Bizi Takip Edin

Diplomasi

ABD’den Japonya’ya “Kuril” desteği

Yayınlanma

ABD’nin Tokyo Büyükelçisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ziyaret ettiği Kuril adaları üzerindeki Japonya’nın egemenliğini tanıdıklarını belirtti.

George Glass, X platformunda yaptığı paylaşımda, “ABD, en önemli müttefikine verdiği desteği ve Kuzey Toprakları üzerindeki Japonya’nın egemenliğini tanıma konusundaki tutumunda sarsılmazdır,” dedi.

“Kuzey Toprakları”, Putin’in perşembe günü ilk kez ziyaret ettiği Kuril Adaları’nın Japonca adı.

Glass şöyle devam etti:

“ABD-Japonya İttifakı’nın Hint-Pasifik bölgesinde refahı artırmaya adanmış olduğu bir dönemde, barış ve istikrarı zedeleyen her türlü eyleme şiddetle karşı çıkıyoruz.”

Rusya-Japonya ilişkileri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda 1945 yılında Sovyetler Birliği tarafından ele geçirilen bu adalar nedeniyle uzun süredir gergin.

Putin’in ziyareti, 2010’da Dmitri Medvedev’den bu yana bir Rus liderin yaptığı ilk ziyaret oldu.

Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi, “Kuzey Toprakları, hem tarihsel olarak hem de uluslararası hukuk açısından Japonya topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır,” dedi.

Japonya Dışişleri Bakanlığı, Rusya büyükelçisini çağırdı.

Rusya’nın Japonya Büyükelçiliği, büyükelçinin adaların “Rusya Federasyonu’nun ayrılmaz bir parçası” olduğunu ve Putin’in buraya yaptığı gezinin “yabancı devletlerle tartışılacak bir konu” olmadığını belirttiğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü Shirin Yaseen, “Bu, üye devletler arasındaki ikili bir mesele,” dedi.

Diplomasi

ABD Kongre üyeleri Vatikan’da Papa ile görüştü

Yayınlanma

Bir ABD Temsilciler Meclisi heyeti, yapay zeka konusunu görüşmek üzere Vatikan’da Papa XIV. Leo’nun da yer aldığı yetkililerle görüştü.

POLITICO’da yer alan habere göre heyette dokuz Kongre üyesi yer aldı. Ziyaret, Temsilciler Meclisi Çin Komünist Partisi Özel Komitesi tarafından koordine edildi.

Komite üyesi Cumhuriyetçi Temsilci Dan Newhouse ve panelin en üst düzey Demokrat üyesi Kaliforniya Temsilcisi Ro Khanna, geziye öncülük etti.

Ziyaretin doğrulandığı bir röportajda Khanna, tartışma konularının arasında din özgürlüğü, yapay zekanın iktisadi ve jeopolitik riskleri ile daha geniş kapsamlı etik ve varoluşsal etkilerin yer aldığını söyledi.

Görüşmeler, “insan onuru ve eşitlik” olmak üzere iki temel ilke üzerine odaklandı:

“İnsan onuru, insanların sağlık, mali durum, bireysel özgürlük ve kamu hizmetlerini ilgilendiren tüm önemli kararların sorumluluğunu üstlenmeleri gerektiği anlamına gelir.”

Silikon Vadisi’nden gelen Demokrat siyasetçi, bu bağlamda eşitliğin, otomasyonun kitlesel işsizliğe yol açmasını önlemek ve yapay zekanın insanları sosyal hizmetlerden dışlamak için kullanılamayacağından emin olmak anlamına geldiğini belirtti.

Khanna, bunun aynı zamanda “birkaç milyarderin veriler ve algoritmalar hakkında kararlar alabileceği” bir güç yoğunlaşmasına karşı koruma sağlamak anlamına da geldiğini ifade etti.

Vatikan, toplantı hakkındaki yorum talebine yanıt vermedi. Fakat Papa Leo, bu teknolojiye özel bir ilgi göstermiş ve mayıs ayında yayınladığı bir genelgede, yapay zeka geliştikçe ülkelere “insanlığı korumaları” çağrısı yapmış; etik koruma önlemleri alınmazsa bu teknolojinin eşitsizliği derinleştirebileceği, sosyal dokuyu yıpratabileceği ve ahlaki sorumluluğu aşındırabileceği uyarısında bulunmuştu.

Bu arada Kongre, onlarca yapay zeka tasarısı sundu ve birkaç oturum düzenledi fakat bu teknolojiyi düzenleyecek kapsamlı bir federal çerçeve üzerinde anlaşmaya varamadı.

Papa, daha önce en son teknoloji yapay zeka geliştirme konusunda küresel yarışı sert ifadelerle ele almıştı.

ABD, Çin ve diğer güçler üstünlük için rekabet ederken, Papa, “giderek daha güçlü teknolojiler geliştirme ya da bunlar üzerinde kontrol sağlama yönündeki insanlıktan uzak hırs”a karşı uyarıda bulunmuş ve teknolojik üstünlüğü korumaya ya da ele geçirmeye çalışan “karşıt emperyalizmler” arasındaki bir rekabet tanımlamıştı.

Khanna, POLITICO’ya verdiği demeçte, şirketleri insan işgücü istihdamına teşvik etmek amacıyla otonom yapay zeka ajanlarının kullanımına vergi getirecek bir yasa tasarısı sunmayı planladığını söyledi.

Grup ayrıca, yapay zekanın insan ölüm oranı üzerindeki etkilerini ve insan bilgisinin sınırlarını da tartıştı.

Toplantıların ardından, Khanna, OpenAI, Anthropic, Meta, Google, Microsoft, Apple, Nvidia ve Amazon’un üst düzey yöneticilerine mektuplar göndererek, teknolojilerini insan onuru ve eşitlik ilkeleriyle nasıl uyumlu hale getirmeyi planladıklarını sordu.

Bir OpenAI sözcüsü, POLITICO’ya, yapay zeka şirketinin güvenliğe olan bağlılığını ve teknolojiden elde edilen faydaların adil bir şekilde dağıtılmasını sağlama taahhüdünü özetleyen önceki politika belgelerine işaret etti. Diğer şirketler ise yorum taleplerine yanıt vermedi.

Kongre üyeleri, Çin’in artan küresel etkisini tartışmak üzere Berlin’e gittiler; ardından Vatikan ziyaretleri sırasında ve birkaç gün sonra İtalyan hükümet yetkilileriyle yaptıkları toplantılarda bu konuyu ele aldılar.

Khanna ve Newhouse’un yanı sıra, Temsilciler Diana DeGette (Demokrat), Buddy Carter (Cumhuriyetçi), John Rutherford (Cumhuriyetçi), Randy Feenstra (Cumhuriyetçi), Shontel Brown (Demokrat), Jill Tokuda (Demokrat) ve Raja Krishnamoorthi (Demokrat) de tartışmalara katıldı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

5 AB ülkesi Uganda ile “geri dönüş” anlaşması istiyor

Yayınlanma

Beş AB ülkesi, AB’de sığınma başvurusu reddedilen kişiler için bir mülteci geri dönüş merkezi açmak üzere Uganda ile görüşmeleri sürdürüyor.

Öte yandan Avrupa Komisyonu bu sürece dahil olmadığını duyurdu.

“Bu merkezlerle ilgili görüşmelere dahil değiliz,” diyen Komisyon sözcüsü Guillaume Mercier, Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, Almanya, Avusturya, Hollanda, Danimarka ve Yunanistan’ın öncülüğündeki bir girişim kapsamında Uganda ile yürütülen görüşmelerin ileri bir aşamada olduğu yönündeki haberlere değindi.

AB’nin geri dönüş yönetmeliği, bloğun AB dışında “geri dönüş merkezleri” kurulması konusunda müzakere etmesine izin verse de, tüm AB ülkeleri bu merkezleri desteklemiyor.

Fransa ve İspanya başlıca muhalifler arasında yer alıyor.

Uganda konusunda ise beş ülke, Kampala’daki yetkililerle ikili müzakereler yürütüyor.

Yeni AB kuralları kapsamında göçmenlere ‘geri dönüş merkezleri’ yolda

Beş ülkenin göç bakanları ise müzakerelerdeki ilerlemeyi değerlendirmek üzere 4 Eylül’de Kopenhag’da bir araya gelecek.

Tartışılan önerinin kapsamı, geçen yıl Kampala ile Hollanda hükümeti arasında imzalanan bir Mutabakat Zaptı’na benziyor gibi görünüyor.

Yetkililer, planın AB ülkelerinde sığınma başvuruları halihazırda reddedilmiş olan 10.000’e kadar göçmeni barındıracak bir merkez kurulması olduğunu belirttiler.

Yetkililer, birçok göçmenin Uganda’da kalmak yerine menşe ülkelerine gönüllü olarak dönmeyi tercih edeceğini umuyorlar.

Merkez, başlangıçta bir pilot program olarak faaliyet gösterecek ve ilk vardıkları ülkelerde sığınma başvuruları halihazırda reddedilmiş 5.000 ila 10.000 göçmeni barındıracak.

Plan, kabul merkezlerinde sorun çıkaran yetişkin erkeklerin seçilmesini öngörüyor ve çocukları kapsamıyor.

Teknik ekiplerin, son görüşmeler için ay sonuna kadar Afrika’ya gitmeleri bekleniyor.

Ruanda hâlâ başlıca alternatif seçenek olarak öne çıkarken, daha önce değerlendirilen Kenya’nın seçenekler arasından çıkarılmış olduğu görülüyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Apple, Alibaba’nın desteğiyle Çin pazarı için kendi yapay zekâ modelini eğitti

Yayınlanma

Konuya aşina üç kişinin verdiği bilgiye göre Apple, özellikle Çin pazarı için büyük bir dil modeli eğitti. Bu adım, iPhone üreticisinin ülkedeki yapay zekâ özelliklerini çalıştırmak için üçüncü taraf modellere dayanma stratejisinden bir sapma anlamına geliyor.

Reuters’a konuşan kaynaklar, yapay zekâ modelinin Alibaba Group ile ortaklaşa geliştirildiğini ve Çinli teknoloji devinin desteğiyle eğitildiğini söyledi. Bilgilerin hassas ve kamuya açık olmaması nedeniyle kaynaklar isimlerinin açıklanmasını istemedi.

Apple’ın Çin’e özgü kendi modelini eğittiği daha önce haberleştirilmemişti. Şirket daha önce, üretken yapay zekâyı Çin’de satılan iPhone ve diğer cihazlara getirmek için yerli ortakların modellerini kullanmaya yönelmişti. Apple’ın kendi teknolojisiyle birlikte ABD pazarında kullandığı Anthropic’in Claude’u ve OpenAI’ın ChatGPT’si gibi ABD menşeli modeller Çin’de kullanılamıyor.

Kaynaklara göre şirketin yapay zekâ araçları paketi Apple Intelligence’ın, iOS işletim sistemine yapılacak bir güncellemenin ardından önümüzdeki aylarda Çin’de kullanıma sunulması bekleniyor.

Apple’ın Çin’e özel kendi modeline sahip olması, şirkete en rekabetçi denizaşırı pazarında sunduğu yapay zekâ deneyimi üzerinde daha fazla kontrol sağlayacak. Apple, yapay zekâ özellikli telefonlarda hızla ilerleyen Huawei gibi yerli rakiplerine karşı Çin’de pazar kaybetmiş durumda.

Apple’ın planladığı kullanıma sunma modeli, yabancı bir şirket açısından Çin’de yapay zekâ uygulamalarında benzersiz bir çift kulvarlı strateji oluşturuyor. Bu yaklaşım, şirketin diğer birçok ABD’li teknoloji firmasının erişimini sınırlayan ağır düzenleyici engelleri aşmasına imkân verebilir.

Bu aynı zamanda Apple’ı, Çin’de kendi geliştirdiği bir yapay zekâ modelini sunmak için Pekin’den onay alan ilk yabancı şirket haline getirecek. Böylece yapay zekâ konusunda ABD ile Çin arasındaki ticari ve diplomatik ayrışmanın giderek derinleştiği bir dönemde, iki ülkenin teknoloji şirketleri arasında nadir görülen bir işbirliği ortaya çıkmış olacak.

Düzenleyici engeller aşıldı ancak belirsizlik sürüyor

Bu adım, geçen ay sona eren uzun bir düzenleyici sürecin ardından geldi. Çin’in internet düzenleyicisi Çin Siber Uzay İdaresi, Apple’ın üretken yapay zekâ hizmetini kayda geçirerek Apple Intelligence’ın ilk kez Çin’deki iPhone’lara ulaşmasının önünü açtı.

Reuters’ın temmuz ayında bildirdiğine göre bu düzenleme kapsamında Alibaba’nın Qwen modeli, Çin’de satılan uyumlu iPhone, iPad, Mac ve Vision Pro modellerinde yer alacak Apple Intelligence sürümüne entegre edilecek. Hizmetin ayrıca Baidu teknolojisini de içermesi planlanıyordu.

Apple geçen hafta, Çin anakarasındaki uygun Mac kullanıcılarının Qwen’i şirketin Siri dijital asistanına ve Writing Tools özelliğine nasıl bağlayabileceklerini açıklayan Çince bir kılavuz yayımladı. Yalnızca Mac cihazlarına özgü bu düzenleme, Apple’ın Çin’deki yapay zekâ destekli PC pazarında rekabet etmesine yardımcı olabilirdi. Ancak Apple daha sonra herhangi bir açıklama yapmadan kılavuzu kaldırdı.

Alibaba’nın ABD’de işlem gören hisseleri, temmuz ayındaki kayıt haberinin ardından piyasa öncesi işlemlerde yaklaşık yüzde 4 yükseldi. Bu hareket, yatırımcıların söz konusu işbirliğinin Çin’in yapay zekâ ekosistemini yeniden şekillendirebileceğine ilişkin beklentilerini ortaya koydu.

Apple Çin’de yapay zekâdan destek bekliyor

Apple’ın Alibaba ile ortaklığı ilk kez Şubat 2025’te doğrulandı. Alibaba Yönetim Kurulu Başkanı Joe Tsai, Dubai’de düzenlenen World Governments Summit’te yaptığı açıklamada Apple’ın Çin’deki telefonlarına güç vermek için Çinli şirketin yapay zekâ teknolojisini kullanacağını söyledi.

Tsai o dönemde, “Çin’de bir dizi şirketle görüştüler. Sonunda bizimle iş yapmayı seçtiler,” dedi. Apple’ın özelliklerini Çin’in düzenlemelerine uyarlamaya çalışması nedeniyle kullanıma sunma süreci daha sonra ertelendi.

Çin, Apple’ın geleceği açısından kritik önemini koruyor ve şirketin gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Çin’de satılan iPhone’larda yapay zekâ özelliklerinin bulunmaması, tüketicilerin yerleşik yapay zekâ asistanları sunan yerli markalara yönelmesiyle birlikte satışları olumsuz etkileyen faktörlerden biri olarak gösterilmişti.

Apple’ın kendi eğittiği modelin üçüncü taraf Çinli modellerle birlikte tam olarak nasıl bir rol oynayacağı ve bu modellerin birbirleriyle nasıl çalışacağı ise henüz net değil.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English