Amerika
ABD’nin Elon Musk sorunu

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve Silikon Vadisi ile karmaşık ilişkilere sahip SpaceX kurucusu ve Twitter (şu anda X) sahibi Elon Musk’ın ‘devlet içinde devlet’ olduğuna ilişkin şikayetler artıyor.
New Yorker’dan Ronan Farrow’un ‘Elon Musk’ın Gölge Saltanatı’ başlıklı makalesinde, ABD yönetiminin Musk’ın ‘kaprisleri’ olarak nitelendirilebilecek tavırlarından hayli rahatsız olduğu fakat Pentagon ve NASA’nın Musk’a bağımlılığı nedeniyle bu rahatsızlığın üzerine gidemediği anlatılıyor.
Özellikle Ukrayna savaşı ve Starlink uydularının Kiev’in hizmetine verilmesi söz konusu olduğunda bu bağımlılık daha ciddi bir hal alıyor. Farrow, geçen Ekim ayında Ukrayna hakkındaki bir hikayeyi aktarıyor. O zamanlar Pentagon’da Politikadan Sorumlu Savunma Bakanlığı Müsteşarı olan Colin Kahl, Paris’teki bir otel odasında Elon Musk ile telefonda görüşmüştü. Kahl, Musk’ın ‘teknik olarak bir diplomat ya da devlet adamı’ olmadığını kabul ediyordu, ama ‘bu konudaki etkisi göz önüne alındığında’ ona bir diplomat ya da devlet adamı gibi davranmanın önemli olduğunu hissettiğini belirtiyor.
Ukrayna ordusunun bağlantısını kesti
Musk’ın uzay şirketi SpaceX, aylardır Ukrayna genelinde internet erişimi sağlayarak Kiev güçlerinin saldırı planlamasına ve kendilerini savunmasına olanak tanıyor. Fakat o dönemde Ukrayna ordusu, Rusya’nın elindeki ‘tartışmalı bölgelere’ girdiklerinde bağlantılarının kesildiğini gördüler. Dahası, SpaceX kısa süre önce Pentagon’a bir ültimatom vermişti. Şirket, Ukrayna’da yıllık 400 milyon dolar civarında olduğunu hesapladığı maliyet üstlenilmezse, erişimi kesecekti.
Farrow’a konuşan üst düzey savunma yetkilisi, “Biraz paniklemeye başladık. [Musk] her an erişimi kapatabilirdi. Ve bunun Ukraynalılar için gerçek bir operasyonel etkisi olur,” dedi.
Silikon Vadisi’ndeki Ukraynalı göçmenlerin bağışları, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) ve Avrupa hükümetleriyle yapılan sözleşmeler ve SpaceX’in pro bono [bedelsiz] katkıları binlerce Starlink ünitesinin Ukrayna’ya transferini sağladı. Ukrayna’nın sinyal birliklerinde görev yapan ve cephede Starlink erişiminin sağlanmasından sorumlu olan ve isminin sadece Mykola olarak açıklanmasını isteyen bir asker, New Yorker’a, “Bu, savaş alanındaki iletişimin temel omurgasıdır,” dedi.
NY Times: Elon Musk Kırım’a drone saldırısı için Starlink’i kullandırmıyor
Pentagon’a ‘maliyeti üstlenme’ çağrısı
İddiaya göre başlangıçta Musk, Ukrayna’nın dijital dönüşümden sorumlu bakanı Mıhaylo Fedorov’un sahadaki ekipmanların fotoğraflarını tweetlemesine cesaret verici bir yanıt vererek Ukrayna’ya kayıtsız şartsız destek verdi. Fakat savaş ilerledikçe SpaceX maliyet konusunda tereddüt etmeye başladı. SpaceX’in hükümet satış direktörü geçtiğimiz Eylül ayında Pentagon’a gönderdiği bir mektupta, “Ukrayna’ya daha fazla terminal bağışlayacak ya da mevcut terminalleri belirsiz bir süre için finanse edecek durumda değiliz,” diyordu.
Benzer dönemde Musk da Ukrayna savaşına ilişkin kuşkularını dile getirmeye başladı. Aspen’de iş ve siyaset dünyasından isimlerin katıldığı bir konferansta Musk, “Putin barış istiyor, Putin ile barış görüşmeleri yapmalıyız,” diyordu. Bir hafta sonra Musk, Ukrayna’nın sınırlarının yeniden çizilmesi için yeni referandumlar yapılmasını ve Kırım’ın kontrolünün Rusya’ya verilmesini öngören kendi barış planını tweetledi. Musk daha sonraki tweetlerinde Rusya lehine bir sonucu kaçınılmaz olarak nitelendirdi ve bazılarının ‘Rusya’yı tercih ettiğini’ savunduğu doğu Ukrayna bölgelerini vurgulayan haritalar ekledi.
Musk ayrıca Twitter takipçilerine plan hakkında anket yaptı. Milyonlarca kişi yanıt verdi ve yaklaşık yüzde altmışı öneriyi reddetti.
Makalede görüşlerine yer verilen Ukrayna ordusundan bir sinyal uzmanı, askerlerin Rusya’ya bağlanan Donetsk, Lugansk, Herson, Zaporijya gibi bölgelere girdikleri anda Starlink bağlantılarının kesildiğini ileri sürüyor. Amerikalı ve Ukraynalı yetkililer, SpaceX’in erişim alanlarını ‘kordon altına alarak’ coğrafi sınırlama yoluyla bağlantıyı kestiğine inandıklarını söylüyorlar.
SpaceX diğer savunma sanayii tekelleri gibi değil
Üst düzey bir savunma yetkilisi, bu konuda ne yapabileceklerini anlamak için bakanlık içinde bir dizi toplantı yaptıklarını itiraf ediyor. Ona göre Musk’ın rolü, hükümetin aracı rolü gibi ‘alışılmadık zorluklar’ ortaya çıkarıyordu. Yetkili, “Onu sözleşmeyi ihlal etmekle falan suçlayamayız. Pentagon’un SpaceX ile sözleşmeye dayalı bir anlaşmaya varması gerekecekti ki en azından Musk bir sabah uyanıp artık bunu yapmak istemediğine karar veremesin,” ifadelerini kullanıyor.
Normalde bu tip bir müzakere Pentagon’un satın alma departmanı tarafından yürütülüyor. Fakat New Yorker’a göre Musk, Boeing, Lockheed ya da diğer savunma sanayi devleri türü bir satıcıdan daha fazlası haline gelmiş durumda. Farrow’un aktardığına göre, Musk’la Paris’ten telefonda görüşen Kahl ‘saygılıydı.’ Görüşmenin gizli olmayan konuşma notlarına göre, Musk’a Ukrayna’daki çabaları için teşekkür etti, katlandığı yüksek maliyetleri kabul etti ve bir sözleşme tasarlamak için birkaç hafta rica etti.
Kahl’a göre Musk hemen ikna olmamıştı: “Benim çıkarımım, Starlink’in katılımının Rusya’da giderek Ukrayna’nın savaş çabalarını desteklediği şeklinde algılanmasından tedirgin olduğu ve Rusya’nın endişelerini yatıştırmanın bir yolunu aradığı yönündeydi.”
Bakanlık ile SpaceX anlaştı
Pentagon yetkililerini ‘dehşete düşüren’ Musk, Putin ile şahsen konuştuğunu açıkladı. Farrow’a konuşan bir başka kişi de Musk’ın Rusya yanlısı barış planını tweetlemeden önceki haftalarda da aynı iddiada bulunduğunu ve Kremlin ile istişarelerinin ‘düzenli olduğunu’ söylediğini aktardı. Musk daha sonra Putin ile Ukrayna hakkında konuştuğunu inkar etti.
On beş dakikalık görüşmenin ardından Musk Pentagon’a daha fazla zaman vermeyi kabul etti. Ayrıca, kamuoyundan gelen tepkiler üzerine ve bariz bir kızgınlıkla, hizmeti kesme tehditlerini geri çekti. “Canı cehenneme,” diye tweet atıyordu, “Starlink hala para kaybediyor ve diğer şirketler vergi mükelleflerinin milyarlarca dolarını alıyor olsa da, biz Ukrayna hükümetini ücretsiz olarak finanse etmeye devam edeceğiz.” Nihayetinde Haziran ayında Savunma Bakanlığı, SpaceX ile bir anlaşmaya vardığını duyuruyordu.
ABD’nin Musk’a bağımlı olduğu alanlar
ABD hükümetinin birçok alanda Elon Musk’ın şirketlerine bağımlı olduğu bir sır değil.
SpaceX şu anda NASA’nın ABD topraklarından uzaya mürettebat taşımasının tek aracı ve bu durum en az bir yıl daha devam edecek. Birçok yetkili NASA’nın temel hizmetler için SpaceX’e bel bağlamasından endişe duyduklarını söylüyor. Eski NASA Başkanı Jim Bridenstine, “Devlet tekelinden daha kötü tek bir şey vardır. O da hükümetin bağımlı olduğu özel bir tekeldir. Tüm yumurtalarımızı tek bir sepete koyduğumuzdan endişe ediyorum ve bu sepet de SpaceX sepeti,” diyor.
Öte yandan, bazı yetkililer, şirketle ilgili gerginliklere rağmen, bunun hükümet bürokrasilerini ‘daha kıvrak hale getirdiğini’ öne sürüyor. NASA’nın uzay operasyonlarından sorumlu yönetici yardımcısı Kenneth Bowersox, “SpaceX ve NASA birlikte çalıştığında, optimum hıza daha yakın çalışıyoruz,” iddiasında bulunuyor.
Bunun yanı sıra, hükümetin otomobil endüstrisini elektrikli otomobillere yönlendirme planı, ABD otoyolları boyunca şarj istasyonlarına erişimin artırılmasını gerektiriyor. Tesla, ülkenin büyük bir bölümünü kendi özel şarj istasyonlarıyla doldurdu ve Biden yönetimi, Musk’ın hoşlanmadığı evrensel şarj standardı düzenlemesini gevşetti. Tesla, istasyonlarını diğer şarj standardıyla uyumlu hale getirdiği sürece milyarlarca dolar sübvansiyon almaya hak kazandı.
Son yirmi yılda Musk, onlarca yıllık özelleştirmelerin ve altyapı yatırımlarının geri çekilmesinin ardından devletin geri çekildiği kritik alanlarda iş fırsatları yaratmayı başardı. New Yorker’a konuşlan NASA, Savunma Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Federal Havacılık İdaresi ve Mesleki Güvenlik ve Sağlık İdaresinden mevcut ve eski yetkililer, Musk’ın etkisinin işlerinde ‘kaçınılmaz hale geldiğini’ söylüyor ve birçoğu artık ona bir tür ‘seçilmemiş yetkili’ gibi davrandıklarını vurguluyor.
New Yorker muhabiri daha da ileri giderek şunları yazdı: “Bir Pentagon sözcüsü, Musk’ı Ukrayna’daki rolüyle ilgili sorularımdan haberdar ettiğini ve ancak Musk’ın izniyle konuyla ilgili bir yetkiliyle röportaj yapabileceğini söyledi. Bana, ‘Elon isterse sizinle konuşuruz,’ dedi.”
Geçen yıl bir podcast röportajında Musk’a Amerikan hükümetinden daha fazla etkiye sahip olup olmadığı sorulduğunda, cevabı “Bazı açılardan [evet],” olmuştu. Musk ile birlikte PayPal’ı kuran Reid Hoffman, Musk’ın tutumunun, ‘14. Louis gibi: ‘L’état, c’est moi [Devlet benim]’ olduğunu ileri sürüyor.
Çin ile ilişkiler
Elon Musk ve Tesla’nın Çin’deki yatırımları da ABD yönetiminin başını ağrıtıyor. Musk, Ukrayna’ya verdiği Starlink desteğinin Pekin tarafından hoş karşılanmadığını itiraf etmişti.
Musk kısa süre önce Financial Times’a (FT) Pekin’in Kiev’e internet hizmeti sağlama kararını onaylamadığını söylemiş ve benzer teknolojiyi Çin’de kullanmayacağına dair güvence istediğini aktarmıştı. Aynı röportajda, Çin’in Tayvan üzerinde kontrol sağlama çabalarına ilişkin sorulara da başka bir barış planı ortaya atarak yanıt vermişti. Musk, Tayvan’ın, ‘ortaklaşa kontrol edilen’ bir idari bölge haline gelebileceğini öne sürmüştü.
Bu bahar Pekin’e yaptığı bir gezi sırasında Musk, Reuters’ın ‘dalkavukluk ve ziyafetler’ olarak özetlediği bir şekilde karşılanmıştı. Musk aralarında Çin Dışişleri Bakanının da bulunduğu üst düzey yetkililerle bir araya gelmişti.
Pentagon, Silikon Vadisini kıskaca aldı: Sermaye, savunma sanayisine akıyor
Musk’ın yüksek yerlerdeki tanıdıkları
Bununla birlikte, ünlü milyarderin Amerikan müesses nizamı içinde, özellikle de Pentagon’da iyi ilişkilere sahip olmaya devam ettiği görülüyor.
Örneğin Musk aralarında Genelkurmay Başkanı General Mark Milley’in de bulunduğu bazı yetkililerle hayli yakın. Milley New Yorker’a, birkaç yıl önce Milley’in Genelkurmay Başkanı olduğu dönemde tanıştıklarından beri savaşta teknoloji uygulamaları-yapay zeka, elektrikli araçlar ve otonom makineler üzerine konuştuklarını söyledi. Ona göre Musk, “Savaşın karakterindeki temel değişim ve ABD ordusunun modernizasyonu konusundaki düşüncelerimi şekillendirmeme yardımcı olan bir içgörüye sahip.” Dahası, Milley’e göre, Starlink tartışmaları sırasında Musk tavsiye almak için onu aradı.
Fakat Musk’ın Pentagon üzerindeki etkisinden şikayet edenler de yok değil. Bir Pentagon yetkilisi, “Elon’un bu şirketi yönettiği ve kendi kontrolü altında özel bir işletme olduğu bir dünyada yaşarken, onun lütfuyla geçiniyoruz. Bu berbat bir şey,” diyor.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak









