Bizi Takip Edin

Rusya

Alman parlamenterler Moskova’da temaslarda bulundu

Yayınlanma

Rusya Bilimler Akademisi Avrupa Enstitüsünde bir araya gelen Alman Avrupa Parlamentosu üyeleri ve Rus uzmanlar, Rusya ile Avrupa Birliği arasındaki diyaloğun yeniden başlatılması için bir uzmanlar grubu kurulmasını ele aldı. Sivil toplum ve uzmanlar düzeyindeki bu girişimlerin yanı sıra Avrupa genelinde de Rusya ile doğrudan temas kurulmasına yönelik diplomatik hareketlilik artış gösteriyor.

Rusya Bilimler Akademisi Avrupa Enstitüsünde 8 Haziran günü, Alman Sahra Wagenknecht İttifakı – Akıl ve Adalet İçin (BSW) partisine mensup Avrupa Parlamentosu üyeleri Ruth Firmenich ve Michael von der Schulenburg ile toplantı gerçekleştirildi.

Avrupalı parlamenterler, gerçekleştirdikleri ziyaretin amacını, geçen yıl Nazi Almanyası’na karşı kazanılan Zafer’in 80. yıl dönümü vesilesiyle Rusya’ya yaptıkları seyahat sırasında başlattıkları diyaloğu sürdürmek olarak açıkladı.

Rusya Bilimler Akademisi Avrupa Enstitüsü Alman Araştırmaları Merkezi Başkanı Vladislav Belov, Avrupalı parlamenterlerle yapılan görüşmenin ardından RBK medya kuruluşuna açıklamalarda bulundu.

Belov, konuk parlamenterlerin, Avrupa ile Rusya arasında yapıcı diyaloğun yeniden tesis edilmesinin yolunu açabilecek bir uzmanlar topluluğu oluşturulmasını önerdiklerini bildirdi.

Belov yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Meslektaşlarımızın temel mesajı, Almanya’da devlet düzeyinde şu an için her şeyin oldukça zor olduğu yönündedir. Siyasetçilerin ve medyanın Rusya’ya karşı sergilediği katı tutumun yanı sıra, toplumda da Rus karşıtı duyguların oluşması buna eklenmektedir. Bu şartlar altında meslektaşlarımız, hükümet dışındaki temas imkanlarının araştırılmasını önermektedir. Buna, Almanya’daki toplumun kabul edebileceği ve somut adımlar sunabilecek uzmanlar düzeyindeki temaslar da dahildir. Diğer bir deyişle, bu süreçte de kendi Kirill Dmitriyev’imize ihtiyaç duyulmaktadır.”

Belov, sonraki aşamada ise bu uzman tartışmalarından elde edilecek birikimlerin doğrudan hükümet yapılarına nasıl aktarılacağının anlaşılması gerektiğini belirtti.

Belov, “Dolayısıyla önümüzde, bu çatışmadan çıkış yollarını ve bunun sonuçlarını tartışmak üzere alt düzey mekanizmaları harekete geçirmek gibi son derece karmaşık bir görev bulunuyor. Üstelik burada kapalı platformlardan değil, tam anlamıyla açık bir diyalogdan bahsediyoruz” dedi.

Firmenich ve von der Schulenburg, Rusya seyahatleri öncesinde ortak bir bildiri yayımladı. Parlamenterler bildiride, “öncelikle Avrupa Birliği ve Almanya’ya zarar veren ekonomik savaşa ve gerilimi daha da tırmandırmaya bel bağlamak yerine”, Rusya ile sivil toplum düzeyinde yeni müzakere formatlarının geliştirilmesine acil ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.

Temsilciler, Moskova’daki temasları kapsamında ayrıca Rusya Cumhurbaşkanlığı İdaresi ve Devlet Duması temsilcileriyle de görüşmeler gerçekleştirmeyi planlıyor.

Diğer taraftan, 7 Haziran akşamı Londra’da Avrupa Üçlüsü (E3) liderleri ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski arasında istişareler gerçekleştirildi.

Görüşmelerin ardından Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Federal Almanya Cumhuriyeti Başbakanı Friedrich Merz ortak bir bildiri yayımladı. Liderler yayımladıkları bildiride, Ukrayna krizinin çözümü bağlamında Rusya ile doğrudan diyaloğun yeniden kurulmasına dolaylı olarak destek verdi.

Avrupa’da Rusya ile diyaloğun yeniden tesis edilmesi gerektiğine dair tartışmalar, mayıs ayı başında ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin odağını İran’a karşı savaşa kaydırmasıyla eş zamanlı olarak hareketlendi.

Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Antonio Costa, Rusya ile müzakere sürecine hazırlık yapılması konusunda Avrupalı liderlerle istişareler yürüttüğünü açıkladı. Yaklaşık aynı dönemde Batı basınında, AB’nin Rusya Özel Temsilciliği görevi için olası adayların isimleri yer almaya başladı.

Geçtiğimiz hafta ise eski Federal Almanya Başbakanı Gerhard Schröder Moskova’ya özel bir ziyaret gerçekleştirdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, daha önce Schröder’i Avrupa tarafı için tercih edilen bir müzakereci olarak nitelendirmişti.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı Yuriy Uşakov, gazetecilere yaptığı açıklamada, Schröder ile baş başa formatta “dostane bir görüşme” gerçekleştirdiklerini doğruladı ancak Putin ve Schröder arasındaki görüşmede Rusya ile AB arasındaki müzakere perspektiflerinin ele alınıp alınmadığına dair soruya yanıt vermekten kaçındı.

Daha önce Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, Moskova ile olan yakın bağlarını gerekçe göstererek Schröder’in Rusya ile yürütülecek müzakerelerde arabulucu olması seçeneğini reddetmişti. Almanya Başbakanı Merz ise konuya ilişkin olarak, “Avrupalıların kendilerine arabulucular dayatılmasına izin vermeyeceğini” ifade etmişti.

Rusya

Hindistan’da el konulan tankerdeki Rus denizciler ülkelerine dönüyor

Yayınlanma

Hindistan’da mali anlaşmazlıklar nedeniyle alıkonulan Unity tankerinde aylardır mahsur kalan yedi denizci, bir Rus diplomatın gözetiminde karaya çıkarıldı. Odişa Yüksek Mahkemesi, armatörün maaşlarını ödemediği ve erzak temin etmediği 23 kişilik mürettebatı resmi olarak terk edilmiş denizciler kabul etti.

Hindistan’da el konulan Unity isimli tankerde aylardır mahsur kalan mürettebatın ilk grubu ülkelerine dönüyor.

Rusya’nın Kalküta Başkonsolosluğu, gemi sahibine yönelik mali talepler sebebiyle aylardır evlerine gidemeyen denizcilerden yedisinin 31 Ekim’de Rusya’ya uçacağını duyurdu.

Başkonsolosluk, RBK haber kuruluşuna yaptığı açıklamada, “Gemi personelinin 31 Ekim’de ülkelerine uçuşu planlandı” bilgisini verdi.

Diplomatik misyonun verdiği bilgilere göre denizciler, bir Rus diplomatın gözetiminde 29 Ekim’de gemiden ayrıldı. Aralarında altı Rusya ve bir Mısır vatandaşının yer aldığı yedi kişilik grup, şu anda Orissa eyaletinin başkenti Bhubaneşvar’da kalıyor ve her iki ülke vatandaşı da kendi evlerine dönmek üzere yola çıkıyor.

Paradip Limanı İdaresine atıfta bulunan konsolosluk, gemide kalan diğer 16 mürettebat üyesinin tahliyesinin, gemiye yeni bir ekip temin edilmesinin ardından kasım ayının ilk yarısında gerçekleşeceğini bildirdi.

Mürettebattan bir denizcinin yakını ise RBK’ya yaptığı açıklamada, ilk grubun karaya ayak bastığını, dönüş güzergahı planlamasının sürdüğünü ve Rusya’ya varışın 1 Kasım’da beklendiğini aktardı.

Denizci yakını, “Kalan personelin de gelecek hafta gönderilmesi planlanıyor” dedi.

Kamerun bayraklı Unity tankeri, 11 Mayıs’tan bu yana Hindistan’ın Paradip Limanı açıklarında adli makamların denetiminde tutuluyor.

Gemi, yük boşaltma işlemlerini tamamlamasının hemen ardından armatör şirkete yönelik mali alacaklar nedeniyle alıkonulmuştu. Rus diplomatik temsilciliği, Hindistan makamlarının personelin ayrılışını yeni bir mürettebatın getirilmesi şartına bağladığını aktarmıştı.

Odişa Yüksek Mahkemesi, 8 Ekim’de aldığı kararla 23 kişilik mürettebatın ülkelerine gönderilmesini ve tankere yedek ekip sağlanmasını hükme bağladı.

Mahkeme kararında, gemi sahibinin maaşları ödememesi, zaruri erzak tedarik etmemesi ve vardiya değişimi ile geri dönüş imkanlarını sağlamaması gerekçesiyle kaptan ve personeli “terk edilmiş denizciler” statüsünde kabul etti.

Mürettebat yakınları, yaklaşan fırtına tehdidi sebebiyle tankerin daha sonra kıyıya yakın bir noktaya çekildiğini belirtti. Gemi daha önce, 25 Eylül’deki şiddetli fırtınada demir tarayarak motorları çalışmaksızın denizde sürüklenmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya parlamentosu, madencilik sektörüne aşırı kazanç vergisi öngören yasayı kabul etti

Yayınlanma

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma, madencilik ve metalürji şirketlerinden aşırı kazanç vergisi alınmasını öngören yasa tasarısını ilk okumada kabul etti. Maliye Bakanlığı 2027-2029 döneminde geçerli olacak yüzde 20 ila yüzde 30 oranındaki bu vergiden 683 milyar ruble gelir bekliyor.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Devlet Duması, madencilik ve metalürji şirketlerine yönelik aşırı kazanç vergisini içeren yasa tasarısını ilk okumada kabul etti.

Devlet Dumasının internet sitesindeki yasa tasarısı kartında yer alan bilgiye göre düzenleme, meclisin 2027 yılı federal bütçesi ile 2028 ve 2029 planlama dönemine ilişkin bütçe tasarısını ilk okumada onaylamasının hemen peşinden geldi.

Rusya Maliye Bakanlığının 2027-2029 bütçe paketiyle hükümete sunduğu tasarı, katı maden işletmecilerinden üç yıl boyunca ek gelir vergisi tahsil edilmesini öngörüyor.

Düzenlemeye göre madencilik şirketlerine uygulanacak vergi oranı katı madenlerin büyük bölümü için yüzde 30, altın üreticileri için ise yüzde 20 seviyesinde belirlendi.

Çıkarılan hammaddenin ortalama küresel piyasa fiyatının, 2025 yılı temel ağırlıklı ortalama fiyatını aşması durumunda ortaya çıkan ek değer verginin konusunu oluşturacak.

Vergi matrahının doğması için hammadde ortalama fiyatının 2026 yılında en az yüzde 10 artış kaydetmesi gerekiyor.

Sonraki dönemlerde ise temel fiyat kademeli endekslenecek; baz fiyat 2027 yılı vergi hesabında 2025 göstergesine kıyasla yüzde 10, 2028 yılı hesabında ise yüzde 21 oranında artırılacak.

Yasa tasarısı, ödenecek aşırı kazanç vergisi tutarını maden çıkarma vergisi düşüldükten sonra hesaplanan tahmini hasılatın yüzde 15’i ile sınırlandırıyor.

Maliye Bakanlığının hesaplamalarına göre bu yeni verginin bütçeye üç yılda toplam 683 milyar ruble gelir getirmesi planlanıyor.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliğinin projeksiyonları ise aynı makroekonomik varsayımlar altında toplam vergi tahsilatının yaklaşık 1,1 trilyon rubleye ulaşabileceğini ve bakanlık tahminini 1,6 kat aşacağını gösteriyor.

Maliye Bakanlığı uzlaşma açıkladı ancak iş dünyası kararı nihai görmüyor

Maliye Bakanı Anton Siluanov, 5 Ekim Pazartesi günü yaptığı açıklamada aşırı kazanç vergisi üzerinde iş dünyasıyla ortak bir paydada buluştuklarını duyurdu.

Federasyon Konseyindeki parlamento oturumunda konuşan Siluanov, yasa tasarısını hazırlarken girişimcilerin endişelerini dikkate aldıklarını ve ani fiyat dalgalanmalarının etkisini yumuşatacak bir mekanizma kurduklarını belirtti.

Siluanov meclis kürsüsünden yaptığı değerlendirmede, “Çok iyi bir çalışma yürüttük, iş dünyasıyla bir araya geldik ve aşırı kazanç vergisi konusunda uzlaşmaya vardık. Fiyatlarında ani sıçrama yaşayanların bu dalgalanmalarını törpüleyecek bir formül geliştirdik” dedi.

Rusya Sanayici ve Girişimciler Birliği Başkanı ve İş Dünyası Ombudsmanı Aleksandr Şohin ise RBK’ya yaptığı açıklamada Maliye Bakanlığının uzlaşma ilan etmesine rağmen konunun henüz nihai bir zemine oturmadığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya ve Afrika sivil gemilere el konulmasına karşı birleşti

Yayınlanma

Moskova’daki zirveyi tamamlayan Rusya ve Afrika ülkeleri, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasını deniz ticaretinin siyasi baskı aracına dönüştürülmesi olarak niteledi. Liderler 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne aykırı müdahalelere karşı ortak tutum alırken, Rusya Devlet Başkanı Putin ticaret gemilerine el konulması halinde dünyanın herhangi bir yerinde aynıyla karşılık vereceklerini kaydetti.

Rusya ile Afrika ülkeleri, Moskova’da sona eren Rusya-Afrika Zirvesi’nin sonuç bildirgesinde, Afrika kıtası bayraklı olanlar dahil sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına karşı ortak tavır aldı.

Zirve belgesinde taraflar, seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin bütün şartları karşılayan sivil gemilere yönelik bu tür adımların uluslararası hukuka ve 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi kurallarına aykırı olduğu durumlarda ortak bir duruş sergileyeceklerini kaydetti.

Belgede, “1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi dahil olmak üzere uluslararası hukuk normlarına uymayan durumlarda, Afrika Kıtası devletlerinin bayraklarını taşıyan ve seyrüsefer güvenliği ile deniz çevresinin korunmasına ilişkin tüm gereklilikleri karşılayanlar da dahil olmak üzere, sivil gemilerin haksız yere alıkonulmasına, ele geçirilmesine veya tutuklanmasına tutarlı bir şekilde karşı çıkılacaktır” hükmü yer aldı.

Taraflar ayrıca, ticari seferler yürüten gemileri hedef alan bu tür eylemlerin deniz ticaretini bir “ekonomik ve siyasi baskı aracı” haline getirdiğinin altını çizme konusunda mutabakata vardı.

Batılı ülkeler son dönemde Rusya ile bağlantılı tankerlerin alıkonulduğuna ilişkin çok sayıda adım attı.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, haziran ayında uluslararası yaptırımlar altında olan Tagor adlı tankerin alıkonulduğunu duyurdu.

Fransa mart ayında da Akdeniz’de Rusya’dan yola çıkan Mozambik bayraklı Deyna tankerini durdurdu.

Fransız makamları, söz konusu tankerin Rusya’nın gölge filosuna ait olduğunu değerlendiriyor.

ABD ise yılın başında Rus bayraklı Marinera tankerini yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle alıkoydu.

Rusya Ulaştırma Bakanlığı, Marinera vakasına ilişkin değerlendirmesinde Amerikan güçlerinin karasuları dışındaki tankere yönelik adımlarının uluslararası hukuku çiğnediğini vurguladı.

Putin ticari gemilere müdahalelere aynıyla karşılık verileceğini açıkladı

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ağustos ayında Yujno-Sahalinsk’te Pasifik Filosu komutanlığıyla gerçekleştirdiği toplantıda, Batılı ülkelerin Rus ticaret gemilerini ele geçirmesi halinde aynıyla karşılık vereceklerini söyledi.

Bazı ülkelerin uluslararası hukuku çiğneyerek Rus gemilerinin hareketini kısıtlamaya çalıştığını belirten Putin, bu ülkelerin “son dönemde gemilerimizi ele geçirme ve bizden yağmalanan malları satma fikrini geliştirdiklerini” ifade etti.

Putin toplantıda, “Eğer bu durum uygulamaya geçerse, aynıyla karşılık vermek zorunda kalacağız. Üstelik bu yanıtı gemilerimize baskınların planlandığı sularda vermek zorunda da değiliz. Kendi uygun ve gerekli gördüğümüz yerde, herhangi bir noktada veririz” dedi.

Rusya Devlet Başkanı daha önce tankerlerin ele geçirilmesine karşı “korsanlarla mücadele eder gibi” hareket edilmesini teklif etmişti.

Putin konuya ilişkin yaklaşımını, “Deniz hukuku çerçevesinde, dikkatli ancak kararlı” hareket etmek gerektiği sözleriyle özetledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English