Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD, Ukrayna’ya uzun menzilli planör bombaları tedarikini yeniden başlatıyor

Yayınlanma

ABD, Ukrayna’nın ATACMS füzelerinin tükenmesinin ardından, Rus elektronik harp sistemlerine karşı daha etkili hale getirilen geliştirilmiş GLSDB (Ground-Launched Small Diameter Bomb) uzun menzilli planör bombalarının tedarikini yeniden başlatma kararı aldı. İlk parti bombalar Avrupa’da bulunuyor ve yakın zamanda Ukrayna’ya teslim edilebilir.

Reuters ajansının konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Ukrayna’nın ATACMS füzelerinin tükendiği yönündeki haberlerin ardından, uzun menzilli GLSDB (Ground-Launched Small Diameter Bomb) reaktif mühimmatının Ukrayna’ya tedarikini yeniden başlatmaya hazırlanıyor.

Kaynaklar, bombaların Rus GPS sinyallerini bastırma sistemlerine karşı daha etkili olacak şekilde geliştirildiğini belirtiyor.

Daha önce bu mühimmat, elektronik harbe karşı savunmasız olması nedeniyle düşük etkinlik gösteriyordu. Ancak modernize edilen 19 örneğin testleri, bu sorunun çözüldüğünü ortaya koydu.

İlk GLSDB partisi, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi tarafından Ukrayna için satın alınmıştı.

Reuters‘a konuşan kaynaklar, geliştirilmiş mühimmatın hâlihazırda Avrupa’da bulunduğunu ve önümüzdeki günlerde Kiev’e teslim edilebileceğini ifade etti.

Kaynaklardan biri, Ukrayna ordusunun bu tür bir bombayı en son birkaç ay önce kullandığını aktardı.

GLSDB, 150 kilometreye kadar menzile sahip özel bir mühimmat türü ve Amerikan Boeing ve İsveçli Saab şirketlerinin ortak geliştirdiği bir ürün.

Mühimmat, roket motorlarına sahip 113 kilogramlık yüksek hassasiyetli bombalardan oluşuyor.

Mühimmat, HIMARS ve M270 kara konuşlu fırlatma rampaları ile kullanılıyor.

GLSDB’ler hedefe ulaşmak için GPS ve ataletsel navigasyonu kullandığından, Rusya ordusu bunları elektronik harp yoluyla engelleyebiliyordu.

Rusya Savunma Bakanlığı, bu tür bir mühimmatın ilk kez 28 Mart 2023 tarihinde engellendiğini duyurmuştu.

ABD o dönemde bu bilgiye ilişkin herhangi bir yorum yapmamıştı. Daha sonra, ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) eski tedarikten sorumlu yetkililerinden William LaPlante, GLSDB’lerin etkisiz olduğunu söylemişti.

Bunun yanı sıra Associated Press‘in haberine göre, Ukrayna ordusunun Rusya topraklarına saldırılar düzenlemek için kullandığı uzun menzilli Amerikan ATACMS füzelerinin stokları tükendi.

Ajansın kaynaklarından biri, bu stokların ocak ayı sonunda tükendiğini ve Kiev’e toplamda yaklaşık 40 füze teslim edildiğini belirtmişti.

Mart ayı başlarında ABD, Kiev’i barış görüşmelerine zorlamak amacıyla Ukrayna’ya askeri yardımı askıya almıştı.

11 Mart’ta Suudi Arabistan’da ABD ve Ukrayna temsilcileri arasında bir görüşme gerçekleşti. Bu görüşmede Kiev, Moskova’nın da aynı adımı atması hâlinde 30 gün süreyle ateşkes ilan etmeye hazır olduğunu belirtti.

CNN‘in haberine göre, bu görüşmenin ardından Amerikan silah sevkiyatı tam kapasiteyle yeniden başladı.

Ancak Ukrayna’ya gönderilen askeri yardım paketleri, hâlâ Başkan Joe Biden yönetimi tarafından önceden onaylanmış olanlardan oluşuyor.

Bu paketler, topçu mermileri, tanksavar silahları ve HIMARS roket sistemi için mühimmat içeriyor. Uzun menzilli füzeler ise henüz Ukrayna’ya tedarik edilmiyor.

Ukrayna-ABD görüşmelerinde ateşkes ve askeri yardım kararı

Diplomasi

Pentagon raporu: İran savaşında ABD üsleri vuruldu, mühimmat stoğu eridi

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanlığı denetim raporu, İran savaşının ilk dört ayında Amerikan ordusunun cephane darboğazı yaşadığını ve onlarca hava aracını kaybettiğini ortaya koydu. Bölgedeki diplomatik ve askeri üslerde ağır yıkım meydana gelirken, onarım harici operasyonel maliyet 33,4 milyar dolara ulaştı.

ABD Savaş Bakanlığı Genel Müfettişliği, İran ile yürütülen çatışmalara dair ilk özel denetim raporunu yayımladı. Belgede, ABD ordusuna ait mühimmat stoklarındaki erime, üslerde meydana gelen yıkım ve hava aracı kayıpları resmi verilerle kayıt altına alındı.

Savaşın başladığı 28 Şubat ile 30 Haziran arasındaki dönemi inceleyen çalışma; ABD ve İsrail öncülüğündeki askeri harekatın maliyetini, kapsamını ve operasyonel neticelerini ortaya koyuyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yetkilileriyle yapılan görüşmelere dayanan raporda, İran’ın Kuveyt, Bahreyn, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Irak, Umman ve Ürdün’deki Amerikan üslerini hedef aldığı; yüzlerce bina ve yapıyı yıktığı veya ağır hasara uğrattığı kaydedildi.

Amerikan televizyonları NBC News ve CNN‘in aktardığı raporda, çatışmalar ilerledikçe kritik mühimmat stoklarının azaldığı ve tedarik zincirinde tıkanıklıklar yaşandığı kabul edildi.

Savaş Bakanlığının bu açığı kapatmak amacıyla tedarik ve üretim takvimlerini öne çekmeye, stratejik parça ve cephaneyi önceden depolamaya çalıştığı ifade edildi.

Savaş Bakanı Pete Hegseth, daha önce stokların kritik seviyeye indiği yönündeki iddiaları reddetmişti. ABD Başkanı Donald Trump ise pazartesi günü yaptığı açıklamada, ülkesinin “tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok, üstün nitelikli silah ürettiğini” savundu ve sevkiyatın sürdüğünü dile getirdi.

Trump iki hafta önce de benzer haberlere tepki göstererek mühimmatın “neredeyse sınırsız” olduğunu öne sürmüştü.

Denetim raporuna göre çatışmaların ilk dört ayı ABD bütçesine yaklaşık 33,4 milyar dolarlık doğrudan yük getirdi. Yıkılan askeri altyapının imar masraflarını içermeyen bu faturanın 22,3 milyar dolarını harcanan mühimmat, 3,7 milyar dolarını teçhizat kaybı, 7,4 milyar dolarını ise diğer giderler oluşturdu.

NBC News temmuz ayında, iç hesaplamalara hakim yetkililere dayanarak asıl maliyetin 80 ila 100 milyar doları bulabileceğini aktarmıştı. Pentagon ise aynı dönemde harcamayı 37,5 milyar dolar olarak duyurmuş, ancak bu toplama hava araçlarının ikamesi, üslerin tamiri ve azalan cephanenin yenilenmesi dahil edilmemişti.

Resmi kayıtlarda askeri hava filosunun gördüğü zarar da detaylandırıldı. Dört adet F-15E taarruz uçağı ile bir F-35A savaş uçağının kullanılamaz hale geldiği veya ağır darbe aldığı aktarıldı.

Bir A-10 Warthog, 12 adet KC-135 yakıt ikmal uçağı ve dokuz farklı hava aracı tamamen kaybedildi. Kongre Araştırma Servisi verilerine göre haziran sonuna kadar 30’u aşkın MQ-9 insansız hava aracı da düşürüldü.

İran ve bölgedeki müttefik unsurların saldırıları, CENTCOM’un operasyon merkezlerini, personelini ve ikmal depolarını tahliye etmesine yol açtı.

CNN’in geçtiği ayrıntılara göre ordu, tıbbi tahliye helikopterlerini Irak ve Kuveyt’ten çekmek zorunda kaldı. Hava unsurlarının güvenli hatlara kaydırılmasıyla yaralı nakilleri karayoluna ve bölgedeki yerel ambulanslara devredildi.

Çatışmaların başında 20 bini aşkın askeri ve diplomatik personelin görev yeri değiştirildi; Avrupa üslerinden operasyonları desteklemek için 5 bine yakın uçuş icra edildi.

Tahribat deniz gücünü de etkiledi. İran’ın Bahreyn’deki ana ABD donanma lojistik üssünü insansız hava araçları ve balistik füzelerle vurduğu doğrulandı.

ABD Deniz Kuvvetleri Bakan Vekili Hung Cao merkezin “yerle bir edildiğini” kaydederken, ikmal operasyonları Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia Adası’na taşındı. Bu durum deniz birliklerinin lojistik döngüsünü 14 ila 18 güne çıkardı, posta dahil temel hizmetlerde aksamalar yarattı. CNN’in haberine göre istihbarat ve ordu çevreleri, personelin bölgede kalıcı olarak azaltılması seçeneğini değerlendiriyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ile ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) müfettişlerinin katkı sunduğu veriler, diplomatik misyonlardaki fiziki hasarın 184 milyon dolar olduğunu gösterdi.

Durma noktasına gelen inşaat projelerinin yarattığı 25 milyon dolarlık fatura ile hariciyedeki zarar 208 milyon doları aştı.

Riyad Büyükelçiliği mart başında iki insansız hava aracıyla vurulurken, yerleşkede CIA operasyonlarına ayrılan birim hasar gördü.

Dubai Konsolosluğu darbe aldı; faaliyetlerini askıya alan Kuveyt Büyükelçiliği ise acil durum seviyesinde ancak haziran sonunda açılabildi.

Irak’taki tesislere 600’den fazla saldırı gerçekleştiği ve 157 milyon dolarlık hasarla en büyük faturanın bu ülkede çıktığı aktarıldı. Bölgedeki 3 bin 500 diplomatik çalışan ve ailesi zorunlu tahliye protokolüyle tahliye edildi.

Hazırlanan denetim belgesinde, harekatın ilk aşamasında İran’da bir ilkokulun hedef alınmasına değinilmedi.

Ordunun bu bombalamaya ilişkin yürüttüğü iç soruşturma henüz tamamlanmadı.

Askerlerin yıpranma payına yer vermeyen raporda, uzun süreli görevin ardından San Diego’ya dönmek üzere yola çıkan USS Abraham Lincoln uçak gemisindeki koşullar da kapsam dışında kaldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Avustralya, AB ile ilişkilerde Kanada’yı takip edecek

Yayınlanma

Avustralya, ABD ile giderek tırmanan bir ticaret anlaşmazlığıyla karşı karşıya kalması nedeniyle Kanada’nın AB ile daha yakın ilişkiler kurma çabalarına destek veriyor.

Wall Street Journal’ın, Kanada’nın AB’de “ortak üye” statüsünü değerlendirdiğini bildirmesinin ardından, Başbakan Mark Carney ülkesinin tam üyelikten ziyade blokla “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedeflediğini açıklamıştı.

Avustralya Ticaret Bakanı Don Farrell da salı günü Sydney Morning Herald gazetesine verdiği demeçte, “Aynı görüşteyiz. Carney’in atacağı adımları büyük bir ilgiyle takip edeceğiz,” dedi.

Farrell, Avustralya’nın AB ile daha derin bir ilişki kurmak için aktif olarak çaba gösterip göstermediği veya bunun ne şekilde gerçekleşebileceği konusunda ayrıntılı bilgi vermedi.

Avustralya, Washington ile uzun süredir devam eden güvenlik anlaşmasına ve serbest ticaret anlaşmasına rağmen, ABD’nin ihracat ürünlerine uyguladığı gümrük vergileriyle karşı karşıya kalmasının ardından ticaretini çeşitlendirmeye çalışıyor.

