Amerika
ABD Kongresi’nde İç Güvenlik Bakanlığı bütçe krizi çözülemedi

ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) bütçe kesintisiyle sarsılan faaliyetleri, ufukta bir çözüm görünmeksizin rekor süreli bir kriz aşamasına girdi. Başkan Trump’ın havalimanı güvenlik görevlilerinin maaşlarını ödeme kararı, Kongre üzerindeki acil uzlaşma baskısını hafifleterek siyasi kördüğümü daha da karmaşık hale getirdi.
ABD İç Güvenlik Bakanlığı (DHS) tarihindeki en uzun süreli bütçe kesintisi, sonu görünmeyen bir sürece girerken, krizi sonlandıracak belirgin bir baskı noktası da kalmadı.
Kongre, inatçı siyasi tıkanıklıkları aşmak için genellikle dışarıdan bir itici güce ihtiyaç duyuyor. Ülke genelindeki havalimanlarında güvenlik görevlilerinin maaşlarının dondurulmasıyla tetiklenen kaos, yolcuları öfkelendirmiş ve ana haber bültenlerinin ilk sırasına yerleşmişti; bu durum her iki partinin de farklılıklarını bir kenara bırakıp bakanlığın yeniden açılması için anlaşması adına devasa bir motivasyon yaratmıştı.
Ancak Başkan Trump’ın, Ulaşım Güvenliği İdaresi (TSA) görevlilerine ödeme yapmak üzere bütçeyi kaydırma kararı, bu ivmeyi durdurdu. Kongre tam da uzun bahar tatili öncesinde DHS’yi yeniden açmaya hazırlanırken gelen bu hamle, krizin en acil ve dışa dönük sorununu hafifleterek iki partili bir anlaşma olasılığını zayıflattı.
Temsilciler Meclisi ve Senato birbirinden tamamen farklı tasarıları onayladıktan sonra, bu farklılıkları gidermek için herhangi bir çaba sarf etmeden Washington’dan ayrıldı.
Kongre 13 Nisan haftasında geri döndüğünde, hükümetin izinsiz izleme yetkilerinin yenilenmesi süreci gündemi tamamen meşgul edebilir ve DHS konusundaki bir atılımı daha da geciktirebilir.
Cumhuriyetçi liderler arasında derin ayrışma
Yaşanan bu sarsıcı gelişme, Temsilciler Meclisi ve Senato’daki Cumhuriyetçi liderler arasındaki keskin bölünmeleri gün yüzüne çıkardı. Aynı zamanda Cumhuriyetçiler ve Demokratlar, Ocak ayında başlayan göçmenlik uygulamaları tartışmasından bu yana birbirinden en uzak noktaya savruldu.
Bu durum, her iki partinin de tabanlarından gelen “mücadeleye devam et” baskısı altında olduğu bir ortamda, tarafları anlaşmaya zorlayacak hangi siyasi gücün ortaya çıkabileceğine dair yeni soru işaretleri yarattı.
Demokrat Connecticut Milletvekili Jim Himes, hafta sonu CBS’in “Face the Nation” programında yaptığı açıklamada, “Çıkmaz henüz sona ermedi” ifadesini kullandı.
Bir diğer temel soru ise Trump’ın geçici çözümünün ne kadar süreceğiyle ilgili. Yaklaşık 61 bin TSA çalışanı, bütçe krizinin başladığı 14 Şubat’tan bu yana ilk kez pazartesi günü maaşlarını almaya başlasa da, Kongre’deki tıkanıklığın yaza kadar uzaması durumunda bu ödemelerin ne kadar devam edebileceği belirsizliğini koruyor.
Bütçe kaynaklarının belirsizliği kafa karıştırıyor
Karmaşayı artıran bir diğer unsur, maaşlar için kullanılan fonun kaynağının henüz netleşmemiş olmasıdır. Bazı gözlemciler, Trump’ın bütçe ofisinin Cumhuriyetçilerin DHS operasyonları için milyarlarca dolar içeren paketinden kaynak aktarmasını bekliyor.
Ancak TSA görevlilerine ödeme yapılmasına ilişkin kararname bu konuda muğlak ifadeler barındırıyor ve yönetimin “TSA operasyonlarıyla makul ve mantıklı bir bağlantısı olan fonları” kullanacağını belirtiyor.
