Amerika
ABD Kongresi’nde İç Güvenlik Bakanlığı bütçe krizi çözülemedi

ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) bütçe kesintisiyle sarsılan faaliyetleri, ufukta bir çözüm görünmeksizin rekor süreli bir kriz aşamasına girdi. Başkan Trump’ın havalimanı güvenlik görevlilerinin maaşlarını ödeme kararı, Kongre üzerindeki acil uzlaşma baskısını hafifleterek siyasi kördüğümü daha da karmaşık hale getirdi.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) tarihindeki en uzun süreli bütçe kesintisi, sonu görünmeyen bir sürece girerken, krizi sonlandıracak belirgin bir baskı noktası da kalmadı.
Kongre, inatçı siyasi tıkanıklıkları aşmak için genellikle dışarıdan bir itici güce ihtiyaç duyuyor. Ülke genelindeki havalimanlarında güvenlik görevlilerinin maaşlarının dondurulmasıyla tetiklenen kaos, yolcuları öfkelendirmiş ve ana haber bültenlerinin ilk sırasına yerleşmişti; bu durum her iki partinin de farklılıklarını bir kenara bırakıp bakanlığın yeniden açılması için anlaşması adına devasa bir motivasyon yaratmıştı.
Ancak Başkan Trump’ın, Ulaşım Güvenliği İdaresi (TSA) görevlilerine ödeme yapmak üzere bütçeyi kaydırma kararı, bu ivmeyi durdurdu. Kongre tam da uzun bahar tatili öncesinde DHS’yi yeniden açmaya hazırlanırken gelen bu hamle, krizin en acil ve dışa dönük sorununu hafifleterek iki partili bir anlaşma olasılığını zayıflattı.
Temsilciler Meclisi ve Senato birbirinden tamamen farklı tasarıları onayladıktan sonra, bu farklılıkları gidermek için herhangi bir çaba sarf etmeden Washington’dan ayrıldı.
Kongre 13 Nisan haftasında geri döndüğünde, hükümetin izinsiz izleme yetkilerinin yenilenmesi süreci gündemi tamamen meşgul edebilir ve DHS konusundaki bir atılımı daha da geciktirebilir.
Cumhuriyetçi liderler arasında derin ayrışma
Yaşanan bu sarsıcı gelişme, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Cumhuriyetçi liderler arasındaki keskin bölünmeleri gün yüzüne çıkardı. Aynı zamanda Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, Ocak ayında başlayan göçmenlik uygulamaları tartışmasından bu yana birbirinden en uzak noktaya savruldu.
Bu durum, her iki partinin de tabanlarından gelen “mücadeleye devam et” baskısı altında olduğu bir ortamda, tarafları anlaşmaya zorlayacak hangi siyasi gücün ortaya çıkabileceğine dair yeni soru işaretleri yarattı.
Demokrat Connecticut Milletvekili Jim Himes, hafta sonu CBS’in “Face the Nation” programında yaptığı açıklamada, “Çıkmaz henüz sona ermedi” ifadesini kullandı.
Bir diğer temel soru ise Trump’ın geçici çözümünün ne kadar süreceğiyle ilgili. Yaklaşık 61 bin TSA çalışanı, bütçe krizinin başladığı 14 Şubat’tan bu yana ilk kez pazartesi günü maaşlarını almaya başlasa da, Kongre’deki tıkanıklığın yaza kadar uzaması durumunda bu ödemelerin ne kadar devam edebileceği belirsizliğini koruyor.
Bütçe kaynaklarının belirsizliği kafa karıştırıyor
Karmaşayı artıran bir diğer unsur, maaşlar için kullanılan fonun kaynağının henüz netleşmemiş olmasıdır. Bazı gözlemciler, Trump’ın bütçe ofisinin Cumhuriyetçilerin DHS operasyonları için milyarlarca dolar içeren paketinden kaynak aktarmasını bekliyor.
Ancak TSA görevlilerine ödeme yapılmasına ilişkin kararname bu konuda muğlak ifadeler barındırıyor ve yönetimin “TSA operasyonlarıyla makul ve mantıklı bir bağlantısı olan fonları” kullanacağını belirtiyor.
