Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD-İran temasları dolaylı kanallardan sürüyor

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına göre ABD ile İran, çatışmayı sona erdirmeye yönelik temaslarını kuryeler ve Pakistanlı aracılar üzerinden sürdürüyor. Kaynaklar, İran içindeki iletişim sorunları ve karar alma sürecindeki yavaşlığın görüşmeleri zorlaştırdığını belirtiyor. Tarafların şu aşamada önceliği çatışmaların durdurulması oluşturuyor.

ABD ve İran’ın, çatışmayı sona erdirmeye yönelik görüşmeleri “dolaylı diplomatik kanallar” üzerinden yürüttüğü, tarafların mesajlarını kuryeler ve Pakistanlı aracılar aracılığıyla ilettiği bildirildi.

Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre İran, mesajların iletilmesinde kuryeler kullanarak İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’in bulunduğu yeri gizli tutmaya çalışıyor.

Kaynaklar, silahlı çatışmanın başlangıcında yaralandığı belirtilen Hamaney’in olası bir suikast hedefi olarak görüldüğünü ve bu nedenle konumunun sıkı gizlilik altında tutulduğunu aktardı.

Habere göre görüşmeleri zorlaştıran unsurlardan biri de İran’daki iletişim sorunları. Diplomatik kaynaklardan biri, WhatsApp üzerinden gönderilen mesajların bazı durumlarda ancak 48 saat sonra ulaşabildiğini söyledi.

Kaynak, görüşmelerin ayrıca Pakistanlı yetkililerin ABD’nin tekliflerini ve İran’ın yanıtlarını telefonla veya yüz yüze ne kadar hızlı iletebildiğine bağlı olduğunu belirtti.

Bloomberg’e konuşan Beyaz Saray kaynaklarından biri, İran’ın yönetim yapısını “son derece yavaş ve şeffaf olmayan” bir sistem olarak nitelendirdi.

Aynı kaynak, ABD’nin İran’ın tüm taleplerini derhal kabul etmesi halinde bile bir anlaşmanın onaylanmasının yaklaşık beş gün sürebileceğini söyledi.

Ajansın kaynakları, mevcut temasların klasik anlamda müzakerelerden çok, mesajların iletilmesinin günler aldığı “hantal bir süreç” niteliği taşıdığını ifade etti.

Üst düzey bir ABD’li yetkili de Bloomberg’e yaptığı açıklamada sistemi “moral bozucu derecede yavaş ve şeffaflıktan uzak” olarak tanımladı. Yetkili, Washington’ın Tahran’ın istediği her şeyi kabul etmesi halinde bile anlaşmanın imzalanmasının beş gün alacağını söyledi.

Bu soruna daha önce kamuoyu önünde değinen ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Tahran’dan yanıt alınmasının “beş ya da altı gün” sürebildiğini belirtmişti.

Rubio, “Birçok durumda yanıtların gelmesinde gecikmeler yaşıyoruz. Bu nedenle anlaşmanın birkaç gün içinde sonuçlanabileceğine dair haberler görüyorsunuz” dedi.

Bloomberg’e göre taraflar şu anda öncelikli olarak çatışmaların sona erdirilmesini görüşüyor ve daha karmaşık başlıkları sonraya bırakıyor.

ABD’li siyaset bilimci Aaron David Miller, yaptırımlar, dondurulmuş varlıklar ve nükleer zenginleştirme gibi konuların çözümünün “haftalar, hatta aylar” alabileceğini söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump, 11 Haziran’da yaptığı açıklamada Washington ile Tahran’ın savaşı sona erdirme konusunda anlaştığını ve tarafların yalnızca anlaşmayı imzalamasının kaldığını söylemişti.

Trump, “Yakında imza atacağız. Belgeler son hazırlık aşamasında” ifadelerini kullanmış, anlaşmanın hafta sonu içinde imzalanabileceğini belirtmişti.

Daha sonra İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD ile barış anlaşması metni üzerindeki çalışmaların temel maddeler bakımından büyük ölçüde tamamlandığını söyledi.

Bekayi, “Sorun şu ki, Amerika Birleşik Devletleri’nin çelişkili tutumları bu süreçte her zaman türbülans ve aksamalara neden oldu” dedi.

Diplomasi

Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar’dan Avrupa’ya silah satışı yanıtı

Yayınlanma

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, Rusya’dan petrol ithal ettiği gerekçesiyle Yeni Delhi yönetimini eleştiren Avrupa ülkelerine tepki gösterdi. Jaishankar, petrol alımlarının piyasa koşullarına göre yapıldığını belirterek, geçmişte Avrupalı ülkelerin Hindistan’a yönelik saldırılarda kullanılan silahları sattığını hatırlattı.

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, Rus petrolü satın aldığı için Yeni Delhi’yi suçlayan Avrupa ülkelerine yönelik eleştirilerde bulundu.

Finlandiya’da düzenlenen Kultaranta Görüşmeleri forumunda konuşan Jaishankar, Hindistan’ın petrolü fiyat ve bulunabilirlik kriterlerine göre satın aldığını vurguladı.

Ilta-Sanomat gazetesinin aktardığına göre Hindistan Dışişleri Bakanı, “O dönemde piyasadaki petrolün büyük kısmı Rus petrolüydü, çünkü Avrupalılar diğer ülkelerden petrol satın alıyordu. Şartlar bizi belirli bir yöne itti” ifadelerini kullandı.

Oturumun başında Yeni Delhi ile Moskova arasındaki ticareti eleştiren moderatör ve İngiliz gazeteci Gideon Rachman’a yanıt veren Jaishankar, ahlaki belirsizlik konusuna değinerek şunları söyledi:

“Ahlaki belirsizlikten bahsettiğinizde şunu söylemek isterim: Hiçbir Avrupa ülkesi Hindistan silahlarıyla saldırıya uğramadı. Keşke aynısını tersi durum için de söyleyebilseydim. Bunu aklınızda bulundurun.”

Rachman’ın bu sözlerle neyi kastettiğini açıklamasını istemesi üzerine Jaishankar, “Avrupalılar Hindistan’a saldırmak için silah satıyorlar. Şimdi değil ama uzun yıllar boyunca bunu yaptılar. Biz ise Avrupa’ya karşı hiçbir zaman hiçbir şey yapmadık” dedi.

Gazetenin haberine göre, Hindistan Dışişleri Bakanı’nın açıklamalarının ardından forumda sessizlik yaşandı. Rachman ile Jaishankar arasında oturan Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen ise yaptığı konuşmada, Avrupa’nın diğer ülkelerin Rus petrolü satın almasını engellemek gibi bir planı olmadığını belirtti.

Valtonen, “Hindistan’ı savunmak adına, ki Hindistan’ın çoğunlukla Rus petrolü satın aldığını anlıyorum, Avrupa’nın niyetinin tüm petrol sisteminin işleyişini bozmak olmadığını söyleyebilirim” dedi.

ABD’nin petrol piyasası izinleri

Hindistan Dışişleri Bakanı Jaishankar, daha önce yaptığı bir açıklamada, Washington’ın küresel petrol piyasasındaki fiyatları düşük tutma çabası çerçevesinde, Hindistan’ın 2022 yılından bu yana ABD makamlarının talebiyle aktif olarak Rus petrolü satın aldığını belirtmişti.

İran’daki savaşın, en büyük üçüncü ham petrol ithalatçısı olan Hindistan da dahil olmak üzere çeşitli ülkelere Basra Körfezi’nden yapılan petrol sevkiyatını kesintiye uğratması üzerine ABD, küresel petrol piyasasındaki baskıyı azaltmak amacıyla mart ayında Hindistan’a Rus petrolü satın alması için özel izin vermişti.

ABD, 18 Nisan’da bu lisansı 16 Mayıs’a kadar uzatarak Yeni Delhi’nin Rus petrolü alımına yeniden izin verdi. Hindistan’ın 14 Mayıs’ta lisans süresinin uzatılmasını talep etmesinin ardından, birkaç gün sonra uzatılması yönünde karar alındı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov, nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Rusya’nın Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduğunu belirtmişti.

Mevcut koşullarda petrol tedarikine yönelik bu işbirliğinin Hindistan için çok faydalı olduğunu kaydeden Büyükelçi, Rusya ile Yeni Delhi arasındaki ilişkilerin büyük jeopolitik sarsıntılara rağmen istikrarlı kaldığını vurgulamıştı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise mayıs ayında yaptığı açıklamada, diğer devletlerin baskılarına rağmen Moskova’nın Yeni Delhi ile enerji kaynaklarının tedarikine ilişkin varılan anlaşmalara uyulacağını garanti ettiğini belirtmişti.

Lavrov, Rusya’nın güvenilir bir tedarikçi olma itibarına değer verdiğini ve bu alandaki yükümlülüklerini her zaman yerine getirdiğini sözlerine eklemişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Berlin ve İsrailli savunma grubu IAI anlaşma imzaladı

Yayınlanma

Berlin Eyaleti ve İsrailli savunma grubu Israel Aerospace Industries (IAI), Almanya’nın başkentinde havacılık, savunma, güvenlik ve çift kullanımlı teknolojilere odaklanan bir inovasyon merkezi kurmayı planlıyor.

Anlaşma, bu hafta ILA Hava Gösterisi kapsamında Berlin Belediye Başkanı Kai Wegner ile IAI Başkanı ve CEO’su Boaz Levy tarafından imzalandı.

Wegner, açıklamasında şunları söyledi:

“Berlin, havacılık ve savunma inovasyon merkezi için en uygun yer. Karşı karşıya olduğumuz küresel krizler göz önüne alındığında, başkentimizde böyle bir merkez kurmak ve bu sayede havacılık yatırımlarını desteklemek, köklü şirketler ile girişimciler arasındaki bağları güçlendirmek büyük önem taşıyor. IAI ile imzaladığımız anlaşma, ekosistemimize birinci sınıf havacılık ve savunma alanındaki bilgi birikimini kazandıracak. Hedefimiz, Berlin’i inovasyon konusunda bir numaralı şehir haline getirmek.”

Levy ise mutabakatın Almanya ile “uzun vadeli ilişkilerini ve bağlılıklarını, ayrıca inovasyon, endüstri ve operasyonel uzmanlığı bir araya getiren derin ve stratejik ortaklıklar kurma vizyonlarını” yansıttığını söyledi.

IAI CEO’su, grubun teknoloji yetkinliklerini Berlin’in “dinamik inovasyon ekosistemine” entegre ederek, “çığır açan teknolojileri gerçek dünyadaki operasyonel ihtiyaçlarla ve küresel pazar fırsatlarıyla birleştiren” bir platform oluşturduklarına işaret etti.

Levy, “Aynı zamanda bu işbirliği, yerel yetkinlikler, vasıflı istihdam ve uzun vadeli teknolojik büyüme yoluyla IAI’ın Almanya’daki endüstriyel ayak izini genişletme yolunda atılan bir başka önemli adımı temsil ediyor,” dedi.

IAI, geçen yılın sonunda Almanya’ya teslim edilen Arrow-3 füze savunma sisteminin ana yüklenicisiydi.

Berlin, bu sistemi Avrupa Hava Kalkanı Girişiminde öncü bir rol oynama hedefinin temel taşı olarak görüyor.

IAI ayrıca Alman Hava Kuvvetlerine Heron TP insansız hava araçları tedarik ediyor.

Anlaşma kapsamında, planlanan merkez, hızlandırıcı programlar, ortaklıklar, pilot projeler ve kavram kanıtlama projeleri aracılığıyla havacılık, savunma, güvenlik ve çift kullanımlı teknolojiler alanında faaliyet gösteren startup’ları destekleyecek.

Program, yerel ve uluslararası girişimlerle işbirliğini teşvik edecek, endüstriyel uygulamaların geliştirilmesini destekleyecek, endüstri, politika yapıcılar, araştırmacılar ve yatırımcılar arasındaki işbirliğini güçlendirecek ve üretim kapasitesinin artırılması, istihdam yaratılması ve uzun vadeli teknolojik büyüme yoluyla yerel endüstriyel kalkınmayı ilerletecek.

Mutabakat zaptı, IAI’ın Almanya ve Avrupa’daki genişlemesinde önemli bir dönüm noktası oluşturuyor.

Berlin ve IAI, yerel üretim kapasitelerinin geliştirilmesi ve yüksek vasıflı işlerin yaratılması da dahil olmak üzere, şirketin Berlin’deki endüstriyel varlığını daha da artırmak için yakın bir işbirliği içinde çalışacak.

IAI, Berlin’deki varlığını genişleterek teknolojik inovasyonu desteklemeyi, endüstriyel uzmanlığı geliştirmeyi ve yerel ekonomi için sürdürülebilir iktisadi büyümeye katkıda bulunmayı hedefliyor.

IAI, ABD’deki Catalyst, Hindistan’daki NeuSPHERE ve İsrail’deki ASTRA dahil olmak üzere dünya çapında uluslararası hızlandırıcı programlarını başarıyla başlatmış ve yürütmüştü.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

OpenAI, Anthropic ve DeepMind liderleri G7’de buluşacak

Yayınlanma

OpenAI, Anthropic ve Google DeepMind’ın üst düzey yöneticileri, 15-17 Haziran tarihlerinde Fransa’da düzenlenecek G7 Zirvesi’ne katılacak. Bloomberg’in haberine göre liderler, G7 ülkelerinin yöneticileriyle yapay zekanın ekonomik etkileri, fırsatları ve risklerini ele alacak. Şirketler, temsilcilerinin zirveye katılacağını doğruladı.

Yapay zeka alanındaki en büyük şirketlerin yöneticileri, gelecek hafta Fransa’da düzenlenecek G7 Zirvesi’ne katılmaya hazırlanıyor.

Bloomberg’in, Elysee Sarayı tarafından yayımlanan katılımcı listesine dayandırdığı habere göre zirveye OpenAI CEO’su Sam Altman, Anthropic CEO’su Dario Amodei ve Google DeepMind’ın başındaki Demis Hassabis davet edildi.

OpenAI, Anthropic ve Google DeepMind, temsilcilerinin etkinliğe katılmayı planladığını doğruladı.

Zirve, yapay zeka sektörünün önde gelen şirketlerinin liderlerinin ortak hedefleri görüşmek üzere bir araya geldiği nadir örneklerden biri olacak. Bloomberg, bu şirketlerin birbirlerinin doğrudan rakibi olmaları nedeniyle yöneticilerinin kamuya açık etkinliklerde birlikte görünmesinin alışılmadık olduğunu belirtti.

G7; Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık, Almanya, Fransa, İtalya, Kanada ve Japonya’yı bir araya getiriyor. Küresel ekonomik ve siyasi meselelerin görüşülmesi amacıyla 1975’te kurulan oluşumun çalışmalarına Avrupa Birliği de katılıyor.

Rusya 1997’de gruba dahil olmuş ve oluşum bir süre G8 olarak anılmıştı. Ancak 2014’te Rusya ile işbirliğinin sona erdirilmesinin ardından format yeniden G7’ye döndü.

Bloomberg’e göre G7 liderleri, yapay zeka geliştiricileriyle teknolojinin sunduğu imkanların yanı sıra beraberinde getirdiği riskleri de değerlendirmek istiyor. Bu kapsamda yapay zekanın ekonomi ve iş gücü piyasası üzerindeki etkilerinin de gündeme gelmesi bekleniyor.

Ajans, sektör yöneticilerinin aynı platformda bulunmasının nadir görüldüğünü hatırlatarak, şubat ayında Yeni Delhi’de düzenlenen yapay zeka zirvesinde Sam Altman ile Dario Amodei’nin fotoğraf çekimi sırasında el ele tutuşmayı göstermelik biçimde reddettiğini aktardı.

Zirveye Trump ve Zelenskiy de katılacak

G7 Zirvesi, 15-17 Haziran tarihlerinde Fransa’nın Alp bölgesindeki kaplıca ve tatil kenti Evian-les-Bains’de düzenlenecek. ABD Başkanı Donald Trump daha önce etkinliğe katılacağını açıklamıştı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Ukrayna’ya ayrılan oturumlardan birine Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin de katılacağını söyledi.

G7 üyelerinin yanı sıra Hindistan, Brezilya, Güney Kore ve Kenya liderlerinin de zirvede yer alması bekleniyor.

Ocak ayında Elysee Sarayı, Macron’un ABD Başkanı’na gönderdiği ve zirveye yalnızca Ukrayna temsilcilerinin değil, Rusya’nın da gözlemci olarak davet edilmesini önerdiği mesajın gerçek olduğunu doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English