Trump’ın bu hamlesinin pratik etkilerini tahmin etmek de güç. Yeni ödemeler ülke genelindeki havalimanlarında yolcu deneyimini iyileştirse ve bekleme sürelerini azaltsa da, birçok TSA görevlisinin hala hastalık izni kullandığına dair raporlar geliyor.
Şubat ayında fonların kesilmesinden bu yana ciddi bir sorun haline gelen bu duruma ek olarak, 500’den fazla görevlinin işinden tamamen istifa etmesi, bu kadrolar doldurulana kadar hizmette aksamaların devam edeceğini gösteriyor.
Hükümet çalışanları sendikasından Kongre’ye tepki
Ülke genelinde 45 binden fazla TSA görevlisini temsil eden Amerikan Federal Hükümet Çalışanları Federasyonu TSA Konseyi 100 Başkanı Hydrick Thomas, pazartesi günü yaptığı açıklamada, Kongre DHS’yi yasama yoluyla yeniden açana kadar sorunların süreceğini belirtti.
Thomas, “Birçok üyemizin faturaları birikti, gecikme faizleri arttı, araçlarına el konuldu ve aileleri düzensizliğe sürüklendi; çünkü Kongre görevini yerine getiremedi” dedi.
Thomas ayrıca 500’den fazla meslektaşlarının istifa etmek zorunda kaldığını ve işe gidemeyenlerin disiplin cezası tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Thomas, “Sadece geçmişe dönük maaş ödemesi bu sorunları çözmez. Diğer DHS çalışanlarımız ise Kongre’deki işlevsizlik nedeniyle hala maaşlarını alamıyor” açıklamasında bulundu.
Tek taraflı fon kaydırma kararı yargı denetiminde
Trump’ın TSA maaşlarını ödemeye yönelik tek taraflı hamlesinin yasal olup olmadığı da mercek altında. Yönetim, havalimanlarındaki sorunların “ulusal güvenliği tehlikeye atan acil bir durum oluşturması” nedeniyle başkanın fonları yeniden yönlendirme yetkisine sahip olduğunu savunuyor.
Buna karşın birçok Demokrat, vergi mükelleflerinin dolarlarının nereye harcanacağını belirleme yetkisinin yalnızca Kongre’de olduğunu iddia ediyor.
Bu görüşü savunanlar, Trump’ın tek taraflı fon kaydırma işleminin açıkça yasadışı olduğunu öne sürüyor. Milletvekili Himes, “Eğer Kongre’nin sahip olduğu bir yetki varsa, o da bütçe yetkisidir. Ancak bu başkan, tutarlı ve evrensel bir şekilde bu güce sahip olduğunu iddia ediyor” dedi.
Cumhuriyetçilerin “C Planı”
Tıkanıklık uzadıkça, DHS’yi yeniden açmak için sundukları teklifi reddedilen Senato Cumhuriyetçileri, bir “C Planı” üzerinde çalışmaya başladı. Bu strateji, bakanlığı Trump’ın görev süresinin geri kalanını kapsayacak şekilde 2028 yılına kadar fonlamayı öngörüyor.
Özel bir bütçe süreci kullanarak Demokratların engellemesini/kürsü işgalini (filibuster) baypas etmeyi hedefleyen bu plan, göçmenlik yasası reformu taleplerini de devre dışı bırakmayı amaçlıyor.
Bu gelişme, Cumhuriyetçilerin her DHS bütçe görüşmesinde Demokratların ICE ve diğer kurumlarda taviz istemesinden duyduğu endişeyi yansıtıyor.
Kuzey Dakota Senatörü John Hoeven pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Bu konuyu masadan kaldırıyoruz. Demokratlarla bu kadar uğraştığımız yeter. DHS’yi önümüzdeki üç yıl boyunca fonlayacağız” ifadelerini kullandı.
Trump’tan Thune’a “nükleer seçenek” çağrısı
Cumhuriyetçi senatörler Başkan Trump’ın Temsilciler Meclisi üzerinde baskı kurmasını istese de, Trump bu konuda destek vermedi. Bunun yerine Senato Çoğunluk Lideri John Thune’a, Demokratların engellemelerini aşmak için ya “filibuster” kuralını tamamen kaldırması ya da Demokratları sürekli kürsüde tutarak süreci zorlaştırması çağrısında bulundu.
