Diplomasi
ABD, Grönland anlaşması ile ne alacak?

Davos’taki Dünya Ekonomik Forumunda (WEF) varılan Grönland anlaşması neticesinde ABD Başkanı Donald Trump Avrupalılara yönelik gümrük vergisi tehdidini geri çekti.
Anlaşmanın içeriği konusunda ise hâlâ kafa karışıklığı mevcut. Grönland’ın geleceği ile ilgili müzakereler, NATO’nun varlığını güçlendirmek, Çin ve Rusya’nın Arktik’e erişimini engellemek ve ABD’ye adanın bazı bölgelerinde egemenlik hakkı vermek üzerine odaklanıyor.
Fakat POLITICO’ya göre bu anlaşma, halihazırda var olan anlaşmaya oldukça benziyor. Yetkililer ve müttefikler neyin değiştiğini sorguluyor.
Amerikan askerlerinin Grönland’a konuşlanma hakkı zaten var
ABD ve Danimarka’nın Grönland için halihazırda bir çerçeve anlaşması var: 1951 tarihli bir antlaşma, yeni anlaşmanın muhtemelen içereceği bazı hususlara izin veriyor.
Bu savunma anlaşması, Pentagon’un Kopenhag’ın onayıyla (ki bu onay neredeyse her zaman verildi) adaya üsler kurmasına ve ihtiyaç duyduğu kadar asker göndermesine izin veriyor.
Biden yönetimi altında Pentagon’un Arktik bölgesinden sorumlu müsteşar yardımcısı olarak görev yapan Iris Ferguson, “Anlaşma, ABD’ye gerekli gördüğü güvenlik çıkarlarını belirleme ve bunları uygulamaya koyma konusunda büyük bir esneklik sağlıyor. Yani kağıt üzerinde yetkileri var,” diyor.
1940 yılında Nazilerin Danimarka’yı işgali üzerine Grönland’a da göz dikebileceğinden endişe eden ABD, dönemin Danimarka elçisinin kişisel inisiyatifiyle Grönland’a asker çıkarma hakkı elde etmişti.
ABD’nin Grönland’daki ilk hava üssü Danimarka’dan gizli inşa edildi
Sonraki dört yıl içinde ABD, Grönland’da yaklaşık 5.800 askeri personelin görev yaptığı 13 kara kuvvetleri üssü ve dört deniz kuvvetleri üssü kurdu. 1944 yılına gelindiğinde, Amerikan askerleri Grönland nüfusunun yaklaşık %25’ini oluşturuyordu.
Soğuk Savaş’ın doruk noktasında ABD ordusu Grönland’ın donmuş kuzey topraklarında yer alan Thule Hava Üssünde 10.000’den fazla asker konuşlandırdı. Üstelik ABD, Thule üssünü, NATO gözetiminde 1951 yılında başlayan müzakerelerden bir yıl önce, Danimarka’dan gizleyerek inşa etmeye başlamıştı.
Dünyanın en büyük adası, o dönemde Atlantik üzerinden gelen Sovyet füzelerini izleyen kritik bir radar merkezi olarak hizmet verdi. Ayrıca nükleer saldırıdan kurtulabilecek askeri karakolları test etmek için de kullanıldı.
ABD, Grönland’da bir Uzay Kuvvetleri üssü ve güçlü radar sistemleri bulundururken, asker sayısının artırılması, eski tesislerin pahalı bir şekilde yenilenmesini ve birkaç aylık kısa sıcak mevsimde inşa edilmesi gereken yeni konut ve lojistik tesislerini gerektirecek.
Pituffik Uzay Üssünde yaklaşık 100 Amerikan askeri var
ABD Ordusu Mühendislik Birliği bu ay, Pituffik Uzay Üssündeki pistin modernizasyonunu üstlendiğini duyurdu. Bu modernizasyonun maliyeti 25 milyon dolara ulaşabilir, bu da zorlu Arktik ikliminde yeni tesisler inşa etmenin maliyetini gösteriyor.
Adanın kuzeybatı kıyısındaki Pittufik Uzay Üssündeki ABD birliklerinin yasal statüsü, NATO’nun 1955 tarihli kuvvetlerin statüsü anlaşmasıyla zaten sağlam bir temele oturtulmuş durumda. Bu anlaşma, Grönland’ı yasal olarak ABD toprağı yapmasa da, Amerikan kuvvetlerinin Grönland’a serbestçe girip çıkmasına izin veriyor.
1980’lerin sonlarından bu yana, üssündeki Amerikan varlığı çok az. Yaklaşık 100 asker, erken uyarı ve füze savunmasına odaklanmak için orada bulunuyor.
Grönland’da Kıbrıs modeli mümkün mü?
Donald Trump, Grönland’ı istemesine gerekçe olarak bir de “Altın Kubbe” füze savunma sisteminin Arktik adası olmadan eksik kalacağına işaret ediyor.
Bununla birlikte Alasya ve New York’a kurulacak sistemlerin koruma görevini rahatça yerine getirebileceğine inanılıyor.
Trump Davos’ta yaptığı açıklamada, bu projenin “Grönland’a erişimimiz olduğunda çok daha iyi işleyeceğini” söyledi ve “Her şey Grönland üzerinden geliyor. Kötü adamlar ateş etmeye başlarsa, Grönland üzerinden gelir, biz de onu vururuz,” dedi.
Bir başka mesele ise egemenlik. ABD askeri üslerinin ne ölçüde Amerikan egemenliğinde olabileceği belirsiz.
Danimarka, topraklarını devretmeye hazır olmadığını açıkça belirtiyor. Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen, “Net bir kırmızı çizgimiz var. Krallığın bazı bölgelerinin egemenliğini devretmeyeceğiz,” demişti.
Ne var ki diplomatlar, bu kırmızı çizginin arkasında, bazı gözlemcilerin Kıbrıs’taki İngiliz Akrotiri (Ağrotur) ve Dikelya üsleri modelini öne sürdüğü gibi, tek tek üsler konusunda taviz verilebileceğini düşünüyor
Arktikte mineral savaşları
Bir diğer önemli soru ise, ABD’ye Grönland’ın muazzam maden kaynaklarını işletme veya başkalarının nadir toprak elementleri çıkarmalarını veto etme konusunda ayrıcalıklı hakların tanınıp tanınmayacağı.
The Times’a konuşan bir yetkili, “Anlaşmanın nasıl olacağı kimse bilmiyor. Fakat yaptığımız şey, Trump’ın davranışları göz önüne alındığında büyük bir başarı olan temel kuralları belirlemekti,” diyor.
Ada, nadir toprak minerallerinden oluşan geniş ve büyük ölçüde kullanılmamış rezervlere sahip ve bunların çoğu cep telefonları ve elektrikli araçlar gibi teknolojiler için çok önemli.
Trump, ABD’nin Grönland’ın zenginliklerinin peşinde olduğunu söylemese de, adanın ABD kontrolü altında olmasının “herkesi, özellikle güvenlik ve mineraller açısından çok iyi bir konuma getireceğini” söylemişti.
Trump çarşamba günü, Grönland’ın geleceği konusunda NATO ile nadir toprak mineralleri haklarını da içeren bir anlaşma çerçevesine ulaştığını söyledi.
Trump, CNBC’ye verdiği röportajda, “Onlar maden haklarına dahil olacaklar, biz de öyle,” dedi. Trump, ön koşullar hakkında herhangi bir ayrıntı vermedi.
Trump Davos’ta da şunları söyledi:
“Herkes minerallerden bahsediyor. Çok fazla var. Nadir toprak diye bir şey yok. Nadir işleme var. Ama çok fazla nadir toprak var. Ve bu nadir toprağa ulaşmak için yüzlerce metre kalınlığındaki buzu aşmak gerekiyor. Onu ihtiyacımız olan neden bu değil. Onu stratejik ulusal güvenlik ve uluslararası güvenlik için ihtiyacımız var.”
Grönland’ın yaklaşık %80’i buzla kaplı ve Kuzey Kutbunda maden çıkarma gezegenin diğer yerlerine göre 5 ila 10 kat daha pahalı.
Danimarka müzakereye hazır ama egemenliğin devrine karşı
NATO ve Avrupa eski savunma bakan yardımcısı Jim Townsend, “Bunların çoğu eski şarabın yeni şişede sunulması gibi. Dünya çapındaki tüm üslerimizde egemenlik konusunda müzakere ediyoruz. Bu, Grönland’dan özel olarak elde ettiğimiz bir şey değil,” diyor.
Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen’in bugün (23 Ocak) NATO şefi Mark Rutte ile bir araya gelerek Trump ile yaptığı görüşmeleri ele alması bekleniyor.
Fakat her zamanki gibi, bu süreçteki en büyük belirsizlik faktörü Amerikan başkanı olmaya devam ediyor. Müttefikler, Trump’ın bu hafta Grönland’ı işgal etme tehditlerinden hızla vazgeçtiği gibi, aynı kolaylıkla bu tehditlere geri dönebileceğini kabul ediyor.
İsveç Savunma Komitesinde görev yapan İsveçli milletvekili Bjorn Soder, NATO’nun Kuzey Kutbunda meşru güvenlik endişeleri olduğunu, fakat ABD’nin agresif açılış hamlesinin ittifak içindeki ilişkilere zarar verdiğini söyledi.
Soder, “ABD, Grönland konusunu gündeme getirerek büyük bir hata yapıyor. Bölgemizde Amerika’ya çok sıcak bakıyoruz ama şu anda Amerika’yı genellikle çok öven sesler artık pozisyon değiştiriyor,” dedi.
Danimarkalı siyasi liderler de, özellikle Danimarkalıları ve Grönlandlıları dışladıkları için, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile Trump arasındaki ilk görüşmelere tepki gösterdi.
Danimarka’nın Frederiksen perşembe günü yaptığı açıklamada, “Danimarka ve Grönland ile ilgili konularda karar verebilecek tek taraf Danimarka ve Grönland’dır. Güvenlik, yatırımlar, ekonomi gibi tüm siyasi konularda müzakere edebiliriz. Ama Grönland’ın egemenliği konusunda müzakere edemeyiz,” dedi.
Frederiksen, Kopenhag’ın 1951 anlaşmasını temel almaya açık olduğunu söyledi ama sonraki adımların ne olacağı hemen belli değil.
Diplomasi
UEFA, FIFA’nın özelleştirilmesi halinde Dünya Kupası’nı boykot edecek

Avrupa futbolunun yönetim organı olan UEFA, FIFA’nın ticari faaliyetlerinin bir kısmını özelleştirmeye yönelik öneriyi kabul etmesi halinde, oybirliğiyle Dünya Kupası’nı boykot etme kararı aldı.
FIFA salı günü, ticari faaliyetlerini özel bir kuruluşa devretmeyi öngören bir öneri yayınladı.
Bu öneride, ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın kardeşi Josh Kushner’ın CEO’su olduğu Thrive Capital’in baş yatırımcı olarak adı geçti.
UEFA, yaptığı açıklamada, “Dünya Kupası bir yatırım ürünü olarak değerlendirilemez. Hiçbir kısmı asla özel yatırımcılara devredilmemelidir. Dünya Kupası satılık değildir,” demişti.
Teklifin kabul edilmesi için FIFA’nın 211 üye federasyonunun çoğunluğunun desteği gerekiyor.
Fakat teklif Avrupa genelinde yoğun eleştirilere maruz kaldı. UEFA, yalnızca 55 üye federasyondan oluşuyor.
Açıklamada, “FIFA Dünya Kupası futbola aittir. Her zaman da öyle kalacaktır. Avrupa’nın söz hakkı olduğu sürece, Dünya Kupası asla satılık olmayacaktır,” denildi.
Avrupa Birliği Spor Komiseri Glenn Micallef, X’te yaptığı açıklamada, “UEFA’nın bu açıklamasını memnuniyetle karşılıyorum ve tutumunu tam olarak destekliyorum,” dedi ve “Avrupa futbol federasyonlarının yönetişim konusunda öncülük etmesinden gurur duyduğunu” ekledi.
Çarşamba günü komisyon üyesi, “rekabet hukuku hususları” gerekçesiyle FIFA’nın önerisini soruşturma tehdidinde bulunmuştu.
Kadınlar U-20 Dünya Kupası eylül ayında düzenlenecek ve FIFA planlarından vazgeçmezse, bu turnuva Avrupa futbol federasyonlarının boykotu sonuna kadar sürdürme kararlılığının ilk sınavı olabilir.
Kadınlar ve erkekler U-17 Dünya Kupaları da 2026’nın ilerleyen aylarında düzenlenecek.
En son 2023’te İspanya’nın kazandığı tam kadro Kadınlar Dünya Kupası ise 2027’de Brezilya’da gerçekleştirilecek.
POLITICO Çarşamba günü yayınladığı haberde, Avrupa futbolunun yönetim organındaki bir dizi üst düzey yetkilinin, mevcut görev süresi gelecek yıl sona erecek olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya karşı Katarlı Nasır el-Halifi’yi aday çıkarmayı planladığını bildirmişti.
Diplomasi
ABD, BAE destekli çip üreticisi GlobalFoundries’e fon sağlayacak

GlobalFoundries, ABD hükümetinin daha verimli yapay zeka veri merkezlerini desteklemek amacıyla silikon fotonik teknolojisinin araştırma ve geliştirme çalışmalarını güçlendirmek üzere çip üreticisine 300 milyon dolarlık bir hibe vereceğini duyurdu.
Bu hibe, Washington’un Çin ile arasındaki küresel rekabette konumunu güçlendirmeye çalıştığı bir dönemde, ABD Başkanı Donald Trump’ın CHIPS Yasası kapsamındaki araştırma fonlarını kritik yarı iletken teknolojilerine yöneltme çabasının bir parçası.
Yönetim daha önce yarı iletken üretim ekipmanları için 150 milyon dolar ve kuantum bilişim için 2 milyar dolar tahsis etmişti.
Silikon fotonik, çipler arasında veri aktarımı için elektrik sinyalleri yerine ışığı kullanır ve bu sayede yapay zeka sistemleri için daha yüksek bant genişliği ve daha düşük güç tüketimi sağlar.
ABD Ticaret Bakanlığı’ndan sağlanan bu fon, veri aktarım hızlarını ve enerji verimliliğini daha da artırmak amacıyla silikon fotoniği yapay zeka işlemcileriyle doğrudan entegre eden bir teknoloji olan “ortak paketlenmiş optik” alanındaki gelişmeleri desteklemeyi de amaçlıyor.
Silikon fotoniği ve gelişmiş optik paketleme tedarik zincirinin büyük bir kısmı şu anda ABD dışında yoğunlaşmış durumda.
Bu alandaki başlıca üreticiler arasında Tayvanlı TSMC ve İsrailli Tower Semiconductor yer alıyor.
Çarşamba günü açıklanan 300 milyon dolarlık fon, GlobalFoundries’e 2024 yılında Malta (New York) ve Burlington’da (Vermont) fabrikalar kurması için tahsis edilen 1,5 milyar dolarlık önceki fonu tamamlayacak.
Teknoloji Direktörü Gregg Bartlett, Reuters’a verdiği demeçte yeni fonun, GlobalFoundries’in halihazırda ürettiği çiplerin yanı sıra optik bileşenlerin üretimi ve paketlenmesi için bu tesislerde kullanılacak yeni malzemeler ve teknikler üzerine yapılacak araştırmalara destek olacağını söyledi.
Bartlett, “Çıplak silikon yonga plakasından başlayarak, ABD’de kalitesi kanıtlanmış ve test edilmiş bir optik modül sevk edebilme yeteneğine sahip, uçtan uca hizmet sunan tek bir şirketin olması, bizim için benzersiz bir yetkinlik olduğunu düşünüyoruz,” dedi.
GlobalFoundries, veri aktarım hızlarını saniyede 400 gigabite çıkarmayı ve mevcut nesil uygulamalara kıyasla enerji verimliliğini beş katına çıkarmayı hedeflediğini açıkladı.
Abu Dabi varlık fonu Mubadala, GlobalFoundries’in yaklaşık %73’üne sahip. ABD Ticaret Bakanlığı ise ayrı bir anlaşma kapsamında bu çip üreticisinin yaklaşık %1’lik hissesini alacak.
Diplomasi
Kiev’de vurulan İHA fabrikasının ABD’li şirkete ait olduğu bildirildi

Rusya’nın Kiev’de imha ettiğini açıkladığı insansız hava aracı fabrikasının ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir şirkete ait olduğu bildirildi. The Guardian gazetesi, Terminal Autonomy adlı firmanın Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla yüksek hassasiyetli İHA’lar ürettiğini aktardı. Şirket, yapay zeka kontrollü mühimmatların cephede aktif olarak kullanıldığını belirtiyor.
Rusya ordusunun Ukrayna’nın başkenti Kiev’de düzenlediği hava saldırılarında imha edilen insansız hava aracı (İHA) fabrikasının, ABD’nin Delaware eyaletinde kayıtlı bir Amerikan şirketine ait olduğu bildirildi.
The Guardian gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Terminal Autonomy adlı şirket, yönlendirme sistemleri parazit ve sinyal kesicilere karşı korumalı olan ve Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla tasarlanan yüksek hassasiyetli İHA’lar üretiyor.
ABD’de 2023 yılında tescil edilen Terminal Autonomy şirketinin internet sitesinde, firmanın yapay zeka ile kontrol edilen dolanan mühimmatlar ve yüksek hassasiyetli mühimmatlar kullandığı, bunların “ön cephede düşman kuvvetlerine karşı halihazırda aktif biçimde uygulandığı” bilgisi yer alıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı tesisin hedef alındığını duyurmuştu
Rusya Savunma Bakanlığı, 26 Temmuz’a bağlanan gece Kiev’in güneybatısında İHA montaj ve depolama alanının vurulduğunu açıklamıştı. Bakanlık, Ukraynalı ve Amerikalı uzmanların katılımıyla bu tesiste aylık bin adede kadar İHA üretimi yapıldığını bildirdi.
Bakanlığın açıklamasında, bu tesiste AQ-400 Scythe (“Kosa”) ve AQ-100 Bayonet (“Ştık”) tipi saldırı İHA’ları ile RQ-100 Scout (“Skaut”) tipi keşif İHA’larının üretildiği kaydedildi.
Aynı gece Kiev’de İHA ve yedek parça üretimi yapan “Smart Intelligent Systems” (“Smart intellidjent sistem”) işletmesinin de vurulduğu aktarıldı. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna başkenti ile Odessa bölgesindeki Çernomorsk liman altyapı tesislerine grup saldırısı düzenlendiğini duyurdu.
Rusya Savunma Bakanlığı, saldırıların yalnızca Ukrayna’nın askeri ve enerji tesisleri ile bunlarla bağlantılı altyapıya yönelik gerçekleştirildiğini vurguluyor.
Öte yandan Financial Times gazetesi, Ukraynalı yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ve Fransa’nın Rusya topraklarına yönelik İHA saldırılarının planlanmasında Ukrayna’ya istihbarat sağladığını yazmıştı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü












