Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de eyaletlerde akaryakıt vergisi düzenlemeleri gündemde

Yayınlanma

ABD genelinde 15 eyalette benzin fiyatları geçen hafta sonundan bu yana düşüş gösterirken, Florida 17 sentlik gerilemeyle en büyük düşüşün kaydedildiği eyalet oldu. Başkan Trump, İran ile devam eden çatışmanın fazla uzun sürmeyeceğini düşündüğünü ve akaryakıt fiyatlarının önümüzdeki aylarda aşağı yönlü hareket etmesini beklediğini ifade etti. AAA verilerine göre ulusal benzin fiyatı ortalaması galon başına 4,125 dolar seviyesinde seyrediyor.

ABD genelinde 15 eyalette benzin fiyatları geçen hafta sonundan bu yana düşüş kaydetti. İran ile devam eden savaş sürerken, akaryakıt pompalarındaki fiyatlar büyük oranda düşüş göstermeyi reddediyor.

Başkan Donald Trump, “Sunday Morning Futures” programında Fox News muhabiri Maria Bartiromo’ya verdiği mülakatta, petrol ve benzin fiyatlarının önümüzdeki aylarda düşmesini umduğunu belirtti. Trump, İran’a karşı yürütülen çatışmanın “çok daha uzun sürmeyeceğini” düşündüğünü ifade etti.

Amerikan Otomobil Birliği (AAA) verilerine göre, pazar günü itibarıyla normal benzinin galon başına ulusal ortalaması 4,125 dolar seviyesinde bulunuyor. Bu rakam, bir hafta önce bildirilen 4,11 dolarlık ortalamaya göre hafif bir artışı temsil ediyor. Dizel fiyatları ise geçen haftaki 5,61 dolar seviyesinden 5,663 dolara yükseldi.

AAA verileri, 5 Nisan’dan bu yana 15 eyalette benzin fiyatlarının düştüğünü ortaya koyuyor; ancak bazı bölgelerdeki iyileşmeler diğerlerine kıyasla daha belirgin şekilde seyrediyor.

Eyalet genelinde galon başına 4,034 dolarlık ortalamaya sahip olan Florida, geçen hafta sonundan bu yana fiyatların yaklaşık 17 sent düşerek 4,205 dolardan gerilemesiyle en çok düşüş gören eyalet oldu.

Florida, Paskalya Pazarı’ndan bu yana pompa fiyatlarının galon başına 10 sentten fazla düştüğü tek eyalet olarak kayıtlara geçti.

Colorado’da eyalet genelindeki ortalama yaklaşık 6 sent düşerek galon başına 3,767 dolara geriledi.

Geçen hafta içinde fiyatların düştüğü diğer eyaletler arasında New Jersey, Virginia, Arizona, California, North Carolina, Nevada, Wisconsin, Louisiana, New Mexico, Texas, West Virginia, Georgia ve Rhode Island yer alıyor. New Jersey hariç, bu eyaletlerdeki fiyat düşüşleri beş sentin altında kaldı.

Öte yandan, çoğunluğu Orta Batı’da bulunan 13 eyalette, eyalet genelindeki benzin ortalamaları galon başına en az 10 sentlik bir artış gösterdi.

Hawaii, benzin fiyatlarının 2022’de görülen seviyelere ulaştığı ve bu seviyeleri aştığı tek eyalet olmayı sürdürüyor. Cumartesi günü eyalet genelindeki ortalama 5,649 dolara ulaşarak yeni bir rekor kırdı.

Dizel fiyatları söz konusu olduğunda ise Hawaii, bu ay dizel fiyatlarının 2022 rekorlarını kırdığı dokuz eyaletten biri olarak öne çıkıyor. Eyalet, pazar günü itibarıyla galon başına 7,099 dolarlık ortalama fiyatla yeni bir rekora ulaştı.

California, Washington, Nevada, South Carolina, Texas, North Carolina ve Arizona gibi diğer eyaletlerde dizel fiyatları, geçen ayki rekor seviyelerden bu yana iyileşme gösterdi. Florida, 2 Nisan’da fiyatların galon başına 5,82 dolara ulaşmasıyla, dizel için tarihsel olarak en yüksek eyalet ortalamasını kaydeden ilk eyalet olmuştu.

Virginia, Louisiana, Maryland ve Mississippi’deki pompa fiyatları, 2022’de görülen rekor maliyetlerin 10 sentlik sınırında bulunuyor.

Eyalet akaryakıt vergileriyle ilgili olarak, Georgia geçen ay akaryakıt vergisini 60 gün süreyle askıya alırken, Indiana‘da bu vergi 30 gün süreyle durduruldu. Utah‘ta ise valinin bu yılın başlarında imzaladığı bir yasa tasarısı kapsamında akaryakıt vergisi birkaç ay boyunca düşürülecek, ancak bu uygulama 1 Temmuz’a kadar yürürlüğe girmeyecek.

West Virginiadaki bazı milletvekilleri geçen hafta eyaletin akaryakıt vergisini kesmek için özel bir oturum çağrısında bulundu.

Yerel haber kaynaklarına göre, Maryland‘deki Cumhuriyetçi milletvekilleri 30 günlük bir akaryakıt vergisi tatili bekliyordu ancak ilgili yasa tasarısı hiçbir zaman sunulmadı. Florida, Pennsylvania ve South Carolina milletvekilleri de akaryakıt vergisinin askıya alınması yönünde baskı yaptı.

California, New York ve Oregon‘daki milletvekilleri de yerel akaryakıt vergilerinin askıya alınması için girişimlerde bulundu; ancak eyaletlerin valileri, pompa fiyatlarındaki yüksek seyirden Trump yönetimini sorumlu tutarak bu taleplere karşı çıktı.

Bu sırada Connecticut Valisi, kendi partisinin üst düzey liderlerinden karışık tepkiler alan bir aylık bir akaryakıt vergisi tatili önerisinde bulundu.

Akaryakıt vergileri genel olarak yolların ve köprülerin inşası, genişletilmesi ve onarımı için kullanılıyor.

Fonlar başka bir yerden kaydırılmadığı sürece, akaryakıt vergisinin askıya alınması, halihazırda bütçelendirilmiş olanlar da dahil olmak üzere ulaşım projeleri için daha az para ayrılması anlamına geliyor.

South Carolina’da eyalet akaryakıt vergisi yılda yaklaşık 800 milyon dolar sağlıyor ve bu kaynak, iki şeritli yollardaki güvenlik iyileştirmelerinden eyaletler arası kavşakların kapsamlı revizyonuna kadar yaklaşık 7 milyar dolarlık projenin finanse edilmesine yardımcı oluyor.

Cumhuriyetçi Vali Henry McMaster, vergi gelirlerinin kesilmesi durumunda büyük projelerin daha uzun süreceğinden ve daha maliyetli olacağından endişe duyduğunu belirtti.

McMaster, akaryakıt vergilerinin askıya alınmasını “bir tür düşünülmeden verilmiş ani tepki” olarak nitelendirerek reddetti.

Vali McMaster, “Hepsini daha da düşük seviyelerde görmek isteriz, ancak bu vergi, içinden para almamamız gereken bir kalemdir” şeklinde konuştu.

Amerika

Arjantin, ‘altın pasaport’ programına hazırlanıyor

Yayınlanma

Arjantin hükümetinin, devlet borçlarını ödemek amacıyla varlıklı yabancılara yatırım karşılığında vatandaşlık vermeyi planladığı bildirildi. İngiliz Financial Times gazetesinin haberine göre, program kapsamında yaklaşık 500 bin dolarlık bağış ya da 1 milyon dolarlık devlet tahvili alımı karşılığında pasaport verilmesi öngörülüyor.

Arjantin hükümeti, kamu borçlarını ödemek amacıyla varlıklı yabancı yatırımcılara vatandaşlık sağlayan yeni bir program başlatmaya hazırlanıyor.

İngiliz ekonomi gazetesi Financial Times’ın konuya vakıf iki kaynağa dayandırdığı haberine göre, söz konusu uygulamanın bu yıl içinde yürürlüğe girmesi planlanıyor.

Plana göre yabancı ülke vatandaşları, yaklaşık 500 bin dolarlık geri ödemesiz bağış karşılığında ya da yaklaşık 1 milyon dolar değerinde sıfır kuponlu devlet tahvili satın alarak Arjantin vatandaşlığı edinebilecek.

Kaynaklar, hükümetin hazırlık çalışmaları sürerken bu teknik detaylarda değişiklik yapabileceğini ifade ediyor.