Pazar gecesi gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, Senato’nun Demokratlarla yaptığı gece yarısı uzlaşmasından habersiz yakalanıp yakalanmadığı sorusuna, doğrudan basit çoğunlukla kural değişikliğine gidilmesi gerektiğini söyleyerek yanıt verdi.
Trump, “Kürsü işgali kuralını sonlandırmalı ve oylamaya geçmeliler. Çok yumuşak oynuyorlar” dedi. Senato kurallarını basit çoğunlukla değiştirmek o kadar tartışmalı bir konu ki, kurum içinde bu hamle “nükleer seçenek” olarak adlandırılıyor.
Amerika
SpaceX hisseleri zirveden bu yana yüzde 40 değer kaybetti

Amerikan havacılık ve uzay şirketi SpaceX’in hisseleri, 13 Temmuz Pazartesi günü yapılan işlemlerde yüzde 5,87 düşerek 136,78 dolara kadar geriledi. Haziran ayında gerçekleştirdiği tarihi halka arzın ardından 225,64 dolarla zirveyi gören şirket hisseleri, son gerilemeyle birlikte zirve seviyesinden yaklaşık yüzde 40 değer kaybetmiş oldu. NASDAQ borsasındaki bu düşüşle birlikte hisse fiyatı, 135 dolarlık ilk halka arz fiyatına kadar yaklaştı.
Amerikan havacılık ve uzay şirketi SpaceX’in hisseleri, 13 Temmuz Pazartesi günü düzenlenen seansın en düşük seviyesinde, 10 Temmuz kapanışına kıyasla yüzde 5,87 değer kaybederek 136,78 dolara kadar geriledi. ABD merkezli borsa NASDAQ verilerine göre bu gerileme, şirketin 16 Haziran tarihinde kaydettiği 225,64 dolarlık tarihi zirveden bu yana yaklaşık yüzde 40 oranında bir değer kaybına işaret ediyor. Şirket hisseleri, yaşanan düşüşle birlikte 135 dolarlık ilk halka arz (IPO) fiyat sınırına yaklaştı.
Hisseler, ilgili işlem gününde Moskova saatiyle 21.25 itibarıyla yüzde 5,4 kayıpla 137,4 dolardan işlem görmeyi sürdürdü.
Hisselerdeki düşüş eğiliminde, ABD Federal Havacılık Dairesinin (FAA), SpaceX tarafından geliştirilen en büyük ve en güçlü roket modeli Starship’in 22 Mayıs’ta gerçekleştirilen fırlatmasındaki acil durum ve aksaklıklarla ilgili soruşturmayı tamamladığına yönelik haberler etkili oldu.
CNBC’nin aktardığına göre kurum, şirketin olayla ilgili yürüttüğü incelemenin ardından sunduğu bulguları ve düzeltici önlemleri inceleyerek onayladı.
İnsanları ve kargoları Ay ile Mars’a taşımak ve diğer uzay görevlerini yürütmek üzere geliştirilen çok kullanımlı büyük roket projesi Starship, Elon Musk’ın uzay programının en önemli parçalarından biri olarak kabul ediliyor.
FAA tarafından yapılan açıklamada, onaylanan düzeltici adımların ardından SpaceX’in, tüm güvenlik gerekliliklerini ve lisans koşullarını karşılaması kaydıyla Starship Flight 13 uçuşunun hazırlıklarına başlamasına izin verildiği kaydedildi.
FAA, mayıs ayının sonunda yapılan fırlatma denemesinde yaşanan aksaklığa ilişkin bir açıklama yayımlamıştı. Açıklamada, “Anomali, Super Heavy hızlandırıcısının Amerika Körfezi üzerindeki dönüş manevrası sırasında meydana geldi” ifadesi kullanılmıştı.
ABD makamlarının resmi yazışmalarda Amerika Körfezi olarak adlandırdığı bölge, Meksika Körfezi olarak biliniyor.
Resmi verilere göre hızlandırıcı parçaları, önceden belirlenmiş tehlikeli alan sınırları içerisine düştü. Olay nedeniyle altı uçuş ertelenirken beş uçak da bir süre bekleme modunda kaldı, ancak uçuş rotalarında bir değişikliğe gidilmedi.
