Bizi Takip Edin

Amerika

ABD ordusu radarsız F-35’leri teslim aldı

Yayınlanma

Northrop Grumman, F-35’in yeni ve geliştirilmiş AN/APG-85 radarını, şu anda montaj hattından çıkan yükseltilmiş Lockheed uçaklarına takılabilecek kadar hızlı bir şekilde üretemedi.

Bu uçaklarda, savaşta mücadele etmek ve galip gelmek için hayati önem taşıyan, adedi yaklaşık 9 milyon dolar değerindeki radarlar eksik.

The Bunker’ın aktardığına göre şu ana kadar, altı adet Deniz Piyadeleri F-35’i radarsız olarak teslim edildi.

İleride Hava Kuvvetleri ve Donanma’ya teslim edilecek, sayısı belirtilmeyen bir sayıda F-35 de radarsız olacak. Yeni radarlar en az 2028 yılına kadar teslim edilmeyecek.

Ayrıca mevcut radar, yeni ve geliştirilmiş F-35’e sığmıyor.

196 milyon dolarlık F-35 avcı uçağının bu kadar pahalı olmasının nedenlerinden biri, radardan kaçmak üzere tasarlanmış karmaşık şekil, kaplama ve elektronik ağ.

The Bunker’a göre bu durum, “mermisiz karabinalara, zırhsız tanklara, okyanussuz gemilere, atom içermeyen nükleer silahlara” eşdeğer.

Bu sorun, tüm F-35 programının bir simgesi niteliğinde. 2 trilyon dolarlık proje, Pentagon’un filosunu havada tutmak için yeterli yedek parça satın almaması nedeniyle hazırlık sorunları ile boğuşuyor.

Eksik radarlar konusunda özellikle dikkat çekici olan nokta, abartılı tehditlerin tedarik karmaşasına yol açmasının ikinci kez yaşanması.

Programın başlamasından on yıl sonra, 2012’de Pentagon’un en üst düzey silah alım sorumlusu Frank Kendall şöyle demişti: Tasarım çizimleri sürekli değişirken F-35’i üretime sokmak için gösterilen ilk acele, “tedarik hatası”ydı.

Bu sefer ise Pentagon, F-35’i “gelecekteki tehditlere karşı hava üstünlüğü sağlayabilmesi” için geliştirmek amacıyla riskli bir “yüksek derecede eşzamanlı geliştirme ve üretim programını” “kasten üstlendiğini” belirtiyor.

Basitçe ifade etmek gerekirse, “yüksek derecede eşzamanlı” demek, tasarım tamamlanmadan parçaları üretmek demek.

İşte bu durum, radarların eksik kalmasına yol açtı ve tam da Kendall’ın 14 yıl önce kınadığı şeyin aynısının tekrarlanmasına neden oldu.

Öte yandan bu, radarları olmayan bu F-35’lerin yeni elektronik donanımları hazır olana kadar pistte bekleyeceği anlamına gelmiyor.

Pentagon şu anda dünyanın en pahalı jet eğitim uçaklarından oluşan ve giderek büyüyen bir filoya sahip.

Amerika

Kanada, yeni petrol boru hattı planlarını açıkladı

Yayınlanma

Kanada, Asya’ya günde 1 milyon varile kadar ham petrol tedarik edecek bir petrol boru hattının inşası yolunda hayati bir adım attı.

Başbakan Mark Carney, Alberta eyaletinin, Eylül 2027’ye kadar Britanya Kolumbiyası’nın batı kıyısına uzanan 1.000 km’den fazla uzunluktaki boru hattının inşaatına başlamak üzere Büyük Projeler Ofisine planlar sunduğunu belirtti.

Carney Calgary’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “Kanada, ‘hayatta bir kez karşımıza çıkacak bir fırsat’ ile karşı karşıya. Geleceğimizi belirleyecek bir fırsat,” dedi.

Carney, boru hattı güzergâhının “Trans Mountain koridoru üzerinden Pasifik kıyımıza uzanan mevcut güzergâhı” takip edeceğini de sözlerine ekledi.

Federal bir devlet şirketi olan Trans Mountain Corp’un, Pembina Pipeline Corp’un yardımıyla boru hattını inşa edeceğini ve bu hattın “dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarına açılan bir kapı” haline geleceğini belirtti.

Carney, perşembe günü yapılan bir dizi açıklamanın, Kanada’nın Asya’daki ticaret gündemini ilerletirken “Kanada’ya 200 milyar Kanada dolarının [141 milyar ABD doları] çok üzerinde yeni doğrudan yatırımları tetikleyeceğini” belirtti.

Kanada, önümüzdeki on yıl içinde beş terminal geliştirerek sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) üretimini “üç katından fazla” artıracak, Ottawa ise Vancouver limanını modernize etmek için 10 milyar Kanada doları harcayacak.

Alberta Eyalet Başbakanı Danielle Smith, eyaletin petrol üretimini ikiye katlamak ve “önümüzdeki on yıllarda milyarlarca gelir” elde etmek amacıyla boru hattının 2035 yılına kadar inşa edilmesini istiyor:

“Bu boru hattının ulusal çıkarlar açısından önemli bir proje olduğu, Alberta’nın petrolünü küresel pazarlara ulaştırmaya yardımcı olacağı ve ülkemizin ekonomik geleceğini on yıllar boyunca güçlendireceği konusunda hiçbir şüphe yoktur.”

Boru hattı, Kanada’nın mal ve hizmetlerinin dörtte üçünü sattığı ABD pazarlarına olan bağımlılığı azaltmaya yönelik Carney’in girişiminin bir parçası.

Kanada, petrolünün neredeyse tamamını ABD’ye sevk ediyor ve ABD’nin petrol ithalatının yaklaşık yüzde 60’ını, yani günde yaklaşık 4 milyon varili karşılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, kuzey komşusuna yüzde 100 gümrük vergisi uygulamakla tehdit ederken ve düzenli olarak Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması gerektiğini söylerken, Carney ABD dışı ticareti ikiye katlama sözü verdi.

Trump bu hafta, 2020’deki ilk görev süresi boyunca müzakere ettiği ABD-Meksika-Kanada ticaret anlaşmasının uzun vadeli yenilenmesini onaylamayı reddetti.

Kanada’nın ABD’ye ihraç ettiği petrolün çoğu, dünyanın üçüncü büyük rezervi olan ve işlenmesi en “kirli” kaynaklardan biri olarak kabul edilen, Alberta’nın kuzeyindeki bitüm açısından zengin petrol kumlarından geliyor.

Bu eyalet aynı zamanda, son yıllarda ivme kazanan Kanada’dan bağımsızlık için ayrılıkçı bir hareketin de merkezi konumunda.

Kanada’dan ayrılmak için referandum yapılıp yapılmayacağına ilişkin halk oylaması 19 Ekim’de gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Alberta’nın yeni boru hattı için önerdiği güzergâh, büyük ölçüde Edmonton’dan Britanya Kolombiyası’nın güneyine uzanan mevcut Trans Mountain Boru Hattı’nı takip edecek.

Carney ayrıca, Ottawa’nın, olası petrol sızıntılarının riskini azaltmak amacıyla yerli toplulukları olan İlk Milletler ve çevre gruplarının devam ettirilmesi için lobi yaptığı tanker yasağını sürdüreceğini belirtti.

Britanya Kolombiya’nın orta kıyısındaki Heiltsuk Ulusu’nun seçilmiş şefi Marilyn Slett, “Bugün güzel bir gün. Petrol tankerleri, sağlıklı, üretken ve sürdürülebilir bir Kuzey Kıyısı vizyonumuzun asla bir parçası olmayacak,” dedi.

On yıllık gecikmelerin ardından Mayıs 2024’te açılan ve toplam inşaat maliyeti 34 milyar Kanada doları olan Trans Mountain Genişletme boru hattı, Kanada’nın rekor düzeyde petrol ve gaz ihraç etmesine yardımcı oldu.

Kanada’nın petrol ve gaz lobisi bu açıklamadan cesaret alsa da, çevre düzenlemeleri ve rekabetçi olmadığını ve yatırımı engellediğini iddia ettiği vergi rejimi konusunda endişelerini dile getirdi.

Salı günü Carney, petrol şirketlerine sıkı önlemler alan eski başbakan Justin Trudeau’nun politikasından Liberal hükümetini uzaklaştıran bir video yayınladı.

Eski BM iklim elçisi Carney, ABD’nin ticari düşmanca tutumlarına karşı koymak için fosil yakıtlara yönelmesinin Kanada’nın karbon emisyonlarını artıracağını kabul etti; bu tutum değişikliği çevre gruplarının eleştirilerine yol açtı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Louisiana Başsavcısı Liz Murrill hakkında iddianame

Yayınlanma

ABD’nin Louisiana Eyaleti Başsavcısı Liz Murrill hakkında, New Orleans kentindeki yerel yetkililere gözdağı verdiği gerekçesiyle hazırlanan 16 maddelik iddianame kabul edildi. Hakkında yakalama kararı çıkarılan Cumhuriyetçi Başsavcı suçlamaları reddederken, Eyalet Valisi Jeff Landry olası mahkumiyet durumunda hızlı şekilde af yetkisini kullanacağını açıkladı.

Louisiana Eyaleti Başsavcısı Liz Murrill hakkında, New Orleans kentindeki yerel yetkililere gözdağı verdiği ve görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle hazırlanan iddianame büyük jüri tarafından kabul edildi. Davaya özel yetkili savcı olarak atanan eski yargıç Laurie White, adliye binası önünde düzenlediği basın toplantısında, büyük jürinin kararıyla konunun artık cezai bir nitelik kazandığını bildirdi.

Haftalar süren müzakerelerin ardından hazırlanan 16 maddelik iddianamede, Cumhuriyetçi Başsavcı Murrill’e sekiz kez görevi kötüye kullanma ve sekiz kez gözdağı verme suçlaması yöneltiliyor. Orleans Ceza Bölge Mahkemesi Yargıcı Leon Roche, Murrill hakkında yakalama kararı çıkarırken, kefalet bedelini her bir suçlama için 25 biner dolar olmak üzere toplam 400 bin dolar olarak belirledi.

Suçlamaların temelini, eyalet başsavcısının New Orleans Belediye Başkanı Helena Moreno, soruşturmadan çekilen Bölge Savcısı Jason Williams ve beş belediye meclisi üyesinin de yer aldığı yerel kamu görevlilerini sindirmeye çalıştığı iddiaları oluşturuyor. Murrill, kentin ceza ve bölge mahkemesi yazı işleri müdürlüklerini birleştiren yeni yasaya karşı çıkan yetkililere mayıs ayında mektup yazarak, işlerinin tehlikeye girebileceği ve sonuçlarla karşılaşabilecekleri yönünde uyarıda bulunmakla suçlanıyor.

Özel Yetkili Savcı White, basın toplantısında yaptığı değerlendirmede, “New Orleans’taki seçilmiş yetkililerin mektup ya da başka bir yolla sindirilmemesi veya tehdit edilmemesi konusuna büyük önem veriyoruz” ifadelerini kullandı.

Başsavcı suçlamaları reddetti

Hakkındaki suçlamaları geri çeviren Başsavcı Liz Murrill, yürütülen soruşturmayı “yozlaşmış” olarak nitelendirirken, iddianamenin “misilleme amacı taşıyan, dayanaksız ve anayasaya aykırı” olduğunu belirtti.

Murrill yaptığı açıklamada, “New Orleans’taki şiddet suçları ve kökleşmiş yolsuzlukla mücadele ettikten sonra, statükonun beni durdurmak için yollar arıyor olması şaşırtıcı değil” dedi.

Murrill, usulsüz şekilde atandığını belirttiği özel yetkili savcının büyük jüri gizliliğini ihlal ettiğini ve jüri üyelerinin basına bilgi sızdırdığını öne sürdü. Durumu hızlıca çözmek amacıyla Louisiana Yüksek Mahkemesine acil denetim başvurusu yapacağını açıklayan Başsavcı, geri adım atmayacağını ve yasaları uygulamaya devam edeceğini ekledi.

Murrill’in avukatı Laura Rodrigue Cannizzaro da iddianameyi adalet sisteminin kötüye kullanılması olarak değerlendirerek, davadaki çıkar çatışmalarına karşı yasal girişimlerde bulunacaklarını açıkladı.

Vali Landry’den af taahhüdü

Louisiana Valisi Jeff Landry, iddianameyi kınayarak Başsavcı Murrill’e tam destek verdi. Vali Landry, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, mahkeme sürecini gayrimeşru olarak nitelendirdi ve olası mahkumiyet halinde Murrill’i yasaların izin verdiği en hızlı şekilde affedeceğini duyurdu.

Özel Yetkili Savcı Laurie White ise gazetecilerin valinin bu açıklamasına yönelik sorusu üzerine, “Güzel, önce kendisi suçlu bulunsun, ardından vali af yetkisini kullanabilir” yanıtını verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

WSJ yayın kurulu: Trump ailesi başkanlık makamını şahsi kazanç aracına dönüştürüyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump ve ailesinin yıllık gelirinin 2 milyar dolara ulaştığını gösteren finansal beyanname, ülkenin önde gelen yayın organlarından The Wall Street Journal gazetesinde sert eleştirilere yol açtı. Gazetenin yayın kurulu, Trump ailesinin başkanlık makamını şüpheli yöntemlerle kendi çıkarları için kullandığını belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın son finansal beyannamesinde sadece geçen yıl 2 milyar dolar gelir elde ettiğinin ortaya çıkması üzerine, ülkenin prestijli gazetelerinden The Wall Street Journal (WSJ) yayın kurulu, Trump ve ailesini başkanlık makamını şahsi kazanca dönüştürmekle eleştiren bir yazı kaleme aldı.

Trump Organization tarafından yönetilen kripto para girişimi, World Liberty Financial platformu üzerinden satılan dijital varlıklardan 526,8 milyon dolardan fazla gelir sağladı.

Bu ticari faaliyetlerin, Trump’ın oğulları Eric Trump ve Donald Trump Jr. ile sınırlı kalmadığı, merkeziyetsiz finans platformunun kurucu ortakları arasında yer alan özel temsilci Steve Witkoff ve oğlu Zach Witkoff’un ailesine de büyük mali destek sağladığı bildirildi.

WSJ yayın kurulu yazısında, “Amerikalılar anketörlere mali olarak ilerleme kaydedemediklerini söylüyor. Ancak Salı günü yayımlanan 2025 yılı finansal beyanname raporuna bakılırsa, Başkan Trump ve ailesi bu konuda hiçbir zorluk çekmiyor” ifadelerine yer verdi.

Yayın kurulu, 927 sayfalık rapora atıfta bulunarak Trump’ın yalnızca geçen yıl kripto varlıklardan yaklaşık 1,4 milyar dolar kazandığını kaydetti.

Yazıda, söz konusu kripto paranın Trump’ın başkanlık yemin töreninden sadece günler önce piyasaya sürülmesinin zamanlamasına dikkat çekildi.

Kurul, Trump ailesinin bu durumu, siyasi nüfuzun yasal sınırlar içinde kazanca dönüştürülmesi anlamına gelen “dürüst rüşvet” geleneği çerçevesinde değerlendirdiğini belirtti.

Yazıda, “Tüm bunların yasal olduğu varsayılsa bile, başkanlık makamının aile çıkarları için kullanılması yakışıksız bir tablo ortaya koyuyor” denildi.

Finansal beyanname verilerine göre Trump ailesinin şirketleri, Trump’ın hafta sonları sıkça ziyaret ettiği Florida’daki Mar-a-Lago malikanesinden geçen yıl 77,4 milyon dolardan fazla gelir elde etti.

Ayrıca yakınlarda bulunan Doral’daki golf sahasından sağlanan gelir de 121,8 millyon doları aştı.

Trump Organization bünyesinde başkan yardımcısı olarak görev yapan Eric Trump ve Donald Trump Jr. ise şirketin küresel gayrimenkul ve otel ağını genişletmeye devam ediyor.

Şirket; Hindistan, Vietnam, Endonezya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman, Sırbistan, Romanya ve Maldivler gibi birçok ülkede büyük ölçekli projeler yürütüyor.

WSJ makalesinde bu küresel faaliyetler, “Babaları Oval Ofis’te oturmasaydı Trump kardeşlerin bu anlaşmaları yapabileceğine inanmak güç. Hunter Biden’ın yabancı ülkelerle yaptığı işler ile Trump projeleri arasındaki temel fark, Trump ailesinin kendi işlerini tamamen açık bir şekilde yürütmesidir” sözleriyle değerlendirildi.

Başkan Trump ise çarşamba günü yaptığı açıklamada işletmelerinin borsa endekslerindeki yükseliş sayesinde büyüdüğünü ifade ederek “herkesin kazanç sağladığını” söyledi. Ancak kamuoyu araştırmaları, İran ile yaşanan savaş nedeniyle yüksek seyreden akaryakıt fiyatları çerçevesinde geçim sıkıntısının Amerikalıların en önemli sorunlarından biri olmaya devam ettiğini gösteriyor.

The Wall Street Journal yayın kurulu, geniş halk kitlelerinin mevcut ekonomik durumunun göz ardı edilmesinin siyasi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Yazıda, Demokratların bu yıl yapılacak seçimlerde Kongre’de çoğunluğu ele geçirmesi durumunda Trump ailesinin ticari ilişkilerine yönelik geniş çaplı soruşturmalar açılacağı belirtilerek şu ifadelere yer verildi:

“Cumhuriyetçilere yönelik yolsuzluk suçlamaları 2028 yılına kadar yankılanacaktır. Bu durum, solun sınıf savaşı söylemini ve milyarderlerin hükümet üzerinden zenginleştiği yönündeki iddialarını besleyecektir. Yabancı aktörler, Trump ailesine iş ortaklığı sunarak Amerikan hükümetinin desteğini satın alabileceklerini düşünebilirler. Amerikalılar ve özellikle Trump’ın destekçileri, herhangi bir başkandan çok daha fazlasını hak ediyor.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English