Bizi Takip Edin

Amerika

ABD, Patriot füze üretimini 2030 yılına kadar üç katına çıkaracak

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanlığı, Patriot hava savunma sistemleri için PAC-3 önleme füzelerinin üretimini artırmak amacıyla Lockheed Martin şirketiyle yaklaşık 59 milyar dolarlık sözleşme imzaladı. Yedi yılı kapsayan anlaşmayla yıllık füze üretiminin 2030 yılına kadar yaklaşık 600 adetten 2 bin adede çıkarılması hedefleniyor. Sözleşme, ABD yönetiminin füze stoklarını yenileme ve savunma üretimini artırma programı çerçevesinde hayata geçirildi.

ABD Savaş Bakanlığı, Patriot hava savunma sistemleri için PAC-3 önleme füzelerinin sayısını artırmak amacıyla Amerikan savunma şirketi Lockheed Martin ile yaklaşık 59 milyar dolar değerinde bir sözleşme imzaladı.

Bloomberg haber sitesinin aktardığına göre yeni sözleşme, nisan ayında imzalanan anlaşmanın bir genişletilmesi niteliğini taşıyor. Nisan ayında 4,7 milyar dolarlık sözleşme alan şirketin anlaşmasına, tüm yedi yıllık dönemi kapsayan 53,86 milyar dolarlık bir ek değişiklik dâhil edildi.

Planlar doğrultusunda PAC-3 MSE füzelerinin yıllık üretiminin 2030 yılına kadar yaklaşık 600 adetten 2 bin adede çıkarılması öngörülüyor. Bu füzelerin tek bir adedinin maliyeti yaklaşık 4 milyon doları buluyor.

Lockheed Martin, sipariş kapsamındaki üretimi karşılamak amacıyla 650 yeni çalışanı işe alacağını duyurdu. Bu alımların ardından şirketin Camden, Arkansas’taki tesisinde Patriot füzelerinin üretiminde görev yapan personel sayısı 1 bin 850 kişiye ulaşacak.

Bloomberg, sözleşmenin ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin savunma üretimini artırma ve İran ile yaşanan savaş sırasında azalan füze ile önleme füzesi stoklarını tamamlanma programının bir parçası olduğuna dikkat çekti.

Füze üretimini artırma programı 2024 yılında başlatıldı

Patriot füzelerinin üretim hacmini yükseltmeye yönelik program 2024 yılında başlatılmıştı. ABD ordusu o dönemde 870 adet PAC-3 MSE önleme füzesinin üretimi için Lockheed Martin ile 4,5 milyar dolarlık bir sözleşme imzalamıştı.

ABD askeri yetkilileri, bu anlaşmanın yalnızca ABD silahlı kuvvetleri için değil, aynı zamanda Ukrayna ve diğer müttefiklere yönelik füzelerin üretim kapasitesini de genişleteceğini açıklamıştı.

Ancak daha sonra Lockheed Martin, hızla artan talep nedeniyle müttefik ülkelere önleme füzelerinin teslimat süreleri konusunda garanti veremeyeceğini bildirdi.

Şirket, bu yılın temmuz ayında yaptığı açıklamada, Patriot komplekslerinin mühimmat yelpazesini tamamlaması planlanan daha düşük maliyetli PAC-3 ACE füzesinin geliştirilmekte olduğunu duyurmuştu.

Amerika

Trump’ın bütçe çerçevesi talebi Senato’da karşılık bulmadı

Yayınlanma

ABD Senatosundaki Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisinin geçen hafta kabul ettiği bütçe çerçevesinin ağustos tatilinden önce Senatodan geçmesi için gereken 50 oya sahip olmadığını bildirdi. Başkan Donald Trump’ın ağustos tatili öncesi onay baskısını reddeden senatörler, tasarının Senato Parlamento Uzmanı ve parti içi uzlaşı süreçlerinden geçmesinin haftalar süreceğini belirtti.

ABD’de Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisinin 73 milyar dolarlık yeni savunma harcaması ile SAVE America Act reformlarını finanse etmek amacıyla geçen hafta kabul ettiği bütçe çerçevesinin Senatoda ilerlemeye hazır olmadığını bildirdi.