Tarihi halka arz süreci
Haziran ayının başında NASDAQ borsasında işlem görmeye başlayan SpaceX hisseleri, açılışta yüzde 25 değer kazanmıştı. Şirket, halka arz kapsamında 555,6 milyon adet hissesini adet başına 135 dolarlık sabit fiyattan satışa sunmuştu.
SpaceX’in halka arzı, finans tarihinin en büyük ilk halka arzı olarak kayıtlara geçti. Şirket başlangıçta 75 milyar dolar topladı, ardından konsorsiyum üyelerinin ek satış opsiyonunu kullanarak 83,3 milyon hisse daha satın almasıyla toplam kaynak tutarı 85,7 milyar dolara ulaştı.
Şirketin kurucusu Elon Musk, çalışanlarına yaptığı açıklamada, halka açılmanın hızlı büyüme evresinde sermaye yaratmak için gerekli olduğunu ifade etmişti. Elde edilen gelirlerin Starship roketlerinin geliştirme sürecini tamamlamak, ticari kullanıma sunmak ve Starlink uydu ağını genişletmek amacıyla kullanılacağı açıklanmıştı.
İngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Musk’ın trilyonerlik unvanı kısa sürdü
Halka arz sonrasında SpaceX’in hisselerindeki yükseliş, Elon Musk’ı dünyanın ilk trilyoneri yapmıştı. Bloomberg, Musk’ın servetini 1,05 trilyon dolar, Forbes ise 1,1 trilyon dolar olarak tahmin etmişti.
Ancak haziran ayının sonlarında hisse fiyatlarında ve şirketin piyasa değerinde başlayan düşüşle birlikte Elon Musk, 12 gün taşıdığı trilyoner unvanını kaybetti.
Bloomberg’in analizine göre düşüşte, SpaceX’in yapay zeka projelerini finanse etmek amacıyla en az 20 milyar dolarlık tahvil ihracına hazırlanması ve yapay zeka girişimi Reflection AI ile bilgi işlem kaynakları sağlamak üzere milyarlarca dolarlık bir anlaşma imzalaması etkili oldu.
S&P Global tarafından yapılan değerlendirmelerde, SpaceX’in en az 2029 yılına kadar gelir elde etmeksizin harcama yapmaya devam edeceği öngörüldü.
SpaceX’in halka arzı Avrupa’dan sermaye kaçışına neden olabilir
Amerika
Trump, Graham’in Rusya yaptırımları paketine onay verecek

ABD Başkanı Donald Trump, hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham’in girişimi olan Rusya’ya yönelik yeni yaptırım paketini destekleyecek. Beyaz Saray yetkililerine dayandırılan bilgilere göre, söz konusu paket Rusya’dan petrol, doğalgaz ve uranyum almayı sürdüren ülkelere yüksek gümrük vergileri uygulanmasını öngörüyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’in öncülük ettiği Rusya karşıtı yeni yaptırım paketini destekleyeceği bildirildi.
CNN televizyonunun Beyaz Saray’dan bir yetkiliye dayandırdığı haberde, Trump yönetiminin tasarıya onay vermeye hazır olduğu aktarıldı.
Demokrat Senatör Richard Blumenthal ile Graham, 10 Temmuz Cuma günü yaptıkları açıklamada, yürütülen uzun müzakerelerin ardından Beyaz Saray ile uzlaşmaya varıldığını ve yönetimin yaptırım paketini desteklemeye hazır olduğunu duyurmuştu.
ABD Başkanı Trump, daha önce yaptığı açıklamalarda, yaptırımların uygulanması konusunda başkanlık yetkilerinin geniş tutulması gerektiğini savunarak yasa tasarısını eleştirmişti.
Senato’da oylama hazırlığı
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Beyaz Saray’ın yasa metni üzerinde Graham ile yakın bir çalışma yürüttüğünü belirtti. Thune, Rusya’ya yönelik yaptırım paketinin kabul edilmesinin, Graham’in hayatının son günlerindeki en önemli siyasi önceliği olduğunu ifade etti.
Thune, “Senato’da hem Demokratların hem de Cumhuriyetçilerin desteğine ihtiyaç duyulacak ancak bunu başarabileceğimizi umuyorum” dedi.
Senatör Blumenthal ise oylama takvimini belirlemek ve tasarıya öncülük edecek yeni bir Cumhuriyetçi senatör bulmak için Thune ile görüştüğünü açıkladı.
Tasarı, Rusya’dan petrol, doğalgaz ve uranyum ithal eden ülkelere Trump yönetiminin yüksek gümrük vergileri uygulayabilmesini öngörüyor.
Blumenthal, “Bu adım Senatör Graham’in anısına yakışır bir saygı duruşu olmalı ve yasa tasarısı onun onuruna en kısa sürede kabul edilmeli” şeklinde konuştu.
Axios haber sitesinin 11 Temmuz Cumartesi günü Graham ile görüşen bir kaynağa dayandırdığı habere göre, deneyimli siyasetçi vefatından birkaç saat önce Rusya’ya yönelik yeni yaptırımların yasalaşması gerektiğini vurguladı.
Lindsey Graham’ın ölümünün ardından halefiyet yarışı başladı
Kaynağın aktardığı bilgilere göre Graham, telefon görüşmesinde kendisini iyi hissetmediğini belirtti. Görüşme sırasında Rusya yaptırımlarının yanı sıra İran ile ilgili konuları ve İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi sürecini tamamlamayı hedeflediğini dile getirdi.
Bu görüşmeden birkaç saat sonra, 71 yaşındaki Graham yaşamını yitirdi. Adli tıp raporunda, ölüm nedeninin aterosklerotik kardiyovasküler hastalıktan kaynaklanan aort yırtılması olduğu saptandı.
Rusya’dan enerji ithal eden aktörleri hedef alan yasa tasarısının mimarlarından olan Graham, daha önce de benzer girişimlerde yer almıştı.
Senatörler, 10 Temmuz Cuma günü tasarı üzerinde Beyaz Saray ile mutabakat sağlandığını bildirmişti. CNN, 13 Temmuz Pazartesi günü yayımladığı haberle Trump’ın projeyi destekleyeceğini teyit etti.
Graham, 2018 yılında da Rusya’ya karşı yaptırımların sertleştirilmesini öngören ve kamuoyunda “cehennemden gelen yaptırımlar” olarak adlandırılan yasa tasarısının ortak yazarlarından biri olmuştu.
Söz konusu tasarı, Rusya’nın egemen borçlanma araçlarına ve ülkenin siber sektörüne yönelik kısıtlamalar getirilmesini içeriyordu.
Amerika
Lindsey Graham’ın ölümünün ardından halefiyet yarışı başladı

ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın haftasonu aniden hayatını kaybetmesi, Güney Carolina’da Cumhuriyetçiler arasında yeni aday belirleme sürecini başlattı. Eyalet Valisi Henry McMaster, kasım ayındaki genel seçime kadar boş kalan koltuğa geçici olarak Graham’ın kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı. Cumhuriyetçi Parti içindeki asıl adaylık yarışı ise ağustos ayında düzenlenecek özel ön seçimle belirlenecek.
ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın haftasonu aniden hayatını kaybetmesi, Cumhuriyetçi Parti içinde gelecek yıl Senato’da eyaleti temsil edecek halefin kim olacağına yönelik yoğun bir hareketlilik başlattı.
Güney Carolina Valisi Henry McMaster, geçici bir adım atarak boşalan koltuğa, ocak ayına kadar Lindsey Graham’ın kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı.
Senato koltuğunun tam altı yıllık yeni dönemi için asıl Cumhuriyetçi adayın belirleneceği özel ön seçim ise ağustos ayında düzenlenecek.
Güney Carolina’da Cumhuriyetçi Parti kulislerinde koltuk için Vali Yardımcısı Pamela Evette ile Temsilciler Meclisi üyeleri Russell Fry, Nancy Mace ve Ralph Norman’ın isimleri geçiyor.
Geçen ay düzenlenen ön seçimde Graham’a karşı yarışan iş insanı Mark Lynch de olası adaylar arasında değerlendiriliyor.
Cumhuriyetçi Ulusal Komite Güney Carolina Üyesi Tyson Grinstead, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Neredeyse bir ay içinde kendimizi bir Senato yarışının ortasında bulacağız” dedi.
Grinstead, adayların eyalet genelinde tanınırlığa, güçlü bir ağa, bağışçıları ve tabanı hızla harekete geçirme kabiliyetine sahip olması gerektiğini vurguladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın müttefiki olan ve Washington’da iki partili uzlaşı arayışlarıyla tanınan Graham’ın ani vefatı, eyalette büyük bir boşluk yarattı.
Bu yıl beşinci dönem için yarışmaya hazırlanan Graham, haziran ayındaki ön seçimi kolayca kazanmıştı.
Ön seçim galibi, kasım ayındaki genel seçimde Demokrat Parti’nin adayı çocuk doktoru Annie Andrews ile karşı karşıya gelecek.
Senato koltuğu için adaylık başvuruları 21-28 Temmuz tarihleri arasında kabul edilecek. Cumhuriyetçi Parti özel ön seçimi 11 Ağustos Salı günü düzenleyecek. İlk turda hiçbir adayın yüzde 50 oy oranına ulaşamaması durumunda, en çok oyu alan iki aday 25 Ağustos Salı günü yapılacak ikinci turda yarışacak.
Güney Carolina merkezli Cumhuriyetçi stratejist Dave Wilson, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, ön seçimi kim kazanırsa kazansın, pusulada Graham’ın ismi olmadan yapılacak genel seçimin Demokratlar için daha elverişli bir zemin sunacağını kaydetti.
Wilson, “Bu durum, eyaletin uzun yıllardır bir Demokratı yeniden Senato’ya göndermeye en çok yaklaştığı an olabilir. Açık bir yarış, Demokratlara kendilerini anlatmak için daha iyi bir fırsat sunacaktır. Graham hayatta olsaydı, eyaletteki gücü ve prestiji nedeniyle ona karşı kazanmak neredeyse imkansız olurdu” dedi.
Wilson, Russell Fry ve Nancy Mace isimlerinin öne çıktığını belirterek, Fry’ın kendi seçim bölgesinde son derece popüler olduğunu, Mace’in ise bu yılki valilik yarışıyla eyalet genelindeki tanınırlığını artırdığını ifade etti.
İki ismin Washington tecrübesine sahip olmasının seçmen nezdinde farklı bir inandırıcılık yarattığını ekledi.
Vali Yardımcısı Pamela Evette’e yakın bir kaynak ise Graham’ın ölüm haberinin alınmasının ardından Evette’e aday olması yönünde yüzlerce telefon geldiğini aktardı.
Kaynağın paylaştığı bilgilere göre Evette şu aşamada yalnızca Graham’ın mirasını onurlandırmaya odaklandı ve adaylık konusunda henüz kesin bir karar vermedi.
Cumhuriyetçi stratejist Tyson Grinstead da tartışmalarda en çok Fry, Evette ve Norman isimlerini duyduğunu, ancak her koşulda koltuğun Cumhuriyetçi Parti’de kalacağına inandığını söyledi.
Buna karşın Güney Carolina’daki parti kurmayları, altı yıllık tam dönem için Graham’ın yerini doldurmanın kolay olmayacağı görüşünde birleşiyor.
Bu seçim döneminde Graham’ın kampanya müdürlüğünü yürüten Cumhuriyetçi stratejist Mark Knoop, “Lindsey Graham’ın bir alternatifi olduğunu düşünmüyorum. O, gerçekten yeri doldurulamaz bir lider ve insandı” değerlendirmesinde bulundu.
Knoop, adaylar hakkında kişisel görüş belirtmek için henüz erken olduğunu kaydetti ancak eyalette son dönemde yaşanan sert ön seçim süreçlerine atıfta bulunarak, “Bu yarışın bizi daha fazla bölmemesini umuyorum” dedi. Graham’ın eyalete her zaman öncelik verdiğini hatırlatan Knoop, yeni senatörün onun eyaleti merkeze alan hizmet anlayışını sürdürmesi gerektiğini ifade etti.
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını2 hafta önceFransız iktisatçı Sapir: Avrupa ekonomilerinde kimyasal şok etkisini gösterecek
Dünya Basını2 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik









