Diplomasi
‘ABD, Ukrayna’ya güvenlik garantisi için Donbass’tan feragat edilmesini şart koştu’

Financial Times’ın müzakere süreçlerine aşina sekiz kaynağa dayandırdığı habere göre, ABD yönetimi Ukrayna’ya verilecek güvenlik garantilerini Donbass bölgesinin Rusya’ya bırakılması şartına bağladı. Washington’ın bu teklifine karşılık Kiev, herhangi bir toprak tavizini ele almadan önce NATO’nun beşinci maddesine benzer, somut ve savunma odaklı yasal güvenceler talep ediyor.
Financial Times (FT), müzakere süreçlerini yakından takip eden sekiz kaynağa dayandırdığı haberinde, Beyaz Saray’ın Ukrayna yönetimine güvenlik garantileri konusunda çarpıcı bir mesaj ilettiğini öne sürdü.
Habere göre ABD makamları, Ukrayna’nın güvenlik garantilerine kavuşmasının ve barış döneminde kesintisiz silah sevkiyatı almasının, Donbass bölgesinin Rusya kontrolünde kalmasını öngören bir barış anlaşmasının imzalanmasına bağlı olduğunu hissettirdi.
Washington’ın Kiev’e sunduğu imalar arasında, Ukrayna’nın Donbass’ta halen kontrol ettiği bölgelerden çekilmesi durumunda, barış döneminde Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne çok daha kapsamlı silah desteği taahhüt edildiği belirtiliyor.
ABD’nin teklif ettiği garantilerin, NATO’nun kolektif savunma ilkesini düzenleyen beşinci maddesine benzer bir yapıda olabileceği, uzun süreli bir saldırı durumunda koordineli bir askeri yanıt sözü içerebileceği ifade ediliyor.
Ancak FT’ye konuşan kaynaklar, bu vaatlerin Kiev için fazla belirsiz, Moskova içinse kabul edilemeyecek kadar geniş kapsamlı olabileceğine dikkat çekiyor.
“Sözleşme masada kalıyor”: Kiev somut güvence bekliyor
ABD’nin herhangi bir resmi yükümlülük altına girip girmeyeceği konusu belirsizliğini korurken, Ukraynalı üst düzey bir yetkili süreci, “Güvenlik garantilerinin imzalanabileceği her noktada duraksıyorlar” sözleriyle özetledi.
Habere göre Ukrayna yönetimi, herhangi bir toprak tavizini gündeme almadan önce Batı’dan somut ve bağlayıcı garantiler alma konusunda ısrarcı davranıyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin ofisi konuya ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, Kiev’deki kaynaklar ABD’nin bu garantileri, Ukrayna’yı “Rusya’yı müzakere masasına oturtacak tavizlere zorlamak” için bir araç olarak kullandığını doğruladı.
Zelenskiy ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Davos’ta gerçekleştirdikleri görüşmede garanti belgesi üzerinde çalışma kararı aldıkları, ancak nihai anlaşmanın bugüne kadar imzalanmamasının temel nedeninin bu süreçteki pürüzler olduğu belirtiliyor.
Beyaz Saray iddiaları reddetti: “Asılsız bir yalan”
Financial Times’ın yayımladığı bu bilgiler, Beyaz Saray tarafından sert bir dille yalanlandı. Beyaz Saray Sözcü Yardımcısı Anna Kelly, haberi “tamamen yalan” olarak nitelendirerek şu açıklamayı yaptı:
“Financial Times’ın, Abu Dabi’de gerçekleşen tarihi üçlü toplantının ardından ivme kazanan barış sürecini baltalamak isteyen kötü niyetli aktörlerin isimsiz yalanlarına yer vermesi üzüntü verici.”
Putin ve Zelenskiy hattında karşılıklı geri çekilme çıkmazı
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, çatışmaların sona ermesi için Ukrayna birliklerinin Donbass’ın tamamından çekilmesi gerektiğini savunuyor.
Putin, konuya ilişkin son açıklamasında, “Ukrayna birlikleri işgal ettikleri topraklardan çekilirse çatışmalar durur. Çekilmezlerse bunu askeri harekatla biz başaracağız” ifadelerini kullandı. Rusya, 2022 yılının sonbaharında Donbass, Zaporojye ve Herson bölgelerini ilhak ettiğini duyurmuştu.
Ukrayna tarafı ise bu bölgedeki geri çekilmenin ancak karşılıklı olması halinde mümkün olabileceğini belirtiyor.
Zelenskiy, “Biz 5 kilometre geri çekiliyorsak, onlar da 5 kilometre çekilmeli. Biz on, onlar da on. Ancak bu şekilde bir silahsızlandırılmış bölge oluşabilir” dedi.
Abu Dabi’deki temaslarının ardından açıklamalarda bulunan Zelenskiy, Kiev’in toprak haklarından vazgeçme niyetinde olmadığını vurgulayarak, asıl taviz vermesi gereken tarafın ABD olduğunu ifade etti.
Diplomasi
FBI Direktörü Kash Patel, Rusya’ya gitmeyi planlıyor

FBI Direktörü Kash Patel bu yılın ilerleyen aylarında, muhtemelen ekim ortasında Rusya’yı ziyaret etmeyi planlıyor.
POLITICO’ya göre bir FBI başkanının yapacağı bu ziyaret, alışılmadık ve hassas bir gelişme olacak.
Seyahat planlarına aşina olan bir ABD’li yetkiliye göre, Patel’in 14-15 Ekim tarihlerinde Rusya’yı ziyaret etmesi planlanıyor.
Patel önce Moskova’ya, ardından da St. Petersburg’a uğrayacak. Yetkili, Patel’i muhtemelen Rus güvenlik servisi FSB’nin ağırlayacağını belirtti.
Patel’in Vladimir Putin veya üst düzey siyasi danışmanlarından herhangi biriyle görüşüp görüşmeyeceği belli değil. Gündeminde hangi konuların yer alacağı da belirsiz.
ABD’li yetkililerin bu tür planlarında olduğu gibi, bu planlar da geçici nitelikte ve değişebilir.
Bu planlar, Washington ile Moskova’nın Ukrayna savaşı konusunda anlaşmazlıklarını sürdürdüğü ve ABD’li Kongre üyelerinin Rusya’ya yönelik yeni ve ağır yaptırımların uygulanmasını talep ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor.
Patel’in, Başkan Donald Trump’ın ilk dönemine kadar uzanan, Rusya ile ilgili tartışmalı meselelere karıştığı bir geçmişi var.
Bunlar arasında, Trump’ın 2016 seçimlerini kazanmasına yardımcı olmak için Rusya ile gizli anlaşma yapıp yapmadığına dair soruşturmalara şüphe düşürmeye çalışması da yer alıyor, ki Patel bu olayı artık “Russiagate aldatmacası” olarak nitelendiriyor.
Patel ayrıca, FBI’ın başında bulunduğu süre boyunca dikkat çeken geziler gerçekleştirme konusunda bir sicili oluşturuyor ve bu durum Kongre’nin dikkatini çekiyor.
Bir FBI direktörünün Moskova’yı ziyaret etmesinin üzerinden yıllar geçse de, diğer üst düzey istihbarat yetkilileri bu geziyi gerçekleştirmişti.
2018 tarihli bir mektupta, dönemin CIA Direktörü Mike Pompeo, özellikle terörle mücadele gibi karşılıklı çıkar alanlarında açık diyalog kanallarının değerli olduğunu belirtmişti.
Pompeo o dönemde, “Bu görüşmelerde Amerika’yı kararlılıkla savunuyoruz ve hiçbir taviz vermiyoruz,” demişti.
Robert Mueller, 2013 yılında Rusya’yı ziyaret ettiği bilinen son FBI direktörüydü. Mueller daha sonra, 2016 Trump başkanlık kampanyası ile Rusya arasındaki bağları ve ABD seçimlerine müdahale etmeye yönelik daha geniş kapsamlı Rus çabalarını soruşturmak üzere özel danışman olarak atandı.
Seyahat haberleri, aynı zamanda Vekaleten Adalet Bakanı Todd Blanche’ın Senato’dan onay alma çabalarının sürdüğü bir dönemde ortaya çıktı ve milletvekillerinin Adalet Bakanlığı’nın karar alma süreçleri hakkında yeni sorular sormasına yol açabilir.
Ukrayna savaşının başlamasının ardından, ABD’nin Moskova’daki büyükelçiliğini açık tutmasına rağmen, Biden yönetiminin üst düzey yetkilileri Rusya’yı ziyaret etmekten kaçındı.
Diplomasi
Barut ham maddesi krizi, NATO’nun silah üretimini çıkmaza sokuyor

NATO ülkeleri, Rusya ve Çin’in artan askeri gücüne karşı koymak amacıyla top mermisi barutu üretiminde hayati önem taşıyan nitrosellüloz ham maddesini elde etmek için pamuk üretimini artırma arayışına girdi. Savaş meydanlarındaki mühimmat ihtiyacı dijital teknolojilere rağmen patlayıcı üretimini zorunlu kılarken, pamuk stoklarının sınırlı olması ittifakın üretim kapasitesini artıramamasındaki en büyük engellerden birini oluşturuyor.
NATO üyesi ülkeler, Rusya ve Çin’in artan askeri gücü karşısında savunma kapasitelerini güçlendirmek amacıyla top mermisi yapımında kullanılan barutun ham maddesi nitrosellülozu üretmek için pamuk üretimini artırma yollarını arıyor.
The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre, modern askeri teknolojilerdeki tüm dijital gelişmelere rağmen çatışma sahalarında patlayıcı maddelere duyulan ihtiyaç geçerliliğini koruyor.
Piroksilin olarak da adlandırılan nitrosellüloz, asitle işlendiğinde kolayca alev alabilir hale gelerek top mermilerinin 110 kilometreye kadar mesafelere fırlatılması için gereken ani gaz genleşmesini sağlıyor.
Piroksilin ham maddesi, pamuk tohumlarının üzerinde kalan kısa tüylü lifler olan linterlerden elde ediliyor.
Habere göre, sınırlı pamuk stokları NATO ülkelerinin üretim ve işleme alanlarında kendi kendilerine yetebilmelerinin önündeki en ciddi engellerden biri olarak değerlendiriliyor.
ABD, linter ihtiyacının büyük kısmını kendi topraklarında yetiştirerek karşılıyor ve bu lifleri nitrosellüloza dönüştürme kapasitesini artırmak için üretimi artırmaya devam ediyor.
Yüzyıllar önce tarımda pamuğun yerine başka ürünleri tercih eden Avrupa ülkeleri ise uzun süredir bu alanda Çin’e bağımlı durumda bulunuyor.
Avrupa ülkeleri mevcut durumda kendi piroksilin üretimini genişletmeyi planlıyor ve ham madde elde etmek için alternatif malzemeleri değerlendiriyor.
Gazetede yer alan bilgilere göre, Avrupa genelinde nitrosellülozun yanı sıra top mermilerinde kullanılan bir diğer kritik madde olan TNT kıtlığı da yaşanıyor. Günümüzde Avrupa’nın bu bölgesinde aktif olarak faaliyet gösteren tek TNT üretim tesisi Polonya’da yer alıyor.
Czechoslovak Group Yatırımcı İlişkileri Müdürü Peter Russell, konuya ilişkin değerlendirmesinde, istenildiği kadar üretim kapasitesi yatırımı yapılabileceğini ancak günümüzde savunma sanayisi başta olmak üzere pek çok sektör için asıl zorluğun nitrosellüloz ve TNT gibi kritik ham maddelere erişim olduğunu ifade etti.
ABD’nin nitrosellüloz üretimi için büyük oranda Virginia eyaletinde bulunan tek bir fabrikaya bağımlı olduğu belirtilirken, Avrupa genelinde bu türden birkaç tesis yer alıyor.
Savunma şirketi Eurenco’nun Genel Müdürü Thierry Francou, Avrupa’nın askeri mühimmat üretiminde kendi kendine yetebilmesi için kendi kimyasal üretim altyapısını geliştirmesi gerektiğini vurguladı.
Francou, bu tür yeni tesislerin inşasının yürürlükteki yasal mevzuatlar ve bürokratik kısıtlamalar nedeniyle çeşitli zorluklarla karşılaştığını aktardı.
Haberdeki verilere göre, yaşanan bu bürokratik ve lojistik zorluklar sebebiyle tek bir top mermisinin üretim sürecinde yaklaşık altı farklı ülkeden gelen bileşenler bir araya getiriliyor.
Diplomasi
AB içinde 21. yaptırım paketi krizde

Avrupa Birliği, Rusya’ya yönelik 21. yaptırım paketi müzakerelerinde yaşanan tıkanıklığı aşmak için en az üç alternatif senaryoyu değerlendiriyor. Yunanistan’ın, Avrupalı şirketlerin üçüncü ülkelere Rus sıvılaştırılmış doğalgazı taşımasına sınırlama getirilmesi teklifine karşı çıkması üzerine yaptırım paketi geçen hafta bloke edildi.
Avrupa Birliği (AB), Rusya’ya yönelik hazırlanan 21. yaptırım paketi müzakerelerinde yaşanan tıkanıklığı aşmak amacıyla en az üç farklı senaryo üzerinde duruyor.
Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı habere göre, geçen hafta Yunanistan’ın Avrupalı firmaların üçüncü ülkelere Rus sıvılaştırılmış doğalgazı (LNG) sevk etmesini kısıtlayan teklife yönelik itirazını yinelemesiyle yaptırım paketi bloke edildi.
Kaynaklar, krizin aşılması için masada olan seçenekler arasında kısıtlamaların yürürlüğe girmesinden önce 24 aylık bir geçiş dönemi uygulanması, LNG tedbirinden tamamen vazgeçilmesi veya hazırlanan yaptırım paketinin bütünüyle geri çekilmesinin yer aldığını aktardı.
Ayrıca halihazırda yürürlükte olan sözleşmelerin ifa edilmesine izin verilmesi şeklinde bir uzlaşı formülü de ele alınıyor.
Kaynaklar, yaptırım paketindeki diğer öneriler üzerinde anlaşma sağlanamasa dahi Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat dondurma kararının uzatılabileceğini ekledi.
Üye ülkeler, geçen hafta Rus petrolüne uygulanan tavan fiyat sınırını 23 Temmuz’a kadar geçici olarak varil başına 44,10 dolar seviyesinde tutma konusunda anlaşmıştı.
Normal şartlarda küresel fiyat artışına paralel olarak yükselmesi beklenen bu tavan fiyatın dondurulması, Moskova’nın petrol gelirlerini baskılamak için kullanılan temel araçlardan birinin zayıflamasını önlemeyi amaçlıyordu.
Kararın bir hafta süreyle uzatılmasındaki temel hedefin, taraflara tavan fiyatın daha uzun vadeli dondurulmasını öngören paketin tamamı üzerinde anlaşabilmeleri için ek zaman kazandırmak olduğu ifade edildi.
Bloomberg, AB üyesi ülkelerin kendi ulusal çıkarlarını koruma çabası nedeniyle Moskova’ya yönelik yaptırım müzakerelerinin oldukça gergin geçtiğine işaret etti.
Bu çerçevede, eski Rus askerlerinin AB’ye girişinin yasaklanması planları yumuşatılarak ertelenirken, bazı balık türlerinin ithalatına sınırlama getirilmesi yönündeki öneriler ise doğrudan reddedildi.
Kaynakların verdiği bilgilere göre, üye ülkelerin daimi temsilcileri paket üzerindeki müzakereleri sürdürmek üzere bu hafta bir araya gelecek.
AB, geçen yıl Rus petrolüne yönelik tavan fiyat uygulamasını değişken hale getirme kararı almıştı. Bu sistemde sınırın her altı ayda bir gözden geçirilmesi ve Rus Urals petrolünün ortalama piyasa fiyatının yüzde 15 altında belirlenmesi öngörülüyordu.
Varil başına uygulanan 60 dolarlık ilk limitin Kremlin’in petrol gelirlerini azaltmada yetersiz kalmasının ardından, bu değişken mekanizmanın yaptırımların etkinliğini koruyacağı tahmin ediliyordu.
Ancak İran ile yaşanan ve küresel petrol fiyatlarında keskin yükselişe yol açan gerilim, Avrupa’nın uyguladığı tavan fiyat sınırının da yükselmesine neden olarak Rusya’nın petrol gelirlerini artırma potansiyeli taşıyor.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?