Söz konusu gelişme, Başkan Donald Trump’ın söz konusu tasarının ağustos tatilinden önce yasalaşması yönündeki talebine rağmen yaşandı.

Senato Cumhuriyetçileri çarşamba günü yaptıkları açıklamada, Temsilciler Meclisinden geçen teklifin ilerlemek için gereken 50 oyu olmadığını kaydetti.

Senatörler, bölünmüş parti grubunu uzlaştıracak ve Senato Uzmanından geçebilecek bir ortak metin oluşturmanın haftalar sürecek bir çalışma gerektireceği konusunda uyardı.

Senatonun beş haftalık tatile girmeden önce bütçe çerçevesini onaylaması yönündeki Trump’ın talebinin geri çevrilmesi, Beyaz Saray ile Senato Cumhuriyetçileri arasındaki gerilimi daha da artıracak.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Trump’ın Senatoyu Temsilciler Meclisinden geçen bütçe tasarısı konusunda harekete geçmeye çağıran baskısını yinelemesinin ardından, “Şu anda 50 oymuz yok” uyarısında bulundu.

Trump, çarşamba günü yaptığı açıklamada bu ifadeden memnun görünmedi ve üçüncü bütçe uzlaşma süreci için bir yol haritasının bulunmamasının Thune ve Cumhuriyetçi Parti için “çok kötü” olduğunu söyledi.

Trump, Thune’un yeterli oya sahip olduğunu ve işi bitirmesi gerektiğini savundu.

Trump, salı gecesi Senatoya tatil başlamadan önce Temsilciler Meclisi onaylı tasarıyı geçirmesi çağrısında bulunmuştu.

Trump Truth Social’da, “Senatoyu, ağustos tatilinden önce bu kritik ilk adımı tamamlamaya çağırıyorum. Bu tasarı basit bir çoğunluk eşiğiyle kabul edilebilir. İŞİ BİTİRİN!” diye yazmıştı.

Buna karşın Cumhuriyetçi senatörler çarşamba günü, uzlaşma paketinde ne olacağına ve Demokratların ara seçimlerden birkaç hafta önce kendilerine hangi değişiklik önergelerini oylatmaya zorlayacağına dair net bir plan olmaksızın tatil öncesinde bütçe oylamalarına ilerleme niyetine itiraz etti.

Senato Ödenekler Komisyonu Başkanı Susan Collins, bu aşamada herhangi bir adım atmaya hazır olunmadığını ifade etti. Collins, ağustos tatilinden önceki süreyi hükümet bütçesini 4 Aralık’a kadar finanse edecek bir geçici bütçe tasarısı üzerinde çalışarak geçirmek istediğini belirtti.

Collins, “Bize öyle geliyor ki önceliğimiz geçici bütçe tasarısını geçirmek olmalı. Partiler üstü bir anlayışla çalışıyoruz ve benim kişisel önceliğim bu” dedi.

Collins, bütçe tasarısı konusunda harekete geçmeye hazır olmadıklarını yinelerken, tasarının Senato Uzmanı Elizabeth MacDonough ile yürütülecek zaman alıcı inceleme sürecinden geçmesi gerektiğine işaret etti.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Senatör Joni Ernst, Senato Pentagon’a ek 70 milyar dolar aktarılmasının önünü açacak bir bütçe tasarısını oylamaya başlamadan önce Pentagon’un ihtiyaçları konusunda daha fazla şeffaflık istediğini söyledi.

Ernst, “Son altı ay boyunca Pentagon’dan o kadar çok farklı rakam duyduk ki gerçekten neye ihtiyaçları olduğunu bilmek istiyorum. Kimse bizzat oturup bu rakamları benimle görüşmedi, dolayısıyla bunların hepsine ihtiyaçları olduğundan oldukça şüpheliyim” dedi.

Ernst, bütçe uzlaşma sürecini başlatmak için ağustos tatilinden önce Senatonun harekete geçip geçmemesi gerektiği sorusuna, “Henüz hazır olduğumuzu düşünmüyorum” yanıtını verdi.

Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker, herhangi bir bütçe uzlaşma paketinin Temsilciler Meclisi bütçe çerçevesinde savunma için ayrılan 73 milyar dolardan çok daha fazlasını içermesi gerektiğini söyledi.

Bununla birlikte Wicker, ek savunma harcamaları için hedefinin ne olacağını açıklamaktan kaçındı.

Senato Cumhuriyetçi Grubu içindeki tartışmanın diğer tarafında ise mali muhafazakârlar yer alıyor. Bu kesim, savunma, çiftçiler ve seçim reformları için yapılacak yeni harcamaların diğer programlarda yapılacak kesintilerle dengelenmesinde ısrar ediyor. Bu durum ise 3 Kasım seçimlerinden kısa süre önce atılması zor bir adım olarak görülüyor.

Senatör Rand Paul, “Bizi daha fazla borca sokacak bir bütçe uzlaşmasını desteklemiyorum. Eğer bütçe uzlaşması yapıp ‘Bütçeyi dengeleyeceğiz ya da açığı azaltmak için harcamaları kısacağız’ derseniz, bunlar ilgimi çekebilecek şeylerdir” dedi ve borcu artırmakla ilgilenmediğini ekledi.

Senatoda yeni bir bütçe uzlaşma sürecine devam etme ihtimali, Trump’ın başkanlığının son iki yılını kapsayacak şekilde borç limitinin yükseltilmesine yönelik metne ifade ekleme yönündeki son dakika baskısıyla daha da karmaşık bir hal alıyor.

Thune pazartesi günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Trump’ın, Cumhuriyetçilerin Kongrenin her iki kanadını da kontrol ettiği dönemde borç limitini başkanlığının geri kalanı için artırmasıyla “büyük ölçüde ilgilendiğini” söyledi.

Ancak Thune, seçimlerden kısa süre önce bir bütçe uzlaşma paketinde borç limitini artırmaya çalışmanın tasarının geçmesini zorlaştıracağını uyarısında bulundu; çünkü her iki kanattaki mali muhafazakârlar, borçlanma yetkisindeki artışı dengelemek için büyük harcama kesintilerinde ısrar edecekti.

Senato Cumhuriyetçi lideri, geçen yılki One Big Beautiful Bill Act maliyetini dengelemek için Medicaid ve Ek Besin Yardımı Programı (SNAP) kesintilerinde Cumhuriyetçileri bölenler gibi büyük harcama kesintileri üzerinden yaşanacak dağınık bir iç kavgadan kaçınmayı tercih ediyor.

Söz konusu tasarı, borç limitini 5 trilyon dolar artırarak 41,1 trilyon dolara yükseltmişti.

Paul, “Daha az borçtan yanayım, daha çok değil. Tarihsel olarak muhafazakâr tutum, borca yol açan harcamalara oy vermemek ve sonuç olarak borç tavanının yükseltilmesine de oy vermemektir” dedi.

Paul, “Bir yılda 5 trilyon dolarlık borçlanma gücünü tükettiysek… bir yılda 5 trilyon doları nasıl harcadığımızı bilmiyorum, bu çılgınlık” diye ekledi.

Senatör Bill Cassidy de ağustos tatilinden önce bütçe tasarısı ile ilerleme konusunda endişelerini dile getirdi.

Cassidy, “Bütçe tasarısı ne diyor? Ben her şeyin parasının ödenmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

Seçimden önce borç limiti konusunun yeniden açılmasına ilişkin Cassidy, “Bu konuyu düşünmedim, bu yüzden bunu neden şimdi yaptığımızı anlamak isterim” dedi.

Thune, Senatodaki Cumhuriyetçi meslektaşlarının özel görüşmelerde dile getirdiği endişeler nedeniyle Trump’ın yüksek sesli eylem çağrılarına rağmen bütçe tasarısı konusunda fren yaptığını bildirdi.

Thune, konuyu ele aldıkları bir Cumhuriyetçi öğle yemeği toplantısının ardından, “Bütçe tasarılarının ve uzlaşma yasalarının her zaman çok zorlu olduğunu söyledim. Bu da bir istisna değil” dedi.

Thune, Temsilciler Meclisinden geçen bütçe tasarısının “birkaç” Senato komisyonunu içine alabileceği uyarısında bulundu. Bu durumun, Demokratların Cumhuriyetçilere tasarıya eklenme ihtimali yüksek olan ve sadece 50 oyla kabul edilebilecek değişiklik önergelerini oylatmasının önünü açabileceğini belirtti.

Thune, tasarıda öngörülen bazı unsurların 12, 13 ya da 15 komisyonu ilgilendirebileceğini, bu durumda Genel Kurulda sunulacak tüm önergelerin tasarıyla ilgili olacağını ve 50 oyluk önergelere dönüşeceğini ifade ederek, “Bu durum, hem tasarıya geçit vermek hem gelen her önergeyi reddetmek hem de nihayetinde geçirmek için 50 oyu garantileme konusunda tırmanılması zor bir dağ yaratıyor” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Hedge fonları, ABD destekli kritik maden şirketlerine şüpheyle yaklaşıyor

Yayınlanma

Hedge fonları, sektörü hızla büyüten Trump yönetiminin desteğinin, Çin’in küresel arz üzerindeki hakimiyetini kırmak için yetersiz kalacağı inancıyla, ABD’li kritik maden şirketlerine karşı şüphesini artırıyor.

S&P Global Market Intelligence’ın hisse ödünç verme verilerine göre, bu yıl US Antimony Corporation, American Resources Corporation ve MP Materials gibi şirketlere karşı açılan “short” pozisyonlar (yani bir hisse senedinin değerinin düşeceğine yönelik bahisler) artış gösterdi.

Teknoloji ve savunma sektörleri için hayati önem taşıyan kritik mineraller ve nadir toprak elementleri tedarik eden şirketlerin hisse fiyatları, geçen yıl ABD hükümetinin sektördeki Çin hakimiyetini kırmak ve ulusal bir tedarik zinciri geliştirmek amacıyla hisse katılımı, krediler ve sözleşmeler şeklinde sektöre milyarlarca dolarlık kaynak aktarması üzerine hızla yükseldi.

Ne var ki yatırımcılar, küresel tedarik zincirlerini anlamlı bir şekilde değiştirmek için yıllar süreceği öngörüsü ve Çin’in piyasayı arzla doldurarak yurtdışı üreticileri zayıflatma kabiliyeti göz önüne alındığında, bu çarpıcı yükselişin çok ileri gitmiş olabileceğinden giderek daha fazla endişe duymaya başladı.

Daha önce MP hakkında eleştirel bir rapor yayınlamış olan kısa satış şirketi Grizzly Research’ün CEO’su Siegfried Eggert, “Bazı hisse senetleri ‘retorik’ nedeniyle yükseltilmiş gibi görünüyordu ve bazılarının ise ‘çok kibarca ifade etmek gerekirse’ bu hisse fiyatlarını sürdürebilecek yeterli ekonomik temeli yoktu,” dedi.

Eggert, şirketin pozisyonları hakkında yorum yapmaktan kaçındı.

Trump yönetiminin madencilik sektörüne verdiği destek, elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri ve tüketici elektroniği için kalıcı mıknatıslarda kullanılan nadir toprak elementlerini üreten veya üretmeyi planlayan birçok şirketin hisse fiyatlarını artırdı.

Aynı zamanda tungsten, germanyum ve antimon gibi savunma tedarik zincirine giren metallerin fiyatlarını da yükseltti.

2020’deki bir anlaşma kapsamında “SPAC kralı” olarak bilinen Chamath Palihapitiya’dan yatırım alan MP’nin hisseleri, geçen yıl üç katından fazla değer kazandı.

Bu artışta, ABD hükümetinin şirkete sermaye payı alması ve belirli ürünler için asgari garantili fiyat vermesi etkili oldu.

USAC’nin hisseleri 2025’te neredeyse üç katına çıktı. Şirket, geçen yıl Pentagon’a 245 milyon dolara kadar antimon tedarik etmek üzere bir sözleşme kazandı ve bu Mart ayında Ukrayna’ya ayrılan acil durum fonundan 27 milyon dolarlık bir yatırım aldı.

Şirketin yönetim kurulu üyeleri arasında, daha önce Başkan Donald Trump tarafından “1 numaralı adamı” olarak anılan ve 2020 yılında Başkanlık Özgürlük Madalyası’nı alan emekli general Jack Keane de yer alıyor.

ARC’nin eski iştiraki olan ReElement Technologies temmuz ayında Savunma Bakanlığı’ndan 25 milyon dolarlık finansman sağladığını açıkladı.

Geçen yıl değerinde büyük artış gösteren bir başka hisse senedi olan USA Rare Earth ise, yaklaşık yüzde 10’luk bir hisse karşılığında Ticaret Bakanlığı’ndan 1,6 milyar dolarlık şartlı finansman elde etti.

Vanda Research verilerine göre, bu tür hisse senetleri bireysel yatırımcılar için çok rağbet gören bir yatırım aracı haline geldi.

Örneğin, geçen yıl USAC ve USA Rare Earth’e toplamda yaklaşık 200 milyon dolarlık bireysel yatırımcı parası akarken, önceki yıllarda bu rakamlar ihmal edilebilir düzeydeydi.

Fakat Washington’un çabalarına rağmen, Çin, bu sektöre on yıllardır yaptığı yatırımlar sayesinde hâlâ dünyadaki kritik minerallerin arzının büyük bir kısmını kontrol ediyor.

Sivil toplum kuruluşu Safe’in Kritik Maden Stratejisi Merkezi’nin son raporuna göre, Batı’nın maden tedarik zincirlerini iyileştirme kabiliyeti, jeolojik kaynaklara erişimden çok, kamu kurumlarının yarattığı “kalıcı finansman açığını” gidermeye bağlıdır.

Yeni madenlerin ve işleme tesislerinin geliştirilmesi sermaye yoğun bir süreçtir ve on yıl veya daha uzun sürebilir.

Bazı yatırımcılar, ABD hükümetinin yaptığı büyük çaplı yatırımların bile Çin’in hakimiyetini sona erdirmek için yetersiz kalacağı konusunda uyarıyor.

S&P Global Market Intelligence’a göre, işleyici firma USAC için ödünç verilen hisselerin oranı (bu, açığa satışın bir göstergesi) bu yıl piyasa değerinin yüzde 23’ünden yüzde 42’sine sıçradı.

Geçen yıl hiçbir geliri olmayan kritik mineral çıkarma ve geri dönüşüm şirketi ARC’deki pozisyonlar, geçen yılın sonundaki yüzde 9’dan yüzde 23’e yükseldi.

ABD’deki açık ara en büyük nadir toprak madencisi olan MP’nin ödünç verilen hisseleri de bu yıl yükselirken, Teksas’taki yatağından henüz hiçbir şey çıkarmamış olan ve zarar eden bir şirket olan USA Rare Earth’e karşı yapılan bahisler de hafifçe artış gösterdi.

Yatırım şirketi ARR Investment Partners’ın kurucusu ve CEO’su Christian Putz, Çin’in nadir toprak elementleri işleme konusunda fiilen tekel konumunda olduğunu ve “tarih bir rehber olarak alınırsa, bu nadir toprak elementlerinin kısa bir süre için muazzam [fiyat] artışları yaşandığını, fakat daha sonra… Çin’in temelde piyasayı çökerttiğini” söyledi.

Geçen ay, Washington’un Alibaba dahil Çinli şirketlere benzer yaptırımlar uygulamasına yanıt olarak, MP ve USA Rare Earth, ABD ordusuyla olan bağlantıları nedeniyle Çin’in ihracat kontrol listesine eklendi.

Eggert, “Gerçek dünyada, Çin [nadir toprak elementleri konusunda] en fazla etki gücüne sahip baskın aktör… Büyüklükte tüm işleme tesisleri Çin’de,” dedi.

American Resources ve ReElement’in genel müdürü Mark Jensen, yorum isteyen bir FT muhabirine şunları söyledi:

“Dünya için gerçek işler yapmaya çalışan insanları umursamayan, önyargılı ve olumsuz bir kişi olduğunuz için sizinle konuşmak gibi bir niyetimiz yok.”

MP Materials yorum yapmayı reddetti. Şirkete yakın bir kaynak, MP aleyhindeki artan açığa satış pozisyonlarının “çok önemli bir kısmının”, şirkete karşı yapılan bahislerden ziyade 862 milyon dolar değerindeki dönüştürülebilir tahvillerin arbitrajından kaynaklandığını söyledi.

USA Rare Earth, hisseleriyle ilgili yorum yapmayı reddetti. Şirket, “Çin dışında güvenli bir nadir toprak elementleri değer zincirine yönelik stratejik ihtiyaç giderek artıyor. USA Rare Earth, bu talebi karşılamak için uygulamaya odaklanıyor,” diye ekledi.

USAC’nin CEO’su Gary Evans, şirketin hisselerini kimin açığa sattığını “anlamaya çalışmak için çok fazla araştırma yaptığını” söyledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de tahvil getirileri sıçradı, hisse senetleri düştü

Yayınlanma

Fed toplantısının ardından tahvil getirileri sıçrarken üç büyük endeks ise de düşüş yaşadı.

ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faizleri sabit tutma kararından sonra Dow Jones Endüstriyel Ortalaması, 1.153,18 puan (yüzde 2,19) düşüşle kapandı ve Nisan 2025’ten bu yana en kötü düşüşünü kaydetti.

Fed, yaptığı toplantıda faiz oranlarını %3,5-%3,75 aralığında değiştirmedi fakat 9’a 3’lük bölünmüş karar, herkesin bu karara tam olarak katılmadığını gösterdi.

Fed Başkanı Kevin Warsh, bu durumu “aile kavgası” olarak nitelendirerek, “İyi bir aile kavgası istedim ve istediklerimi aldım. Amaç da budur. Sistem böyle tasarlanmıştır,” dedi.

Warsh, Fed’in faiz politikasının gidişatı konusunda ipucu vermeyeceğini ama %2’lik enflasyon hedefine ulaşmak için gerekli adımları atacağını belirtti.

Warsh’ın açıklamaları sırasında uzun vadeli tahvil getirileri keskin bir artış gösterdi. 30 yıllık ABD Hazine tahvili getirisi %5,1 civarından %5,21’e sıçrayarak 2007’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.

Fed faiz kararında değişime gitmeyerek politika faizini üst üste 5 kez pas geçti

10 yıllık getiri ise %4,61’in biraz üzerindeyken neredeyse %4,69’a yükseldi ve bir yılı aşkın süredir en yüksek seviyesine yaklaştı.

Uzun vadeli getiriler, enflasyon ve büyüme beklentilerine göre hareket eder. Getirilerdeki bu artış, yatırımcıların Fed’in inatçı enflasyonu dizginlemek için yeterli önlemleri almayabileceğinden endişe duyduklarını gösteriyor.

Bu arada, Fed’in para politikasına ilişkin beklentileri yansıtan kısa vadeli iki yıllık ABD Hazine tahvili faizi bir miktar geriledi ve nispeten sabit kaldı.

Son aylarda yatırımcılar, Fed’in enflasyonla mücadele etmek için bu yıl faiz artırımına gideceği yönündeki beklentilerini artırdı ve 10 yıllık tahvil faizindeki artış da faiz artırım beklentisini yansıtıyor olabilir. 

Fakat 10 yıllık ve 30 yıllık tahvil faizlerindeki hareketin büyüklüğü, enflasyon konusunda endişe duyulduğunu gösteriyor.

Tahvil fiyatları düştüğünde faizler yükselir. Yatırımcılar, enflasyonun getirilerini eritme riski karşılığında daha fazla tazminat talep ederek uzun vadeli tahvilleri elden çıkardı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English