Bizi Takip Edin

Diplomasi

5 AB ülkesi Uganda ile “geri dönüş” anlaşması istiyor

Yayınlanma

Beş AB ülkesi, AB’de sığınma başvurusu reddedilen kişiler için bir mülteci geri dönüş merkezi açmak üzere Uganda ile görüşmeleri sürdürüyor.

Öte yandan Avrupa Komisyonu bu sürece dahil olmadığını duyurdu.

“Bu merkezlerle ilgili görüşmelere dahil değiliz,” diyen Komisyon sözcüsü Guillaume Mercier, Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, Almanya, Avusturya, Hollanda, Danimarka ve Yunanistan’ın öncülüğündeki bir girişim kapsamında Uganda ile yürütülen görüşmelerin ileri bir aşamada olduğu yönündeki haberlere değindi.

AB’nin geri dönüş yönetmeliği, bloğun AB dışında “geri dönüş merkezleri” kurulması konusunda müzakere etmesine izin verse de, tüm AB ülkeleri bu merkezleri desteklemiyor.

Fransa ve İspanya başlıca muhalifler arasında yer alıyor.

Uganda konusunda ise beş ülke, Kampala’daki yetkililerle ikili müzakereler yürütüyor.

Yeni AB kuralları kapsamında göçmenlere ‘geri dönüş merkezleri’ yolda

Beş ülkenin göç bakanları ise müzakerelerdeki ilerlemeyi değerlendirmek üzere 4 Eylül’de Kopenhag’da bir araya gelecek.

Tartışılan önerinin kapsamı, geçen yıl Kampala ile Hollanda hükümeti arasında imzalanan bir Mutabakat Zaptı’na benziyor gibi görünüyor.

Yetkililer, planın AB ülkelerinde sığınma başvuruları halihazırda reddedilmiş olan 10.000’e kadar göçmeni barındıracak bir merkez kurulması olduğunu belirttiler.

Yetkililer, birçok göçmenin Uganda’da kalmak yerine menşe ülkelerine gönüllü olarak dönmeyi tercih edeceğini umuyorlar.

Merkez, başlangıçta bir pilot program olarak faaliyet gösterecek ve ilk vardıkları ülkelerde sığınma başvuruları halihazırda reddedilmiş 5.000 ila 10.000 göçmeni barındıracak.

Plan, kabul merkezlerinde sorun çıkaran yetişkin erkeklerin seçilmesini öngörüyor ve çocukları kapsamıyor.

Teknik ekiplerin, son görüşmeler için ay sonuna kadar Afrika’ya gitmeleri bekleniyor.

Ruanda hâlâ başlıca alternatif seçenek olarak öne çıkarken, daha önce değerlendirilen Kenya’nın seçenekler arasından çıkarılmış olduğu görülüyor.

Diplomasi

ABD’den Japonya’ya “Kuril” desteği

Yayınlanma

ABD’nin Tokyo Büyükelçisi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ziyaret ettiği Kuril adaları üzerindeki Japonya’nın egemenliğini tanıdıklarını belirtti.

George Glass, X platformunda yaptığı paylaşımda, “ABD, en önemli müttefikine verdiği desteği ve Kuzey Toprakları üzerindeki Japonya’nın egemenliğini tanıma konusundaki tutumunda sarsılmazdır,” dedi.

“Kuzey Toprakları”, Putin’in perşembe günü ilk kez ziyaret ettiği Kuril Adaları’nın Japonca adı.

Glass şöyle devam etti:

“ABD-Japonya İttifakı’nın Hint-Pasifik bölgesinde refahı artırmaya adanmış olduğu bir dönemde, barış ve istikrarı zedeleyen her türlü eyleme şiddetle karşı çıkıyoruz.”

Rusya-Japonya ilişkileri, İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda 1945 yılında Sovyetler Birliği tarafından ele geçirilen bu adalar nedeniyle uzun süredir gergin.

Putin’in ziyareti, 2010’da Dmitri Medvedev’den bu yana bir Rus liderin yaptığı ilk ziyaret oldu.

Japonya Başbakanı Sanae Takaiçi, “Kuzey Toprakları, hem tarihsel olarak hem de uluslararası hukuk açısından Japonya topraklarının ayrılmaz bir parçasıdır,” dedi.

Japonya Dışişleri Bakanlığı, Rusya büyükelçisini çağırdı.

Rusya’nın Japonya Büyükelçiliği, büyükelçinin adaların “Rusya Federasyonu’nun ayrılmaz bir parçası” olduğunu ve Putin’in buraya yaptığı gezinin “yabancı devletlerle tartışılacak bir konu” olmadığını belirttiğini açıkladı.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in sözcüsü Shirin Yaseen, “Bu, üye devletler arasındaki ikili bir mesele,” dedi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Apple, Alibaba’nın desteğiyle Çin pazarı için kendi yapay zekâ modelini eğitti

Yayınlanma

Konuya aşina üç kişinin verdiği bilgiye göre Apple, özellikle Çin pazarı için büyük bir dil modeli eğitti. Bu adım, iPhone üreticisinin ülkedeki yapay zekâ özelliklerini çalıştırmak için üçüncü taraf modellere dayanma stratejisinden bir sapma anlamına geliyor.

Reuters’a konuşan kaynaklar, yapay zekâ modelinin Alibaba Group ile ortaklaşa geliştirildiğini ve Çinli teknoloji devinin desteğiyle eğitildiğini söyledi. Bilgilerin hassas ve kamuya açık olmaması nedeniyle kaynaklar isimlerinin açıklanmasını istemedi.

Apple’ın Çin’e özgü kendi modelini eğittiği daha önce haberleştirilmemişti. Şirket daha önce, üretken yapay zekâyı Çin’de satılan iPhone ve diğer cihazlara getirmek için yerli ortakların modellerini kullanmaya yönelmişti. Apple’ın kendi teknolojisiyle birlikte ABD pazarında kullandığı Anthropic’in Claude’u ve OpenAI’ın ChatGPT’si gibi ABD menşeli modeller Çin’de kullanılamıyor.

Kaynaklara göre şirketin yapay zekâ araçları paketi Apple Intelligence’ın, iOS işletim sistemine yapılacak bir güncellemenin ardından önümüzdeki aylarda Çin’de kullanıma sunulması bekleniyor.

Apple’ın Çin’e özel kendi modeline sahip olması, şirkete en rekabetçi denizaşırı pazarında sunduğu yapay zekâ deneyimi üzerinde daha fazla kontrol sağlayacak. Apple, yapay zekâ özellikli telefonlarda hızla ilerleyen Huawei gibi yerli rakiplerine karşı Çin’de pazar kaybetmiş durumda.

Apple’ın planladığı kullanıma sunma modeli, yabancı bir şirket açısından Çin’de yapay zekâ uygulamalarında benzersiz bir çift kulvarlı strateji oluşturuyor. Bu yaklaşım, şirketin diğer birçok ABD’li teknoloji firmasının erişimini sınırlayan ağır düzenleyici engelleri aşmasına imkân verebilir.

Bu aynı zamanda Apple’ı, Çin’de kendi geliştirdiği bir yapay zekâ modelini sunmak için Pekin’den onay alan ilk yabancı şirket haline getirecek. Böylece yapay zekâ konusunda ABD ile Çin arasındaki ticari ve diplomatik ayrışmanın giderek derinleştiği bir dönemde, iki ülkenin teknoloji şirketleri arasında nadir görülen bir işbirliği ortaya çıkmış olacak.

Düzenleyici engeller aşıldı ancak belirsizlik sürüyor

Bu adım, geçen ay sona eren uzun bir düzenleyici sürecin ardından geldi. Çin’in internet düzenleyicisi Çin Siber Uzay İdaresi, Apple’ın üretken yapay zekâ hizmetini kayda geçirerek Apple Intelligence’ın ilk kez Çin’deki iPhone’lara ulaşmasının önünü açtı.

Reuters’ın temmuz ayında bildirdiğine göre bu düzenleme kapsamında Alibaba’nın Qwen modeli, Çin’de satılan uyumlu iPhone, iPad, Mac ve Vision Pro modellerinde yer alacak Apple Intelligence sürümüne entegre edilecek. Hizmetin ayrıca Baidu teknolojisini de içermesi planlanıyordu.

Apple geçen hafta, Çin anakarasındaki uygun Mac kullanıcılarının Qwen’i şirketin Siri dijital asistanına ve Writing Tools özelliğine nasıl bağlayabileceklerini açıklayan Çince bir kılavuz yayımladı. Yalnızca Mac cihazlarına özgü bu düzenleme, Apple’ın Çin’deki yapay zekâ destekli PC pazarında rekabet etmesine yardımcı olabilirdi. Ancak Apple daha sonra herhangi bir açıklama yapmadan kılavuzu kaldırdı.

Alibaba’nın ABD’de işlem gören hisseleri, temmuz ayındaki kayıt haberinin ardından piyasa öncesi işlemlerde yaklaşık yüzde 4 yükseldi. Bu hareket, yatırımcıların söz konusu işbirliğinin Çin’in yapay zekâ ekosistemini yeniden şekillendirebileceğine ilişkin beklentilerini ortaya koydu.

Apple Çin’de yapay zekâdan destek bekliyor

Apple’ın Alibaba ile ortaklığı ilk kez Şubat 2025’te doğrulandı. Alibaba Yönetim Kurulu Başkanı Joe Tsai, Dubai’de düzenlenen World Governments Summit’te yaptığı açıklamada Apple’ın Çin’deki telefonlarına güç vermek için Çinli şirketin yapay zekâ teknolojisini kullanacağını söyledi.

Tsai o dönemde, “Çin’de bir dizi şirketle görüştüler. Sonunda bizimle iş yapmayı seçtiler,” dedi. Apple’ın özelliklerini Çin’in düzenlemelerine uyarlamaya çalışması nedeniyle kullanıma sunma süreci daha sonra ertelendi.

Çin, Apple’ın geleceği açısından kritik önemini koruyor ve şirketin gelirlerinin önemli bir bölümünü oluşturuyor. Çin’de satılan iPhone’larda yapay zekâ özelliklerinin bulunmaması, tüketicilerin yerleşik yapay zekâ asistanları sunan yerli markalara yönelmesiyle birlikte satışları olumsuz etkileyen faktörlerden biri olarak gösterilmişti.

Apple’ın kendi eğittiği modelin üçüncü taraf Çinli modellerle birlikte tam olarak nasıl bir rol oynayacağı ve bu modellerin birbirleriyle nasıl çalışacağı ise henüz net değil.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İran: ABD ile geçici barış anlaşmasının yeniden canlandırılmasında ilerleme yok

Yayınlanma

Üst düzey bir İranlı kaynağa göre İran ile ABD, Körfez’deki savaşa kalıcı bir son verme çabalarında karşı karşıya gelmeye devam ediyor.

Reuters’a konuşan kaynak, haziran ayında varılan geçici anlaşmanın yeniden yürürlüğe konulması ve uygulanması için bir takvim belirlenmesine yönelik görüşmelerde hiçbir ilerleme sağlanmadığını söyledi.

Açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın salı günü bölgede deniz taşımacılığına yönelik yeni saldırıların ardından İran liderlerine karşı bir kez daha sert ifadeler kullanmasıyla geldi. Bu durum, krizin çözüme kavuşturulmasına yönelik umutlara bir darbe daha vurdu.

Haziran ayında varılan anlaşmada, “tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirildiği” ilan edilmişti. Ancak anlaşma kısa sürede çöktü. Trump, 7 Temmuz’da anlaşmanın “sona erdiğini” söylerken, İran Dışişleri Bakanlığı bir hafta sonra anlaşmanın “askıya alındığını” açıkladı.

ABD, İran’ı anlaşma kapsamında hayati önemdeki Hürmüz Boğazı deniz ulaşımını yeniden açma taahhüdünü yerine getirmemekle suçluyor. Tahran ise Washington’ın İran limanlarına uygulanan ablukanın kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması da dahil olmak üzere kendi taahhütlerinden geri adım attığını söylüyor.

İranlı kaynak, “Arabulucular üzerinden görüşülen konulardan biri, ABD’nin geçici anlaşmaya geri dönmesi ve taahhütlerin uygulanması için bir takvim belirlenmesi. Bu konuda kesinlikle hiçbir ilerleme sağlanmadı,” dedi.

Trump çarşamba günü ABD’nin Hürmüz Boğazı üzerinde “tam kontrole” sahip olduğunu iddia etti.

Ancak İran’ın su yolunu yönetmek üzere kurduğu Basra Körfezi Boğaz İdaresi, boğazın kapalı kalmaya devam ettiğini ve İran’ın koşulları kabul edilene kadar yeniden açılmayacağını açıkladı.

Trump, Truth Social platformunda, “İran sadece konuşuyor, icraat yok; artık Ortadoğu’nun Zorbası Değil,” ifadelerini kullandı.

Trump, çatışma boyunca bir yandan gerilimi tırmandırma tehditlerinde bulunurken diğer yandan bir barış anlaşmasının yakın olduğunu öne süren açıklamalar yaptı.

‘Uzatma söz konusu değil’

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıları başlatmasından bu yana, çoğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi çatışmalarda hayatını kaybetti.

İran ise Umman, Ürdün, Kuveyt, İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan dahil çeşitli ülkelerdeki ABD varlıklarını ve altyapısını hedef aldı.

Hazirandaki geçici ateşkes anlaşması, tarafların karşılıklı mutabakatıyla uzatılabilecek 60 günlük bir süre öngörüyordu. Bu süre içinde İran ile ABD’nin, Tahran’ın nükleer programını sınırlandıracak ve ABD yaptırımlarının kaldırılmasını sağlayacak nihai bir anlaşmaya ulaşması bekleniyordu.

İranlı kaynak, çarşamba günü Anadolu Ajansı’nın Pakistan hükümet kaynaklarına dayandırdığı ve tarafların söz konusu 60 günlük süreyi uzatma konusunda anlaştığını belirten haberi reddetti.

Kaynak Reuters’a, “Bir uzatma söz konusu değil çünkü İran’ın bakış açısına göre başlamış bir süre yok ve dolayısıyla uzatılacak bir şey de yok. ABD, geçici anlaşmayı varılmasından 48 saat sonra ihlal etti ve birkaç gün sonra anlaşmadan çekildi,” dedi.

Deniz taşımacılığına saldırılar

İran ile Umman arasında yer alan ve Körfez’in girişini oluşturan dar Hürmüz Boğazı, savaştan önce küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz akışının beşte birine ev sahipliği yapıyordu.

Gösterge niteliğindeki Brent petrol vadeli işlemleri, savaşın şubat ayında başlamasından bu yana sert yükseliş kaydetti ve varil başına 126 dolarla savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 75 üzerine çıktı. Dalgalı işlemler, Körfez’den petrol arzında yaşanabilecek kesintilere ilişkin endişeleri ve barış görüşmelerinden gelen değişken sinyalleri yansıttı.

Salı günü iki ayrı olayda, Babülmendep Boğazı’nda küçük bir yük gemisine yönelik Husiler tarafından gerçekleştirildiğinden şüphelenilen saldırıda dört mürettebat hayatını kaybetti. ABD ordusuna göre ayrıca bir ABD Donanması MH-60 helikopteri, Panama bayraklı bir yük gemisinin dümen tertibatını devre dışı bırakmak için iki Hellfire füzesi ateşledi.

Petrol fiyatları yükseldi ancak tahmin kuruluşlarının 2026 yılı petrol talebi beklentilerini aşağı çekmesinin ardından çarşamba günü dalgalı işlemlerde yataylaştı. Brent petrol vadeli işlemleri varil başına yaklaşık 88 dolardan, ABD Batı Teksas tipi ham petrolü (WTI) ise yaklaşık 83 dolardan işlem görüyordu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English