazıyor.
Demokratlar bu süreçle Trump’ın harcama önceliklerini sınırlamayı, kurumların bütçelerine kısıtlamalar eklemeyi ve yönetimin vergi mükelleflerinin parasını nasıl kullandığını denetlemeyi planlıyor.
Strateji, Demokratları Beyaz Saray ve Kongre’deki Cumhuriyetçilerle karşı karşıya getirebilir. Bu risk, çoğunluğun çok dar olması durumunda daha da büyük.
Harcama yasalarının Senato’daki filibuster engelini aşacak desteği bulması ve sonunda Trump’ın imzasını alması gerekiyor. Cumhuriyetçilerin desteği olmadan Demokratların ne kadar ileri gidebileceği bu yüzden sınırlı.
Yine de ödenek süreci, Demokratlara yönetimi müzakere masasına çekme fırsatı veriyor.
Pingree: Milli parklardan Washington’a kaydırılan para incelenecek
Çevre ve İçişleri Alt Komisyonu’nun en üst düzey Demokrat üyesi Chellie Pingree (Maine), The Hill’e yaptığı açıklamada daha fazla kamuya açık duruşma düzenlemeyi planladığını söyledi.
Pingree, milli parklara ayrılan fonun bir bölümünün Washington’daki projelere yönlendirilmesini ve Çevre Koruma Ajansı’ndaki (EPA) personel kesintilerini inceleyecek.
Kesintilerin ajansın araştırma yapma, çevre yasalarını uygulama ve zehirli kimyasalları düzenleme kapasitesine dair kaygı yarattığını belirtti.
Alt komisyonun sanat alanındaki kurumları da denetlediğini hatırlatan Pingree, bu kurumların “kesinlikle saldırı altında” olduğunu savundu.
Pingree, Kennedy Center’ı örnek gösterdi: “Başkanın yönetim kurulunu ele geçirdiği, binaya kendi adını koymaya çalışmak dahil büyük değişiklikler yaptığı, ayrıca Kongre’nin tahsis ettiği fonların kullanımında tam bir şeffaflık eksikliği olan yer burası.”
Pingree, komisyon duruşmaları ve soruşturmalar için çok sayıda fırsat gördüğünü belirtti. Paranın Orman Hizmeti ve milli parklar gibi amaçlandığı yere gitmesini sağlamak istediklerini söyleyerek “Önümüzde epey iş var” dedi.
McCollum: Savunma harcaması diğer bütçeleri sıkıştırdı
Savunma Alt Komisyonu’nun en üst düzey Demokrat üyesi Betty McCollum (Minnesota) için öncelik savunma harcamaları. İran savaşı ABD’ye milyarlarca dolara mal oldu.
McCollum, Kongre’nin savunma dışı harcamalarla savunma harcamaları arasında yeniden denge kurması gerektiğini söyledi.
McCollum, savunma bütçesinin diğer ödenek yasalarının aleyhine şiştiğini savundu. Bu yasaların savunma için de önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Nitelikli K-12 eğitimimiz yoksa sorun var, çünkü ordu askerini oradan alıyor. Yollarımız, köprülerimiz ve ulaşım altyapımız yoksa sorun var, çünkü malzemeyi üslere ve tersanelere ulaştıramıyoruz.”
Yönetimi İran savaşı konusunda hesap vermeye zorlamak için “çok sıkı” çalışacağını söyleyen McCollum, savaşın hükümete maliyetinin ve verdiği zararın tam bir dökümünün çıkarılması gerektiğini savundu.
Mühimmatla ilgili gizli bilgi istediklerinde geç yanıt aldıklarını, bazen hiç bilgi alamadıklarını anlattı.
McCollum, askerlerin ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerinin ve haklarının da güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Savaşta ölen askerlere ölüm tazminatının bile ödenmediğini öne sürdü.
Meng ve Cuellar: Adalet Bakanlığı kesintileri ile ICE denetimi öne çıkıyor
Ticaret, Bilim ve Adalet Alt Komisyonu’nun en üst düzey Demokrat üyesi Grace Meng (New York), Adalet Bakanlığı’na bağlı birimlerdeki kesintileri inceleyeceğini belirtti. Kamu Bütünlüğü Bölümü ve Sivil Haklar Bölümü bu kesintilerin kapsamında.
Meng, kaynak ve personelin yanlış kullanıldığını da savundu. Bir zamanlar milli güvenlik ve kamu güvenliğiyle ilgilenen istihbarat analistlerinin şimdi seçmen kayıtlarını incelediğini söyledi. Meng, “Kurumlarımızı yeniden yoluna sokmak istiyoruz” dedi.
İç Güvenlik Alt Komisyonu’nun en üst düzey Demokrat üyesi Henry Cuellar (Teksas) ise Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nun (ICE) daha sıkı denetlenmesi ve sınırlandırılması gerektiğini söyledi.
ICE, birkaç ABD vatandaşının ve göçmenin göçmenlik görevlilerinin elinde ölmesinin ardından Demokratların artan gözetimi altına girmişti. Cuellar’a göre önerilen sınırlar arasında daha iyi eğitim, vücut kamerası ve gerilimi azaltma yöntemleri var.
Cuellar ayrıca bütçe uzlaştırma yasalarıyla ayrılan paranın Kongre denetimine tabi olması gerektiğini savundu. Bunlar arasında Kongre’nin geçen yıl kabul ettiği One Big Beautiful Bill Act ile ICE’ı ve Sınır Devriyesi’ni finanse eden küçük kapsamlı yasa var.
DeLauro: Hedef, Kongre’nin harcama yetkisini geri almak
Trump yönetimi, yürütme yetkisinin sınırlarını defalarca zorladı ve federal harcamalar üzerinde daha fazla denetim kurmaya çalıştı. Bu da Kongre’nin anayasal harcama yetkisini sorguya açıyor. Demokratlar için sürecin Beyaz Saray’a baş ağrısı olacağı belirtiliyor.
Cuellar, Ödenek Komisyonu’nun çok önemli bir rol oynayacağını söyledi. Yürütmenin geleneksel rolüne bağlı kalmasını sağlayacaklarını belirtti.
DeLauro yaptığı yazılı açıklamada, Demokratların birinci önceliğinin ülke genelinde çalışan insanlar için hayat pahalılığını düşürmek olacağını söyledi.
Bunun, Trump yönetiminin ve Yönetim ve Bütçe Ofisi (OMB) Başkanı Russ Vought’un Kongre’nin ödediği parayı tek taraflı ve çoğu kez yasa dışı biçimde alıkoymasını önlemek anlamına geldiğini kaydetti.
DeLauro, konut programlarının budanmasının, enerji verimliliği projelerinin iptalinin ve gıda yardımının alıkonmasının Amerikan ailelerinin maliyetlerini artırdığını savundu.
Azınlıktayken Kongre’nin harcama yetkisini yeniden kullanma yolunda ilerleme kaydettiklerini belirten DeLauro, çoğunlukta bu ilerlemeyi büyük ölçüde artırmak istediğini söyledi.
Demokratlar geçici ödenek yerine 12 yasanın tamamını geçirmek istiyor
Birçok Demokrat milletvekili, geçici ödenek yasalarıyla (CR) yetinmeyip 12 yıllık ödenek yasasının tamamını geçirmek istediklerini belirtiyor. Komisyon üyesi Adriano Espaillat (New York), sorunun zamanlama olduğunu, sürecin yorucu olduğunu ve tamamlanması gerektiğini söyledi. Uzlaşı kurmanın da çok önemli olduğunu ekledi.
Kongre, hükümetin 11 Aralık’a kadar işlemesini sağlayacak geçici bir ödenek yasası kabul etti. Bu, seçim sonrası dönemde büyük bir bütçe kavgasının zeminini hazırlıyor.
Demokratlar Meclis’i kazanırsa bu dönem, ödenek sürecinin yeni siyasi dengede nasıl işleyeceğinin ilk sınavı olabilir. Demokratlar çoğunluğu Ocak’ta devralmadan önce harcama önceliklerini ilerletmeye çalışacak.
Komisyon üyesi Josh Harder (Kaliforniya), Cumhuriyetçi Meclis’in yönetme yetersizliğini kanıtladığını savundu. Seçimden sonra çok fazla sorun yaşanacağını sanmadığını belirten Harder, “Bir grup ödenek uzmanını bir odaya koyarsanız güçlü bir anlaşmayla çıkabiliriz” dedi.
Geçici ödenek yasalarının sıradanlaştığını kabul eden Harder, daha önce görülen yıllık kapsamdaki geçici ödenekleri kabul edemeyeceklerini söyledi.
Ivey: İki partiyi yakınlaştıran bir hedef var
Bazı Demokratlar ise harcama yasalarını Cumhuriyetçilerle birlikte, iki partinin desteğiyle ilerletebileceklerini düşünüyor. Komisyon üyesi Glenn Ivey (Maryland), Ödenek Komisyonu’nun görev yaptığı diğer komisyonlara göre daha az partizan olduğunu söyledi.
Ivey, Trump yönetiminden, özellikle de OMB’den harcama yetkisini geri alma isteğinin giderek güçlendiğini belirtti. Bunun komisyondaki Demokratlarla Cumhuriyetçileri bir araya getiren türden bir konu olduğunu söyledi.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Amerika2 hafta önceBrezilya’da başkanlık seçimleri ikinci tura kaldı
Asya2 hafta önceJaponya Başbakanı Takaichi piyasaları harcama gündemi konusunda yatıştırmaya çalışıyor
Asya2 hafta önceÇin’de bankacılık reformu: 2025’te 670’ten fazla banka kapatıldı
Asya2 hafta önceAvustralya muhalefeti, ülke tarihindeki “en büyük göçmenlik kesintisini” vaat etti
Asya2 hafta önceHindistan’da 130 milyon seçmen kaydı silindi: Protestolar büyüyor










