Bizi Takip Edin

Amerika

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Sullivan, Biden yönetiminin Çin stratejisini anlattı: Yeni bir Soğuk Savaş şart değil

Yayınlanma

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, Dış İlişkiler Konseyi’nde (CFR) Washington’ın Çin stratejisine dair açıklamalar yaptı. Sullivan, CFR’de 30 Ocak’ta yaptığı konuşmada, “Çin ile rekabetin çatışmaya, hasımlığa ya da yeni bir Soğuk Savaş’a yol açması gerekmiyor” dedi.

Konuşmasının temasını “son üç yılda stratejimizi nasıl uygulamaya çalıştığımızı ve 2024’te burada neler bekleyebileceğimizi perde arkasından sizlerle paylaşmak” şeklinde özetleyen Sullivan,  Biden hükümetine girdikten sonra yaptıkları tespitleri sıraladı:

“Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) hem uluslararası düzeni yeniden şekillendirme niyetine hem de bunu yapabilecek ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik güce sahip tek devlet olduğunu tespit ettik.  ÇHC’nin yüksek teknolojide ABD’yi ‘yakalamaya ve geçmeye’ çalıştığını; tarihteki en büyük barış zamanı askeri yığınağını gerçekleştirdiğini; Güney ve Doğu Çin Denizleri ile Tayvan Boğazı da dahil olmak üzere içeride daha baskıcı, dışarıda ise daha iddialı olduğunu gördük. ÇHC’nin dünyaya olan bağımlılığını azaltırken dünyayı Çin’e daha bağımlı hale getirmek için çalıştığını gördük. Ve uluslararası sistemi kendi sistemine ve tercihlerine uygun hale getirmek için adımlar attığını gördük.”

“Ayrıca dikkatimizi çeken bir şey daha vardı ki o da ÇHC’nin Amerika Birleşik Devletleri’nin nihai bir gerileme içinde olduğuna inandığı idi: (onlara göre) endüstriyel tabanımızın içi boşaltılmıştı, müttefiklerimize ve ortaklarımıza olan bağlılığımız zayıflamıştı, Amerika Birleşik Devletleri yüzyılda bir görülen bir pandemiyi yönetmekte zorlanıyordu ve Pekin’deki pek çok kişi açıkça ‘Doğu’nun yükseldiğini ve Batı’nın düştüğünü’ ilan ediyordu.”

Göreve geldiklerinde, önceki yönetimden “Çin sorununun kapsamı ve doğasına ilişkin teşhisi güncellemiş ancak bu sorunu ele alacak strateji ve araçları yeterince geliştirmemiş bir yaklaşım” devraldıklarını söyleyen Sullivan, Trump yönetimini kastederek, “Bu yaklaşım zaman zaman rekabetçi olmaktan çok çatışmacı olmuş ve etkili bir Çin stratejisinin sürdürülmesi için kritik öneme sahip müttefik ve ortakları çoğu zaman göz ardı etmiştir” dedi.

Biden yönetiminin ÇHC ile ilgili daha önceki (Trump dönemi) yaklaşıma dönmek istemediğini kaydeden Sullivan; bu yaklaşımın “ÇHC’nin yörüngesi hakkında daha iyimser varsayımlara dayandığını ve bazen Amerikan ulusal çıkarlarını gözetmekten ziyade sürtüşmelerden kaçınmaya öncelik verdiğini” söyledi.  Sullivan, Biden yönetiminde geliştirdikleri yaklaşımı ise şöyle tarif etti: “Rekabetçi konumumuzu güçlendirmeyi ve çıkarlarımızı ve değerlerimizi güvence altına almayı amaçlayan kendi yaklaşımımızı geliştirdik: yatırım yap, uyum sağla, rekabet et.”

“Geçtiğimiz üç yıl boyunca bu yaklaşımı hayata geçirdiklerini” söyleyen Sullivan, altyapı, çipler, bilim ve temiz enerji konularında “tarihi yasalarla Amerikan gücünün temeline geniş kapsamlı yatırımlar yaptıklarını” kaydetti.

Bu yaklaşımın sonuç verdiğine inandıklarını belirten Sullivan şöyle devam etti:

“Amerika Birleşik Devletleri’nde yarı iletken ve temiz enerji üretimine yönelik büyük ölçekli yatırımlar 2019’dan bu yana 20 kat arttı.  Yeni imalat projeleri için yapılan inşaat harcamaları şimdiden iki katına çıktı. Ve önümüzdeki on yıla baktığımızda, az önce bahsettiğim tarihi mevzuatta yapılan yatırımlar sayesinde 3,5 trilyon dolarlık yeni kamu ve özel sektör yatırımı yapılacağını tahmin ediyoruz.

Yurtdışında, Hint-Pasifik müttefiklerimiz ve ortaklarımızla bağlarımızı birkaç yıl önce pek mümkün olmayan, hatta düşünülemeyecek şekillerde güçlendirmeye çalıştık. AUKUS’u başlattık. Dörtlüyü yükselttik. Vietnam, Filipinler, Hindistan, Endonezya ve diğerleriyle ilişkilerimizi geliştirdik. Japonya ve Kore Cumhuriyeti ile Başkan Biden’ın Camp David’de ev sahipliği yaptığı tarihi bir zirve ile sonuçlanan tarihi bir üçlü başlattık. ASEAN’ın yanı sıra Pasifik Adaları liderleriyle de zirveler düzenledik.

Bölgesel müttefiklerimiz ve ortaklarımız ise Amerika’nın ekonomik canlılığına güveniyorlar.  Yönetimin başlangıcından bu yana Amerika Birleşik Devletleri’ne yaklaşık 200 milyar dolarlık yatırım yapacaklarını açıkladılar.

Ayrıca Avrupa ve Hint-Pasifik ittifaklarımızı birbirine bağlamak için çalıştık. G7 ortaklarımızla birlikte ekonomilerimizin riskini azaltmak ve stratejik bağımlılıklardan uzaklaşmak yerine çeşitlendirmek için ortak adımlar attık. Müttefiklerimiz ve ortaklarımızla birlikte Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın korunmasının önemini vurguladık.

Şirketlerimizin geliştirmekte olduğu ileri ve hassas teknolojilerin bir zafiyet kaynağı haline gelmemesi için de çok çalıştık.  Kilit teknolojiler üzerinde dikkatlice uyarlanmış ihracat kısıtlamaları uyguladık; gelişmiş yarı iletken üretim araçlarına odaklandık.

Ayrıca, teknoloji alanında endişe yaratan giden yatırımları düzenlemek ve gelen yatırımların gelişen ulusal güvenlik sorunlarını gerçekten ele aldığından emin olmak için CFIUS’un kritik teknolojilere odaklanmasını güçlendirmek üzere adımlar attık.”

Bu adımların korumacılıkla ilgili olmadığını savunan Sullivan, bu hamlelerin uzun vadede “ulusal güvenliğimiz için kritik öneme sahip” olduğunu belirtti.

Salgın sonrası en güçlü toparlanmayı yaşadıklarını söyleyen Sullivan, ekonomistlerin yıllardır söylediğinin aksine ÇHC’nin bu on yıl içinde ya da bir sonraki on yıl içinde GSYH’de ABD’yi geçeceği tahminlerinin ise artık ‘uzak’ ihtimal olduğunu belirtti.

Sullivan ‘kritik bir nokta’ olduğuna işaret ederek, Amerika’nın şu anda “bir kez daha esneklik ve yeniden keşfetme kapasitesini gösterdiğini” vurguladı.

Sullivan kritik olduğunu düşündüğü noktayı ise şöyle açtı:

“Rekabetçi konumumuzu iyileştirmek için bu adımları atarken, bunu dünyanın en önemli ilişkilerinden birine – belki de dünyanın en önemli ilişkisine – istikrar kazandıracak şekilde yapmayı hedefledik.  Aslında, yurtiçindeki yatırımlarımızın ve yurtdışındaki müttefik ve ortaklarımızla bağlarımızı derinleştirmeye yönelik çalışmalarımızın ÇHC ile daha etkili bir diplomasi için gerekli koşulları yarattığına inanıyoruz… ÇHC ile ilişkilerimizdeki rekabetçi yapısal dinamikler konusunda netiz. Ancak aynı zamanda ABD ve ÇHC’nin ekonomik olarak birbirlerine bağımlı olduklarının ve ulus ötesi sorunları ele alma ve çatışma riskini azaltma konusunda ortak çıkarlara sahip olduklarının da farkındayız.

On yıllar boyunca ÇHC’yi şekillendirmek ya da değiştirmek için gösterilen açık ya da zımni çabaların başarılı olmadığının farkındayız. ÇHC’nin öngörülebilir gelecekte de dünya sahnesinde önemli bir oyuncu olmasını bekliyoruz.  Bu da rekabet ederken bile birbirimizle yan yana yaşamanın yollarını bulmamız gerektiği anlamına geliyor.

ÇHC ile rekabet çatışmaya, karşı karşıya gelmeye ya da yeni bir Soğuk Savaş’a yol açmak zorunda değildir. Amerika Birleşik Devletleri bir yandan rekabeti sorumlu bir şekilde yönetirken diğer yandan da kendi çıkarlarını ve değerlerini, müttefiklerinin ve ortaklarının çıkarlarını ve değerlerini ilerletmek için adımlar atabilir. Bunların her ikisini de yapabilmek yaklaşımımızın merkezinde yer almaktadır.”

Sullivan, soyut bir slogan gibi görünen “rekabeti yönetmek” kavramının eyleme nasıl dönüştüğünü anlamanın en iyi yolunun ise 2023’e yakından bakmaktan geçtiğini söyledi. Geçen sene iki ülke arasındaki yoğun diplomasi trafiğini özetleyen Sullivan, o dönemde çokça eleştirildiklerini, ancak “bu yoğun diplomasinin, ilişkileri düzeltmekten ziyade zorlu meseleleri yönetmekle ilgili” olduğunu ifade etti.

“Yönetilen meseleleri” ise şöyle sıraladı:

“ÇHC’nin Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşına verdiği destek ve Boğazlar arası meseleler de dahil olmak üzere farklılıklarımız konusunda doğrudan davrandık.

Dışarıya giden yatırımlara getirilen kısıtlamalar ve ihracat kontrollerimizdeki güncellemeler gibi ulusal güvenlik odaklı tedbirlerden geri adım atmadık.  Bunun yerine bu toplantıları, bu tedbirlerin ne olduğunu ama en az bunun kadar önemli olarak ne olmadığını, yani ÇHC’nin refahını ve kalkınmasını baltalamaya yönelik bir girişim olmadığını açıklamak için fırsat olarak kullandık.  Bu tedbirler böyle değildi ve bu oturumlarda muhataplarımıza bunu açıkça anlattık.

Bu toplantıları aynı zamanda çıkarlarımızın örtüştüğü konularda koordinasyon sağlamak için de kullandık.”

Sullivan, çıkarların örtüştüğü noktalara da değindi: Narkotikle mücadele, askeri kanalların yeniden açılması, yapay zekanın risklerini yönetmek, iklim krizi.

İki büyük güç arasındaki stratejik rekabete özgü sürtüşmeleri yönetmek için “detaylı ve inatçı” bir diplomasi gerektiğini vurgulayan Sullivan, “Bu çabanın önündeki bazı riskler öngörülemeyebilir, sürpriz olabilir. Güney ve Doğu Çin Denizi’ndeki sürtüşmeler, ekonomik ve teknolojik hamleler ve karşı hamleler gibi diğer riskler ise daha kolay fark edilebilir” dedi.

En önemli riskin ise Tayvan Boğazı’ndaki bir kriz olabileceğini bu yüzden bu konuda yoğun diplomasinin yanı sıra caydırıcılığı da yoğunlaştırmak gerektiğini söyledi.

Sullivan, Çin’e yönelik 2024 stratejilerini ise şöyle anlattı:

“Son üç yıldır olduğu gibi önümüzdeki yıl da insan hakları ihlalleri, zorla çalıştırma ve nükleer silahların yayılmasını önleme konularında harekete geçmeye devam edeceğiz.  ÇHC’nin Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşına verdiği destek ve Rusya’nın savunma sanayi üssünü yeniden oluşturmasına yardımcı olma çabaları konusunda dikkatli olacağız ve karşılık vermek için gerekli tedbirleri alacağız.

KDHC’nin Güney ve Doğu Çin Denizlerinde ve Tayvan Boğazında provokasyonları devam ederse, dünyanın en önemli su yollarında barış ve istikrara yönelik riskleri geri püskürtmek ve dile getirmek için müttefiklerimiz ve ortaklarımızla yakın bir şekilde çalışacağız.  Uluslararası hukukun izin verdiği her yerde uçarak, yelken açarak ve faaliyet göstererek bölgede seyrüsefer özgürlüğünü desteklemeye devam edeceğiz.  Ve ulusal güvenliğimizi korumak üzere tasarlanmış özel ulusal güvenlik tedbirlerini uygulamaya devam edeceğiz.

Bunu yaparken bile, her iki tarafın da farklılık alanlarını yönetmesine ve çıkarlarımızın örtüştüğü alanlarda işbirliğinin önünü açmasına yardımcı olan ÇHC ile yoğun etkileşim hızını sürdürmeyi hedefleyeceğiz.

İkili ilişkilerde daha önceki dönemlerden kalma ve artık modası geçmiş yapı ve mekanizmaları yeniden yaratmayı planlamıyoruz.  Ve kesinlikle sırf diyalog olsun diye diyalogla ilgilenmiyoruz.  Ancak, çıkarlarımızı ilerletmek ve sonuçlara ulaşmak için ayrı, dikkatle seçilmiş alanlarda belirli sayıda çalışma düzeyinde istişareler başlatmanın ve yönlendirmenin değerli olduğunu düşünüyoruz.  Bugün narkotikle mücadele konusunda kullandığımız yaklaşım budur.

Önümüzdeki dönemde, çatışma riskini azaltmak amacıyla kriz iletişim mekanizmalarını derinleştirmek için ÇHC ile birlikte çalışabileceğimizi umuyoruz.  İklim, sağlık güvenliği, küresel makroekonomik istikrar ve yapay zekanın yarattığı riskler gibi yeni zorluklar konusunda koordinasyon sağlamaya hazırız.  Ayrıca Kızıldeniz’den Kore Yarımadası’na kadar zorlu bölgesel ve küresel meseleler hakkında Pekin ile konuşacağız.  Ayrıca insanlar arası ilişkiler de dâhil olmak üzere bir dizi ikili meselede ilerleme kaydetmek için çalışacağız.”

Sullivan, anlattığı bu yaklaşımın yeni olmadığını, aksine köklerinin “onlarca yıllık tarihe, diplomasiye ve zor kazanılmış deneyimlere” dayandığını söyleyerek, yaklaşan seçimlere rağmen bu yaklaşıma bağlı kalacakları mesajını verdi:

“Bu stratejiye bağlı kalmaya niyetliyiz.  Çıkarlarımızı korumak ve müttefiklerimizi savunmak için yapmamız gerekenleri yaparken aynı zamanda Çin ile rekabeti sadece ABD’nin değil küresel istikrarın da yararına olacak şekilde etkin bir şekilde yönetmek niyetindeyiz.  Bu bizim taahhüdümüzdür.  Biz de bunu yapmaya çalıştık.”

Amerika

Şirketler, ChatGPT ve Google’ın yapay zeka aramasını manipüle etmek için Reddit’i kullanıyor

Yayınlanma

Biohacking alt forumunun moderatörleri, peptid ve hormon replasman tedavisi şirketlerinin, gönderilerinin yapay zeka sohbet robotları tarafından taranması amacıyla Reddit’e gizlice spam gönderdiğini ileri sürdü.

Bu strateji, söz konusu sohbet robotlarının tarayacağı temel kaynak materyali (bu durumda popüler bir Reddit topluluğu) manipüle ederek, robotların verdiği yanıtları sistematik olarak yönlendirme çabasını yansıtıyor.

404 Media’nın aktardığına göre geçen hafta yayınlanan bir gönderide, “r/biohackers” moderatörleri, peptidleri ve hormon replasman tedavisini (HRT) üreten, pazarlayan ve satan şirketlerin manipülasyon girişimleri nedeniyle bu konularla ilgili yeni gönderileri yasaklayacaklarını açıkladı.

“r/biohackers” takviye kullanımı, deneysel farmakoloji ve diğer uzun ömürlülük veya fitness ile ilgili temalar hakkında uzun süredir devam eden bir alt forum.

Peptitler ve HRT, özellikle şirketler bunları etiket dışı veya gri pazar bileşikleri olarak pazarlamaya çalıştıkça, alt forumda son derece popüler bir tartışma konusu haline gelmişti.

Moderatörler bir gönderide şunları yazdı:

“AI arama motorları Reddit’ten giderek daha fazla yanıt alırken, şirketler bizi AEO [Yanıt Motoru Optimizasyonu] için kullanıyor. Üstelik, peptidlere olan ilgi ve AI kullanımı patlaması alt forumu istila etti. Bunların birleşimi, içerik kalitesine ciddi bir baskı oluşturdu.”

AEO, AI motoru optimizasyonu ve markaların ve pazarlama şirketlerinin büyük dil modelleri tarafından taranmasını umdukları içerik oluşturmaya çalıştıkları arama motoru optimizasyonunun (SEO) evrimleşmiş hali.

Botlar, sahte hesaplar ve markaları tanıtmak için ücret ödenen gerçek hesaplar ile Reddit’i manipüle etmek, AEO yapan firmaların temel stratejisi haline geldi.

Çünkü Reddit, ChatGPT ve Google’ın AI araması gibi popüler AI araçları tarafından en sık alıntılanan kaynaklardan biri.

Örneğin, RedRover adlı bir şirket, şirketlere AEO ve SEO hizmetleri sunuyor. Ana sayfasında, “Arama sonuçlarında 1. sıraya çıkın ve AI tarafından alıntılanın: Google, ChatGPT ve Reddit’te sıralamanızı yükseltmek için içerik yayınlayan AI ajanları, internetin her köşesinden sitenize trafik çekiyor,” yazıyor.

RedRover, “SEO ve AEO sorunlarını büyük ölçekte çözen blog içeriği ve Reddit gönderileri yayınlayan bir ajan ordusu” sloganıyla reklam yapıyor.

Peptitler, GLP-1’den kas gelişimi ve toparlanması, saç uzaması, cilt bakımı ve yaşlanmayı geciktirme gibi amaçlarla kullanılabilen bir dizi bileşik ve gri pazar maddesine kadar uzanan, enjekte edilebilir amino asit yelpazesini kapsıyor.

HRT de birçok nedenden dolayı kullanılıyor: Özellikle trans bireyler tarafından cinsiyet kimliğini destekleyici bakım olarak, perimenopoz veya menopoz döneminden geçen kadınlar tarafından ve yaşam süresini uzatma ve biyo-hack topluluklarındaki kişiler tarafından.

Bu iki sektör de son yıllarda büyük bir patlama yaşadı. Sektör, meşru bir şekilde faaliyet göstermeye çalışan şirketler ile ürünleri güvenli olmayabilecek daha şüpheli şirketlerin bir karışımından oluşuyor.

404 Media’ya göre temel olarak bu sektör sağlık alanında bir tür “Vahşi Batı” gibi.

Biohackers alt forumunun moderatörlerinden biri verdiği demeçte, “Peptidler gibi, pek fazla düzenlemeye tabi olmayan ve giderek yaygınlaşan bileşiklerin yükselişine tanık oluyoruz; bunların klinik olarak doğrulanması konusunda büyük bir potansiyel ve inovasyon fırsatı görüyoruz. Ama bununla birlikte, inanılmaz derecede riskli tedarik kaynakları ve birkaç santim daha uzamak istediğini belirten gençlerin paylaşımlarını da görüyoruz. Ayrıca, bu peptidleri tanıtmaya ve çocukları kendilerinden satın almaya ikna etmeye çalışan satıcıların yapay zeka manipülasyonlarına da tanık oluyoruz,” dedi.

Bu alt forumun sağlık ve kişisel deneyim odaklı yapısı göz önüne alındığında, moderatör, güvenilmez bir şirketin ürününü tanıtmasından ve birinin bu ürünü kullanarak zarar görmesinden endişe duyduklarını belirtti.

Reddit’teki manipülasyonu durdurmak inanılmaz derecede zor hale geldi, çünkü bunu yapan şirketler giderek daha sofistike hale geliyor.

Moderatör, markaların yorumlara girip ürünlerini önerdiği gerçekten standart ve uzun süredir uygulanan stratejiler olduğunu söyledi. 

Okumaya Devam Et

Amerika

Büyük teknoloji şirketleri, yapay zeka harcamalarını karşılamak için nakit arayışında

Yayınlanma

Meta ve Google, yapay zeka harcamaları için giderek artan masraflarını karşılamak amacıyla dün fon toplama ve gelir elde etme konusunda yeni yöntemler açıkladı.

Google bu kapsamda daha fazla hisse satacak. Ana şirket Alphabet, kısa süre önce duyurduğu hisse satışını 80 milyar dolarlık hisse değerinden yaklaşık 85 milyar dolara çıkardı.

Orijinal tutarda bile bu, şimdiden dünyanın en büyük sermaye artırımı olacaktı.

Meta ise ilk kez işletmelere bir yapay zeka ajanı satacak. Ajan WhatsApp, Messenger ve Instagram üzerinden müşterilerle sohbet etmek üzere tasarlandı.

Meta, botun nihayetinde pazar araştırması ve ürün analizleri gibi daha üst düzey görevler için de kullanılmasının planlandığını belirtti.

Bot, Meta One’ın işletmelere yönelik kademelerinden birine yapılan abonelik kapsamında sunulacak.

Meta’nın WhatsApp Business Platform’unu kullanan büyük işletmelerden, yeni yapay zeka ajanı için kullanım bazında ücret alınacak.

Büyük teknoloji şirketleri, AI altyapısını kurmak için masraftan kaçınmıyor. Nisan ayında, hem Google hem de Meta yıl için sermaye harcaması tahminlerini yükseltti: Google 185 milyar dolardan 190 milyar dolara, Meta ise 135 milyar dolardan 145 milyar dolara. 

Fakat Wall Street Journal’ın dün bildirdiğine göre, Büyük Teknoloji şirketlerinin devasa AI sermaye harcamalarına rağmen, veri merkezi inşaatları şu anda programın gerisinde.

Google’ın yapay zeka altyapısını genişletme çabalarına yakından bakıldığında, en azından bu sorunun cevabının ilk ipuçları ortaya çıkıyor.

İlk çeyrekte 20 milyar dolarlık gelir elde eden bulut operasyonları için yeni tesisler kurarken şirket, veri merkezi kurucularının karşılaştığı en büyük engellerden bazılarını aşmak için yenilikçi bir yaklaşım benimsedi; özellikle de ihtiyaç duydukları devasa miktardaki elektrik enerjisini temin etme konusunda.

Google ve diğer büyük teknoloji şirketleri, son aylarda sermaye harcamaları tahminlerinde önemli artışlar açıkladı.

Yapay zeka yarışı, sunucular, ağ donanımı ve soğutma sistemleriyle dolu hangar büyüklüğünde binaların hummalı bir şekilde inşa edilmesini gerektiriyor.

Microsoft, Alphabet, Meta ve Amazon geçen yıl toplamda 410 milyar dolarlık sermaye harcaması yaptı ve bu yıl 670 milyar dolardan fazla harcama yapmaları bekleniyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi Kongre üyeleri Trump’a karşı cephe alıyor

Yayınlanma

ABD Kongresi’nde ara seçimlerde Trump tarafından desteklenmeyen veya hedef alınan Cumhuriyetçi Parti üyeleri, partinin yasama gündemine karşı daha bağımsız bir tutum benimseyeceklerinin işaretlerini veriyor. Sınırda çoğunluğa sahip olan Cumhuriyetçi Parti liderliği, bu muhalefet sebebiyle göçmenlik, istihbarat yetkileri ve bütçe paketleri gibi kritik konularda zorlu bir süreçle karşı karşıya.

Ara seçimlerde Donald Trump tarafından dışlanan Cumhuriyetçi Parti bünyesindeki mevcut Kongre üyeleri, onun ajandasına karşı giderek daha bağımsız bir yaklaşım sergileyeceklerinin işaretini veriyor.

Bu durum, önümüzdeki haftalarda bir dizi yasama zaferi elde etmek için yarışan Cumhuriyetçi Parti liderleri için yeni zorluklar yaratıyor.

Cumhuriyetçi Parti üyeleri, göçmenlik yasalarının uygulanmasına yönelik bir finansman paketini geçirmeyi, federal hükümetin mahkeme kararı olmaksızın yürüttüğü gözetleme yetkilerinin uzun vadeli olarak uzatılmasını sağlamayı ve Demokratların oyları olmadan, İran savaşına yönelik fonları, dolandırıcılığı önleme tedbirlerini ve diğer Cumhuriyetçi Parti önceliklerini içerebilecek üçüncü bir parti çizgisindeki harcama paketini ilerletmeyi hedefliyor.

Ancak Trump’ın, partisinin bazı üyelerine karşı ön seçimlerdeki rakiplerini destekleme kararı alması ve kendisine karşı çıkan diğer isimleri tehdit etmesi, hem Beyaz Saray’ı hem de Cumhuriyetçi Parti liderlerini siyasi bir ikilemle karşı karşıya bıraktı.

Hassas çoğunluk sınırlarıyla tanımlanan bir Kongre’de, sadece birkaç milletvekilinin bile partinin en iddialı önceliklerini ilerletme çabalarını sekteye uğratabileceği belirtiliyor.

Teksas Temsilcisi Cumhuriyetçi Wesley Hunt, ön seçimde yenilgiye uğrayan mevcut Kongre üyeleri hakkında, “Kendilerini istedikleri kadar cesaretlendirilmiş hissedebilirler” dedi.

Hunt, “Başkana ve belki de onun kendilerine karşı başkalarını destekleme kararlarına istedikleri kadar kızabilirler, ancak biz tek bir parti miyiz, değil miyiz? Dolayısıyla, bu noktada bunların hepsi kişisel duygulardır ve kişisel düşmanlıktır; bunların Başkan Trump’ın tam olarak yapmak istediği şey olan ‘Önce Amerika’ ajandasını masadan geçirmekle hiçbir ilgisi yoktur” ifadelerini kullandı.

Teksas Senatosu için girdiği ön seçimi kaybeden Hunt, “Dolayısıyla, yine kendinize şu soruyu soracaksınız: Partiyi mi kendinizin önüne koyacaksınız, yoksa kendinizi mi partinin önüne koyacaksınız? Bu insanların cevaplaması gereken soru bu olacak. Ve yine, eğer dışarı çıkıp Amerikan halkının bir kez değil, iki kez göreve getirdiği ajandaya engel olmak istiyorsanız, bunun sonuçları olacağını düşünüyorum” diye ekledi.

Bununla birlikte, Cumhuriyetçi Parti grubundaki çatlaklar şimdiden kendini göstermeye başladı.

Senatoda bütçe ve güvenlik başlıklarında çatlaklar büyüyor

Grup içindeki ön seçimi Trump destekli Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a karşı kaybeden Louisiana Senatörü Cumhuriyetçi Bill Cassidy, Trump’ın İran’a yönelik askeri eylemlerini sınırlayacak bir savaş yetkileri tasarısı lehinde oy kullanan dört Cumhuriyetçi senatörden biri oldu.

Cassidy, ön seçim yenilgisinden önce bu tür tasarılara karşı çıkıyordu.

Cassidy, ayrıca göçmenlik finansman paketinde yer alan ve yeni Beyaz Saray balo salonu ile diğer Gizli Servis öncelikleri için 1 milyar dolarlık güvenlik fonu sağlanmasını öngören bir hükme de karşı çıktı. Senato’daki Cumhuriyetçi Parti üyeleri, neticede bu ifadeyi tasarıdan çıkardı.

Hem Cassidy hem de Cumhuriyetçi Parti ön seçiminde Trump destekli Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a karşı kaybeden Teksas Senatörü John Cornyn, Trump yönetiminin, Biden Adalet Bakanlığı döneminde haksız yere soruşturulduğuna veya kovuşturulduğuna inanan kişilere ödeme yapılmasını öngören yaklaşık 1,8 milyar dolarlık “silah haline getirmeye karşı” fon kurulması teklifine de tepki gösterdi.

Söz konusu teklif, Senato’daki diğer bazı Cumhuriyetçi Parti üyeleri arasında da endişelere yol açmıştı. Adalet Bakanlığı daha sonra, yönetimin devam eden davalar sonuçlanana kadar bu fonu kurmasını geçici olarak engelleyen bir federal mahkeme kararına uyacağını açıkladı.

Senato İstihbarat Komisyonu’nun kıdemli üyesi olan Cornyn, Trump’ın Federal Konut Finansmanı Kurumu Direktörü Bill Pulte’u ulusal istihbarat başkan vekili olarak atama kararına ilişkin diğer birçok Cumhuriyetçi Parti üyesinin görüşünü yineleyerek, “Bu iş için herhangi bir niteliğe sahip olduğuna dair hiçbir kanıt göremiyorum” dedi.

Temsilciler Meclisinde iki fire bile tasarıları engelleyebilir

Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson’ın işi de Temsilciler Meclisi kanadında çok kolay olmayabilir.

Johnson, ön seçimde Trump destekli Ed Gallrein’e karşı kaybeden liberteryen eğilimli Kentucky Temsilcisi Thomas Massie’den bir dizi önlem konusunda şimdiden muhalefet bekliyor.

Massie, çarşamba günü gazetecilere yaptığı açıklamada, Cumhuriyetçi Parti üyelerinin, arama izni şartı getirilmediği sürece Yabancı İstihbarat Gözetim Yasası’nın (FISA) 702. Maddesi’nin yenilenmesini engellemesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.

FISA’nın uzatılması, Johnson’ın gündemindeki en acil konulardan biri ve Trump için de en öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.

Massie, ön seçim mağlubiyetinden önce de Trump’a rutin olarak karşı çıkıyordu.

Cornyn’in bir kurbağa ve akrep masalını içeren sosyal medya paylaşımı sorulduğunda Massie, “Ben her zaman kendi yolumu çizdim; oysa bence John Cornyn, burada uyumlu davranmak için her şeye göz yumduğu ve bunun nihayetinde ona istediğini kazandırmadığı için acı çekiyor olabilir” ifadelerini kullandı.

Tüm üyelerin hazır bulunduğu ve Demokratların muhalefette birleştiği varsayıldığında Johnson, parti çizgisindeki herhangi bir tasarıda yalnızca iki Cumhuriyetçi Parti üyesinin fire vermesini göze alabiliyor.

Güney Carolina valilik yarışının iddialı isimlerinden olan Güney Carolina Temsilcileri Ralph Norman ve Nancy Mace de Trump’ın eyaletin Vali Yardımcısı Pam Evette’i valilik için desteklemesinin ardından, ilerleyen süreçte Johnson için potansiyel baş ağrısı kaynağı haline gelebilir.

Ön seçimde Teksas başsavcılığı adaylığını rakibine kaybeden Teksas Temsilcisi Chip Roy, bu vekillerin ilerleyen süreçte parti önceliklerini sekteye uğratmasından endişe duyup duymadığı sorulduğunda, “Benim görüşüm, her zaman vicdanıma göre oy kullandığım yönündedir; açıkçası bazıları bunun bir hata olduğunu söyleyebilir. Ve her zaman bu şekilde oy kullanacağım. Dolayısıyla, diğer üyelerin bununla nasıl başa çıkacağı veya çıkmayacağı onlara kalmış bir durumdur. Ancak ben tasarıları taşıdıkları değere göre oylayacağım. Her zaman yapmaya çalıştığım şey budur” dedi.

Diğer üyeler de benzer görüşleri dile getirdi.

Trump’ın daha önce tehdit ettiği ılımlı isimlerden Pensilvanya Temsilcisi Brian Fitzpatrick, CNN’den Anderson Cooper’a verdiği demeçte, başkanın kendisine yönelik öfkesi sorulduğunda, “Washington D.C.’de hiçbir kişiye veya hiçbir partiye hesap vermem” şeklinde konuştu.

Fitzpatrick, “Ben Pensilvanya’daki Bucks ve Montgomery bölgelerindeki insanlar için çalışıyorum. Benim patronlarım onlardır. Her Kongre üyesinin benimsemesi gereken yaklaşım budur. Bizi Washington’a gönderenler onlardır. Onları temsil etmek zorundayız ve seçmenlerim bir balo salonu için para istemediklerini açıkça belirttiler. Bir örtülü ödenek için para istemiyorlar. Yaşam pahalılığı sorunlarına odaklanmamızı istiyorlar ve biz de onlar için bunu yapacağız” dedi.

Fitzpatrick, Demokrat New York Temsilcisi Tom Suozzi ile birlikte hazırladığı ve “silah haline getirmeye karşı” fon kurulmasını engellemeyi amaçlayan tasarı için Temsilciler Meclisinde zorunlu bir oylama yaptıracağını belirtti.

Trump, Massie’ye karşı kampanya yürütmesinin ardından Colorado Temsilcisi Lauren Boebert’i de tehdit etmiş ve Truth Social adlı sosyal medya platformundaki bir paylaşımında onun için “zayıf iradeli” ifadesini kullanmıştı.

Bu Kongre üyeleriyle yaşanan karmaşık dinamik sorulduğunda, Missouri Temsilcisi Eric Burlison, “Gerçekten ilkelere odaklanmayan bazı insanlar olabilir. Onlar intikam almaya odaklanmış durumdalar” değerlendirmesinde bulundu.

Burlison sözlerini, “Ancak tanıdığım pek çok insanın ilkelere bağlı olduğunu, ilkelere odaklandığını ve intikamı bir kenara bırakacağını düşünüyorum. Herkes için durum böyle değil. Sadece sürecin nasıl işleyeceğini görmemiz gerekecek” diyerek tamamladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English