Trump’ın bu hamlesinin pratik etkilerini tahmin etmek de güç. Yeni ödemeler ülke genelindeki havalimanlarında yolcu deneyimini iyileştirse ve bekleme sürelerini azaltsa da, birçok TSA görevlisinin hala hastalık izni kullandığına dair raporlar geliyor.
Şubat ayında fonların kesilmesinden bu yana ciddi bir sorun haline gelen bu duruma ek olarak, 500’den fazla görevlinin işinden tamamen istifa etmesi, bu kadrolar doldurulana kadar hizmette aksamaların devam edeceğini gösteriyor.
Hükümet çalışanları sendikasından Kongre’ye tepki
Ülke genelinde 45 binden fazla TSA görevlisini temsil eden Amerikan Federal Hükümet Çalışanları Federasyonu TSA Konseyi 100 Başkanı Hydrick Thomas, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Kongre DHS’yi yasama yoluyla yeniden açana kadar sorunların süreceğini belirtti.
Thomas, “Birçok üyemizin faturaları birikti, gecikme faizleri arttı, araçlarına el konuldu ve aileleri düzensizliğe sürüklendi; çünkü Kongre görevini yerine getiremedi” dedi.
Thomas ayrıca 500’den fazla meslektaşlarının istifa etmek zorunda kaldığını ve işe gidemeyenlerin disiplin cezası tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Thomas, “Sadece geçmişe dönük maaş ödemesi bu sorunları çözmez. Diğer DHS çalışanlarımız ise Kongre’deki işlevsizlik nedeniyle hala maaşlarını alamıyor” açıklamasında bulundu.
Tek taraflı fon kaydırma kararı yargı denetiminde
Trump’ın TSA maaşlarını ödemeye yönelik tek taraflı hamlesinin yasal olup olmadığı da mercek altında. Yönetim, havalimanlarındaki sorunların “ulusal güvenliği tehlikeye atan acil bir durum oluşturması” nedeniyle başkanın fonları yeniden yönlendirme yetkisine sahip olduğunu savunuyor.
Buna karşın birçok Demokrat, vergi mükelleflerinin dolarlarının nereye harcanacağını belirleme yetkisinin yalnızca Kongre’de olduğunu iddia ediyor.
Bu görüşü savunanlar, Trump’ın tek taraflı fon kaydırma işleminin açıkça yasadışı olduğunu öne sürüyor. Milletvekili Himes, “Eğer Kongre’nin sahip olduğu bir yetki varsa, o da bütçe yetkisidir. Ancak bu başkan, tutarlı ve evrensel bir şekilde bu güce sahip olduğunu iddia ediyor” dedi.
Cumhuriyetçilerin “C Planı”
Tıkanıklık uzadıkça, DHS’yi yeniden açmak için sundukları teklifi reddedilen Senato Cumhuriyetçileri, bir “C Planı” üzerinde çalışmaya başladı. Bu strateji, bakanlığı Trump’ın görev süresinin geri kalanını kapsayacak şekilde 2028 yılına kadar fonlamayı öngörüyor.
Özel bir bütçe süreci kullanarak Demokratların engellemesini/kürsü işgalini (filibuster) baypas etmeyi hedefleyen bu plan, göçmenlik yasası reformu taleplerini de devre dışı bırakmayı amaçlıyor.
Bu gelişme, Cumhuriyetçilerin her DHS bütçe görüşmesinde Demokratların ICE ve diğer kurumlarda taviz istemesinden duyduğu endişeyi yansıtıyor.
Kuzey Dakota Senatörü John Hoeven pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu konuyu masadan kaldırıyoruz. Demokratlarla bu kadar uğraştığımız yeter. DHS’yi önümüzdeki üç yıl boyunca fonlayacağız” ifadelerini kullandı.
Trump’tan Thune’a “nükleer seçenek” çağrısı
Cumhuriyetçi senatörler Başkan Trump’ın Temsilciler Meclisi üzerinde baskı kurmasını istese de, Trump bu konuda destek vermedi. Bunun yerine Senato Çoğunluk Lideri John Thune’a, Demokratların engellemelerini aşmak için ya “filibuster” kuralını tamamen kaldırması ya da Demokratları sürekli kürsüde tutarak süreci zorlaştırması çağrısında bulundu.
Pazar gecesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, Senato’nun Demokratlarla yaptığı gece yarısı uzlaşmasından habersiz yakalanıp yakalanmadığı sorusuna, doğrudan basit çoğunlukla kural değişikliğine gidilmesi gerektiğini söyleyerek yanıt verdi.
Trump, “Kürsü işgali kuralını sonlandırmalı ve oylamaya geçmeliler. Çok yumuşak oynuyorlar” dedi. Senato kurallarını basit çoğunlukla değiştirmek o kadar tartışmalı bir konu ki, kurum içinde bu hamle “nükleer seçenek” olarak adlandırılıyor.
Amerika
ABD Senatosu, dijital dolar yasağını içeren tasarıyı kabul etti

ABD Senatosu, Fed’in 31 Aralık 2030’a kadar merkez bankası dijital para birimi (CBDC) niteliğinde bir dijital dolar çıkarmasını yasaklayan düzenlemeyi kabul etti. 85’e karşı 5 oyla geçen hüküm, 21st Century ROAD to Housing Act tasarısına Cumhuriyetçilerin girişimiyle eklendi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Temsilciler Meclisi’nin de onayı ve Başkan Trump’ın imzası gerekiyor.
ABD Senatosu, Merkez Bankası’nın (Fed) merkez bankası dijital para birimi (CBDC) olarak dijital dolar veya CBDC’ye “esaslı ölçüde benzer” herhangi bir dijital varlık çıkarmasını 31 Aralık 2030’a kadar yasaklayan 21st Century ROAD to Housing Act tasarısını kabul etti.
Tasarı Senato’da 85’e karşı 5 oyla geçti.
CBDC, nakit ve kaydi paranın yanında ulusal para biriminin üçüncü biçimi olarak tanımlanıyor. Bu tür dijital para birimlerinin ihracı ve kontrolü doğrudan merkez bankaları tarafından yürütülüyor.
Bazı CBDC projelerinde kripto para ve blokzincir teknolojilerinden yararlanılsa ve dijital para birimleri kriptografik tokenlar şeklinde ihraç edilse de, bu varlıklar merkezi bir ihraççıya sahip olmaları nedeniyle kripto para olarak değerlendirilmiyor.
Dünyada birçok ülke kendi CBDC projelerini geliştiriyor veya test ediyor.
Çin, dijital yuanı 2020 yılından bu yana deneme programları kapsamında test ederken, Rusya’da dijital rublenin geniş çaplı kullanımına 1 Eylül’de başlanması planlanıyor.
Esasen emlak piyasasına ilişkin düzenlemeler içeren 21st Century ROAD to Housing Act tasarısındaki CBDC yasağı hükmü, Cumhuriyetçilerin girişimiyle metne eklendi.
Tasarının şimdi Temsilciler Meclisi’nde oylanması, ardından da Başkan Donald Trump’ın imzasına sunulması gerekiyor.
Trump yönetimi daha önce de dijital doların hayata geçirilmesine karşı çıkarken, sabit kripto para birimlerini destekleyen bir çizgi izledi.
ABD’de GENIUS Act adlı sabit kripto para yasasının kabul edilmesinin ardından Hazine Bakanı Scott Bessent, ABD devlet tahvilleriyle desteklenen sabit kripto para birimlerinin Amerikan kamu borcuna yönelik yeni bir talep kaynağı oluşturacağını ve doların dijital ödemelerdeki konumunu güçlendireceğini söyledi.
Fed de dijital dolar fikrinden bir yıldan uzun süre önce uzaklaşmıştı.
Kurumun eski başkanı Jerome Powell, görev süresi boyunca ABD’de merkez bankası dijital para biriminin hayata geçirilmeyeceğini açıklamıştı. Powell’ın yerine gelen mevcut Fed Başkanı Kevin Warsh da CBDC karşıtı bir tutum sergiliyor.
Avrupa Birliği ise dolar bazlı sabit kripto para birimlerinin yaygınlaşmasına karşılık dijital euro projesini bir CBDC olarak destekliyor. Birlik, pazarını korumaya yönelik adımlar da attı.
Bu yıl yürürlüğe giren MiCA kripto varlık düzenlemeleri, Avrupa’daki kripto para borsalarında işlem gören tüm sabit kripto para birimlerinin, özel lisans almış ve AB içinde faaliyet gösteren ihraççılar tarafından çıkarılmasını şart koşuyor.
Toplam piyasa değeri 317 milyar dolar olan sabit kripto para piyasasının yüzde 90’dan fazlasını dolar bazlı ürünler oluşturuyor.
En büyük sabit kripto para birimleri, 186 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Tether’in USDT’si ile 74 milyar dolarlık piyasa değerine sahip Circle’ın USDC’si olarak öne çıkıyor.
Trump ailesiyle bağlantılı kripto para projesi World Liberty Financial tarafından yaklaşık bir yıl önce piyasaya sürülen USD1 adlı sabit kripto para birimi ise yaklaşık 4,5 milyar dolarlık piyasa değeriyle kategorisinde dördüncü sırada yer alıyor.
USD1 arzının yaklaşık yüzde 75’i Binance’te tutuluyor.
Amerika
Google yapay zeka için A24 stüdyosuna ortak oluyor

Google, yapay zeka alanında iş birliği geliştirmek amacıyla bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapmaya hazırlanıyor. The Wall Street Journal gazetesinin kaynaklara dayandırdığı habere göre ortaklık kapsamında sinema sektörüne yönelik yeni yapay zeka araçlarının geliştirilmesi hedefleniyor.
The Wall Street Journal gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre Google, yapay zeka alanındaki ortaklık kapsamında bağımsız film stüdyosu A24’e yaklaşık 75 milyon dolar yatırım yapacak.
Gazete, bu adımın teknoloji devinin bir sinema stüdyosundan ilk kez hisse satın aldığı örnek olduğunu kaydetti.
Google bünyesindeki yapay zeka birimi DeepMind ile A24, filmlerin üretimi ve dağıtımı için yeni araçlar geliştirmeyi planlıyor.
A24 stüdyosunun teknoloji ve inovasyon alanındaki çalışmalarını yürüten ortağı Scott Belsky, geliştiricilerin yapay zekayı film üretimini hızlandırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla öne çıkardığını, ancak bu durumun sinemacılar arasında memnuniyetsizlik yarattığını ifade etti.
Sürece ilişkin değerlendirmede bulunan Belsky, “Yaratıcı kontrolü koruyan ve risk alma isteğini teşvik eden daha etkili yapay zeka uygulama yöntemlerinin olduğuna inanıyoruz” dedi.
Yeni araçların, kullanıcı taleplerine göre doğrudan içerik üreten üretken yapay zekadan farklı olacağını belirten Belsky, Google’ın A24 stüdyosunun film ve televizyon arşivine erişim hakkı elde etmeyeceğini kaydetti.
DeepMind Başkan Yardımcısı Eli Collins ise ortaklığa ilişkin, “Teknolojinin, alanındaki en iyi uzmanların ellerine ulaştığı anlarda büyük ilerlemelerin kaydedileceğine inanıyoruz.” açıklamasında bulundu.
ABD merkezli bağımsız bir sinema şirketi olan A24 stüdyosu, özellikle yazar ve festival filmleri üzerine odaklanmasıyla tanınıyor. Yakın zamanda “Gerçekliğin Sahne Arkası” (Y2K) ve “Marty Supreme” filmlerini izleyiciyle buluşturan stüdyonun portföyünde, yedi Oscar ödülü kazanan “Her Şey Her Yerde Aynı Anda” (Everything Everywhere All at Once) yapımının yanı sıra “Yeşil Şövalye” (The Green Knight), “Deniz Feneri” (The Lighthouse), “Cadı” (The Witch), “Ritüel” (Midsommar), “Geçmiş Yaşamlar” (Past Lives), “Demir Pençe” (The Iron Claw), “When You Finish Saving the World” ve “İç Savaş” (Civil War) gibi filmler yer alıyor.
Amerika
SpaceX, 6,3 milyar dolarlık bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı

SpaceX, açık kaynaklı yapay zeka girişimi Reflection AI ile önemli bir bilgi işlem gücü anlaşması imzaladı.
Anlaşma kapsamında Reflection, gelişmiş modelleri eğitmek ve çalıştırmak için kullanılan en üst düzey yapay zeka çipleri olan Nvidia GB300’lere anında erişim elde edecek.
CNBC’nin incelediği belgelere göre, 1 Temmuz 2026’dan itibaren 2029 yılına kadar SpaceX’e aylık 150 milyon dolar ödeme yapmayı kabul etti.
Anlaşma süresi sonuna kadar devam ederse, ödemelerin toplam tutarı yaklaşık 6,3 milyar dolara ulaşacak.
Her iki şirket de ilk üç ayın ardından 90 gün önceden bildirimde bulunarak sözleşmeyi feshedebilir.
Anlaşma, SpaceX’in rekor kıran halka arzının ardından devasa veri merkezi altyapısını nasıl kullandığını gösteriyor.
Şirket, Colossus’u kısmen ChatGPT’nin rakibi olan Grok’a güç sağlamak amacıyla kurmuştu.
Şimdi ise SpaceX, bu altyapıyı dışardaki yapay zeka şirketlerine hesaplama gücü kapasitesi satmak için de kullanıyor.
SpaceX, daha önce Anthropic, Google ve Cursor ile hesaplama gücü konusunda anlaşmalar imzalamıştı. Musk’ın şirketi şu anda Cursor’u satın alma sürecinde.
Reflection, bu listeye stratejik açıdan farklı bir müşteri daha ekliyor: Hükümetlerin ve işletmelerin kapalı yapay zeka sistemlerine olan bağımlılığını yeniden değerlendirdiği bir dönemde, açık kaynaklı modellere odaklanan bir yapay zeka laboratuvarı.
Zamanlama dikkat çekici. Anthropic’in Fable ve Mythos’a erişimi kesmesinin ardından açık kaynaklı yapay zeka ivme kazandı.
Bu durum, kritik işler için kapalı model sağlayıcılarına güvenmenin riskleri konusunda soru işaretleri yarattı.
Bu olay, açık model şirketlerine, müşterilerin modelleri daha fazla kontrol sahibi olarak inceleyebilmesi, özelleştirebilmesi ve çalıştırabilmesi gerektiği yönünde daha güçlü bir argüman sağladı.
Reflection, son değerlemesi 25 milyar dolar olan bu girişim olarak, OpenAI, Anthropic ve Google’ın öncü sistemleriyle rekabet edebilecek Amerikan açık kaynaklı yapay zeka modelleri geliştirmeye çalışırken, hükümetlere ve işletmelere kapalı sistemlere kıyasla daha fazla esneklik sunma hedefiyle bu yaklaşımı doğrudan benimsedi.
Reflection sözcüsü yaptığı açıklamada, “Son zamanlarda yaşanan olaylar, açık kaynağın yapay zeka ekosistemi için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor; giderek daha fazla ülke ve işletme, yalnızca kapalı modellere bağımlı olmanın getirdiği riskleri ve maliyetleri fark ediyor,” dedi.
Reflection, bu anlaşmanın kendisine “Amerikan açık zekası” olarak adlandırdığı şeyi hızlandırmak için ek hesaplama gücü, yani hesaplama kapasitesi sağladığını belirtti.
Girişim henüz halka açık bir öncü açık kaynaklı model yayınlamadı fakat hükümet ve ulusal güvenlik müşterileriyle ivme kazanmaya devam ediyor.
Şirket, Enerji Bakanlığı’nın Genesis Misyonu ile birlikte çalışıyor ve Pentagon’un daha geniş kapsamlı yapay zeka çabalarının bir parçası.
SpaceX için bu anlaşma, hesaplama gücünün yapay zeka yarışında stratejik bir değer haline geldiğinin bir başka işareti.
Gelişmiş Nvidia çiplerine erişim, öncü modelleri eğitmeye ve kullanmaya çalışan şirketler için hâlâ en büyük kısıtlamalardan biri olmaya devam ediyor.
Colossus’u dış müşterilere açarak şirket, kıt grafik işlem birimi kapasitesini satmak için yarışan bulut sağlayıcıları ve yapay zeka altyapı şirketlerinin yanına konumlanıyor.
Bu aynı zamanda SpaceX’e, büyüyen yapay zeka altyapısı anlatısını haklı çıkarmak için başka bir yol sunuyor.
Yatırımcılar, SpaceX’in roketler ve Starlink’in ötesine geçerek yapay zeka, veri merkezleri ve hesaplama hizmetlerine genişleyip genişleyemeyeceğini izliyor.
Amerika7 gün öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4









