Diplomasi
ABD’nin İran saldırısı sonra ülkelerden ‘diplomasi’ çağrıları geldi

ABD’nin İran saldırısı, İsrail’in Tahran ile savaşının daha geniş bir bölgesel çatışmaya dönüşebileceği korkularını körükledi ve diğer ülkeler pazar günü diplomasi çağrıları ve uyarıcı açıklamalarla tepki göstermeye başladı.
ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü, İran’a müdahale edip etmeyeceğine iki hafta içinde karar vereceğini söylemişti. Washington, pazar günü erken saatlerdeki saldırısıyla İsrail’in kampanyasına dahil oldu.
Saldırının ne kadar hasara yol açtığı henüz belli değil, ancak İranlı yetkililer “önemli bir hasar” olmadığını söyledi. Tahran daha önce ABD’nin İsrail’in saldırısına katılması halinde misilleme yapacağına söz vermişti.
İran ABD saldırısının ardından İsrail’e füze gönderdi. 10 füzenin isabet ettiği ve ciddi hasara yol açtığı kaydedildi.
İşte dünya çapında ABD’nin İran saldırısı sonrası hükümetlerin ve yetkililerin ilk tepkileri.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD’nin güç kullanmasından “ciddi şekilde endişe duyduğunu” söyledi.
“Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nin İran’a karşı güç kullanmasından derin endişe duyuyorum. Bu, zaten gergin bir bölgede tehlikeli bir tırmanış ve uluslararası barış ve güvenliğe doğrudan bir tehdittir. Bu çatışmanın hızla kontrolden çıkma riski artmaktadır ve bu da siviller, bölge ve dünya için felaketle sonuçlanabilir. Üye devletlere, gerilimi azaltma ve BM Şartı ve diğer uluslararası hukuk kuralları kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirme çağrısında bulunuyorum. Bu tehlikeli saatlerde, kaos sarmalının önlenmesi hayati önem taşımaktadır. Askeri bir çözüm yoktur. İlerlememizin tek yolu diplomasi. Tek umudumuz barış.”
MEKSİKA
Meksika Dışişleri Bakanlığı X hesabı:
“Bakanlık, Orta Doğu çatışmasına taraf olanlar arasında barış için diplomatik diyalog çağrısında bulunuyor. Dış politika anayasal ilkelerimiz ve ülkemizin barışçıl inancı doğrultusunda, bölgedeki gerginliğin azaltılması çağrımızı yineliyoruz. Bölge ülkeleri arasında barış içinde bir arada yaşamanın yeniden tesis edilmesi en yüksek önceliktir.”
VENEZUELA
Venezuela Dışişleri Bakanı Yvan Gil Pinto, Telegram’da:
“Venezuela, ABD’nin İran’a yönelik askeri saldırısını kınamakta ve düşmanlıkların derhal durdurulmasını talep etmektedir. Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti, İsrail Devleti’nin talebi üzerine ABD ordusu tarafından İran İslam Cumhuriyeti’nin Fordo, Natanz ve İsfahan kompleksleri dahil olmak üzere nükleer tesislerine yönelik gerçekleştirilen bombardımanı kesin ve kategorik olarak kınamaktadır.”
KÜBA
Küba Cumhurbaşkanı Miguel Diaz-Canel, X’te:
“ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik bombardımanını, Orta Doğu’daki çatışmanın tehlikeli bir şekilde tırmanmasına yol açan bir eylem olarak şiddetle kınıyoruz. Bu saldırı, BM Şartı ve uluslararası hukuku ciddi şekilde ihlal etmekte ve insanlığı geri dönüşü olmayan bir krize sürüklemektedir.”
YENİ ZELANDA
Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters, “tüm tarafları müzakerelere dönmeye” çağırdı.
Peters, pazar günü gazetecilere Yeni Zelanda’nın Başkan Trump’ın eylemlerini destekleyip desteklemediğini söylemedi ve olayların henüz yeni olduğunu belirtti.
Üç kez dışişleri bakanlığı görevini yürüten Peters, krizin “şimdiye kadar karşılaştığı en ciddi kriz” olduğunu ve “daha fazla tırmanmanın önlenmesinin kritik önem taşıdığını” söyledi.
“Başkan Trump’ın İran’daki nükleer tesislere yönelik ABD saldırılarını duyurması da dahil olmak üzere, son 24 saatte yaşanan gelişmeleri takip ediyoruz. Orta Doğu’da devam eden askeri eylemler son derece endişe vericidir ve daha fazla tırmanmanın önlenmesi hayati önem taşımaktadır. Yeni Zelanda, diplomasiye yönelik çabaları güçlü bir şekilde desteklemektedir. Tüm tarafları müzakerelere dönmeye çağırıyoruz. Diplomasi, askeri eylemlerden daha kalıcı bir çözüm sağlayacaktır” ifadelerini kullandı.
ÇİN
Çin devlet medyasında yer alan kısa bir yorumda, ABD’nin “Irak’ta yaptığı hatayı İran’da tekrar edip etmediği” soruldu.
Devlet televizyonunun yabancı dil kanalı CGTN’nin çevrimiçi haberinde, ABD’nin saldırılarının tehlikeli bir dönüm noktası olduğu belirtildi.
Haberde, 2003’teki ABD’nin Irak işgaline atıfta bulunularak, “Tarih, Orta Doğu’daki askeri müdahalelerin genellikle uzun süreli çatışmalar ve bölgesel istikrarsızlık gibi istenmeyen sonuçlar doğurduğunu defalarca göstermiştir” denildi.
Haberde, askeri çatışmadan çok diyaloğa öncelik veren ölçülü ve diplomatik bir yaklaşımın Orta Doğu’da istikrar için en iyi umut olduğunu belirtildi.
JAPONYA
Japonya’nın NHK televizyonuna göre, Japonya Başbakanı Shigeru Ishiba’nın pazar öğleden sonra önemli bakanlarla bir toplantı düzenleyerek ABD saldırısının etkilerini görüşmesi bekleniyor.
Japonya’nın en yüksek tirajlı gazetesi Yomiuri, saldırıyla ilgili Tokyo’da ek baskı dağıtıyor.
GÜNEY KORE
Güney Kore cumhurbaşkanlığı ofisi, ABD saldırılarının güvenlik ve ekonomiye etkileri ile Güney Kore’nin olası tepkilerini görüşmek üzere pazar günü acil toplantı düzenleyeceğini açıkladı.
AVUSTRALYA
Cuma günü Tahran’daki büyükelçiliğini kapatarak personelini tahliye eden Avustralya, çatışmanın diplomatik yolla sona erdirilmesi için baskı yaptı.
Bir hükümet yetkilisi yazılı açıklamasında, “İran’ın nükleer ve balistik füze programının uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturduğunu açıkça belirtmiştik. ABD başkanının şimdi barış zamanı olduğu yönündeki açıklamasını not ediyoruz” dedi.
“Bölgedeki güvenlik durumu son derece istikrarsız. Gerginliğin azaltılması, diyalog ve diplomasi çağrımızı sürdürüyoruz.”
SUUDİ ARABİSTAN
Suudi düzenleyici makamlar, ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırılarının ardından Körfez bölgesinde “radyoaktif etki tespit edilmediğini” açıkladı.
Suudi Arabistan Nükleer ve Radyolojik Düzenleme Komisyonu, X’te yayınladığı bir açıklamada, “ABD’nin İran’ın nükleer tesislerini hedef alan askeri saldırıları sonucunda, Krallık ve Arap Körfezi ülkelerinin çevresinde radyoaktif etki tespit edilmedi” dedi.
ABD, İran’daki nükleer tesisleri bombaladı, İran misilleme başlattı, İsrail’de sirenler çalıyor
Diplomasi
Çin lideri Xi Jinping 10 yıl aradan sonra Mısır’ı ziyaret ediyor

Çin lideri Xi Jinping’in Mısır ziyareti, Süveyş’te büyüyen yatırımlar ve ortak hava kuvvetleri tatbikatlarının sürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Pekin’in Kahire ile ekonomik, askeri ve diplomatik bağlarını derinleştirdiği ve Orta Doğu ile Afrika’daki krizlerde Mısır’la daha yakın çalışmayı amaçladığı bir dönemde, on yıl aradan sonra Mısır’a dönüyor.
Xi, salı günü sona erecek Şanghay İşbirliği Örgütü zirvesi için Kırgızistan’a yaptığı ziyaretin ardından bu hafta Mısır’ı ziyaret edecek.
Çin Dışişleri Bakanlığı geçen hafta Mısır’la ilişkileri “tarihin en iyi seviyesinde” olarak nitelendirdi ve Xi’nin ziyaretinin geçmişteki işbirliğinin üzerine inşa edilirken gelecekteki ilişkilerin yönünü de belirleyeceğini söyledi. Ziyaret, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin kurulmasının 70. yıldönümüne denk geliyor.
Bu, Xi’nin Ocak 2016’dan bu yana Mısır’a yapacağı ilk ziyaret olacak. Xi o tarihte Kahire’de Arap Birliği’ne hitap etmiş ve altyapı, enerji, finans ve sanayi kalkınmasını kapsayan anlaşmaların imzalanmasına tanıklık etmişti.
Buna karşılık Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, 2014’te göreve gelmesinden bu yana Çin’i sekiz kez ziyaret etti. Son ziyareti Mayıs 2024’te gerçekleşti.
Washington merkezli Middle East Institute’ta yerleşik olmayan kıdemli araştırmacı John Calabrese, Xi’nin ziyaretinin her iki tarafa da siyasi fayda sağladığını söyledi.
South China Morning Post’a konuşan Calabrese, “Ziyaret, Pekin’e büyük bir Arap, Afrika ve Küresel Güney ülkesiyle kalıcı ve Batı dışı bir ortaklığı sergileme fırsatı sunuyor” dedi. Mısır açısından ise bu ziyaret, ülkenin “ABD’nin ya da daha genel olarak Batı’nın bir aracı olmadığını” gösterme imkânı sağlıyor.
Calabrese, iki hükümetin kapsamlı stratejik ortaklıklarını yeniden teyit etmelerini ve ticaret, yatırım, Kuşak ve Yol işbirliği ile ikili işlemlerde yuan kullanımına ilişkin anlaşmalar açıklayabileceklerini öngörüyor.
Mısır, 2023 yılında Çin’in iç borç piyasasında 3,5 milyar yuan, yani 520 milyon dolar toplayarak panda tahvili ihraç eden ilk Afrika ülkesi oldu. Pekin ve Kahire haziran ayında ikili para takası anlaşmalarını yenileyerek tutarı 18 milyar yuandan 30 milyar yuana çıkardı ve anlaşmayı üç yıl daha uzattı.
Mısır Ticaret Servisi’nin verilerine göre Çin’in Mısır’la ekonomik bağları hızla genişledi. İkili ticaret, 2024’te 17,38 milyar dolar iken 2025’te yaklaşık 20,8 milyar dolara ulaştı.
Çin’in sanayi yatırımlarının önemli bir bölümü, Asya’yı Kızıldeniz ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya bağlayan stratejik deniz yolu Süveyş Kanalı çevresinde yoğunlaşıyor.
2025 sonu itibarıyla Ayn Sokhna’daki Çin-Mısır TEDA Süveyş Ekonomik ve Ticari İşbirliği Bölgesi yaklaşık 200 şirkete ev sahipliği yapıyordu. Bölgede bildirilen toplam yatırım miktarı 3,8 milyar doları aşarken yaklaşık 10 bin kişilik istihdam yaratıldı. Bölgenin en büyük üreticilerinden China Jushi, Avrupa, Orta Doğu ve diğer ihracat pazarlarına hizmet veren büyük bir fiberglas üretim üssü kurdu.
Calabrese, “İlişki giderek yalnızca ticaretten değil, sanayi yatırımlarından ibaret hale geliyor” dedi.
Calabrese’ye göre Mısır, Avrupa ve Afrika pazarlarına erişmek isteyen Çinli şirketler için kendisini bir üretim üssü olarak konumlandırıyor. Ancak döviz sıkıntısı, borç baskısı ve bürokrasi hâlâ engel teşkil ederken Kahire’nin Körfez ve Batı finansmanına bağımlılığı da Pekin’e doğru ne ölçüde kayabileceğini sınırlıyor.
Kahire Amerikan Üniversitesi’nde siyaset bilimi doçenti olan Amr Adly, Çin yatırımlarının son on yılda hızla arttığını, ancak İngiltere, ABD ve Körfez ülkelerinden yatırımcıların toplam doğrudan yabancı yatırım stokunun hâlâ daha büyük olduğunu söyledi.
Adly’ye göre daha fazla büyüme, Mısırlı şirketlerin Avrupa, Afrika ve Körfez pazarlarına hizmet veren Çin öncülüğündeki tedarik zincirlerine entegre edilmesiyle sağlanabilir.
Askeri işbirliği de genişliyor. Mısır ve Çin, Xi’nin ziyaretinden birkaç gün önce, 22 Ağustos’ta ikinci “Medeniyet Kartalları” ortak hava tatbikatına başladı. Çin, J-16 savaş uçaklarını 6 bin kilometreden fazla mesafe kat ederek Mısır’a konuşlandırdı. Uçaklara YY-20A tanker uçağından havada yakıt ikmali desteği sağlandı. Bu da Çin hava kuvvetlerinin ülke sınırlarından çok uzakta operasyon yürütme kapasitesinin arttığını ortaya koydu.
Mısır onlarca yıldır ABD’nin askeri yardımına dayanırken Çin’le genişleyen tatbikatlar, Kahire’nin savunma ilişkilerini çeşitlendirme çabasına işaret ediyor.
Adly, “Mısır, Çin’le işbirliğini derinleştirerek ABD’yle ilişkilerini dengelemekle ilgileniyor” dedi.
Calabrese, “Gazze konusunda geniş bir görüş birliği var” dedi. “Hem Pekin hem de Kahire ateşkesi, Filistin devletini ve Mısır’ın arabuluculuk ve yeniden inşa sürecindeki rolünü destekliyor” diye ekledi.
İran konusunda ise Calabrese, “Yalnızca kısmi bir uyum görüyorum” dedi, “Her iki taraf da gerilimin düşürülmesini destekliyor ve hiçbiri Süveyş ile Kızıldeniz’deki deniz taşımacılığını aksatacak daha geniş çaplı bir çatışma istemiyor” diye belirtti.
Ancak Calabrese, Pekin’in Tahran’la daha derin ilişkilerinin ve Washington’ın İran’a yönelik baskısına karşı çıkmasının, Kahire ile koordinasyonun muhtemelen itidal çağrılarıyla sınırlı kalacağı anlamına geldiğini söyledi.
Adly, Kızıldeniz ve Basra Körfezi’nin Çin’in çıkarları açısından önemli olduğunu belirtti.
Çin 2023 yılında Suudi Arabistan ile İran arasındaki diplomatik ilişkilerin yeniden kurulması için arabuluculuk yapmış olsa da, Adly’ye göre “Çinliler devam eden çatışmaya müdahil olmak konusunda aynı ölçüde istekli olmadı”.
Şanghay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi Orta Doğu Araştırmaları Enstitüsü’nde doçent ve Afrika Arap Ülkeleri Araştırma Projesi Direktörü Zhao Jun, Çin’in Arap dünyasını, Afrika’yı, Akdeniz’i ve Kızıldeniz’i birbirine bağlayan bölgesel bir “eksen” olarak Mısır’a ihtiyaç duyduğunu söyledi. Zhao’ya göre Mısır ise sanayileşmesini ilerletmek ve diplomatik manevra alanını genişletmek için Çin’in yatırımlarından, teknolojisinden ve pazar erişiminden yararlanmayı umuyor.
Zhao, ekonomik işbirliğinin bir sonraki aşamasında elektrikli araçlar, güneş enerjisi ve enerji depolama, yeşil hidrojen, tuzdan arındırma, yapay zekâ ve liman lojistiği alanlarına odaklanılabileceğini söyledi.
Zhao, “Finansman da giderek daha fazla yuan cinsinden ödemelere, panda tahvillerine, öz sermaye yatırımlarına, sanayi fonlarına ve kamu-özel sektör ortaklıklarına dayanacak ve devlet kredilerine bağımlılığı azaltacak” dedi.
“Sonuçta ziyaretin başarısının temel ölçütü kaç anlaşmanın imzalandığı değil, siyasi güvenin finansmanı sağlanabilir, faaliyete geçirilebilir ve ihracata yönelik, yüksek ölçüde yerelleştirilmiş sanayi projelerine dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğidir” diye ekledi.
Zhao, “Ziyaretin, Mısır’ın sahadaki arabuluculuk avantajlarından yararlandığı, Çin’in ise uluslararası siyasi ve kalkınma kaynakları sağladığı bir işbölümünü şekillendirmesi bekleniyor” değerlendirmesini yaptı.
Diplomasi
Çin ABD’nin ‘ticaret dengesizliği’ konusunda G20’yi harekete geçirme girişimine karşı çıktı

Çin, ABD Hazine Bakanı Bessent’in ticaret dengesizliği’ konusunda G20 çapında koordineli bir yanıt çağrısına tepki göstererek, bunun yerine istişare çağrısı yaptı.
Çin, pazartesi günü Washington’ın, ülkenin 1,2 trilyon dolarlık ticaret fazlası nedeniyle Pekin üzerinde baskı kurmak için G20 üyelerini harekete geçirme girişimine karşı çıktı.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun, Pekin’de düzenlenen basın toplantısında, “Çin hiçbir zaman kasıtlı olarak ticaret fazlası peşinde koşmadı ve her türlü tek taraflı tarife tedbirine karşı çıkıyor” dedi.
Guo, Çin’in “yüksek standartlı dışa açılma” politikasına bağlı kalmayı sürdüreceğini ve devasa pazarını, “ABD dahil herkes için yeni fırsatlar sunmak” amacıyla kullanacağını söyledi.
Guo’nun açıklaması, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’ın “dünya, 1,2 trilyon dolarlık ticaret fazlası veren bir Çin’e sahip olamaz” şeklindeki sözlerine ve G20 üyelerinin Pekin’le ticaret koşullarını yeniden değerlendirmesi gerektiği yönündeki çağrısına yanıt niteliğindeydi.
Guo, “Her iki tarafın da iki ülke lideri arasında varılan önemli mutabakatları hayata geçirmesi, eşitlik, karşılıklı saygı ve karşılıklı yarar temelinde istişare yoluyla çözülmemiş meseleleri ele alması ve ikili ticarette güçlükle elde edilen olumlu ivmeyi korumaya çalışması gerekiyor” dedi.
Bessent bu açıklamaları, G20 maliye bakanları ve merkez bankası başkanlarının toplantısı öncesinde pazar günü Reuters’a yaptı ve Çin’le ticaret konusunda koordineli bir yanıt verilmesi çağrısında bulundu. Açıklamalar, Pekin ve Washington’ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 24 Eylül’de ABD’ye yapması planlanan ziyaret için hazırlık yaptığı bir dönemde geldi.
ABD geçen ay, zorla çalıştırma soruşturmasının ardından 60 ekonomiden gelen ürünlere yüzde 10 ila 12,5 arasında değişen gümrük vergileri uyguladı. Çin ürünlerine ise en yüksek oran olan yüzde 12,5 tarife getirildi. Bloomberg geçen hafta, Washington’ın aşırı üretim kapasitesi iddiaları nedeniyle Çin mallarına ek yüzde 7,5 gümrük vergisi uygulamayı da değerlendirdiğini bildirdi.
Çin’in mal ticaretindeki fazlası geçen yıl rekor kırarak 1,2 trilyon dolara ulaştı ve bu durum Batılı siyasetçilerin endişelerine yol açtı. Avrupa Birliği de Pekin’le yürütülen görüşmelerin ekim ayına kadar ticaret dengesizlikleri konusunda “somut sonuçlar” vermemesi halinde harekete geçmek zorunda kalacağı uyarısında bulundu.
Diplomasi
Musk’tan Kiev’e Starlink şartı: Nihai karar Beyaz Saray’da

Financial Times gazetesi, Elon Musk’ın Starlink donanımlı insansız hava araçlarının Rusya topraklarındaki hedeflere yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeye hazır olduğunu Ukraynalı yetkililere ilettiğini yazdı. Habere göre Musk, bu adımın siyasi bir karar olduğunu belirterek konuyu Beyaz Saray’a bıraktı.
Amerikalı milyarder Elon Musk’ın, Ukrayna’nın Starlink uydu sistemiyle donatılmış insansız hava araçlarını (İHA) ülke sınırları dışındaki Rus hedeflerine yönelik saldırılarda kullanmasına izin vermeye hazır olduğunu Ukrayna tarafına ilettiği iddia edildi.
Financial Times’ın (FT) konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre Musk, Ukrayna’nın eski Savunma Bakanı Mihaylo Fedorov ile yaptığı görüşmede bu kullanıma onay vermeye açık olduğunu söyledi.
Ancak Musk’ın, söz konusu kararın siyasi nitelik taşıdığını vurgulayarak nihai onayın Beyaz Saray tarafından verilmesi gerektiğini Ukrayna tarafına bildirdiği kaydedildi.
FT, ağustos ayı sonunda yayımladığı bir haberde Kiev’in Rusya topraklarının derinliklerine saldırı düzenlemek amacıyla Starlink donanımlı İHA’ları kullanmak için izin talep ettiğini, ancak ABD Başkanı Donald Trump’ın buna onay vermediğini aktarmıştı.
Gazete, sürecin ilerlemesi için Musk’ın da onayının şart olduğuna dikkat çekmişti.
The Atlantic dergisi ise ay başında yayımladığı haberinde, Fedorov’un iş insanının onayını almak için yürüttüğü perde arkası temaslara rağmen Musk’ın, SpaceX şirketine ait Starlink uydu iletişim sisteminin Rusya topraklarının derinliklerine yönelik saldırılarda kullanılmasına izin vermeyi reddettiğini yazmıştı.
Dergiye göre Musk ile eski bakan arasında savaşın tırmanma riski üzerine tartışmalar sürüyor.
The Atlantic ayrıca, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin temmuz ayı sonunda Trump’tan Starlink terminallerinin Rusya içlerine yönelik saldırılarda kullanılması için izin istediğini, ancak net bir yanıt alamadığını belirtmişti.
Starlink sistemini “Ukrayna ordusunun omurgası” olarak nitelendiren Musk, daha önce yaptığı bir açıklamada, “Eğer sistemi kapatırsam tüm cephe hatları çöker” ifadelerini kullanmıştı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise iş insanının Rusya’nın geri çekilmeyeceğine yönelik değerlendirmelerine karşılık olarak, “insanların ölmemesi için” Starlink uydularını geri çekmesini önermişti.
Moskova’dan sert yanıt uyarıları
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kiev yönetiminin Batılı müttefiklerine “en azından bir başarı” gösterebilmek amacıyla “Rusya topraklarının derinliklerindeki tamamen sivil hedeflere saldırı girişimlerinde bulunduğunu” belirtti.
Putin, Rusya’nın Ukrayna’nın iç kesimlerine yönelik misilleme saldırılarının “çok daha güçlü, hassas ve açıkça yıkıcı” olduğunu, bu adımların “gerçekten ciddi sonuçlar” doğurduğunu söyledi.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov da Rusya sınırları içerisine yönelik saldırı girişimlerine Moskova’nın sert yanıt vereceğini bildirdi.
Peskov, “Kuşkusuz silahlı kuvvetlerimiz, Rusya buna sert ve Devlet Başkanı Putin’in ifade ettiği gibi sarsıcı şekilde karşılık verecektir” uyarısında bulundu.
Amerika1 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını2 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Söyleşi2 hafta önceEmekli Yarbay Daniel Davis Harici’ye konuştu: ABD, İran savaşını kaybetti
Dünya Basını5 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Rusya2 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Trump İran konusunda kendini çıkamayacağı bir köşeye sıkıştırdı
Ortadoğu2 hafta önceTelegraph: İran’a karşı silahlı Kürt isyanını Erdoğan engelledi
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler







