Ortadoğu
ABD, İran’daki nükleer tesisleri bombaladı, İran misilleme başlattı, İsrail’de sirenler çalıyor

Donald Trump, ABD’nin İran’daki üç nükleer tesisi vurduğunu açıkladı. İran ise “hasar görmedik” dedi. Tahran, İsrail’e yönelik füze saldırıları başlattı. İsrail ordusu İran misilleme saldırılarını duyurdu. 10 füzenin isabet ettiği bildirildi.
ABD Başkanı Trump, ABD uçaklarının Fordo, Natanz ve İsfahan’a bomba attığını ve İsrail’in İslam cumhuriyetine karşı hava harekatına katıldığını söyledi.
İran’a saldırı kararı, “sonsuz savaşları” sona erdirecek bir barış elçisi olacağına dair vaatlerle ikinci dönemine giren Trump’ın başkanlığının potansiyel bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Saldırı, İran’ın ABD’ye, özellikle bölgedeki askeri üs ve gemilere ve petrol tedariki gibi diğer çıkarlarına misilleme yapma ihtimalini beraberinde getiriyor. İran misilleme saldırılarının ABD’yi hedef alması halinde ise Trump tekrar karşılık vereceklerini söyledi.
Bu saldırı, Trump’ın MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) tabanının, ABD’nin İran ile savaşa girmesini istemeyen şahinler ile ABD’nin dış çatışmalardan uzak durması gerektiğini düşünenler arasında şiddetli bir bölünme yaşadığı bir dönemde, başkan için siyasi bir kumar niteliği taşıyor.
Trump, cumartesi akşamı Beyaz Saray’da ulusal güvenlik toplantısı düzenledikten sonra Truth Social’da “Fordo, Natanz ve İsfahan dahil olmak üzere İran’daki üç nükleer tesise yönelik çok başarılı saldırımızı tamamladık. Tüm uçaklar şu anda İran hava sahası dışında” diye yazdı.
“Ana hedef olan Fordo’ya tam yük bombalar atıldı. Tüm uçaklar güvenli bir şekilde eve dönüyor” dedi.
ABD Başkanı, Amerikan uçakları ve denizaltılarıyla gerçekleştirilen saldırı sonucu, İran’ın kilit nükleer zenginleştirme tesislerinin “tamamen yok edildiğini” öne sürdü.
Devlet medyasına göre İranlı yetkililer üç nükleer tesise düzenlenen saldırıyı doğruladı.
İran’a düzenlenen saldırıda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile takım olarak çalıştıklarını belirten Trump, “İran barış yapmak zorunda. Bu yapılmazsa sonraki saldırılar çok daha ağır olacak” diye konuştu.
“Amacımız İran’ın nükleer zenginleştirme kapasitesini yok etmek ve dünyanın bir numaralı terör destekçisi devletinin oluşturduğu nükleer tehdidi durdurmaktı” ifadelerini kullanan Trump, geceki saldırıları “muhteşem bir başarı” olarak değerlendirdi.
Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkiliye göre, ABD Başkanı ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu saldırıların ardından görüştü. Yetkili, ABD’nin İsrail’e nükleer tesisleri bombalama planını önceden bildirdiğini de sözlerine ekledi.
‘TESİS TAHLİYE EDİLMİŞTİ’
İran parlamentosu başkanının danışmanı, Tahran’ın Fordo’ya saldırı beklediğini söyledi.
Mahdi Mohammadi, X’te “İran’ın bakış açısından, çok garip bir şey olmadı” diye yazdı.
“İran birkaç gecedir Fordoy’a saldırı bekliyordu. Tesis bir süredir tahliye edilmişti ve saldırıdan geri dönüşü olmayan bir hasar görmedi.”
İran’ın en kritik nükleer tesislerinden Fordo’ya ABD’nin saldırısının ardından tesiste nükleer sızıntı olmadığı bildirildi.
Fordo’daki uranyum zenginleştirme tesisinin bulunduğu Kum eyaletinden bir Valilik yetkilisi, AA muhabirine açıklama yaptı.
Yetkili, “Fordo nükleer tesisi Amerika Birleşik Devletleri tarafından saldırıya uğramış ve bu tesise zarar verilmiştir ancak içinde ve çevresinde herhangi bir nükleer sızıntı bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.
Öte yandan İran devlet televizyonu, saldırı haberlerini teyit etmeden tesislerin daha önceden boşaltıldığını ve nükleer malzemelerin başka bir yere taşındığını duyurmuştu.
WASHINGTON TAHRAN İLE İLETİŞİME GEÇTİ
Trump, Truth Social’da ikinci bir paylaşımda “İRAN ARTIK BU SAVAŞI SONLANDIRMAYI KABUL ETMELİ” dedi. “BU, AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ, İSRAİL VE DÜNYA İÇİN TARİHİ BİR AN” ifadelerini kullandı.
ABD’nin, İran’daki üç nükleer tesisi vurduktan sonra Tahran ile iletişime geçerek amacının rejim değişikliği olmadığını ilettiği iddia edildi.
Amerikan CBS News’in ABD’li kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Washington yönetimi İran’daki üç nükleer tesisi vurmasının ardından Tahran’a diplomatik bir mesaj ileterek, bu saldırıların tamamen kendileri tarafından gerçekleştirildiğini ve rejim değişikliği yapmak gibi bir niyetlerinin olmadığını vurguladı.
CBS News, daha önce de ABD yönetimindeki birçok kaynaktan aldığı bilgiye dayanarak, Başkan Trump’ın İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i öldürme planına karşı çıktığını aktarmıştı.
NETANYAHU’DAN TEŞEKKÜR
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran’ın üç nükleer tesisine saldırı düzenlediklerini duyuran ABD Başkanı Trump’a teşekkür etti.
Başbakan Netanyahu, X hesabından, İran’ın nükleer tesislerini vurma kararı alan ABD Başkanı Trump’a görüntülü teşekkür mesajı yayınladı.
Netanyahu, “Tebrikler Başkan Trump. ABD’nin muhteşem ve hakkaniyetli gücüyle İran’ın nükleer tesislerini hedef alma yönündeki cesur kararınız tarihi değiştirecek” ifadesini kullandı.
İsrail’in İran’a başlattığı saldırılarla “şaşırtıcı işler” yaptığını öne süren Netanyahu, ABD’nin, bu gece gerçekleştirdiği saldırıyla gerçekten “eşsiz bir başarıya imza attığını” savundu.
ABD’nin İran’a saldırısının Orta Doğu’yu barışa taşıyacak “tarihi bir dönüm noktası” olduğunu savunan Netanyahu, “Başkan Trump ve ben sık sık güç yoluyla barış deriz. Önce güç gelir, sonra barış gelir. Ve bu gece Başkan Trump ve ABD büyük bir güçle hareket etti” iddiasında bulundu.
NEYLE VURULDU?
ABD’nin, İran’ın üç nükleer tesisinden en önemlisi olan Fordo’yu 6 sığınak delici mühimmat kullanarak vurduğu, diğer iki tesisin ise bölgedeki Amerikan denizaltılarından fırlatılan 30 Tomahawk füzesiyle yok edildiği iddia edildi.
Fox News sunucusu Sean Hannnity, canlı yayınlanan programında, ABD Başkanı Donald Trump’la az önce telefonla görüştüğünü ve Trump’ın kendisine İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarda yaklaşık 645 kilometre uzaklıktaki Amerikan denizaltılarından 30 Tomahawk füzesinin de fırlatıldığını ilettiğini söyledi.
Daha önce İran’ın Fordo nükleer tesisi için en az 2 adet GBU-57 A/B “Büyük Ordonat Delici” sığınak avcısı (bunker buster) mühimmat kullanılması gerektiğinin dile getirildiğini hatırlatan Hannity, ancak ABD Başkanı ile yaptığı konuşmada 6 sığınak delici mühimmatın kullanıldığını öğrendiğini belirtti.
Hannity, “Diğer iki büyük İran nükleer tesisi olan Natanz ve İsfahan, yaklaşık 645 kilometre uzaktaki Amerikan denizaltıları tarafından fırlatılan 30 Tomahawk füzesiyle yok edildi.” ifadelerine yer verdi.
B-2’LER DE KATILDI
ABD daha önce, Guam’daki bir üsse doğru yola çıktığı sanılan B-2 hayalet bombardıman uçaklarını hareket ettirmişti. B-2’lerin taşıdığı Amerikan “bunker buster” bombaları, bir dağın derinliklerine gömülü olan İran’ın Fordo’daki uranyum zenginleştirme tesisini yok etmek için en uygun silah olarak görülüyordu.
Amerikan Axios haber sitesinin İsrailli bir yetkiliden aldığı bilgiye göre, saldırıda B-2 ağır bombardıman uçakları da kullanıldı.
‘ANAYASAYA AYKIRI’
Kongre’deki Cumhuriyetçi dış politika şahinleri, başkanın askeri hamlesini alkışladı. ABD Senatörü Lindsey Graham, “Bu doğru bir karardı. Rejim bunu hak ediyor” dedi. Güçlü Senato Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Senatör Jim Risch, İsrail’e yardım etmek için Trump’ın “kararlı eylemini” alkışlayarak, “Bu sonsuz bir savaşın başlangıcı değil. İran topraklarında Amerikan askerleri olmayacak” dedi.
Demokrat ABD senatörü John Fetterman da Trump’ı överek, başkanın “doğru hamle” yaptığını söyledi.
Ancak Cumhuriyetçi temsilci Thomas Massie, kararın “Anayasaya aykırı” olduğunu söyledi.
İRAN ATOM ENERJİSİ KURUMU: DURMAYACAĞIZ
İran Atom Enerjisi Kurumu (AEOI) ABD saldırısını kınadı.
Kurum, üç nükleer tesisin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) kapsamında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) tam denetimi altında faaliyet gösterdiğini ve bu tesislere yönelik “vahşi saldırının” uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtti.
AEOI, saldırının “Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın kayıtsızlığı, hatta suç ortaklığı altında” gerçekleştirildiğini söyledi.
“Uluslararası toplumun, orman kanunlarına dayalı bu kanunsuzluğu kınaması ve İran’ın meşru haklarını savunmasında yanında yer alması beklenmektedir” denilen açıklamada, örgütün “büyük İran milletine, düşmanların hain komplolarına rağmen bu ulusal sanayinin ilerlemesinin durdurulmasına izin vermeyeceği” garantisi verildi.
“Örgüt, asil İran halkının haklarını savunmak için gerekli tüm önlemleri, yasal takip tedbirleri de dahil olmak üzere, gündemine almıştır” ifadelerini kullandı.
İRAN MİSİLLEME BAŞLATTI: İSRAİL’E FÜZE
İsrail ordusu, pazar sabahı İran misilleme saldırılarını duyurdu. İran’dan İsrail’in orta ve kuzey bölgelerine yaklaşık 20 füze atıldığını tespit ettiğini açıkladı.
İsrail genelinde şiddetli patlama sesleri duyuldu ve İsrail’in acil durum servisi Magen David Adom (MDA), çarpışma olduğu bildirilen birkaç bölgeye doğru yola çıktı.
İsrail’in kuzey ve orta bölgelerinde çarpmalar olduğu ve 10 füzenin isabet ettiği yönünde haberler geldi.
Ordu, tehditleri önlemek için savunma sistemlerinin devreye girdiğini de ekledi.
Uyarı alınması halinde, halkın korunaklı bir alana girip yeni bir talimat gelene kadar orada kalması gerektiği belirtildi.
İran misilleme saldırılarının ilerleyen saatlerde devam etmesi bekleniyor.
13 HAZİRAN
İsrail, 13 Haziran’da İran’ın çeşitli kentlerindeki nükleer tesisler başta olmak üzere ordunun üst komuta kademesini de hedef alan geniş çaplı saldırılar düzenledi.
İran’da Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Genel Komutanı ve bazı üst düzey komutanlar ile 9 nükleer bilim insanı saldırılarda öldü.
İran Sağlık Bakanlığı, 21 Haziran’da yaptığı açıklamada, İsrail’in saldırılarında toplam sivil can kaybının 430, yaralı sayısının da 3 bin 500’den fazla olduğunu bildirdi.
İran misilleme saldırıları başlattı. İsrail Başbakanlık Ofisi, İran ordusunun yaptığı misillemelerde 24 kişinin öldüğünü, 1272 kişinin yaralandığını aktardı.
Türkiye, Çin, Rusya, Pakistan başta olmak üzere çok sayıda ülke İsrail’i kınadı.
Ortadoğu
Musk, Pentagon için “savaş danışmanlığı” yapacak

Dünyanın en zengin adamı Elon Musk, savaşın geleceğine odaklanan ve “Project Meridian” olarak bilinen bir Pentagon girişiminin eş direktörlüğünü üstlendi.
Musk’ın yeni görevini ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth duyurdu.
Savaşların eninde sonunda otonom insansız hava araçlarıyla yapılacağına dair inancını uzun süredir dile getiren Musk, savunma alanında faaliyet gösteren startup Anduril’in kurucusu Palmer Luckey ve eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ile birlikte eş direktör olarak projeye danışmanlık yapacak.
Hegseth, Pentagon’da yayınladığı bir notta, grubun “geleceğin savaş alanlarını inceleyeceğini” ve “savaşçıların bu ortamlarda üstünlük sağlamak için hangi silah ve teknolojileri kullanmaları gerektiğini belirleyeceğini” belirtti.
Hegseth, Quantico Deniz Piyade Üssü’nde yaptığı “Kuvvetlerin Durumu” konuşmasında şunları söyledi:
“Gelecekteki çatışmaları en iyi öngörenler yalnızca Pentagon’da bulunmuyor. Hem soruları sormayı hem de bunlara cevap vermeyi kendimize yüklerken, bariz önyargılar ve riskler söz konusudur.”
Hegseth, bu girişimin derhal başlayacağını ve konuşmasının ardından güvenli bir mekânda Musk, Luckey ve Gingrich ile bir araya geleceğini söyledi.
Meridian Projesi, “savaşların, alanların ve teknolojilerin gidişatını acımasızca haritalandırmak” için 120 gün süreye sahip olacak ve bu süreç, bulgularının kamuoyuna duyurulması ve gizli bir ek ile sonuçlanacak.
Hegseth, “Yeryüzünün altından Ay’ın ötesine” uzanan kapsamlı bir görev tanımını açıkladı.
Grup, yeni askeri stratejiler veya politikalar geliştirmek yerine, “ele geçirmemiz gereken alanları ve ustalaşmamız gereken yetenekleri” belirlemeye çalışacak ve gelecek nesil Amerikan askerlerinin ihtiyaç duyabileceği silah ve sistemleri “keşfetmeye, geliştirmeye ve sahaya sürmeye” odaklanacak.
Grubun, Ocak ayı sonuna kadar kendisine öneriler içeren bir rapor sunması bekleniyor.
Musk, 2024 yılında “Gelecekteki savaşlar tamamen insansız hava araçları ve hipersonik füzelerle ilgili olacak,” demişti. Bu, son yıllarda yaptığı benzer açıklamalardan sadece biriydi.
Hükümet Verimliliği Departmanı’ndaki (DOGE) denetim görevi kargaşayla sona eren ve Başkan Donald Trump’ın harcama tasarısı nedeniyle Trump ile bir anlaşmazlığa dönüşen Musk için, bu paneldeki görev, herhangi bir sıfatla hükümete resmi şekilde geri dönüşünü işaret ediyor.
Musk ve Trump sonunda barıştılar ve Musk, bu hafta Beyaz Saray’da diğer teknoloji liderleriyle birlikte yapay zeka güvenliği konulu bir toplantıya katıldı.
Meridian, Hegseth’in duyurduğu, ordunun otonom savaş ve hızla gelişen teknolojiler etrafında yeniden yapılandırılmasına yönelik daha geniş kapsamlı bir girişimin parçası.
Hegseth, müşterek kuvvetler genelinde otonom ve robotik yetenekleri yaygınlaştırmak üzere, kendi ifadesiyle “hizmet kolu benzeri yetkiler”e sahip yeni bir dört yıldızlı muharebe komutanlığı olan Otonom Savaş Komutanlığı’nın (AUTOWARCOM) kurulduğunu duyurdu.
Savaş Bakanlığı ayrıca, Hegseth’in “yeni nesil otonom savaşçılar” olarak adlandırdığı kişiler için özel kariyer yolları oluşturmak üzere, tüm askeri birimlerde yeni mesleki çerçeveleri aşamalı olarak uygulamaya başlayacak.
“Otonom Savaş Komutanlığı’nı on yıl önce düşünmüş olmalıydık,” diyen Hegseth, Meridian’ın, ordunun geride kalmadan bir sonraki teknolojik dönüşümü öngörebilecek kadar ileriye bakmayı amaçladığını açıkladı.
Ortadoğu
Reuters: Suriye hükümeti yetkilileri ile Hizbullah Türkiye’de gizli görüşmeler yaptı

Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan Hizbullahı’nın, aralarındaki gerilimi azaltmak amacıyla Türkiye’de yüz yüze görüşmeler yaptığı iddia edildi. Suriye iddiaları reddetti.
Reuters’a konuşan ve görüşme hakkında bilgi sahibi altı kaynak, bunun uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk toplantı olduğunu söyledi.
İki Suriyeli yetkili, bir ABD’li yetkili ve Hizbullah’a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik kaynağının da aralarında bulunduğu altı kaynak, Suriye yetkilileri ile Hizbullah yetkililerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini belirtti.
Esad’ın 2024’ün sonlarında devrilmesinin ardından Suriye’nin yeni hükümeti ile Hizbullah arasındaki gerilim artmıştı. Şam yönetimi, grubu Suriye üzerinden İran’a silah transfer etmekle suçlarken, ABD de Suriye ordusuna Hizbullah’la savaşmak üzere Lübnan’a asker göndermesi için baskı yapıyor.
Altı kaynağa göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbaratı ve dışişleri bakanlığından yetkililer katıldı. Toplantı, gerilimi düşürme amacıyla Türk güvenlik ve istihbarat kurumlarının daveti üzerine gerçekleştirildi.
Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşmeyi anlatabilmek için isimlerinin açıklanmaması koşuluyla konuştu.
Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters’ın toplantıyla ilgili sorularına hemen yanıt vermedi. Hizbullah’ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.
Kaynaklara göre taraflar karşılıklı güvenlik kaygılarını görüştü
ABD’li yetkili, Suriyeli yetkililer ve Lübnanlı kaynak, görüşmenin iki taraf arasındaki gerilim başlıklarını çözmeye odaklandığını ve olumlu geçtiğini söyledi.
Suriyeli yetkililerden biri, iki tarafın birbirine karşı düşmanlık beslemediği konusunda mutabık kaldığını ve Suriye’nin Hizbullah’a, grubun silahsızlandırılması amacıyla Lübnan’a askeri müdahalede bulunmayacağı güvencesini verdiğini aktardı.
Buna karşılık Suriyeli yetkililer, Hizbullah’tan sınır ötesi kaçakçılık girişimlerinin durdurulmasına yardımcı olmasını ve özellikle Suriye’nin güneyinde kalan uyuyan hücrelerini dağıtmasını istedi.
Suriye, salı günü ülkenin güneyinde roket fırlatmaya hazırlanan bir Hizbullah hücresinin yakalandığını açıklamıştı. Hizbullah ise çarşamba günü olaya karıştığını reddederek, “Suriye topraklarında hiçbir şekilde varlığımız yok ve orada herhangi bir güvenlik ya da askeri faaliyete dahil değiliz,” açıklamasını yaptı.
Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi Lübnanlı kaynak iki tarafın “güvenlik meselelerinde büyük ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynak, Hizbullah’ın Lübnan içinde Suriye kaynaklı olası bir saldırıya ilişkin endişelerine atıfta bulunarak, “Hizbullah kendi cephesini güvence altına almak istiyor,” dedi.
Hem Suriyeli yetkili hem de Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasının planlanmadığını söyledi.
Lübnanlı kaynak, iki taraf arasında Türkiye aracılığıyla temasların yaklaşık iki ay önce başladığını da Reuters’a aktardı.
Suriye hükümeti enformasyon bakanlığına bağlı X hesabı böyle bir görüşme olduğu yönündeki iddiaları reddetti.
Toplantı için Türkiye bastırdı, İran yer almadı
Hem Hizbullah hem de Suriye hükümeti, daha önce birbirleriyle görüşmeye açık olduklarının sinyalini vermişti.
Temmuz ayında Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Şam’ın Hizbullah’la görüşmeye açık olduğunu söylemişti. Bir ay sonra Hizbullah lideri Naim Kasım da televizyonda yaptığı konuşmada grubun Suriye yönetimiyle görüşmeye itirazı olmadığını belirtmişti.
Üç kaynak, Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara’nın önemli müttefiklerinden olan Türkiye’nin, bu çabalara doğrudan dahil olmak istediği için toplantının yapılması yönünde bastırdığını söyledi.
Ancak toplantılarda İran yer almadı.
Lübnanlı güvenlik kaynağına göre ise Hizbullah, İran’ın bilgisi dahilinde toplantıya katıldı. Ancak Tahran’ın, doğrudan görüşmelerde yer almamasından ve Şara’nın şimdilik İran’la doğrudan ilişki kurulması fikrini geri çevirmesinden rahatsız olduğu iddia edildi.
Kaynağa göre nihai anlaşmaya varılamamasının ve toplantıyla ilgili herhangi bir açıklama yapılmamasının temel nedeni de bu rahatsızlıktı.
İran’ın Cenevre’deki daimi temsilciliğinden konuya ilişkin hemen bir açıklama gelmedi.
Ortadoğu
FlyDubai uçağında kokpit krizi: İsrail saldırı ihtimalini inceliyor

Dubai’den Tel Aviv’e giden ve yaklaşık 150 İsrailli yolcuyu taşıyan FlyDubai uçağı, kokpitte çıkan kavga ve ani irtifa kaybının ardından Suudi Arabistan’a indi. Uçaktan kaçırma kodu iletilmesi üzerine İsrail Hava Kuvvetleri alarma geçerken, Tel Aviv yönetimi olayın saldırı girişimi olma ihtimalini incelemeye aldı.
Dubai’den Tel Aviv’e giden FlyDubai yolcu uçağında kokpitte çıkan arbede ve ani irtifa kaybı üzerine acil durum ilan edildi.
İsrailli makamlar, uçağın Suudi Arabistan’a zorunlu iniş yaptığı hadiseyi olası bir saldırı girişimi veya intihar teşebbüsü ihtimaliyle incelemeye aldı.
FlyDubai’ye ait FZ1073 sefer sayılı Boeing 737 MAX tipi uçak, 30 Eylül’de İsrail hava sahasına yaklaştığı sırada rotasını değiştirerek Suudi Arabistan’ın kuzeybatısında yer alan Tebük Havalimanı’na teker koydu.
Yaklaşık 150 İsrailli yolcunun yer aldığı uçuşta bir “hadise” yaşandığını doğrulayan havayolu şirketi, tüm yolcuların güvende olduğunu duyurdu.
Uçuş takip platformu Flightradar24 verilerine göre, seyir halindeki uçak kısa süre içinde yaklaşık 33-34 bin feet seviyesinden 14-16 bin feet irtifaya kadar sert bir düşüş yaşadı.
Uçaktan ilk olarak 7700 genel acil durum kodunun, hemen ardından ise kısa süreliğine “yasa dışı müdahale veya olası uçak kaçırma” anlamına gelen 7500 kodunun gönderildiği tespit edildi. Bu sinyal üzerine İsrail Hava Kuvvetleri teyakkuza geçti.
İsrail basınında yer alan iddialarda, Umman vatandaşı yardımcı pilotun uçuş sırasında kaptana saldırarak kumandayı ele geçirmeye çalıştığı öne sürüldü.
Ynet ve Reuters’a değerlendirmede bulunan İsrailli yetkililer, soruşturmanın sürdüğünü belirtmekle birlikte ilk tespitler ışığında olayın “terör saldırısı girişimi” ya da bir intihar eylemi olma ihtimali üzerinde durulduğunu aktardı.
Uçaktaki bazı yolcuların kokpite girerek saldırgan olduğu ileri sürülen personele müdahale ettiği ve bu kişiyi etkisiz kıldığı iddia edildi.
Sosyal medyaya yansıyan ve henüz bağımsız kaynaklarca doğrulanmayan paylaşımlarda, kabinde panik yaşandığı ve zeminde kan izlerinin yer aldığı öne sürüldü. Tebük Havalimanı yetkilileri ise uçağın kaptanı ile yardımcı pilotunun yaralı halde hastaneye kaldırıldığını açıkladı.
Gelişmenin ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu güvenlik yetkilileriyle olağanüstü bir değerlendirme toplantısı yaptı. Başbakanlık Ofisi durumun kontrol altında olduğunu ve yolcuların tahliyesi için temasların sürdüğünü açıkladı.
Muhalefet lideri Yair Lapid’e de süreç hakkında bilgilendirme yapıldı.
Yaklaşan seçimler öncesinde dün hasım aktörlerin saldırı hazırlığında olabileceğini savunan Netanyahu’nun aksine, İsrail güvenlik kaynakları seçim sürecine dönük somut bir istihbarat olmadığını dile getirmişti.
Yaşanan hadise Tel Aviv’de siyasi tepkilere de yol açtı. İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, FlyDubai şirketinin İsrail uçuşlarının durdurulmasını talep etti.
The Times of Israel’ın aktardığına göre Regev, İsrail Sivil Havacılık Dairesinden Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan havacılık anlaşmasının şartlarını denetlemesini istedi.
Anlaşmanın, İsrail’e uçan personelin Tel Aviv ile diplomatik bağı olan ülke pasaportlarını taşımasını şart koştuğu ileri sürülüyor.
Suudi Arabistan ile İsrail arasında resmi diplomatik temas kurulmamış olsa da Riyad yönetimi, acil durumlarda hava sahasını İsrail bağlantılı seferlere açıyor.
Hadiseye ilişkin FlyDubai bünyesinde inceleme başlatılırken, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman makamları henüz ayrıntılı bir açıklama yayımlamadı.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası









