Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de milletvekillerine personel ile ilişki yasağı getirilmesi gündemde

Yayınlanma

ABD Kongresi, milletvekillerine yönelik cinsel taciz iddiaları ve çalışanlarla yaşanan rızaya dayalı ilişkilerin ortaya çıkmasının ardından etik kurallarını ve çalışma kültürünü yeniden tartışmaya açtı. Cumhuriyetçi ve Demokrat milletvekilleri, güç dengesizliğini önlemek amacıyla temsilciler ile Kongre personeli arasındaki romantik ilişkilerin tamamen yasaklanmasını da içeren çeşitli reform adımlarını değerlendiriyor.

ABD Kongresi, milletvekillerine yönelik cinsel taciz iddialarının yanı sıra milletvekilleri ile çalışanlar arasındaki rıza dayalı ilişkilerin ortaya çıkmasının ardından hesap verebilirlik ve çalışma kültürü konularını yeniden gündemine aldı.

Her iki partiden milletvekilleri, güç dinamiklerini ele almak amacıyla temsilciler ile çalışanlar arasındaki romantik ilişkilerin tamamen yasaklanması da dahil olmak üzere olası reformları değerlendiriyor.

Mevcut Temsilciler Meclisi kurallarına göre milletvekillerinin yalnızca kendi doğrudan denetimleri altındaki çalışanlarla ve görev yaptıkları komisyonların personeliyle ilişki yaşaması yasaklanıyor. Bu durum, diğer ofislerde görev yapan yardımcılarla yaşanan ilişkilerin büyük ölçüde düzenleme dışında kalmasına yol açıyor.

Yeniden başlayan tartışmalar, New York Post gazetesinin Demokrat Senatör Ruben Gallego’nun Temsilciler Meclisi’nde görev yaptığı dönemde başka Kongre ofislerinde çalışan iki yardımcıyla rıza dayalı ilişki yaşadığına dair haberinin ardından hız kazandı.

Gallego haberi “dedikodu” diyerek reddederken, Temsilciler Meclisi’ndeki çok sayıda Cumhuriyetçi kadın milletvekili reform çağrısında bulundu.

Temsilciler Meclisi Cumhuriyetçi Konferansı Başkanı Cumhuriyetçi Temsilci Lisa McClain, X sosyal platformunda yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Senatör Ruben Gallego hakkındaki son New York Post haberinin ardından, üyelerin Kongre personeliyle romantik veya cinsel ilişki yaşamasını yasaklayan bir kural getirilmesi çağrısında bulunuyorum. Bir ilişki rıza dayalı olsa bile, güveni sarsabilecek ve uygunsuzluk algısı yaratabilecek doğal bir güç dengesizliği vardır. Amaç personeli korumak ve kuruma olan güveni sürdürmek olmalıdır.”

Son baskılar, bu yılın başlarında eski Temsilciler Meclisi üyeleri Demokrat Eric Swalwell ve Cumhuriyetçi Tony Gonzales’in istifa etmesine yol açan ve ilk değişiklik çağrılarını başlatan cinsel taciz iddialarına ilişkin tepkilerin ardından geldi.

Temsilciler Meclisi Başkanı Cumhuriyetçi Mike Johnson, geçen hafta gazetecilere yaptığı açıklamada, üyelerin herhangi bir Kongre personeliyle ilişki yaşamasının yasaklanmasını destekleyeceğini söyledi.

Johnson, “Bunun herhangi bir durumda kabul edilebilir olabileceğine inanamıyorum” diyerek şunları ekledi:

“Kongre üyelerinin, onların astlarının ve çalışanlarının bulunduğu bir konumdasınız. Her çalışma yerinde olduğu gibi bunun da uygunsuz olduğunu düşünüyorum, zaten şirketlerin çoğunda bu kural var.”

Demokrat Kadınlar Grubu Başkanı Temsilci Teresa Leger Fernández ve Cumhuriyetçi Kadınlar Grubu Başkanı Temsilci Kat Cammack, iş yerinde cinsel tacizle mücadele amacıyla Mayıs ayında partiler üstü bir çalışma grubu oluşturdu.

Fernández bu hafta The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Kongre bir çalışma yeridir, bir arkadaşlık uygulaması değil” dedi. Fernández sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kongre üyelerinin herhangi bir personelle çıkmasının yasaklanması, partiler üstü reform müzakerelerimizin ana odağı olmuştur ve olmaya devam edecektir. Sadece genç çalışanları korumakla kalmayıp Kongre’deki kültürü de değiştirecek bu yasağı kabul etmeyi ve daha büyük reform tedbirlerini yürürlüğe koymayı sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Buna karşın izlenecek yol belirsizliğini koruyor.

Cumhuriyetçi Temsilci Jeff Crank, geçen hafta üyelerin “ilişki önce Temsilciler Meclisi Etik Komisyonuna bildirilmediği sürece” herhangi bir Temsilciler Meclisi çalışanıyla ilişki yaşamasını yasaklayan bir yasa tasarısı sundu. Bu karar tasarısı mevcut Temsilciler Meclisi kurallarını korumaya devam ediyor.

Ancak Demokrat Kadınlar Grubu, X üzerinden Crank’e tepki göstererek tasarının “gerçek bir yasak” olmadığını savundu.

Grup paylaşımında, “Sorunu çözmeden manşet almaya çalışıyorsunuz. Bu konu üzerinde çalışan kadınlarla konuşsaydınız belki doğru şekilde yapabilirdiniz. Gerçekten bir şeyler yapacak olan yasa tasarımıza desteğinizi bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.

Bu sırada Cammack, MeidasTouch’tan Pablo Manríquez’e yaptığı açıklamada, “Kongre’deki tuhaf kültürü temizlemek için çaba gösteren herkesin çabasının kayda değer olduğunu” söyledi.

Cammack şöyle konuştu:

“Bunu ortaya koyduğu için kendisini takdir ediyorum. Bu konuda onunla çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz. Tekrar ediyorum, insanlar kimin takdir toplayacağıyla daha az, işin yapılmasıyla daha çok ilgilenseydi, çok daha ileride olurduk. Temsilci Crank’in devreye girip bu sorunun çözümüne yardımcı olmak için gerçekten iyi niyetli bir çaba gösterdiğini düşünüyorum.”

Cammack, kızını Kongre’de çalışmaya gönderme konusunda kendisini “rahat” hissetmeyeceğine dair beyanıyla da dikkat çekti.

Cammack, “Bunun değiştiğini hissedene kadar, Kongre’yi çalışmak için güvenli bir yer haline getirmenin yollarını bulmak amacıyla devam edeceğiz” dedi.

Diğer milletvekilleri de cinsel taciz iddialarının daha hızlı incelenmesi ve ele alınması için Temsilciler Meclisi Etik Komisyonunun bildirim ve soruşturma sürecinin yeniden düzenlenmesi dahil ek değişiklikler yapılması çağrısında bulundu.

Gonzales ve Swalwell’in istifası için baskı yapan Cumhuriyetçi Temsilci Anna Paulina Luna, The Hill’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bence en önemli şey, bildirim prosedürünün ve soruşturmaların belirli bir süre içinde yürütülmesi ve hızlandırılması gerektiğidir. Özellikle de örneğin bir çalışanın, üyenin tekrarlanan ve reddedilen tekliflerinin ardından kendisini yakarak intihar ettiği durumlar yaşandığında bu şarttır.”

Gonzales, daha sonra intihar ederek yaşamına son veren bir çalışanla evlilik dışı ilişki yaşadığını kabul etmişti. Gonzales, emeklilik dilekçesini Nisan ayında sundu.

Swalwell de birden fazla kadının kendisini cinsel saldırı ve cinsel tacizle suçlamasının ardından Nisan ayında Kongre’den ayrıldı. Saldırı ve taciz iddialarını reddeden Swalwell, “muhakeme hataları” nedeniyle özür diledi.

Luna, “Seçmenler göreve kimi seçtiklerini bilmelidir. İnsanlar hakkında soruşturma varsa, seçmenlerin bu kişilerin alenen yolsuzluğa bulaşıp bulaşmadığını bilmesi için bu raporların özellikle seçim dönemlerinden önce hızlandırılması ve tamamlanması gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

Luna ve Demokrat Temsilci Ro Khanna, Salı günü “Kampanya Fonlarıyla Örtbas Etmeye Son Yasası” olarak adlandırılan bir yasa tasarısı sundu. Tasarı, federal adayların ve görevde bulunanların cinsel saldırı, cinsel istismar veya cinsel taciz iddialarıyla ilgili masrafları ödemek için kampanya fonlarını veya hukuki gider hesaplarını kullanmalarını yasaklamayı hedefliyor.

Johnson’ın Kongre’de ortaya çıkan cinsel taciz iddialarını ele alma konusunda yeterli çabayı gösterip göstermediği sorulduğunda Luna, “Gonzales’e yeniden aday olmaması çağrısında bulundu, bu yüzden elinden gelenin en iyisini yaptığını düşünüyorum” dedi.

Luna sözlerini şöyle tamamladı:

“Ancak kendi adıma, daha fazla üyenin daha açık olması gerektiğini düşünüyorum ve bu konulardaki sessizliğin korkaklık olduğuna inanıyorum.”

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

Yayınlanma

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.

ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.

29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.

Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.

Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.

Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.

Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.

Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.

F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.

Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.

Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.

Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.

Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.

Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.

İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.

Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.

Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.

Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.

Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English