WSJ’ye göre Kanada ve AB, yapay zeka, enerji, savunma ve kritik mineraller gibi kilit sektörlerdeki Kanadalı mal, hizmet ve işçilerin serbest dolaşımına izin vermeyi görüşüyor ve bu da fiilen AB sınırını kaydırmak anlamına geliyor.

Kanada, AB’ye üyeliği değil, “benzersiz bir ittifak” kurmayı hedefliyor

Görüşmeler, denizaltı kabloları, veri merkezleri, bulut depolama, uydu ağları ve enerji nakil tesisleri gibi ortak altyapı projelerini de kapsıyor.

Gazete, ismi açıklanmayan iki yetkiliye atıfta bulunarak, Carney’in Kanadalıların AB’de vizesiz olarak yaşamasına ve çalışmasına izin verilmesi konusunda AB liderleriyle, özellikle de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile düzenli olarak görüşmeler yaptığını bildirdi.

Farrell, mesafeler göz önüne alındığında fiber optik kablolar hariç olmak üzere, AB ile gelecekteki düzenlemelerde tüm seçeneklere açık olduğunu belirtti:

“Dünya, korumacılar ve serbest ticaret yanlıları olarak ikiye ayrılıyor. Son 50 yıldır Avustralya’nın refahının tamamen dünyayla olan ilişkilerimize bağlı olduğu tartışılmaz bir gerçek.”

Avustralya ve AB, sekiz yıllık müzakerelerin ardından Mart ayında bir serbest ticaret anlaşması imzaladı.

Bu anlaşma, neredeyse tüm mallardaki gümrük vergilerini kaldırdı ve AB’nin Avustralya’nın kritik minerallerine erişimini potansiyel olarak kolaylaştırdı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Suudi Arabistan, Yemen direnişine karşı İngiltere’den askeri yardım istedi

Yayınlanma

İngiliz Başbakan Andy Burnham, Suudi Arabistan yönetiminden gelen Yemen’e yönelik askeri yardım taleplerine karşılık vermeyi değerlendiriyor.

Kaynakların Bloomberg’e aktardığına göre, başbakan Suudi Arabistan’dan çeşitli diplomatik ve askeri destek talepleri aldı.

Kaynaklar, Suudi Arabistan’ın taleplerinin arasında, Ensarullah’ın (Husiler) Yemen’in Kızıldeniz kıyısı boyunca stratejik öneme sahip Bab el-Mendeb Boğazı’na doğru ilerlemesini püskürtmek için ordusuna operasyonel destek sağlanmasının yanı sıra, petrol altyapısına yönelik saldırılara karşı savunma konusunda yardımın da yer aldığını belirtti.

İran savaşının yarattığı iktisadi güçlükler nedeniyle hareket geçme baskısı altında olan Burnham, bir yandan da Birleşik Krallık kamuoyunun savaşa ezici bir çoğunlukla karşı olması nedeniyle, Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaşı desteklediği izlenimi uyandırmaktan da endişe duyuyor.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Donald Trump’tan Yemen direnişine yönelik hava saldırıları düzenlemesi istediği yönünde haberler çıkmıştı.

Bin Selman, Trump’tan Husilere saldırmasını talep etti

Şu anda Birleşik Krallık, Suudi Arabistan’a yalnızca İngiliz askeri danışmanların gönderilmesini onaylamış durumda.

Bu durum, Suudi Arabistan’ın Yemen güçlerinin kıyı şeridinde yürüttüğü operasyonları durdurmak için operasyonel destek talebine rağmen gerçekleşti.

Eski Birleşik Krallık başbakanları Rishi Sunak ve Keir Starmer, Yemen direnişine karşı Suudi Arabistan’a daha kapsamlı destek sağlamıştı.

Başbakan ayrıca Birleşik Krallık yetkilileri tarafından, Bab el-Mendeb Boğazı’nın küresel deniz taşımacılığı ve ekonomi açısından hayati önem taşıdığı ve bu boğazın Husilerin eline geçmesinin önlenmesi gerektiği konusunda uyarıldı.

Pazartesi günü erken saatlerde Bloomberg, Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı petrol boru hattını kapatmasının ardından Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol sevkiyatlarının miktarını artırmaya çalıştığını bildirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English