Hükümet milyarlarca dolarlık kaynak sağlamayı hedefliyor

Buenos Aires yönetimi, bu program aracılığıyla önümüzdeki yıllarda vadesi gelecek kamu borçlarının geri ödenmesi için on milyarlarca dolarlık kaynak yaratmayı ümit ediyor.

2020 yılındaki borç yapılandırmasının ardından küresel sermaye piyasalarına henüz tam anlamıyla dönemeyen Arjantin, döviz rezervlerini güçlendirmek için farklı alternatifler arıyor.

Yaklaşık 46 milyon nüfuslu Arjantin, yatırım karşılığı vatandaşlık sunan en büyük ülkelerden biri olmaya aday görünüyor.

Arjantin pasaportu, hamiline dünya genelinde yaklaşık 170 ülkeye vizesiz seyahat imkanı tanıyor. Sektör temsilcileri, ülkelerindeki siyasi kutuplaşma ve vergi tartışmalarından rahatsızlık duyan ABD ve Avrupa vatandaşlarının bu programa ilgi gösterebileceğini öngörüyor.

Uygulama, Devlet Başkanı Javier Milei liderliğindeki hükümetin, ülkenin dış dünyadaki algısını yeniden şekillendirme çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Arjantin’de geçmiş dönemlerde uygulanan servet vergileri ve kronik ekonomik belirsizlikler, yerli sermayedar kesimin yatırımlarını yurt dışına taşımasına yol açmıştı.

Diğer yandan, vatandaşlık kurallarında yapılacak olası değişiklikler ülke içinde hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor.

Arjantin hükümetinin geçen yıl vatandaşlık edinme kurallarında yaptığı bazı düzenlemeler, yasa değişikliklerinin yalnızca parlamento yetkisinde olduğunu belirten muhalif kesimlerin konuyu yargıya taşımasına neden olmuştu.

FT’ye değerlendirmede bulunan göçmenlik hukuku uzmanı avukat Paula Carello, böyle bir uygulamanın ülkenin güvenliği ve uluslararası itibarı açısından taşıdığı risklerin, sağlayacağı mali faydalardan daha yüksek olduğunu belirtti.

Avrupa Birliği altın pasaport uygulamalarını kaldırıyor

Yatırım karşılığı vatandaşlık programları, küresel ölçekte de hukuki ve siyasi engellerle karşılaşıyor.

AB Adalet Divanı, 2025 yılında verdiği kararla Malta’nın yürüttüğü altın pasaport uygulamasının AB hukukunu ihlal ettiğine hükmetmiş ve ülkeyi bu uygulamayı sonlandırmaya zorunlu kılmıştı.

Daha önce de Brüksel’in baskıları sonucunda Bulgaristan ve Kıbrıs benzer programlarını tamamen iptal etmek zorunda kalmıştı.

Malta ise tamamen iptal yerine şartları zorlaştırarak vatandaşlık için öncelikle bir ila üç yıl arasında ikamet şartı getirmişti.

AB organları, bu tür uygulamaların yolsuzluk, kara para aklama ve vergi kaçakçılığı gibi ciddi güvenlik riskleri barındırdığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD sığınma başvurusu alımını tamamen durduruyor

Yayınlanma

ABD yönetimi, ülke dışındaki yabancı ülke vatandaşlarından gelen siyasi sığınma başvurularını kabul etmeyi tamamen durduruyor. Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller, sığınma arayanlar için Amerika’nın kapılarının tamamen kapandığını ve bu kişilerin başka ülkelere yönlendirileceğini açıkladı.

ABD, ülke sınırları dışındaki yabancı ülke vatandaşlarından gelen siyasi sığınma başvurularını kabul etmeyi fiilen durdurma kararı aldı.

USA Today gazetesinin haberine göre gelişmeyi duyuran Beyaz Saray Genel Sekreter Yardımcısı Stephen Miller, sığınma arayan kişiler için Amerika’nın kapılarının tamamen kapalı olduğunu ifade etti.

Miller, ABD’nin sığınma talebinde bulunan kişileri diğer ülkelere yönlendireceğini belirtti. Güneybatı sınırından yapılan tüm sığınma başvurularının asılsız olduğunu savunan Miller, başvuru sahiplerinin büyük kısmının ya suçlulardan ya da sosyal yardımlardan faydalanmak isteyen göçmenlerden oluştuğunu kaydetti.

Stephen Miller tarafından yapılan bu açıklama, Federal Yüksek Mahkeme’nin Meksika üzerinden ülkeye gelen göçmenlere yönelik sığınma kurallarını katılaştıran kararının hemen ardından geldi.

Yüksek Mahkeme, 25 Haziran tarihinde üç muhalif oya karşı altı oyla aldığı kararda, federal makamların Meksika sınırındaki geçiş noktasına gelen ancak henüz ABD sınırını fiilen geçmemiş yabancıların sığınma başvurularını incelemekle yükümlü olmadığına hükmetti.

Mahkeme, bir kişinin ABD’ye gelmiş sayılması için sınırı fiziki olarak geçmiş olması gerektiğine işaret etti.

Kararı kaleme alan Yargıç Samuel Alito, hükmün gerekçesini açıklarken, “Bir misafir, kapıyı yalnızca çalmışsa eve girmiş sayılmaz” benzetmesini yaptı.

Yüksek Mahkeme, Göçmenlik ve Vatandaşlık Yasası’nın Meksika’da bulunan bir yabancıya sığınma başvurusu yapma hakkı tanımadığı gibi göçmenlik memurlarını da bu kişilere yönelik inceleme yapmaya mecbur bırakmadığına karar verdi.

Çoğunluğun kararına karşı çıkan Yargıç Sonia Sotomayor ise bu hükmü eleştirdi. Sotomayor, kararın, ABD’de fiziki olarak bulunan veya ülkeye gelen herkesin sığınma başvurusunda bulunmasına olanak tanıyan yasanın özüyle çeliştiğini dile getirdi.

Sotomayor, “Bu karar neticesinde çok sayıda insan hayatını kaybedecek” uyarısını yaptı.

Aynı gün Federal Yüksek Mahkeme, Başkan Donald Trump yönetiminin ABD’de yasal dayanağı olmaksızın bulunan Suriye ve Haiti vatandaşlarına yönelik Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) sonlandırmasına da onay verdi.

Trump yönetimi, Suriye ve Haiti’den gelen 356 bin göçmenin TPS statüsünü iptal etme sürecini başlattı. Gelişme üzerine Stephen Miller, bu kişilere bir an önce ülkelerine dönme çağrısı yaptı.

Göç politikasının katılaştırılması, Donald Trump yönetiminin en büyük projeleri arasında yer alıyor. Göreve başlama gününde ABD’nin güney sınırında acil durum ilan eden Trump; ülkeye giriş, mülteci statüsü elde etme ve vatandaşlık kazanma kurallarını zorlaştırdı.

Bu süreçte ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) tarafından geniş kapsamlı operasyonlar ve yasadışı göçmenlerin kitlesel olarak sınır dışı edilmesi işlemleri başlatıldı.

Donald Trump, Kasım 2025’te yaptığı açıklamada, ABD sisteminin kendini toparlamasına imkan tanımak amacıyla üçüncü dünya ülkelerinden gelen göçü tamamen durdurma niyetinde olduğunu beyan etmişti.

Trump, yönetimin göçmenlere yönelik sosyal yardımları kaldırmak istediğini ve yetkililerin ülke güvenliği için tehdit olarak gördüğü milyonlarca yasadışı göçmeni sınır dışı etmeye kararlı olduğunu açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Silikon Vadisi yapay zeka adımları nedeniyle Trump’a tepkili

Yayınlanma

Donald Trump yönetiminin yapay zeka sektörünü kontrol altına alma yönündeki agresif ve öngörülemez adımları, seçim sürecinde Cumhuriyetçileri destekleyen teknoloji devlerinde hoşnutsuzluğa yol açıyor. Politico’nun haberine göre sektör temsilcileri, demokratların aşırı düzenleme getireceği endişesiyle destekledikleri Trump karşısında, şimdi Joe Biden döneminin kurallarına özlem duyuyor.

ABD başkanlık seçimlerinde, Demokrat Parti’nin yapay zeka alanına aşırı kısıtlamalar getireceği endişesiyle Cumhuriyetçi aday Donald Trump’ı destekleyen Silikon Vadisi şirketleri, Beyaz Saray’ın yeni dönemdeki hamlelerinden memnuniyet duymuyor.

Politico’nun konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Beyaz Saray’ın yapay zeka sektörünü kontrol altına alma yönündeki agresif ve öngörülemez girişimleri, sektör genelinde eski Başkan Joe Biden döneminin daha dengeli yaklaşımına yönelik bir nostalji dalgası yaratıyor.

Yapay zeka alanında faaliyet gösteren bir şirketin üst düzey yöneticisi, yeni modellerin pazara sunulması sürecinde hükümetin çıkardığı engelleri eleştirerek “Bu durum, fiili olarak Avrupa tarzı bir lisanslama rejimine benziyor” ifadelerini kullandı.

OpenAI yöneticilerinden biri de sektörün resmi makamlardan netlik beklediğini kaydetti.

Ancak Politico’nun haberinde, teknoloji şirketlerinin ihracat kontrolleri ya da daha sert yaptırımlarla karşı karşıya kalmamak adına Beyaz Saray’dan açıklama talep etmekten çekindiği aktarılıyor.

Yapay zeka politikaları alanında çalışan bir danışman, şirketlerin durumunu “Sanki çok ince bir buz tabakası üzerinde yürüyorlar” sözleriyle tanımlıyor.

Yönetimden yeni kontrollere tabi tutma talebi

Haziran ayı başında Beyaz Saray, yapay zeka modeli geliştiricilerinin yeni ürünlerini piyasaya sürmeden 30 gün önce gönüllü olarak hükümet denetimine sunmasını öngören bir kararname imzaladı.

Bloomberg’in haberine göre OpenAI Üst Yöneticisi (CEO) Sam Altman, şirketin yeni modeli GPT-5.6’yı geniş kitlelerin kullanımına açmadan önce yalnızca sınırlı sayıdaki ortağıyla paylaşmasının hükümet tarafından talep edildiğini çalışanlarına bildirdi.

Yetkililerin en gelişmiş modellerin kapasitelerinden giderek daha fazla endişe duyduğunu belirten Altman, resmi makamların güvenlik ve kısıtlama yönündeki pozisyonlarına katılmasalar dahi şirket olarak Cumhuriyetçi yönetimle her konuda işbirliği yapmak zorunda olduklarını vurguladı.

Söz konusu modelin ilk aşamada Amazon Bedrock platformu üzerinden yalnızca 20 ortağın erişimine sunulacağı belirtiliyor.

Beyaz Saray, OpenAI’ın yeni modelini kısıtladı

Sektördeki kısıtlamalar yalnızca OpenAI ile sınırlı kalmıyor. Yapay zeka girişimlerinden Anthropic, ulusal güvenlik gerekçesiyle yabancı uyruklu kişilerin erişiminin engellenmesi yönündeki hükümet talimatının ardından, en gelişmiş iki ürünü Mythos 5 ve Fable 5’e yurt dışından erişimi tamamen durdurdu.

Daha sonra Reuters’ın aktardığı bilgilere göre Anthropic, resmi makamların ulusal güvenlik risklerine dayanan kısıtlama kararını kısmen esnetmesiyle Claude Mythos 5 modeline güvenilir bulunan 100’den fazla ABD’li kuruluş ve şirketin erişebileceğini duyurdu.

Beyaz Saray Sözcüsü Liz Houston konuya ilişkin yaptığı açıklamada “Başkan Trump, ABD’nin yapay zeka ve diğer öncü teknolojilerdeki küresel liderliğini koruma hedefini açık ve net bir şekilde defalarca dile getirdi. Başkan Trump ve tüm yönetim, Amerika’nın dünyanın lider inovasyon merkezi konumunu güçlendirmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

Biden yönetiminin eski teknoloji danışmanlarından Saif Khan ise Trump ekibinin adımlarını aşırı olarak nitelendirdi. Khan, mevcut durumu “Kararların neredeyse hislere dayanarak alındığı, neyin onaylanıp neyin onaylanmayacağının belirsiz olduğu şeffaf olmayan bir sistemle karşı karşıyayız” sözleriyle eleştirdi.

Bu yeni yaklaşımın yapay zeka sektörüne, Biden döneminde planlanan ve belirli ülkelere yönelik çip ile model ağırlıklarını kapsayan ihracat kontrollerinden çok daha büyük zarar verdiğini belirten Khan, mevcut uygulamaların yeni ürünlerin piyasaya sürülmesinde neredeyse tam bir duraklamaya yol açtığını kaydetti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English